Podcast

307: Trend Spor: Süper Lig'de Transfer Çalımları Hız Kesmiyor

Trend Topic

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Beşiktaş, geçen sezon Galatasaray'da forma giyen Milot Rashica'yı renklerine bağladı. Sinan Yılmaz ve Oğulcan Akçe bu flaş transfer çalımını, milli basketbol takımımızın olimpiyat ön eleme mücadelelerini ve Manchester City'nin Süper Kupa zaferini değerlendirdi. Keyifli dinlemeler!




Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

4.713 kelime · ~24 dk okuma

Trenspor'dan herkese merhabalar. Yine Süper Lig'de transfer döneminde çalkantılı günler yaşanıyor ve bir transfer çalımı da Beşiktaş'tan Galatasaray'a geldi. Milot Raşit sayı, geçen sezon Galatasaray'da kiralık oynayan Milot Raşit sayı Beşiktaş transfer etti. Hem bu transferi konuşacağız hem Galatasaray ile Hakim Ziyeç'in adı anılıyor onu konuşacağız hem de Manchester City Sevilla'yı penaltılar sonucunda yendi ve Süper Kupa'nın da sahibi oldu. Buna da değineceğiz ve erkek milli basketbol takımımız da olimpiyat elemelerinde çok iyi gidiyor. Onu da Oğulcan'la birlikte değerlendireceğiz. Başlayalım. Oğulcan

selamlar. Selam abi. Bu yaz gibi bir yaz daha önce hiç görmemiştim. Buna yakın bir yaz bile görmedim. Bu derece transfer çalımı atılan ve hemen hemen her futbolcunun 3 büyüklerden birine yazıldığı bir transfer dönemi bu bence yönetimler için büyük bir eksi.

Transfer havuzlarının aslında çok dar olduğu ve kesişim kümesinde çok birlikte olduğu gözüküyor. Yani sanki aynı göle 3 kişi dalmışlar ve hangi balığı tutarlarsa gibi bir durum söz konusu. Hani araştırılmamış yeterince veya scout ekibinden faydalanılmamış. Sanki şey gibi yani menajerler öneriyor 5-10 tane futbolcu belli bir maaş bütçesi olan ve Avrupa'da kalmak isteyen, Arabistan'da gitmek istemeyen belli oyunculara öneriyorlar ve bizim üç büyükler de onlara saldırıyormuş gibi bir intiba uyandırıyor bende ve ideal bir senaryo değil bence bu. Çok doğru bir de şeyi de ekleyelim transfer çalımı evet bazen

Transkriptin tamamını oku

oluyor doğru ama bunun kalite seviyesi de çok absürt. Yani transfer çalımı atılan oyuncuların kalibreleri hakikaten normal şartlarda bu ülkeye az gelen yıldız oyuncu seviyesi bir anda transfer çalımlarıyla kapanmış durumda bu ortalama sayı. Aynı zamanda benim hep savunduğum bir şeydi zaten. Şimdi taraftarlar birbirine giriyorlar. Yok bizim oyuncumuza salça oldunuz. Yok biz istemesek siz zaten ilgilenmiyordunuz, aklınızdan gelmesin falan. Bu hikaye, ben iki yıldır bunu söylemeye çalışıyorum. İnsanlar boşu boşuna birbirlerine düşüyorlar. Yani bir menajer var, İstanbul Havalimanı'na iniyor. Önce Avrupa yakasındaki takımları bitiriyor. Bir Türk Telekom Arena'da Galatasaray ofisine uğramak. Sonra Vodafone Arena'ya.

Bir de Anadolu yakasına geçeyim, Fenerbahçe'yi de oyuncuma önereyim, ondan sonra döneyim derdinde. Takımlar da senin dediğin gibi çok gelişmiş böyle scouting sistemleri, çok detaylı listeler vesaire olmadığı için bu isimleri önlerinde menajerler vasıtasıyla topluyorlar ki her takımın zaten biliyorsun ki belirli dönemlerde yakın oldukları menajerler oluyor. Bence Galatasaray'da var o scouting ekibi. Yani o detaylı analizlerin falan yapıldığını düşünüyorum ama yönetim hakkını veriyor mu vermiyor mu ondan emin değilim ben. Evet, bu arada yani şöyle aslında bu scouting'i ne kadar kullandıklarıyla alakalı yoksa işte Fenerbahçe'de Batuhan Akçel ve ekibi var ki bence çok başarılılar aslında ama yönetimler işte hocam bize şu geldi iyi bir bedele bize getirebilirlermiş bu oyunculuğa ilgilenir misin diyorlar. Hocalar da olur hani görüşmeleri başlatabilirsiniz. İşte bunu TT'de gördük. Bence Zaha'da da aynı şey geçerliydi.

Geçmiş dönemde bunun da yine çok fazla gördüğümüz oyuncu oldu. Yani kaç transfer dönemi bir sürü oyuncunun adı 3 büyüklerle beraber anıldı. Hatta ben Raşit Samilesinin bile bir noktadan sonra menajerinin ya Galatasaray bizi bekletiyor Beşiktaş alır mısınız Raşit Sayı diye şekillendiğini düşünüyorum. Hakimziye kim bilir kaç tane kulübe bizim ülkede Beşiktaş'la adı geçti, Fenerbahçe'yle adı geçti. Sürekli bir şey. Geçtiğimiz sene Vekords, Icardi... Bunların hepsi işte önce Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a, Galatasaray'a önerilen isimler. Dönme dolap gibi yani. Hep aynı mevzu aslında. Bundan da takımlar kurtulamıyor maalesef.

