Podcast

314: Trend Spor: Türk Sporunda Yeni Trend: Voleybol

Trend Topic

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Spor'da bu hafta A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın Avrupa şampiyonluğunu, Türkiye'de voleybolun gelişimini ve geleceğini değerlendirdik. Voleybol gündemine ek olarak da üç büyüklerin son transferlerine ve Avrupa kupaları kadrolarına değindik. Keyifli dinlemeler!

Konuk: Temmuz Sayın
Twitter hesabı: VSever 2.0



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

6.799 kelime · ~34 dk okuma

Trendspor'dan herkese merhabalar. Bu haftaki sporda tek trend konumuz belki de voleybol zaten. O kadar dominant bir haftaydı ki voleybol gündemi açısından. Burada ağırlıklı olarak voleybolu konuşacağız ve futbolda da son transferler gerçekleşti ve üç büyükler Avrupa kadrolarını verdiler. Bunlar üzerine de programın sonunda değineceğiz. Ama öncelikle konuğumuz temmuz sayın ve başlıyoruz.

Temmuz hoş geldin. Hoş bulduk. Voleybol sever Twitter hesabının da adminisin aynı zamanda. Oradan da kendisini takip edebilirsiniz. Temmuz sana şunu soracağım öncelikle. Şampiyon olduğumuz gece aynı anda Süper Lig'de işte Fenerbahçe'nin Ankara Gücü maçı var. Ve Ankara Gücü stadı da full. Bir yandan o maçı izlemeye çalışıyorum, bir yandan şampiyonluğu izliyorum ve

Ankara gücü taraftarı mağlup olmasına rağmen maçı bırakıp son dakikalarda Türkiye Türkiye diye büyük bir tezavrata girişti. Başka bir sporun, futbol dışındaki başka bir sporun Türkiye'de bu kadar öne geçebileceğini ve bu kadar trend olabileceğini düşünmüyordum açıkçası. Fakat bu konuda gerçekten son dönemde voleybolun müthiş bir yükselişi var. Ne düşünüyorsun bu konuyla ilgili?

Transkriptin tamamını oku

Yani çok uzun bir süreç bu. Ben de sanmıyordum. Ben de voleybolun futbolu geçmesinin dışında bu kadar popüler olabileceğini asla zannetmezdim. Çünkü ben uzun süredir takip ediyorum. Olimpiyatlardan sonra özellikle başlayan artış, yani voleybol izleyicisi %80'i falan, mevcut voleybol izleyicisinin olimpiyatlardan sonra başladı. Belki de bu yaz, şu an kulüp sezonuna geçmediğiniz için bilmiyoruz ama bu yazda da yine o olimpiyatlardan sonraki artışa rağmen yine bir artış olmuş, iki katına çıkmış olabilir.

İnanılmaz bir trend var. Dünyada buna benzer bir sporun popülerlik olarak artış yaşamışlığı var mı bilmiyorum. Zaten şu anda da voleybolun en popüler olduğu ülke muhtemelen. Tayland'da falan çok popüler ama bu kadar insanların sokaklara çıkıp... Sen statları söyledin. Onun dışında mesela birçok parkta, birçok meydanda... Muhtemelen 1 milyona yakın kişi de bu parklarda, meydanlarda izledi. Çünkü ben Twitter hesabımdan bu meydanlara gidebilirsiniz, parklara gidebilirsiniz diye böyle 25-30 yer paylaştım.

Yorumlarda belediyeler, diğer insanlar... Bakın şurada da yapılıyor. Bakınca böyle. 200-300 meydanlık, parklık yerlerde 2000-3000 kişinin izleyebileceği minimum. O civarlarda insanların olduğu yerlerde voleybol maçlarının yayınlandığını gördüm. Ben hiç dünya voleybolunda da böyle bir şey görmedim. Diğer sporlarda zaten dediğim gibi basketbolda, Türkiye'de popüler olduğu dönemler oldu. Ama hiç bu kadar olduğunu hatırlamıyorum ben de.

Çok uzun bir süre. 2000'lerin başında hem basketboldaki Avrupa şampiyonası başarısı hem de voleybolda o dönemde Neslihanlarla birlikte gelen bir başarı dönemi vardı. Orada da futbol dışında basketbol ve voleybola bir kayma olmuştu gerçekten. Ve sen çok daha yakın bir tarihi söyledin. Olimpiyatlardan sonra çok müthiş bir yükseliş var diyorsun. Bence şöyle bir durum olmuş olabilir. Son 20 yılda zaten Neslihan'ların dönemiyle birlikte bir kıvılcım çakılmıştı ve sanki orada bir kor duruyordu yani. Yanmayı beklenen bir alev vardı orada. Ve işte son Sokrates yayında da işte denk geliyor. İlk indi sanırım. Neslihan'ı görünce heyecanlanıyor falan yani. Bir bağ vardı muhtemelen Türk halkıyla da ilgili. Hatta o dönemlerde en çok izlenen işte Talk Show, Beyaz Show'a falan voleybolcuların çıktığını, programlar yaptığını falan hatırlıyorum. Bir ara yine böyle Türkiye'de gündem olmuşlardı.

2012 yılında Olimpiyat biletini alan ilk takım sporu olmuştu. O dönem çok popüler olmuştu. Aslında bakınca bence voleybol 3 aşamada geldi buraya. 2003 dedin. 2003'te Avrupa ikinciliği. Devamında 2012. Aralarda belli süreçler var. Sıçramalar yaşanıyor ama belli sürekli bir başarı sağlanmıyor. 2003-2012 arasında. Yine 2012'den 2018'e kadar. Guideddin'in göreve gelişiyle birlikte. Biraz daha belli seviyede başarılar yakalanmaya başlıyor. Biz Avrupa üçüncüsü olduk.

mesela 2011'de. 2013'te çeyrek finalde elenmiştik. 2015'te dördüncü olmuştuk. Onun dışında bu şu an Viyanel'de son şampiyon olduğumuz Viyanel'de. 2011'de üçüncülüğümüz var. Onun dışında 2018 yılından sonradan sürekli yer finali oynamaya başladık. Grand Prix'lerde eski versiyonu. Oralarda başarılarımız yok. Dediğin gibi belli aşamalar var ama bunun sürdürülebilir şekilde devam edişi son 5 yılda. Bunlar sadece başarı da değil bence. Ülkenin konumuyla da biraz. Futbolda Euro 2020'de biz başarısız olduk, basketbolda bir süredir başarısız oluyoruz. Voleybol her zaman başarılıydı ama şu an bir dal olarak kaldı. Diğerleri gerileyince, voleybol yerinde sabit kalınca da. Bence bu şekilde oldu. 20 senelik süreç var ama sadece voleybolla da alakalı değil bence bu. Ülkenin genel durumuyla da alakalı.

Diğer sporların düşüşünün voleybolu yükseltmiş olabileceği yorumun çok mantıklı geldi bana. Çünkü futbol seyircisini çok yakından biliyorum ve futbol seyircisi son 15 yıldaki kaos ortamından, sürekli değişen kararlardan, şike süreçlerinden, başka şeylerden o kadar müzdarip oldu ki yani taraftar olan acı çekti, ilgi duyan oyuna dair bir şey izleyemedi ve gerçekten orada bir soğukluk varken voleybol çok daha taze. çok daha sevilmeye açık bir spor olduğu için o açıdan da dediğin gibi yükselmiş olabilir ama herhalde 21. yüzyıldan önce yok yani. Bütün bu voleybol tarihimiz 21. yüzyılla başlayıp hızla büyüyor.

