
6.186 kelime · ~31 dk okuma
Trenspor'dan herkese merhabalar. Süper Lig'de bugün 2023-2024 sezonu başlıyor. Oğuzcan'la birlikte Süper Lig'de yeni sezonu konuşacağız. Hangi takımlar hazır? Sezonun bu yazın en iyi transferleri hangileri? Anadolu takımları ne durumda? Ve Real Madrid'e transfer olan İbrahim Kutluay'ın oğlu Ömer Kutluay'ın transferini de sana soracağım. Hazırsan başlayalım. Başlayalım.
Evet, Süper Lig'de 2023-2024 sezonu başlıyor. Boğalar, Twitter'a iniyor. Gördüğüm en iyi edit, video editi. Bilenler için, komik bilmeyenler için bunlar ne diyor denecek bir konu ama çok güzel bir edit. Bir dakika, ben sana sataşarak başlayacağım dedim, sen direkt konuya girdin abi, kusura bakma. Evet, bugün tarihi bir şey oluyor. Sevgili Sinan Yılmaz ilk kez kavruk teniyle karşımızda oturmuyor. Maalesef bir hafta tatile gidememiş, çok üzüldük. Bir de bugün beni ilk kez bekletmedi herhalde.
Doğru. Senden bir dakika önce gelip kapıyı sana ben açtım. Evet asansörde ama gördüm sen çıktın aşağıdan ben bastım eminim o sendin. 4. kata çıkan tarihi bir yana ikisi beraber denk gelmesi hem bekletmemen hem tatilden gelmemiş olman inanılmaz bir detay. Bu en az Süper Lig'in başlangıcı kadar haberdeğer olan bir durum bence.
Çalıştık ya bu hafta, biraz transferdir, odur budur. Kaçamadık yani, her günüm doluydu. O yüzden gidemedim ve bu her günün dolu olması maalesef Süper Ligi'de eskisi kadar özlettirmiyor bana. Doğru. Eskiden o lise, üniversite dönemlerinde Süper Lig başlamadan önce ben çok özlemiş oluyordum. İki ay doğru düzgün futbol izleyememiş oluyorduk. Hele o yaz büyük bir turnuva yoksa, bu yaz olduğu gibi Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası vesaire yoksa... bir iki ay en azından futboldan uzak kalınıyordu, maç izlenemiyordu ve bayağı özlüyordu insan. Hatta işte bu Avustos başı maçları mesela Trabzonspor'la başlayacak. Bana şeyi hatırlattı mesela Alenzinho'nun gelir gelmez işte aşırtma bir golü var. Tribünler dolu, yaz ayı, herkes işte tişörtleriyle falan böyle mükemmel bir Alenzinho aşırtma golü. Harika bir başlangıçtı. Bu sezon da Trabzonspor'la başlıyor fakat bu sektöre girdiğimizden beri sen de öylesin, ben de öyleyim.
Diğer arkadaşlarımız da öyle. İçerik üretiyoruz. İçeriklerde işte yapılan transferleri, birazdan konuşuruz en iyi transferi kim yaptı gibi. Onları analiz ediyoruz. Maçları izliyoruz o yüzden. Bir de bu sene zaten takımlarımızın üç büyüklerin tamamı Avrupa'da ön eleme oynadı. Bol bol oynuyorlar. Üç el eleme falan oynuyorlar. Çok da erken başlıyor. Temmuz'dan başlıyor. O ön eleme maçları da izleyince hiç bana lig başlıyormuş gibi gelmiyor.
Yine de ilk haftalar oldukça çarpıcı. Geçmişteki ilk haftaları da konuşuruz. Çok kötü başlayıp şampiyon olan var. Çok iyi başlayıp beklentilerin çok altında kalanlar var. Sürpriz bunları da konuşuruz. Hangisiyle başlayalım? En iyi transfer mi? Sürpriz başlangıçlar mı? Transfer, transfer. Transferle başlayalım. ama şey dediğine katılıyorum. Özleme duygusunu özledim biraz. Ben iki senedir tabii içerik üretiyorum baktığında. Sen tabii senelerdir benden çok daha tecrübelisin ama şimdi sırf bu yazı bile gözümün önüne getiriyorum. Lig bitti, sonrasında hemen işte Avrupa maçları başladı denebilir aslında yani bir buçuk ay sonra falan. Ama bizim ana konumuz transfer döneminde içerik çekmek bulunduğumuz kurumlarda. Ve bu belayı galiba ben açmış olabilirim hepinizin başına.
Allah Allah. Çünkü ben sektörde işte 12 yıl falan oldu ama 5 yıl öncesine kadar ne YouTube bu kadar meşhurdu, ne bu kadar içerik çıkılıyordu ve oyuncu analizi çok yapılan bir şey değildi. Ben 4-5 yıl önce ilk işte yapmaya başladığımı hatırlıyorum. Yeni yeni işte hastalıklı futbol kanalı olsun, uzun paslar olsun onlar da yeni yeni başlıyordu. Ama onlar amatör yani direkt şeyden gelen değil hani basın mensubu olarak
Hikaye anlatıcılığı biraz. Spor yazarları derneğinin şeyi olduğu, onu taşıyan, profesyonel gözükmeyip, amatör olarak gözüküp bizlerden de daha çok izlenen ve güzel işler yapan arkadaşlar onlar. Ama dediğin gibi hikaye anlatıcılığı üzerinden geçti. Sonra analizi de gayet iyi geliştirenler oldu aralarında. Bizim gibi TSEYD üyesi olup da maaşlı, profesyonel şirketlerde, basın kuruluşlarında çalışmadan kendi kendilerine kurup başaran arkadaşlar ama bu basında benim yüzümden çıkmış olabilir. Teşekkürler.
İlk analizler galiba 2017'ler, 2018'ler. O yaz yaptığımızı hatırlıyorum. Çok da yapan yoktu. Şimdi herkes yapıyor. Çünkü talep çok var. Herkes de izliyor. Seni anacağım o zaman bundan sonra. Çünkü şimdi kafadan bir hesapladım seni dinlerken. 8 tane falan transfer videosu çektim bu yaz şu ana kadar. Ve ben minimum 10-12 maç izlemeden asla video çekmiyorum. Mutlaka daha alıcı gözle izlemek için. Kafadan 80 maç arıyor.
İzleyip gelmeyenler oluyor. Çekmedi. Mesela NDD'yi izliyordum. Gelmeyecek muhtemelen. İşte Bissum'a izliyorum falan. Bir de Avrupa'da rakipler eşleştiğinde Fenerbahçe için... Abi ben Zimbru La Fiorita maçını izledim iki maçını. Hayatımdaki en kötü... Bir bu Zimbru La Fiorita, bir de Gislen Konan transferi vardı Fenerbahçe'nin. Solbeck olası bir transfer. Onun için Afrika Kupası maçlarını izlemiştim. Philistyle'nin. Evet bak sana güzel direklerimi alayabilirim. Sırf bu iki anımdan dolayı. Evet transferler.
