
4.358 kelime · ~22 dk okuma
Trenspor'dan herkese merhabalar. Küçük bir ara vermiştik geçtiğimiz sezonun sonuyla birlikte ve bu bölümde Galatasaray'ın hazırlık maçlarını Fenerbahçe'nin de hem transferlerini hem Zenit'le oynadığı hazırlık maçı ve tabii ki de Arda Güler'in Real Madrid transferini konuşacağız. Oğuzhan'la birlikteyiz. Başlıyoruz.
Oğuzhan, tatilin bitti. Hoş geldin. Hoş bulduk. Önce şu yanlış bilgiyi düzelteyim. Ben tatilde değildim. İş için bir hafta bir kamp ortamındaydım ama önümüzdeki hafta tatilde olacağım. Ondan sonra bunu diyebilirsin abi. O zaman bu sorunu kabul edeceğim ve tatilimi sana anlatabilirim. Ama sen tatil yaptın. Evet. Biliyorum. Evet. Bir ay önce yapmıştım.
Evet, transferler de geldi bu arada. Fenerbahçe hızlı girdi. Galatasaray'da henüz yok ama Galatasaray iki tane hazırlık maçı yaptı. Beşiktaş'ta ise ne hazırlık maçı var ne transfer var. Beşiktaş'ta hiç gündem yok o yüzden Mecnun Fenerbahçe ve Galatasaray konuşacağız. Fenerbahçe tabii en çok gündemin olduğu hem Arda'nın ayrılığı hem yapılan transferler, İsmail Hoca'nın göreve gelmesi. Tüm bunları değerlendirelim. İstersen Arda ile başlayalım.
Tamam, olur. Zaten bir klasik her yaz Fenerbahçe geldi. Biraz daha gündem olur. Hem teknik direktör değişimleri hem transferler ama Arda konusu hakikaten biraz fazla uzamıştı ve sonunda Real Madrid. Seni de tebrik ederim bu arada. Sen iyi bir Real Madrid'lisin çünkü. Güle güle kullanın inşallah. İyi olur. Hiç şey tarafından bakmıyordum. İşte Arda kalmazsa kulübe ihanet etmiştir falan hiç alakasız. Hangi oyuncunun kapısında, 18 yaşında bir gencin kapısında hem Barcelona hem Real Madrid dursa mutlaka zaten bunları değerlendirir. Şu olabilirdi, Barcelona'ya gitseydin en azından. Bir yılda acaba Fenerbahçe'de kalır mı diye düşünüyordum. Bunu da yapabilir miydi acaba diye de düşünmede edemiyorum ama sonra hem transfer şartlarına baktığımda hem Fiorentino Feres, Ancelotti, Modric ayrı ayrı arıyor, birebir görüşme yapıyor falan. Diyorum ki ben Arda olsam muhtemelen kendi uçak biletimi kendim alıp Real Madrid'e giderdim. İdman fotoğraflarını da gördüm.
Çok etkileyici. Yani Toni Kroos'la beraber şu an yan yana antrenman yapıyordu mesela görselde gördüğüm kadarıyla. Bonservisi çok iyi. Bonuslarla beraber 30 milyon euroya dayanıyor. %20 sonraki satıştan pay var. İyi bir anlaşma ya. Yani Fenerbahçe için iyi. Fenerbahçe'nin de biraz daha teşekkürel bir veda yapmasını beklerdim ben açıkçası. Ali Koç'un hani kalmak istemiyor onu söyleyelim vesaire gibi bir cümle kurmaktansa
Bu adam 17.5'a direkt gidebilirdi. Hatta biliyorsun Abu Bakar için konuşulan bir durum vardı iki sene önce şampiyonluğun olurken Beşiktaş. Abu Bakar'ın bilerek maçlara çıkmadığı ve o limiti doldurmadığı. Arada bir tane maça ben sakatım, çıkmıyorum deseydi 5 milyona gidebilirdi. Yani tüm bunları yapmak ve hatta 17.5'a değil yani Real Madrid'i ekstradan bonuslarla birlikte 12.5 milyon euro daha vermeye ikna ederek Fenerbahçe'ye ekstra para kazandırarak gitti. Hem kendisi bu bonusları gerçekleştirirse Cenk Tosun'un rekorunu kıracak. en pahalıya giden yerli oyuncu olma rekorunu kıracak. Böyle bir hedef koyması da güzel. Hem buna Real Madrid'i ikna etmesi de güzel çünkü Real Madrid kusura bakma arada bizim yani burada madde 17.5 biz niye fazladan para verelim diyebilirdi demedi. Tabi onu ikna edebilmek için de Barcelona'dansa onu ikna edebilmek için de bunu
Yani Arda aslında orada Fenerbahçe lehine oldukça doğru ve iyi bir davranışta bulundu. Yani ona ben bir Türk futbolu sever olarak teşekkür ederim. Fenerbahçeli olsam çok daha büyük bir teşekkür etmek isterim. Ben gurur duyuyorum ve bence mükemmel bir nokta ayak bastın. Çünkü sonuçta şu var değil mi? 17,5 milyon euroyu Fenerbahçe'nin hesabına yatıran her takım Arda ile direkt olarak görüşme hakkına sahip ve Arda hepsini kabul edip gidebilirdi.