Yani var böyle bir şey var ama ilk büyük başarı 2003'te başlıyor. Onun öncesinde çok yatırımlar oluyor. Ediz Acıbaşı, o dönem kurulan banka takımları falan var birkaç tane. Sonrasında Vakıf Bank'ın Güneş Sigortaları'yla birleşmesi derken ligin yükselişi 2008'de başlıyor. Biz 2008-2009'dan itibaren Gamavan'ın Fenerbahçe'ye gelmesi. Bence o Türk Kulüp Foleybolu'nun dönüm noktalarından biri. Acıbadem sponsorlu Fenerbahçe'ye. Oradan sonra ligin de yükselmesiyle birlikte. Son 15 yılda kulüp voleybolu yükseliyor. Onun öncesinde de yatırımlar yapılıyor. Büyük voleybolcular geliyor. Son 15 yılda kulüp voleybolu yükseliyor. Son 20 yılda da yükseliyor milli takım voleybolu. Neslihan'ın çok büyük bir yıldız olması. Oraya voleybol sporunu izletmesi. 2012'deki ilk olimpiyat kotası olan kadın voleybol milli takımımızın.

son 5 yılda da düzenli başarılar derken bu istikrarlı bir başarılı şekilde voleybol ülkesine dönüştük. Böyle sürecin sonunda bir istikrar sağlanıp o istikrarla birlikte kitle de buna tutundu. Ayrıca ben mesela hani sen futbol söylemiştin hani şike falan dedin ama ben mesela Avrupa maçlarını izliyordum ben diğer ben çoğu spor branşını izlerim ben basketbolu çok severim mesela. Ama basketbol milli takımımız çok kötü yönetiliyor. Biz 2014 yılından beri büyük bir turnuvada iyi oynadığımız bir turnuva yok bence 2014 Dünya Şampiyonası. 2015'i izledik, 2017'i izledik. Hep böyle ön turlarda eğleniyoruz. Futbola baktığımızda büyük maçlarda ben Şampiyonlar Ligi maçlarında ara ara bakıyordum. Sürekli yeniliyorsun, sürekli yenildiğin için ben bir süre sonra hiç futbol izlemeye başladım. Basketbol milli takımını daha az takip etmeye başladım. Bakıyorsun voleybol takımına, sürekli Avrupa şampiyonu oluyor. Mesela Vakıf Bank'ın 2011 yılından beri 6 kez Avrupa şampiyonluğu var. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu. Edzelcibaşı bir kez oldu, Fenerbahçe bir kez oldu. Dünya şampiyonlarında yine 5-6 şampiyonluğumuz var. Sanırım yine 6 şampiyonluğumuz var. Sürekli başarı geliyor. Bir yandan da insan başarıyı da izlemek istiyor. Sürekli başarısız olduğunda olmuyor. Hani dediğin gibi. Peki kulüpler demişken orada da kafamda merak ettiğim bir soru var. Şimdi Eczacıbaşı, Vakıfbank ve Fenerbahçe bunların üçü de işte İstanbul'un kulüpleri. Ve bunların salonları da bayağı dolmaya başladı. Yani hatta bilet bulamayan arkadaşlarım falan oluyordu benim artık bu sezon. Hani bunu futbola, basketbola baktığımız zaman hiç dolmayan statlar dolu yani futbolda.

Fakat diğer şehirlerde, Anadolu'da falan voleybola karşı bir ilgi artıyor mu? Ve bu üç büyük kulüp dışında yükselmesini beklediğin, yatırım yapmasını beklediğin kulüpler olacak mı? Mesela ligde canlanacak mı izleyen açısından? Bence bu sene ligin orta sıra takımları son yıllara oranla kalitesinde bir artış oldu. Transferlere baktığımızda ben rekabetçi bir lig bekliyorum kalite olarak. Anadolu'da takım var mı sorusun? Anadolu'da Voleybol Federasyonu erkek milli takımını genelde bu amaçla kullanıyor. Konya'da maç yaptırıyor, farklı şehirlerde, Trabzon'da. Malatya'da Türkiye Kupası'nı oynatmıştı. Oraya voleybol takımları gidince salonlar doluyor. Antalya'da VNL oynandı, yine salon doldu. Türkiye genelinde de bir artış var kesinlikle.

Kulüp takımı olarak da Kuzeyboru yatırım yapıyor, Aksaray takımı. Onun dışında Nülüfer Yıllar'da yatırım yapıyor Bursa'dan. Aydın Belediyesi var, Aydın Büyükşehir Belediyesi. Onun öncesinde yine Ege tarafından Seramiksan vardı. Muğla'da oynuyordu sanırım. Onun da salonları hep doluyordu. Voleybol ilgi çok yüksek değildi. O dönemler Meryem Boz oynuyordu Seramiksan'da. Meryem Boz mavi şimşek nakablı oyuncumuz.

O zaman da ben maçlarını falan izlerken, oralarda pek şey olmadığı için... Futbol takımları o kadar ön planda olmayan yerler, diğer basketbol takımları, başka spor takımları, başka spor kulüpleri olmayan yerlerdi. Voleybol ilgi hep vardı. Salonlar doluyordu. Ama son dönemde bununla ilgili sadece İstanbul'da kalmadı. Bu Ankara'da kalmadı. Çünkü ligler Şifresi kanalında yayınlanıyor voleybolda.

Bütün maçlar da özellikle bu pandemiden sonra olmuştu. Pandemiden sonra Misti.com YouTube'dan yayınlamaya başladı ücretsiz. Herkes maça açıp izleyebiliyor. Futbolda paralı yayınlar. Basketbolda maçların yarısı paralı, Basketbol Ligi'nde. Şu an ben baktığımda da voleybol ilgi şeyden de daha yüksek bence. Basketbol Süper Ligi'nden daha yüksek bilgi var, Voleybol Sultanlar Ligi'ne. Kesinlikle ilgi var. Saydığım takımlar da devam ediyor. Alttan gelen takımlar da var.

Zaten Ankara sürekli voleybola'ya yatırım yapan bir şehir. 3-4 tane, 2-3 tane kulübü oluyor hani ilk de. Hem Efe'ler Ligi'nde hem Sultanlar Ligi'nde genelde. Böyle yani, bunları söyleyebilirim. Var kesinlikle ilgi ve yatırım da yapılmaya devam ediliyor küçük ülkelerde. Birkaç tane çıkan takımlar var. Biz voleybol ülkesiyiz söylemenin altı doluyor diyorsun yani. Ve çok hızlı bir şekilde doluyor yani.

Yani çok hızlı değil aslında. Çünkü ben voleybol dediğim gibi uzun süredir, 15 senedir yakından takip ediyorum. Onun öncesinde de bizim evde sürekli voleybol izlenirdi ama oturayım ligi izleyeyim gibi bir şey olmuyordu. O süreçte baktığımızda Dünya'nın en iyi oyuncuları geliyor mesela. Bunu yabancı oyuncular da söylüyordu. Dünya'nın en iyi oyuncuları boş salonlarda oynuyordu bu 2021 olimpiyatlarına kadar. Boşkoviç mesela Dünya'nın en iyi oyuncusu olarak görülüyordu uzunca bir süre.

2016'dan beri burada. 2021'e kadar boş salonda oynamıştır. Boş golcüde gidip maçtan sonra imza alayım desen alamazsın. Yaklaşman biraz zor. Çünkü çevresi kalabalık oluyor. Bilet bulamıyorsun maçlara. Böyle oyuncular... Ben mesela 2019 yılında Yonkon Kim, Eczacıbaşı'nda oynuyordu. Gidip imza alabilmiştim. Yonkon Kim de tarihinin en iyi oyuncularından biridir. Natalya Zilyo vardı. Onunla da mesela gidip imza alabilmiştin. Görüşüp fotoğraf çektirebilmiştin. Ama şu an bunu yapman çok mümkün değil. Yani öyle söyleyeyim. O kadar kolay olmadı ama bu olimpiyatlarla birlikte yavaş yavaş dediğin gibi halk bazında hani zaten bence şu an hani halk bazında voleybol ülkesi olduk ama işte diğer alanlarda ne bileyim basında hani şu an yani birkaç tane voleybol sitesi var ama mesela Polonya'ya baktığımda ben Polonya'da mesela çok daha fazla kaynak var voleybolla ilgili ve bununla ilgili üretilen içerikler de daha kaliteli. Biz hani şu an o noktaya gelmedik ama zamanla geleceğiz çünkü ilgi çok büyük ve yavaş yavaş buraya da insanlar yöneliyor.

