
1.865 kelime · ~9 dk okuma
Merhaba, ben Barış Özcan. 111 Hertz'e hoş geldiniz. Merhaba. Nasılsınız?
Ben Barış Özcan. 111 Hertz'in ilginç bir olguyu konuşacağız hep birlikte. Son yılların yükselen bir fenomenini. İnsanlar böyle mikrofona fısıldayarak videolar çekiyorlar. Bilmiyorum hiç karşınıza çıktı mı? Tıpkı şu anda benim yaptığım gibi sadece sessizce fısıldıyorlar.
Ama bu iş yalnızca fısıldamaktan ibaret değil. Parmaklarını masaya vuranlar ya da eline bir kağıt alıp fışırdatanlar ve daha buna benzer neler neler... Bu videoları bilmiyor olmanız imkansız gibi bir şey aslında. Ama diyelim ki yine de yahu böyle videoları kim, niye izlesin ki diye soruyorsanız şimdi kulaklarınızı dört açın. Çünkü bu türden videoları yükleyen YouTuberların bazıları milyonlarca takipçiye sahip.
Evet, doğru duydunuz. Milyonlarca insan oturup mikrofona fısıldayan, saçlarını tarayan veya başka bir şey yaparak sakin sakin böyle tıkırtılar, hışırtılar, buna benzer sesleri çıkaran insanları izleyip dinliyor. Hatta bu videoları o kadar çok izliyorlar ki artık reklamcılar bile dayanamayıp bu konsepte el atmış durumda. Mobilya devi Ikea, YouTube kanalında yaklaşık 25 dakikalık bir video yayınladı. Welcome to Ikea ASMR. Or as we like to call it, oddly Ikea. Today we're showing you how you can make your perfect college dorm room with Ikea's many perfect solutions. Video boyunca yumuşak bir ses, Ikea marka çarşafları okşuyor, yastıklara kılıflarını giydiriyor ve bir yandan da dokunduğu bu ürünleri tanıtıyor.
Yani bildiğiniz basbayağı bir reklam yapıyor. Normalde YouTube'da 15 saniyelik bir reklamı bile hiç düşünmeden geçeriz ama Ikea'nın bu 25 dakikalık reklamı tam bu podcast'i kaydettiğim Aralık 2021 itibariyle 3.1 milyon kez izlenmiş. İnsanlar böylesine upuzun bir reklamı gönüllü olarak defalarca izlemiş anlayacağınız.
Neden mi? Çünkü izleyenlerin söylediklerine göre bu sesler onlarda ASMR adı verilen bir hissin ortaya çıkmasına neden oluyor. ASMR yani Autonomous Sensory Meridian Response ya da Türkçesiyle Otonom Duyusal Meridyen Tepki. Pek bir anlam ifade etmedi değil mi? ASMR'ı tecrübe edenler bu hissi bir tür iç gıdıklanması olarak tarif ediyorlar. Böyle beyninizden başlayıp ense ve omurga bölgesine kadar uzanan bir tür gıdıklanma hissi. Tecrübe edenlerden bazıları buna beyin masajı diyor.
Dikkat ettiyseniz tecrübe edenler dedim. Çünkü bu sesleri dinleyen herkes ASMR'ı tecrübe etmiyor. Yani anlayacağınız bazı insanlar için tüm bu akım koca bir tuhaflıktan ibaret. İşte bu yüzden olsa gerek ki ASMR'ın adının konulması ve de popülerleşmesi epeyce bir vakit almış. Hatta ilk ortaya çıkışının da akımın kendisi kadar sıra dışı bir hikayesi var. Jennifer Allen adında genç bir kadın, 2000'li yılların başında yaşamış her genç gibi vaktinin hatırı sayılır bir kısmını internetin yeni dünyasını keşfederek geçiriyordu.
İlgi alanlarının başındaysa uzay videoları izlemek vardı. Fakat uçsuz bucaksız uzayın videolarını izlediği bazı zamanlarda tarif etmesi güç bir his yaşadığını fark etti. Jennifer uzayın sonsuzluğu karşısında büyülendiği anlarda ensesinden aşağıya doğru inen bir tür karıncalanma hissi yaşıyordu. Garip bir histi bu.