10 kulüpten bahsediyoruz. Ekstra 10 milyon bon servisi kendine de isteyebilirdi. Aynen. O bonusları bana verin, ben kazanayım bu parayı da diyebilirdi. Hiç öyle değil. Fenerbahçe'ye para kazandırmaya çalıştı kendine para kazandırmadan önce. Yani orada biraz haksız bir tavır var. Çok haksız bir tavır orada. Katılıyorum. Aynen öyle. Dünyanın en büyük kulübüne gitti ve muazzam bir kariyeri olacağını düşünüyorum. Sen de biliyorsun ki Türk oyuncular genelde mental anlamda fiziksel olduğu kadar zorlanıyorlar. Bizde ciddi bir istikrar problemi var maalesef oyuncularımızla.
Ama Arda'yı yetenek paketi dışında mental anlamda da biraz farklı görüyorum. Güzel bir sosyal medyası vardı. Yani şu an muhtemel imza töreninde Perez'den sonraki en soğukkanlı kişi Arda Güler diye. Yine olabildiğince kendinden emin. Sıfır heyecan. Sadece bir saniye önceden çıkmış o da olur o kadar falan. Çok güzeldi. Her anını takip etmek bu transferin. 30 tane post.
Ronaldo ve Messi'nin açıklamalarından sonra Twitter'da en çok etkileşim gören transfer açıklaması falan. Çok garip, çok garip gerçekten. Evet, biraz bizim Türkler'in de şeyi yoruldu tabii de. Severiz değil mi? Etkileşimi. Yine de yani Türk futbolu tarihinde de bir Barcelona ve Real Madrid bir oyuncu için çarpışsın bu kadar falan. Arda Turan'ın da Barcelona'ya gitmesi çok güzeldi de, bir oyuncumuz için Real Madrid, Barcelona bu kadar karşı karşıya gelsin, bu kadar gündem olsun vs. Bir de hiçbir şey yapmamış, kariyerinin başında bir futbolcu. Yapabilecekleri o kadar fazla şeyi hayal ettiriyor ki, bu kadar rekabet oldu. Tabii Real Madrid'de şey de var, gelecek sezonun kadrosunu kuruyorlar. Yeni bir jenerasyon yaratma hevesindeler.
Modrić'lerin, Kroos'ların kupalara ambargolar koyduğu, belki de futbol tarihinin en özel 1-2 jenerasyonundan bir tanesi, artık veda zamanında. Modrić'ler, Benzema ayrıldı. Kroos'ların son dönemi. Kroos artık biraz daha rotasyona yedeğe düşüyor yavaş yavaş. Sergio Ramos ayrılmıştı zaten. Hani orada bir değişim, dönüşüm var. O dönüşüme orta saya canavarlar aldılar. Son olarak Jude Bellingham'ı aldılar. En büyük potansiyellerden bir tanesi. Kamavinga, Chuvameni. Kamavinga ve Chuvameni'yi geçen sene almışlardı. Tam canavarlar aldı ve bir tane beyin ihtiyacı vardı. O beyin ihtiyacı da modül için herhalde bir senesi daha var. O geçiş sürecinde yardımcı olacaktır. O beyin alternatiflerinden işte bir iki tane alternatif var. Onlardan en parlak olan da Arda gibi gözüküyor. Bakalım umarız onu gerçekleştirebilir.
Bizim parlak Türklerde de şey çok ilginç yani hepsi beyin oluyor. Yani Mehmet Şoll'dan başlayarak Bayer Münih'in beyni Mehmet Şoll'du. Sonra ilk ay Borussia Dortmund'un, Manchester City'nin, De Bruyne'inle birlikte beyni. İlk ay işte Hakan Çalhanoğlu, Inter'in beyni. Yıldıray Baştürk, Bayer Lüber Kuzen Şampiyonlar Ligi finali oynadığında o takımın beyniydi. Mesut Özil tabii, Real Madrid'in beyniydi. Bizim Türkler çok iyi futbolcu oluyorsa, büyük futbolcu oluyorsa büyük takımlarda hep merkez, orta saha, beyin. Saydın mı? Şu an kaçırdım Nuri. Nuri. Nuri Şahin. Dorthmund da öyleydi. Doğru, Dorthmund. Dilkay baktığında yine dediğin gibi. Hepsi merkez, orta saha, ofansif, orta saha ve beyinler. Evet, aynen. Arda da umarım öyle olur. Bu arada bu süreçteki en etkilendiğim kısmı söyleyerek hani bu konuyu şey yapmak istiyorum. Perez'in basın toplantısındaki açıklamalarının bir kısmı vardı. Real Madrid'i seçtiğin için teşekkür ederiz. Birlikte tarih yazabiliriz. 18 yaşında olmana rağmen hayalini gerçekleştirebildin. Biz hayalini gerçekleştirmeye yardımcı oluyoruz. Senin yeteneklerinle beraber Şampiyonlar Ligi'ni tekrar kazanmanın yolunu bulacağız diye bir şey söyledi. Yani bu daha büyük bir onur olabilir mi? Emin değilim ya.