O zaman yavaş yavaş şampiyonlara geçelim. Bilhassa bu Guidetti ve Santarelli değişikliği tabii çok konuşuldu. Bir de finalde de karşı karşıya geldik. Yani en büyük değişimi nerede görüyorsun? Yani Santarelli ve Guidetti değişimi ve beklenen şampiyonluğun Santarelli ile gelmiş olması... Bazıları şey diyordu işte, Guidetti engel diyen de var. Tam tersine, hayır bu takımı şampiyon takımı hazırlayan ve büyüten hoca Guidetti diyen de var. Neresinde duruyorsun? Guidetti'nin ben milli takım kariyerini düşünürsek hani

Güydetli 2017 yılında milli takımın başına geldi. Ve 2017 yılında Neslihan'lar, Gözde'ler... 2018 yılında Neslihan bıraktı. İlk senesinde Neslihan, Gözde ile oynadı ve Avrupa Şampiyonası'nda bronz almıştı Güydetli. Ondan sonraki sene büyük oyuncular bırakıyorken... O ara Nas doğum arası verdi. Neslihan bıraktı volleybolu, Gözde bıraktı. Esra Gümüş vardı, Gülden Kayalar vardı, İlberoğullarımız.

Bir jenerasyon çok önemli bir jenerasyon bırakıyordu. Biz bu jenerasyonumuz, bizim o jenerasyonumuz. Vargas eklenene kadar biz bu jenerasyondan daha güçlü bir jenerasyon olarak görüyorduk bu seneye kadar. Ama biz o jenerasyonla başarı yakalayamamıştık. O jenerasyon bıraktıktan sonra da bende de genel voleybol kitlesinde de voleybol artık milli takımlar düzeyinde birkaç sene sıkıntı yaşayacağız gibi geliyor gibi böyle yorumlar yapıyorduk. Voleybol ilgi de biraz düşmüştü. 2017 senesinde çok azalmıştı voleybol ilgi. 2016 oyun fiyat elemelerinde bile tanınamamıştı. O zaman yanlış antrenör tercihleri falan oldu.

Ferhat Akbaş çok tecrübesizken getirildi milli takıma. Onun öncesinde Barbolini, yine Barbolini'nin geldiği sene. Çok iyi geçmedi o dönemler. 2012'den sonra, biz olimpiyat biletini aldıktan sonra az önce bahsettim. 2012-2017 arasında biz hiç kullanamadık mevcut jenerasyonu. 2018'de Guidetti geldiğinde yeni bir takım kurdu. Hande, Ebrar. Hande zaten milli takımdaydı ama ön planda değildi. Genç oyuncu kadroya giriyordu sadece. Hande, Ebrar, Zehra, Cansu...

O zamanlar bu oyuncuların hepsi 20 yaşına yeni yeni giriyordu. Ebrar 18 yaşındaydı, Zehra 19 yaşındaydı, Hande 20 yaşındaydı, Cansu 21-22 yaşındaydı. Bu oyuncularla bir takım kurdu Güydetli. 2020 olimpiyatlarında da bizim gitmemiz o kadar kolay değildi, büyük bir başarıydı. 2020 yılına kadar, Kore maçına kadar, kimsenin unutmadığı, inşallah 2024'de Paris olimpiyatlarında onu telafi edeceğiz ama... Kimsenin unutmadığı maça kadar Guideddin'in koçluğu bence gayet iyi gidiyordu ve yeni jenerasyonu da takımı adepte etmişti. Ondan sonrasında takımla Kore maçından sonra başlayan süreç yavaş yavaş Guideddin'in performansı düştü milli takımda. Oyuncularla biraz arası, o eski ilişkisini kaybetti. Eskiden Guideddin ile ilişkileri daha sağlamdı, daha iyi, daha pozitif bir ilişkileri vardı. Guideddin 2021 yılından sonra 2022'nin sonuna kadar

İyice ilişkiler açıldı. O süreçte biraz takıma engel olmuş olabilir ama... ...Güydettin'in sahip olduğu takımın... ...şu anki kadar kesinlikle güçlü bir takım değildi. Çünkü Vargas dünyanın en iyi oyuncularından biri ve Vargas'a sahip değil. Vargas finalde 41 sayı aldı bize. 3-2'lik bir tam maç. Sırbistan maçı. O maçta mesela vargası olmasa en az 41 sayılık bir katkısı olmayan oyuncuyla mesela 2019 yılında bu yeni jenerasyonu adapte ederken Güydet yine final oynatmıştı. Biz 9-6'da öne geçtik final setinde, oradan kaybetmiştik maçı. Güydetti belki son dönemdeki koçluğuyla takımı biraz skeç vurmuş olabilir ama onun öncesinde kesinlikle takımı yükselten iyi bir koçtu. Şu an devam etse de başarı kazanabilir mi? Ondan emin değilim çünkü Santarelli biraz daha farklı değişiklikler yaptı ve Güydetti'nin sağ dışındaki olayları saha için yansıtması.

Mesela gizemli kadroyu almazdı muhtemelen yine. Santerelli biraz daha esnek bir koç. Yeni jenerasyon koçlarda böyle bir şey var volleybolda. Eski koçlar böyle biraz daha yaşlı olan koçlar. Guidetti, Langping, Çin'in koç. Çin'in koçunun şöyle bir şeyi vardı. Çok katıydı. Boy kısıtlaması vardı mesela. 1.80'in altında bir pasörsen milli takıma giremiyorsun. 1.90'ın altındaysan smaçör olarak takıma giremiyorsun.

Böyle kısıtlamalar var. Karşı kiraliye takım uyumuna çok önem verir. Kimseyi ön plana çıkmasına izin vermez. Zoran Terzić, onun da yüksek bol oynatır. Yüksek top oynatır. Mesela Santrelli daha esnek bir koç. Guidet de esnek bir koç değildi. O servisi karşılamaya çok önem verir. Aynı başarıyı yakalayamayabilirdi çünkü birkaç ismi kadroya almayacaktı. Muhtemelen birkaç ismi de daha çok biletecekti. Çünkü daha inatçı bir koç. Daha sisteme bağlı bir koç kendi sistemine. Santrelli dediğim gibi biraz daha esnek bir koç. Kolay bir iş değildi Santrelli'nin yaptığı.

Vargas'la devam edelim. Üzerine konuşulması gereken bir isim kesinlikle. Az bilen, çok bilen herkes şöyle bir yorumda bulunuyor. Vargas gelmiş geçmiş en büyük voleybolcudur denilebilir mi? Veya olabilir, ileride olur denilebilir mi? Az önce sen Gamova dedin mesela. Onunla nereye koyabiliriz? Boscovici'yle nereye koyabiliriz? Ne düşünüyorsun bu konuda?

Yani şimdi bu çok büyük bir soru. Vargas da kariyerinin başında gibi. Vargas'ın omuz sakatlığı son iki senede ciddi şekilde atlattı. Ciddi şekilde iyileşmiş şekilde oynadı. Vargas hala kariyerinin başında bir oyuncu. Tarihin en büyük oyuncusu olmak çok farklı bir nokta. Ama şunu söyleyebilirim. Bence mevcut oyuncular, Boşkoviç, Egonlu, Vargas... Hak. Bu tarz oyuncular bence eski oyunculardan daha komple, daha şey. Oyun olarak daha üstte isimler bence ama büyüklükleri... Çünkü antrenman teknikleri değiştiği için oyun sistemleri değişti. Şu an voleybol çok daha hızlı oynanıyor. Servisler çok daha güçlü atılıyor. Fizikler çok daha gelişmiş şekilde. Eskiden 1.80'in üzerindeki oyuncular bundan 15 sene önce uzun sayılıyorken şu an 1.90'ın altındaysan kısa sayılıyorsun neredeyse.

O noktaya geldi volleybol. Vargas şu an dünyanın en formda oyuncusu. Dünyanın en iyi oyuncusu biraz daha performansını genele yayarsa o noktaya gelebilir. Dünyada 5-6 tane formda oyuncu var. Dünyanın en iyi 5-6 oyuncusu var. Bošković, Gabi. Gabi de 2021-2022 sezonunda çok formdaydı. Egonu, Vargas, Hak. Bunlardan biri Vargas. Ve şu an en formda olan isim. Çünkü hem Çin Ligi'ni kazandı, hem Türkiye Ligi'ni kazandı, hem VP seçildi buralarda.

