Podcast

223: Trend Spor: Süper Lig'de 20. Hafta Değerlendirmesi, Zirvedeki Galatasaray ve Fenerbahçe Hata Yapmadı

Trend Topic

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Spor'un bu bölümünde 20 haftası geride kalan Süper Lig'in zirvesindeki mücadeleye odaklandık. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un oynadığı maçların detaylı analizinin yanı sıra, sezonun kalanında zirve yarışı nasıl olacak sorusuna da cevap arandı. Keyifli dinlemeler!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

5.306 kelime · ~27 dk okuma

Trenspor'dan herkese merhabalar. Bu hafta sadece Süper Ligi konuşacağız. Heyecan son hızıyla devam ediyor. Dört büyüklerin dördünün birden kazandığı bir haftayı daha geride bıraktık. Çünkü artık hataya tahammülün olmadığı dönemlere giriyoruz. O zaman vakit kaybetmeden başlayalım.

Süper Lig'de 20. haftanın özetiyle başlayalım yine. Herkesin en az bir maç bay geçtiği için ağırlıklı olarak 19'ar maçı oynadığı ligde Galatasaray 45 puanla lider. Fenerbahçe 41 puanla 2. Başakşehir 37 puanla 3. Ve bir maçı eksik kazanmayı sürdüren Beşiktaş'ta 35 puanla 4. sırada yer alıyor. Eğer Beşiktaş eksik maçını da kazanırsa 3. sıraya çıkacaklar. Trabzonspor onlarla aynı puanda ama bir maç fazlaları var. 5. sıradalar ve Adana Demir Spor da kendi sahasında Giresun Sporu yenemeyince 34 puanla 6. sıraya geriledi. Geçen hafta ilk 6 sonrası açılıyor demiştim. İlk 6 belirleniyor gibi demiştim ve bence İlhan Palutu saçma sapan bir şekilde gönderen Konya Spor biraz kendi ayağına sıktı ve bu haftada kendi sahalarında Ankara gücüne kaybettiler ve 27 puanla 7. sırada kaldılar ve ilk 6 sıradan uzaklaşmaya devam ediyorlar.

Düşme hattında Gaziantep Spor yine kaybetti. Sivas Spor'a kendi sahalarında kaybettiler. Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe maçından sonra söylemiş miydim hatırlamıyorum ama Geçtiğimiz hafta Gaziantep'in en büyük düşme adaylarından bir tanesi olduğunu düşünmüştüm. Çünkü uzun süredir maaş alamadıkları çok belliydi. Futbolcular disiplin anlamında büyük sorun yaşıyordu ve bence Fenerbahçe maçlarında çok kötü oynamışlardı. Bu haftada kendi sahalarında Sivas'a yenilmeleri beni hiç şaşırtmadı.

Transkriptin tamamını oku

Salim Manav'ın yazdığına göre Gaziantep Spor'un yeni başkanı olması beklenen ismin Erol Bulut'la çalışmayacağı yönünde bir tweet atmış Salim Manav. Aynı zamanda Sivas Spor kazanınca uzun bir aradan sonra bir sıra yukarı tırmandılar ve böylece Volkan Demirel'in hatayı 17. sıraya kadar geriledi. Ama onların 2 bay haftası geçtiğini ve 18 maç oynayan az sayıda takımdan bir tanesi olduklarını da söylemek lazım. Trabzon spor ve Fenerbahçe karşısında puan alamayan İstanbul spor ve Ümraniye spor dipte kalmaya devam ediyor ve Konya deplasmanında kazanan Ankara gücü de biraz rahatladı ve düşme potasının 4 puan üzerine çıkmayı başardılar. Diyelim ve kronolojik olarak gidelim yine son maç oynayan Fenerbahçe ile başlayalım. Ümraniye spor Fenerbahçe maçını konuşalım. Fenerbahçe Ümraniye deplasmanında zor da olsa kazandı. Aslında tam da Gaziantep maçına benziyor bu maç. Ve derbiden sonra sallanan, demoralize olan, mental olarak sıkıntılı günler geçiren Fenerbahçe için aslında ideal deplasmanlardı bence. Hem Gaziantep hem de Ümraniye. Hatta bence Gaziantep daha da kolaydı. Çünkü Gaziantep'in durumu gerçekten şu anda ligdeki en kötü takım görünümündeler. Ve bence Fenerbahçe'nin

Galatasaray derbisinden sonra ard arda iki maçı deplasmanda oynaması da o kadar kötü bir durum değil. Çünkü iç sahada oynasalardı muhtemelen çok daha baskı hissedeceklerdi. Ve diş geçiremedikleri maçlarda taraftarlar ters de dönebilirdi. Hatta bu maç Ümraniye'ye giden bir kısım Fenerbahçeli'nin yeter artık top oynayın şeklinde tezahüratlar yaptığını da duyduk. O yüzden aslında biraz daha rahat oynayabilmeleri açısından Fenerbahçeli oyuncuların iki deplasman maçına çıkması o kadar kötü değildi.

Ve bu haftalarda Antep ile Ümraniye spor iyi eşleşmelerdi ama Ümraniye'nin Antep'e göre çok daha dirençli bir takım olduğunu da söylemek lazım. Şimdi Ferdi ve İrfan sağ kanadına dönüş vardı. Ben uzun bir süredir Ferdi-İrfan sağ kanadının çok da iyi olduğunu, Jorgessos'un bu ikiliği niye bozduğunu anlamadığımı söylüyordum. Ve Ferdi yine sağ bekte müthiş oynadı haftalardır oynadığı gibi.

Dribblingleri de çok iyiydi. Arka direkte yine iki tane gol engelledi ki Gaziantep maçında da arka direkte bir gol engellemişti, müthiş kesmişti. Samet'in ayağındaki topu kaptırdığı ve arka direğe ilk yarının sonunda kesilen topu çok iyi kesmişti. Ve bu maçta da arka direğe atılan toplarda çok iyi kademeler yaptı iki tane ferdi. Üstelik Ümraniye Spor Teknik Direktörü Recep Uçar aslında orada sol kanatta bir forward oyuncusu olan, center forward oyuncusu olan Bet Daib'i kullanmıştı. İndiler'de Umut Nayır var zaten. Sol açıkta da bir center forward kullandı.