Perez 74 yaşında ve bence dünyanın en büyük, en iyi başkanı. Açık ara. Şampiyonlar Ligi'ne artık Çerez Kupası gibi alıyorlar. Aynen. Ve çok müthiş bir stat yaptı. Onun dışında tarihin belki en iyi Barcelona'sından sonra bunu yapmayı başardı. Yani 2009-11 Barcelona'sı onun...
Yani Real Madrid'in en şanssızlığı aslında ona rağmen o Barcelona'dan çok daha fazlasını kazanmayı başardılar. Belki hiçbir zaman 2009-2011 Barcelona'sı kadar büyük bir topu oynamadılar ama onlardan daha çok kazanmayı bildiler. Perez gerçekten yani 74 yaşında ve işte şimdi Arda Güler'le insanlar haklı olarak şey dedi tabii yani o kadar takım elbisesini giyiyor, o kadar güzel bir şey yapıyor Arda'ya. Ve Arda aslında genç oyuncularından bir tanesi. Yani Jude Bellingham çok daha büyük bir potansiyel. Avrupa Futbolu'nun damga vurduğu yıldız. Zaten Bon Servis'i de öyle yani çok daha şey. Arda bu sene gelmiş transferler arasında bir numara değil belki baktığın zaman. İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci numara neyse. Ama hepsine aynı ciddiyet ve özen gösteriyor. Öbür taraftaysa Ali Koç teknik direktörünü getiriyor. Bir numarasını getirirken elleri cebinde fotoğraf veriyor mesela. Kurumsal kimlik. Evet, onun farkını... Niye bu adamın en iyi başkan olduğunu ve Real Madrid'i niye bu hale getirdiğini, en genç 17 yaşında çocuğu alırken takındığı tavırdan ve verdiği önemden, ciddiyetten, bunu 74 yaşında bile bu ciddiyet ve şıklıkla yapabildiğinden anlıyorsun zaten. Bu arada az önce saydığımız 4-4-3-4'ün yaşlarının toplamı neredeyse peres ediyor ve hepsine... Camii'ne Arda Bellingül neredeyse ve hepsine kendinden bile neredeyse fazla saygı göstererek bu camiye, sonra nasıl Madrid bu kadar winner oluyor, İdmanlı'daki suratlarını oyuncuların şey yapmışlar, hepsi tam ciddiyet, şampiyonlar gelince seninle beraber tekrar kazanacağız diyor, baba yeter, zaten daha kaç tane kazanacaksın, bir de Arda ile kazanmayı ver yani o kadar da önemli değil. Güzel, izleyeceğiz, bakalım. Kesinlikle. Geçelim Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe ile alakalı şu an için tam ne diyebilirim emin değilim. Zenit maçını tabii hep beraber izledik. Nasıl buldun Zenit maçını? Ben beğendim. Beklediğimden iyi. Benim de. Yani ilk hazırlık maçı Zenit hazır. Zenit Fenerbahçe maçına 6 gün sonra Süper Kupa'ya çıkıyor hazır yani. Son ciddi maçı Fenerbahçe. Ona rağmen denkti. Şey garip geldi biliyor musun abi? Geçen tüm sezon boyunca savunmanın çok önde olmasına ve arkaya atılan toplara çok alışmışız gibi hissettim. savunma güvenliği bir yanda böyle çok daha fazla geldi bana Fenerbahçe'de. Hakikaten Serdar Aziz ve Gustavo Henrique bile maç boyunca hakikaten müdahale anlamında vesaire çok çok iyiydi. Bu maçla alakalı en büyük mutluluğum Ceydin Osterwolde. Biliyorsun ben analiz videosunu çekmiştim ve çok da ümitliyim, çok umutluyum ve iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum Parma döneminde ama geçen yılda 174 dakika forma giyip herkesin eleştirilerine hem kendisi maruz kaldı hem de ben. Sosyal medyada biraz maruz kaldım. Bizim yorumcuların öyle bir şeyi var tabii ki yazı transfer döneminde böyle bir baskı altında kalıyoruz. Tabii ki. Oyuncu oynayamazsa bir tane maç çıkıyor doğru düzgün. Zaten bir iki tane Emre Özcan da onu maçı yorumlarken çok güzel söyledi yani. Üç tane maç da iki tane maçla çöp oyuncuya çöpü atabilecek ne ekonomimiz var ne de zaten sağlıklı bir şey yani. Öyle bir şey zaten mantıklı değil. Ne kadar paran olursa bile mantıklı değil. Senin yaşadığını ben de şeyde yaşamıştım. Barış Alper ve Berkan'ı aldığı zaman Galatasaray. Galatasaray'ın geleceği için en sevindirici 2 transfer gibi bir şey denemiştim. O ilk senesinde Galatasaray 13. olduğunda herkes o tweet'i işte alıntılayıp. Bu senede yani geçtiğimiz sezonda Galatasaray şampiyon olurken bakıyorsun Barış Alper'in yükselişi, şimdi milli olması. Berkan'ın Fenerbahçe maçlarında gösterdiği performans. Ben zaten şeyden demiştim. aç ve geleceği hedefleyen rotasyon oyuncuları için ilk 11'den daha değerli olabilir demiştim. O yüzden öyle yapmıştım ve tam beklediğime