
6.662 kelime · ~33 dk okuma
Trendspor'dan herkese merhabalar. Derbi haftasındayız. Galatasaray ve Fenerbahçe hafta içi oynadığı Ankara gücü ve Antalya spor maçlarını kazandılar. Ve pazar akşamı Fenerbahçe kendi sahasında Galatasaray'ı ağırlayacak. Süperlikte bu haftaya kadar sezonun en önemli maçı oynanacak.
Bu bölümde bir değişiklik yapacağız ve programı baştan sona Olcan Akça ile birlikte değerlendireceğiz. Hem Galatasaray'ın Ankara gücü maçını konuşacağız hem de hafta sonu oynanacak Fenerbahçe Galatasaray derbisini Olcan Akça ile birlikte değerlendireceğiz. Oğuzhan selamlar, hoş geldin. Abi selam, çok teşekkürler öncelikle davetin için. Muhtemelen beraber konuşabileceğimiz en özel maçlardan birinde bu kayıdı gerçekleştiriyoruz. Benim için de mutluluk verici. Tekrardan teşekkürler.
Biz teşekkür ederiz. Bu bölüm biraz özel bir bölüm oldu. Normalde konukları böyle bilgisi olduğu spor sekanslarına davet ediyordum. Bu bölümde ikimiz birlikte yapacağız başından sonuna kadar. Hem Galatasaray'ın hem Fenerbahçe'nin bu hafta iç oynadıkları Ankara Gücü ve Antalya spor maçlarını konuşuruz. Hem de hafta sonu oynanacak maça bir ön bakış yaparız diye düşündüm. Hangi takımla başlayalım?
Abi ev sahibi sensin o yüzden Galatasaray'la başlayabiliriz bence. Peki, son maçı da Galatasaray oynadı. Ne diyorsun maçla ilgili olarak? Valla Ankara gücünün sanki daha ağır bastığı bir mücadeleydi ama işin Galatasaray tarafında, dün Twitter'da da yazma ihtiyacı duydum. Ev sahibi olduğu maçlarda özellikle bunu Galatasaray'da çok fazla hissediyorum. ikinci yarı başladığı andan itibaren o ilk 15-20 dakika tüm o görkemli Galatasaray, o pres gücü vs. sanki oyuncuların devre arasında alınmış da sahaya atılmış gibi bir hissiyat yaratıyor bende. Neden bu oyun düşüşü oluyor? Bunu aslında birçok noktada inceleyebiliriz. Sanırım birincisi kadronun belirli kısımlarındaki yaş durumu. Operası sonuçta en iyi rahatta Mertens ve Gomis ile başlattığınızdan dolayı onların da düşüşü diğer oyunculara göre biraz daha erken oluyor. İkincisi, yani belki çok fazla diğer yıldız oyuncuların gölgesine konuşulmuyor ama Sergei Oliviera'nın bu takım için ne kadar önemli olduğunu, eksik olduğu her maçta gördüğümüzü düşünüyorum. Toreira'da olmayınca geriden top çıkaramadığı zaman Galatasaray, oradaki bağlantıyı da Sergio Oliveira gibi sağlayabilen bir oyuncu olmadığında tüm oyun kurulumu dün neredeyse Abdülkerim Bardakçı'ya kaldı geriden kurulduğunda. O yüzden Galatasaray toplu oyunda gerçekten çok çok zorlandı. Rashid Sever o bir şeyler yaratsın kanattan diye diye açıkçası maçın geçtiğini düşünüyorum ve Ankara gücünden böyle bitiricilik tarafında ve bas oyununda bir tık daha kaliteli bir takım olsa bence Galatasaray'a çok daha büyük sorunlar yaratabilirdi. Ama özet olarak Galatasaray merkezinin ana oyuncularının takım için ne kadar önemli olduğunu gördüğümüz bir akşam oldu bence.
