Podcast

299: Trend Spor: Türkiye'ye Gelmiş En Büyük Golcüler ve Mauro Icardi

Trend Topic

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Galatasaraylıların aylardır beklediği haber sonunda geldi! Geçtiğimiz sezonun şampiyonluğuna damga vuran Mauro Icardi resmi sözleşmeyi imzaladı. Icardi'nin transferi sonrasında Sinan Yılmaz ile Oğulcan Akçe Türkiye'ye gelen büyük golcüleri ve onların neden iz bıraktığını anlattı. Keyifli dinlemeler!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

5.775 kelime · ~29 dk okuma

Trendspor'dan herkese merhabalar. Bu haftaki gündemimiz Mauro Icardi transferi ve Icardi transferi ile birlikte geçmiş yıllarda Süper Lig'e damga vuran Santr4'ları konuşacağız. Oğuzhan Akça ile birlikteyiz. Başlıyoruz.

Oğuzhan selamlar. Selam abi geçmiş olsun. Ne için? Mert Müldür diyormuşum ben de şimdi bir önceki zaha golünü Mert Müldür ile çıkarmaya çalışıyormuşum değil mi? Yok işin şakası. Yine kavruk tenle karşımda Sinan Yılmaz. Yani geçen haftan iki katı falan. Hani oyunda böyle karakter yaparsın da beş tane skin olur ya. Senin şu ikiden beşe çıkmış durumda. Çadırdan kalkıp geldim zaten. Yani Erikli'den buraya 5-6 saat sürdü yolculuk maalesef. Aksaklıklar oldu ama nihayet geldim seni de biraz beklettim kusura bakma. Biraz derken? Biraz fazla. Hadi bakalım. Ama üzüldüm Erikli'nin haline. Ben 15 yıl önce falan giderken Saros Körfezi'nin en güzel yerlerinden bir tanesiydi. Mesela geçen Ozan'ın bölümlerinden bir tanesini de dinlemiştim. En az gülen ülkeymişiz yapılan bir araştırmaya göre. Çok şaşırtıcı.

Şunu fark ettim. Ben 15 yıl önce gittiğim zaman bu çadır genelde orta sınıfın eğlence şeyiydi. İşte 20 gün, 3 hafta neyse falan. Ben mesela 3 hafta giderdim. 16-17 yaşında bir öğrenci olarak 3 hafta tatil yapabiliyordum çadırda olsa. Şu anda imkansız tabii ki. Tabii ki. Ve o dönem şeyi hatırlıyorum, o çadır kamp yerlerinde akşamları kahkahalar hiç eksik olmazdı abi. Bazen 2-3 aile birlikte gelirdi. Hatırlıyorum böyle huysuz virjini taklit eden küçük bir şov yapan vardı ve o zamanlar tabu değildi mesela homoseksüellik veya onunla ilgili çağrışımlar. Ve çok eğlenirdi insanlar. Bu sefer kahkaha duymadım yani. Normalde yazlıktayım hani insanların eğlenmek için gidiyorum ve kahkaha yok yani. Maalesef ona da yansıyor. Ayrıca parsel parsel her yeri satılmış. Sahilin her yerine şeyler konmuş. Tüm bunlar canım sıktı, öyle anlatayım dedim. İşte şey, insanların stresten ve çok sesten bunalıp artık kaçtığı yerler olduğu için, tatil demek insanlar için artık o demek, fazla sessizlik hakim olması beni şaşırtmadı. E buhran da var tabii hepimizin üstünde. Eskiden öyle değildi yani.

Transkriptin tamamını oku

Neyse, senin için Icardi konuşalım, keyfini yerine getirelim. Evet, güzel. Santr4lar ve Icardi. Santr4lar ve Icardi. Ben de çocukluğumda Forvet oynuyordum, altyapıda. Santr4 olmadı bizden tabi. İçimizde Ukte. Nedense bir kalecillere takığım zaten, bir de Santr4lar. Küçükken işte Santr4 musun, bugün gelip benimle program yapıyorsun hayat. Hayat ışıtı.

Ve Center For'ları konuşuyoruz. Mauro Icardi'nin benim için en önemli olayı şuydu. Ben çocukken bile top oynarken futbolda en hoşuma gitmeyen şey bencillikti abi. Pas atmayan, daha müsait arkadaşı varken takımda kendisi şut çeken, kendine oynayan oyuncular, en yakın arkadaşım bile olsa tartışır ve kavga ederdim ki beni tanıyanlar bilir çok zor sinirlenen biriyim ben. Ama ona çok sinir olurdum yani. Çünkü futbol bir takımdaşlık oyunu, birliktelik oyunu. Ve bir birlikteliği en kolay bozan şey bencillik. Hayatta da böyle yani, ilişkilerde de böyle. Birlikteliğin zehri gibi bir şey bencillik. Ve Mauro Icardi ile ilgili beklentim şuydu. Bütün Yıldız Transferler'de bu oluyordu. Mesela birazdan Drogba'da da konuşuruz. Drogba geldi mesela, frikikleri atmaya çalıştı. Tamam, çok büyük starsın, çok büyük oyuncusun vesaire. Ama Selçuk İnan çok iyi frikik atıyor o sırada. Senin star olmanın frikini adamın elinden almanı gerektirmiyor. Mauro Icardi'yi hepsinden çok sevme nedenim benim bir sporsever olarak. Bilhassa gelir gelmez oldukça zor durumda olmasına rağmen hiçbir zaman kendini düşünmedi. Bu çok çarpıcıydı benim adıma. Şöyle zor durumdaydı. Kasım ayını bitirdiğimizde sanırım sadece bir gol bir asisti vardı. Hiç hazır gelmedi. Hatta o maçlarda hatırla orta sahadan şut atmak zorunda kalıyordu. Önü bomboşken gidemiyordu. Ondan önceki iki sene Paris-Sergelmen'de yedek kalmıştı. Biner dakika oynayabilmişti ve bir önceki sene 4-0 asiste kalmış. Galatasaray'da da öyle bir durumda. Artık Aralık ayına geliniyor. Yani aslında artık Kayseri'ye kaybedilmiş, o maçta Icardi yokları oynamış falan iyi bir başlangıç değildi Icardi için. Gomis götürüyordu bir şekilde Galatasaray'ı. Fakat sonra bir Başakşehir maçı oynandı mesela ve Icardi de penaltıdan bir gol atmıştı. Maç 3-0'du. Dördüncü gol öncesi Icardi Kaleci ile karşı karşıya kalmıştı ve topukla kendi gol atmak yerine Kerem'e çok şık bir asist yapmıştı. Şahane bir asist ve çok zekiceydi. Ama çok zekice olmasından çok tam bir takım oyunu göstergesiydi ve kendini öne çıkarmayıp takım arkadaşlarını yücelten bir hareketti. O yüzden Mauro Icardi'nin bende karakter olarak yeri başka bir yerde duruyor. Drogba'da görmediğimi gördüm diyebilirim.