Neden oluyordu acaba? Başkaları da benzer videoları izlerken buna benzer hisleri yaşıyor muydu? Jennifer'ın bu duyguyu yaşayan başkalarının da olup olmadığını merak ettiğinde başvurduğu yer yine internetin ta kendisi oldu. O dönem hayatımıza yeni girmiş olan Google'ın arama çubuğunu karşısına aldı ve yaşadığı duyguyu kelimelere dökmeye çalıştı.
Şimdi bizler bugün ASMR'ın ne olduğunu 3 aşağı 5 yukarı biliyoruz. E buna dair bilgilere ulaşmak da nispeten daha basit. Ama Jennifer ne yazmalıydı o yıllarda? Uzay videoları ve iç gıdıklanması mı? Ya da ensede karıncalanma hissi mi? Jennifer arama motoruna ne yazarsa yazsın herhangi bir sonuç karşısına gelmiyordu.
Bu aramalarını uzunca bir süre boyunca düzenli olarak tekrar etti ama sonuç hep aynıydı. Ta ki 2009 yılına kadar. O zamana dek Jennifer'ın sonuç vermeyen aramaları Steady Health isimli bir mesaj panosunda karşılık buldu. Gönderinin başlığı ''İyi hissettiren garip his''ti. Tamamı büyük harflerle.
OKAY WHATEVER isimli bir kullanıcı girdiği bu postta tıpkı Jennifer gibi yaşadığı garip hissi tarif etmeye çalışmıştı. Bu his bazen birisi ona bir hikaye okurken oluyordu, bazen de bir arkadaşı kalemle avucunun içine bir şeyler yazarken. Kafasının içinde başlayıp tüm vücuduna yayılan bu garip hissi bir tür kaşınmaya benzetiyordu bu kişi ama insanın kaşıyım da geçsin diyemeyeceği türden bir kaşınma. 1487 isimli bir başka kullanıcıysa aynı duyguyu kendisinin de tecrübe ettiğini, özellikle bazı insanların yavaş bir tonda konuşmasını dinlerken yaşadığını belirtmişti. İşte yaşadığı bu hissi kafa derisinde bir karıncalanma gibi tanımlamıştı. Hatta bir adım daha ileri gidip bunu beyninden yayılan gümüşü bir kıvılcıma benzetmişti.
Tartışmayı başlatan OKAYWHATEVER'ın mesajının sonunda şöyle bir not vardı. Okay, whatever. Bu arada çok da komik bir isim bence bu ama neyse. Son söylediğinde kesinlikle haklı. Yazdıkları Jennifer'ın yıllar süren arayışını sonuçlandırmasına yardımcı olmuştu ne de olsa. Yaşadığı her neyse yalnız değildi ve bunu bilmek bile fazlasıyla rahatlatıcıydı. Fakat Jennifer burada durmadı ve bu sıra dışı hisse bir isim bulabilmek için kollarını sıvadı.
O sıralar yine aynı SteadyHealth forumunda ''Attention Induced Head Orgasm'' ''Dikkatle Tetiklenen Kafa Orgazmı'' gibi bazı isimler ortaya atılmıştı ama tahmin edeceğiniz gibi pek de kalıcı olamadılar. Jennifer ise birkaç beyin fırtınasının ardından ''ASMR'' isminde karar kıldı. Şimdi böyle ''ASMR'' diye İngilizce telaffuz edip duruyorum. Bir açılımını tekrar yapayım. Burada ''A'' harfi yani ''Autonomous'' yani ''Otonom''
S, S harfi sensory, duyusal anlamlarına geliyor. M, meridian, meridyen. Bu da geleneksel Çin tıbbında insan vücudundaki enerji hatlarını tarif etmek için kullanılan bir terim. Son harf R, yani R harfi ise response, yani tepki anlamlarına geliyor.
Sonuç olarak vücudun enerji hatlarında otonom olarak gerçekleşen duyusal tepkiler diye çevirebiliriz. İşte bu cümleyi her seferinde kullanmamak adına İngilizce kısaltmasını kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü gerçekten biraz uzun, biraz karışık ve böylesine nadir ve sıra dışı bir hissi tarif etmek için de ancak yeterli olabilecek bir tanımlama bu. Sonuçta bu uzun ve karışık ismin konulmasıyla yani ASMR denilmesiyle ortaya da neredeyse bir akım diyebileceğimiz işte böyle bir fenomen çıkmış oldu. Jennifer bu ismi bulmasından bir yıl sonra SteadyHealth'daki mesaj panosunda Facebook'ta bir ASMR grubu kurduğunu duyurdu.