Ben bunu net bir şekilde ters eşleşme yaratmak için yapılmış bir hamle olarak görüyorum. Hem o tarafa hem Umut Nehir hem Betteyp'i gönderip oraya uzun vurulabilir ve Ferdi ile çok net bir boy avantajı olan Betteyp bu topları toplayabilirdi ama bunu uygulayamadılar. Hem de arka direğe kesilen ortalarda Betteyp çok daha uzun kalıp gol yapabilirdi ama Ferdi her seferinde çok doğru yerde durdu ve o planı hiçbir şekilde işlettirmedi Hümraniye Spor adına. Çok iyi bir savunma yaptı, hücumda da zaten neredeyse bütün topları taşıyan Ferdi'ydi. Maçın bence net oyuncusuydu. Ama önünde oynayan İrfan maalesef yine istikrarsız, çok kopuk kopuk bir oyun sergiledi. İlk yarının sonunda böyle Valencia'ya çok iyi bir ortası var.

Valencia onu böyle yarım vole gibi yatarak vurmaya çalıştı ve çok üstten auto attı ama onun dışında sahada genel olarak yok ve ikinci yarının başında da Crespo oyundan çıktı ve 8 numaraya çekildi. Bu geçen seneden beri Fenerbahçeli taraftarların hatta irfan geldiğinden beri Sürekli söyledikleri bir şey, gençler birliğinde Başakşehir'de İrfan Can Kahvezi 8 numaraydı, bizde 8 numara oynamıyor, sağ önünde oynuyor, aslında bizde de 8 numara oynamalı diyorlardı. Ben de buna hiç katılmıyordum yani başından beri. Aksine İrfan Can'ın asla savunma yapmadığını, geri dönüşlerinin çok sıkıntılı olduğunu, 8 numara oynarsa takım savunmasının Problem yaşayacağını hep söylüyordum. Hatta Galatasaray'a geçtiğimizde orada da konuşuruz. Antalya Spor'da Fernando özelinde de böyle çok net bir problem var. İrfan da Fernando'ya benzer bir oyuncu zaten. Bu çok iyi top atıcılar, çok iyi oyun kurucular. Ön tarafta on numara gibi veya kenar oyuncusu gibi kullanıldıkları zaman savunma yapmadıklarında veya top kaybı yaptıklarında çok büyük problem olmuyor. Çünkü arkalarını dolduracak bir merkez ortası oluyor gene. Ama bu oyuncuları direkt geri çekip merkez ortası oynattığınız zaman orada yapacakları bir top kaybı veya yapmayacakları savunma direkt rakip oyuncuları stoperlerle baş başa bırakıyor ve çok daha büyük tehlike oluyor. Ben Irfan'ın savunma disiplinine hiç güvenmediğim için asla 8 numara olabileceğini düşünmüyorum.

Başakşehir'de nasıl oldu derseniz de Başakşehir'de net bir 6 numara ve yanında da Mahmut gibi yine defansı kuvvetli bir oyuncuyla olmuştu. Yani aslında Başakşehir'de 4-3-3 oynuyordu ve en ofansif 8 numara gibi biraz 10 numara gibi yani arkasında yine 2 tane toplayıcı oyuncu bulunuyordu Başakşehir'de de. O yüzden orada böyle iki orta sahadan bir tanesi olarak oynamıyordu. Bence iki orta sahadan bir tanesi olarak oynaması zor Irfan'ın. Üçlü orta sahalarda en ofansif 8 numara veya 10 numara olarak oynayabilir. Ama ikili orta sahalardaki merkez oyuncularından bir tanesi olması gerçekten bence zor. Ve bu maçta da uzun bir aradan sonra denendi.

Dikkat edin, ilk yarıda belki golü bulamamış olsa bile Fenerbahçe'nin çok daha dominant olduğu, hiç pozisyon vermediği, Ümraniye Spor'un rakip yer alana geçmekte çok zorlandığı bir 45 dakika izledik. Ve Fenerbahçe'nin net kaçırdığı pozisyonlar vardı. Ama ne zaman Crespo ki çok kötü oynuyordu ilk yarıda tartışmasız. Ama ne zaman Crespo çıktı, İrfan 8 numaraya geldi, ondan sonra da Ümraniye spor oyuna dahil oldu. Hatta Jorgessos da müsabakayı böyle değerlendirmiş. Basın toplantısında ilk yarı uzun süredir oynadığımız en ilk yarıydı diyor. Hiç pozisyon vermedik. Net 2-3 tane pozisyonumuz var karşı karşıya ama atamadık diyor. Çok haklı bence de. Bilhassa ilk 15 dakika bence Fenerbahçe bayağı iyiydi ama golü bulamadı. İşte henüz baskılı başladı Fenerbahçe ve henüz 13. dakikada Valencia'nın böyle çalımlarla gittiği

Ve kaleciyle karşı karşıya kaldığı bir pozisyon var ve yanında da Fenerbahçeli oyuncu var. Yanındakine verse boş kaleye atacak. Aslında bitirmişti işi ama kaleciyi de çalımlamaya çalıştı. Orada bence çok lakayt davrandı ve bu lakayt az daha puan kaybettirecekti Fenerbahçe'ye. Ama ilk yarıda yani birçok pozisyon bulmasına rağmen atamayan bir Fenerbahçe var. 44. dakikada bu kez çok iyi bir bitiricilik yapıyor. Sağ ayağının dışıyla vuruyor ama bu da offside'tı. Fenerbahçe yine de maçın hakimiydi. Yani çok hata vesaire yapıldı ama en azından çok net bir üstünlük kurmuştu ve arkaya top attırmıyordu. Dikkat edin ne zaman İrfan girdi Ümran Yespor'un rakip yaralanına geçtiğini, arkaya top atabildiğini gördük. Çünkü pres çok zayıflıyor.

İrfan'la birlikte ve Ümraniye Spor'un Gaziantep'e göre daha sert, daha sağlam, daha bir takım olduğunu söyleyebiliriz. Bu ilk 15 dakikadaki Fenerbahçe baskısının ardından da sertliği arttırdılar. Mesela orada Saki'nin İrfan'a yaptığı çok sert bir faal var. Hakem de kart çıkarmadığı için o biraz sertliğe de izin verdi. Onu da söylemek lazım.