Öyle. Yani önce bir Rachissa transferini yorumlayayım ben. Galatasaray ve Beşiktaş cephesinden ayrı ayrı yorumlamak gerekiyor bence. Sonra da Ziyeh üzerine bir yorum yapalım teknik tarafından. Şimdi senin de düşüncelerini merak ediyorum tabii. Rachissa ile ilgili benim şöyle bir düşüncem var. Uzun süredir bu devam ediyor. senelerdir sürüyor ve senelerdir de her seferinde yıldız isimler taraftarları heyecanlandırıyor. Ve heyecanlanmadan önceki sağlıklı bakış açısı yıldız isimlerin adı çıktıktan sonra da yerini ya o x gelsin x gelirse her türlü götürür bizi muhabbetlerine dönüyor. X gibisi nerede bulunmuş falan gibi geliyor ama o x'ler hep geliyor. Mesela iki sene önce Mirelen Pjanic geldiği zaman Beşiktaş'a, Beşiktaş şampiyon olmuştu işte ertesi seneye başlıyor.

Miralem Piyaniç Beşiktaş'a geldiği zaman, Bülent Kalafat var biliyorsun arkadaşımız. Bülent Kalafat demiştik ya tamam Piyaniç'i alıyorsun ama Salih Uçan da o zaman işte Süper Lig'in aynı görevi yapan aynı tip oyun kurucu, aynı pozisyonlarda 6-8 oynayan oyuncu. ve parlayarak gelen ve maliyetle gelen bir oyuncu. Bunlar hemen hemen aynı oyuncu bunu niye aldınız ki o zaman yani o zaman Salih komple yedek ve o da bir mantıksız bir planlama yani ciddi bir maaş verdi sonuçta. Böyle bir yorumda bulunmuştu ve bütün Beşiktaşlılardan ciddi bilinç yemişti.

Tesadüfen geçen sene Çıkıldava maçı izliyorum, El Kalba bilmem ne. Piyanici koşamayarak yürüye yürüye korner atmaya falan gidiyor. Korner dönüşünden offside'dan çıkamıyor falan böyle bir halde. Ve üzerinden sadece bir yıl geçmiş bu sohbetin, bu konuşmaların, bu lincin. Bir yıl önce Salih'ten kat be kat daha iyi görülen ve Salih kim kardeşim diye dalga geçilen

İşte Bülent Kalafat'la veya o binvalde yorum yapanlarla. Oyuncu. Bir yılda el kalvalarla falan oynayan, corner dönüşünde topallaya topallaya dönmeye çalışan bir oyuncu haline dönüyor. Ne olursa olsun futbolda geçmiş diye, CV diye bir şey yoktur. Bunu anlatamıyorum yani. Senelerdir anlatmaya çalışıyorum ve senelerdir de bunun bence anlatılabilme ihtimali yok. Yani geçmişle, CV'yle ilerleyemezsin. Büyük gelecek hedefinde olan kulüpler futbolcuların geleceğine yatırım yapıyor. Senin gibi kulüpler de futbolcunun geçmişine, CV'sine yatırım yapıyor. Bu mantıktan çıkılamıyor ve bütün şampiyon olan takımlar o dönem Beşiktaş şampiyonu olmuştu. Piyaniçilere özenleşti. Daha önce Ünal Aysal dönemlerinde, Mustafa Cengiz dönemlerinde ayrı o Falcao'lar, Enzonziler gelirken

Aziz Yıldırım da yaptı aynısını, Fikret Orman coştu yani. Ve hepsinde de bu seni bir yerlere getirmiş, senin başarılarının temelini oluşturmuş oyunculara karşı sırt çeviren, hep böyle daha vizyon adı altında, hep böyle bir şımarıklık transferlerine giren kulüpler hep bunun ceremesini çekmiş. Bizim 96-2000 dönemi Galatasaray'dan beri uzun vadeli bir şey inşa edebilmiş klübümüz yok. 1 yıl şampiyon oluyor, maksimum 2 yıl şampiyon oluyor, 3. yılında tepetaklak oluyor. Mesela Fikret Orman dönemi böyle 2 yıl üst üstenin ardından, takımı düşüşte, Ünal Aysal dönemi 2 yıl üst üste, ondan sonra öyle bir transferler, 2 yıl sonra da Avrupa'ya gitme cezası.

Şimdi bunları söyleyince insanlar şey diyor ya sen Ünal Aysal dışında işte atıyorum Fikret Orman'ın Beşiktaş'ı dışında başarılı takım yakın dönemde Aziz Yıldırım Fenerbahçe dışında kim var? Zaten derdim başarılı olmalarını eleştirmek değil. Başarılı olana kadar zaten çok iyi işler yapıyorlar. Başarılı olduktan sonra o şey yaşanıyor. Belki bir özgüvenin getirdiği hatalar silsilesidir. Belki başka şeydir ama zaten uzun vadeli başarımız yok. Zaten temel atamamak derdim benim.

Yani kısa vadede Ünal Aysal'ın da Fikret Orman'ın da başardıklarına kimse başaramadı diyen yok. Ama uzun vadeye taşıyamadı. 96-2000'de Galatasaray'ın yaptığı gibi merdiven merdiven çıkamadı. Herkes temelsiz bir anda fırlama, bir anda büyüme hedefinde. Eleştirdiğim konuda benim o açıkçası.

