
6.432 kelime · ~32 dk okuma
Trenspor'dan herkese merhabalar. Artık Süper Lig'in yeni bir şampiyonu var. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında Galatasaray şampiyon oldu. Bunu çok telaffuz ettiler maç sonunda, o yüzden söylüyorum. Ve biraz tahmin ettiğim gibi oldu. Son hafta derbiye kalmadan şampiyonluğun gelmesini beklediğimi söylüyordum hep. Ve öyle oldu. Galatasaray hata yapmadığı için öyle oldu.
Beşiktaş maçından sonra oynadığı dördüncü maçı da Galatasaray kazandı ve Fenerbahçe derbisinden önce şampiyonluğunu garantilemiş oldu. Bu hafta hem Galatasaray'ın şampiyonluğunu konuşacağız hem 6-11'imizi yaptık. 6-11 ile bir konuşacağız. Oğuzhan Selam. Selam abi. Tebrik ederim. Yüzün gülüyor tabii. Keşke insanlar şu an suratında görse. Stüdyoya girdiğimden beri bir kere şu ağzının şekli değişmedi. Tebrik ederim. Güzel, görkemli bir zafer oldu dün Ankara gücü maçında.
Teşekkür ederim. Fenerbahçe'yi de tebrik ederim ben. Son haftaya kadar oldukça çetin bir mücadeleydi. Puan ortalaması zaten rekor seviyede. Dün Uğur Karakulukçu'nun bir tweetini gördüm. İşte en dominant şampiyonluk gibi bir şey demiş. Altına Trabzonlar da kızmış çünkü geçen sene neredeyse Nisan önünde şampiyon oluyordu falan gibilerinde.
Uğur'da demiş ki, şu anki 3. sıradaki takım geçen seneki Trabzonspor'dan çok puan topladı. Yani dominantlık bakımından evet, 3 takım da Beşiktaş'ta mesela Galatasaray, Fenerbahçe, Derbis'in kazanırsa Beşiktaş 2. oluyor. Son 2 maçını kazanırsa yani. Şenol Hoca'nın da yaptıkları çok büyük işler gerçekten. Jesus da çok başarılı. Okan Hoca'yı zaten şampiyon olduğu adam saymıyorum da. Jesus'u da ben çok başarılı buluyorum. Evet Arda'yı oynatmadığı için uzun süre eleştirdik ve dün mükemmel bir asist yaptı. Onu izlemeyenlere öneriyorum. Avrupa'da ilkbahar aylarını gördü ve kabul edelim ki Galatasaray'dan zayıf bir kadroyla yarıştı. Ve Jesus'u son yıllarda diğer sezonlardan hocaları çıkarıp başına Jesus'u koysan büyük ihtimalle şampiyon bitirirdi dediğim 3-4 sezon var. Mesela Sergen Hoca'nın şampiyon olduğu Beşiktaş senesinde Erol Bulut yerine Jesus olsaydı bence şampiyon olurdu gibi.
Hele Avrupa oynamadığın sekanslar düşündüğünde. Biraz Fenerbahçe'de böyle bir durum oluyor açıkçası ya. Rakipleri iyiyken iyi oluyor, gene kazanamıyor. Rakipler kötüyken o da kötü oluyor, gene kazanamıyor gibi bir durum var. Bununla alakalı aklıma ilk gelen Beşiktaş'ın 15-16 sezonundaki şampiyonları. Nani'leri falan, Pörsler'i falan. O takımı hep tarihin en iyisi derler ama ben katılmıyorum. En pahalı takım her zaman en iyi takım olmuyordur ama yine de Vitor Pereira o dönem bence hiç kötü bir performans sergilememişti ama
Yani silindir gibi Beşiktaş vardı o sezonun arkadan çok acayipsin. Yine Şenol Hoca'nın müthiş bir sezonuydu. Abi en iyi kadro nasıl ona diyorlar ben anlamıyorum bu Fenerbahçelilere ya. Pahalı diye abi. Pierre Fanoydonklu sezonlar çok iyiydi yani Fenerbahçe kadrosu. 2003-2004. Tuncay, Serhat. Yüzüncü yıl onlar yani. Alexler. Yani o dönemki kadroların yanında 15-16 kadrosu bir şey değil yani. Hiçbir şey değil. Anelka yedekten giriyordu. Aurelio, Apiye, Alex, Tuncay. Anelka, Pierre Fanoydonk böyle bir takım vardı yani. Neyse.
Galatasaray şampiyonluğu dediğin zaman kırılma noktası neydi sence? Nasıl sağladı Galatasaray şampiyonluğu? Mitusio'nun golü. Adana Demir sporu mu? Evet. Bence daha önceden geldi. Galatasaray Alanya ile 2-2 beraber kaldı ya. Ondan sonra Beşiktaş derbisine çıktı. Alanya çok sancılı geçmiş. Kırmızı kartı bilmem nesi var. Beşiktaş'ı iç sahada net bir oyunla yendi. Hak ettiği bir oyunla. ve o haftaya kadar, bir sonraki haftada, o haftaya kadar 9 gol yemiş Başakşehir'e 7 gol attı ve Dünya Kupası arasına gidildi. Dünya Kupası'nın arasına gidildiği o Galatasaray'ın 7 gol attığı haftada da Fenerbahçe evinde biraz rehavetle Giresun'a kaybetti. Kazansa 8 puana çıkıyordu orada fark. Evet, çünkü Galatasaray sonra oynadı Başakşehir'e. Orada döndü yani, 8 puana çıkmadı, Fener Giresun'a kaybetti. Galatasaray'da Başakşehir'e 7 attı. Bence orada işler dönmeye başladı. Ben kırılma noktası, sezonun kırılma noktası olarak orayı görüyorum açıkçası. Olabilir, katılmakla beraber bazı tercihlerin de ben çok etkili olduğunu düşünüyorum. Ne demek istiyorum burada?
Mesela Galatasaray bir noktadan sonra inanılmaz bir ilk 11 istikrar yakaladı. Son haftalarda ben direkt maç oyunu programları var ya bizim. Direkt söylüyordum yani hiç alternatif yok yani. Bir Adekugbe, Kazımcan. Bir Maximo. Son dönemde Kazımcan da garantiledi. Son 3-4 maç artık hiç... Herkes ezberli. Büyük bir sakatlık olmadığı sürece ilk 11 çok netti zaten. Bu arada bu ana çekirdekten iki maçta eksilme oldu. İkisinde de çok büyük sıkıntı yaşadı Galatasaray. Birinde Nelson yoktu Konya spor maçında. Kaybetti. Direkt yenilgi oldu. Karagümrük maçında Toreira yoktu diye hatırlıyorum. Bir eksik vardı bir maçta. Orada da puan kaybı oldu. Bu sebeple Galatasaray'ın ilk 11 istikrarı çok etkili. Bir de muhtemelen bu kadar yıldız içerisinde adı çok fazla geçmeyecek ama Rashid San'ın Galatasaray 11'ine oturduktan sonraki oyun toparlaması şahsen benim için sezonun iyi anlarından biri. Alanya maçını Galatasaray zaten ilk kere çok iyi oynuyor. Sonra Kırmızı Kar falan takım düşüyor da o da %100 yani. O Beşiktaş galibiyetini ve Başakşehir galibiyetinde de yan rol olarak yine çok iyi raşisa. Bence Kerem'in dönüşümü de dün akşam müthişti. Arda'nın asisti çok iyi derken Kerem'in asistleri de çok çok iyiydi. Hatta bir tane Icardi'nin kaçırdığı var. Sağa yatırıyor, sola yatırıyor. O pozisyon özetlerde de yok. Aslında Galatasaray dün çok gol kaçırdı yani.