geçen sene geldi. Umarım Ceydin Osterwald'e de bu sene senin dediğine gelir. Gelecektir ya ben geleceğine inanıyorum. Belki bir yabancı kaleci olursa Ferdi'yi bence Fenerbahçe sol bekte oynatmak zorunda kalacak. Mert'in öldürüldüğü olarak. Olursa orada sıkıntı olur. Ama genel anlamıyla ben yine de Zenit gibi hızlı bir takıma karşı Fenerbahçe'nin performansını beğendim. Zaten hücum anlamında çok şeyler beklemiyordum. Çünkü çıkan merkez, kullanılan stopör oyuncuları... Yani şöyle, Nazım'dan oyun kuramazsın. Serdar'dan, Gustavo Yannicka'dan kuramazsın. Ceydin Osterwold'e sprinter bir oyuncu. İsmail yüksek, Ara'a ara yine pas kapasitesi daha yüksek bir oyuncu. Mert Hakan var. Zaten geriden oyun kurma olarak İrfan Canbolbol uzun vurdu zaten farkındayız. Zaten hani şey bekliyorsun, sert, mücadeleye yatkın, dörtlü savunma ve öndeki İsmail Arao. Ama o hücumda eksik kalabilecekleri belliydi zaten. Biraz da öyle oldu. Mücadele ve sertlik anlamında da bayağı iyi mesajlar. İsmail'i de çok beğendim bu arada. İsmail'in çok iyiydi, Arao'yla beraber. İlkon 1 çok eleştirildi de, hazırlık maçında ne olabilir? Tabii canım. Hem biraz belki piyasa yaptırmak istiyor olabilirsin. Görmek istiyor olabilir. Hangisini göndereceğim, hangisinin yedek olarak kalma. Şimdi mesela sen şey dedin ya yerliyi, kaleci sağ bek sol bek mi? Ben stoper Serdar Aziz'i düşünüyorum açıkçası. Gerçekten mi? Serdar Aziz'i yerli yapmazsa eğer, Serdar ve Samet birbirinin yedeği olarak bence yerli olur. Ciku'yla birlikte belki. Perez veya Ciku. Ciku Perez olacaktır muhtemelen. Ben mesela Perez'i Solbeck'te de kullanabileceğini düşünüyorum. Jayden, Perez, Cico, Perez, Solbeck. Solbeck ve Solstopper'i 3 isim. Yani Cico, Perez ve Jayden gibi düşünüyorum. Solstopper, Serdar Aziz kalır diye düşünüyorum. Çünkü Serdar Aziz'i de yabancı yaparsan yani iki stoperi yabancı yaparsan dediğin gibi Ferdi, Mert Müldür. Şimdi Mert Müldür diyoruz da bir senedir adam top oynamadı. Yani Serdar Aziz daha garanti o yüzden. Serdar Aziz daha garanti. İsmail bence her zaman seçenekler arasında olacak. Crespo'nun alternatifi İsmail Hoca. Aynen öyle. İrfan Can'sız bir kadro İsmail Hoca bence çok düşünmeyecek bu arada. Ne kadar kenar takviyesi istese de İrfan Can'a bu kadar fazla bonsers bağlamışken ne yapacaksın? Sadece her maçın 15 dakikası kenardan mı sokacaksın? Hayır. Yerli oyuncu oynatmak zorundayken İrfan Can da illaki denkleme dahil olacak.
Bunların hepsini görüyor olacağız. Ben ideal 11'de değerlendirmezdim. Benim yerli güçlüm Kaleci, Sağstoper, Sabek olurdu. Yani Serdar Aziz, Altay ve Ferdi olurdu. Altay'ı istemiyor taraftar biliyorum ama İsmail Hoca da hiç basın toplantılarında şey demiyor. Kaleci alacağız falan demiyor dikkat edersen. Ben de o taraftarlardanım. Yani ben de Altay'ın artık Fenerbahçe'nin kalecisi olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ama bunun Altay'ın kötü kaleci, iyi kaleci olmasından ziyade Altay'ın direkt Fenerbahçe taraftarının artık bir hata da bitecek durum. Yani hatta Sonkara Gümrük maçında sektirdi gol yedi falan bende biraz o düşüşü görebiliyorum ama kaleci yabancı yaparsa orta saha için ben orta sahanın ve forvet atlarının daha kuvvetli olması gerektiğini düşünüyorum. Yani Ferdi Saabek, Sassi Toper, Serdar Aziz tamamlayabilir diyorum ama yani bir saha çıkta İrfan Can'la bütün sezon geçeceğini zannetmiyorum. Bu arada ama
Savunma güvenliğinden bahsettim ya. Fenerbahçe savunmasını o kadar önde kurmadığı sürece gerçekten Gustavo Henrique bile sırıtmayabilir. Rakipleri ne kadar kendi alanına karşılarsa. O yüzden mesela Serdar beklenenden daha iyi oynayabilir dediğin gibi. Belki Samet. Cico'yu izledin mi hiç? Ben şey gördüm, ben de 2-3 maçına baktım, son 2-3 maçına. Zalai ve diğerlerinden farkı olarak sürekli eliyle etrafını yönlendiren lider Stopper. Kaptanlık pazubandığını da almış zaten. 8 yıldır Fransa Lig 1'de. Bir dezavantaj, hiç şampiyonluk mücadelesi veren bir takımda olmadı hep. Düşme potası orta sıra takımlarında oldu. 2 kere de küme düşme acısını yaşamış hatta. Üçlü savunmanın merkezinde Stopper olarak oynuyor.