Ve her zaman ama her zaman önce takım oyunu dedi. Birçok pozisyonda hatta kendi daha müsait pozisyondayken Kerem'i attırmaya çalıştığı falan oldu. Ve bence Kerem buna duyduğu şükrandan dolayı da büyük bir gelişim gösterdi. Ve Şubat ayına kadar asisti olmayan Kerem, daha sonraki 3 ayda olağanüstü bir asistçilik özelliği göstererek 11 asist yaptı ve asist kralı oldu. Koca sezonun asist kralı oldu. Ikar'da o yüzden gençlere de bence iyi bir örnek oldu.

Ve şu anda mesela Zalgiris maçı da tam tersi. Bencillik yüzünden kazanılamayan maçtı. Zaniolo'nun, Yunus'un sürekli bencilliği üzerinden kazanılamayan bir maçtı. Icardi'nin değeri bence o açıdan da önemli. Yani Zaniolo'lara, Yunus'lara, diğer genç oyunculara takımdaşlığı ve doğru oyunu göstermek adına da önemli. Icardi'ye buradan takım oyununa gösterdiği saygıdan dolayı bir spor sever olarak sevgilerimi iletip çok uzun tuttum. Sana bırakıyorum.

Abi tabi Icardi'yi daha iyi anlatacaksın sonuç olarak bana göre ama güzel örnek verdin. Çünkü mesela kağıt üstünde baksan bu takımdaşlık duygusunu Drogba'dan mı beklerdin yoksa Icardi'den mi? Ben şahsen Drogba'dan beklerdim. Ama aslında oyuncuları kimi zaman yanlış analiz edebildiğimizi de onlardan beklediğimiz şeylerin çok daha dışına çıkabileceklerini de Icardi'de geçen yıl gördük.

Şimdi bana Icardi'yi sorsaydın 8 asist'e tamamladı geçen sezonu. Toplamda 21 gol, 8 asist. 8 asist'i asla beklemezdim. Evet. Gol daha fazlasını bekleyebilirsin ama asist beklemezsin. Aynen öyle. Hatta zaten benim için bunu Galatasaray'a gelmeden önce normal arkadaş ortamında da konuşurdum. Ceza sahası içi bitiriciliği anlamında benim için dünyada ilk 5'te falandı her zaman. O Inter'deki dönemlerinde özellikle.

O, Kerem'e yaptığı asisti Başakşehir maçında izlerken, ''Evet, galiba açılıyor.'' düşüncesine beni sevk etmişti gerçekten. Ve ne kadar paylaşımcı olduğunu, aslında bunun biraz da onun Galatasaray taraftar ve Galatasaray kulübü mentaline çok iyi geldiğinden dolayı bu kadar paylaşımcı da olabileceğini düşünüyorum. Çok iyi bir ortam var çünkü Hikarde için burada.

Hiç böyle çalkantılı bir geçmişinde gördüğümüz gibi yaşayabileceği hiçbir ortam olmadı Galatasaray'da aslında baktığında. Hem saha içinde çok iyi idare edildi, hem saha dışında çok iyi idare edildi. Kafa ne kadar şeffafsa yıkardı da bir o kadar da bu şekilde performans oluyor ki. Ligin son haftalarında bu kadar skorer olmasının da en büyük sebeplerinden biri de bu. Ona inanan bir kitleyi hissettiğinde çoğu oyuncu psikolojiktir baktığında.

Bol sadece fiziksel değil, oyuncular için de öyle. Icardi'nin psikolojisinin ne kadar iyi olduğunu gördüğümüzde neler yaptığını zaten yakından yaşadık yani. Güzel de bir karşılama oldu onun için. Bir imza töreni düzenledik Galatasaray. Geçmişte de olan şeylerde Türk futbolunda böyle toplu imza törenleri falan...

Güzel oluyor. Bir de taraftarı da açtılar. Bence oldukça güzel oldu. Eğlendi herkes sezon öncesinde. Bir de bu ilk Zalgiris maçından sonra biraz morali depolamaya ihtiyacı vardı Galatasaray'ın. İyi bir işti bence o açıdan. Güzel de karşılandı. Bir de diğer Center 4'lere bakalım. Edin Ceko. Bu sene Fenerbahçe'nin Center 4'ü.

Ve o da ilk maçında iki tane asistle yine kardı gibi. Yani asistçiliğiyle, takımdaşlığıyla öne çıktı. Simanski'ye yaptığı asist çok çok iyi bir asistti. Onun dışında da gol olsun olmasın, hep takım arkadaşlarını besleyen ama Jacko'nun hep böyleydi zaten. Jacko hep oynatan center four rolündeydi. Beşiktaş'ta da Abubakar var. Yine çok iyi center four'lar izleyeceğiz gibi geliyor. Benim bir tane unutamadığım bir sezon başlangıcı var. 2001-2002 sezonun yazı. Yani 2001 yazı olmalı.

O dönemde çocukken, forvet oynarken bir tane daha arkadaşım var. O da 9 numarası takımda. İkimiz oynuyoruz. Beşiktaş, Pascal Noumea'yı alıyor. Fenerbahçe, Kenneth Anderson'u alıyor. Galatasaray, Mario Jardel'i alıyor. Aynı yaz. Üçü de birbirinden özel. Kenneth Anderson biraz yaşlanmıştı o dönemde ama geçmişi çok büyük Kenneth Anderson'un da.

Numa çok özel bir adam. Fransa'ya damga vuruyor. Jardel Portekiz'e, Şampiyonlar Ligi'ne damga vuruyor. Biz ikimiz çok sevindiğimizi hatırlıyoruz. Çok iyi center four'ları izleyeceğiz, bir sürü şey göreceğiz, öğreneceğiz vs. diye. Sohbet ettiğimizi hatırlıyorum çocukken ve gerçekten özel performanslardı. Hem Numa'nınki farklı açılardan özeldi. Küçük çaplı bir balotelliydi aslında. Türk insanı balotelliyi görmeden önce Pascal Numa'yı görmüştü yani.