O gol öncesi attığı bir tane lob pas var. Aşırtma böyle. O pas da müthişti. 3 asist yaptı. Bir tane resiste, bir tane de yıkardı. Karşı karşıya kaçırdı. 5 asist yapabilirdi dün Kerem. Ve Kerem 10 asistle şu anda en yakın takipçisine 2 asist fark atarak. Borini 8 asistle 2. sırada. Asist krallığında 1. sırada Kerem. Ve bu adamın Ocak ayına kadar asisti yoktu. Yani 10 asistin tamamı herhalde aralıktan sonra falan. Çok uzun süre asisti yoktu Kerem. İnanılmaz. Çok geliştirdi pas ve ortasını. Ben mesela şey diyordum, Kerem'in hiç orta ile asisti yok diyordum. Bir kanat oyuncususun. Ama bir tane orta kes ve center four kafa vuruşu yapsın. Bu sene hem Antalya maçında Icardi'ye kesti. Icardi kafayla arka direğe vurdu. Bir tane de bu maçta ön direğe kesti bu sefer. Yine Icardi kafayla. İki tane direkt aklıma geliyor. Belki kornerlerden yaptı tabii orta ile. Orta ile asist yapmaya başladı.
Pas şiddetini ayarlayamıyor diyordum. Ya hızlı gidiyor, ya yavaş gidiyor. Sivas maçında Icardi'ye yaptığı asiste pasın şiddeti tam, çok iyi. Rashica'nın kaçırdığı golde çok iyi yine bekliyor Rashica'nın alanı açmasını. Icardi'nin çapraz koşusunda Rashica'yı görüyor. O pasları çok iyi. Barış Alper'e milimetrik bıraktı mesela bu asiste. Tam önüne. Barış Alper öne atsa kaleci çıkabilir, arkaya atsa götüremez falan. Onları çok daha iyi ayarlamayı öğrendi. Pas kalitesini çok geliştirdi. ve asist krallığında da yükseldi. Icardi sağolsun da diyebilir miyiz ya? İnanılmaz bir ikili oldular ya. Kesinlikle. Şey çok fazla tweet dönüyor tabi ben de aynı şeyi düşünüyorum. Dünya cünlü bir yıldızın ki bence gelmeden önce de hep aynı şeyi düşünürdüm Icardi ile alakalı senelerce. Ceza sahası içerisinde bence dünyanın ilk üçündedir bitiricilik anlamında.
şampiyonluk kaçırdı ya Dortmund veya Bayern Münik'te olsaydı 10 puan farkla götürürdü şampiyonluk yarışı şey özellikle Bayern Münik'in zaten istediğine dair haberler okudum daha sonradan yani Bayern Münik'e net öyle bir golcü lazımdı mesela. İnanılmaz bir oyuncu gerçekten mükemmel bir bitirici kesinlikle ben hiç böylesini izlemedim Türkiye'de yani Mario Gomez'i sayabilirim yanında. O da absürt bir performanstı gerçekten. Benim zamanında Robin van Persie'den beklediğim şeydi bu aslında. Çünkü o da mesela iki sezon dünyanın en iyisiydi. Premier League'de 60 gol atmıştı. Ama işte tutmak bambaşka yani. Dün adam güneş gözlüğü takmış gecenin dördünde aşkın olur. Aidiyetin ve Galatasaray'da rahat hissetmenin getirdiği bir şey de vardı İkari'de. Tabi şey de var, Percy 34 falan geldi. Biraz artık bitti. İkari'de hala 29 buçukta falan geldi. 30 yaşında daha yani. Hala var ki İkari'de hafif o armut göbeği de var yani hiç öyle şey. Çok fit haliyle de oynamıyor ona rağmen şov yapıyor.
Ama karşısına da koyduğumuz stoperler Arda falan. Arda muhtemelen 10 yıl sonra şey anlatır, ben Icardi'ye karşı oynadım diye torunlarına falan anlatır. Stoperlerimiz o kadar kötü ki. Icardi de onlarla dalga geçiyor. Dünkü goller falan o kadar basit ki Icardi için. İlk golü mesela. İlk golde iki pasla gol atıyor Galatasaray ve savunma yerleşmiş, set yerleşmiş. Hiçbir hata yok, bir şey yok. Reşit ise bir orta kesiyor. Icardi iki stoperi o kadar kolay bayıltıyor ki. Yani çok kolay. Bazı şeyleri çok kolay yaptı.
Ben de şeyi düşünüyorum, yani ben 25 yıldır falan, çeyrek asırdır ligi sürekli takip ediyorum. Süper Ligi bu kadar MVP'si yani bu senenin. Her senenin MVP'lerini düşündüğüm zaman bu kadar açık farklı MVP olan, bu kadar lige domine eden... Ben görmedim diyorum. Tabii Beşiktaşlı ve Fenerbahçeliler kızıyor o zaman. Mario Gomez var diyorlar. Mario Gomez de gerçekten çok büyük damga vurdu ama bence... Mario Gomez'in üzerinde. Çünkü bütün derbileri aldı. Evet, onu ekleyecek. Yani Gomez 28 falan attı galiba. Daha çok attı. Ama Icardi 21'de şu anda. Bir de Fener maçı oynayacak. O kadar atamayacak ama bütün derbileri attığı için... 7 tane falan büyük maçlardı galiba. Ve sıkışan maçları da çözdü. Ümraniye maçı var Galatasaray'ın en kötü oynadığı iç saham maçlarından biri. Maç krize girdi. Yenik durumda Galatasaray. Son 30 dakika çıktı. Çat çat 2 gol. Çözdü mesela. Krize girmiş maçları da çok çözdü.
Bir de Alex var bence 2011'deki. 28 gol attı. 9 asiste vardı bir de yanında galiba. Orta saha haliyle bence herhalde ben onu unutmuştum. Sonradan tepkiler gelince evet dedim. Onu dün söyledim yayında. İnsanlar tepki gösterdi. Evet bir Alex bir de Icardi. Son 20 senede bence bir lige MVP olarak bu kadar fark yaratan yani hep böyle ilk üçü sıralarsın ya. Bazı arkadaşlar mesela Emre Özcan, Orhan Uluca falan gördüm tweetleri. Icardi ve Torreira diyorlar. Ben ve Torreira falan diyemiyorum ya.