Bu grup büyük bir hızla büyüdü ve çok geçmeden, neredeyse her kıtadan üyeye sahip, dünya çapında bir topluluğa dönüştü. Ve ilk kez bu grupta, özellikle ASMR tetiklemesi için kayda alınmış bir takım videolar ya da ses kayıtları paylaşılmaya başlandı. bu yüzden youtube'da hiç bir video bulamadım. Dinlediğiniz bol statikli bu ses kaydı da işte bu videoların ilki, yani tarihin ilk ASMR videosu diyebiliriz. Whisper One Hello, yani Fısıltı Bir Merhaba isimli bu video, devamında oluşturulacak sayısız ASMR videosunun ilk ve tipik bir örneği. Rahatlatıcı bir tonla mikrofona doğru fısıldayan bir kadın sesi.
Eğer ASMR'ı zaten daha önceden deneyimleyen biriyseniz bu anlattıklarımı aslında çok iyi bildiğinize eminim. Peki ya bu türden seslerin neden böyle duygusal ve fiziksel tepkilere yol açtığını hiç merak ettiniz mi? Yani nedir bu işin açıklaması yok mu şöyle bilimsel bir izah? Açıkçası bu konu üzerine eğilen çok fazla bilim insanı yok. Çünkü bu durum, Okay Whatever'ın da belirttiği gibi bir rahatsızlık ya da hastalık değil. Aksine tecrübe edenler ASMR isimden bir hayli memnunlar. Bu yüzden de bilim dünyası için öyle aciliyeti olan bir konu değil.
Yine de böylesi sıra dışı bir fenomene karşı kayıtsız kalamayan bazı meraklı araştırmacılar da yok değil. İşte onlardan birisi de Dr. Craig Richard. Kendisi ASMR üzerinde araştırmaların yayınlandığı ASMR University adlı web sitesinin de kurucusu, aynı zamanda brain tingles yani beyin karıncalanması adlı kitabın yazarı.
İşte Dr. Craig de berberde tıraş olurken ya da göz muayenesi sırasında koltuğunda otururken tecrübe ediyormuş bu hissi ki bu arada ben de bazı berberlerde tıraş olurken benzeri duygular yaşıyorum. İşte onun bir adı olduğunu öğrenince epey heyecanlanmış ve bir bilim insanı olarak literatürü taramaya koyulmuş. Fakat bu konuyla ilgili tek bir çalışma bile yapılmadığını görünce hayal kırıklığına uğramış başlangıçta. Ama yine de bu durum merakının daha da büyümesine yol açmış ve Craig internette ASMR'la ilgili bulabildiği tüm yorumları okumaya başlamış. İşte bu noktada tüm bu deneyimlerin ortak noktasını keşfetmiş.
Craig'in araştırmalarına göre ASMR'ın tetiklendiği her senaryoda ortak bir tema var. Nazik ve şefkatli birinden pozitif ve kişisel bir ilgi. saçımızı kesen bir berber ya da gözümüzü muayene eden bir doktor ya da bir problemi çözmek için yardımcı olmaya çalışan bir öğretmen gibi. Hatta öyle ki YouTube'da ASMR videoları üreten bu, hadi adına ASMR sanatçılarının diyelim, birçoğu kamera karşısında bu rollerden birine bürünebiliyor. Craig de yaptığı beyin taramalarında ASMR videolarını izleyenlerin beyninde belirli bir bölgenin aktif hale geldiğini görmüş.
Bu bölgenin gerçek hayatta, nazik ve şefkatli birinden yakın ilgi görüldüğünde aktive olan bölge olması sanıyorum ki benim gibi artık sizi de pek şaşırtmıyordur. Kendisi ayrıca Jennifer Allen'ın da yardımıyla tam 30.000 kişinin katıldığı bir araştırma yapma fırsatını da yakalamış ve bu araştırmaya göre ASMR videolarını izleyenlerin stres seviyesi azalıyormuş ve uykuya dalmaları da kolaylaşıyormuş. Üstelik bu sonuçlar kaygı bozukluğu ya da insomnia tanısı konmuş katılımcılar için bile geçerliymiş.