Bunun sebeplerinden biri de yani yönetimlerin kesinlikle bakış açısı belki bir numaralı etken olabilir ama bu aynı zamanda özellikle büyük takım taraftarlarının ve sosyal medyanın işe iyice girmesiyle de direkt bağlantılı bir durum değil mi? Yani insanlar değerli, aset dediğimiz parçalardan ziyade Hakim Ziyek gibisini görmek istiyor mesela. Bugün Fenerbahçe Omar Fayed'i aldı. Mısırlı stoper. Görmüşsündür. Yani dünden beri onunla alakalı yazılanları okuyorum. İnanılmaz bir oyuncu. Belli ki yaş grubuna göre çok iyi bir yatırım. Heyecanlandıran bir yatırım.

Ama muhtemelen taraftarın ne kadar umurunda ciddi bir soru işareti. Altına işte Kaleci'yi açıkla, Livakovic'i açıkla, işte ne bileyim Calvin Philipson'a da geçiyor, onu açıkla bilmem ne. Yani yıldız, yıldız, yıldız. Bu biraz artık maalesef sosyal medyanın kulüpleri yönetmesinde bir... Ya istediği kadar insanlar reddetsin. Kulüplerin karar mekanizmalarında

maalesef sosyal medya çok çok etkili. Bizzat şunu biliyorum ben. Vitor Pereira'nın ikinci döneminde Ali Koç'un başkanlığındaki geldiği ikinci döneminde Fenerbahçe, o dönemin Everton teknik direktörü Marco Silva ile anlaşmıştı. Benim hayatımda duyumculukla işim olmaz ama öğrenebildiğim nadir şeylerden biriydi. Yani ön prosedürlerin her şeyin tamamlandığı ve prensipte anlaşıldığı yönüneydi. Ve o gün Fenerbahçe taraftarı Marco Silva'yı istemiyoruz hashtag'i açtı ve Türkiye Trend Topik'te birinci sıraya yerleştirdi.

Fenerbahçe, Marco Silva ile anlaşmasını bozdu. Yıldız transferi için aynı şey geldi. Şimdi Fenerbahçe 5 tane çok faydalı oyuncu alsın ama 1 tane yıldız almasın arada, ooo Ali Koç'un hani parası vardı, ooo Ali Koç hani büyük oynayacaktı, hani sponsor transferleri vs. vs. O yüzden yönetimlerin üzerinden de sanki, bence kesinlikle suçlular bu arada orayı tekrar tekrar üstüne basmış olayım ama tek problem de onlarda değildi. Yöneticiler bu arada doğru olduğuna inandıkları şeyin peşinde de gidebilmeliler yani bu dik kafalılık yapsınlar, inatçı olsunlar diye söylenmiş bir şey değil ama sosyal medyanın dediği ya da toplumun dediği, kalabalığın dediği her zaman doğrudur diye bir şey de yok yani. Her zaman kalabalıkların söylediğini yapmak da o zaman popülizmin

Peşinden koşmak anlamına geliyor ve kulübü borç batağına götürebilirsiniz. İşte örneklerini saydığım Fikret Orman'ın yunanlaşsal dönemlerinde, Aziz Yıldırım dönemlerinde benzerleri yaşandı. Kısa vadede başarı geldi, uzun vadede sürdürülebilir bir şey gelmedi. Teknik kısmıyla ilgili de şunu düşünüyorum. Galatasaray'ın Kayseri maçında da gördük, önelemelerinde de görüyoruz. Galatasaray kendisine karşı kapalı oynayan takımlara karşı set oyunu oynama konusunda ciddi bir problem yaşıyor. Geçen sene bunu geliştirmede 3 tane oyuncusunun hatta Icardi'yi tabi başa sayarak 4 tane oyuncusunun büyük faydası var. Orta Sağ ve Hücum hattı olarak söylüyorum. Savunmada Abdülkerim'in de faydası oluyordu ama Orta Sağ ve Hücum'da 4 kilit oyuncu vardı bu işi yapabilen. Mertens, Icardi, Sergio Oliveira ve Milo Traşitsa. Bu oyuncularda ciddi bir kayıp yaşadığı zaman Galatasaray, işte Oliveira'nın form tutması, Oluviyara'nın bu arada 1-2 maçtır daha iyi olduğunu düşünüyorum. Biraz daha form tutmaya başladı gibi geliyor bana. Umarım böyle devam eder. Oluviyara yoktu ya da formsüzdü. Rashica'nın yokluğu, Icardi'nin henüz gelmemiş olması. İş bir tek Mertens'e kalınca Galatasaray-Kayseri maçında da gördük. Set oyunu kuramadı. Galatasaray'ın sağ açı Barış Alper Yılmaz, Santrfor'u Bakambu'ya Kayseri spor maçında 90 dakika boyunca kaç pas atmış biliyor musun? Sıfır. Bunu beklemiyordum.

Bakan buradan Barış'a da 1 falan herhalde. Yani paslaşamıyorlar. Çünkü top tutamıyorlar. Top tutabilen bir oyuncu ihtiyacı çok barizdi. Ve Kerem'in son 2-3 maçtır inanılmaz derecede pas hatası yapması ve top kaybı yapması da neden? Çünkü bir oyun yok ortada. Set kurulamıyor. Set kurulamayınca Kerem sürekli bir final pas deniyor ve her denediğim final pasta kayıba dönüşüyor. %90'ı kayıba dönüşüyor en azından.