Tamam, Torreira müthiş işler yaptı ama böyle bir bitiriciliğin olmasa şampiyon falan olamazsın. Geçen senelerde Galatasaray yaşadı bu bitiricilik krizini. Geçen sene özellikle. Getiriyor, getiriyor. İkisi de yukarıda takım, gol atamıyor. İlk haftalar bile yaşamadın bu arada. Tabii. Icardi tam olarak, daha bugün baktım, 7. hafta oynamaya başlamış. Gomis'in 1-0, 1-0, 1-0 gittiği bir dönem. Galatasaray neler kaçırıyordu maçlarda. Bu arada bunu bekliyor muydun? Çünkü şöyle, Icardi'yle alakalı sene başı ne yorum yapıyordu herkes?
kafasını sahaya verirse zaten bu ligi yıkar. Bekliyordum ve bunun yorumunu da yapmıştım. Icard'i toparladıktan sonra bu xG problemi çözülür diye yorum yaptığımı hatırlıyorum şimdi sen söyleyince de net hatırladım sezon başındaki o konuları. O yorum yapmıştım ve bugün Bülent istatistik attı bana. Bülent demişken, Bülent Kalafatoğlu da bizim bilmeyenler için söyleyelim. Futbol istatistikleri konusunda çok iyidir. Bir istatistik gönderdi bana. Galatasaray'ın Ocak ayından sonra bulduğu XC'leri yani bulduğu gol pozisyonlarını gole çevirme oranı inanılmaz artmış. Ben de direkt ona şey yazdım, Icardi form tutmuş. Evet, aynen öyle. İcardi formu tuttuktan sonra o problem çözülüyor. İcardi olmadı diyelim. Santrfor'a geçen seneki gibi Mustafa Muhammed var. Toreira falan istediği kadar yırtsın kendini. 10 puan daha azı vardı Galatasaray'ın. Çünkü mücadele okey. İkili mücadele okey. Melo'da da vardı geçmişte. Müthiş orta sahalarda hepsinde var. Oraya topu getirdiğin zaman 3. bölge, 4. bölgeye fişi çekebilen bir Santrfor'un yoksa istediğin kadar yırtın arkada. Hiçbir işe yaramayabiliyor.
Zaten Centerfourlar o yüzden orta sahalardan çok veya stoperlerden çok daha fazla para kazanır. O yüzden Ankara'ya gittikleri zaman Nelson ile Icardi yan yana gidiyor. Ankara gücü maçından önce gidiyorlar havalimandan. Nelson'a hiç kimse bakmıyor. Yani herkes Icardi'ye gidiyor. Bu yüzden Centerfourluk böyle bir şey. Ve MVP'de de bence ikinci sırayla arasına çok büyük fark attı Icardi. Ki bu arada ben de Icardi ve Nelson diyebilirdim bu sezon için.
Ama senin ve koymam yanına dediğin açıklama beni tatmin etti. O yüzden Icardi diyelim bire, ikiye Toreira ve Nelson diyebiliriz. Orada Saşaboya'ya haksızlık yapmak kesinlikle olmaz. Daha bugün benim maalesef tüm yakın arkadaşlarım Galatasaraylı. Hepsi ve haliyle fazla Galatasaray muhabbetine de maruz kalıyorum.
Ama aralarında en özel hikayeyi ben Sashaboy'un yazdığını düşünüyorum. Sezon başı göbekli bir story. İşte Ali Koç Rogon, menajerliği onu almaya çalışıyor. Fenerbahçe'ye gidecek. Puff takımla bir idmana çıktı. Hazırlık maçlarına alınmadığı. Dubois'a zaten transfer edilince en az sahabe Dubois olacaktı falan. Muhtemelen bir ay sonra Premier League transferini okuyacağız yani bu adamın. 2 milyon euro teklif gelse satıyorduk koşa koşa. Doğru. Bu arada U21 Fransa mil takımına da çağrılmış. Evet dönüşümü müthişti ve şampiyonluktan sonra üstündeki formayı bir çıkardı tam terminatör yani o kilolu adam falan bir gıdam yağ kalmamış yani müthişti. Fiziği zaten olağanüstü. Bence sezonun kırılmanlarının bir tanesi de yaz aylarında, direkt temmuz ayında başladı. Şöyle, Galatasaray başkanını geç seçiyor, seçim uzuyor. Teknik direktörü belli değil. Ve o sırada da transfer de çok geç kalıyor aslında. Özellikle iç transfer böyle durumlarda.
Dış transferde zaten sona kaldığın zaman ikardiler falan bir şekilde düşebiliyor. Bir ihtimal doğuyor yani. Ve iç transferde bir önceki sezonun açık farkla bence en iyi futbolcusu Abdülkerim Bardakçı. Çıkış yapmış, parlamış. Ve o sırada Galatasaray'ın rakipleri Galatasaray devrede değilken Abdülkerim'i düşünmedi. Fenerbahçe düşündü, almak üzereydi. Vazgeçti son anda. Ve bence çok ilginci...
Fenerbahçe ile bu konuda çok dalga geçiyor Galatasaraylılar Ali Koç çünkü sen o kadar eder misin deyip de bitmiş transferi yok kaybetti falan diye de bence en az Fenerbahçe kadar komik olanı Beşiktaş'ın hiç düşünmeyip 1.5 milyon euroya yani 2.5'a şey alabiliyorken Abdülkerim'i Almayıp bir buçuğa Emrecan Uzunhan'ı alması. Beşiktaş da düşünmedi ki, Beşiktaş sol stoper arıyordu. Yani şöyle, Fenerbahçe'de zaten Zalai sol stoperdi. Onu satmadığın denklemde, Abdülkerim o kadar olmazsa olmaz hale gelmiyor. Sol stoperin çünkü dolu. Ve oynamazdı bu arada. Bir de yani belkise onu keserdi de, ilk etapta direkt ilk 11'e girer miydi bilmiyorum. İlk etapta yedek başlardı Dalmaş.
Ama Beşiktaş'ın direkt alması gerekiyor, Beşiktaş da düşünmedi. Ve ben bizim kulüplerin Türkiye Ligi'ni çok iyi takip etmediğini direkt buradan söylüyorum hep. Daha sonra da bence bir kırılma anı var. Sezon başlamış, Sefer Ovic gibi bir adam almışsın. İsviçre Milli Takım Santrforu.
İsviçre'nin gol şeylerine bak. Oynadığı maç ve gol sayısına Burak Yılmaz falan yani İsviçre için. Bizim Türkiye'de Burak Yılmaz nasılsa gol ve oynadığı maç ve gol sayısı milli takım için. Seferovic de İsviçre milli takımı için denk. Ve İsviçre milli takımı da en az Türk milli takımı kadar büyük bir milli takım. Yani Seferovic baktığın zaman evet kulüp kariyeri dalgalı.
Ama Avrupa'da, milli takım bazında da, kulüplerde de büyük bir center forward yani. Bunu almışken, görüyorsun ilk dört maç Seferovic kötü. Yani durgun, etkisiz. Ve çok önemli bir karar verip Icardi'yi alıyorsun. Bu çok kritik bir karar. Icardi tutmasa 5 milyon euro. Bir de Icardi'de son iki seneyi çok kötü geçirmiş. Paris St. Germain de doğru düzgün oynamıyor. Maç sayısı az, ritmi az. Zaten ritimsiz kötü durumda geliyor.
Ve lig başladıktan sonra geliyor. Adamı kampa falan sokamayacaksın yani. Çok riskli o açıdan. Ve Seferovic'i almışsın zaten. Ekonomik açıdan çok riskli. Ama riskli olduğu kadar da doğru oldu. Çünkü Seferovic kendini toparlayamadığında, Icardi devreye girdi ve o az önce bahsettiğimiz gol kaçırma XC problemini çözen adam haline geldi. O yüzden orada yönetimin hakkını vermem lazım. Garip bir şey oldu değil mi? Seferovic, Buffett'in bir Gomis, bir anda 1-2 olarak vardı. Sonra Gomis'i ilk on bir oynatmaya başladı. Birinci Santraforum diye aldığın adam Icardi'nin gelmesinde üçüncü Santraforum oldu. Bu bir hamledir bu arada. Bu yoğurt yiyiştir. Yoğurduyu yemektir yani. İşte mesela bu tip refleksleri Ali Koç yönetiminden hiç göremedik. Yoğurt demişken işte ben de oraya bir selam çakmak istedim. Bizim yoğurt yiyişimiz farklı lan. Yani inanılmaz. Bu arada artık bunu dünya alem biliyor. Icardi'nin Fenerbahçe masasına da geldiğini. Ve kimsenin istemediğini.