Kim en iyi transfer bu yaz şu ana kadar gelen? Zaha, Tadiç. Zaha'nın bir de transfer çalımı olması da galiba. Transfer çalımı olması da öyle. Tadiç'in burada konuştuğu geliş şeyi çok acayipti yani. Hiç beklenmedik bir anda geldi. O da transfer çalımı ama Fener Galatasaray'ın kendi arasındaki mesela Galatasaray'ı istese Beşiktaş gibi Tadiç'i de Fener alsa o da Zaha gibi çok büyük bir çalım olurdu. Edin Dzeko, Şampiyonlar Ligi oynadıktan... Şampiyonlar Ligi finaline gelmek. Evet. Var mı acaba? Sonra geldi. Şampiyonlar Ligi finalinden gelen, Süper Lig'e hemen ertesi sezon gelen var mı ya? Hiç hatırlamadım. Şimdi böyle düşünün, çok büyük olay çünkü yani finalden adam olmak. Bir ay sonra falan geldi yani direkt. Mesela şimdi Beşiktaş için Erik Bayi konuşuluyor. Beşiktaş ayarında, Beşiktaş'tan beklemediğim bir transfer hamlesiydi bu mesela. Erik Bayi çünkü benim için her zaman aslında iyi bir stoper ama sakatlıktan birini doğrultamayan bir oyuncuydu. Beşiktaş'ın alma ihtimali varmış, hep bir stoper eksikliğinden bahsediyorduk, garip. Ben hep eldeki kuş, daldakinden iyidir diyen ve gerçekçi gözle bakmaya çalışan bir arkadaşınız olaraktan
Mauro Icardi'nin yine bu yazın en iyi transistörü olduğunu söylüyorum. Onu saymayalım gel zaten. Ben sayarım abi. Oynuyor. Ben gidecek gözüyle bakıyordum geçen sezon. Bu adam kalmaz gözüyle bakıyordum. Aksine onca şeye bence kalacak diye bakmalıydın abi çok bağlandı adam yani. Niye bağlansın ki adama üç katını teklif ettiler, dört katını gitmedi. Her şey de duygusal değil yani. Ve ben çok şaşırıyorum. Hakikaten koskoca Bayern Münih'in Galatasaray ayarında bir Santrfort'u yoktu geçen sene. Koskoca Milan'ın yoktu. Yani bu kadar büyük takımların Icardi'yi almamış olması... Icardi gerçekten çok çok üst düzey bir oyuncu ya. Yani takım oyunu konusunda... Mesela Icardi neyi değiştirdi? Herkes söylerdi ya mesela, Santrfort dediğin biraz da egoist olacak falan gibi böyle bir söz vardı ya. Direkt çöpe attı onu.
Senin en beğendiğin Icardi özelliği. Bencil olmaması. Ve bütün takımı yükseltmek anlamına geliyor. Doğru. Bir de belki birkaç hafta sonra tüm bu transferleri çöpe atıp Sergio Ramos konuşabiliriz. Evet. İhtimal var galiba. Baya ilgi söz konusu. Bu kadar boşu boşuna çıkmaz herhalde haber. Galatasaray için. Çok da acayip olur bu arada. Roberto Carlos'tan sonra ikinci sıraya yazar mısın Ramos'u? Yazarım. Kariyer anlamında Türkiye'ye gelmiş en iyi oyuncu. Ramos'un hala oynuyor olması onun biraz underrated kalmasına sebep oluyor bence şu açıdan. Bence dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük best stoperinden biridir. En iyisi de olabilir. Fakat savunma işi İtalyanlarla çok özleşleştiği için abi Nesta'ları Maldini'leri işte... Kan Navarro'ları falan sayıyorsun. Ramos saymıyorsun mesela onların arasında. Mesela ilk dediğin zaman aklına gelmiş geçmiş en iyisi Toper dediğin zaman bir bakın Bağır geliyor. Ama izlemedik zaten onu çoğumuz. Bir de zaten daha çok orta saha gibi çok hücuma katılan farklı bir stil yani. Kesiciliğinden çok yapıcılığı öne çıkan ama kesiciliğiyle savunmacılığıyla öne çıkanları
Düşününce ilk akla hep şeyler geliyor, İtalyanlar geliyor. Çünkü o dönemlerde bir de İtalyanlar hep başardı ya, Milanlar, Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları, 2006 Dünya Kupası şampiyonluğu, Cannavaro falan. Ama son 15 yıla baktığın zaman, yani Sergio Ramos çok net söylüyor, Rumki pikelerden falan çok üstte bir stop veriyor. Kendi döneminde Sergio Ramos kıyasız yani son 10 yılda yanına yaklaşabilen bir ikinci bir stoper performansı bence yok. Mesela İtalyanlar diyoruz ya Bonucci'leri falan çok ciddi fark attı Ramos.
Bence iki sezon Van Dijk diyebilirim. Ramos'a en yaklaşan bence Van Dijk oldu ki o da son bir sezondur. Biraz düşüşte sakatlıklar yaşadı o da. İngiltere'de stoper olmak bence çok zor. Çünkü çok yüksek bir fizik kaliteyle oynamak zorundasın. Bu böyle İtalya'da baba stoper diye gezinen bazı stoperler mesela gitti İngiltere'ye o kadar olmadı bir daha. Veya Fransızlar, bir dönem Marcel Deuzaylar falan. Onlar şeydi ya, William Galaslar. O kadar olmuyor. John Terry o yüzden belki çok önemli, çok uzun süre. Rio Ferdinand. Rio Ferdinand ama sonradan açıldı. Geç açıldı yani biraz. Ramos'u ben ilk beşe yazabilirim. Ama şey deniyor ya şimdi, olacan. Pepe 40 yaşında hala oynuyor. Son olarak Süper Kupa'da oynadı Benfica ile.
Pepe Beşiktaş'tayken Porto'ya duyduğu aidiyetle oynamıyordu ama. Yanılmıyorsam 17-18 sezonunda Pepe Beşiktaş'taydı, stoper. Serdar Aziz'li denayarlı Galatasaray şampiyonu olmuştu galiba. Yani bir sene önce de olabilir, tam emin değilim ama.
Pepe'nin Konya deplasmanındaki haliyle şampiyonlar ligi grup maçındaki hali arasında çok fark olabiliyordu. O yüzden o bence Pepe de çok doğru bir örnek değil Galatasaray için. Gerekli mi değil mi çok şey bir konu. Çok niş bir konu şimdi. Oraya girersek çok uzar program. Başka geliyor mu transfer aklına?
Trabzonspor'un zayıf kaldığını düşünüyorum çok. Orsiçi dışında dikkat çeken hiç transfer hamlesi yapamadılar. Azrık maçları da çok iyi geçmiyor. Ve onlar başlıyor sezona. Bakalım nasıl olacak? Tam bir hoca takımı transferleri değil mi? Evet ama hoca da öyle, dominant hoca. Kendi oyun anlayışı var. Umarım sessiz sedasız gelip çok başarılı işler yapar. Çok güzel olur o tip bir şey izlemek. Çünkü deli bir hoca. Ben onu biraz takip etmeye çalışmıştım. Hatta Fenerbahçe'ye çok yazıldı. O zaman çok bakmıştım.