İstediği zaman yapabileceklerinin sınırı yoktu ama çok da istikrarlı bir şekilde isteyemiyordu Pascal'ını. Jardel'de bitiricilik şovu göstermişti. Kenneth Anderson'un o kadar etkisi olamadı maalesef. Kenneth Anderson'la bir anım var. Not paylaşmış olayım. O dönem Feneryum'da galiba. Ben tabii Kenneth 2002-2001'den bahsetmiyorum. 5 yaşındayım o dönem. Ne kadar küçük ve kısa olabileceğimi tahmin edebilirsin tabii ki. Kenneth Anderson bir anda karşımda belirmişti biliyor musun? Ve babama bağırarak korkup ağlamıştım. O kadar büyüktü ki yani. 1.93 falan olması lazım Kenneth Anderson. 1.93-1.95 daha sonra tabii şu dönemde boyuna falan da baktığımız zamanlar. Oluyordu, bu hikayeyi her hatırladığımda şey yapıyorum. Çok korkmuştum. Hayatımda görüp korktuğum ve kaçtığım iki futbolcu var. Bir, Rüştü Reçber. Onu da Ümraniye Carrefour'da görmüştüm, bilmiyorum. Görüp kaçmıştım yani, hiçbir fikrim yok. Diğeri de Kenneth Anderson. Jardel'le alakalı da şey var, o doğru mu? Ben demiş, popomla bile gol atarım demiş. Hakikaten de atmış, doğru mu bu? Öyle bir şeyin efsanesi hatırlıyorum ben ya. Öyle bir şey vardı sanki. Çarpıp girmiş hatta. Doğrudur, atmıştır, evet. Atmıştır.

Bir şey soracağım, Icarda'nın maliyeti hakkında ne düşünüyorsun? 6 artı 4 demişler değil mi? Dursun Özbek direkt açıkladı zaten. Bir de 10 milyon euro bon servis, 4 taksit.

3 yılda şey kontrol et, toplam 40 milyon euroya geliyor. Aynen. Bu seneki gibi oynarsa karşılar. Çünkü bu seneki gibi oynarsa yani yine şampiyon yapar muhtemelen. Hani 3 yıl daha üst üste şampiyon zaten tarihte bir kez daha oluyor 4 yıl üst üste şampiyonluk hani. Bu yıl gibi oynarsa karşılayabileceği ama çok riskli bir hamle. Esas şu açıdan garip, Erden Tümür dedi ki, kulüpler, yöneticiler geleceğe yönelik yüksek risk içeren transferler yapıyor. Onlar ayrıldıktan sonra da yeni gelen yöneticilere büyük bir yük bırakıyor.

Şimdi bunu söylediği yerde Icardi ve Zaha aslında işte Drogbaşınay derlerden biri en Galatasaray'ın geleceğe zor bir bütçe bırakabileceği dönem. Şimdi şöyle bir durum var. Bunlar şey de yapıyor ama, tesisleşme ve plan projelerde ilerliyor. Ünal Aysal bunu yaptığında, Ünal Aysal hakikaten kendisinden sonra gelenlere ciddi sıkıntılı bir tablo bırakmıştı. Ama Ünal Aysal'ınkinin içinin boş olduğunu anladık o gittikten sonra. Yani devamı gelmiyor paranın, gelir olarak dönmüyor.

Bu yönetimde ama hala devam eden projeler var. İşte villa projeleri miydi? Şeydeki Florya'daki yerler üzerine falan. Hani onu birkaç sene sonra göreceğiz açıkçası. Bu arada bunun ağırlığını en iyi bilecek yönetim de Dursun Özbek yönetimi. Çünkü Ünal Aysal'dan sonra Duygun Yarsuvat arada geldi bir sene sonra Dursun Özbek yönetimi geldi. Ünal Aysal'ın Çilek döneminin sancıları, Dursun Özbek döneminde bir hayli... Transfer cezası gelmişti işte. Şimdi insanlar ona biraz Dursun Özbey yazıyordu, o dönem çok başarısız olduğu için transfer cezası getirttin kulübe falan gibi de aslında o hani Ünal Aysal'dan gelince adam bir senede getirmedi yani transfer cezası. Ve tarihe bakalım biraz Lig'de. Bakalım.

90'larda çok keyifli golcüler vardı. Ümit Karan çıkmıştı mesela. Gençler Birliği'nde çok estetik güzel goller atardı. Ümit Karan'dan önce Elvir Bolicler. Türk futbolunda en skorer oyuncularda çok ciddi anlamda bir boşunak şey var bu arada. Hani Ceko da geldi falan ama daha önce Baliciler, Boliciler falan birçok şey isimler vardı. Damga vuran boşunaklar vardı. O 90'lara da Elvir Bolic damgası vuruyor. Elvir Bolic 94-95'te Gaziantep Spor'la gol krallığında ikinci oluyor.

Daha sonra da Balic'in yine Bursa Spor'da 21 gol attığı bir şey var. Balic'in yine gol krallığında ikinci olduğu 96-97 sezonu var. Tabii 95-96'da Xhota Arvaladze var. Tek sezonluk, yanılmıyorsam şovu. Sonra Avrupa hemen kaptı zaten Xhota'yı. 25 gol. Xhota'nın nasıl transfer olduğunu biliyor musun hikayesini? Yok. Çok efsane bir hikaye.

Erman Toroğlu, Gürcistan'ın takımı Tiflis veya hangi takımda oynuyorsa, Xota Arveladze ve Arçil, onun maçını yönetiyor hakem olarak Avrupa Kupası öneleme maçında. Ve bu iki oyuncuya çok hayran kalıyor. Ve Trabzonspor başkanıyla arkadaş, Trabzonspor başkanını arayıp diyor ki, bu iki oyuncuyu mutlaka transfer edin. Ve Erman Toroğlu'nun yaptığı scouting sayesinde Trabzonspor hem Arçil hem Xota'ya kavuşuyor. Gerçekten de çok iyi ki transfer oldu. Xota tabii bambaşka oldu. Ondan sonra Moldovan var. 98-99'da. Ben tabii Moldovan'ı hatırlamıyorum. Sadece eski maç görüntüleri. 15 golle 3. oldu. Nasıl bir oyuncuydu?

Fenerbahçe o dönemde ilginç yönetiliyordu. Galatasaray'ın Hacı, İlye, Popescu vesaire aldığı iyi performans sergileyince, Fenerbahçe'de biz de Romanya'dan alalım diyordu. Hatta Adrian İlye'nin kardeşi Sabin İlye'yi de almışlardı. Moldovan da onunla birlikte geldi ama Moldovan milli oyuncuydu. Romanya milli takım zaten o dönem Avrupa'nın en iyi milli takımlarından bir tanesi. Avrupa Şampiyonları ve Dünya Okupası'nda hep çeyrek finaller görüyor. Hep gruptan çıkıyorlar. O yüzden boş bir adam değildi Moldovan'da.