Katılıyorum. Bu arada Galatasaray'la ilgili bu hafta içinde bir istatistik bakmıştım Oğulcan, İnstituttan. Veri şuydu, Süper Lig'de bu haftaya kadar, oynanan haftaya kadar en çok top rakipteyken baskı yapan takım olarak gözüküyor Galatasaray. Bunu da şöyle istatistiğe düşürmüşler. Top rakipteyken geçen bir dakika boyunca kaç kez ikili mücadeleye giriyor veya kaç kez pası kesiyor, kaç kez pas kesmeye teşebbüs ediyor falan. dakika başına 9.1 ile zirvede Galatasaray vardı. Yani rakibi oynatmamaya çalışma ve rakibe temas etmeye çalışma konusu. Bu tabi ki çok yorucu bir şey ve bunu böyle Gomis gibi, Mertens gibi, Dibua gibi belli bir yaşın üzerinde oyuncularla yaptığın zaman belli haftalarda ve maçın belli bölümlerinde bence yorgunluk oluyor.
Bir de Galatasaray'ın çok fazla sakat ve hastalık yaşadığını söylemek lazım bu Dünya Kupası arası döneminde. Mesela bence Galatasaray Dünya Kupası arasını çok kötü geçirdi. Çünkü Dünya Kupası arasını en iyi geçirmesi gereken oyuncular, mesela Frederic Missio, ligde yeterince süre alamamış, Dünya Kupası arasındaki maçlarda bol bol oynayabilir. Hiç oynayamadı, çok ağır bir hastalık geçirdi mesela. Ve hiç oynayamadığı için dün de berbattı Missio. Yoruldu bitti zaten son dakikalarda çıkmak zorunda kaldı. Ki en önemli özelliği tempo adamın aslında yorulduğunu görüyorsun. Dibua için de aynı şey geçerli. Fransa milli takımıyla birlikte olamadığı, dünya okbasına gidemediği, tam böyle fizik olarak toplayacağı dönem o da hazırlık maçlarında yeterince süre alamadı. Şimdi Galatasaray ile Fenerbahçe'yi birlikte konuşalım mesela. Ben de sana şeyi soracağım. Bence Dünya Kupası arasında Fenerbahçe inanılmaz iyi geçirdi. Fiziksel olarak da, hazırlık maçları olarak da daha iyi geçiremezdi diye düşünüyorum. Çünkü ne zaman Fenerbahçe hazırlık maçı izlesem 4 atıyordu Fenerbahçe'ye. La Liga takımına da atıyordu, Alanya'ya da atıyordu falan. Mükemmel bir devre arası. Ama Dünya Kupası'dan sonra ilk şey, Trabzon maçı mesela tutuk bir Fenerbahçe gördüm. Hatay maçı tamam 4-0'luk bir galibiyet, net bir galibiyet ama o maçın da bence başında biraz daha sıkıntılıydı. Dünyokpas öncesi Fenerbahçe'ye göre diyorum. Antalya deplasmanında yine biraz sıkıntılıydı bence. Hem Galatasaray'ın hem Fenerbahçe'nin derbiye çok hazır girmediğini düşünüyorum ben. Hadi Galatasaray'ın mazereti var işte çok hastalık oldu, sakatlık oldu, Dünya Okupası'na gidenler falan derken hazırlık maçlarında çoğunlukla gençler oynadı, baranlar falan oynadı ama Fenerbahçe niye sence düştü Dünya Okupası öncesine göre? Biraz daha bir düşüş var sanki değil mi? Abi o çok bariz bence. Lig maçlarında özellikle bulunanın sebeplerinden birini nasıl Galatasaray tarafında Olivier olarak söylediysem Lig maçında da Ener Valencia olarak Fenerbahçe'deki eksiklik olarak söyleyebilirim. Diyebilirsin ki hazırlık maçlarında da Ener Valencia yoktu. Ama ben o hazırlık maçlarını biraz daha şey olarak görüyorum yani oyuncuların lig müsabakaları öncesinde yerlerini garantilemek için her şeylerini verdiği
ve rakip takımlarının da çok fazla rotasyon yaptığı, Fenerbahçe'nin çok fazla rotasyon yaptığı olunca ciddiyeti sanki bir nebze daha az olan maçlar olduğundan dolayı ne kadar yol gösterici olabilir bizim için emin değilim. Hazırlık maçları tarafını ben şöyle beğendim. Aslında ne kadar iyi bir hazırlık dönemi olduğunu şuradan görebiliyoruz. Seçilen rakiplerin bile hep Farklı ama belirli oyun tarzları vardı. İşte Villarreal ve Allianz Sport ne olursa olsun sürekli topu yerden oynayan, pas konusunda inanılmaz takıntılı ekipler. Fenerbahçe bu tarz bir takımı seçebilir. Çünkü ana hem hücum hem savunma gücü press yapması Fenerbahçe'nin. Bu mantıklı. Raya Buakano gibi alt sıra takımı oyunu daha çok sertleştiren ve daha çok kapanan bir ekiple oynadı. Bu set hücumları için iyi bir deneme olabilirdi.
