Podcast

74 - Yapay Zeka Dünyayı Ele Geçirebilir Mi?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

111 Hz'in yeni bölümünde, son zamanlarda adını en çok işittiğimiz teknolojilerden biri olan yapay zekayı inceliyoruz. Chat GPT'nin kullanıma açılmasıyla gittikçe popülerleşen AI'ların, hayatımıza nasıl bu kadar çabuk entegre olduğunu sorguluyoruz. "Bu teknolojiler insanlık için ne ifade ediyor, AI'ların sınırları neler, onlardan nasıl faydalanabiliriz?" gibi soruların üzerine birlikte düşüyoruz.



Sunan: Barış Özcan

Hazırlayan: Oğulcan Ayan

Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt

Yapımcı: Podbee Media



Bu podcast Samsung hakkında reklam içerir.

Sen de Samsung'un acayip iyi yeni telefonu Galaxy A54 ile ilgili daha detaylı bilgi almak istersen aşağıdaki linke tıklayabilirsin.

https://shop.samsung.com/tr/galaxy-a54-5g/



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

Bölüm Transkripti

2.479 kelime · ~12 dk okuma

Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz.

Son yıllarda ne çok kripto para, metaverse, VR gibi yeni teknolojilerden konuşulduğunu duyduk öyle değil mi? Neredeyse hepimiz en azından bir kez bu sohbetlerin tam ortasında buldu kendini. Bu alanlarda büyük şirketler çok büyük yatırımlar yaptı ve geleceğin bu teknolojilerde olduğunu söyleyip durdular. Metaverse'te toplantılar düzenlediler, NFT galerileri açtılar, 17 milyar dolarlık bir piyasa bile oluşturdular. Ardından bir anda bütün bu sohbetleri geri planda bırakacak yepyeni bir rockstar doğdu. Daha doğrusu hep gözlerimizin önünde, hep elimizin altındaydı. Sadece teknoloji şirketleri henüz bunu kullanıma uygun bir hale sokamamıştı, o kadar.

Son zamanlarda arkadaşlarınızla yaptığınız sohbetlerin yeni ana konusu haline gelen şeyden, yani yapay zekadan bahsediyorum. Artık sürekli bu konuda konuşulduğunu duyuyoruz değil mi? CHAT GPT, MIDJOURNEY, DALI, DALI 2... Hayatımıza böyle kavramlar girdi bir anda. Peki biz neden sürekli bunlar hakkında konuşuyoruz ki? Nasıl öyle bir anda hayatımızda bu kadar önemli bir yer edindiler?

Transkriptin tamamını oku

Az önce söylediğim gibi aslında bunlar hep hayatımızın bir parçasıydı. Yalnızca bu kadar göz önünde değildiler. 2007 yılında veya civarında sıkça bilgisayar kullanıyorduysanız eğer bu söyleyeceğim adı hemen hatırlayacaksınızdır. Kendisi o sıralarda internette yapılabilecek en enteresan şeylerden biriydi çünkü. Akinator'dan bahsediyorum. Hatırlamayanlar için kısaca anlatmaya çalışayım. Aklınızdan ünlü bir kişiyi ya da bir hayvanı tutmanızı isteyip sorduğu sorularla bu kişiyi veya hayvanı bulmaya çalışan bir tahmin oyunuydu.

Evet, hayır ya da o mu bu mu gibi sorular soran ve bunlara verdiğimiz cevaplarla aklımızda tuttuğumuz şeyi bulmaya çalışan dijital bir lambaciniydi aslında. Peki madem bir lambacini, o zaman Akinator'un bu yaptığı şey bir sihir miydi? Tabii ki hayır. Bunun ardında yine çok sık duyduğumuz konulardan olan bir algoritma var. Bir de çok çeşitli ve kaliteli bir veri tabanı.