O zaman da insanlar Kerem'e de umurdanmaya başlıyor. Şimdi Barış Alper'in defansif azmi Raşissa kadar var bence. Takımdaşlığı var, fizik kalitesi var, bunlar var ama top kullanma ve oyunu bilme konusunda o seviyede değil. O yüzden Galatasaray'da Raşissa'nın eksikliği bence çok hissediliyordu. Ama Hakim Ziyeç, son döneminde izleyemedim. Son bir yılda zaten pek oynayamıyordu. 900 dakikası falan var. Evet, Dünya Kupası'nı da görebildik biraz. Şimdi o dönemlerden, Dünya Kupası ve Ajax dönemlerinden falan bildiğim Hakim Ziyeç set oyunda oldukça kabiliyetli bir oyuncu. Top tutmanı bilen bir oyuncu, top kullanmayı bilen bir oyuncu. Top kullanması Raşistan'ın da önünde bir oyuncu. Sağlıklı bir Hakim Ziyeç bu set oyunu oynatma konusunda takıma katılacak olan Icardi'ye, Oluviyara olur veya başka bir 8 numara olur. Ona ve Mertense, tıpkı geçen sene Raşistan'ın yaptığı gibi set oyununda katkı sağlayabilir. ama 30 yaşına gelen ve bir süredir yedek rotasyona düşmüş Ziyech'in fizik kalite olarak tekrar toparlamasını beklemek zorunda kaldı sıraya eğer bu transfer gerçekleşirse ve bu bence işin şey kısmı yani Ziyech'in Rashica'dan daha iyi top atıcı olması ve en az onun kadar iyi bir set oynaması pozitif kısmı

ama fizik kalitesini reşitse seviyesine çıkarıp çıkaramayacağının şey olmaması, muallak olması, net olmaması bence negatif kısmı. Maliyet tarafına da hiç girmiyorum. Maliyet olarak da daha pahalı olacaktır. Bu arada biz yayına girmeden The European Led Wilfred Jeanne diye bir gazeteci muhtemelen canlı yayında bir haber açıkladı. Hakim Ziye bir kez daha sağlık testinden geçemedi diye. Bu haberin doğruluğunu bilmemekle beraber hakikaten ana problemin ne olduğunu hiçbir şekilde anlamıyorum. Bu yaz haberlere göre dördüncü oluyor. Eğer Galatasaray'ın sağlık testinden geçemediyse. Galiba hakikaten sağlığıyla alakalı ciddi bir problem de var. Ve ben mesela yayına girmeden tweet yazmıştım. Şahsen ben aslında biraz burada senden ayrılıyorum çünkü...

Sağlık kontrolünden geçemediyse bunun Galatasaray'ın yararına olacağını düşünüyorum. Kadro mühendisliği özelinde. Çünkü Galatasaray'ın hem bence öncelikleri daha fazla, bu tabii ki hakimziyenin yetenekleri vs. bunların dışında konuşuyorum. Çünkü ama bir sağlık problemi varsa bu yeteneği zaten ne kadar sergileyebileceği otomatikman soru işareti.

Bu sebeple Galatasaray'ın önceliğinin daha net bir merkez transferi olduğunu ve zaten çok yüksek maaşlar birkaç oyuncuya verilmişken ve bu maaş dengesi üzerinden sürekli spekülasyonlar ortadayken, ekstra ziyet gibi yeni bir hamlenin Barış Alper'in sağ kenar rotasyonda yetersiz olduğunu vs. bunların hepsine %100 katılıyorum. Ama TT gibi bir yatırım söz konusuyken, kimi zaman Zaha ya da Kerem'den birini kesemediğinden dolayı Zaha'yı sağ kenarda kullanma ihtimalin varken, Hakimziye konusu açıkçası benim Galatasaray üzerinde biraz uzaktan baktığım bir konu. Bu anlamda Hakimziye yorumunu da eklemek istedim. Ben ciddi bir kumar olarak görüyorum. Tekrar etmek isterim. Yeteneği dışında konuşuyorum. Kerem de sağ açık oynayabilir bu arada bence. İlk geldiğinde Galatasaray'da sağ açık oynuyordu. Çünkü Zaha çok bu dönemden sonra sağ açık oynayabilir mi? Oynar muhtemelen de sol açık kadar etkili olabilir mi? Ondan çok emin değilim.

Bundan 4 yıl önce, 5 yıl önceki Zaha fiziğiyle şu andaki biraz Zaha böyle top tutan bir oyuncuya dönüşmüş olabilir. Yani biraz Enwakame tadı aldım izlerken Zaha'dan. Onu solda kullanmak o yüzden çok daha verimli olabilir. Enwakame'ye çok benziyordu bu şey maçında. Ljubljana maçında 45 dakika performansı. Çok benzettim yani hem fizik olarak

çok güçlü olması, topu tuttuğu zaman kimsenin alamıyor olması hem de o 2-3 yıl önceki patlamalı deparlarını çok fazla göstermiyor ve daha idareli kullanıyor olması bakımından Envakame'ye çok benziyordu. Aynı şeyi söyleyecektim. Koşuşunda bir farklılık hissettim mi diyecektim. Böyle eskiden fulleli falandı aslında ama şimdi vakayamı böyle biraz sekermiş gibi ama aslında çok hızlı davranırdı ya. Hani Zaha'nın da hakikaten bu arada fizik biraz anomali ya çok garip. Bocaklar falan uzun böyle üst gövde gayet taf. Valla Zaha'nın performansını merak ediyorum. Sağ mı olur sol mu olur artık ona teknik ekip karar verir ama. Belki hazır olmadığı için o deparları atmıyordur. Bir çekme bekme vesaire olmasın diye. Belki bir 15-20 gün sonra daha başka türlü koşullarda görebiliriz. Şu an sadece topla oynuyor. 15-20 gün sonra topsuz hızlı deparlarını da görebiliriz diye tahmin ediyorum. Programa burada küçük bir ara verelim. Döndüğümüzde devam edeceğiz.