Ve ilk yarada Crespo ve Zalai'nin çok top kaybı var. İşte çok top kaybetti genel olarak. Fenerbahçe de çok top kaybetti. O yüzden de belki goller bulunamadı. Ama Crespo yerine İrfan geçtiğinde Ümraniye Spor için biraz daha oyuna ortak olma fırsatı doğdu. Rakip yaralılığını daha çok geçmeye başladılar. Ama bu da Ümraniye Spor'un işine yaramadı. Çünkü Ümraniye Spor'da oyuna ortak olma konusunda çok eksik bir takım.

Yani Ümraniye Spor'un rakip yaralığına geçmesi demek pozisyon üretmekten ziyade kendi kalesinde daha çok pozisyona izin vermek anlamına da geliyor. Çünkü arkadaki kümelenme gevşiyor. Ve aslında birazdan değineceğim. Yedikleri ikinci gol de tam olarak böyle. O gol önemli, üzerine konuşulması gereken bir gol. Crespo ve Zalai demişken Arao'nun da çok top kaybettiğini görüyoruz ikinci yarıda. Bu daha çarpıcı çünkü Aroa basit oynayan, garanti oynayan oyuncu onun bu kadar top kaybı yapmaması lazım. Crespo onun biraz daha önünde oynuyor, biraz daha risk alacak öne paslar denemesi beklenen bir oyuncu ve onun top kaybetmesi, biraz daha fazla top kaybetmesi daha doğal. Ama Ara o kadar temiz oynamaya çalışan bir 6 numaranın bile bu kadar top kaybı yapıyor olması Fenerbahçedeki en büyük problemdi. Genel olarak herkes çok basit top kayıpları yaptı. Mesela 6 ay gidiyor uzun bir degaj vuruyor, rakip kaleciye kadar gidiyor top falan. Topun değerini bu kadar bilmezseniz bilhassa bu çok yorucu olur ki ben ikinci yarıda Fenerbahçe'nin biraz da yorulduğunu da düşünüyorum ayrıca. Çok top kaybeden, bu kadar çok top kaybeden büyük takım olmaz yani. Büyük takım görüntüsünden çıkmıştı Fenerbahçe.

Ve aslında ilginç bir şekilde neredeyse her topu rakibe veren Zalai'nin ama geçmişten çalıştığı çapraz topu atması Fenerbahçe'ye gol olarak, ilk gol olarak yansıdı. O biraz futbolun cilvesiydi. Belki Zalai haftalardır çok kötü, bu maçta da çok kötüydü ama o topu atmayı çok uzun zamandır deniyor ve çok güzel attı, çok isabetli attı. Batshuayi'de müthiş bir kontrol yaptı. Solla yine çok iyi bir çalım ve solla yine vuruş. Çok temiz birleşik hareketlerdi bunlar.

Fenerbahçe adına güzel bir gol ama o golde Gulumac hem offside'ı bozuyor, biraz öne çıksa zaten Batshuayi offside'e düşecek. Çok geriye kaçıyor, savunma çizgisinin çok arkasında Gulumac. Hem de bu kadar offside'ı bozduğu halde bir de Batshuayi'de de yetişmekten çok uzak, çok ağır kalıyor. Ve ilk gol öyle geliyor. 73. dakikada Fenerbahçe'nin ilk golü geliyor.

Ama ondan 2 dakika önce Ümraniye Sporunda çok net bir hata var. Direkten dönmüştü Ceraldo'nun arka direkteki vuruşu hatırlarsanız. O pozisyonda da Samet'ten büyük bir hata geliyor gulu maç gibi. Samet o dakikaya kadar aslında hatasız oynuyordu. Hiç de fena oynamıyordu. Ama Samet'te böyle bir durum var. İyi oynadığı maçta bile çok sakar ve denge problemleri yaşayabiliyor. Top ayağındayken top kayıpları da yaşayabiliyor. Orada aslında kendi kontrolünde olan topu

Yanlış hatırlamıyorsam Avanu'ya kaybetti, bir an dengesini kaybetti ve onun arka direğe kestiği ortada da top Ceraldo'nun önüne düşmüştü ve şutu direktten dönmüştü. Hemen 1-2 dakika sonrası da Zalai'nin ters topu ve 1-0 öne geçti Fenerbahçe. Ben maçın orada kopacağını düşünmüştüm. Aradığı golü bulmuştu çünkü Fenerbahçe ama 77. dakikada basit bir hata Samet ve Zalai'nin arkasına sarkıyor Umut Neyir ki Umut Neyir çok uzun boylu pivot

Özellikle bir forvet ve çok da ağır bir oyuncu. Hani Umut Nayir'i bile bu kadar kolay bir şekilde savunma arkasına sarkabiliyor olması bir problem Fenerbahçe için. Bu bir de sayılmayan golde bir kez daha yaşandı biliyorsunuz. Sarktı savunma arkasına orada Altay'ın da hatalı olduğunu söylemem lazım. Hem çıktı çıktıktan sonra durdu. Çünkü çok dikey bir şekilde çıktı vücudunu yatırmadı. Aslında çıkışını devam ettirip direkt kayarak hamle yapabilirdi. Ama yanlış bir açıyla çıktığı için Umut'un önünde

bir açıyla kaldı ve Umut'un topu kenara çekmesi çalım atmasını sağladı. Yani çok kolay bir çalım yedi Altay orada ve golü de attı Umut Nayır. Aslında kendi koordinasyonunu ayarlayamadı yani Altay o golde. Genel olarak da maçta hem oyunu başlatması olsun hem bu pozisyonlar olsun çok kötü bir Altay vardı.