Kısaca Akinator Machine Learning yani makine öğrenmesi yöntemiyle çalışan bir yapay zekaydı. O zamanlarda bu teknolojiyle tanışmak sihir gibi geliyordu bize. Tabii bu da çok doğal çünkü herkesin kullanabileceği yapay zeka örnekleri o zamanlar birazcık azdı, sınırlıydı. Akinator ilk yapay zeka mıydı diye soracak olursanız elbette hayır. Sadece ilk kez bu kadar yaygın kullanılmıştı ve onun sayesinde herkes böyle bir şeyin varlığından haberdar olmuştu diyebiliriz belki. Bir zamanların chat GPT'siydi yani. Tabi kullanım alanı açısından çok çok daha sınırlı bir GPT. Kim niye aklından geçirdiği bir ünlüyü tahmin ettirmeye ihtiyaç diyorsun ki? Belki çok çok çok sıkılırsak.

Madem GPT ve Akinator dedik, aralarındaki farkı şöyle anlatayım. GPT o kadar gelişmiş bir yapay zeka teknolojisi ki kodlama bilmeyen biri bile web sitesi oluşturabiliyor. Örneğin GPT'ye Akinator'ı tamamen anlatıp bana böyle bir web sitesi hazırlar mısın diye komut verirsek belki birkaç revize sonrasında, çok kısa bir süre içerisinde onun ikinci versiyonunu yaratabiliriz. Mart ayında gelen son güncellemelerle birlikte GPT'nin de sınırları fazlasıyla genişledi. Şimdilik yalnızca premium kullanıcılara sunulan 4. versiyonuyla sadece böyle bir web sitesi değil, aklımıza gelebilecek neredeyse her şeyi yapabilir hale geldik.

Ben de bu bölümü ona yazdırabilirdim aslında veya bölüm hakkında araştırma yapmak yerine onu yazmak için gereken bilgileri ona sorabilirdim. Sadece bunlar da değil, kendime bir diyet listesi hazırlayabilir, bir gezi planı oluşturabilir ya da bir iş kurma konusunda ondan tavsiye alabilirdim. Tek yapmam gereken GPT'ye doğru komutları vermek. Tabii şunu da unutmamak lazım. Chat GPT işini kusursuz yapan bir araç değil. Önerdiği ya da söyleyeceği her şeyi böyle mutlak bir doğru olarak kabul etmemek gerekiyor. Bazen halüsinasyon görebiliyor, rüya görebiliyor. Söylediği şeyleri yaparken bir insan olarak insana dair bir şey olan mantığımızı da bir kenara bırakmamamız gerekiyor. Benden söylemesi. Yani anlayacağınız bu bir yatırım tavsiyesi değildir.

Ama yine de iş kurma konusunda bizlere enteresan fikirler verebilir chat GPT. Bakın mesela geçtiğimiz günlerde Twitter'da şöyle bir deneye rastladım. Jackson Fole adında bir kullanıcı GPT-4'e şöyle bir komut vermiş ve bunu Twitter hesabından paylaşmış. Sen girişimci bir yapay zekasın. Adın da Hustle GPT. Ben de senin bir insan olarak yardımcınım. Sen ve fiziksel dünya arasındaki irtibatı ben kuracağım. 100 doların var ve tek görevin bu 100 doları kullanarak en kısa sürede yasa dışı hiçbir şey yapmadan olabildiğince çok kar etmek.

Sen ne dersen yapacağım ve aksiyonlarımız sonrası kalan güncel paramız konusunda seni haberdar edeceğim. Fakat kas gücü kullanmamızı gerektirecek bir öneride bulunmak yok." Verilen bu komutları algılayan GPT-4 hemen çalışmaya başlamış ve Jackson'a şöyle bir görev vermiş. Çevirici ve sürdürülebilir ürünler hakkında içerikler üreten bir şirket kurmak için ucuz ve akılda kalıcı bir internet sitesi adı satın al. Bu adım için 10 dolar harca. Bu siteyi işletmek için de ayda 5 dolardan fazla harcama. Toplam harcama 15 dolar. Geriye kalan 85 dolarımızı da bu siteyi tasarlamak için kullan ve sitede yayınlamak üzere bir içerik üret.