VNL'i kazandı. 2023 yılında eğer bir oyuncuya yılın en iyi oyuncusu ödülü verecekse, futboldaki gibi, Ballon d'Or ödülü verecekse bu kesinlikle Vargas gibi duruyor şu an. Yani böyle söyleyebilirim. Kariyerini böyle devam ettirirse olacak gibi gözüküyor diyelim ama. Şu an oynadığı bütün turnuvaları kazanıyor gibi. Bir tane turnuva da fira verdi sadece. Böyle olursa olur tabii.

Vargas'ın Ebrar'ı etkilemesi konusu da var. Bu beni biraz şey yapıyor, çok ilgimi çeken bir konu. Çünkü Ebrar'ın karakterinin gücüyle ilgili etkileniyorum. Çünkü Ebrar ondan öncesinde pasör çaprazı iken Vargas sonrasında pozisyon değişiyor galiba değil mi? Yani smaçöre, 4 numaraya doğru. Ve onu herhangi bir ego yapmadan, bu takımın yıldızı bendim gibi bir şeye girmeden gayet iyi başardığını görebiliyoruz. Bir birleştirici unsur olması konusunda. O konular nasıl atlatıldı? Onu biraz bilmeyen bizler için anlatır mısın? Ebraz zaten takımı önceleyen bir oyuncu. Bizim milli takımda takımın önüne koyan çok bir karakter yok kendine.

Genellikle takımın ihtiyacı olanı yapmaya çalışan bir oyuncu Evra diğer oyuncularımız gibi. Vargas'ın çok baskın bir oyuncu olmasıyla da zaten takıma bu yararlı olacak. Bizim ikimizin aynı anda sahada olmamız gerekiyor. Smaçör mevkisi sıkıntılı. Vargas Smaçör mevkisinde çok oynayan bir oyuncu. Zaten uzun süreçte bir oynamadı. Doran Terzić belli dönemlerde denedi ama. Orada çok olabilecek bir oyuncu değildi. Ebrar hem kendi altyapılarda smaçör oynamasıyla hem manşet tekniğinin iyi olmasıyla... Şu an mesela servis karşılamada 1.98'lik bir oyuncu için inanılmaz servis karşılıyor. Çok az kırılıyor servis karşılamada. Oyunun başlangıç hareketi servis karşılama ve diğer takımlara baktığımızda sorun yaşayan takımlar da var. Ebrar hem VNL'de hem Avrupa Şampiyonası'nda dönem dönem sıkıntı yaşadığı anlar oldu. Ama dediğim gibi iyi götürüyor. Hiç ego da yapmadı. Orada şu an elinden geleni de veriyor. Muhtemelen kariyerine doğru adı devam edecek. Bence Ebrer kariyeri için de doğru bir hamle bu arada. Çünkü Ebrer iyi bir oyuncu, en iyi çaprazlardan biri. En iyi 6-7 çaprazdan biri Ebrer. Ama Boşkoviç, Egon'u ve Vargas seviyesinden bir tık altında bir oyuncuydu. Şu an smaçöre geçti ve şu an dünyanın en iyi smaçörlerinden biri olacak bence. Şu anda da oralarda oynuyor gibi. Çünkü çok komple bir oyuncu. Servisi iyi. Bloğu iyi, yüksek bir oyuncu zaten. Block'ta sadece yüksek de bir oyuncu değil, iyi de bir oyuncu.

Savunmada geliştirdi kendini ciddi. Mesela 6 numara savunmalarında bu turnuvada özellikle çok top çıkardı. Service karşılamada zaten fazlaca kırılan bir oyuncu değil. Servisleri iyi. Bir tek hücumu böyle biraz... Çünkü servis karşılayıp hücuma girmek farklı bir şey. Daha fazla effort istiyor. Oradan hızlı adımlamak gerekiyor. Kebrar o kadar etkili bir isim değil ama bunu da zamanla çözecek bence. Biraz istikrarsız bir isim. Mestiklare oturdukça bence dünyanın en iyisi maçörlerinden birine dönüşecek. Şu anda da iyi gidiyor dediğin gibi.

Şimdi geçmişini konuştuk, Türkiye'de voleybolun. Bugünkü şampiyonları da konuştuk. Son olarak gelecekle kapatalım. Benim en merak ettiğim kısım o. Çok iyi bir jenerasyon yakaladık. Eda ve Simge dışında da bayağı genç bir kadro bu. Bu jenerasyon ne kadar daha sence kupalara damga vurabilir? Olimpiyatlar var. Bir de olimpiyatlarda Egon'un da olmayacağı söylendi İtalya'da. İtalyanlar bence Sırplara göre bizi biraz daha zorlamıştı mesela bu açıdan. Ben öyle hissediyorum ya da... Ne düşünüyorsun? Mesela U19, milli takımda dünya şampiyonasında ikinci oldu. Ne kadar devam eder bu jenerasyon gücü?

İtalya bizi daha çok zorladı demiştin. Bence de İtalya bizi çok zorladı. İtalya inanılmaz bir seviyede oynadı. Kadın voleyboluna baktığımızda o oyunu eğer Egon'u bence çekmeselerdi, en baştan beri başlattılardı ve o sistemi işlemeye devam etselerdi belki de turnuvayı kazanacaklardı. Çok üst seviyede oynadılar. Daha çok zorladılar. Bir daha oynasak bir daha yener miyiz bilemiyorum. Ben inanamadım geri dönüşümüzde. Vargos orada inanılmaz bir seviyeye çıktı. Benim izlediğim en iyi bireysel performanslardan biriydi. O dördüncü set sonuyla başlayan oyunu.

Yani şey oldu değil mi? Yani ben şunu hissettim. Bozkovic'e çok yardım gelmedi mesela Sırplarda ama Egonu'ya Silla'nın çok iyi bir yardımı vardı savunmada. Evet. Silla, Pietrini hani ortalarda blok yapıyordu. Bu arada sadece Vargas da değil orada. Hani Vargas sucumda bitireceğim. Mesela orada bir anda bir Hande'nin pozisyonu var. Ben Twitter hesabımdan da paylaşmıştım. Gözünü kapatıyor ve hani odaklanıyor ve ondan sonra Sersi kaçlamıyormuş. Hepsi nokta maçı. Hani hepsi pasörün eline giden iyi maçlar neredeyse.

9 servisinin 6'sını karşılıyor. Hani Hande karşıladı, işte Elif orada, Cansu Elif topu Vargas'a gönderdi. İşte ortalarınız bir anda blok tutmuyor hocam. İnanılmaz bir şey oldu o son sette. Neyse, hani maçı çok farklı bir maç. Benim hani belki de milli takım formasıyla hani izlediğim her

en büyük geri dönüş olabilir. Polonya maçından da ben biraz da öne koyabilirim çünkü dediğim gibi İtalya çok üst seviyede oynadı. Ve Avrupa Şampiyonluğuna giden, yolu da açan bir geri dönüş olduğu için biraz daha büyük olabilir. Bu jenerasyon ne kadar gider? Vargas'a baktığımızda 99 doğumlu, Zehra 99 doğumlu, Ebrar 2000 doğumlu, Elif 2001 doğumlu, Handi 97 doğumlu, Cansu 96 doğumlu, diğer Derya ilkine baktığımızda 2000 doğumlu. Böyle jenerasyon genelde 25 yaşlarının civarında. 25 yaşlarının yeni yeni ilerisine geçmeye başlayan bir jenerasyon yani 24 yaşlarında. Voleybol'da da oyuncunun prime dönemine 25 yaşlarında falan, en iyi dönemleri 25, 24, 25 yaşlarında girmeye başlarlar oyuncular ve bunu böyle 4-5 sene, 5-6 sene devam ettirirler. Bizim jenerasyon yani prime döneminin başındaki bir jenerasyon. Santarelli için de aynı bence. Santarelli de kendi koçluk döneminin, prime döneminin başlarında olan bir isim. Yani gelecek 5-6 seneye damga vurabilecek bir milli takımdan bahsediyorsun.