Salernitana da yine seria ekibi ve yine çok sert bir ekip ve Fenerbahçe'nin en sert geçen hazırlık maçıydı. Fenerbahçe o maçta mesela üçlü denedi. Aslında birçok farklı kombinasyonu, birçok farklı rakibi test edebileceği bir dönemdi. Ama iş lige geldiği zaman şöyle bir şey var. Ligdeki takımlar ama hazırlık maçlarındaki takımlara göre böyle daha muhafazakar oynayan, topu çok fazla sevmeyen ve iş büyük bir takım olduğunda karşına gelen, sadece birkaç tane oyun planı yaratabileceğin bir noktaya doğru evriliyor. Trabzon spor maçını Antalya ve Hatay maçından biraz daha fazla ayırıyorum çünkü o iki takımın da birbirini tarttığı bir müsabakaya dönebiliyor kimi zaman.
Ama Hatay ve Antalya spor maçlarının ortak özelliği, Fenerbahçe'nin taktiğinin artık biraz daha çözüldüğü bir noktaya doğru geldi. O da şu, savunma arkasına atılan toplar. Keza bunu George Jesus da kabul etti. Basın toplantısında söylemişti bunu. Bizim bir oyun planımız var ve bu oyun planını uygularken de aldığımız bir risk var. Rakiplerimiz eğer bunu kullanabiliyorsa, kullansınlar. Ama biz oyun tarzımızdan vazgeçmeyeceğiz diye. Trabzonspor ve Abdullah Avcı, maç sonrasında yayınladığı videoda da aslında biraz bu oyunun panzehirini vermiş oldu rakiplere. Maç boyunca Trezege'ye atılan topları izledik biz Bakasetas'la beraber. Hatay Spor Mücadelesi'nde sürekli El Kabi, Sabalo, Biyenistre'yi kaçıran bir ekip izledik maçın başında.
Ve Antalya Spor Mücadelesi'ne, biliyorsunuz biz kanalda analiz videoları çekiyoruz. Ben Antalya Spor'la alakalı ne konuştuysam %100 tam tersi bir Antalya Spor gördük. Pas oyununa takıntılı bir ekipten aldığı her topu hiç gevelemeden direkt ne olursa olsun savunma arkasına vuran bir ekibe doğru evrildi Antalya Spor. Aslında belki de Giresun Spor'la gördük. Giresun Spor maçında da sürekli Borja Sainz'i kaçırmaya, onlar da yapıyordu yani. Zaten Fenerbahçe'nin bilinmeyen bir oyunu yok. Yenebiliyorsan yen dediği gibi.
Yapabiliyorsan yap. Bir de şöyle bir şey var. Maalesef ki üçlü formasyon işin savunma tarafından ne kadar güvenliği artırsa da Fenerbahçe'nin hücum efektifliğine bence sekteyi uğratan bir sistem. Ben seviyorum Fenerbahçe'nin bunu iyi oynadığını da düşünüyorum bu arada. O problem değil. Çünkü Fenerbahçe'nin hücumda çok efektif olmadığı anlarda da o kilidi açabilecek kalitede oyuncuları var. Ama dörtlü oynadığı zaman hem rakibini bence o yön alan presinde daha fazla boğabiliyor. Hem daha kalabalık olabiliyor.