ve performansını da gösterdi. Yani 15 gol attı ama o da çok kalmadı maalesef. 90'larda esas İlhan Cavcav'ın getirdikleri var. Yani Andre Kona var mesela. Kona 100 gol barajını geçen çok nadir isimlerden bir tanesi. Yabancılarda özellikle en nadirlerden. Çok golü var Süper Lig'de çünkü çok uzun yıllar oynadı ve 93-94 sezonunda mesela gol krallığında ikinci sırada Kona. Sonra Ankara gücünde Agustin var, Afrikalı golcülerden. Ama 2000'lerin ortalarında bir oyuncu var ki benim en beğendiğim Fenerbahçe santırforu, Pierre van Hooydonk. Benim çocukluk kahramanım, Pierre van Hooydonk. Yani o kadar severdim ki. Şimdi Tadic'e anlatırken aura diyorum ben, bambaşka bir aurası var futbolculuk meziyetleri dışında. Muhtemelen Tadic'den önce, bir önceki programda da söyledim, Pierre Fanoidonktur o Aura meselesi. Sahaya çıktığında böyle bir garip hissettirirdi yani. Dev gibi bir adamdı. Pierre Fanoidonktur şöyle bir şey vardı, çok fazla kendi gol çizgisinden rakip golü çıkardı. Evet. Ön direkte duruyordu galiba ya da arka direkte. Kaleye gelen şutları çok çıkarıyordu. İşte hem atıyor hem kurtarıyor gibi bir şey.

Karlı bir Gençler Birliği deplasmanında 80'de falan gol atmıştı ama ondan bir 5 dakika önce de çizgiden top çıkarmıştı. Galiba o maçta 6 veya 8 numara oynadı. Yani Gençler Birliği maçında orta sağ oynadı yani. 6 değildir muhtemelen de. Orta sağ oynamıştı yani. Bir kadroyla ilgili bir şey yapmıştı, Daum'un çılgınlıklarından bir tanesine denk gelmişti ve o 1-0'lık maçı çok net hatırlıyorum. Bir de o sezonun, Daum sezonunun, Futbolun Efendisi diye bir kitabı var. Pierre Fanoidonk özelinde anlatılan bir kitap bu arada o. O sezonun tüm detaylı 17 maç, 4. sarı kartı görmeyip sezonu tamamlıyor Pierre Fanoidonk o yıl. Çok özel bir figürdü bence. Frigleri söylemiyorum. Zaten böyle en havalı futbol anları diye videolar olur ya. Yanılmıyorsam Denizli spor maçı olması lazım. Baraj kurmuyorlar, Oydon frik katacakken. Ömer Çat, Kıçkaleci. Bizim 3-4 tane Fenerbahçeli'yi dizip çatal asıyor friki. Son derece tehlikeli bir nokta. Pierre van Oydon topun gerisinde iki kişilik Fenerbahçe barajı var. Kemal ve Petkov. Gençler Birliği baraj yapmadı şu anda. Ceza alanının içi aynı kalabalık. Van Oydon! Ve gol! Pierre van Oydon katıyor! 86. dakika!

O hikayenin şöyle daha taçlanmış hali var. Ömer Çatkıç kaleci. Ve Ömer Çatkıç da o zaman Rüştü'nün arkasındaki milli takımın ikinci kalecisi yani. Liginde en iyi kalecilerinden bir tanesi. Ve herkes Pierre Phenomenon'un aşırı iyi free kick'lerini konuşuyor. Ömer Çatkıç da diyor ki ben Pierre Phenomenon'dan free kick goli yemem diyor. Ve baraj kurdurmuyor önüne.

O maç o zaman, ben yanlış hatırlıyor olabilirim. Ömer'in iddiası şu yani, ben topu görürsem refleks gösteririm. Çünkü olağanüstü refleksleri vardı Ömer'in hakikaten. Rüştü'ye benzerdi o açıdan. Ve uzaktan da geldiği için yetişirim, kurtarırım. Ama Hoydunk'ta o kadar akıllı bir adam ki, hayır topu görmemen lazım diyor.

Çünkü hakikaten görürse kurtarabilir. Çok iyi refleksleri vardı. Ve kendi oyuncularını koyuyor ve mükemmel. Bir de tam 90'a takmıştı yani. Bir de bir şey daha var. O da kaleyi ne kadar ezberlediğinin kanıtı. İstanbul Sporu maçından önce ısınmada sağ kale direği işte atıyorum 5 cm daha kısa diyor. Ölçü olarak hakikaten 5 cm daha kısa çıkıyor. Bu aslında çalışmanın ve emeğin direkt göstergesi. Çok havalı ya. Çok karizmatik ve tamamen çalışmayla ilgili. Mesela Sergen Yalçın o kadar çalışmadan direkt yetenek üzerine free kick atıyordu ya. Ama Hojdonk'un free kick gol yüzdeleri çok daha fazla. Hojdonk belli ki Sergen kadar yetenekli bir futbolcu değildi. Ama aşırı derecede çok çalıştığı için robot gibi free kick atıyordu adam. Yani eliyle koymuş gibi free kickler oluyordu.

Ve maçları izlerken o dönemde oyunun seyrini değiştirdi Türk futbolu severi için. Çünkü şöyle, futbol bir akan oyun sporu. Aniden gelişir olaylar. Amerikan futbolu izler gibi veya beyzbol izler gibi oyunlar böyle set set oynanmaz. Durup da bütün tribün aynı anda ya da televizyon karşısındakiler aynı anda böyle nefesini tutup da hadi bakalım şimdi bir şey olacak mı demezsin futbolda.

İlk defa Pierre van Ooydonk'ta oldu. Pierre van Ooydonk'un duran topları o kadar yüksek bir tehlike veya gol yüzdesine sahipti ki free kick olunca herkes nefes tutuyordu. Penaltı gibi hissediyordun yani. Gerçekten öyle. 2024 sezonunda 24 golle ikinci oluyor. O sezonu hatırlıyor musun abi? Zafer 1'i yolla aynı gol sayısını bitirip sezon içerisinde bir golü kendi kalesine diye yazıyorlar ve o şekilde 24'e düşüyor Ooydonk.