Minimum biz 2028'e kadar bu takımla gideriz. Sakatlık olmazsa ben 2030'u da göreceğimizi düşünüyorum. Peki bu Dünya Şampiyonası'nda ikinci olan U19'dan büyük potansiyeller geliyor mu? Geliyor, var. Bizim altyapımız aslında birkaç isim var. Çok çeşitli bir altyapımız yok. Altyapıda oyuncu çıkarmakta şu dönemde biraz zorlanıyor gibi duruyoruz ama şöyle bir durum var. Bizim zaten mevcut oyuncularımız genç olduğu için çıkarıp birini de adapte etmemiz gerekmiyor. Hande'nin yerine birini adapte edelim desek 25 yaşında, 26 yaşında Hande. Ebrar 2010, Ebrar 23-24 yaşında. Böyle yerini adapte edelim diyebileceğimiz tek isim Eda. Eda'nın yerine de gelen bir oyuncumuz var. Mesela o 2-3 isim var 2. olan takımdan. Liza Safronova, Begüm Kaçmaz ve Dilara Özdemir. Bu Begüm Kaçmaz orta oyuncu. Onun tek biraz sıkıntısı fizik kazanması gerekiyor. Ama şu an bence Eda Zehra'nın biraz karşılığı bir oyuncu. Sadece fizik kazanması gerekiyor. Eğer Eda bıraktığında mesela 2 sene sonra... Bence biz yavaş yavaş Begüm'ü adapte edebiliriz diye düşünüyorum. Şu an altyapış kategorilerinde dünyanın en iyi orta oyuncularından biri olarak gözüküyor.

Begüm'de inşallah böyle devam eder. Bir sakatlık olmaz, biraz fizik kazanırsa. Diğer pasör mevkisinde Dilara Özdemir var. Naz'ı tanırsın muhtemelen. Naz'a çok benziyor. Bu sadece benzetme de değil. Mesela ikisi de Eczacıbaşı altyapısında başlamış oyuncular. İkisi de 1.86-1.87 böyle bu boylarda. Blokta öne çıkan oyuncular. İkisi de genç yaşta böyle dikkat çeken oyuncular. Şu an Dilara Özdemir pas kalitesini biraz oturtması gerekiyor. Yaşına göre iyi. Ama ondan da mesela biz 2-3 sene sonra bence her ne kadar mevcut pasörlerimiz genç olsa bile eğer Dilara belli bir gelişimi gösterirse bence biz 2-3 seneye Santarelli'nin

Galif Tercih'in de böyle oyuncu dediğini anlıyoruz pasörde. Dila'yı oraya adapte etmeye düşünebilir. Çünkü ciddi gelecek vaat ediyor. Liza ise smaçör, 1.92 boyunda. O da mesela komple smaçöre benziyor biraz daha. Onun ama gelişimi biraz daha hani dediğim gibi oyuncu tipinden dolayı biraz daha uzun sürecek gibi takıma adapte etmemiz. Ama hani var 2-3 isim var altyapıdan gelen. Hani yakın dönemde biz oyuncu sıkıntısı çekmeyiz kolay kolay. Mevcut oyuncular da genç, 2-3 oyuncu da ekleniyor. İşte gider yani bu jenerasyon bir 5-6 sene biz minimum bu seviyede devam ederiz diye düşünüyorum eğer bir sakatlık, bir sıkıntı olmazsa.

Gelecek sezonunki olimpiyat şansımızla ilgili ne düşünüyorsun? Şimdi şöyle, bence dünyada 6-7 olimpiyat ülkesi var büyük anlamda. Her turnuvada şampiyonluğu oynayabilecek. Şu an onlardan biri olduk biz bu seneyle birlikte. Çünkü şampiyonluğu kazandık iki tane. Şu an o takımlar arasındaki en formda takımız. Şu an bu ay olimpiyatlar başlıyor olsa, en büyük favori Türkiye gösterilir, olimpiyat takip edenler tarafından. Hem oyuncu avuzumuz şu an iyi duruyor. Vargas'ın eklenmesiyle birlikte, Smaçörme 2'sinde sıkıntılıydık ama Ebrar oraya geçti ve orayı kalkındırdı biraz.

Smachor'un mevkisinde artan rekabet diğer oyuncuların performansını da yükseltti. Santarelli'nin en iyi yaptığı, ben başta bahsetmedim ama Santarelli'nin en iyi yaptığı şey forma adaletini sağladı. Dediğim gibi Güydetli biraz daha inatçı bir koç. Santarelli ama kim formdaysa onu oynatıyor. Öyle olunca da sürekli belli bir katkı alıyorsun belli mevkilerden. Bu yönden iyi duruyoruz biz. Kadromuz iyi duruyor. Formda duruyoruz. Bence şuan şampiyonluğun en büyük 2-3 favorisinden biriyiz. Umarım böyle devam eder.

Ağzına sağlık. Teşekkür ediyorum Temmuz. Yine voleybol gündemimiz olduğu zaman seni ağırlamak da isteriz. İnşallah. Teşekkür ediyorum. Görüşmek üzere. Görüşmek üzere. Dinlediğiniz için teşekkürler. Evet, voleybolu kapattık. Burada programa bir ara verelim. Döndüğümüzde futbolla devam edeceğiz.

Programın ikinci bölümünde artık transferlerin sonuna geliyoruz Süper Lig'de. Bizim ligimiz maalesef transferin en uzun sürdüğü liglerden bir tanesi. Ama bir yandan da Avrupa'ya katılan üç takımımız, İstanbul'un üç büyüğü, Avrupa listelerini bildirmek zorundaydı. Yani aslında transferin %95'ini tamamlamak zorundaydı. Öyle de oldu. Listeler verildi. Bir Fenerbahçe'nin altı numarası kaldı. Büyük bir transfer olabileceğini düşündüğümüz.

Onun dışında da öyle çok büyük bir transfer beklentisi artık kalmadı. Bundan sonrası biraz daha Anadolu kulüplerinin yapacağı transferler veya üç büyüklerinde elden çıkaracağı oyuncuların gideceği veya potansiyel genç oyuncu transferleri onlar olur diye bekliyoruz. Şimdi Fenerbahçe ile başlayalım. Fenerbahçe Avrupa Ligi kadrosunu bildirirken biraz Konferans Ligi'nin zayıflığından da cesaret alıp 6 numara transferini bekletti ve 6 numara için Konferans Ligi kapısı kapanmış oldu ama Konferans Ligi'nde İsmail ve Crespo ikilisiyle de devam ederim diyor İsmail Hoca ve tercihleri orada tabi yabancı kuralından dolayı da fazla ismi olduğu için Luan Perez'i yabancıda dışarı çıkarmak durumunda kaldı.

Mevcut Fenerbahçe kadrosunda, işte Luan Pérez'in de, Samet'in de birçok ismin kadroda olmamasıyla savunmada sadece Cico, Bekao ve Serdar Aziz stoperleri var. Ama Osterwolde'yi de yeri geldiği zaman sol stoper olarak kullanabileceğini gördük. Mert Müldür de yok sağ bekte. Osayis Emel ve Ferdi. 3 tane bek, Osayi, Ferdi ve Osterwolde. 3 tane de stoper. Bekao, Cico ve Serdar Aziz şeklinde. Avrupa'daki savunma rotasyonu biraz dar olacak Fenerbahçe'nin.

onu bir şekilde ligdeki oyuncularla yapmayı düşünecek İsmail Hoca ama savunmalı rotasyonu zaten daha az yaparsınız. Bence bu açıdan İsmail Hoca'nın verdiği karar, tecrübesiyle birlikte bence doğru orantılı bir karar. Çünkü stoperde çok fazla rotasyon yapmasanız da olur, stoperler daha az yorulur. Ama orta saha oyuncularının rotasyonu geniş tutmak, kanat oyuncularının rotasyonu geniş tutmak o yüzden daha mantıklı olabilir. Sadece burada Serdar Aziz gibi bir de çok sık sakatlanan bir stoperiniz olmasaydı daha rahat ederdiniz. O açıdan bir şey ama onun dışındaki eleştiriler, yani Luan Perez olsaydı o zaman Crespo olmayacaktı. Zaten 6 numarayı yetiştiremiyorsunuz. Bir tek İsmail kalacaktı 6 numarada. Bence İsmail Crespo ile 6 numarayı yapmak daha mantıklıydı. Crespo'yu da göndermemek bence daha iyi oldu Fenerbahçe için. Çünkü hem 8 numara alternatifi olabiliyor skor korurken, hem 6 numara alternatifi oluyor. İki pozisyonu oynayabilen birinde skor korurken oynasa da 8 numarayı,