Umarım böyle yanıltır bizi ve çok bilinmeyen isimlerle çok güzel işler çıkarır. Beşiktaş da yine bence transferde biraz daha sönük kaldı. Ama o murgası sağlam diye biraz daha götürüyor. Galatasaray ile Fenerbahçe bence rakiplerine fark attı. Ve Beşiktaş-Trabzon'da bir segment aşağıda kalsa da Anadolu ile Süper Lig'in zirvesi o Galatasaray-Fenerbahçe ile arası çok büyük açılıyor. Bu zaten geçen sene de açılmıştı. 88 puanlar o yüzden oluyor. Rekor puanlar o yüzden oluyor. Rekor galibiyet serileri o yüzden oluyor. O yüzden oluyor. Geçen sene üzerine bence artarak devam ediyor. Doların ve euronun yükselmesi sürekli. Anadolu'nun harcama şeyini kısıtladı ama Galatasaray ile Fenerbahçe nasıl oluyorsa harcamalarını arttırıyor. Hiç olmadığı kadar. Evet. Eskiden 2,5 milyon euroya çok derdik. Dolar şey euro 3'ken, 3,5'ken. O Ünal Aysal dönemlerine 2,5-3 çok gelirdi. Şu an 7,5 falan veriyor. Zaha'sı, Icardi'si, Fenerbahçe, Ceko'ya veriyor. Çok çarpıcı yani. Galatasaray buna biraz sebep oldu ama bence değil mi? Olabilir, evet.
Çünkü bu iki takım baktığında en büyük rekabet. Birbirini her zaman tarih boyunca tetiklemişler ve Galatasaray'ın geçen yıl öyle hamleler yapması başta Fenerbahçe olmak üzere Ali Koç'un üzerindeki bütün baskıyı daha da arttırdı. Fenerbahçe uzun zaman sonra başkanın ağzından sponsorlar da bu transferlere destek olacak diye bir tabir kullandı ve duydu. Neden? Galatasaray da bu yöntemi izliyor. Gayet doğal. Yani zengin iş adamları buna ön ayak olabilir transferlere. Gelen oyuncuların kalibresine baktığında
Mesela ben çok açık ve net söyleyeyim. Eğer Galatasaray, Icardi'yi geçen sezon almamış olsaydı Fenerbahçe bence bu yıl Edin Dzeko'ya gitmezdi. Tadic'i bir transfer çalımı gibi almazdı. Yani çünkü bu iki oyuncunun maliyeti Fenerbahçe'ye yıllık neredeyse 10 milyon eurolara dayanıyor. İki sezon imzanlık istediği 20 milyon euro. Bu çok ciddi bir para Fenerbahçe için baktığımda. Ha değer bu arada bence hani tartışmaya kapalı ama
Yine de Galatasaray'ın biraz tetiklemesi. Hiç başlamadık bu sezon tabii ki de ama mesela önümüzdeki sezonlara yansımasını çok merak ediyorum. Bu rekabet böyle devam edecek mi? Süper Lig'den gelen para hiçbir şekilde kurtarmıyor. 84.000 Euro galibiyet primi. Evet. Yani şampiyon olsan 2.5 milyon Euro falan geliyor. Rezalet. 40 milyon TL. O da zaten sezon sonunda ne olur? Sezon sonunda Euro'nun geleceği yere göre o 1 milyon Euro'lara düşer. Tabii ki. Yani bir de şöyle kaba bir hesap yaptım. Tüm maçlarını kazansan 3 milyon Euro ediyor.
Evet. Bir de şampiyonluk primi ekstra aldığın zaman 5'e tamamlamak zor yani. Ama şampiyonlar ligine gidip 0 bile çeksen, gruplara kaldın 0 çektin, puan alamadın 31 milyon euro. 0 çektiğin halde. 2-3 galibiyet aldın, 5-6 puan topladın, 40 milyon euroları buluyor. Gruptan çıktın 45-50'lere gidebiliyorsun. O yüzden Galatasaray'ın şampiyonlar ligi geliriyle kurtarma ihtimali var, Fenerbahçe'nin işi daha zor. Daha zor. Konferans ligi ile Avrupa ligi birbirine denk ama işte şampiyonlar ligi ile... 5-10 milyon euro arası bir şey kazanabiliyorsun.
Ama şey çok kötü ya UEFA Avrupa Ligi ve konferanstaki makas çok dar. Hani neredeyse fark etmiyor bile ama Avrupa Ligi ve Şampiyonal Ligi arasındaki makas da bir o kadar açık. Çok açık. Ama o açıklığı bile yeterli bulmuyor her maddetler işte. Şey diyorlar ya. Süper Lig istiyorlar. Onu bile yeterli bulmuyor adamlar. Yani 30 milyon euro falan nedir diyor adam için. İşte onun için. Galatasaray için çok kurtarıcı. veya bizim kulüpler için ama Real Madrid için 30 milyon euro hiç kurtarmıyor. İşte kur abi. Ama Real Madrid de kendi içinde haklı. Çünkü İngiltere'de 200 milyon euro kulüplerin premierlik ödülü. Premierlik o kadar NBA haline getirdi ki işte Real Madrid diyor ben koskoca Real Madrid'i 30 milyon euroyla mı geçineceğim? Premierlik yayın geliri 200 milyon veriyor atıyorum. Diğer şeylerle birlikte. Biraz dengeleri o yüzden şaşmış durumda. Ve Anadolu burada en ezilen taraf. Biraz onlara değineyim mi?
Adana Demir Spor, Avrupa'ya katılan tek Anadolu takımı. Dorukan Toköz'ü transferi ilginç oldu bence. Embaye Niyang'ı aldılar, yeni transferleri. İki sene önce Fenerbahçeli adı geçiyordu Embaye Niyang'ın. Doğru. Nani geldi eski Fenerbahçeli ama artık çok yaşlı Nani. Öyle fiziğe de yani yaşlı derken. Evet hala, hala fiziğe geçiyor. Makine gibi gerçekten. Ama mesela kanat değil de daha böyle artık merkez oynuyor yani çok koşup şey yapmaktan kurtaracak kendisini. Başakşehir'de çok transfer yok ama bir Piatek Center 4 olarak dikkat çekici bir isim. Bir de Pelkas, Fenerbahçe'den hatırladığımız. Şey üzdü beni, Luka Milivojeviç'i alıyorlardı. Görüşme yapıyorlardı, Emre Belezoğlu'da zaten söyledi. Tam Emre Belezoğlu'nun topçusuydu bu arada. 6 numarada 2 metrekare içerisinde top dağıtan tos oyununa fazlasıyla yatkın. Senelerce de Crystal Palace'da oynadı. Vitor Perelli ilk döneminde çok istemişti 15-16'dan. Hatırlıyorum ama el şevap yaptı. Çok oyuncu da göndermediler. Kadro istikrarları devam ediyor ama çok da yükselmediler. Başakşehir aşağı yukarı aynı seviyelerde kaldı. Bence en büyük düşüş Karagümrük'te. Karagümrüğü taşıyan en önemli isimlerin hemen hemen hepsi ayrıldı. Bak, Ozdoğuv gitti. Bonservis almışlar ama o güzel. Bence çok iyi oyuncuydu. Ligin en underrated oyuncularından biriydi. Viviano ayrıldı. Bertolacci ayrıldı. Fabio Borini Sampdoria'ya gitti. Mbaye Cagney gitti. Ben Süper Lig'de yapacağımı yaptım demişti ki haklı bence. Biraz da para kazanalım. Tam öyle dedi ya, çok doğal ve dürüst bir şekilde. Ama Karagümrük onların yerine, o kadar önemli oyuncuların yerine de... Kerim Frey'i bile ayrılmış yani, rotasyon kanadı bile ayrılmış. Bir yerlerine de çok bir transfer yapamamışlar maalesef.