Hatırlarsanız başta ASMR'ı herkesin tecrübe etmediğini söylemiştim. Belki siz de şu dakikaya kadar duyduklarınızda herhangi bir şey hissetmemiş, benim anlattıklarımla bir empati kuramamış olabilirsiniz. Eğer öyleyse yok ya bende olmuyor bu ASMR demeden önce bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum. Çünkü bu ASMR sanatçıları içerisinde Birisi var ki, eminim sizler de tanıyor olabilirsiniz ya da onu izlemiş olabilirsiniz ve onu izlerken bir tür ASMR deneyimi yaşamış olabilirsiniz.
Buradaki küçük ağaçlar biraz daha yakın, biraz daha detaylı görüyorsunuz. Biraz daha destansız. Bazılarınız onu sesinden tanıdı bile. Ama tanımayanlar için bir ipucu vereyim isterseniz. Diyelim ki hafta sonu uyandınız. Böyle oh okul yok, iş yok, dert yok, tasa yok, üzerinizde pijamalar var. Onlarla miskin miskin salona gidip televizyonu açtınız ve kanalları gezerken kıvırcık saçlı, sakallı, gömleğinin yakası açık, rahat bir adama denk geldiniz. Bir elinde palet, diğer elinde fırça, ekranda tuvali ve kendisinden başka hiç kimse yok.
Büyük bir keyifle boş duvali insana huzur veren manzara resimleriyle doldururken, bir yandan da sakin bir ses tonuyla sizinle konuşuyor. Size resim yapmayı öğretiyor. Hata mı yaptınız? Sorun değil. Çünkü onun dünyasında hatalar yok. Yalnızca mutlu kazalar var.
Bahsettiğim bu kişinin ünlü ressam Bob Ross olduğunu tahmin etmişsinizdir sanırım. Evet, kendisini ASMR'ın adının konmasından yıllar önce kaybettik belki ama o ASMR dünyasında bir idol haline gelip yaşamaya devam ediyor. Çok da haksız bir düşünce değil çünkü gerçekten de iyi bir ASMR sanatçısının tüm niteliklerine sahip. Yumuşak bir tonda konuşmak, şefkat dolu cümleler kurmak, Fırçanın paletle ya da tuvalle buluştuğunda çıkardığı o sesler, bunların hepsi bir araya geldiğinde yalnızca bir resim programı değil, insanı gevşeten ve dinlendiren komple bir deneyim yaratıyor. Peki tüm bunlardan ne çıkarabiliriz? Neden mikrofona fısıldayan insanlar ASMR denen bu hissi uyandırıyor ve neden bu his kaygılarımızdan bir anlığına da olsa sıyrılmamızı sağlıyor?
Buna net bir cevap verebilmek güç belki ama oldukça olası bir ihtimal için eski bölümlerimizden birinden, beyaz gürültüden ipucu alabiliriz. Hatırlarsanız beyaz gürültünün de en yaygın etkilerinden birinin uykuya dalmayı kolaylaştırması olduğunu söylemiştim o bölümde. Hatta yolculuklarda tüm konforsuzluğuna rağmen uykuya dalmamızın sebebi de yine bu beyaz gürültüydü. İşte beyaz gürültünün bu etkisinin muhtemel sebebi onu ilk duyduğunuz yerin daha anne karnı olması. Bu sesi duymanın da bize o anne karnındaki huzurlu, sakin ve güvenli dönemimizi hatırlattığını, bu yüzden bizi rahatlattığını konuşmuştuk. Şimdi...
Bu hatırlatmanın ışığında gelin tekrar ASMR'a dönelim. Ne demişti Dr. Craig Richard? ''Nazik ve şefkatli birinden gördüğümüz yakın ilgi.'' Sizce de tüm bu fenomen bize küçük yaştan itibaren annemizden gördüğümüz ilgiyi biraz anımsatıyor olamaz mı?
İlk ASMR videosu Whisper One Hello'daki sesleri hatırlayın. Nazikçe konuşan bir kadın sesi. Mikrofona, masaya ya da herhangi bir yüzeye nazik dokunuşlar. Kim bilir, belki de tüm bu sesler bizi çocukluğumuza, annemizden yakın ilgi gördüğümüz, güvende ve huzurlu hissettiğimiz o anlara geri götürüyordur.
Ya da kim bilir, belki de ASMR, stresten, endişelerden, sorumluluklarımızdan uzaklaşmak için hayatın daha basit olduğu bir evresine döndüğümüz bir tür psikolojik zaman yolculuğudur.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.