Fenerbahçe'nin 3'ü de geldi. 3'ü de derken ne demek istiyorum? Bence ilk yarısı için Vekos da çok iyi bir Beşiktaş karı. Geldi, istenmedi. Abubakar Devreras'ı Fenerbahçe masasına kondu, istenmedi. Icardi kondu, istenmedi. 3'ü de Beşiktaş ve Galatasaray'da fark yarattı. Fark yarattı. Ama bir şey diyeyim. Bence Batu Şuayi de fark yarattı Fenerbahçe'de. Katılıyorum. Çok iyiydi ya. Bir delerim. Yani sakatlılık dışında oynadığı dakika başına baktığın zaman Batu Şuayi zaten çok iyi iş yaptı ve ben Fenerbahçe'nin center four alamadığı için şampiyonluğu kaybettiğini düşünmüyorum. Fenerbahçe'nin Santerford performansı zaten çok yüksek. Valencia'nın da yüksek, Batuşay'ın da çok yüksek. Kırk attı ikisi beraber. Evet, yani ikisi çok iyi zaten. Hani şeyi anlıyorum mesela, Jorgesun diyebilir, ben Santerford'a Batuşay gibi, Valencia gibi çok atlet, ikili mücadeleleri çoğunlukla kazanan, canavar tipli Santerford istiyorum. Gerçi o zaman da Vegos'ta alırsın, Vegos niye istemezsin, Vegos da o zaten.
O yüzden Icardi hazır değil. İki senedir çok oynamıyor, çok güvenemiyorum. Tamam, Abu Bakar Arabistan'dan geliyor, çok güvenemiyorum, anlarım. Ama zaten bence patlatan stoper kalitesi oldu. Samet'e kaydını aldın abi. Yani tamam Icardi'yi almıyorsun, şeyi almıyorsun da o zaman Nelson gibi kral bir stoper çek bari. Çok üst düzey bir stoper koy, gol yeme. Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en büyük fark arada 13-14 golluk mu daha çok gol yemiş Fenerbahçe. Fark oradan geliyor bence. Benim için kırılma anları ne ama biliyor musun? Çok ufak Fenerbahçe'ye girdik ama. Batu Şah'a konusunda teşekkür ederim. Bunu, farkındalığını yarattığın. Çünkü az önce, sen telefonundayken Ant'la sohbet ediyorduk. Fenerbahçe için bu sezonun iki kırılma anı var. Bir, Luan Perez'in 7 ay oynamaması. Açık ara eldeki en iyi savunmacı ve en iyi stoperi Fenerbahçe. Hacı Rayta karşı da güzel işler yapmış. Çok iyi işler yaptı. Çok da kaliteli bir oyuncu. Ben çok beğeniyorum. Ve esneklik sağlıyor bu arada. Sol back, üçünün sol stoperi. Tandemde sol stoper.
2. Ligin son düzlüğüne girerken Sevilla maçında Batuşay ile sakatlanması. Çünkü Batuşay varken Valencia'da rahat ediyor ki Batuşay sakatlandıktan sonraki Valencia'nın 10 maçta sadece 2 tanesinde golü var, 8 maçı boş geçiyor. Çok rahatlatıyor, konfor alanı çok rahatlatıyor. Biraz da forma girdikten, maç kalitesini arttırdıktan sonra Batuşay yine son düzlükle çok iyi işler yaptı.
Ama bu iki sakatlık, João Pedro'nun sakatlığını bile söylemiyorum bu arada bak. Batu Şah ve Luan Pérez. Çünkü Luan Pérez sakatlanmasaydı bu kadar uzun süre, ben eminim ki Fenerbahçe Samet Hakaidin de almayacaktı. Olabilir. Bence hatta bu sezon başında Fenerbahçe'de çok acayip bir şey oldu. Zalai'ye 17 milyon euro civarında bir teklif geliyor. Zenitten. Ve satmıyorlar. Evet. Bak ben şunu söylüyorum, gelecek sene büyük ihtimalle Luan Pérez ilk 11 oynarsa o stoperde Zalai'de yedeği olur. Doğru, ben de öyle düşünüyorum. Kesinlikle. Bunları satmamak işte, şu planları yapamamak. Oradan 17'yi alsan sağ stopere taş gibi bir stoper alabilirsin, Doğan Perez ikilisini koyabilirsin. Veya Abdülkerim'i daha önceden almış olsan, Zala'yı Gül'e Oyna'ya gönderebilirsin 17'ye. Başka yerlere çok çok iyi transferler yapabilirsin. Bu düzenlemeyi bir türlü Fenerbahçe gerçekten yapamıyor. Fenerbahçe'nin sağ stoper rotasyonu Serdar Aziz Samet'e kaydın Gustavo Henrique. Evet, çok kötü. Kimminciğeden sonra bir de yani bu.
Sol tarafta Luan Perez-Zalai çok daha iyi gelir. Bu arada benim hiç duyumculukla işim olmaz, alakam da yok. Ama bunu çok net biliyorum. Fenerbahçe bünyesinden biriyle sohbet etme fırsatı bulduğum için. Devre arasında tam 6 tane yabancı stoper ismi koyuyorlar Georgeson'un önüne. İçerisinde Nagolo var, Strasbourg'tan Jicou var. Ben Adana Demir Spor'daki çocuğu istiyorum diyor.
Bizle oynadığımız maçı da çok beğendim diyor. Ben o maçta stattaydım. Fenerbahçe 3 gol atmıştı yalnız. İkisini Samet patlattı o gollerin. Çok garip ve hadi rotasyon 3.7 milyon euro. Yalnız benim beklentim çok daha düşüktü. Çünkü ben Samet'i Adana Demir Spor'da çok izledim. Daha bence daha kötü bir oyuncuydu. Jesus bence Samet'ten maksimumda alıyor. Doğru ama kalites hep zor işler. Evet tabii. Yani çok da sakarlığı var. Nelson Abdülkerim farkıyla Fenerbahçe savunmasının arasında çok fark var.
Böyle kırılma anlarını söylüyoruz. Başka aklıma gelen var mı diye düşünüyorum. Raşit San'ın eklenmesi çok doğru. Kerem'in asistçiliğini müthiş geliştirmesi çok doğru. Abdülkerim'le başlayan süreç, bunların hepsi. Gerçekten atladığımız var mı diye düşünüyorum ayıp olmasına. Mertens kor katkısı yapması da Galatasaray'ın ön alan piresi için inanılmaz önemli bir oyuncuydu.
Bence Galatasaray'ın iyi oynama ve oyun gücünü oluşturmada da Mertens stratejiyi oluşturdu. Ondan sonra da ben yoruldum beyler oynayın siz dedi. Hani böyle oyunu kurup da ondan sonra tamam hadi bakalım çocuklar oynasın diyen büyük abiler gibiydi. Aynen öyle. Bir ara Sergio olmadan Galatasaray doğru düzgün oyun kuramıyordu mesela. Son 10 maçta düştüler ikisi de. Mertens de, Oliviera da. Ama gerçekten Galatasaray'ın iyi futbol oynamasını öğreten ikili de Mertens ve Oliviera oynuyor. O topun akışı. Dün Mertens iyiydi bu arada. Gol kaçırdı falan ama tabii taraftarlar maçı sakin bir kafayla izleyememiştir ve gol kaçırdığı için Mertens de son haftalarda kötü olduğu için çok kızmışlardır muhtemelen Mertens ama dün Diyaka bir sarı kart gösterdi, doğru presler yaptı, oyunu iyi akıttı. Mertens dün iyiydi bence.