Buna hakim miydin? Yok, ilk defa. Evet, Zafer Briola beraber bitiyordu. Sezon sonunda 24'e düşürüyorlar. Aslında gol kralı diyebiliriz yani. Çok acayipmiş. Bu arada 2003'ten 2011'e kadar bir Fenerbahçe egomonyası var hafiften. Alex zaten sürekli bir ikinci, bir birinci. Nobre 18 golle üçüncü. 2003-2012 arası zaten çok net bir Fenerbahçe ağırlığı var. Likte de genel ağırlık var. Attığı gol sayısı, puan toplamada falan onlar da öndedir muhtemelen. Burada Alex'de iki tane gol krallığı var. Muhtemelen bu listede yani biz 90'ların başından itibaren baktığımızda

net bir forvet olmayan, çok nadir oyunculardan bir tanesi iki kere gol kırılı olmuş haliyle. Bir altı şey şu, sol kanat diyebiliriz. Bu Penza sol kanat gibi oynuyordu ama aslında forvette diyebiliriz. Bu anlamda da Alex'in ne kadar aslında öldürücü bir Larry'in de mesela sol kenardan gelip atmak o kadar zor değil. Bakan bu da aynı şekilde. Kenar forvetler atabiliyor da 10 numaradan o kadar atmak daha zor. Çünkü tam önünde bir tane daha center four var. Kenardan girdiğin zaman onun arka direkçi 2. forvet olabiliyorsun ama 10 numaradan Talishka da çok attı. Alex gibi atmak gerçekten çok zor. Alex çok büyük bir iş başarmıştı. Bir not var Hunt'ın çıkardıklarından sağ olsun. 2015-16 sezonda çok çarpıcı bir durum. Gol krallığı sıralamasında Süper Lig'de ilk 10 sıranın tamamı yabancı. Bir tane bile yerli yok. Benim hep şikayet ettiğim yerli Santerforlar ölüyor durumunun. 15-16'da artık cılkı çıkmış. Mario Gomez mükemmeldi zaten. 15-16 sezonun en iyi pis olduğu. Geçen seneli kardeşi gibi. Bu arada hani Icardi var, Gomis var, MVP diyebileceğimiz. Gomez var. Hani son 10 yılda Santerfor'un MVP olduğu bence 3 sezon var. Yani onun dışındakiler diğer pozisyonlar. Mesela Uğurcan Çakır, Muslera 14-15'te. Hani Viscia, Başakşehir şampiyonluğunda. Böyle Santerfor'ların net süpürdüğü sezonlar. Son 10 sezonda sadece 3 tane hatırlıyorum ben. Benim Icardi'den sonra zaten en görkemli olarak ikinci sıraya koyacağım da Mario Gomez'inki olurdu. O canavar gibi bir bitiricilik performansıydı gerçekten.

Ligin kalıplarına da inanılmaz uyuyordu. Doğru. Ama tabii o Beşiktaş kadrosu da Oğuzhan da besliyor, Sosa da besliyor. Sağlı sollu herkes besliyor yani Gomezi. İnanılmaz bir sezondu. Çok çok ağır basmıştı gerçekten. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.

90'ları konuştuk, 2000'leri de konuştuk. Daha eskilerde, 90'lardan öncelerde iki tane gol kralı var. Bu arada Hakan Şükür'ün ismini geçemiyoruz diye değil de yani Hakan Şükür... Benim Hakan Şükür'le ilgili hep şey var. Şimdi center forward'ları konuşunca illa onun şeyi geçiyor, adının geçmesi gerekiyor. Hakan Şükür'le ilgili de insanlar işte söylesen, neden adını geçiriyorsunuz? İşte adamın aldığı pozisyon belli vesaire diyorlar. Söylemesen, ya tarihin çok büyük bir bölümüne damga vurmuş, niye söyleyemiyorsun deniyor.

Benim Hakan Şükür'le ilgili başından beri tavrım çok net olduğu için orada gönlüm rahat. Ben Hakan Şükür'ün milletvekiliyken de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğu işler yaptığını, kendi saçma sapan bir yola soktuğunu söylüyordum. Daha sonra onu daha da katmerledi, daha da saçma sapan bir yola soktu. O yüzden benim Hakan Şükür'le 2008'den sonra yani futbolculuğu bıraktıktan sonra bu kadar büyük bir futbolculuk geçmişinin Ne işi var siyasetle diyordum. Önce başka bir yol. Ondan sonra bambaşka bir yol seçti. Tamamen kendi yaptığı saçma sapan hatalarında şimdi ceremesini çekiyor. Onun derdini de Türk basının çekmesi de ayrıca yani. Türk spor basının, Hakan Şükür'ün saçmalıkları yüzünden bu duruma düşmesi de ayrıca sinir bozucu yani. Maalesef. Ama 90'larda o çok pres yapan, çalışkan, hava topunu indiren vs. konusunda olağanüstü dominant ve takım oyununa, Galatasaray'ın başarılarına çok büyük yardımı olan bir futbolcudur. Ama ondan sonra kendi özel hayatındaki ve futbolculuk sonrası siyasal hayatındaki saçmalıkları zaten bizden bağımsız bir olay olduğu için... Bir de yabancı forvetleri konuşuyoruz burada. Icardi bağlaması. Yoksa kralı da burada geçirelim madem. Burak Yılmaz'ı yani. Benim için bir numara. Ne açıdan?

Her açıdan. Yani ben bir numaraya... Benim tanık olduğum yerli forvet açısından. Yani çok yetenek değil de çok fiziksel özellikleri çok etkileyiciydi. İşte hızı, dinamizmi... Büyük golcü abi. Ben o kadar koyamıyorum ya. Tanju Çolak mesela daha... Abi ben Tanju Çolak'ı hatırlamıyorum ama tanık olduğum diyorum yani. Tanju Çolak daha yetenekli geliyor mesela. Ben bir Nihat diyebilirim, bir Burak Yılmaz diyebilirim baktığında. Aykut Kocamanları çok bilmiyorum. Onu da mesela gollerini, özetleri falan gördüğümüz için hani böyle çok yaşayamadık. Tanju'da da öyle. Hani golleri izlediğin zaman bir de tabii şey gibi oluyor. Hani bir futbolcu yeni transferi YouTube'dan izleyince hepsi Messi'ye dönüşüyor ya. Şimdi adamın zaten hep güzel yaptığı gol vuruşlarını izlediğin zaman Aykut Kocaman da çok olağanüstü geliyor Tanju Çolak da ama hani kaçırdıkları yok çünkü zaten YouTube'da. Ama gerçek istatistikleri falan çok iyi. İstatistik demişken

Geçen haftanın da aslında konusu olması gereken bir şey var. Geçen hafta unuttum bunu. Beşiktaş'ta Şenol Birol diye bir efsane var. Bir de Birol Peker var. Birol Peker kanat oyuncusu. Peker. Şenol Birol da Santerford. Hatta o dönemde Beşiktaş işte 60'ların başı yani bu 59-60 profesyonelliklere geçiş döneminin başlarında damga vuruyorlar lige. Hatta Şenol Birol gol diye Beşiktaş tribünlerinin tezahüratı var. Bu isimle film de var Türk sinemasında.