Burada Rashidsa'yla Erkıl'a da bir şey söylemek istiyorum. Benim ne kadar beğendiğimi biliyorsun. Hep söylemişimdir, alkoliğe bir kere düştüm hayatımda da Rashidsa yüzünden. Icardi'nin mi bonservisini alırsın, Rashidsa'nın mı diye sen de o programda benimle beraberdin. Çok beğeniyorum. Her takımda olması gereken net bir karakter. Ben böyle yönlü oyuncuları severim. Yani Rashidsa'yı sağ iç bile kullansan, Bir şekilde oynar abi hiçbir şey olmadan. Sabeko oynar, Üçlü'nün Kanatbek'i vs. Böyle adamların yetenekli oyuncu gruplarının arasındaki binanın temeli gibi görürüm genelde. Bu sebeple çok önemsiyorum. Mesela Fenerbahçe'de her şey işte Tadic ve muhtemelen Jacku üzerinden gidecek doğal da olarak. Ama bir noktada mesela Szymanski, Fred olmazsa onların da bir anlamı olmuyor. Özellikle Szymanski. Çok fazla belki ön planda olmuyor bu kadar ismin arasında ama gerek toplu oyunda, gerek topsuz oyunda, preste, sahanın her yerinde yaptığı baskıda toplu oyundaki meziyetleri vs. Aslında ne kadar önemli bir adam olduğunu görürsün. Rashidsa'da Beşiktaş için bence aynı şeyi karşılıyor. Galatasaray'da zaten öyleydi. Geçen yıla hep böyle Ikardin üzerinden, Toreiran üzerinden belki okuduk ama Rashidsa bambaşkaydı. Bir de Şenol Güneş'in Eline giden her kanat, her forvet, her santrafor oyuncusunun yaratacağı etkinin düşüncesi beni benden alıyor gerçekten. Sanki herkese çok net bir şekilde hocanın dokunuşu var gibi düşünüyorum. Hatta bir anda böyle Rashid Sadan işte 10 gol 6 asist böyle çifthanelerin daha da üzerinde performans alsa hiç şaşırmayacağım. Şenol Güneş'in elinde böyle bir Rashidsa'yı izlemeyi gerçekten büyük bir merakla bekliyorum. Çünkü kağıt üzeri baktığında Rebic, Abubakar, Rashidsa, denkleme dahil olursa Oxlade Chamberlain ya da işte arkalarında Gatson, Salih, Amir gibi bence çok iyi bir rekip oluyor Beşiktaş'ta. Evet, geç oldu ama güzel oldu gerçekten. Ve Erdal Vayt yazmıştı, Rashissa transferiyle ilgili. Aslında TT'ye daha çok ihtiyacı olan Beşiktaş'tı. Daha yaratıcı oyuncusu eksik çünkü. İşte Gezhal da bir türlü dönemiyor. Rashissa gibi daha disiplinli oyuncuya ihtiyacı olan da Galatasaray'da aslında gibi bir yorum yapmış. Buna katılıyorum. Beşiktaş'ın hücum hattında Gezhal'ı çıkardığımız zaman, o gerçekten büyük yaratıcı.

Ama onun dışındakiler, Rashica tam bir disiplin oyuncusu, mücadele oyuncusu, Revic biraz öyle, Cenk Tosun öyle, Jadson öyle. Biraz daha tempo ve dinamizmle, fizik kaliteyle fayda sağlayan ama mesela rakip kendi 30 metresine kapanıp iyi savunma yaptığında kilit açmada Abu Bakar'a çok bakacak yine. Beşiktaş gibi geliyor bana. Yani geçen sene atıyorum Mertens'in yaptığı kilit açıcılığı şu anda yapabilecek hala bir Gezal var. Gezal da sağlıklı değil. Fenerbahçe'de Tadic'in yapabildiğini de yapabilecek bir oyuncu hala Beşiktaş'ta yok. Ama yine de Beşiktaş ucumu zenginlikten çok uzaktı. Rotasyon çok dardı. Şu anda o rotasyonun zenginleştiğini görüyoruz. Ama benzer oyuncular. Bak mesela Oxlade Chamberlain de iyi döneminde Jetson'un olmuşuydu. Sonra çok düştü tabii. Fiziksel sakatlık vesaire durumlarında. Jetson'a benzeyen bir oyuncu aslında hani box to box çok koşan, dinamik, belli bir teknik seviyesi de olan. Jetson da öyle. Amir iyi top atıcı ama tabii daha arkada konumlanıyor pozisyonu olarak. İşte Rebic ve Cenk bir kenar forvet, Muleka da aynı şekilde bu üçü bir kenar forvet, ikinci forvet olma oyuncuları. Rashica'nın bir şeyi var yalnız, hocanın Redmond'la ilgili düşüncesini de oturtuyor. Mesela çok iyi bir Gezal toparladı, form yakaladı. Rashica bence geçen seneki Konya spor maçında 10 numara oynayabileceğini gösterdi. Mertensiyen'i oynamıştı o maçta ve iyi oynamıştı, gol de atmıştı.