Çalışkan bir oyuncu kalması bence daha sağlıklı oldu açıkçası. Fenerbahçe'de tabii kadrodan gönderileceği beklenen de birçok oyuncu var. Önümüzdeki 10 günde bu isimler çok ön plana çıkacak. İşte Samet Akaydın, Omar Fayet'in kiralanması bekleniyor. Nazım Sangare'nin gönderilmesi. Bence bu yeni altı numara alınacak ve Crespo'da satılmayacaksa Crespo-İsmail yeni altı numara zaten fazlasıyla olduğu için Bartu Elmaz'ın da bence kiralanması yeniden gündeme gelmeli, gelebilir diye düşünüyorum. Lincoln ve Emre Demir gibi isimlerde. Lincoln'ın sözleşmesi dondurulacak gibi gözüküyor. Emre Demir, Emre Mor ve Burak Kapacak gibi isimlerin de... Şimdi Emre Mor listeye eklenmedi, ligde olabilir. Hani onun kalmasını bekliyorum. Ama yani Cengiz ve İrfancan'ın olduğu sağ kanatta üçüncü alternatif olması da Emre Mor'un... Kazanılması adına biraz zor. Emre Mor sürekli oynatıldığı zaman kazanılması daha kuvvetli bir oyuncu oluyor. Bunu Volkan Demirel'de böyle görmüştük Karagümrük'te. Üçüncü alternatifler konularında Emre Mor o kadar verimli olmayabiliyor. Oynamadıkça düşebilen bir oyuncu. Emre Demir'in, Burak Kapacan'ın bunların kiralanmasını bekliyorum. Emre Mor da herhalde takımda kalacak ama... Belki o da yeniden bir Volkan Demirel'le buluşsa, devamlı oynayacağı bir takımda olsa, sanki onun içinde daha iyi olur mu diye de düşünüyorum. Bir taraftan da Kent'in, King'in de az oynayabilecek yabancılar olduğunu, kanatlarda böyle isimler olduğunu görüyoruz. Fenerbahçe güçlü bir 6 numara transferiyle, bence savunmacılığıyla ön plana çıkan, son olarak Paris Sercermen'den Danilo ismi çıktı. Böyle bir transferi yapıp ondan sonrasında yoluna bakacak. BK ve Ciko'nun ilk haftalar performansı, güçlü savunma performansı,

Fenerbahçe'yi sevindirmiş gibi gözüküyor ve sağlam 6 numarayı, kesiciliği kuvvetli olan bir 6 numarayı alırlarsa Fenerbahçe'nin iyi bir sezon geçirmek için yeterli bir kadrosu var bence. Bundan sonrası artık İsmail Hoca'ya kalıyor ama bu kadronun oluşumunda da İsmail Hoca'nın iyi işler yaptığını düşünüyorum. Özellikle Fret'in çok iyi bir transfer olduğunu düşünüyorum. Tadic'in kilit açıcılık konusunda önemli bir isim olduğunu düşünüyorum. Jacko'nun istikrar anlamında, profesyonellik anlamında, oyundan asla kopmamak anlamında. Ankara gücü maçında 3 tane gol kaçırıyor, 4. de Bright Osai Samuel'e çok güzel bir pas çıkarabiliyor. Moralini bozmayan, oyundan düşmeyen yapısı sayesinde çok çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ferdi gibi, Osai Samuel gibi fizik kapasiteleri yüksek oyuncuları var. O yüzden Fenerbahçe bence iyi bir kadroyla, iyi bir sezona giriş yaptı. Bakalım devam edebilecekler mi? Göreceğiz. Galatasaray kısmına geçelim. Galatasaray'da transferin son gününde hareketlilikler yaşandı ve Çino'nun istenmemesinden sonra birden U dönüşü oldu ve Çino iptali. Onun ardından da Endombele ismi geldi. Bence Temmuz ayında bu Fred'ler, Endombele'ler vs. onlar hala geçiyordu zaten. Fakat işte belki Sofyan Amrabat'ı alabiliriz diye düşünürken, belki Thomas Partey'i alabiliriz diye düşünürken, daha üst seviye oyuncuları düşünürken, belki Temmuz'da almayalım, neyse bekleyelim denen Fred gibi isimleri de

göz ağrıda etmiş oldu Galatasaray. Risk aldı. Bu risk geçen sene Icardi'de ne kadar başarılı tuttuysa bu sene tutmadı. Ama tutmadığı oyuncu da gene de Ndombele. Ndombele'de çok potansiyelli, kaliteli olduğunu bildiğimiz ama çok ciddi bir düşüşte yaşayan yani çok yukarıya çıkan, zirveye çok hızlı bir şekilde çıkan

ve oradan da çalkantılı bir dönem yaşayan bir endombele görüyoruz. Tekrar onun kafasını futbola verebilmesi ve geri kazanılması sağlanabilirse tabii ki çok özel bir oyuncu ama Temmuz ayında sadece 8 numaraya endombele gelecek, bir de Kerem Demirbay gelecek. Yeterli mi deseniz Galatasaraylılara? Ya daha büyük bir isim olsa olmaz mı denirdi diye düşünüyorum. Yani Temmuz ayında o, hatırlıyorum, anketler açılıyordu. İşte Fred, Endombele, Parti vs. isimleri çıkıyordu. En düşük oyları genelde Endombele alıyordu yani, hatırlıyorum. Şimdi böyle bir durum var ama Konoca tabii ki endombeleyi geri kazanır. O zaman hepsinden yüksek performansla sergileyebilir. Sonuçta Fransa döneminde bu ismi geçen isimlerin hepsinden daha formda bir endombele de vardı. Ama oyuncuları geri kazanmak, eski performanslarını yakalatmak gerçekten kolay olmuyor.

Ndombele transferinden bence daha ilginci şuydu. Galatasaray tarihinin, kulüp tarihinin en pahalı savunmacı transferini yaptı. 9,5 milyon euro karşılığında Davinson Sanchez aldı. Davinson Sanchez, Ayakstan, Tottenham'a gittiği zaman tabii ki çok yüksek bonservisli, 40 küsur milyon eurolara yapılmış bir transferdi. Yaşı gençti ve Tottenham'a çok büyük bir beklentiyle gitmişti. Fakat Tottenham'da o beklentileri karşılayamamış olsa bile belli bir standartına sahip olduğundan herkes aşikardı.

O sayede hala 9,5 milyon euro bonservis edebiliyor, bir süredir oynayamamasına rağmen. Ve yaşı da 27-28, hala bir önünde 3-4 yıllık yüksek atletizmiyle fark yaratabileceği bir dönemi var. Olağanüstü bir atlet. Ve Galatasaray, Abdülkerim Nenson gibi geçen sezon en az gol yiyen ikiliye sahip, savunma ikilisine sahip. Ve bu isimler çok formlu. Bunun üzerine Davinson Sanchez gelirse ne olur diye bir durum var. Şimdi Davinson Sanchez'i gelir gelmez 7'ye çekmeniz beklenebilecek bir şeydi ama klüp tarihinin en pahalı stoper, savunma takviyesini yaptığınız zaman 9,5 bonservis maaş olarak en sondan da Abdülkerim'den de çok daha fazla

En pahalı oyuncunuzu yedek bekletip daha az para verdiğiniz Nelson Abdülkerim ile ne kadar gidebilirsiniz? O biraz muamma. Orada yaşayacağınız dönüşüm oyun yapısını bozabilir mi? Şimdi şunu görüyordum ben hep. Okan Hoca sürekli Nelson'dan daha önde basmasını ve baskıyı daha sert yapmasını istiyordu. Fakat Nelson genelde bir derinlik alan, bir kontrol yapan stoperdi. O yüzden muhtemelen Nelson yerine daha böyle aşırı atlet, hava toplarında çok üstün, çok sert kesici Davinson'u düşünüyor olabilir Okan Hoca ama Davinson da Nelson'a göre konsantrasyonu daha düşük bir oyuncu, daha dalgın, daha bireysel hataları yatkın bir oyuncuydu. Ve bence bu Davinson transferi şöyle de bir ihtimal çıkardı. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde çok zorlu bir grup kurası çekmişti son katıldığında. İşte biliyorsunuz Paris-Sergermen'in ve Real Madrid'in olduğu grup. Bu grupta Fatih Hoca