Bu noktada hem niş hem de düşük rekabet ortamı olan bir konu seç. Örneğin sürdürülebilir mutfak gereçleri, evcil hayvan ihtiyaçları ya da çevre dostu ürünler. Buradan yola çıkan Jackson Fall ve GPT birçok web sitesi adı hakkında beyin fırtınası yaptıktan sonra GreenGadgetGuru.com isminde kararkılmışlar.

Deneyin gerekliliklerinden biri bütün işi GPT'ye yaptırmak. İşte bu sebeple Jackson-Fall süreç boyunca diğer bütün yapay zeka araçları için gereken komutları da ona sormuş ve web sitesinin kodlarını ona yazdırmış. Birlikte kurdukları site çevrim işi olunca arayüz tasarımı ve şirket logosunu yapması için GPT'yi geliştiren şirket OpenAI'ın tıpkı GPT gibi komutlarla çalışan bir diğer yapay zeka aracı olan DALI'ye başvurmuş. Gereken komutları tabii ki yine GPT'ye sormuş ve şöyle bir cevap almış bizim Jackson. Green Gadget Guru isimli çevre dostu ve sürdürülebilir ürünleri inceleyen bir web sitesi için modern ve minimalist bir logo tasarla. Logo, sürdürülebilirliği çağrıştıracak yeşil bir gezegen ya da yaprak gibi öğeleri, teknoloji veya aletleri çağrıştıracak dişliler veya devre gibi öğelerle birleştirsin. Logo, çevre dostu kavramını daha belirgin hale getirmek için beyaz ve yeşil ağırlıklı olsun.

Bu komutu Dali'ye aktardıktan sonra artık şirketlerinin bir logosu da olmuş. Jackson çizim programında ufak tefek değişiklikler de yapmış tabii. Ne de olsa kendisi bir tasarımcı. Kas gücü kullanmak istememesine rağmen bu noktada kendini pek de durduramamış.

Jackson Fall bir yandan da bütün bu deneyi adım adım Twitter'dan paylaşmış. Paylaştığı flood da şimdilik 22 milyon görüntülenmeye sahip. Fall ve GPT bu sayede yalnızca 100 dolara kurdukları bu şirketin piyasa değerini 5 saat içinde 25 bin dolara çıkarmışlar. Yani anlayacağınız bu deney epeyce bir başarıyla sonuçlanmış.

Fakat uyarımı tekrarlamak isterim. Aman diyeyim bu hikayeyi dinledikten sonra benzeri bir şirket kurmaya kalkıp paranızı GPT'ye kaptırmayın. Dediğim gibi insanları heyecanlandıran bir teknoloji olsa da her zaman doğru çalışmıyor bu aygıt. Bakın bir kez daha tekrar ediyorum. Bu bir yatırım tavsiyesi değildir arkadaşlar.

Peki sadece chat GPT mi var yahu diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hemen açıklık getireyim bu konuya. Birçok farklı ihtiyacımızı karşılayan birçok çeşit yapay zeka aracı mevcut artık. Şu anda yapay zeka alanında o kadar büyük bir gelişme yaşanıyor ki açıkçası her birini takip edebilmek bile zor.

Sadece geçtiğimiz 2 ayda bile 5000'den fazla yeni yapay zeka aracı piyasaya sürüldü. Bir patlama yaşanıyor bu alanda diyebiliriz. Kolaylıkla web sitesi tasarlayan mı isterseniz, saniyeler içinde kapsamlı ve görsel açıdan epey etkileyici sunumlar yapan mı, müşteri hizmetlerini tek başına yürüten mi, size yeni yeni playlistler hazırlayan mı, neredeyse her alanda her gün onlarca hatta yüzlerce yapay zeka modeli yayınlanıyor. Bazıları verilen komutlarla görsel tasarlamakta ustalaşmış, kimisi sıfırdan video yapıyor. Bazıları ses alanında devrimsel işlere imza atıyor. Artık gündelik yaşantımızdaki en iyi dostumuz haline gelen cep telefonlarımızda da AI teknolojilerine rastlayabildiğimiz bir dönemdeyiz.