Maç 1-1 devam ederken uzatma dakikalarında yine aslında Gulumac ve Geraldo sahneye çıkıyor. Şimdi az önce bahsettiğim Ümraniyespor'un rakip yaralana gitmeyi bilmemesi, arkada düzgün durmaması aslında biraz bu pozisyonda ikinci golde ortaya çıktı. Geraldo topu aldı ve hızlı bir şekilde 4-5 kişinin arasına daldı. Orada tabi Zaytas faal falan da yapmaya çalışıyor ama yapamıyor öncesinde. Ve sonra o Samet'le pozisyonu var. İşte ayağına mı basıyor, topa mı basıyor vs. Konuşuluyor. Ben onlara hiç girmeyi sevmiyorum biliyorsunuz. O yüzden hakemle ilgili konuşmayacağım. Hakemle ilgili herkes konuşacak zaten ama esas pozisyonun özüne bakmak lazım. Kim nerede hata yapıyor ona bakmak lazım.

Şimdi siz skoru istediğiniz şekle çevirmişsiniz Ümraniye sporu olarak maç 1-1 ve o pozisyonun öncesinde bir atak engellemişsiniz ama savunmanın şablonu bozulmuş o hatayı engellerken. Yani bir karambol olmuş top sekmiş ve Geraldo'nun önünde kalmış. Geraldo hızla 4-5 kişinin arasına giriyor ve topu kaptırdığı anda savunmasının dağınık yakalanacağını bilmesi lazım bir futbolcunun. Ki Geraldo da çok genç bir oyuncu değil yani belli bir tecrübeye sahip olması gereken, belli bir zekaya sahip olması gereken bir futbolcunun orada o topu alıp da Bodoslam'a 4-5 kişinin arasına gitmemesi lazım. Geraldo topu aldığı zaman rastgele altaya doğru degaj vursa ve herkes yerine yerleşse zaten Fenerbahçe bu maç boyunca yerleşik savunmaya hiç etkili hücum edememiş. Set oyununda çok eksik kalmış.

Zaten Fenerbahçenin sezon başından beri geliştiremediği bir şey bu, yerleşik savunmaya hücum. Ve bu maçta da yerleşik savunmaya hücum edemeyen bir Fenerbahçe var. Dağınıkken, kendi takımı dağınıkken, savunması dağınıkken, Geraldo top kaybetmemenin ne kadar önemli olduğunun farkına varamayacak bir oyuncu ve topu alıp 4-5 kişinin arasına dalıyor. Ve orada topu Fenerbahçe hızlı bir şekilde kazanıp tekrar pasif kimatta hatırlamıyorum çok doğru bir pasta direkt savunma arkasına gönderiyor. Orada yine Gulumac'ın 5 metre geride kaldığını ve offside'ı bozduğunu görüyoruz. Valencia'nın çok önünde. Sonra o kadar önünde olmasına rağmen içeriye çevrilen topu da doğru düzgün kesemiyor ve topu kendi alanına gönderiyor. İnanılmaz ağır bir oyuncu Gulumac. Çok da hantal olduğu için zaten vücudunu çeviremeyip kendi alanına vurdu topu.

Ve Ümraniye spor son 20 dakikada skor koruduğu halde 2 tane boşluk verip 2 tane kontra atak golü yiyor. Yani 2 golü de yerken istediği skorda aslında 1-0-0 da 1-1-1 de. Ve Ümraniye lig sonuncusu Ve son 20 dakikada 2 tane kontra atak golü yemesi kabul edilemez. Yani kenar ortadan yiyebilirsin, set oyunundan yiyebilirsin bu normal. Ama Ümraniye gibi lig sonucusu bir takım 2. sıradaki Fenerbahçe'den beraberlik koparıyorken arkada geniş boşluklar verip kontra atak golü yemesi zaten işte Ümraniye Spor'un neden bu sıralarda olduğunu gösteriyor.

Yoksa mücadele ediyor İmraniye spor. Herkes elinden geleni yapıyor. O konuda bir beis yok ama gerçekten çok kalitesiz isimleri var. Geraldo o topu gidip de 4 kişinin arasına sürmek yerine vursa ve savunma oyuncularının pozisyon almasını sağlasa, herkesin yerleşmesine izin verse Fenerbahçe'nin gol atması gerçekten, yerleşik savunmaya gol atması gerçekten zordu.

Sonuçta Ümraniye Spor'a ve Umut Nayir'e biraz yazık olduğu kendi emeklilerinde ama gulu maçla bu ligde kalmak, bu kadar kötü stoperlerle kalmak zor. Bir önceki Fenerbahçe maçında da biliyorsunuz Gaziantep Spor'da Ertuğrul'un büyük hataları vardı. Bu maçta da gulu maçın büyük hataları var. Genel olarak ligimizde bir stoper kalitesiyle ilgili büyük bir problem var. Ben hep ligin en kötü pozisyonunun stoperler olduğunu söylüyorum. Zaten bu transferlere de yansıyor, hep söylerim. Takımlarımız 100 transfer yapıyorsa 80 tanesini hücum oyuncusu, 20 tanesini savunma oyuncusu yapıyorlar. Genelde 3 milyon eurosu varsa 2 milyon, 2,5 milyon eurosuyla forvet alıyor. İşte 500 bin eurosuyla stoper alıyor. Orada zaten çok net bir kalite farkı doğuyor böyle olduğu zaman ve Fenerbahçe'nin 2 forveti de, 2 center foru da

Özellikleri bakımından, rakip stoperlere çok baskı uygulayan ve onları çok hataya zorlayan stoperler. Yani hatırlayın Ertuğrul'un hatasında Valencia hemen dibinde bitiyor ve Boşkale'ye golü atıyor. Bu pozisyonda da yine Valencia boş alan kovalıyor. Gulu maçın offside'i bozmasını değerlendiriyor. İçeriye çeviriyor ve gulu maça hata yaptırıyor. Yani Valencia ve Batshuayi'nin fizik gücünün hakkını vereyim. Fizikleriyle çok zorlayan forvetler. Ama yine de bizim ligin savunma oyuncularının biraz zorlandığı zaman hataya ne kadar meyilli olduğunu, ne kadar ağır kaldıklarını da bu iki maçta görüyoruz. Ligimizde yine stoper zaafı zaten hep söylediğim bir şey. Ve bu maçta öne çıkan detaylardan bir tanesi de Arda Güler'in süre almaması oldu. Maçın yani ben 84'te falan yani son olarak