Ama son haftalarda Galatasaray'da Torreira ve Icardi. Yani Icardi zaten son 8 golü falan attı. Torreira, Icardi, Kerem. Bak Torreira, Icardi'den bekliyorsun zaten. Hani son maçlarda onları koyar kendisini diye. Kerem Erzincan'dan geldi. Yani ona rağmen Süper Lig'e böyle damga vurması çok özelliği var. Davul davul. Evet. Yakalamak üzere. Asist'i buldu, golde bir eksik galiba, 9-10. Dün 10-10 diye bir tweet görmüştüm. Kupalarla birlikte öyle. Çok etkilendim. Türkiye Kupası'yla birlikte 10-11. Müthiş. Türkiye Kupası'nı çıkarınca 9-10 olması lazım. Müthiş. Derby'de de atlarsa şeyi yakalıyor, double double'ı yakalıyor. Forvet'in atıyorken olması gereken bu. Benim hep Fenerbahçe'de şikayet ettiğim şey, gol yükü çok fazla Forvet'lerin üstüne kalıyordu. Tabii, Valencia dışında. Ben o yüzden devre arası Borine'nin alınmasını çok istedim mesela. Ufak bir ara verelim, ardından devam edeceğiz.
Geçelim mi 6-11? Geçelim, tamam. Kaleden başlayalım. Ben Mert Günoğ koyuyorum. Ama şeyi de söyleyeyim, biraz Muslera'ya kızdık, haksızlık da ettik. Bence Muslera da iyi bir sezon geçirdi Galatasaray'da. Yani bir Trabzon maçında hatası var, bir Karagümrük maçında hatası var. 2-3 maçta evet hataları var ama dün mesela yine 2 tane iyi toplar çıkardı. Dünkü maç sıkıntıya girebilirdi. Ankara gücü ilk yarıda bayağı pozisyon buldu. Bir tane Muslera'nın çok iyi çıkardığı var. Sonra döndü maç. Musera ilk 3'e girer bence bu sene. Ertaç da iyiydi. Son haftalarda Ertaç düştü. Hatta dün Karaçiç oynamış Ertaç yerine. Mert de 10. haftadan sonra ilk 11'e geçmeseydi kesin Mert derdim de. 10. haftadan sonra falan geçmiş olmasına rağmen Beşiktaş'ı iyi toparladı. Bir de Mert'te şundan dolayı sempati duyuyorum. Giresun maçında o çaprazı kopardı ya ve gol yedi. Çok acayip bir goldü. Geçen senenin ortasında. Mert artık belli bir yaşı geçmiş bir oyuncu. Milli takımın eski kalecisiydi. Milli takımı kaptırmıştı Uğurcan ve Altay'a.
Üstüne bir de çok ağır sakatlık Beşiktaş Kalesi'nde Ersin'e kaptırmıştı. Mert'in artık dönemi geçti falan gözüyle bakıyordu herkes. Bir de o diz gitti yani. O diz sakatlığından döndü bir sene sonra. Hem Ersin'i kesti, hem... Milli takım kalesini aldı. Hem milli takımda hem Uğurcan'a hem Altay'a durun bakalım çocuklar dedi kesti. Hem de ligin en iyi kalecisi haline geldi. Kurtarış oranında falan da galiba en iyi. Bu geri dönüşü duyduğum saygıdan dolayı da beklemiyordum hiç çünkü beni de çok yanılttı. Ben artık dönmez diyordum o ağır sakatlıktan sonra ama bütün gençleri kesti yani. Kalitesini konuşturdu. Ben Mert Günok diyorum kaleye. Ben de Ertaç diyorum. Bir sürü isim sayabiliriz işte. Mert ve Mustera da kesinlikle ama Ertaç'ı şöyle ön plana koyuyorum. Senelerce ligin alt tra takımlarında forma şansı buldu.
Bence de çok fazla değeri verilmeyen kalecilerin de başında. Senin kedi kaleci tabirin var. Ertaç öyle bir kaleci bence. Abi Adana Demirspor'da kaleci olmak bence dünyanın en zor işlerinden biri. Neden diyeceksin. Zaten savunma oyusu kalitesi maalesef ki yerlerde. İkincisi Adana Demirspor hep skorerliğiyle ön plana çıkıyor olabilir ama
savunma yapma, savunma yapmayı bilme, savunma duruş artık her ne demek istersen bu konuda aşırı zayıf bir takım. Ve böyle bir takımda kaleci olmanın ne kadar zor olduğunu söylüyoruz. Ertaç son haftalara kadar muazzam bir performans gösterdi benim izlediğim Adana Demir maçlarında. Çünkü bir ara bu 4-6-0 ilgimi çekiyordu benim Emre Akbabalı falan. Adana Demir maçlarını bayağı takip ettim. İzlemesi de keyifli takım. Yani zaten bol bol geçiş oluyor o kadar arkada. Hani Badu gidiyor, Gökhan İnler, herkes falan böyle ileri attı.
çok fazla geriye koşturuyorlar falan. O yüzden Ertaç büyük saygıyı hak ediyor bu sezon benim nazarımda. Bence Ertaç'la ilgili şu detay da çok önemli. Savunmayı çok öne çıkarıyorlar ve arkaya çok top atılıyor. Onlara çok cesur bir şekilde çıkması lazım Adana Demir kalecisinin. Ve Ertaç inanılmaz bir çılgınlıkla çıkıyor bunlardan. Böyle Güney Amerika'da deli kaleciler falan olur ya Ertaç öyle olmuş gibi yani birden. Halakası yok Güney Amerika ile ama olmuş yani. Hepsinden daha Güney Amerika'lı olmuş. Ve çok başarılı yaptı onları. Yani o çıkışları, konsantrasyon. Mesela hep böyle kalecilerin kaderidir. Çıkar bir tane ıska geçer, atarlar gol olur. Kısa uzaklaştırır, orta sahadan biri vurur. Fenerbahçe'ye atmıştı ya Figo öyleydi o geçen sene. Öyle bir gol atar falan. Hiç yemedi bunlardan. Hep doğru zamanda çıktı.
O açıdan o Adana Demir Spor'un oyun anlayışına da, Montella'nın istediği kaleci tipine de direkt cevap verdi yani adam. Hakkını vereyim. O yüzden kesin yani. Ben de Mert 1, Ertaç 2 diyebilirim. Bu arada son yılları bence en istikrarlı kalecisi çok da beğeniyorum. Şehiç'i de belki Konya çok iyi gitmedi. Dün çok kötü bir gol yemiş Sehiç bu arada. Bu sene düşüşte Sehiç'e. Sağ olsun. Bayağı istikrarlı bir adam çünkü. Niyeyse hep Şehiç'e bakınca Karca-Marskars aklıma geliyor. O da senelerce bizimlikte kaldı falan. Böyle Litvanya, böyle beyaz... Bir adam, niyeyse Seyitçi'ye bakınca aklıma geliyor. Seyitçi ilk aracı gerçekten. Ama bu sene biraz performansı düştü. Sabek başlayayım ben. Saşaboy, zaten çok fazla seçenek yok. Şu an Fenerbahçe taraftarlarının ne düşündüğünün farkındayım ama korkmasınlar. Ben tabii ki Ferdi'yi Solbek'e yazacağım. Çünkü şeyi yapamam yani, Saşaboy'a yazıp Ferdi'ye yazmamazlık olmaz. İkisini de kenarlara koyarım ben.