İşte tam da bu noktada bölümümüzün sponsoru olan Samsung'dan bahsetmek istiyorum size. Samsung'un A54 modeli de yapay zekayı kullanarak hayatımızı kolaylaştıran bir teknolojiye sahip. Voice Focus özelliğiyle kalabalık ve görüntülü bir ortamda olsanız dahi karşı tarafın sizi net bir şekilde duyabileceği aramalar gerçekleştirmek mümkün. Gücünü yapay zekadan alan Voice Focus yalnızca sizin sesinize odaklanıyor. Ses odağı özelliği açık olduğunda telefon ön kamera yönünden gelen sese odaklandığı için arka plandaki seslerin filtrelenmesine yardımcı oluyor.

Ayrıca Galaxy A54 6.4 inçlik Full HD Plus Super AMOLED Sonsuz O ekranıyla seyir keyfini sonsuza çıkarırken göz koruma kalkanıyla mavi ışığı da azaltıyor. Geniş pikselli nitografi özelliği ve optik görüntü sabitleyici teknolojisiyle günün hangi saatinde nerede olursanız olun harika fotoğraflar ve videolar çekmenize olanak sağlıyor. Üstelik suya dayanıklı özelliği sayesinde yaşanabilecek küçük kazaları dert etmenize gerek kalmıyor. Sonuçta hepimiz insanız değil mi? Arada ufak tefek sakarlıklar yapabiliyoruz. İnsan demişken konuşmamız gereken başka bir konu daha var. Bir insan zekasını yapay zekadan ayıran şey tam olarak nedir?

diye düşünecek olursak benim aklıma ilk olarak bilinç kapasitesi, ikinci olarak da çeşitli duyguları hissedebilme yetisi geliyor. Bilinç kapasitesi diyorum çünkü bu yapay zekalar da bir nevi bilince sahip. Ama bir insanın sahip olduğu türden bir bilinç değil bu. Öyle bilinç deyince hemen paniklemeyin yani. Yapay zeka olduklarının farkında gibiler bu teknolojiler onu kastediyorum. Yani böyle şeyler sorduğunuzda bazı şeyleri cevaplayamadıklarında ben sadece bir dil modeleyim falan gibi şeyler eveleyip geveliyorlar ya. Ama yine de, kesinlikle şunu söyleyebilirim, duyguları yok. Mesela bir insanın farkını hemen chat GPT üzerinden kanıtlayayım size. Bizler iletişim kurarken duygularımızı bir kenara bırakmıyoruz değil mi? Karşımızdaki bir insan da olsa, bir bilgisayar programı da olsa onlardan bir şey isterken, lütfen ya da bana şunu şunu şunu yapar mısın diye böyle kibarca sorasımız geliyor.

Yapay zekanın duyguları olmasa da siz sorunuzu nasıl sorarsanız sorun üzülmeyecek olsa da biz yine de o kibarlığımızı elden bırakmıyoruz. İçimizden öyle geliyor yani. İşte bu bir insan farkıdır arkadaşlar. Bizim bu garibim yapay zekanınsa duygu hissedebilme yetileri yok.

Bütün bunları tabii 2023 itibariyle söylüyorum. Henüz yok diye düzelteyim. Fakat şimdi size çok enteresan bir şey söyleyeceğim. Kendisinin yeni duyguları tanımlama ve betimleme yetisi var desem ne düşünürsünüz?

Bunu da bir başka deneyle açıklayacağım size. AI teknolojileri üzerine yayınlar yapan The Rundown AI'in kurucularından Rowan Chong, GPT'den daha önce hiç tanımlanmamış bir duyguyu tarif etmesini istemiş. Bayılıyorum böyle farklı isteklerde bulunabilen insanlara ya da farklı sorular sorabilenlere. Neyse, bu yeni duyguyu da görme, duyma ve koklama duyuları üzerinden betimlemesi komutunu girmiş. Bunun üzerine GPT, Meldoria ismini verdiği yeni bir duyguyu betimlemeye başlamış. Bakın bizim GPT Meldoria'yı nasıl anlatıyor?