Mesela Gezal iyi toparladı diyelim. Gezal sağa çık, Cenk veya Rebiç sola çık. 10 numarada Raşisse'yi de oynatabilir hoca. Amir Cezson Raşisse yapar merkezi. Sağda Gezal, solda Cenk veya şey yapabilir. Tabi o 5'liyi koyarsa yerliden dolayı Cenk'i oynatması lazım ama Salih de işte biraz yerli de biraz rotasyonda elini kuvvetlendiriyor. Kalede Mert'i kullanması. Sabek de baktı işte hep yabancıları kullanacak. Sabek'e mecbur Rozi'ye yerine Onur falan da yapabilir. Ama bu oyuncuların formunu yükseltiyor Hoca ve bence Beşiktaş'ta iyiye gidiş var. Bir tek bence çok yaratıcı bir oyuncusu yok. Yani Trabzon'da mesela yat tarası falan vardı. Hoca'nın iyi dönemlerinde. İşte Beşiktaş'ta daha önce Sosa'sı vardı, Talishka'sı vardı falan. Öyle oyuncuları bence azaldı, korejması vardı. Yani beğenmesem de keseceği bir orta falan. Yani her halükarda Beşiktaş şampiyon olmak istiyorsa bence Gezzal'a ihtiyacı olacak. Ama onun dışında da parçaların büyük çoğunluğu tamamlandı gibi. Bir de bence şöyle bir eksikleri var hala. Hata yaptıkları için var o eksik. Stopper transferini çok kötü kurguladılar. Ben 4-5 saat Amarty'i izledim. Çok yanlış bir transfer olacağını 4-5 saatte anladım ve bu yaz çektiğim en negatif transfer videosu Amarty'di.

ve ilk Nefçi maçında da çok basit bir hatadan gol yedirdi. Bu maçta, Karagümrük maçında ilk hafta oynayamadı, son 2-3 dakika girdi bir hava toplumunda çok kolay vurdurdu. Hani hiç kalıbının oyuncusu değil bence Amarti ve şimdi Hoca tekrar stoper arıyormuş. Amarti'ye bir dünya para verdirildi mesela. Yine Necip oynuyor. Necip de mesela az daha bir pozisyonda son dakikalarda Jenson'un golünden 1-2 dakika önce büyük bir hata yaptı aslında. Rozier çok iyi bir kademeye girdi, engelledi ama Salih Dursun biraz hızlı olsaydı mesela Beşiktaş'tan önce karagümrük golu atıp 1-0 bir bakmışsın aldığın maçı vermiş olabilirdin yani stoper çok önemli. Bence Onana ve Amarti hamleleri biraz herhalde Ceyhun kazancı hamlesi mi oldu? Plansızlıktan mı oldu bilmiyorum ama o iki hamle bir fayda sağlamadı yani. Ve stopere yeni bir transfer bekliyorum ben açıkçası. Maalesef gerekiyor da. Çünkü hem Onana hem Amarti isimleri ne Amiri kesebilir Onana, ne Amarti İdeal 11'de Collie'nin yanındaki stoper bence. Orada bence bir planlama hatası oldu ve bir stoper de gerekiyor diye düşünüyorum.

Orada şey de var, yani sonuçta Omar Collie de dediğin gibi Amarti'nin hiç partneri olabilecek bir oyuncu değil. Çünkü Omar Collie hepsinden daha beter aslında. Benim gerçekten gördüğüm en sakar stoperlerden bir tanesi. Daha kötü olan şu, yani Amarti yerine belki sağ stoper olarak, ekleme olarak düşünülecek oyuncu da Eric Bailly. Eric Bailly'nin de kariyeri tamamen bu hatalar, basit hatalar, gol yedirmeler. Amarti de çok sakar. Ben Collie'yi Amarti'nin önünde buluyorum mesela. Evet, yani Sakarlık üzerine Erik Bahi. Aynı zamanda sakatlık problemi olan bir isim. Beşiktaş transferlerinde şu var. Herkes Afrikalı. Afrika Kupası dönemi ne olacak bilmiyoruz. Alınan oyuncuların %30-%40'ında ciddi bir sakatlık problemi söz konusu. İstenen oyuncularda dahil olmak üzere. Bu nasıl bir transfer planlaması anlamadım. Aslında kağıt üzerinde baktığımda ben Beşiktaş'ın iyi bir kadrosu olduğunu düşünüyorum ama

Bu sakatlık problemleri ve Şenol Güneş Afrikalı oyuncu istemiyoruz dedikçe Afrikalı oyuncu gelmese de bir başka garip bir durum. Yani bilmiyorum ya anlamlandıramadım açıkçası. Öyle gerçekten. Evet Oğulcan. Biraz Türkiye'nin dışına çıkıp Süper Kupayı konuşalım. Manchester City penaltılarla kazanmayı bildi. Yine aslında Sevilla'nın beklenmedik bir sürpriz yaparak kupayı almaya çok yaklaştığını görüyoruz. Sevilla gerçekten bela bir takım. Kolay kolay kaybetmiyorlar.

Yani Fenerbahçe ile oynadıkları dönemde ligde küme düşme potalarına kadar gerileyen bir kulübün UEFA kupasını alıp Süper Kupa'da da az daha City'yi saf dışı edecek olması ve direkten dönmesi. Kelimenin tam doğru anlamıyla da direkten döndüler. Ne diyorsun? Valla Sevilla gerçekten çok garip takım. Bu arada maçın genel anlamıyla benim için çok sıkıcı geçtiğini de ekstra belirtmem gerekiyor. İki takımdan daha iyi performans beklerdim. Aslında City maçları benim için biraz daha, yani kupa finali dışında konuşuyorum.

Sağ içerisini çözmeye çalışmakla geçiyor. Bugün Guardiol'u neden Guardiol'un Solbe kullandığını böyle kendime bir açıklamaya çalıştım. Neden böyle denemeler yaptığını anlamaya çalıştım. Ama yine Seviyan'ın benim beklediğimden çok daha iyi bir şekilde ST'yi karşıladığını, oynamaya çalıştığı oyunu kabul ettirmeye çalıştığını gördüm. Özellikle karşılamada kullandığı 4-4-2 gerçekten hoşuma gitti.