Yine de oyuna girmesini bekliyordum Arda Güler'in. Hadi 70'te almadı falan ama 84'te 4. değişikliği yaptığında onun da birlikte girmesini bekliyordum ama o değişikliği yapmadı. Ve bu konu kendisine basın toplantısına sorulduğu zaman Jörg Jesus ilginç bir açıklama yaptı. Teknik direktör olarak belli kararlar vermem gerekiyor. Bugünkü maç özelinde söylemem gerekirse bugün Arda girmedi. Çünkü Kanat'ta Emre Mor gibi hızlı bir oyuncunun girmesinin bize daha faydalı olacağını düşündüm. Çünkü Emre Mor topla birlikte çok hızlı kenarlarda. Birebiri çok hızlı oynayabilen oyuncu. Dolayısıyla bu farklı özelliğinden dolayı bu maçta onu tercih ettim ki Mour, zaten Emre Mour bugün Valencia'ya bir asist yaptı. Aynı zamanda özellik anlamında da süratini sahaya yansıtmayı bildi. İki kanatta Rossi ve Emre Mour'un süratinden faydalanmak istedik. Bir yandan haklı ama bir yandan da takımın bu kadar yaratıcı oyuncuya ihtiyacı varken de daha çok Arda görmek istiyorsunuz yani. Burada bölümümüze kısa bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Beşiktaş'ta Kayseri deplasmanındaydı ve Kayseri'de de transfer yasağı var. Ama ona rağmen de tek tük oyuncu kaybettikleri de oluyor. Yani çok oyuncu gitmiyor ama böyle ufak tefek geçen yazda 1-2 oyuncu kaybetmişlerdi. Bu devre arasında da Mustafa Pekdemek Eyüp Spor'a gitti ve Beşiktaş'a karşı da Center Forces çıktılar. İlhan Parlak var ama o da yedekti. Zaten fiziksel olarak biraz fazla kilolu gözüküyor. Yaşı da çok geldi onun. Ve bir diğer forvetleri Gavronovic de sakat. Böyle olunca da Gökhan Sazdağ ile oynadılar en ileride. Gökhan Sazdağ bir orta saat kanat oyuncusu. O da Fenerbahçe altyapısındandır hatta. Beşiktaş'ta da arayışlar vardı. Kayseri Spor'un forvetsiz orta saat ağırlıklı ilk 11'leri karşısında. Beşiktaş'ta da Salih Cedson orta ikilisinin önüne bir de 10 numarada Redmond ile çıktı. Bu aslında oldukça ofansif bir ortasa. Kenarlarda Tayfur ve Mulaka'yı gördük. İleride de Cenk vardı. Ve çok iyi oynamasa da Beşiktaş kazanma alışkanlığını sürdürdü. Bir şekilde kafasını suyun üzerinde tutabiliyor. Eksik maçında kazanırsa 3. sırada göreceğiz Beşiktaş'ı. Tabii Redmond'un müthiş bir golüyle başladı Beşiktaş ve Redmond'la ilgili de hep bir şey var yani İngiltere'de de bu vardı. Yani yetenekleri çok yetenekli olduğu biliniyor. İki ayağıyla da iki tarafa da dribbling yapabiliyor. İki kanatta da oynayabiliyor. Merkezde 10 ofansif ortası olarak da oynayabiliyor. Hani çok versatil bir oyuncu.

Çok pozisyonda oynayabiliyor ama sürekli yerinin değişmesi, bir sağ kanat, bir sol kanat, bir orta sağ vesaire görmemiz de sanki onu böyle Beşiktaş'ın ilk 11'ini adapte etmekte bir problem yaratıyor. Yani oyuncunun çok pozisyonda oynayabilmesi bir artı ama her hafta başka bir pozisyonda oynaması da onun takıma adaptasyonunu bence biraz geri düşürüyor diye düşünüyorum. Bunu bu arada basın toplantısında Sabah Gazetesi Beşiktaş muhabiri Ogün Şahinoğlu da sordu Şenol Hoca'ya. Şenol hocanın açıklaması da güzeldi.

Bunları yaşıyoruz yani işte Arayışlarımız var orta sahada, açıklarda, forvette Bazı oyuncular belli zaten yani şimdi sağ bek, sol bek diyelim orta sahaya bakıyorsun işte Defans kaleci Daha bir 11'i 7-8 tanesini böyle sağlamlaştırsam Ondan sonra rahat konuşacağım sizinle yani şu anda Susmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum ama Bugün iyiydi Aslında Şenol Hoca da yıllar önce Pep Guardiola'nın yaklaştığı gibi yaklaşıyor konuya. Hani Redmond'un yapabilecekleri yüksek ama onu bir görüyoruz bir göremiyoruz. Hatırlarsanız Pep Guardiola Manchester City'nin başında Redmond'a karşı oynadığı bir maçtan sonra Redmond'un yanına gidiyor, onun boynuna sarılıyor ve hararetli bir şekilde bir şeyler konuşuyordu. Daha sonra kendisine ne konuştuğu sorulduğunda da, Redmond'a özel olarak çok iyi bir futbolcu olduğunu, bir önceki Manchester City maçında müthiş oynadığını, fakat bu maç nedense kötü oynadığını ve niye bu istikrarı yakalayamadığını sormuş. Ve bunu çok hararetli sormuş. Sen müthiş yetenekli bir adamsın, bu kadar istikrarsız olmaya hakkın yok gibi. Hesap soruyordu aslında. Komik bir videoydu. Baya da İngiltere'de de çok bilinen bir video ve Redmond Beşiktaş'a geldiğinde de herkes paylaşmıştı zaten. Aslında yani Pep Guardiola'nın yaşadığı siniri Şenol Hoca da biraz yaşıyor haliyle. Çünkü Redmond'un bir günü bir günü tutmuyor işte. O gole atabilen oyuncudan çok daha istikrarlı bir performans bekliyorsunuz. Ama istikrar demişken Cesso'nun bir istikrar yakaladığını ve son haftalarda oldukça etkili olduğunu söylemek lazım ve bu zemine rağmen, Kayseri'nin zemini çok kötüydü. Maçta çok dominant bir oyun sergiledi Jetson. Masuaku da yeniden kafasını futbola çevirmiş gibi gözüküyor ve o da oldukça iyi oynadı. Masuaku biliyorsunuz Şenol Hoca gelmeden önce son maçlarda gerçekten hayalet gibiydi. Çok kötü maçlar çıkarıyordu Valerian İsmail döneminde. Şenol Uca'yla da benzer başladı. Hatta Umut falan oynadı. Ama sonradan Masuak tekrar formasını geri aldı ve şimdi tekrar kafasını futbola vermiş gibi gözüküyor. Ama Rosie henüz tam öyle değil. Rosie'de biraz dağınıklık var. Bu maçın da sonunda çok gereksiz bir kırmızı kart gördü. Tabii kendisine pozisyon öncesinde dirsek atıldığı doğru orada biraz da sert, can acıtacak bir dirsek o. Ama yine de böyle bir karşılık vermemesi gerekiyor.