Ya şeyi tutmamak çok kötü, ben çok beğeniyordum. Underrated dedin Ozdoyev'e ama Mateo Ricci inanılmaz bir oyuncuydu bence 6 numara olarak. Zaten genel orta sahası çok iyiydi baktığında. Pirlo baya ekmeğini yedi o 3'ü. Bertolaççı Ozdoyev'i kilisini kaybetmek mesela orayı da zayıflatmıştır. Gerçekten kötü oldu. Zaten Lobby Enest'i ikinci yarısında oynuyordu. Yine o da gitti Amerika'ya. Koli gitti. Garip ya Karagümrük hakikaten. Feguli kaldıysa bir Feguli var hani futbola tekrar dönerse. Adem Lajic falan. Bunların futbola geri dönmesini dua edecek artık Karagümrük.
Kayseri'nin zaten transfer yasağı geçen sezonda vardı ve bu sezonda devam ediyor. Onlar 1-2 oyuncu bile kaybetse yerine birini koyamadığı için çok büyük sıkıntı yaşıyorlar ve 5 oyuncu kaybetmişler. En önemlisi Bernat Mensah tabii ki çok istikrarsız bile olsa takımın en önemli oyuncularından. Emrah Başsan aynı şekilde o da gitmiş. Gavronovic geçen sene çok az oynatabildi ama takımın en kariyerli ismiydi. O da ayrılıyor. İlhan Parlak da gitti ve yedek kaleci Cenk de gitti. Kayseri'de 14-15 tane oyuncu kaldı gerisi altyapı.
Bu sene ligde kalmaya çalışacaklar muhtemelen. Ama işleri gerçekten çok zor. Konya Schneider'liğini almıştı. Olmadı, anlaşamamışlar. Sözleşmeyi feshettiler. Ve Galatasaray'dan Çıkıldao'yu kiraladılar. Çıkıldao'nun da aslında en kötü maçı Konya maçı. Benim meşhur bir şey var ya... Bu arada çıkıldağı demişken o konuyu bitirelim istersen. Çıkıldağı'nın istatistiklerine baktım ben de. Sıfır şut, sıfır kilit pas, sıfır hava topu, sıfır dribbling, sıfır faal alma, sıfır top kapma. Hani hücum da sıfır zaten. Savunmaya geçtim. Sıfır top kapma, sıfır uzaklaştırma, sıfır blok. Bir tane pas kesme olmuş nasıl olduysa.
O herhalde denk geldi. Üzerine mi attılar ne oldu? Herhalde kaçamadı oradan. Birden görünmez olamadı. Top geçmiyormuş içinden en azından. Herhalde orada hayalet mi diye denedi herhalde bir futbolcu Konyalı.
Bu maç Konya maçıydı mesela. Konya'da Plasma'nın en kötü maçıydı. Konya'ya gitti Çıkıldağ'ın. Şey aklıma geldi. Çıkıldağ'ın en kötü oynadığı maçın takımına transfer olması. George Houston 6 tane yabancı stoper arasında bizim Adana Demir maçındaki stoper çocuğu istiyorum deyip Samet'i istemesi. Ben o maçta stattaydım. Samet'in muhtemelen sezondaki en kötü maçıydı. Fenerbahçe 4 attı. 3 golle direkt hatası var. Bir ıska falan böyle. Direkt o aklıma geldi şimdi. Çok garip ya. Gerçekten çok garip. Maçları mı karıştırdı acaba?
Hiç sanmıyorum. Ben hiç duyumculuklu eşim olmazlar diye kimseyi tanımam etmem kulübün içinde de. Bunu gerçekten çok net bir şekilde biliyorum. 6 tane yabancı arasından, o yabancılardan biri de bu arada Cicu'ydu, Devran arasında ve şu an geldi Fenerbahçe'ye. Bence Cicu'yu direkt scout Batuhan önerdi. Çünkü o 17-18'lerde tweet atmış Batuhan, Fenerbahçe'nin scout şoförü Cicu'yla ilgili. Onu çok eskiden beri takip ettiği için o öyle olmuştur. Cicu, Nagalo falan Norşeland'daki ama gidip ben Samet'i istiyorum deyip Samet'i aldırdı. O aklıma geldi şimdi çıkıldı ay önce. Morutsan da gidebilirmiş değil mi Konya'ya? Evet. Baya yazan var. Morutsan ister ya Süper Lig'teki hemen hemen her takım. Yani maaşını karşılayıp öyle bir şey olabilir. Eğer satamazsak Altı Saray. Satma ihtimali de var çünkü bence. Onun dışında Anadolu ciddi kan kaybediyor dedim. Kan kaybetmeyen, hala transfer yapabilen 4-5 takım kaldı. Onlara da söyleyeyim. Ankara gücü, Tolga Ciğerci'yi aldılar mesela geri. Kasımpaşa, ismini çok bilmesem de 3-4 transfer yapmışlar. Yerleri dolar gibi yani gidenlerin. Antalya Spor, Hacı Rait'i 9 milyon euroya satabildiği için transfer yapabilmiş. Bazı yetersiz performansları göndermiş. Fernando yaşlanmıştı, o gitmiş ama yerlerine transfer de yapabilmişler. Bu arada Hacı Rait artı Fernando'dan, Fernando'nun maliyeti ve maaşını kattı 12,5 milyon euro bir katkı var orada. Gayet iyi yani. Yani Nuri Şahin için yeniden yapılanma adına bir bütçe doğmuş ve hamleler yapmışlar bakalım merak ediyorum. Alanya Spor yine Alanya'da zaten bir dominant bir menajer var Cenk Melik. O oyuncuları gönderip getiriyordu. Yine birçok oyuncu gittiği gibi birçok oyuncu da geldi. Yine Alanya'da hani kriz halinde girmiyor sezona. Bir denemeyle giriyor. Samsun Spor fena girmiyor. Hem Emre Kılınç hem Taylan'ı aldılar. Transferleri var. Okan Koç'u da aldılar Galatasaray'dan.
Fena isimler değil ve Pendik'te yine hem ligi bilen, bence yeni lige çıkan takımların ligi iyi bilen Wellington tipi oyuncuları transfer etmesi iyi. Galatasaray'dan Emre Taşdemir, Wellington işte... Nazım Sangayli. Evet, o da düştü. Bir de şey mesela Eyüp'ten Halil gibi süperlik transferleri var. Orada Eyüp çıkamayınca, Pendik çıkınca Pendik'e geçti onlar mesela. Pendik'te diğer takımlara göre biraz daha şey, daha rahat.
Pendi'ye kadar ama saydığın takımlar da normalde hiç sezon içerisinde... ...mali anlamda sıkıntı yaşamayan takımlar. Kasım-Paşı zaten bir patron takımlar baktığında. Ciner grubu. Alanya'nın başkanı zaten. Alanya başkanı. Keza aynı şekilde. Parası olan klüpler. Ankara Gücü de o anlamda fena bir takım değil. Samsun. Zaten Yılport desteği. Samsun'un başkanı da aynı şekilde. Ama diğerleri de işte hep çok ciddi borçlar açıklayan, senede 2-3 başkan değiştiren. Devlete, hükümete çok bağlı olan takımlar, diğerleri. Evet.