Burada Şenol Birol'un çok güzel sezonları var abi. Ama çok talihsiz. Çünkü Metin Oktay'la aynı döneme denk geliyor. Adam 34 gol atıyor 62-63 sezonda. Gol kralı olamıyor çünkü Metin Oktay'ın 38 golü var. Ve bunu sadece 26 maçta yapıyor. 26 maçta 38 golle bence lig tarihinin en acayip center forward istatistikleri hala Metin Oktay'da. 26 maçta 38 gol atılamaz çünkü. Mümkün değil. Yani Tanju Çolak geçti, rekor Tanju Çolak'ta ama inanılmaz istatistik varsa bir tane o metri noktayda var bence. Yani maç başı ortalama saçma sapan bir seviye. Ya şöyle, mesela şimdi şey konuşuluyor ya Oğuzhan, işte 5 yıldız muhabbetleri yüzünden işte 30'lar, 40'lar, 50'ler falan. Şöyle bir durum var, o yıldız tartışmasından bağımsız. Galatasaray kurulduktan 1905'ten 20'lere kadar oldukça iyi. Hatta en iyi takımlardan bir tanesi. 24'ten işte TFF kuruluyor falan 20'lerden sonra 20'lerle 55, 50'lerin ortasına kadar Galatasaray felaket en kötü dönemi kuruluşu ve işte Orta Vadisi Galatasaray'ın çok kötü. O dönemde Beşiktaş'ın falan da arkasına düşüyor Galatasaray. Bir de hani taraftar oluşturmakta zorlanıyor çünkü liseye bağımlı vs. Galatasaray'ın aslında kaderini değiştiren adam Metin Oktay oluyor. Olağanüstü bir karizma adam da, olağanüstü başarı, olağanüstü golcülük. Metin Oktay Galatasaray'ı halk takımı haline getiren oyuncu oluyor. Yani liseden koparıp halkın takımı yapan isim oluyor. O yüzden belki hani bir santırforun ülke futbolu tarihini değiştirmesi açısındaki en büyük etki Metin Oktay'da o yüzden.

Hani göremedik, izleyemedik falan ama tarihsel çizgiye baktığın zaman Galatasaray'ın kaderine en büyük etki eden ve Türk futbolunun kaderine en büyük etki eden isim bir Santr4 olarak Metin Oktay'da. Ki belki de o dönemden beri Galatasaray'ın en gösterişli forvetini onun selamıyla açıklıyorsun ve tanıtıyorsun videosunda. Hala etkisi var doğru diyorsun. Drogba'nın çıktığı ilk yani istiklal maaşını okunduğu sırada Drogba elini kalbinin üstüne koyuyor ve bunun Metin Oktay selamı üzerine olduğu söylenmişti. Icardi'nin açıklamasında yine Armağan'ın üstüne el gidiyor yine bir Metin Oktay selamı. Bu aslında her oyuncuya kullandığı ve Metin Oktay'ın hala günümüzde Galatasaray için nasıl bir etkisi olduğunun gerçeği. Benim yakın bir arkadaşım var Twitter'da yazmış. Arjantinli Metin Oktay artık bizim takımımızda diye mesela Icardi için.

ne kadar önemli bir figürü olduğunu bugün taraftarın hiç bu kadar sevdiği ve beklediği bir oyuncu olmuş olabilir mi Icardi kadar? Yoktur muhtemelen. Metin Oktay'ın ruhunu da Icardi'de yaşatabiliyorsun ama açıklarken. Evet. Florya Metin Oktay Tesisleri'ydi bu arada. Tesislerin ismiydi. Umarım yeni yapılan tesislerin adı da yine Metin Oktay Tesisleri olur. Şenol Birol demişken orada Metin Oktay'ın gölgesinde kalmakla ilgili bir durum var. Geçen hafta şundan konuşmalıydık. Türkiye'nin ilk transfer çalımıydı o. Fenerbahçe alıyor sonradan Şenol Birol'u ve Birol Peker'i de aynı şekilde. İkisini birden Beşiktaş'tan alıyor. İlk büyük transfer çalımı Şenol Birol'la birlikte Beşiktaş'tan Fenerbahçe'ye geçiyor. O da çok büyük golcü ama Metrin Oktay'dan dolayı onun adı pek duyulmuyor maalesef.

Bu arada bu gol krallığı konusunda bir yabancı forvete değmeden edemeyeceğim bir Fenerbahçe olarak. Mamadou Niang. Benim Fenerbahçe'de gördüğüm en iyi Santraforlardan. Santraford diyebilir miyiz aslında Niang'a? Benim için Santraford tanımı daha fizikli. Sırf diyorum Cecho aslında. Abu Bakar'a benziyor bence Nihal. Oynatan da Santerfour. Ve aslında mesela Afrikalı golcülere hep şey denirdi işte tekniği yok falan diye ırkçılık yapılırdı adamlara. 90'lardakiler falan hep süratiyle fark yaratırdı ya. Son 15 yıla baktığın zaman tam tersine oyun zekası ve teknik. Şu anda Abu Bakar'ın koşacak hali çok yok mesela. Ful zeka ve teknikle oynuyor adam.

Böyle göbek dallı sahabeleri gibi şov yapıyor, dalga geçiyor çocuklarla. Niang'da öyleydi. Niang'da bitik halinde gelmişti zaten, öyle genç halinde gelmedi. 1.81 boyunda sırtına stoper alıyordu yani Niang. Ve çok garip, gezdiriyordu da bu arada. Garip bir ayak içi vardı, inanılmaz bitiriciydi.

Bak Icardi'yle ilgili de, o da 1.80, 1.81, Nyank'la aynı boyda. Icardi'yle ilgili de ben şunu da söyleyeyim. Ben şimdi altyapıda oynarken, oğulcan, şey düşünüyordum. Benim boyum ortaokuldayken falan çok uzadı. 1.80'lere geldi. Ortaokulda sınıfın en uzun 2-3 kişisinden biriydim. Ve center fourlukta iyi olur vs. diye düşünüyordum. Fakat lisede, misede hiç uzamadı. 1.80'de kaldı öyle. 1.81 oldu. O kadar yani, uzamadım. Ve şey diyordum. Zaten boy uzamadı, çok hızlı da değilim. Benden center four olmaz diyordum.

Ne savunma arkasına koşu var, çok bir center for hızı. Ne bir hava topu hakimiyeti boyumdan dolayı. Öyle kendimi avutuyordum. Ta ki işte Icardi'leri görene kadar. O da 1.81 ve çok hızlı değil Icardi'de mesela. Burak Yılmaz gibi değil. Yani fiziksel olarak çok bir artısı olmadan sırf zeka ve teknikle bu kadar büyük fark yaratması. İşte Okan Buruk diyor ya, en zeki futbolcum Maro Icardi diye. Oyun zekası en yüksek futbolcum.

full zeka ve teknik. Yani çünkü ne çok hızlı ne havadan çok üstün. Ona rağmen sadece Türkiye'de değil yani, Serie A'da bile gol kralı oldu adam. İki kere hem de. O çok şeyi gösteriyor yani, çok zor. Yani 1.80 boyunda falan olacaksın, bir de hızlı olmayacaksın. Ona rağmen bu kadar tavan göreceksin, çok zor bir şey yani. Evet ve bunu Avrupa'da da kanıtlamış olması. Şimdi Afrikalı dedin ya, Musasov'u konuşmadan yapamam çünkü Fenerbahçe'de oynadığı 4 tam sezon var. Hepsinde de 15'ten fazla gol atmış bir oyuncu. İki tanesi yarım sezon, birinde 5 maç oynayıp Al Ahly'e gitti zaten. Bir tanesinde de Devre arası geldi. Orada bile Devre'de 12 maçta 8 golü var bu arada Musasov'un.