Ben açıkçası biraz da GQ transferini şöyle değerlendirdim. Geçen sene Fenerbahçe hem Beşiktaş derbisinde hem Trabzonspor deplasmanında hem de 2 Galatasaray derbisinde arkaya atılan toplarda ağır kalan savunmasının sıkıntısını yaşadı. Ve şimdi daha böyle temaslı, çabuk, ekseni etrafında çabuk, belki uzun mesafede hız sorunu yaşayabilir. Çünkü çok uzun, böyle Cagney tipli, işte bacakları çok uzun, 1.90'lık adamlar uzun mesafede 20-30 metreden sonra çok uzayabiliyor. Ciko onlara belki cevap vermekte zorlanabilir. Ama dar alanda çok çabuk bir stoper. O yüzden biraz bence o geçen seneki hani Gustavovlar, Sametler hamleleri derbilerde çok canını yaktı Fenerbahçe'nin. İşte Maxi Gomez'in Trabzon deplasmanında attı olsun, Abubakar'ın sürekli arkaya sarkması, Galatasaray maçı zaten zan yolusu bilmem ne, Barış Alper ilk maçta falan çok fark etti.
Burada ben oradan sonra Fenerbahçe'nin o tip bir stoper yaptığını düşünüyorum. Daha atletik, daralandı, daha çabuk bir stoper. Daha hızlı hamle yapabilen. Evet, hamleli daha. Elindeki tüm sağ stoperlerden daha hızlı ve daha iyi hamle yaptığını söyleyebiliriz burada. Sol stoper de oynayabiliyor bu arada. Evet, boyuna biraz fazla takılıyorlar ama Lig 1'de en çok hava topu alan 5. stoper bu arada. İyi sıçrıyor yani. İyi sıçraması var gerçi. Ben de dikkat ediyorum. Ki ben şeye önem veririm, sıçramadan daha çok zamanlama daha önemli hava topunda. Timing anlamında da çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.
Benim de yorumlarına çok değer verdiğim sevgili Çağan Kesmen var. Yani diyor ki, serbest piyasada olmasa minimum 8 milyon eurodan başlayacak bir bonservis var Cicu için. Aslında bir o kadar da değerli. Tabii akla klasik soru geliyor hep. Her transferde niyeyse bu soruluyor. Madem o kadar iyiydi, serbestken niye Fransa'nın büyük takımları almadı diye. Çünkü işte elinde Marquinhos, Kimpembe falan varken gitmiyorlar o adamlara.
Normal, iyi bir fırsat transferi. Yani son cümlem Fenerbahçe'yle alakalı serbest transfer piyasasında hakikaten çok iyi işler yaptı Fenerbahçe şu ana kadar. Hani düşük ihtimal bence ama Zaha da gelirse Ceko, Kent, Ciko ve Zaha 4 free transfer iyi iş. Neresinden baksan iyi iş. Ufak bir ara verelim ardından devam edeceğiz. Galatasaray'a geçelim mi? Geçelim tabii.
Galatasaray henüz transfer yapmadı ama taraftarın mutlu ödebilecek Icardi ile ilgili pozitif gelişmeleri var. Hazırlık maçlarında bence Galatasaray iyi oynadı. Halstead'e karşı çok iyi bir 35 dakika oynadı. Asada'a yakın kadro 3-4 tane ilk 11'inden geri kalanı da ilk 18'i yedek olarak bir takım. 35 dakikada 3-0 yaptı ve çok etkiliydi. Sonra ikinci yarıda tamamen altyapı oyuncularına döndü ve maçı kaybetti ama daha referans alınacak maçın ilk 35 dakikasında çok iyi bir Galatasaray vardı. Toreira'nın sakatlığı tabii Galatasaraylılara çok üzülmüştür. Ve son olarak da Kişiverda'ya karşı Macar Ligi'nin 6. sırasındaki Kişiverda'ya karşı 2-0'luk net bir galibiyet vardı Galatasaray'da. İyi hazırlık maçlarıydı bence. İlk hazırlık maçlarına göre gayet hazır bir Galatasaray vardı.
Torreira'nın sakatlığında ve Oliveira'da iki maçta da doğru düzgün oynayamadı. Halstead maçının son bölümünde girdi ama bu maçta hafif sakat falan. Oliveira biraz düşüşteydi zaten sezon kapatmadan önce. Hazırlık maçlarında da yok. Torreira'da sakatlandı. Misio'da hazırlık maçlarında bence en zayıf halkalardan bir tanesiydi.