Ve dörtlü oynadığı maçlar ve üçlü oynadığı maçlar arasında ben ciddi bir fark olduğunu düşünüyorum. Özellikle hücum tarafında. Ama dörtlü oynadığında da bu savunma çizgisi, offside taktiği diye sezon başından beri indirendirdiğimiz ki aslında bence o sadece savunma çizgisini çok öne kurmakla bağlantılı bir durum. Offside çizgisini bozmak çok daha mümkün oluyor. Çünkü bu sefer stoperler dışında backler işin içine çok daha fazla giriyor.
Ve bu senaryoda da mesela Bright Osai Samuel'in offside çizgisinin sürekli bozduğunu görüyoruz ama Gustavo Enrique, Salai ve Serdar oynadığında yani 3 kişinin mi bozma ihtimali daha fazla yoksa oraya artı 1 kişi daha fazla eklendiğinde mi? Evet artı 1 kişi daha fazla eklendiğinde. Yani 3'lünün avantajları savunmada 4'lüye göre daha fazla olabilir ama 4'lünün avantajları Fenerbahçe gibi bir takımda bence çok daha fazla. Aslında hafta sonunda bence belirleyecek unsurlardan biri bu olabilir diye düşünüyorum.
Şimdi Galatasaray'la Fenerbahçe'yi birlikte konuşmanın güzelliği şuradan. Bence birlikte benzer bir oyunu da oynuyorlar. Basketbolundan bahsettin Fenerbahçe'nin en önemli silah olarak ve hazırlık maçlarında da ona göre alındığını söyledin. Galatasaray'da dikkat et aynı şekilde. İki takımda baskıyla presle rakibi oyun kurdurtmayarak oynamaya çalışan, rakibi bozmaya çalışan takımlar. Galatasaray'da Lazio'yla hazırlık maçı yapmıştı biliyorsun. Sarri'nin takımıyla. Sarri'de tam böyle geriden oyun kurmaya çalışan
Bir numaralı teknik direktör Avrupa Futbolu'nda ve Galatasaray'da aslında Lazio maçıyla yine ön alan baskısını deneyebileceği, en üst seviyede deneyebileceği bir takımla oynamış oldu o açıdan. Ama dün akşam basın toplantısında Ömer Erdoğan şunu söyledi. Kontrollü bir şekilde oyuna başladık. Çünkü Galatasaray'ı analiz ettiğimizde ön alan baskısında kazandıkları toplarla çok çabuk dikine etkili hücum yaptıklarını gördük. Biz de buna müsaade etmemek için daha fazla avut atışlarına direkt öne aktarıp burada ikinci topları kazanıp buradan oyunu buraya yıkmaya çalıştık. Bunda da açıkçası ilk yarı zaman zaman başarılı olduk. Bu mesele Galatasaray'ın önemli bir gücünü, ön alan baskı gücünü
Sıfırlamak için basit ama oldukça geçerli bir önlem ve Galatasaray dün o ön alan baskısından hiç faydalanamadı. Düşenleri toplama konusunda da işte Berkan çok daha dinamikti, çok daha oyunun içindeydi ama Misio oyunun içine giremediği için Galatasaray çok orta sahada bir türlü o hakimiyeti ele almakta zorlandı. Zaten maç sonu istatistiklere bakıyorsun. Ankara gücünün daha çok gol beklentisi ürettiğini görüyorsun. Normalde Galatasaray'da bu Dünya Kupası'na kadar çok pozisyon üretip çok gol kaçtığını görüyorduk. Dün de Okan Hoca işte daha bitirmemiz lazım, farkı açmamız lazım falan gibi yine aynı tip açıklamalar yaptı ama bu maç için hiç geçerli değil bence. Aksine bu sefer Galatasaray bitiriciliği sayesinde aldı maçı.