Fenerbahçe için en özel, bence golcülük performanslarından biriydi. Hoş, saf bir forvet oyuncusu gibi de oynamıyordu. Bunların hepsini aslında çoğunlukla sol kanat forvet oynayarak yaptı. Yine senin tezinin aslında yakın. Sol kanat forvet olarak oynayıp gol atmak bir tık daha kolay. 10 numaraya göre bence daha kolay. Ama... Sov çok benim için de özel bir adam. Sov'un şeyi 9'a da koyduğun zaman sırıtmıyordu. Çoğu sol kenar forveti 9'a koyduğun zaman sırıtıyor. Sırtı dönük oynayamıyor çünkü. Sov ama gerçekten zengin, çeşitli bir oyuncuydu. Bir de bu yabancı golcülerle ilgili şöyle bir durum var Oğulcan. Son yıllarda arda arda hepsi birbirinin rekorunu kırdı. Yani 2010'lara kadar öyle çok bir yabancı forvet dominasyonu yok. Zaten yabancı oyuncu transferi yeni yeni başlıyor 90'larda. Fakat Alex 2010-11'de 28 gol atıyor. Rekor kırıyor yabancı golcuyu, en çok yabancı gol atan. Aynı 10 yıl içerisinde, 2017-18'de Bafetimi Gomis 29 gol atıyor. Bir gol fazlayla rekoru alıyor. Ve düşünsene, 59'dan beri oynanan ligin kaç yıllık oluyor? 50 küsur yıllık rekorunu kırıyorsun. Bir sene sonra Cagne tekrar kırıyorsun. Çok kötü yani. Cagne kırıyor mu? Cagne'de 29'u bir arttırıp 30 atıyor. 20'si Kasımpaşa'da, 10'u Galatasaray'da olmak üzere. 30 golle Süper Lig'in bir sezonda en çok gol atan yabancı santırforu oluyor. Bu senede Valencia az daha kırıyordu. 29 golü var Valencia'nın bu yıl. Bir iki golcük daha atsaydı o da. Her sene rekor yenileniyor yani. Lig rekoru yenileniyor. Yalnız baba kaçırdıklarını atsaydı o rekoru bir daha yenilenmeyecekti, o da ayrı bir konu. Özellikle iki penaltı var. Onlar çok belirli. O kadar penaltı, performansı yüksek aslında. Çok penaltı böyle attı ama iki penaltısı var. Biri Beşiktaş'aydı, diğeri bir tane daha kaçırdı. Kaçırmıştır, yapmış olabilir. Bu arada listenin de %75'i pivot santrafı. Ligin bug'ı. Bir ikardi bozdu doğal olarak. Bir böyle pivot gibi olmayıp Wagner Love.

Evet, etki etmişti. Var oldu Alanya'da. O yaştan sonra Beşiktaş transferini yaptırtan sezon kendisi için. Arada bir Bupenza var. Bupenza'da hakikaten canavar gibi bir sezon geçirmişti ya. Ama o da kenar forvet yani, center for olarak. Ama hep bireysel beceriyle atıyordu abi golleri. İnanılmaz bir şut gücü vardı herifte. Doğru. O sebeple Bupenza'yı da burada ayırıyorum. Xhota'da işte ama çok eski yani. Xhota'da 90'larda şeydi, pivot değildi hani daha bitirici, kutu içi. Biraz Icardia'ya benziyordu Xhota yani. Zeka, teknik oyuncusu.

Onun dışındakiler, dediğin gibi, Niyang biraz benziyor o modelde. Abubakar, Niyang, Icardi, Xhota daha aklıyla. Şimdi bizim Türkiye'de aslında geçer akçe şu. Fiziğiyle ezenler zaten süpürüyor. Onlar Makukula bile fark yaratıyor. Yani adamın kariyerinde şey yok. Öyle çok özel bir sezon yok. Süper Lig'e geliyor. Biraz toparlayın, fizikolar eziyor. Balotelli ölü haliyle geliyor, dağıtıyor, bir sürü gol atıyor. Zaten pivotlar net fark yaratıyor. Bir de bizim yerli stoperlerimizin oyun bilgisi çok düşük oluyor. Zeki center for'lar, kurnaz center for'lar da çok iş yapıyor. Mesela Gekas, Teofonis Gekas. Zekasıyla el avuca sığmaz, böyle marke edemezsin. Ön direkt, arka direkt yapar, atar golü. Gekas öyle, Niyank öyle, Abubakar öyle, Icardi öyle. Tabii Abubakar fiziğinde kullanıyordu. Yani kalça, güç. İkili mücadelelerde kolay kolay yıkamazsın.

Ama mesela Gekas hiç ikili mücadeleye girmeden, Şota da öyle, incecik adamdı Şota. Direkt zekâsıyla şov yapan center forward'lardı. Bu arada Şenol Güneş damgası var diyebilir miyiz gol krallığına? Tabii ki. Fernandao 1. Fernandao pivotlarda. Burak Yılmaz, Trabzon'da olduğu dönem 2. Umut Bulut'tan da gayet iyi kat kaldı. Mario Gomez 15-16, Şenol Güneş. Bakan bu var. İnanılmaz kat kalıyor. Geldikten sonra Cenk. Cenk Tosun var. Şimdi Rebiç geldi. Rebiç'e de minimum 15 attırır yine. Yani evet niye olmasın. Rebiç de tam bir ikinci forvet oyuncusu. Yani hem İbrahimovic'le iyi performans sergilediği, dönemde hem de daha önceki kariyerinde hep ikinci forvet olarak katkı sağlamış yani aslında bu bakarın yanına yardımcı belki şey de olabilir işte Galatasaray'da biraz 4-2-4 gibi olacak diyoruz ya Cenk'i de kesmediğimiz düzlemde Gezal da iyileşirse belki sağda Gezal solda Cenk, Revic ikinci forvet gibi arkada biraz 4-2-3 bir Amir Lejesson'la onların arkasında gibi bir şey de dönüşebilir bence. Şenol Hoca yapar bunu. Çok forvet kullanır o. Yani Umut, Burak, Jaja, Yattara hepsini kullanıyordu yani.