Ve hükümette şu anda kardeş hiç sizi düşünebilecek durumda değil modundalar yani. Öyle olmayıp da yani başkını güçlü olup hayatına devam eden kulüplerden Sivas Spor en sıkıntıda. Mesela Sivas Spor'da bu kadar beklemezdim. Hemen hemen herkes ayrılıyor. Yatabaleler, Gutaslar hani senelerdir Sivas'ı taşıyan. Erdoğan. Antalya'ya gitti. Aynen. Birçok oyuncu ayrıldı ve transfer çok az. Bir Emrah Bahçesini aldılar işte Kayseri'den. Onun dışında da öyle çok bir transfer yok. Zaten Servet Çetin de teknik direktörleri hani açıklama yaptı bir an önce transfer yapmalıyız falan diye. Sivas'ın da durumu biraz sıkıntılı gözüküyor. Bu arada bence ilk ayrılacak teknik adam Servet Çetin olacak bu sezon. Yani böyle girerse sezonun koskoca Sivas sporu. Şeye şaşırdım ama Gerson Rodiguez'i aldılar. Ankara gücünde gelmişti ya bir Dinamo keyfi. O çok iyi bir çocuk o. Evet. Çok çok beğenirim. Onu aldılar. Abdülkadir Parmak, Emrah Baştan. Aslında üç tane iyi. O üçü iyi de gidenler çok. Gradel Yatabağrı, Robin Yalçıngutas. Evet, ilk 11 oyuncular. İlk 11, 5 tane kaybetmişler. Bakacağız. Zaten geçen sene bile bence dardı rotasyonlar biraz. O açıdan transfer daha yapmaları lazım ama zaten bizim daha 1-1,5 ay falan transfer dönemimiz var. Hep uzattıkça uzatıyoruz, Eylül'ün ortalarına kadar. Akşam pazarı için. O yüzden daha bu şu an olan transferler, şu an zayıf olan Anadolu takımlarının sezonun 4.-5. haftalarından sonra çok değişmesi gibi bir durum söz konusu oluyor. Öyle olabilir diye tahmin ediyorum.
Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz. Açılış maçlarına bakalım mı? Bakalım. Kronolojik gitmeyelim ama. İlk aklımıza gelenlerle başlayalım. Kronolojik gidersek canım acıyor. Yo, genç olmak güzel. Niye canım acısın? Çünkü kronolojik başlayacağım inadına. Çünkü Aydın Spor'dan başlayacağız.
En çarpıcısı o. Çok acayip. Ben direkt gençliğe vurmuştum. O benim de yaşımı tutmuyor. O zaman 2-3 yaşlarındayım. 1990'ların başında inanılmaz bir başlangıç var. Ve hakikaten çok çarpıcı. 89-90 Fenerbahçe'nin en başarılı sezonu. 103 gollü, bilmem kaç puanlı. Rekor puan, rekor gol şampiyonluğu var. Ardından başlayan sezon 90-91. Fenerbahçe ilk hafta Aydın Spor'a 6-1 yeniliyor. Çok inanılmaz bir durum. Neden acaba? Çok merak ettim bak şu an. Ne olmuş olabilir yani? Sivas Spor gibi ilk 11'den 6 oyuncu falan mı kaybetti o dönem acaba Fenerbahçe? Olmaz herhalde yani. Aksine yatırım arttırmış falan olmasa lazım o dönem için. Böyle bir takım başarı üstüne. Garip. Sonraki sezon yine. Yani ikimizin de yaşı tutmadığı için bu merağı gideremiyoruz ama belki yaşı 40'ları geçen takipçilerimiz, 45'leri geçen takipçilerimiz varsa onlar bilir, aydınlatırlar bizi sosyal medyada falan. Evet. Ve yetmiyor Aydın Spor helası Fenerbahçe için. Bir sonraki sezonda yine açılış maçı, 91-92'de yine açılış maçı Aydın Spor Fenerbahçe yine kaybediyor Fenerbahçe'ye. 2-1 kaybediyor. Bu gerçekten çok sarsıcı. Onun dışında derbi açılışı çok olan bir şey değil. Yine yok.
2002-2003 sezonunun açılışı var Trabzonspor'la Fenerbahçe arasında. Hani Trabzonspor'da derbi saymak ne kadar doğru bilmiyorum. Bizde büyük takım oluyor yani o yüzden. 0-0 bitmiş sonra Beşiktaş'la Trabzonspor arasında var. Onlar ama çok derbi tadında zaten geçmiyor. Benim aklıma ilk şey geliyor sezon açılışı deyince İstanbul Spor-Fenerbahçe. Robert Enke. Evet. Sonradan
Enke aramızdan ayrıldı maalesef. İntihar etti birkaç sene sonra. Ve Enker'in o yıllarda zaten hiçbir şey iyi gitmiyordu da. Bu arada birkaç sene sonra değil abi. Alman milli takımına seçildi Fenerbahçe'nin ayrıldıktan sonra. Doğru. Performansını tekrar yükseltmişti. Evet. 2009'da falan vefat etti. Yanlış hatırlamıyorsunuz. Birkaç sene değil de 5-6 sene sonra. Ama psikolojik sorunları her zaman... Bu arada eminim Fenerbahçe kariyeri de tetikleyici olmuştur. Zaten psikolojisi... Sonra tekrar toparladı ama onun... ailevi bir durumu vardı. O yüzdendi. Ve o maç ilk maçı talihsiz bir maç. Kötü bir kaleci olmamasına rağmen faturanın da kaleciye kesilmesi de çok saçmaydı bence. Ve gollerde de öyle çok bariz hatası yoktu. Pini, Balili ve Yordanov'un coştuğu maç Kadıköy'de. İstanbul Spor'un 3-0 kazandığı maç ama Fenerbahçe sezon sonu şampiyon olmuştu. Çünkü Fenerbahçe'nin o sezonun en güçlü yılları zaten. 3-4 sezonu hatta Fenerbahçe o sezon şey yaptı işte. Beşiktaş'tan 9 puan geriden gelerek
ezici bir şampiyonluktu yani. Sonradan puan fark da attı yani. Devre arası, Nobre eklemesi. O sezon ayrıca şey yaşanan sezon. Alayda'nın Victoria'yı 2. Sarı'dan atmayıp Çaykuriza maçının tekrar edildiği sezon. Nobre ilk maçta yoktu. Transfer olduktan sonra maçtan sonra 2 gol atmıştı. Hikmet hocam. Rize'nin başındaki de Hikmet hoca. Valla? Evet. Vay anasını. Hikmet hocam. Ve o sezonun devre arasında Beşiktaş İlhan Mansız'ı sattı. Evet. İlhan abi bana anlatmıştı.