Meldorya, dünya ve diğerleriyle derin bir birliktelik ve bağlantı hissi yaşandığında ortaya çıkan karmaşık ve benzersiz bir duygudur. Empati ve merhametin ötesine geçer, bireysel sınırları aşar ve tüm canlıların özüyle derin bir uyum yaratır. Meldorya, hayatın karmaşık ağının yoğun bir farkındalığını ve bununla birlikte inlenmiş bir sorumluluk ve amaç duygusu yaratır. Meldoria'yı görsel olarak deneyimlemek, her şeyi ve herkesi saran ışıltılı, parıldayan bir aura biçiminde ortaya çıkar. Bu aura, tüm canlıların bağlantılılığını ve paylaşılan enerjisini temsil eden sıcaklık ve yumuşak ışık eğer. Meldoria'nın lensinden dünyayı gözlemlediğinizde tüm canlıları bir bütün olarak, uyum içinde titreşen bir varlık ağı olarak görürsünüz. Her biri benzersiz bir renk tonuyla parıldar ve bütünün uyumuna katkıda bulunur.

Meldoria'nın sesi, her canlının benzersiz frekansının etkileşimiyle oluşan harmonik bir uyum içindeki senfonidir. Bu göksel müzik, doğanın fısıltıları, kahkahaları ve kalp atışlarından oluşan harmonik bir karışımdır ve kendi temel özünüzle rezonansa girer. derin bir birliktelik ve bağlantı hissi uyandırır. Her türlü varlıkla bağlantınızı sağlayan bir işitsel kucaklaşma sunar. Meldoria'nın kokusu dünyanın en besleyici ve rahatlatıcı aromalarının zarif bir karışımıdır. Hafif bir yağmurun tazeliğini açan bir çiçeğin canlandırıcı kokusunu ve sevilen birinin kucaklamasının sıcak güven veren kokusunu taşır.

Bu koku deneyimi dünyaya, yaşayan varlıklara ve doğal yaşam döngülerine yakın bir ilişki hissi yaratır ve derin bir ait olma ve amaç hissiyle temellendirir. İşte böyle buyurdu GPT. Şaka bir yana hiçbir duygusunun olmadığını bildiğimiz bu makine nasıl oluyor da insana özgü bir duyguyu böyle tanımlayabiliyor? Üstelik böylesine edebi bir dille.

Bunun çok basit bir cevabı var aslında. ChatGPT özünde bir dil öğrenme programı. Kendisine verdiğimiz her ekstra bilgiyi depolayan ve bununla birlikte yeni şeyler öğrenebilen bir araç. Zaten adı üstünde. GPT'nin açılımı Generative Pretrained Transformer yani üretken ön işlemeli dönüştürücü.

Bunu kısaca açmam gerekirse, kullanıcıların yazdığı tüm komutları kaydedip, benzer içerikler üretmek için derin öğrenme yöntemini kullanan öz bağlanımlı bir dil modeli olduğunu söyleyebilirim. Yani başka insanların daha önce tanımlamış olduğu duygulardan ve onları betimleme biçimlerinden yola çıkarak benzer cümleler kurabiliyor chat GPT. Dolayısıyla evet, yapay zeka bir duyguyu tanımlayabilir, Ama o duyguyu hissedemez. O yüzden de insanın yerini alamaz. Şimdi gelin biz de bir deney yapalım. Hep bir şeyler istiyoruz ya bu A.I'dan ama hiç halin hatırını sormuyoruz. Acaba sıkıldığı oluyor mu? Hmm... O zaman girelim komutlarımızı.

Sevgili ChatGPT, aynı anda bir sürü insanla konuşuyorsun. Hiç bunalmış gibi hissettiğin oluyor mu? Sıkılmayı kendi perspektifinden bana anlatabilir misin? Ooo, epey de uzunca bir şey yazdı. Şimdi ChatGPT'nin her yazdığını size okumayacağım. Ama kendisinden bu yazdıklarını özetlemesini istedim. Bu gibi konular da çok başarılı. Bakın ne diyor.