Berkan iyiydi bu arada. Toreiro'nun sakatı olmasa problem değil de sadece Berkan'la da eleme maçlarında biraz orta saha merkezinde sorun olur mu düşüncesi bende uyandı. Yani orada önelemeye kadar Paredes mi gelecek artık, kim gelecekse orta sahaya. Önelemeye kadar bence orta saha merkezine transfer gereksinimi gözüküyor hazırlık maçlarında.
Zaten sezon bittiğinde de belirli yerler vardı hamle için. Solbek, 8 numara ve Icardi olur mu olmaz mı? Bir forvet transferi. Galatasaray'da hoşuma giden şu, tespitler çok net, yapılan transfer hamleleri çok net, çalışmalar çok net ve kalite standartı geçtiğimiz sezonun itibaren ilgilenilen oyunculara baktığına hiç düşmüyor. Başarının nasıl geldiği çok belli zaten ve Erdem Timur hakikaten bu konuda bence iyi bir yöneticilik sergiliyor.
Oliveira'yı zayıf halk olarak görüyordum ki hazırlık maçını. Ben Hull City maçını izleyebildim. Hull City maçında genel olarak Galatasaray'ın bir merkez problemi. 2-35'te yaşamadığını düşünüyorum ama hakikaten iş rotasyon oyuncularına geldiği zaman orada ciddi problem var. O yüzden zaten adı geçenlerde de ben Torreira'nın yanına zaten bir adam yakıştırıyorum o da. Paredes hatta. Galatasaray'a ilgilendiği oyunculara baktığımda çoğu zaman Okan Hoca'nın sezon içerisinde bir 4-4-2 deneyebilir mi acaba düşüncesi de olabiliyor. Şimdi Angelino'da olursa eğer bir muhtemel 11'i yaptığın zaman iki tane yerli kullanabiliyorsun aslında. Kerem ve Abdülkerim. Raşit San'ın bonservisini almaya çalıştığı senaryolarak söylüyorum. Bazen yine çift merkez ve Anhelion'un sol kanat bek olarak kullanıldığı Kaan Ayhan'ın devreye girdiği bir üçlü olabilir mi diye düşünüyorum. Galatasaray hamle yapmak isterken bence aynı zamanda da birden fazla formasyonu yine net olarak pozisyonlarında oynayabilecek ve katkı sağlayabilecek oyunculardan, daha yönlü oyunculardan yaptığını düşünüyorum.
Bu sebeple de Galatasaray'ın transfer çalışmalarını ve hazırlık maçlarındaki performansını gerçekten beğendiğimi söylemem lazım. İlk 35 için yorumu çok net. Sezonu hiç bitirmemiş cissine bir şeydi. Ne olursa olsun bir Championship takımı Hull City. Sertlik seviyesi her zaman Championship takımlarının. Normal bizim Super League takımlarımıza göre daha fazla oluyor. Ki iyi de bir takım. Teknik adamlarını çok övüyorlar Hull City'nin. Bu sebeple Galatasaray'ın hiç formdan düşmeyip transfer döneminde güçlenerek yine sezonun çok hazır girdiğini görebiliyoruz. Az önce yaptığın 4-4-2 vurgusu bence çok önemli. O da benim kafamda var yaklaşık 1-2 aydır. Okan Hoca geçen sene şampiyon tamamladığı sezonun ardından biraz daha sertleşme ve agresifleşme ilkombili kurabilir, 4-4-2'ye geçebilir diye düşünüyordum. Özellikle son Fenerbahçe maçında zaten 4-4-2 idi.
Hal City maçına da ilk yarı işte o 4-4-2 gibi başladı. Aslında aynı Mertens'le oynuyor yani 4-2-3-1 gibi bir on numara ama Mertens'i bu kez bir forvet gibi kullandı. Eskiden hep kullandığı orta sahaya yaklaştırmaktansa forvete barışın yanına koydu onu. Bir kere hem şu anda center for'u yok öneleme konusunda. Yani direkt center for oynayan bir, yani 4-2-3-1'in tek center for'unu oynamayı bilmiyor Barış. Ona tek center for oynatmak çok daha zor, ikili forvet oynatmaktansa. Yanına Mertens geldiği zaman akıl işlerini Mertens yapıyor, biraz üstleniyor. Rahatlatıyor onu, biraz oradan 4-4-2'ye geçiş var. Bir de kocanın zaten geçmiş takımlarında da, Crivelli'den babalarda da vardı 4-4-2 planı.