Yerinde de doldurmadılar. Yani yerine İlye'yi falan aldılar. Lüçescu Baba'nın Romanya'dan tanıdıkları da İlye'nin artık koşacak hali kalmamıştı. O İlye'yle Galatasaray'daki aynı mı? Aynı. Adrien İlye'nin Galatasaray'da altın çağı 96-97 sezonu bir sezon oynadı Galatasaray'da. Çok iyi oynadı. Valencia'ya transfer oldu 7,5 milyon eurolara falan. O zaman için çok para. O dönemde çok iyi paraydı ve hemen bir senede gitmişti. Sonra orada çok çok iyi işte 7-8 sezon geçiriyor. Artık 30'lara geldiği zaman düşüş dönemleri, sakatlıklar falan sonra Beşiktaş'a geliyor. O sezon mesela Fenerbahçe-Beşiktaş maçını çok net hatırlıyorum. Serhat Akın bir kanatta Tuncay, bir kanatta sağlı sollu Beşiktaş'ı darma duman etmişlerdi. 3 tane atmışlardı ve... İnönü'deki maçta mı? İnönü'de miydi? 3 tane atmışlardı ama 3 gole hatırlıyorum yani. Serhat falan çok iyi oynamıştı. Bu arada yani benim hatırladığım haliyle izlediğim en iyi Fenerbahçe kadrolarından biri olabilir o takım. Doğrudur. O sezonlar Fenerbahçe çok çok iyi. Luciano, Thomas, Stopper, Ümit Özat var, Nobre, Tuncay, Serhat. Revrov'un iyi dönemi galiba. Zaten. 2000-2010 Aralığı Fenerbahçe çok net. Ligin en kuvvetli takımı. 2010-2000 bugüne kadar olan Aralık'ta da Galatasaray çok net. Ligin en üstün takımı. 90'ların ilk yarası dağınık. 90'ların ikinci yarası komple Galatasaray. 80'lerde de Galatasaray çok yok da. Orası biraz Beşiktaş-Fener şeklinde gidiyor. 70'ler Trabzonspor. Böyle bir dönem söyleyelim dedim. Başka ilk maç olarak var mı aklına gelen? Direkt. Çarpıcı. 20-21 sezonu. Gaziantep spor maçı bir önceki programda söylemiştim. 5-0'lık maç. Dedim ki tamam. Geliyoruz. Geliyor, vallahi billahi geliyoruz. 21 haftada geldik baktığında aslında. O sezon bir kırılma maçı var. En az çok hakem kararıyla sezon kaybetmişsin falan filan. Hiç umurum olmaz. Alanya spor maçı diyeceksin. Gördüğüm en sıkan, bu sezonki Adana Demir spor maçından sonra, bugün bu arada algoritma önüme çıkardı, o maçın özetini izledim.
Halif Alabi'yi mahvetmiş ya. Adana Demir maçında hakikaten. Neyse. O Alanya maçı Ümit Öztürk müthiş bir kırılma maçı o. Çok acayip. Fenerbahçe gidiyor gidiyor kale ağzında elli oynamalar falan. Süzememek mümkün değil pozisyonlara ama olmuş yani. Ondan sonra 9 maçta falan galibi gelmiyor Fenerbahçe'de. Ve o Alanya maçından hemen önceki hafta veya iki hafta önce olabilir. Başakşehir maçı. Bu dediğin Gaziantep maçına ben Stad'a gitmiştim. O sezon çok gittim Kadıköy'e. O sezon biraz daha böyle muhabir gibiydim. Bütün Stad'lara gidiyordum. Her maçı yerinde canlı gibi izliyordum. Gaziantep maçının çok iyi olduğunu net hatırlıyorum. Vedat Muriç'in ilk maçı göğsüyle önünü alıp sol yarım vole çatalak. İnanılmaz bir boy. Zaten ben Vedat Muriç'i çok beğeniyordum ve çok iyi başlamıştı. ve Fenerbahçe ilk yarının en dominant takımıydı. Ersun Yanal'ın en iyi yaptığı şey, o ateş fışkırıyor falan demiştin ya geçen haftaki bölümde, o 5-0. Ersun Yanal kendisi basın toplantısına baksan çok sakin, zor konuşan, hatta adama şey diyorlardı son dönemde, acaba bir hastalığı mı var, niye bu kadar durgun falan diyorlardı hatırlarsın.
O kadar sakin adam, nasıl yapıyorsa takımının üç büyük çalıştırdığı zaman, yani bir tek Fenerbahçe çalıştırdı da, üç büyükleri çalıştırdığı zaman o taraftarla takımın ateşini birleştirme konusunda çok iyiydi. Mesela Aykut Hoca onu hiç yapamıyordu. Ben Aykut Hoca'nın futbol haklı olarak daha pragmatist bir adam olduğunu düşünüyorum. Ama Ersun Yanal'ın üç büyük çalıştırmaya daha uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü o coşkuyu çok iyi kullanıyor. Taraftar baskısını çok iyi kullanıyor. On ikinci adam olarak almayı çok iyi biliyordu. O Antep maçında, o Alevli başlangıç falan öyle işte.
Ve o Alanya maçından 1-2 hafta önce bir Başakşehir maçı var. Başakşehir'i de yine kafaya oynuyor. İlk 3'te falan o dönemler. Abdullah Özyurt herhalde hocası da. Muhtemelen. Ben de yine stattayım. Fenerbahçe o kadar dominant bir maç aldı ki artık sezonun ortasına gelmiş. Yine lider. 3-1 mi? 2-0 mı? Öyle bir net galibiyet yani. Çok net ve hiç şans vermeyen. Başakşehir'in şutu yok neredeyse. O kadar sürkülesi ettiği, galip geldiği bir maç. Bu Tolga Ciğerci'nin ortasına Vedat'ın gol attığı maç mı?
Başakşehir Fatih Limstad'ındaki 2-0'da. Hayır, Kadıköy'de bu maç. Kadıköy'de çok net bir galibiyet geldi. Ondan sonra dedim ki herhalde Fenerbahçe bundan sonra bırakmaz, şampiyon olur. Ondan sonra 9 maç kazanamadı işte. Çok garip. O maç, Alanya maçı hakikaten inanılmaz bir kırılmaydı.
Senin Galatasaray'la ilgili aklına hangi maç geliyor? Sezon açılışları çok şey gelmiyor. Mesela Başakşehir 11-12 sezonu var. İşte Galatasaray sıfırdan Ünal Aysel gelmiş, Fatih Hoca gelmiş, bir sürü transfer. Eboeler, Musteralar, Ulfalyüzüler, Elmanderler, Melo, Selçuk İnan. O kadar hype girilip sezona ilk maç Olimpiyat Stadı'nda Başakşehir 2-0. Bir de Muslera'nın hatası. Elindeki topu kaçırdı, tamamladılar. Mustafa Denizli hatta ondan sonra Muslera'nın elleri küçük galiba demişti. Sonra oradan Muslera inanılmaz bir performans. Galatasaray oradan inanılmaz dönüş ve şampiyon tamamlamıştı. Bazen o yüzden ilk haftalar çok geçerli olmayabiliyor. Takımı yeni kurmuşsun, sıfırdan bir sürü transfer yapmışsın.