Sebep açıklamaya da gerek yok galiba çok fazla. Zaten alternatifleri yok gibi bir şey ya. Sabek'te Ferdi veya Boydan bir tanesi olmadığı zaman üçüncü bir isim çok uzakta. Var mı aklına gelen biri? Yani Max Svensson bir anda aklıma geldi. Onur Bulut falan bayağı aşağıda kalıyor. Bayağı aşağıda kalıyor yani. Solbek'te de Ferdi'yi koyduk. Ferdi'yi koymadığın zaman alternatif... Cilerme'yi koyabilirsin. Konya'dan, Cilerme'den. Cilerme biraz daha yakın ikinci sırada.
Kevin Rodriguez'i öyle çok beğenmem ama fena bir sezon geçirmediğini düşünüyorum. Ben de böyle bir savunma açısından hiç beğenmiyorum. Sakar, sakar bebek. Çok pozisyon hatası yapıyor ben. Oyun zekasını düşük buluyorum bayağı. Sağ bek, sol bekimiz aynı. Tabii, boyu ferdi. Sağısı toper. Yani Victor Nelson. Hatta direkt ikili olarak ya. Abdülkerim mi yanına da? Bu kadar Galatasaray'la almak istemedim. Bu arada cümlem yanlış anlaşılmasın. Böyle bir takımdan beş adam almak hiç istemedim yani. Zaten bunu sadece Galatasaray'la yapabilirsin. Eğer öyle bir şey yapmazsak hepsi Galatasaray olur zaten Sol Bilk dışında neredeyse.
Ama Nelson Abdülkerim diyebiliriz bence. Evet, ben de Nelson Abdülkerim diyorum. Üçüncü bir isim olsa Romanses de olabilir yani. Romanses de bayağı... Oynadığı zamanla. Az oynadı işte. Ben gideceğim falan deyip de oynamadığı için. Bir de bu saygısızlıktan dolayı da düşer yani o aidiyet çünkü. Premier League'den istediler onu devre arasında, Dünakofa'sından sonra. Yeah, Nottingham Forest istemişti galiba. Evet, o da gitmek istediği için oynamadı çok uzun süre. Ama oynadığı her maçta da çok net kalite koydu yani. Bu ligin üzerinde bir stoper olduğunu çok net hissettirdi. Şimdi başka stoper düşündüm. Gidene kadar Vitorigo olabilir miydi? Duarte olurdu belki. Duarte'de çok iyi bir sezon geçirdi. İyi bir sezon geçirdi ama... Duarte'nin de fizik kalitesi çok yumuşak kalıyor, kısa kalıyor. Çok atlet değil. Oralardan sıkıntı. Bence Nelson Abdülkerim ve Saiz çok daha iyi. Yani kalite olarak. Saiz devamlı oynasaydı çok çok daha fark yaratırdı. Devamlı oynamadığı için 3. sırada falan kalıyor bende. Ama Nelson Abdülkerim net yani. Bu arada taktiğin? Benim 4-3-1-2. Kanatsız. Ben de 4-4-2 oynuyorum. Güzel. Sağ açığın kim o zaman? Sağ açığımı hemen söylüyorum. Borja Sainz. Onu sağ açığa koydum. Ligin en iyi scout transferlerinden biri bence. Anadolu'ya da biraz gitmiş oldum Borja Sainz'la beraber. Onu direkt sağ kanada yazarım. Ama alternatif sorsan maalesef ki Arda Güler'i sağ kanada eklemek zorundayım. Performans bulduktan sonra en iyisi... Çok az oynadı ya. Arda ben net bir 10 numara olduğu için onu sağ kanada koyup o saygısızlığı ben yapmayacağım. Arda çünkü senin taktiğinde bence 10 numarada olabilecek bir oyuncuyu. Çok az oynadığı için ben 6'ın 11'e yani alamıyorum. Tabii ama kalbinde olduğuna eminim yani. Gelecek sene inşallah. Evet benim sağ açım, sol açım da söyleyeyim istersen. Tabii. Borine. Fabio Borine.
Kerem'e de selam olabilir, problem değil. Kerem'de yani double double yapacak ama Borini'de 20 gol 8 asist abi. Yani 28 gola katkı, en scorer 2. oyuncu falan herhalde. Gerçi yok, Icardi 21-8, Icardi ile denk gibi aşağı yukarı. Yani evet, ben sağ kanadım ve sol kanadım yok. 10 numarada Fabio Borini var. Güzel. Benim orta üçlü, 6 numara zaten Lucas Torreira. Senin 6 numaran kim? Mateo Ricci. İlginçmiş. Tatmin olmadığım gibi ama. Toreira çok iyiydi ya. Toreira çok iyiydi ama az önce dedim ya hepsini Galatasaray'dan almak istemedim. Evet biraz çeşitlilik olsun diye. Yoksa Toreira'yı yazardım evet ama çeşitlik olsun Mateo Ricci benim 6 numaram. Benim Toreira 6'da sol iç pozisyonuna da Amir Aziz Ahmetoviç diyeceğim. Jetson'da olabilirdi ama Jetson sezonun ilk yarısında Valerian İsmail dönümünde yedek kaldıkları falan var.
Fenerbahçe maçını çok kötü oynadı. Mesela Galatasaray maçını mükemmel oynadı. Fenerbahçe maçını çok kötü oynadı. Çıkarıp Necip'i soktu o adam yerine yani. O kadar kötüydü. Arda ayağından top alıyor falan. Çok kötüydü. Yine de çok fark yaratıyor iyi olduğu zaman. Ama Amir'le ilgili şöyle düşünüyorum. Amir Konya'dayken Konya ilk dörtteydi. İlk beşte falandı yani o İlhan Palut dönemi. Amir Konya'dan gitti. Konya orta sıralara düştü. Beşiktaş'a geldi. Beşiktaş ilk üçe girdi. Beşiktaş, Amir'den önce yine gerilerdeydi. Ya da iyi oynamıyordu. Amir'le birlikte Beşiktaş'ın oyunu da çok gelişti. Ve Amir her iki takımda da çok başarılı olduğu için Konya ve Beşiktaş. Jetson yerine Amir diyorum. Yoksa Jetson daha potansiyel bir oyuncu. Fiziksel olarak çok anomali. Zaten onu kabul ediyoruz ama yıllık performans olarak değerlendirdiğimiz zaman Amir'i sol içe yazıyorum. 4-4-2'de çift merkezim. Oraya tempolu bir oyuncuya da ihtiyacım var. Badu Endia'ya bence inanılmaz bir sezon geçirdi. Çok güzel. Ben de çünkü Badu'ya üzülüyordum. Badu'yla Belhanda arasında sağ iç pozisyonu yani o 4-3-1-2'nin sağ iç pozisyonu için ya Belhanda ya Badu düşünüyordum. Ama şimdi Torreira ve Amiri almıştım zaten. İki tane defansif ortasan var orada. Daha hücumcusu Badu Endia'ya mükemmel sezon geçirdi. Belhanda da mükemmel sezon geçirdi. Yani bu ikisi mükemmel sezon geçirirler. Hatta dünkü maçı izlemeyen varsa, Belhanda'nın çok güzel bir asist öncesi pas var. Galatasaray'da hep dalga geçilirdi. Galatasaray'la biz mesela Belhanda'yı överdik Galatasaray'da. Hep ben çok severdim. Ne yapıyor derlerdi. İşte asistin asistini yapıyor falan.