Ama ben özellikle mesela Tore'yle Berkan, yani Oliviera'yı derbide de kesmişti Fenerbahçe 3-0 kazandı. Tore'yle Berkan ikilisine dönmek de bir 4-4-2 getirisi bu arada. Yani Okan Hoca'nın Başakşehir'i şampiyon yaptıktan sonra Sokrates'e verdiği bir röportaj var. O röportajda diyor ki, ben evet İrfan'la, Mahmut'la şampiyon oldum ama aslında ben ideal oynamak istediğim oyunu da çok oynayamadım. Çünkü orta sahamdaki oyuncular İrfan, Mahmut gibi oyuncuların tarzı benim istediğim futboldan uzak. O yüzden farklı bir oyun oynadık onlarla birlikte.
farklı bir oyunla da şampiyon olmayı başardık diyor. Yani aslında idealindeki hayali olan takım, çok daha şiddetli ön alan baskısı yapan, pres yapan bir takım ve bunu da aslında şuradan uyandım en çok. Nelson yerine şimdi Davinson Sanchez konuşuluyor. Birbirinden çok farklı profilde ikisi toper. Davinson Sanchez çok daha fazla öne şiddetli çıkan, orta sahadaki adama bile basan gerekirse bir stoper. Ve Okan Hoca'yı geçmişte izlediğim zaman hep şunu fark ediyordum. Abdülkerim mesela çok daha cevap veriyordu ona. Çıkıyordu orta sahaya kadar. O Başakşehir'e 7 atılan falan dönemde. Hoca Nelson'un daha çok çıkmasını istiyordu orta sahaya kadar. Nelson da bunu istemiyordu. Nelson da istemiyor. Çünkü o kadar atlet olmadığını biliyor, o kadar hızlı olmadığını biliyor. Yakalanmak istemiyor geniş alanda. Çok konsantre ve zeki bir stoper olduğu için bunu olabildiğince gizledi Nelson. Çok iyi gizledi.
Ama Okan Hoca'nın aslında işte mesela orta sahaya Berkan Toreyre yapması da daha sert. O çift forveti karşılayacak daha sert bir ikili. Stopere de Davinson Sanchez gibi bir stoper istemesi daha agresif ve daha riskli bir futbol anlayışına takımı evirebileceği yönünde bir izlenim uyandırdı bende. Yani böyle bir B planı kuvvetlenebilir Galatasaray'ın.
A planı haline gelir mi gelmez mi onu bilmiyorum. Ama bu B planı var da Okan Hoca'nın kafasında ve bu sene onu daha fazla göreceğiz gibi geliyor. Eğer Nelson'u satıp da Davinson Sanchez'i alırsa çok A planı haline de gelebilir. Onu hissediyorum. İşte hem All-State maçı hem Fenerbahçe, son Fenerbahçe maçındaki orta ikili de. Oluvera yerine Berkan'ın oynaması da onu hissettiriyor bana. Ve eğer forvet dediğin orada şey çıkıyor. Üç yerliyi Barış Alper İcardi çift forvet... ...yapıp da da sağlayabilir. Abdülkerim Kerem. Abdülkerim Kerem, üç yerliyi yani Helino gelirse... ...üç yerliyi öyle de sağlayabilir. Ayrıca o olmazsa Kerem Demirbay ismi geçiyor. On numara pozisyonda. Çünkü Mertens de artık yavaş yavaş 7'ye çekilip... ...4-2-3-1 oynarsa da Kerem Demirbay, Kerem Aktürkoğlu ve Abdülkerim... ...şeklinde bir üçlü olma ihtimali de var. Ki Kerem'i 8 olarak da bu arada kullanabilirsin. Kerem Demirbay, evet. Aynen o, Kerem Demirbay'ı.
Şöyle bir soru yönelteceğim karşılıklı olarak. Şimdi Galatasaray'ın 4-4-2'si bana iyi şeyler vaat ediyor dediğin gibi. Fakat oyununu sadece pres üzerinden tanımlaması mı gerekir Galatasaray'ın? Çünkü çoğu zaman baktığında bu ligde topu çok fazla ayağında tuttuğun maçlar oluyor, rakip takımlar kapanıyor. Torreira Berkan tarzı aslında aynı tarz. Şimdi mesela Bissuma adı da geçiyor ama Bissuma ve Torreira birbirine profil olarak daha yakın oyuncular.
Bu bir üretim problemi değil midir? Yaratmaz mı? Çünkü Oliveira'nın sezonun ilk yarısı olarak diye nitelendirdiğimiz yerde eksikliği hemen toplu oyunda hissediliyordu. Çünkü Oliveira belki çok temposuz olarak görülüyor olabilir ama faydalı koşan, oyunun yönünü çok iyi çevirmeyebilen iyi bir derin oyun kurucuydu.
Ama Olivieren ne zaman o denklerinden çıksa hep üretim problemi başlıyordu. Şimdi 4-4-2'de Mertens gibi bir on numara profilini de ön hatta daha yakınlaştırdığın ve merkezden de yaratıcı bir oyuncuyu çektiğin esnada Galatasaray toplu oyunda daha negatif bir noktaya doğru evrilmez mi? Özellikle iç sahada kapanan rakipleri açma konusunda ciddi problemler yaşanabilir böyle olduğunda. Bunu geçen sene Fenerbahçe'de çok gördük. Jorge Jesus az önce bahsettiğim gibi çok daha agresif bir Fenerbahçe istiyordu. Stoperlerini orta sahaya kadar çıkarıyordu. Hem de çıkardığı adam Gustavo kadar ağır bir stoper. Önde baskıyı yaptırıyordu şiddetli. Fakat dönem dönem Anadolu takımlarına karşı rakibi açmakta çok zorlanıyordu. İşte o Giresun'a kendi sahanda 2-1 kaybetmenin sebebi zaten biraz o.