Beşiktaş'ın ikinci golünde, Salih'in attığı golde de yine değinmek istediğim bir konu var. Carlos Mane, Kayserispor'un sol kanat oyuncusu, aslında oraya kadar geliyor cezasahasının içinde ve havadaki topa sıçrıyor. Kafayla vursa, topu kolaylıkla uzaklaştırabilecek konumdayken, Salih'in kendisine çok küçük dokunmasını seziyor ve kendisini yere atıyor kendi cezasahası içinde. Kendi ceza sahası içinde bir faal alsa hiçbir faydası yok. Yani kendi ceza sahası içinde faal almış ya da kafayla topu taça vurmuş. Orada bu kadar kolay bir müdahalede faal almaya çalışmak yerine topu kafayla vursa top gidecek yani. Tıpkı Geraldo'nun Ümraniye Spor Fenerbahçe maçında yaptığı büyük hata gibi çok gereksiz

Yani büyük hata demeyim de çok basit bir hata bu. Maalesef bizim ligimizdeki kanat oyuncularının sadece hızlı olmasına bakılıyor. Oyun zekasına hiç bakılmıyor. Ve Carlos Mane'ye Kayserspor geçen senenin başında 1 milyon euro bonservis verdi. Genç desen genç de değil. 27-28 yaşında Carlos Mane. Ve 1 milyon civarı da maaşı var. Çok ciddi maliyetli ve çok yetersiz bir oyuncu aslında.

Hatta geçen sene hatırlıyorum Hikmet Karaman kendisini oynatmadığı için tribünlerde bayağı küfür ediyordu. Hikmet Hoca'ya bayağı tepki geliyordu. Nasıl oynatmazsınız der gibi. E işte oynadığı zaman da görüyoruz. Gerçekten oldukça yetersiz bir oyuncu ve Kaiserspor'a boşu boşuna transfer yasağı vermiyorlar. Gerçekten senelerdir yaptıkları transferler çok çok kötüydü. Ve transfer yasağı aldıkları sezonda aslında en iyi sezonlarını çıkarıyorlar. Yani transfer yasağı yokken düşmemeye oynuyorlardı. O kadar kötü transferler yapıyorlardı ki o kötü transferler onları kümede tutma yarışında falan oynatıyordu. En geride kalıyorlardı. Transfer yapamadıklarında ise takımı batıramadıkları için

Orta sıraların üzerinde bir kayseri sporu görüyoruz. Daha iyi durumda bir kayseri sporu görüyoruz. Bu da aslında işin ne kadar komik bir durumda olduğunu da gösteriyor. Beşiktaş'ta farklı gündemler de vardı bu arada bu hafta ve Woodweghorst biliyorsunuz Manchester United'a gitti. Sky Sports'a yaptığı açıklamada Beşiktaş'ta antrenmanlardan memnun değildim gibi bir şey söylüyor. Tabii bu çok da çarpıtıldığını da gördüm ben. Tam öyle de demiyor.

Beşiktaş'ta memnun olmadığım bir antrenmandan sonra Manchester United beni aradı diyor. Orada isterseniz bir dinleyelim. Evet, akşamdaydım ve zaten çok geçti. Agentimle biraz mesaj atıyordum. Çalışma sesinde çok mutlu olmadığım için. Gerçekten biraz şaşırdım. Küçük çocuğumla yatağımda yatıyordum. Ondan sonra bu telefonu vermeye karar verdi. Bu doğru bir andı, çünkü zaten çok uzun zamandır oynuyordu. Ama bana söylemedi. Şimdi çok uzun zamandı. Çok iyi görünüyor. Bana bunu söylemek için güveniyordu.

Bu konuyu unutmayacağım açıkçası. Orada Vegos'un da bu eleştirisi baya gündem oldu. Yani Vegos zaten buraya Premier Lig'den gelmişti. Premier Lig'le Türkiye Süper Ligi arasında bir antrenman kalitesi farkı olduğunu da zaten 2 Lig'deki temponun, 2 Lig'deki fizik kalitenin çok net bir şekilde gösterdiğini düşünüyorum ben.

Ama Vegos için de zor günler başlıyor. Tabii çok daha yüksek bir seviyeye çıktı ve Arsenal'e son dakika golüyle kaybettiler geçtiğimiz hafta sonunda. Ve Piers Morgan'ın ağır tepkisine maruz kaldı kendisi. Piers Morgan biliyorsunuz Dünya Kupası'ndan önce Cristiano Ronaldo ile The Sun'da röportaj yapmıştı ve bu röportajdan dolayı da son derece ünlendi İngiliz basında da, Dünya basında da. Ama yani orada Piers Morgan'ın da çok acımasız olduğunu düşünüyorum. Sonuçta Arsenal ligin zirvesinde ve orada son dakika golüyle kaybetmiş olmaları öyle çok da yangın yapacak bir durum değil. Ve eleştirisini şöyle açıklıyor Piers Morgan. Elinde Cristiano Ronaldo gibi tarihin en iyi centre-foru varken onunla Ego Savaşı'na giren Ten Hag onu gönderdi ve yerine Avustralya Sosis'i aldı diyor Wegorst için. O da çok popülist bir söylem açıkçası. Kusura bakmasın Piers Morgan.