Ki çok önemlidir bu arada yani. Evet, millet de dalga geçerdi. Çok büyük iş yapmış falan derlerdi. Dün mesela, Gulbransan'ın golünün öncesinde Belhanda topu alıyor ve dikine 30 metre sürmeye devam ediyor. Ondan sonra en doğru zamanda veriyor Yusuf'a ve Yusuf da Gulbransan'ı çıkarıyor, gol oluyor. Bu şu açıdan önemli olacan. Biz Hikmet Hoca'yla, Hikmet Karaman'la bütün bir sezon boyunca analiz videoları çektik biliyorsun.
Bütün büyük takımlar da şunu derdi. Topu almışsın, mesela İrfan Can Kahveci'ye çok derdi bunu. Topu almışsın, önde 20 metrelik bir boş alan var. Bu alanı topla, dribblingle kat et, kat ettikten sonra koşuya pası ver. Kat etmeden 20 metre var önünde boşluk, stoperler geri kaçıyor. Center for'larını korumaya çalışıyor, koşulları engellemeye çalışıyorlar.
20 metre boşluk var önünde. Şimdi atarsan o pası, o pas korner direklerine doğru çaprazlara gidiyor. Atak ölüyor. Orada topu aldıktan sonra tekrar geri dönecek adam. Bir şey olmayacak. O dribblingi yap diyordu. Bizim ligimizde hakikaten dribbling çok eksik ve topu alır almaz rakip kaleye sırtını dönen, yüzünü dönen oyuncu, orta saha oyuncusu çok eksik. Belhanda'nın en iyi yaptığı şey bu. Belhanda öyle mükemmel bir şutör değil. Olağanüstü bir passer falan değil ama Belhanda, Topu alır almaz rakip kaleye çok hızlı bir şekilde dönen ve boşluk alan bırakılırsa topla kat eden, boşluk alan yoksa koşu varsa koşuyu pasta değerlendiren yani oyunu oynamayı Fransa'da çok iyi öğrenmiş bir oyuncu. Dünkü de mutlaka size de öneriyorum. Çok öyle ahım şahım bir şey değil gibi gözüküyor ama doğru oyunun net tanımı yani. Topu al, yüzünü dön, alan varsa kat et ve doğru zamanda pas at. Çok fark yarattı Adana Demir'de. O da çok... O da double double gibi bir şey yaptı. Gol art asisti onun da çoktu. 11-7 Belhanda. 11 gol 7 asist. Baya iyi gerçekten. Çok iyi. Bir de asist öncesi. Asistin asistlerini sayarsak... Muhtemelen çok fazladır değil mi? Evet. O yüzden Belhanda'yı aldım oraya açıkçası. Şimdi forvetlere geçelim. Aslında cevaplar çok net. Ama benim forvetim Icardi ve Valencia'ydı. Ama son dakikada aklıma iki tane adam geldi. Icardi, Valencia, Abu Bakar hepimiz söyleriz zaten diye ben onları onurlandırmak istiyorum. Bir, Umut Nair. İki, Ankara gücü Ali Sov. Evet, ikisi de çok iyiydi. Ben ikisini canlı izlemek için Ümraniye stadına gittim. Ümraniye-Ankara gücü maçını izledim. Evet, hayatta futbolu Sinan Yılmaz kadar sevin. Hoş bu arada benim de bu yıl bir tuzla gösteri bu maçım var. Emir Ortakay'ı izlemek için gittim. Çok güzel. Tabii. Ben şimdi yayından çıktıktan sonra EYÜB maçına gidiyorum. EYÜB Bodrum Spor. Evet o yüzden 4.30'a kitledi bizi Sinan abi. Bu kaydı 4.30'da alıyoruz. Aman onu geciktirmeyelim çünkü Arda Turan izleyesi var muhtemelen. Güzel tercihler ama tabi ki Icardi Valencia ikilisini ben de koyuyorum. Kerem'i niye alamadım 6-11'e? Double Double'ın çok eşiğinde ve çok iyi işler yaptı. Ama az önce de bahsettim, Ocak ayına kadar asisti yoktu falan ya. Sezonun ilk yarısını iyi geçiremedi Kerem. O da çok doğal. Bir önceki sene takımın bir numaralı yıldızı, takımı sırtında taşıyan oyuncu.
Üzerine Icardi, Mertens, Sergio Oliviera bir sürü transfer yapınca birden takım içerisindeki ağırlığı birden yardımcı oyuncu rolüne düştü. Ve bunu kaldırmak çok zor. Bir önceki sene Galatasaray'ın yıldızı olmuş bir yerli oyuncunun ertesi sene egosunu ezip, tamam ben bu adamların yardımcısıyım diyebilmesi ve oyun yapısını 180 derece çevirmesi yani golcülükten, geçen sene golcüydü. Bu sene asistçiliğe evrilebilmesi çok zordu ve bunu ilk yarıda bocaladı tabii ki.
Ve ilk yarı performansı sancılıydı Kerem'in. Ama ikinci yarı performansı mükemmel. Ama tek Devrelle'de ya da işte ligin 3'te 2'sinde iyi, 3'te 1'inde kötü olanı 6-11 yazmak çok zor oluyor. Çünkü Borini gibi rekipleri oluyor adamın. Borini'nin bir CV'sine bakın, bir kariyerine bakın. Liverpool'dan Milan'ına kadar çok kariyerli bir adam. Ve bu sene Ağustos'tan Mayıs'a kadar Borini lige damga vurdu. 20 gol, 8 assist falan yaptı. En istikrarlılar da olabilir. Evet, çok başarılıydı. O yüzden de Borini öne geçti biraz. Borini olmasaydı Kerem derdim 6-11'e. Öyle bir şey yapardım yani. Teknik direktör. Şampiyon hoca hariç. Zaten Okan Buruk. Şampiyon hoca hariç diyorsun. Çünkü şu Sencer'e soru işareti değil miydi en başta? Böyle bir kadroyu acaba Okan Buruk idare edebilir mi? Evet. Zaten en büyük başarı %100. Bir son dönemde Gomez krizi gibi bir şey çıktı. Onun dışında mükemmele yakın. Icardi mesela gitti sırtına omuzlarına aldı.