Yani Anadolu takımlarının Ümraniye ile 3-3 kalmak, yani zayıf Anadolu takımlarına çok puanlar kaybettiği için Fenerbahçe şampiyonu kaybetti diyoruz. Aslında biraz bunun sebebi bu. Yani şiddetli ön alan baskısı güzel ama rakip zaten sana çıkmadığında, 30 metresine kapandığı zaman orada Sergio Oliveira tipi orta sahaların yaratıcılığını istiyorsun. Zaten sonradan Zaysa döndü birçok maçta. Orada da zaten bence o plandan tamamen vazgeçmeyecektir. Vazgeçmediğini de zaten Kerem Demirbay ve... ...Paredes gibi daha ziyade isimlerin hala ön planda olduğumasından da görüyoruz. Biraz da hatta Angelino. Angelino savunmadan çok çok çok daha fazla. Hücum kilit çözen. Cener Erkin'in çabuk dribblingçisi. Yani top atıcılığı Cener Erkin gibi çok üst düzey. Bir de onun üzerine çok iyi bir dribblingçi, çabuk, yetenekli. Zaten hani son dönemde bir tek Sissinho ve Caner'in böyle back olduğu halde 14 asist, 17 asist yaptığı inanılmaz sezonlar var yakın tarihte. Angelino da direkt asist kralı adayı olarak gelir. Yani sol back geldiğine bakmayın. Direkt böyle 10 numaralar asist krallığını oynar ya. Angelino da asist kralı adayı olarak gelir yani. O şu Angelino olduğu için değil, muhtemelen o toplar attığı adam Icardi olduğu için asist kralı. Ama yani şeyde bile, Bundesliga'da bile geçen sene 12 tane asist yapmış. Abi Guardiola tedrisatı. İçleşebilen Beck bu arada aynı zamanda. Ben severim öyle oyuncuları. Van Aanholt çok kötüydü aslında ama içleşip oyun kurulumuna çok destek sağlıyordu. İnanılmaz da rahatlatıyordu. Bak bu Abdülkerim'in de kimi zaman yaptığı topla fazla sorumluluk aldığına göre yaptığı top kayıplarını da az da indirebilecek bir ekleme aslında.
Ne kadar tandem olarak görülen şey stoper olsa da bence bir stoper ve Beck'in uyumu da bir o kadar önemli. Bu yıl Nelson ve Boyne'nin neden bu kadar öne çıktığını bence bir numaralı göstergesi de birbirlerini de alan olarak çok iyi tamamlayabiliyor olmalarıydı. Yalnız Abdülkerim'le bir şeyde tedirginliğin var. Negatif bir durum olabilir. İkisi de çok çıkmayı ve hücumda topu kullanmayı istiyor. Ama ikisi de topu kullanamaz yani. Biri topu kullanırken diğerinin denge yapması lazım. İkisi de çok denge yapmayı seven savunmacılar değil. Zaten Eleno dediğim gibi savunmacı bile değil gibi gözüküyor.
O yüzden mesela Konya'dayken İlhan Hoca şey yapardı, Abdülkerim çıktığı zaman Solbek gilermeyi stoperleştirirdi hemen arkasını doldur diye. Hani Helino pek öyle arka dolduracak tipte bir adam değil. Orada bir Okan Hoca'nın zorluğu eğer o transfer olursa, Helino ve Abdülkerim'i birbirine dengeli oynatmak biraz zor olabilir açıkçası. Şu an tüm Anadolu takımları sağ kanada bir oyuncu, hızlı bir oyuncusunu koydu bile. Arkaya sarkma konusu gibi. Geçen sene de deniyorlardı bunu. Bu sene daha da çok deneyebilirler. Fenerbahçe maçlarından çok alışkınım.
Şey 10 hafta en iyi 2 hızlı oyuncu kadroda yok ama Fenerbahçe maçı oldu mu direkt ilk 11 başlıyorlar. Çok net yani çok belli bakalım Galatasaray'da. Neler olacak? Evet, iki takımı konuştuk. Beşiktaş da önümüzdeki hafta hazırlık maçlarını yapar, transferlerini yapar. Beşiktaş da önümüzdeki haftayla birlikte tekrar konuşuruz. Tabii diğer sporları da zaten konuşacağız. Orada da yeni yeni sezonlar başlıyor. Onları da değerlendireceğiz. Ağzına sağlık. Sağ ol abi. Haftaya ben tatildeyim. Sana bak.
Sana başarılar diliyorum. Haftaya mizantla birlikte yaparız diğer sporları. İnşallah zağ falan gelmez bu arada. Bir tık üzülürüm. Konuşamazsam. Sağ ol abi teşekkür ederim. Ağzına sağlık. Dinleyenlerimize de teşekkür ediyoruz. Yeni sezonda tekrar bizimle olsunlar. Görüşmek üzere. Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.