Maçında bir kırılma anı vardı bu arada. Bilmem katılır mısın? 1-0 iken El Nesri bir tane karşı karşıya pozisyon kaçırdı Ederson'da kaldı, yetişemedi. Topa zaten onun ardından da gol geldi, 1-1 oldu. Böyle anlar çok önemli. Hele ki yani oynamaktan ziyade bozmaya yönelik bir takımsanız ve bu pozisyonlar ayağınıza geliyorsa bunu çok daha net değerlendirmeniz gerekiyor. Haliyle City'nin bir gol bulması çok sürpriz bir durum değildi. Penaltı atışları sonrası. karşıyım. Uzatma olmalı ya. Uzatma kesin olmalı. Direkt penaltı bilemedim. Çok ısınamadım. Şeyin değerini düşürüyor sanki. Hazırlık maçına döndürüyor işi. Tamam takımlar sezonun öncesi öyle 120 dakika maç yapmak istemiyor. Anlıyorum. Zaten City hazır da değil. Yani Şampiyonlar Ligi finali dönemindekinden ya da işte geçen sene Mayıs ayında Arsenal'i yenen Manchester City'den çok daha uzaklaşmışlar. Bu arada hani fiziksel olarak zaten optimum seviyelerine daha gelmelerine var ama

Bir de üstüne hem Ilkay'ı kaybettiler hem de Kevin De Bruyne de sakatlandı. Yani iki tane beyni var takımın. En önemli iki beyin. İkisi birden yok takımda. Yeni bir şeyler kurgulamak zorunda Pep Guardiola. Hani o geçiş döneminde de yakaladı bence Sevilla. İşte birçok eksik vardı takımda. Palmer oynadı. O da yeni yeteneklerinden. City'nin. Olabildiğince durdurdular ama yine de Sevinya'nın şu formülle kazanmasını istemiyordum. Sürekli durdur rakibi ve aynı şeyi yedir sürekli bütün rakiplerine. O şekilde kazanmalarındansa biraz oyunu geliştiren şeyler yapmalarını da istiyorum açıkçası. City kazandı ama o şeye çok katılıyorum. Uzatmasız penaltılarla geçiyor olması biraz sanki Süper Kupa'nın değerini düşüren bir şey.

Çok doğru. Yani bir de şöyle bir şey var. Hakikaten İlkay ve De Bruyne kısmına değinmen çok iyi oldu. Kovacic'in olduğu bir orta saha. Kovacic, Rodri, oraya arada Foden'ı kaydırdığı anlarda hakikaten üretimden ve yaratıcılıktan bir o kadar da uzak kaldığını görüyoruz. Aslında Rodri çok iyi bir pasör. Foden kilit açma noktasında çok iyi.

Ama galiba bu oyunun alışılagelmiş oyuncularını ikisini, biri transfer olarak, biri sakatlık olarak sistemden ayırdığın an toplu oyununuza da çok ciddi bir sekte uğratıyor diye düşünüyorum ben. Bilmiyorum mesela bu yaz birçok güzel transfer oldu, Avrupa'da özellikle. En ısınamadıklarımın başında Kovacic geliyor olabilir. City oyununa Kovacic tarzı bir oyuncuyu galiba yakıştıramıyorum. Ve aslında şöyle söyleyelim, Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş bir takımın bu sezona kadar hep böyle hani kazanamasa da Şampiyonlar Ligi'ni hep geliştiren transferler yaptığını görüyorduk.

Bu sefer çok geliştiren transferler de yapamadılar. Kan kaybettiler aslında. Riyad Mahrez de mesela çok tecrübeli ve artık hep Guardiola'nın oyunu çözmüş bir isimdi. 35 milyon euro'yu El Ahly yaptı. O da gitti. İlk ay da Barcelona'ya gitti.

3 yaratıcı aslında abi. Evet, yani Kevin Deboru'nun sakatlığına yapabilecek bir şey yok ama transferi yine 90 milyon euroya Guardiola yapması ve işte Kovacic ne kadar doldurabilir şeyin yerini, ilkayın yerini, onlar evet yani çok sanki gelişmedi gibi geliyor siti. Belki bir transfer gelir mi diye düşünüyorum ama genelde Pep Guardiola Ağustos'un ortalarından sonrasında bırakmıyor bu kilit hamlelerini. Ama yine de merkeze bir yaratıcı orta sahaya ihtiyaçları var. Belki Bernardo Silva eklenince tekrar o işleri çözme konusunda biraz daha iyi olabilirler. Şey garip oluyor yani. Tabii biz hep hücum tarafından bahsediyoruz ama mesela Cancelo'yu bir anda denklemden çıkartması geçen sezondan beri çok garip. Çünkü Cancelo bu içleşen back tanımını Guardiola'nın dünya futbolunu artık tamamen dikte ettiği bir görevlendirmeydi. Ve toplu oyun için Cancelo gibi back de inanılmaz bir yaratıcıydı. Ama şimdi Kyle Walker gibi topla becerisi ona göre daha düşük bir oyuncu ve yine Zinchenko'dan iki sene önce inanılmaz rol yani. Back'lerini öndeki yaratıcılarıyla beraber harmanlarken iki sezondur Stopper özellikle Back'lerle oynaması çok garip. Evet, onu değiştirdi komple. Guardiol niye Solback oynuyor anlamıyorum. Zaten Akanji, Ake, Ruben Díaz, John Stones önde kullanıyor ama yani Stopper olarak bu kadar kaliteli bir rekif varken bir de Guardiol eklemesi biraz garip istiyorum. Yani o solak sert stoperi sol back gibi kullanıyor ve merkezdeki stoperden birine oyun kurarken önlü berevi çıkarıyor. Stones'u yaptırıyordu geçen sezon. Orada mesela Ake olmadığında ters ayaklı Akanji'yi kullanmak zorunda kalmıştı. Yarı finaldeydi yanlış hatırlamıyorsam.