Çok iyi gidiyor kurulum ama ilk haftalar o yüzden sancılı olabiliyor. Ondan sonra takım toparlayıp kazanabiliyor. Ersun Yanıl'ın da öyle şampiyonluğu var değil mi? İlk hafta Konya'da kaybedip... 3-2'lik bir mağlubiyet. O maçtan sonra biz şampiyon olacağız, diğerleri sıralamayı bellesin diye bir açıklama yapıyor. Bak o sezon az önce söylediğin şeyle çok bağdaşıyor, coşku. O sezon 8 maç falan son dakika golleriyle kazanılmıştı hatırlarsın. Ama işte Emenike, Sovebo, Kajd, orta sahada Meyreleş falan, Emre...
Topal, Topal'ın en iyi sezonu. Gökhan Cener, inanılmaz bir kadro aslında baktığın zaman. Evet, kayıt zaten bayıldığım bir adam. Baskı, pres, oyun yoğunluğu falan. Ersoyun alıp sahaya giriyor falan böyle garip. İlk haftalarda son dakika golleri de çok belirleyici oluyor. Geçen sene mesela Gomis'in hem Ümraniye hem Antalya. Bu dediğin sezonda da Karabük maçı var bir tane Kadıköy'de. Yine o maçta da stattaydım. Üçüncü, beşinci haftalar falan. 3-2 almıştı galiba Fenerbahçe. Yine son dakika Emelike mi attı, Sov mu attı, biri attı. Son dakika o şekilde almıştı. İlk haftalar az önce dediğim gibi çok iyi kadro kurarsın, ilk hafta kaybedebilirsin. İlk haftalar çok sancılı geçer. O sancılı geçen haftalarda son dakika galibiyetleri... Geçen seneki Galatasaray'da mesela şampiyonluğu getiren... Geçen sene Galatasaray'da sıfırdan kurulmuştu. Bilhassa sıfırdan kurulan takımlarda çok belirleyici oluyor o son dakika golleri. Onun dışında biraz notlara bakıyorum. Antin hazırladı, sağ olsun. 2001-2002 sezonu en gollü açılış maçlarının olduğu sezon. Deniz Spor Yozgat'ı 5-0 yenmiş ve Gençler Birliği Diyarbakır Spor'la 4-4 beraber kalmış o sezon. 2006-2007 sezonu Fenerbahçe 100. yılını kutluyor ve kendi sahasında Kayseri Erciyes Spor'u 6-0 yenerek de sezona başlıyor. Alex'in mahvettiği maç.
Uğur harekettir, ümit bekledi. Ayağının dışıyla, Alex göğüs kontrol! İkinci hareket, Alex lanet olası bir gol! Süper bir gol! Muhteşem bir gol! Kadıçöy'de süper bir gol! Altı! Altı ama Alex'in golü! Ayakta alkışlanıyor! Muhteşem bir gol! Alex!
Sonra öyle çok puan toplamadan şampiyonluk gelmişti. Yani 70'lerle gelmişti. Yani düşük puanlı şey. O biraz şeydi belirleyici. Hem Galatasaray kötüydü o sene. Hem Beşiktaş kötüydü. Trabzon'la yarışıyordu. Trabzon bile çok iyi değildi yani. Eğer bir tavşanı zorlayan yoksa, yani lideri zorlayan yoksa... ...toplanan puan bu sezon, yani geçtiğimiz sezon olduğu gibi 80'leri bulamıyor pek. O sezon öyle bir sezondu. Ama yine de benim Fenerbahçe'yi izlerken mutlu olduğum, oyun kalitesini çok beğendiğim bir sezondu. 6-7 mi? 6-7 sezonu, 100. yıl gerçekten iyiydi. Orada da coşkuluğuma çok fazla vardı aslında. Ama dediğim gibi saçma puan kayıpları da vardı. Ama o takımın olayı çok rahat bir takımdı o Fenerbahçe.
Hatta Zico'yu bu yüzden överler. Bizi sahada serbest bırakırdı derler. Muazzam bir adam yönetimi derler aslında. Zico'yla çalışmanın en kolay olduğu yıl. Bir de böyle Süksel'i, Tümer'in geldiği sezon falan böyle takım akıyor. Tuncay Şanlı, Alex, Aurelio, Apia... Müthiş bir takım aslında. O da çok iyi. 2003-2004'le beraber sayabileceğimiz bir takımdı. Evet. Var mı başka? Sezon açılış maçı deyince aklına geliyor. Yok valla. Geçen sezonki üçüncü mürayi.
Sanki basit puan kayıplarının habercisiymiş gibi. İlk haftadan başlamış. İlk hafta ki yani Cesus'la beraber gelen coşkuyu da çok iyi atıyor. Ki Fenerbahçe de yine ligin ilk yarısı falan Dünya Kupası'na kadar ligin en iyi takımıydı. Evet çok iyiydi. Sonradan yine düştü. Belki de var ya bu son yıllardaki şampiyonluk farkını yaratan şey daha fazla 2010'dan sonra Fenerbahçe yok diyorsun ya Galatasaray'ın ligin ikinci dönemini çok iyi oynayıp Fenerbahçe'nin ligin sadece ilk dönemlerini çok iyi oynamasıyla bağlantılı da olabilir.
Olabilir. Zaten Galatasaraylılar, Mayıslar bizim diye öyle bir şey çıkardı ya. Yani ilkbahar aylarını iyi oynamak. 2010'dan sonraki şampiyonluk farkını yaratan şeyin bu olması bence çok olağan yani. Olabilir. Ayakta kalmak oradan önemli. Çok çok önemli. Bazı hocalarla ilgili de eleştirisi yapılır mesela. Yüklemeyi iyi yapıp sezonun ilk yarısına sağlam giriyor ama ikinci yarı takımlar düşüyor. Mesela geçen hafta Bilic'in 2014-15 Beşiktaşı'ndan bahsetmiştik elemeleri ve Avrupa maçlarını çok iyi oynamak için. Sezonu erken fiziksel açıp ilkbaharda çöken bir takımım vardı. Ve Arsenal maçları onu Premier League yaptırdı tekrar. Premier League hocası oldu. Gitti oraya, tutunamadı belki ama Beşiktaş da onu öncelemişti mesela. Ben mesela şeyi bilirim, Fatih Hoca sezonun ikinci yarısında takım daha iyi olması için yüklemeleri geç yaptırır. Ve sezonun ilk yarısında biraz daha sancılı geçer Galatasaray'ın maçları. Allah Allah, gerçekten öyle mi? Öyle, mesela Kasım sonu aralığında Fatih Hoca'nın 14 maçta bir galibiyet aldığı sezon var. Sezon sonu şampiyon oldu ama. 17-18'ler falan. Kupadır, Avrupadır, Liktir. 14 maçta sadece bir galibiyet. Şampiyon oluyor sonunda. Hatta o 8'de kapanır, 18'de kapanır dediği var ya, o sezon. Evet, o sezon. Doğru. Basketbola geçelim mi? Evet. Bekliyorsun çocuklar gibi. Çocuklar gibi çünkü çok heyecanlandım. Uzun zaman sonra çok heyecanlandığım bir durum var. Ömer Kutlay, İbrahim Kutlay'ın oğlu. 2009 doğumlu.
Real Madrid'e transfer oldu. Arda Güler gibi. Arda Güler gibi aynen. Açıkçası bu beklemediğim bir şeydi en azından bu yaş grubunda. Zaten çok belliydi ne olacağı da. Bu yıl yanlış hatırlamıyorsam 51 attığı bir milli takım maçı var. O maçı izleme şansı bulmuştum. Bir de bu yıl Cafera'da altyapı maçlarında Ömer'i izleme şansı buldum.