O bile ne kadar iyi yönettiğini, Icardi gibi bir adamın ne kadar doğru yönettiğini. Herkes yönetemiyor sonuçta Icardi'yi. Adam şey yapıyordu, gol atıyordu, uçaktan bir saat basın toplantısı bitmeden uçaktan story atıyordu. Ben basın toplantısında hocaları bekliyorum, Oğuzhan, Okan Hoca falan gelecek. O sırada beklerken Instagram'ı karıştırıyorum, bir bakıyorum Icardi uçakta şey atıyor, story atıyor. Böyle bir adam yani. Ama bu adamı böyle izin vererek falan çok iyi yönetti. O yüzden Okan Hoca ama Okan Hoca'yı yapmıyorsak, Şampiyon Hoca'yı yapmıyorsak... Şampiyon Hoca zaten hani diye. Valla seçenekler çok ya. Montella gerçekten çok özel bir iş yaptı. Ben söyleyeyim mi? Söyle. Çağdaş Atan. Evet, çok zor. Son düzlük hariç. Çok zor bir transfer yok, hiçbir şey yok. Kadrodan transfer olmadığı halde oyuncu kaybetti. Bertholatçı falan. Evet, Bertholatçı gitti orta sahaları. İbrahim vardı, o gitti Eyüp'e falan. Orta saha kalmadı adamda neredeyse. Devaras Camponaro gitti başka bir orta saha. Brezilya Ligi'ne döndü. Gökhan Saz daha sabek oynatmak durumunda falan kaldı uzun süre. Çok iyi çözümler buldu, doğru. Çağdaş Hoca diyebiliriz. Evet, denebilir. Ligin başarılı hocalarından zaten 5-6 tane bu sene çarpıcı var. Ama Montella başından sonuna kadar çok güzel bir oyun oynattı. Tebrik etmek lazım. Şenol Hoca, Beşiktaş'ı çok iyi toparladı. Derby'i Galatasaray kazanır ve Beşiktaş da son iki maçını kazanırsa ilgiyi ikinci bitiriyor Beşiktaş. Yani çok büyük bir başarı. Ve iyi oyun oynatmaya başladı yani, oyunu da toparladı. Seçmek çok zor ya. Emre Bölezoğlu bence düşündüğüm kadar iyi sezon geçirmedi mesela. Ama yine de Avrupa'da ilkbahar aylarını gördü. E Türkiye Kupası'nda da finalde. Ve baktığın zaman Başakşehir en iyi kadrolarından biri kesinlikle değil. Çok kötü bir kadro değil mi? Evet. Yani Abdullah Öcü dönemlerine göre çok zayıf kadro. Çok geride. Ben Emre Belizoğlu'nu da başarılı buluyorum ya. Pek kötü ne iyi diyebilirim. Bence iyiydi. Yani çünkü kupada finale kaldık değil, 5... Yani yeter bence Başakşehir'e. Daha fazlası zor.
Peki, bu planımızda yoktu ama ben doğaçlama sorayım. En büyük hayal kırıklığı olan futbolcu ve antrenör. Ben antrenörü direkt Nuri Hoca'yı söylerim. Evet, ligin en başarısızlarından kesin yani. Antalya Spor'un kadrosu da çok iyi çünkü. Yani net söylenir, bu sene olmadı. Ben de Nuri Hoca derim. Futbolcu olarak en hayal kırıklığı mı? Büyüklerden mi seçelim? Seferovic geliyor direkt aklıma da beklediğimin çok altında kaldı. Seferovic olabilir.
Joa Pedro derdim ama oynasaydı, oynamadığı hiç belli değil. O da çok aşağıda kaldı. Çünkü fizik olarak ikisinin de problemi fizik düşük. İkisinin de sakatlık problemi yani. Seferovic geçen sene sakatlandı, onu toparlayamamış belli ki. Pedro'da hem yaş hem sakatlık toparlayamadılar bir türlü. Crespo diyebilirim belki. İlk yarı çok iyiydi aslında. İlk yarı çok iyiydi, kimi zaman ama. Crespo'da da böyle bir şey var, bir önceki sezonda bunu yaşadı. Bir dönem çok kötü, bir dönem çok iyi. Bu kadar 180 derece çarpıcı değişiklikler Crespo'da çok şaşırtıcı aslında. Ritim oyuncusu bence. George Jesus özellikle Ara ve İsmail'in önündeki oyuncuyu sürekli değiştirdi.
Lincoln 2-3 maç denedi orada. Mert Hakan'ı beklemediğin anlarda bir anda ilk 11 attı. Zayt, en çok haksızlık yapılan futbolculardan biri bu sezon. Daha çok oynasa... Rotasyona uygun değil demek ki Crespo. Rotasyon sevmiyor. Bak yalnız İngiltere'de Premier League'de falan dikkat et, rotasyon yapan hoca sayısı çok azaldı.
Bir dönemin geçer akçesi rotasyon da Avrupa Futbolu'nda. Mesela Zidane, Real Madrid'te Şampiyonlar Ligi yarı finaline çıkıyor, neredeyse 10 oyuncusu değiştiriyor. Yedeklerle falan çıkıyordu, yine alıyordu Şampiyonlar Ligi'ni. Lukas Vazquez'i sağ bek falan yapıyordu, yine alıyordu. Bir dönem rotasyon çok şeydi yani. Yapmayan kaybediyordu. Ama bu dönemde Pep Guardiola neredeyse sıfır rotasyon ya. Oyuncu değiştirmiyor.
Yani Şampiyonlar Ligi yarı finalinde o kadar tempolu maç 90 dakika oyuncu değiştirmedi. Biraz belki, bilmiyorum futbolun tarzıyla alakalı mıdır bilmiyorum ama bizim ligde de hep rotasyon yapan kaybediyor. Jesús bu sene rotasyon yaptı, kaybetti. Sergen Hoca mesela sıfır rotasyon kazandı. Beşiktaş'ın o şampiyonluğunda. Hoş, Fenerbahçe'yi düşününce en iyi olduğu dönem en çok rotasyon yaptığı dönemdi hatırlarsın. Ya UEFA Avrupa Ligi maçları bitti, Fenerbahçe direkt düşüş başladı Fenerbahçe'den. Ama belki de rotasyona göre kurgulanmış bir takım. Bu arada bir de herkes kendini diri tutuyordu o yüzden olabilir. Böyle tek maç tek maçlık bir süreç olunca Emre Mor o dönemlerin en kritik oyuncusuyken mesela atıyorum bir anda ortadan kayboldu. Haftada bire düştüğün zaman oynatamıyorsun. Evet. Oynamayınca da ritim kaybediyor oyuncular.
Güzel oldu bence. Sonunda bir NBA ekleyelim. Onu söylemeden olmaz. Çünkü ben neredeyse çok büyük bir şomazlığa imza atıyordum. Bir önceki programda demiştim ki 100 yılın basketbol mucizesi olmazsa Denver Nuggets ve Miami Heat finali izleriz diye. Miami ben bunu dediğimde 3-0 öndeydi. Sonra 3-3 oldu ama neyse ki son maçı aldı 4-3 ve Miami-Denver finali izleyeceğiz. Bu finalin daha önemli tarafı sağdaki basketboldan ziyade geçen yılın en büyük tartışmalarından biri Nikola Yokic. ailesi ve Jimmy Butter Miami tarafıyla geçen soyunma odası basmak, adamsan dışarı gel işte bilmem ne. Tam Streetball Amerika Trash Tolkien'a dönen bir mücadeleydi. İnanılmaz merak ediyorum. Yani ne olacağını NBA ile alakalı bu kısa notumuzu eklemiş olalım. Herkese finalde iyi seyirler diliyoruz.
Teşekkürler. Ağzına sağlık olacağım. Senin de Sinan abi. Güzel bir sezondu. Daha maç var. Derbi var. Derbiden sonra yine yaparız. Ben derbi konuşmak istemiyorum ama. O gün işim çıkabilir. Ağzına sağlık. Teşekkür ederim. Ben de teşekkür ediyorum. Dinleyenlerimize de çok teşekkürler. Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.