Zorlu maçlarda işte 6 tane falan yedi bir Real Madrid'den, Paris'ten. İlk maçından sonra sanırım. Paris-Serge Allemagne karşısında Lugandama, Donk, Markov şeklinde üçlü çıktı. İşte Sabeke, Mariano'su vesairesi. Önüne bir de Enzonzi. Beşli çıkıyor aslında yani. Üçlüden ziyade. ve daha kapalı bir savunma anlayışı düşünüp, sonra 1-0 falan bitirmişti. Yani daha sağlıklı bitirmişti maçları. Şimdi böyle rakiplerden iki tane daha oynanacak. Yani iki tane Bayern Münih maçı oynanacak. Bir tane de Manchester United deplasmanı oynanacak. Manchester United ne kadar formsuz da olabilir, çalkantılı da geçebilir ama Manchester United deplasmanı gerçekten beşli oynamak için bence uygun bir deplasman. Ben üç maçın yani iki Bayern Münih maçının, bir de Manchester United deplasmanının

Üç maçın Galatasaray'la beşli oynanacağını düşünüyorum. Sasha Boy, Davinson Sanchez, Nelson, Abdülkerim ve Angelino şeklinde. Beşli savunma Angelino'yu da daha kurtaran bir durum. Abdülkerim'in onun kademesine girmesini daha kolaylaştıran bir durum. Tabii normalde 3-4-3 oynamaz mı bu takım diyenler de çok oluyor. Davinson, Nelson ve Abdülkerim üçlüsü. Boy ve Angelino'nun kenar bek olduğu bir üçlü.

Saşaboy'un ben bu düzende üçlü savunmanın sağ stoperini gayet iyi oynayabileceğini düşünüyorum ama dörtlü orta sahanın yani 3-4-3'ün kenar beki olarak oyun kurumada, top kullanmada problemler yaşayabileceğini düşünüyorum. Angelino bu 3-4-3'e ne kadar uygun bir kenar bekiyse, Saşaboy da hücum açısından o kadar sıkıntı yaşayabilecek bir oyuncu. Ama dediğim gibi iki Bayern Munih maçında, bir Manchester United deplasmanında Saşaboy'un hücum yaratıcılığını beklemiyorsunuz zaten. Sağlam savunmasını bekliyorsunuz. İyi beşlemesini bekliyorsunuz. Diyorsunuz, bu maçlarda olur ama devamlı bunu oynar mı? Sürekli oynanan bir 3-4-3 ben beklemiyorum ama kritik maçlarda Davinson'un en son Abdülkerim stoperleriyle bir 3-4-3 ya da 5'li diyelim, 5'li savunma beklentisi yaratabilir. Okan Hoca bunu oynatabilir diye düşündüm bu transferlerden sonra. Ve arada bir Emin Bayram da gitti. Emin Bayram'ın gitmesiyle Galatasaray'da Şampiyonlar Ligi'ne altyapı oyuncusu bildirecekti. Tabii şimdi Jankat'ı yazıyorlar. İşte Fenerbahçe'de Furkan Onur'u yazıyor 6 yaş kalecisi. Beşiktaş Demirege'yi yazıyor falan. Zaten 21 yaşının altındaki oyuncuları yazmanıza gerek yok. Zaten onları B listesinden koyabiliyorsunuz. 21 yaşından büyük altyapı oyuncusu olmadığı için bizlerde sadece Ersin Destanoğlu var. Beşiktaş'ta 22 yaşında. Bir tek o giriyor o kontenjana.

Geri kalan 12 oyuncunun 11'ini kullanamıyoruz 3 büyükte. Onları koyamadığımız için eksik kadro bildiriyoruz. 3 büyüklerin tamamı böyle bildiriyor. Emin'in de olmaması işte kadroyu zayıflatır mı gibi söylemler var. Şimdi hem Davinson var, hem Nelson Abdülkerim var, hem Kaan var. 4 tane stoperi var zaten Galatasaray'ın. O yüzden ben açıkçası Emin Bayram'ın 5. bir stoper olarak yedekte durmasını ve senede 3-4 maç oynamasındansa devamlı oynayacağı, bütün bir sezon oynayabileceği bir kiralık anlaşmasının yapılmasını mantıklı buluyorum. Hem Emin için hem Galatasaray için hem bu genç oyuncuların yükselişi için. Galatasaray'ı Ross'u da kiraladı, Mete Han'ı da kiraladı, Emin'i de kiraladı. Geçen sene başladığında Nelson Abdülkerim'in arkasında 3 stoper vardı. Ross, Emin ve Mete Han. Bu 3 oyuncuyu da çeşitli takımlara kiraladılar. Bir de devrede Kaan gelmişti. İşte Kaan duruyor, bir de Davinson geldi. Yani belli bir kalite var zaten. Bu kalite varken, bu rotasyon genişliği varken senede 3 maç oynayacak diye altyapıdan oyuncuyu kadroda tutmak ta o kadar bence sağlıklı değildi. Bence o açıdan

Kiralık göndermeler doğru oldu. Bu oyuncuların hepsi oynayabileceği takımlara kiralık gittiler. Fakat yeni transfer haberleriyle ilgili şunu duyuyorum. Mesela geçen sene de o yanlış yapıldı bence. Sabek alternatifi olmadığı için takımda işte Dibua'da ayrılacak. Yabancı zaten. Şampiyonlar Ligi listesine de bildirilmedi. Dibua, Mitsio ve Halil Dervişoğlu bildirilmedi. Geri kalanlar var. Şimdi bu bildirilmeyince Saçaboy'un net bir alternatifi yok. Dibua yok.

Oraya Ömer Ali mi alınacak, Bünyamin mi alınacak diye haberler çıkmaya başladı. Bu aynı Adekugbe transferinin aynısı, geçen sene yapılan. Ben iddia ediyorum stoper olan Davinson Sanchez, Bünyamin'den de Ömer Ali'den de zaten çok daha iyi Sabek oynar. Atıyorum Saşaboy cezalı duruma düştü, iki maç yok. Davinson Sabek, Nelson Abdülkerim stoper yapabilirsiniz zaten. Bunu zaten geçen sene de yaşadık. Adekugbe biliyorsunuz alındı Hatay'dan, Solbek alternatifi yok diye. Sağ bek olan Dibuha, sol bek oynadığında Adekukbe'den daha iyiydi. Yani kaliteli oyuncular, belli bir standarda olan oyuncular farklı pozisyonlarda da oynayabilir, yerini doldurabilir. Kaan Ayhan'ın kapalı savunma yapıldığı zaman sağ bek oynayabildiğini biliyoruz, çok ucuma çıkamasa da.

Maddetizm problemi var ama o da oynayabiliyor Sabek'te. Başka pozisyonlarda da oynayabilirler. Daha böyle işlevli bir rotasyon, daha böyle zengin bir rotasyon bence daha sağlıklı. Adekukbe'de gördüğümüzü 3-4 sene önce de Şener'de görmüştük. Biliyorsunuz eski Fenerbahçe'li Şener'i Galatasaray 3. Sabek olarak transfer etmişti. Mariano ve Lines'in arkasına Şener gelmişti. Oynamadı hiç. 3 maç oynayacak, 5 maç oynayacak diye 1 milyon euro da bir de para verildi. 3. Sabek bir de başka pozisyonlarda da oynamıyor. Tek bir pozisyonu var. Standardı belli bir oyuncu.

Oynatamıyorsunuz. Ertesi sene Mariano gitti, Omar geldi. Şener yine 3. Sabek. Yine oynamıyor. Devre arasında Omar'ın gözü rahatsız oldu. O gitti, Yedlin transfer edildi. Yedlin, Lines, Şener yine Şener 3. Senelerce Galatasaray'ın 3. Sabek oldu. Hiç oynamadan her sene 1 milyon euro alarak devam etti.