Yani Cristiano Ronaldo evet bir dönem tarihin en iyisiydi, en iyilerinden bir tanesiydi. Kabul ediyorum. Tarihin en iyisiydi sözünü kabul etmeyeceğim ama tarihin en iyilerinden biriydi. Enfondo döneminde. Kabul. Ama o zaman Wayne Rooney'i de döndürelim Manchester United'de oynasın. Yani Solskjaer'de oynasın. David Beckham'da oynasın. Yani Cristiano Ronaldo'nun son dönem performansının hiç de en iyi klasmanına sokulabilecek bir performans olmadığı bence çok ortadaydı.

Biraz yalakalık gibi olmuş. Kusura bakmasın yani bu yorum biraz acımasız bir yorum. Hem Tenhak için hem de Wegorst için diye düşünüyorum. Biraz zirvenin diğer takipçilerine de değineyim. Kronolojik olarak zaten geriye doğru gidiyoruz. Başakşehir Kasımpaşa deplasmanında kaybetti ve bence

En az 2 penaltısı verilmedi Kasımpaşa'nın. Hakemler açısından da bence felaket bir hafta oldu. Tabi herkes Fenerbahçe ve Galatasaray maçında yaşananları konuşuyor hakemler özelinde ama diğer maçlarda çok daha çarpıcı hakem hataları vardı. Kasımpaşa'nın 2 tane penaltısının verilmemesi ve Adana Demir Spor Giresun Spor maçında Giresun Spor 1-0 öndeyken çok çok net bir penaltısı verilmiyor. VAR'a da çağrılmıyor ve daha sonra da korner olmayan bir pozisyonda korner kullanıp devamından gol atıyor Adana Demir Spor.

Trabzonspor'un yine İstanbul sporu net bir şekilde yani Dimash'ta Yusuf'un rakip oyuncunun Aşil Tendon'la basması var. O pozisyonda sarı kart çıkıyor ve Vardan çağrılmıyor. O da çok çarpıcıydı. Ama Trabzonspor'un da net bir galibiyet aldığını söyleyelim yani.

Galibiyetini engellemezdi Trabzonspor'un. İstanbul Kup Sporu karşısında çok net üstündü Trabzonspor ve Yusuf'un da aylar sonra nihayet biraz daha form tutmuş, biraz daha güçlü bir Yusuf olarak sahada olduğunu da söyleyelim. Golünü de attı zaten ve 4-0 kazandı Trabzonspor'da. Ve son olarak da Cuma gününe lider Galatasaray maçına geçelim. Antalya Spor'da Fernando yoktu, cezalıydı. Ve Antalya Spor, Fernando'nun yokluğunda aslında daha dirençli bir orta sahayla mücadele etti ve ben bunu bekliyordum. Maç önünü yaptığım yayınlarda bahsediyordum. Fernando'nun olmaması daha dirençli bir Antalya Spor'u izlememizi sağlayabilir demiştim. Ve Okan Hoca da maç sonunda buna değindi basın toplantısında. Cezalı oyuncuların yokluğu daha dirençli bir Antalya Spor'u görmemizi sağladı dedi.

Fernando çok yetenekli, çok etkili bir oyuncu. Az önce de bahsettim. İrfan Can gibi diyebiliriz. Çok iyi bir top atıcı ama asla savunma yapmıyordu ve onun yerine oynayan oyuncular daha güçlü bir Antalya Sporu orta sahası yarattı ve Galatasaray orta sahası Torreira'lı, Oliveira'lı, Mertens'le o çok kaliteli orta saha uzun bir aradan sonra aslında bu kadar domine edemediği bir maç oynadı. Zorlandığı bir maç oynadı diyebiliriz. Ama Galatasaray'ın ilk yarıdaki baskılı ve etkili oyununu esas Antalya Spor'un yeni kalecisi Halton durdurdu, onu da söylemek lazım. Saşaboy'un şutunda yaptığı kurtarış belki de sezonun kurtarışıydı, yani inanılmaz bir top kurtardı. Abdülkerim'in bir kafası var, onu çok iyi çıkardı. Ve devreye 0-0 beraber gitme konusunda Halton'un çok çok büyük bir payı vardı. Ama ilk yarı boyunca bence Galatasaray hücumcularının da o baskıyı sonuca çevirememekle ilgili bazı tercih hataları oldu.

O tercih hataları da ilginç bir şekilde Icardi'ye gol attırmaya çalışmakla ilgili diye seziyorum ben. Maçı izlerken öyle düşünüyordum. Maç sonu açıklamalarında bence daha daha yuka çıktı bu durum. Kerem Aktürk'e direkt olarak Icardi'ye asist sözü vermiştim dedi ve bu maçta sürekli Icardi'ye pas atmaya çalıştığı çok bence belliydi. Hatta ilk yarıda bir pozisyon var. Ön direkte Olivera çok daha boşken arka direkte çok daha zor durumda olan Icardi'ye pas çıkarmaya çalıştığını, orta kestiğini de görmüştük. Ama asisti de yaptı 2. yarının başında. Çok iyi bir orta kesti ve Icardi de müthiş bir kafa vuruşuyla golü yaptı. Maç sonuda ben Okan Hoca'ya bir soru sordum basın toplantısında. Icardi'yi biraz daha geride kullanıp pas kabiliyetinden yararlanmayı da düşünüyor musunuz? Evet çok iyi bir kutu golcüsü ama derbide de gördük. Geriye gelip de pas dağıtımına destek verdiğinde de çok çok iyi bir passer aynı zamanda. Yani çok iyi bir bitirici olduğu kadar da çok iyi de bir passer.