Ve biraz daha sorun olmuştu bu onun için. Herhalde bir tane daha sol stoper, sol ax stoper, sol back de oynatabilirim modelinden Guardiola gitti gibi. Gerçi o tipte elinde şey vardı yani, İspanyol Laporte. O tipteydi de Laporte'u çok tutmadı. Böyle sert olsun, güçlü olsun stoperler istiyor. O Zinchenko'lu, Cancelo'lu, Beckler'den oyun kurmayı merkezlerine çevirdi. Yani Stones ve Rodri üzerinden oyun kurmaya döndürdüğü için Beckler'i artık oyun kurucu kullanmak yerine net kesici güçlü stoper, işte Walker tipi Beck, Ake tipi Beck gibi kullanıyordu. Guardiola da bence o sisteme devam ettireceğinin net imzası gibi görünüyor bende. Guardiola çok talepkal bir teknik adam ve gelen oyuncunun özellikle ilk başlarda biraz sersemlemesini doğalda karşılıyorum bir yandan. Özellikle Guardiola bunun problemini bir müddet yaşayacaktır diye düşünüyorum. Peki. Biraz basketbola da geçelim. Oh işte bu ya. Tamam. Her şey futbol, futbol. Biraz böyle basketbola geçince mutlu oluyorum. Güzel de gidiyormuşuz. Evet, evet. Sonuçlar iyi geliyor. Olimpiyatlara katılabilecek miyiz? Şöyle, bundan sonra bir eleme daha var. Bu bizim oynadığımız ön ön ön eleme biraz. O yüzden zorluk seviyesi de bir tık daha aşağıda. 3 maç yaptık. Grubu zaten namalip lider tamamladık. 96 sayı ortalamasıyla oynadık bu arada. Hakikaten yani rakipler zayıf evet ama ben şeyi önemserim. Yani zayıf rakibe karşı yapılan rotasyonda da maçın içerisinde konsantre bir şekilde kalabilmek özellikle basketbolda çok çok önemli.

Bu sebeple takımın adanmışlık seviyesini çok iyi gördüm. Yani maça baş koyma noktasında. Özellikle böyle yok ben NBA'den geldim diye triplerde olan bir oyuncumuz da yoktu. İşte ben zaten süre almıyorum diye salmış bir oyuncumuz da yoktu. Aksine bence çok keyif veren bir milli takım izledik biz üç maçta da. Hücum performansımız beklenenden çok daha iyiydi. Mesela normalde şutuna güvenmeyeceğimiz oyuncuların

Ciddi ve özgüvenli şut soktuğunu gördük. Kenan, Spy, Berk Uğurlu bunlardan ikisi. Normal şartlarda guard pozisyonda oyun kurulma anlamında ve topu paylaşma noktasında iyi oyunculardır ama işin skor tarafında biraz daha kısır kalırlar. Ama bu önelemelerde de hakikaten çok iyi iş çıkardılar. Ama tabii oyunun ana merkezine genelde Alperen'i koyuyoruz. Yani Alperen inanılmaz bir performans gösterdi.

Hakikaten sahaya tamamıyla kafasını verdiğinde silindir gibi geçiyor rakiplerin üstünden. Dün Ukrayna'yla oynadık. Gruptaki en sert takımdı. İzlanda ve Bulgaristan'dan çok daha sert, çok daha basketbol düzeyi iyi olan bir takımdı. 30 sayı, 5 reboundla maçı bitirdi. Direkt sirkülese ediyor yani ve gerek ayak oyunlarını, gerek top paylaşımını, gerekse de o pot altı dominantlığını hakikaten durdurmak çok zor. Bir de Ömer Faruk'a ben burada bir parantez açmak istiyorum. Geçen yıl milli takıma gelmemişti NBA'de ciddi bir hazırlık yapmam gerekiyor diye. O süreç biraz sancılı olmuştu Ömer adına da. Türk basketbolserler adına da hani gelmeyecek mi acaba bir daha diye. Ama nefis bir dönüş yaptı. Zaten tam bir rebound canavarı. Ortalama 12-13 reboundla oynadı 3 maçta ki Ömer'in en önemli özelliğidir bu. Uzun rotasyonumuzu bu formda ve bu şekilde görmek diğer Avrupa uzunlarına karşı beni biraz işlahlandırıyor açıkçası. Kısır rotasyonumuzdaki yetenek, hücum anlamındaki barem biraz ortalama olsa da uzun rotasyonumuza ciddi anlamda güveniyorum. Kısa tarafta da Onur Alp bitime biraz daha iş düşüyor diye düşünüyorum. Şimdi diğer gruptan bir çapraz eşleşmemiz var. İsveç rakibimiz ve Sinan Erdem ev sahipliği yapmaya devam edecek zaten. Taraftar şeyimiz de var yani. Taraftar avantajımız da var bu önelemelerde. Yani şöyle söyleyeyim, çok çok büyük bir terslik olmadığı sürece milli takımın bu önelemeleri lider bir şekilde bitireceğini düşünüyorum. Herkesi de milli takımımızı tam destek izlemeye davet ettiğimi söyleyerek

Bir sonraki programa kadar şimdilik basketbol konuşmayı bırakıyorum. Ağzına sağlık. Eyvallah abi sağol. O zaman programı da noktalayabiliriz. Sanırım trendte olan bütün spor konularında konuşmuş olduk. Dinlediğiniz için teşekkür ediyoruz. Haftaya yine karşınızda olacağız. Görüşmek üzere. Hoşçakalın. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)