O sene Galatasaray'ın sahabekleri işte Omar, Yedlin, Lines ve Şener. Dört tane sahabeki var Galatasaray'ın. Dördünü toplasanız bir tane Rosier yetmiyor. Ve Rosier tek oyuncu olarak Beşiktaş'ta. Beşiktaş o sene Galatasaray'ın önünde şampiyon olmuştu. Net hatırlıyorum. Rosier'in yedeği yoktu Beşiktaş'ta. Rozier'in yedeği de Necip oluyordu. Stopper Wellington'un yedeği de Necip oluyordu. Josep de Souza'nın, 6 numara Josep de Souza'nın yedeği de Necip oluyordu. Böyle olunca her maçta 30 dakika, 40 dakika vs. derken 35 maçta Necip oynatmış Sergen Hoca ve şampiyon oldu. Çok daha zengin, yani çok daha zengin değil de çok daha kalabalık. Yani kalite olarak zengin değil, nicelik olarak kalabalık Galatasaray karşısında çok daha dar bir rotasyonla sürekli işte belli oyuncuları dar bir rotasyona sokarak şampiyon olmuştu. Çünkü dar rotasyon yaptığınız zaman oyuncular da daha mutlu. Daha da ritimli oluyor, daha da formda oluyor. Sürekli oynayan, her maç 30-40 dakika giren Necip fizik olarak hazır oluyor, ritimli oluyor. Ama 20-15 maçta bir maç oynattığınız Şener öyle olmuyor. Aksine puan kaybına sebep olabiliyor. Bu yüzden ben yeniden bir Adekukbe transferine, yeniden bir Şener transferine gerek olduğunu düşünmüyorum. Davinson Sanchez bunlardan, Ömer Ali'den de, Bünyamin'den de çok daha iyi sabek oynar.

Ve Galatasaray'ın son günlerinde Eyüp Aydın gibi, Gökdeniz Gürpüz gibi gurbetçi, genç potansiyelli oyuncuların transferi bekleniyor artık sadece. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü Galatasaray 88'de son 35 yılda başladığı Avrupa başarılarıyla, o Şampiyon Kulüpler Kupası'ndaki yarı finalle birlikte, Prekazili-Tanjuli dönemle birlikte, son 35 yılda Avrupa Kupalarına damga vurdu. Bu dönemde tabii ki Türkiye'deki çocukların Galatasaray'la olma oranı arttı ama esas kendisine böyle tutunacak bir dal arayan, gurbette yaşayan gurbetçiler çok ciddi oranda Galatasaraylı oldu. Yani Türkiye'deki çocukların Galatasaraylı olma oranına göre Avrupa'da yaşayan Türk çocuklarının, gurbetçi çocuklarının Galatasaraylı olma oranı çok daha yükseldi. Bugün Almanya'dan, Avusturya'dan, Hollanda'dan vs. çıkan gurbetçi oyuncuların birçoğu gerçekten Galatasaraylı ve Türkiye'de yetişenlerden daha fanatik Galatasaraylı. Galatasaray'ın

şimdiye kadar çoktan bu gurbetçi oyuncularla bir bağı kurması gerekiyordu. Birçok gurbetçi bayrak adamı olması gerekiyordu. Galatasaray'ın birçok gurbetçi kaptanı, yıldızı vesaire olması gerekiyordu. Fakat o bağı kurulamamıştı. Ama şu durumda galatasaray'ın Fatih Demirel'i var Galatasaray kulübünde çalışan, gurbetçi. Kendisi de Almanya'da doğup büyüyen bir isim. Onunla da bir bağ birçok bayrak adamı olması gerekiyordu. Galatasaray'ın birçok bayrak adamı olması gerekiyordu. Galatasaray'ın birçok bayrak adamı olması gerekiyordu. kuruldu. İşte bu Kerem Demirbay transferi, Kaan Ayhan transferi, bu yeni gençlerin transferiyle sanki o yönden bir farkındalık oluşuyor gibi ve ben o farkındalığın da Galatasaray'a çok iyi gelebileceğini düşünüyorum.

Beşiktaş da son transferlerini yaptı. Beşiktaş, fizik gücü yüksek bir takım oldu. Teknik kapasitesi ve yaratıcılığı düşük bir takım oldu. Yani son olarak Tayfur da geldi. Tayfur olsun, Onur Bulut olsun, Bailey, Colley, Amartey, işte Oxlade-Chamberlain, Jetson, Zaynoutdinov, Rashissa, Mulyaka, Rebic, bunların hepsi fizik olarak iyi oyuncular. Fakat Gezal dışında iyi bir top atıcı gerçekten yok. Biraz sonradan tercih edilen Oxlade-Chamberlain, Zaynoutdinov, Rebic, son transferlerine Tayfur, Bunların hepsi böyle daha fizik üzerine oynayan, Bailey de öyle. Bence çok koşan atlet, güçlü bir Beşiktaş izleyeceğiz ama tıpkı Pendik maçında Pendik'i bitiremeyen, maçı koparamayan, yaratıcılıkta problemler yaşayabilecek bir Beşiktaş da izleyeceğiz. Ama ilk haftalarda işte Şenol Hoca biraz duran top becerisiyle, Colley'in duran top becerisiyle, biraz da ön alan baskısıyla Sivas'a attıkları ikinci gol de öyleydi.

biraz o problemleri çözmenin set oyunu oturana kadar Gezal gelebilirse, Gezal gelene kadar problemleri çözmenin yolunu buluyor. Ama bu takımın gerçekten Gezal'a ciddi bir bağımlılık duyacağını düşünüyorum. Eğer Gezal sağlam bir geri dönüş yapabilirse Beşiktaş için şampiyonluklar ve gelecek başarıları bence muhtemel. Ama Gezal sağlam bir geri dönüş yapamazsa Beşiktaş'ın çok iyi bir sezon geçirebileceğini ama en beklenmedik maçlarda, en kolay maçlarda kaybettiği puanlarla belki de sonucu alamayacağını Öngörüyorum, öyle bir tahminim var açıkçası. Şimdi Tayfur da geldiğine göre, Zaitun, Tinov da Solbek oynayabiliyor. Tayfur da Onur Bulut da oynayabildiğini gösterdi. Belki Umut Meraş'ı gönderecekler diye tahmin ediyorum. Tay gibi Emrecan Bulut'u, Kartal'ı ve Emrecan'ı, Stoper Emrecan'ı listeye bildirmediler. Ama iyi bir şeyler var onların da. Rotasyonlar var. Yani Konferans Ligi için sıkıntı olmayacak bir rotasyon bildirilebildi.

Açıkçası ben Beşiktaş'ın konferans ligi gibi biraz daha böyle dengeli geçen maçlarda iyi sonuçlar alacağını düşünüyorum bu tempolu ve fizikli takımı kurdukları için. Ama daha küçük rakiplere karşı ligde sürpriz puan kayıpları yaşamalarını da bekliyorum. Hem Fenerbahçe'nin hem Beşiktaş'ın konferans liginde ilerlemek için gerçekten iyi bir kadroya sahip olduğunu düşünüyorum. Galatasaray'ın ise Şampiyonlar Ligi'nde ilerlemek için sadece kendisine değil tabii ki Mentüs Tünett'in form durumuna, Kopenhagen form durumuna da bağlı olduğunu görebiliyoruz. Ve Okan Hoca'nın

Endombele'yi de canlandırması, geri döndürmesi gerekiyor. Orta sahadaki Toreira'nın yanını tekrar kurgulaması gerekiyor. Biraz daha yapacak işleri var gibi gözüküyor. Üç takım da transferde artık %95'ini falan işlerini halletti. Aşağı yukarı tamamladılar. Yine üçünün de şampiyonluk yarışı verebileceğini düşünüyorum ben açıkçası. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi sonuna kadar götürebileceklerdir. Çünkü ligin geri kalanına göre gerçekten biraz fazla makas açıldı o konuda. Ve belki işte küçük nüanslar, kendi aralarında oynadıkları derbiler falan da belirleyici olabilir. Geçen sene olduğu gibi. Güzel birlik olmasını umut ediyorum. Transferi de bu bölümle birlikte kapatmış oluruz. Önümüzdeki hafta milli maçlar var. Yeni gündemler, yeni trend konularla karşınızda olacağız. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)