Onu o şekilde kullanmayı düşünüyor musunuz dedim Okan Hoca'ya. Evet biraz daha geriye gelip top alıp yüzünü rakip kaleye dönmesini istiyorum. Biraz daha fazla topla buluşmasını istiyorum. Bu konuda da kendisiyle konuşuyoruz dedi Okan Hoca. Ve dedi ki bir dönem takım arkadaşlarının Icardi'ye hazırladığından daha fazla Icardi onlara pozisyon hazırlıyordu dedi. Hani bu belli ki takım içinde konuşulan bir şey ve

Galatasaraylı diğer oyuncular Icardia borcunu ödemeye çalışıyor belli bu. Ama bu da ilk yarada Galatasaray'ın baskısını gole çevirememe konusunda bence önemli bir faktördü. Umarım borçlarını ödemiş hissediyorlardır ve daha doğru bir oyun oynamaya çalışırlar sonraki maçlarda. Hatta biliyorsunuz Icardi bir önceki maçta 4-0'lık Hatay maçında gol atamamıştı. Ve pas alamadığı için de biraz trip atıp direkt maç biter bitmez soyunma odasına gitmişti. Hani bu trip de belki Galatasaraylı diğer hücum oyuncularını biraz asiste zorlamıştır. Ama yine de çok mantıklı olmadığını söylemem lazım. Onun dışında Kerem'le ilgili de bir şey söylemek istiyorum. Kerem'in çok eleştirildiğini görüyorum Galatasaraylılar tarafından sosyal medyada.

Evet tercih hataları oluyor, ne bileyim pas hataları, top kontrol hataları, vurmak yerine çalım atmak gibi karar hataları olabiliyor. Ama Kerem inanılmaz dinamik bir oyuncu ve çok zorlayan bir oyuncu. Rakibi çok zorlayan, çok isteyen bir oyuncu. Herkes 3 kere deniyorsa Kerem 13 kere deniyor ve bu da yani 3 kere hata yapıyor. Belki 4. de yine Kerem orada yine vuruyor. Yine bir asist, bir gol vs. şeklinde sürekli bir hücuma katkı halinde ve güçlü bir karakteri var. Asla sorumluluk almaktan korkmuyor. Üç kez üst üste hata yapsa bile dördüncüde yine ısırıyor, yine istiyor. Çok iştahlı bir oyuncu olması da bence Galatasaray hücumunu çok zenginleştiriyor ve dinamik hale getiriyor. Bir dönem Tuncay Şanlı'nın Fenerbahçe'de böyle olduğunu düşünüyorum ben ve bence Galatasaray hücumu için çok değerli bir oyuncu Kerem Akturkoğlu.

Hatta Arda Turan'la iyi arkadaş olan arkadaşlarım var. Kendileri böyle birlikte yiyip içiyorlar. Bir masada konuşurlarken Arda Turan'ın şöyle beğendiğim bir yorumu olmuş. Geçmiş yıllarda Belhanda biliyorsunuz sürekli eleştiriliyordu. Arda Belhanda ile ilgili şunu söylüyor. Bir Galatasaray futbolcusu, Fenerbahçe futbolcusu neyse bir büyük takım futbolcusu ne olursa olsun önce yürekli olacak diyormuş Arda. Önce cesur olacak.

Önce sorumluluk alacak, toptan kaçmayacak, rakip savunmacının arkasına saklanmayacak. Belhanda'nın bir numaralı özelliği sürekli sorumluluk alması, sürekli cesur olması, işler hiç iyi gitmese bile sürekli top almaya devam etmesi diyormuş Arda. Ve Arda çok beğeniyordu Belhanda'yı, çok seviyordu zaten hep söylüyor da. Kerem'de de benzer bir karakter var. İşler ne kadar kötü giderse gitsin Kerem'in kaytardığını, sorumluluk almaktan kaçtığını asla görmüyorsunuz ve sürekli zorlayan bir oyuncu. O yüzden ben Galatasaray'da Kerem'in çok değerli olduğunu biraz haksız eleştirildiğini düşünüyorum. O yüzden bu konuşmayı yapmak istedim. Ben de eleştiriyordum kendisini. Ortayla asist yapamıyor diye çok eleştiriyordum. Yani çok fazla gole ve dikine gitmeye çalışıyor. Kaliteli bir kenar ortasını çok az görüyoruz diyordum. Ve bu maçta da çok kaliteli bir kenar ortası yaptı. Ve bu şekilde asistini de yaptı. O da ayrıca güzel. Ama Galatasaray'da eksikler de var. Bir tanesi duran toptan yenen gol. Orada tabii ki offside itirazı vs. yapılacaktır. Gördüğüm o pozisyonları da. Offside'daki Nakajima, Sashaboy'u engelliyor vs.

Ama zaten Adriano'yu, Luis Adriano'yu alan oyuncu Saşaboy değil. Saşaboy orada yetişmeye çalışıyor Luis Adriano'ya ve Luis Adriano Antalya Sporu'nun en uzun centraforu yani en net tehdidi Antalya Sporu'nun duran toplarda Adriano ve Stopperler. Yani Adriano'nun bu kadar boş bırakılması hiç sağlıklı değil. Yani Nakajima Sashaboy'u bozmasa bile, Sashaboy'un Adriano'nun kafasını engelleyememe ihtimali var o pozisyon dikkatli izlerseniz. Hem de oldukça var. O kadar boşta, Adriano'nun tek başına yükselip de o kafayı vurmasını daha uzun boylu stoper oyuncuları falan engellemesi lazım. Yani ya Victor Nelson'un, ya Abdülkerim'in veya Icardi'nin.

Orada birebir eşleşmesi gerekiyordu bence Adriano ile. Orada çok kolay vurduruldu o pozisyon. Offside olup olmamasından ziyade kolay boş bırakıldığını da söylemek lazım. Basit bir duran top golü bence Galatasaray adına yendi.

sonra da hemen ardından Saşaboy'un sağdan bir ortası ve yine kutuya koşu atan Sergio Oliveira'yı görüyoruz ve Sergio Oliveira orada kötü de vursa oraya gitmesi golü getirdi. Sergio Oliveira'nın sürekli oraya gittiğini her hafta söylüyorum. Yani kutuya koşu atan bir merkez orta sağ oyuncusunun daha katılması Galatasaray'ın kalabalık hücum etmesini sağlıyor ve ikinci golde öyle geldikten sonra Galatasaray iyi savundu. ve maçı da almasını bildi. Ve bu maçla birlikte bu haftanın da sonuna gelmiş olduk. Dört büyükleri değerlendirdik. Süper Lig'de genel bir özet yaptık. Gelecek hafta yine Süper Lig'in gündemini ve başka sporların gündemini değerlendireceğiz. Bu hafta diğer sporları değerlendiremedik. Ama gelecek hafta yeni konularla tekrar karşınızda olacağım. Görüşmek üzere. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)