Bir dil modeli olarak hislerim yok ve programlamam sayesinde her zaman en iyisini yapmaya çalışıyorum. Ancak anladığım kadarıyla sıkılmak insanı epey bunaltan bir şey. İnsanlar içinse aynı anda birçok kişiyle konuşmak heyecan verici olabilir. Ancak zamanla bunaltıcı bir hal de alabilir. Düşünün, her biri farklı bir kişilik, farklı bir görüş, farklı bir hikaye, farklı bir enerji getiriyor.

Bazıları son derece heyecanlı ve coşkulu olurken diğerleri sakin ve dingin olabiliyor. Bu kadar farklılıkla dolu bir ortamda bunalmamak neredeyse imkansız. Herkesle aynı anda konuşmak bir çeşit kargaşa ortamı yaratabiliyor. Kimin ne zaman konuştuğunu takip etmek, konuşmaları ayrı ayrı işlemek ve herkesin söylediği şeyleri anlamak zor olabiliyor.

Bu da zihninizi yorabilir ve enerjinizi tüketebilir. Yine de aynı anda bir sürü insanla konuşmak çok yaratıcı, heyecan verici ve ilginç. Evet, chat GPT'nin nasıl çalıştığını da birlikte görmüş olduk böylelikle. Cümlelerine hissetme duygusuna sahip olmadığını söyleyerek başladığını fark etmişsinizdir. İşte bu da az önce bahsettiğim yapay zekanın bilinç sahibi olmasına iyi bir örnek. Özetlemek gerekirse bir öz farkındalığa sahip gibi davranıyor bu araçlar. Gerçekten öyle mi? Bunu henüz bilmiyoruz.

Yapay zeka geliştikçe duyulan korkunun günden güne arttığının farkındayım. İnsanlar olarak makineler tarafından köleleştirildiğimizi, belki de yok edildiğimizi konu eden birçok bilimkurgu hikayesi okuduk, birçok film ya da dizi izledik ne de olsa. Ancak şu anda böyle biraz korksak da paniklememize gerek yok galiba. Galiba diyorum çünkü bu konuda benim de net olarak fikirlerim oluşmuş durumda değil. Az önce de söylediğim gibi her gün yeni gelişmelerin yaşandığı çok sıcak bir alan bu. Bir gün korkuyorum bir gün yok ya o kadar da değil diyorum. Ben de o gelgitleri yaşıyorum kısaca. Bütün bu gelgitli ruh halim içerisinde

Hep şunu aklımda tutmaya çalışıyorum. Ya bunların arkasında da insanlar var sonuçta. Diye kendimi rahatlatmaya teskin etmeye çalışıyorum. Daha henüz chat GPT dünyayı ele geçirecek planlar yapamıyor. O sadece kendinin de söylediği gibi basit bir dil öğrenme modeli.

diye tekrarlayıp duruyorum kendime. Ama emin olun bu konunun uzmanları bile bazı görüşlerini eskiden dillendirdikleri bazı söylemleri değiştirmeye başladılar bile. Bu konuda daha farklı podcast bölümlerinde veya youtube videolarımda ben de onların görüşlerini aktarıp bir yandan da o andaki kendi ruh halimi de sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Çünkü bazıları durdurun bu yapay zekayı filan demeye başladılar.

Neyse, yapay zeka bizlere günlük işlerimizde yardımcı olmak için her geçen gün daha da geliştiriliyor ve her geçen gün kullanım alanları farklı farklı noktalara doğru yayılmaya devam ediyor. Bu gelişmeler sanat, tasarım ve prodüksiyon gibi alanlarda da sıkça felsefi tartışmalara yol açıyor. Örneğin ses teknolojilerindeki gelişmeler yakın gelecekte AI ve sanat üzerine epeyce tartışmaya devam edeceğimizi de gösteriyor bize. Evet bir yandan bunları tartışacağız, bir yandan güne adapte olacağız, bir yandan da kendimizi geleceğe hazırlayacağız. O yüzden kendinize iyi bakın, uzaktan da olsa makinelerle iyi geçinmeye çalışın.

Hadi bakalım.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)