Benim herhalde 93 jenerasyonu itibariyle, ben Cafer Aspor sonunda doğdum zaten. Aileden gelen bir şey babam sayesinde. Ben de eski basketbolcuyum. 93 jenerasyonundan beri net olarak herkesi hatırlıyorum. Ömer kadar heyecanlandığım hiçbir oyuncu olmamıştı. O kadar potansiyelli diyorsun. Yani potansiyel az kalır. Tarzı babasına mı benziyor? Babasından daha iyi topla oynadığını söyleyebilirim. Tekniği daha iyi diyorsun. Tekniği çok daha iyi. İnanılmaz bir şut mekanizması var bu yaşa göre. Çok büyük şutör olacak babası gibi muhtemelen. Hangi pozisyonda oynuyor? 1 numara mı? 2. 1-2. Aynen hepsini. Bence 1'den 3'e kadar hepsini rahat bir şekilde oynayabilir yani. Boyu ne kadar? 1.85 civarı. Çok büyük oyuncu. Zaten İbrahim Kutlay'ın da kendi açıklaması var. Socrates YouTube kanalına Mehmet Demirkoğlu'na konuk olduğu programda. Benim yarım kadar çalışırsa benden çok daha iyi oyuncu olacak diyor. Çünkü İbrahim Kutlay hakikaten sürekli çalışma, çalışma, çalışma. Öyle. Oğluna da bir hedef koyayım. Hatta geçen gün video karşıma çıktı. Bireysel antrenman yapılıyor. İbrahim Kutlay zaten senin benim toplumumdan daha fit hala. İnanılmaz. Fotoğrafta da zaten. Hiç yaşlanmıyor. Çok garip bir adam ya. Hala da yakışıklı bayağı adam. Çok. Benim idolümdür zaten. Cenk Akgöl'le beraber. Cenk tabii hiçbir zaman İbrahim Kutlay'a etkisi yaratamadı ama İbrahim Kutlay'ı çok severim. Ama Ömer konusunda çok heyecanlıyım. Milli takımlar düzeyinde ileride bize çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Yavaş yavaş gençlerimizi kaptırmaya başladık yurt dışına. Çünkü NCAA'de de sistem değişti. Artık oyuncular profesyonel kontrat imzalayabiliyor. Bu yaz 3 tane daha oyuncumuz direkt NCAA'ya gitti. A takım fırsatı kovalamadan bizim ülkede. Yurt dışına bir hayli fazla oyuncu göndereceğiz. Ömer'de öyle oldu. Ondan önce Can Maksim Mutaf'ın karşı David Mutaf Gran Canaria'ya gitmişti. Mursiya'da oynayan bir arkadaşımız daha vardı. Şimdi Fenerbahçe'ye geri geldi o. Çok basketbol anlamında bence iyi bir noktaya gidiyoruz. Zaten daha yeni, sansasyonel bir başarımız daha var altyapılarda. Bu sebeple gelecek adına heyecanlıyım. Ömer özelinde çok daha heyecanlıyım. Çok çok büyük oyuncu olacak.
O zaman ben çocukken basketbol izlerken en etkilendiğim oyuncu Harun Erdenay'dı tekniğiyle. Böyle futbolda Zidane neyse, basketbolda da Harun Erdenay'da aynı şeyi hissediyordum. Hani böyle ustalar olur ya, hani çok kolay yapar, her şeyi çok çok kolay gösterir. Onlar da öyle oynuyordu yani. Oyunun tam olarak ustası gibi, hiç efor harcamadan her şeyi çok kolaymış gibi gösteren. Ömer de biraz öyle midir? Bence öyledir. Yani yaşına göre... Doğal yetenek yani. Doğal yetenek. Bir de yaş grubuna göre galiba biraz ağır kaçıyor ya gerçekten. Bu yıl onların Anadolu Efes'in grubunda olan bir takımın antrenörü benim arkadaşım. Yani Ömer'i nasıl durduracağız falan diye maçtan önce düşündüğünü biliyorum. Yani çok absürt bir oyuncu. Harun Erdoğan'a da öyleymiş bu arada. Ben tabii yetişemedim çok ama. Pegasus lakabı. Çok gösterişsiz, böyle dediğin gibi çok kolay gösteren ama inanılmaz bir oyuncuymuş. Hala ben arada işte benim patronlara sorarım Necati Güler'e falan Harun derler yani. Peki niye NBA falan olmamış Harun Erdenay döneminde? O dönem gidiş falan mı yoktu acaba çok? Olabilir. Ya o kapıyı açan belirli oyuncular var o dönem aslında. Ama yok yani gitmemişler. Bu arada olimpiyat elemeleri var.
Önelemeler bunlar. Milli takımımız da bu hafta sonu itibariyle maçlarına başlıyor. Bizim grupta Ukrayna, Bulgaristan ve İzlanda var. Kağıt üzerinde kolay bir grup aslında baktığında. Hani lider çıksak çok fazla şaşırmayacağımız bir durum. Hazırlık maçları oynadık. İtalya, Polonya ile iki kez oynadık. Alperen geldi bir hafta önce yaklaşık. Alperen'in eklenmesi çok iyi oldu. Çünkü Ömer'in altyapıda rakipleri hissettirdiğini ben Alperen'i geçen Polonya maçında izlerken hissettim.
Milli takım için aşırı, aşırı, aşırı önemli. Umarım hiçbir zaman kopmaz, her yaz gelir. Bu arada çapraz eşleşme olacak. Biz Hollanda, İsveç, Hırvatistan ve Belçika grubundan gelen ilk iki takımla oynayacağız. Birinci olursak çapraz eşleşme oluyor diğer grupla. Birinci ya da ikinci olursak ona göre rakiplerimiz değişecek. Muhtemelen biz birinci oluruz, orada da ikinci Belçika olabilir gibi düşünüyorum ben.
Bir de şu an bence bizim milli takımın uzun rotasyonu meşhur Semih Erden, Ömer Aşıkoğlu savaştan beri yakalanmış en iyi pota altı hattı olabilir. Ömer, Faruk Gürsemen, Alperen Şengün, Sertaç Şanlı. Hakikaten çok başarılı bir pota altı bu. Baktığında iki NBA patentli, bir tane Barcelona'dan yeni Fenerbahçe'ye gelmiş. Sertaç'ın kariyer gelişimi ders diye okutulmalı bu arada yani. 28-29'undan sonra nasıl bir oyuncuya evrildiği, ne kadar önemli bir uzun olduğu okutulmalı. Vallahi ben milli takımı
İzlemekten keyif alıyorum. Çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Gerçekten alttan çok iyi bir jenerasyon geliyor. Bakalım ilerleyen dönemde ne konuşacağız ben de merak ediyorum. Bu arada maçlarda da tabii ki olimpiyat elemelerinde başarılar dileyelim. Ağzına sağlık ol Can. Senin de ağzına sağlık abi. Umarım hem basketbol milli takımımız başarılı bir dönem geçirir hem de Süper Lig 2023-2024 sezonu keyifli bir şekilde oynanır. Dinleyenlerimize teşekkür ediyoruz. Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.