Teofilo falan o dönemlerde. Yapabilirim. Bu yılki favorin? Center for'larda mı? Gol kralı favori. Icardi diyeceksin tabi. Bu arada Dzeko şu an aktif futbolcular arasında en golcü 7. oyuncuymuş dünyada. Çünkü dünyanın en profesyonel oyuncularından bir tanesi olduğu için sakatlanmıyor adam. 328 gol civarı bir sayıda. Kavani, Suarez, Ronaldo, Messi falan onların arkasından Dzeko geliyor. Hiçbir zaman herhalde böyle 30-40 golleri atan çok golcü patlamalı olmadı ama hiçbir zaman da 10 golün altına düşmeyen istikrar abidesi gibi biri oyuncu oldu. Ben işte o videoya hazırlanırken bakmıştım, 11 sezon falan çift tane full. Servisçi de yanında güzel bir şey bu. 20 gol katkısı bulduğu sezonlar var. Tadic'i de yine attıracak, Tadic'i de yine çok gol atıp attıracak gibi bir durum yaratıyor bu. Yani iyi anlaşırlar.

Bu arada, yani şimdi girmişken baktım da, birkaç sezonu var ki. Bak, Wolfsburg'da iki sezon üst üste bir 30'u var, bir 29'u var. City'de 26'sı var, Roma'da 39'u var. O çok çarpıcı. 16-17, 39 gol, 10 asist o sezon. Wolfsburg'da 30 attığı sezon 10 asist, 29 attığı sezon 8 asisti var. Bayağı garip ya Cecho'nun gol katkı sayısı ve son 8 sezonda çifthanenin altında hiç düşmemiş, minimum 13 atmış. Gol, Kralağada inecek o mu?

Değil. Bu kadar anlatıp değil mi? Pazarladım ama. Abubakar olabilir. Ben Abubakar'dan beklemiyorum. Çünkü çok iyi görsem de fiziksel olarak eski seviyesine ulaşamıyormuş gibi geliyor Abubakar bana. İhtiyacı yok ki abi.

Ama ben hep böyle gideceğini zannetmiyorum. Çok olağanüstü bir bitiricilikle oynuyor. Geçen sene geldiğinde kaç xc'den, düşük bir xc'den olağanüstü bir gol sayısı çıkarmıştı. Zaten gollerine baktığınız zaman 30 metreden vuruyor, çok çaprazdan vuruyor falan. Her seferinde de girmez yani, o kadar da olmaz diye düşünüyorum. Şu ana kadar yine de oluyor ama... Hazırlık maçlarında da attı. Evet, attı. Çok kışık goller attı. Devam ediyor atma. Ama yine de çok az eforla oynuyor. O kadar az eforla... Bir de bu sene 50 maç oynayacak Beşiktaş'ta. O yüzden o kadar beklentim yok. Icardi'nin ne kadar hazır olup olmayacağına bağlı. Ve Anadolu takımlarında var mı diye düşünüyorum böyle. Maxi Gomez, Trabzon'da...

Zannetmiyorum. Maxi bana istikrarsız bir oyuncu gibi geliyor. Yetenekli, fizikli, bayağı potansiyeli var. Yapabilecek gibi gözüküyor ama istikrarsız geliyor çok. Piyontek var Başakşehir'de. Piyontek ilginç olabilir evet. Yani evet olabilir. Piyontek'ten bir sürpriz bekleyebiliriz. Başka da öyle çok şimdi hemen dikkatimi çeken bir isim. Türkiye Rehabilite Merkezi Piyontek'i de muhtemelen hayata döndürür diye düşünüyorum. Ama evet yani benim bir avı bakar ne olursa olsun 20'leri bulacağını düşünüyorum.

Zaha'dan da ben ilginç bir performans bekliyorum, gol performansı. Çünkü onun fiziğini durdurmak çok zor bizimlikte. Bir de Zanioğlu'nun olgunu, kafa olarak da o kadar dikine gitmiyor. Zaha da bence gol olarak sürpriz, yüksek sayıları çıkar diye tahmin ediyorum ama bakalım. Transfer çalımı pek yar olmuyor bu arada, öyle söyleyeyim. Evet, bir de şeyi sistemi de oturtması lazım o konucağın. Şimdi Zaha'dan sonra bambaşka bir şey üretmek zorunda. Tutarsa Zaha patlarım, tutmazsa takım olarak sıkıntılar yaşanma ihtimalinde de zor duruma girer yani. Bu arada Fenerbahçe muhtemelen bence hissiyat, duyum değildir. Tokay Kambi'de alacak. Kanat forveti olarak. Yine 15 golü geçen kanat forvetlerden biri olabilir diye düşünüyorum. Çift tanesi net de. Tadic ve Ceco'nun da bol servis yapabileceği diyorsun. Tadic kaç atar sence? Bence şeyi bulur gene ya. Double double'ı çok ayakste yaptıysa burada da yapar diye düşünüyorum. 15'ten fazla atar mı?

Atabilir ya pekala. Çünkü Dzeko attırır, duruma geçer ona. Bir de 4-2-3-1 yaparsa, Ekambi'yi alırsa senin dediğin gibi, o zaman gol ağırlığı Tadic'e geçebilir. Ortaya kaydığında. Çünkü sol kenarda kaleden biraz daha uzaklaşacak. Çünkü az önce sol kenarlar atar dedim de, o saydığım adamların hepsi çok hızlıydı. Kaleye hızlı gidebiliyordu. Sov, Larin, hızlı, süratli, fizik güçlü. Şimdi Tadic daha çok servis yapan, besleyen tipte. Geçen sene Kerem'in dönüştüğü rolde dönüşebilir sol kenarda kalırsa.

10 numarada kalırsa, o zaman Jackal'ın indirdiklerini falan atan, işte Ekambi'yi de oynatan tipte bir oyuncu olarak Alexvari bir gol sayısı çıkarabilir diye düşünüyorum. İnşallah sana sezonu ilerleyen zamanlarda geçmiş olsun diyebilirim. Bol bol. Peki. Birkaç arkadaşım senin yüzünden dalga geçti benimle. Geçmiş olsun diyorlar. Geçmiş olsun diyorlar. Seni dinlemişler. Ama şey, çok az üstüme geldiğini düşünüyorlar.

Daha fazla ağlatmalıymışsın beni yani burada. Ama sen öyle biri olmadığımı biliyorsun. İstediğin kadar kudurt olmaz yani. Teşekkürler. Ağzına sağlık. Dinleyenlerimize de teşekkür ediyoruz. Gelecek bölümlerde görüşmek üzere. Bol gollü bir sezon olsun dileyelim. Avrupa maçları bol gollü olsun, elemeler var. Ve güzel Santa Fe performansları izleyelim. Hoşça kalın. Hoşça kalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)