Yani Mertens ve Gomis şapkadan tavşan çıkardılar. Yoktan müthiş bir gol var ettiler yani. İki kalite, bir anlık 3-4 saniyelik bir kalite fazlasıyla. Süperligin üzerinde bir kalite anıyla Mertens'in müthiş pası, Gomis'in de müthiş gol hareketi. Bir gol, diğer ilk golde de Raçissa'nın uzun ortası var Barış Alper'e. Orada da Ömer Hoca da şikayetçi. Sayısal anlamda yeterince kadar hem ceza sahası içinde hem de ortayı kesen oyuncuya yakın olmamıza rağmen maalesef biraz geç kaldık. Hem ortayı kestirmekte problem yaşadık. Aynı zamanda içeride sayısal üstünlüğümüz olmasına rağmen Barış Alper de yanlış hatırlamıyorsam Barış Alper çok rahat bir şekilde vurduk. Devamında yine aynı şekilde Galatasaray'ı analiz ederken
savunmadan eğer hücuma geçişte merkezi kapattığımız zaman daha fazla direk topları bunda Abdülkerim'le veya defansın arasına bir tane orta savuncu alıp oradan defans arkasında işte Barış Alper'i, Kerim oynarsa Kerim ya da Raşit Say'ı kaçırdıklarını analiz etmiştik. Bu Ankara gücünün savunmasıyla ilgili bir problem. Aynısını Antalya'da yaşadı. Bence hem Antalya Spor hem Ankara gücü kenar ortaları çok kötü karşıladıkları için, savuşturdukları için kaybettiler. Galatasaray ve Fenerbahçe'ye karşı. Yani Antalya'nın da orta kesiyorsun, Rossiya bile kafa vurduruyor. İşte orta kesiyorsun, Serdar vuruyor üst direk. Bütün ortalar pozisyon oldu Antalya Spor'da. Garipti yani. Düşme potasına yakın takımların en iyi yapması gereken şeylerden biri orta karşılamak. Ama iki takım da çok zayıf karşıladı ortaları.
Yani Rusya'ya kafa vurdurma dediğin şey bence zaten en güzel örnek oldu diye düşünüyorum ben. Savunmaları ne kadar rahat vurdurduğuyla alakalı. Golde de Ömer Toprak'a haber vermediler ofsayt taktiği yaptıklarını. İlk golde. Garipti yani Antalya'nın savunması. Ki böyle deyince sen şimdi senin söylediklerinden cımbızlı bir şey çektim. Galatasaray'ın dün merkezinin sekenleri toplamada ve pas oyununda ne kadar yetersiz olduğunu konuştuk aslında.
Hep böyle Fenerbahçe ve Galatasaray'ı sezon başından beri benzetiyoruz ya pres pres işte set oyununda bir miktar daha zayıf, rakipleri boğarak bir şekilde skora giden ekipler. Fenerbahçe de aynı şeye geçerli bu arada. Sezon başından beri böyle çok kötü oynanan maçlara bakarsan eğer, Bil ki o gün Ara ve Crespo da kötü ya da İsmail oynuyorsa İsmail de kötü. Merkeze çok fazla yük düştüğünden dolayı bu oyunda yani forvet oyuncularının ve kanat oyuncularının baskı yaptığı mesafe doğal olarak rakip kaleye daha çok yakın olduğu için daha az efor sergiledikleri alanlar. Fakat merkez oyuncuları o boyu kısaltma noktasında savunma ve hücum arasındaki bildiğin bağlantı olduğundan dolayı hep daha fazla efor sarf eden oyuncular oluyor. Fenerbahçe'de bir yorgunluk belirtisi, o gün bir düşük performans takımı bir anda aşağı doğru o kadar fazla etkiliyor ki... Ha ben bu sosyal medyada çok fazla görüyorum bunu.
O gün Fenerbahçe'de kötü bir oyun varsa biliyoruz ki Arao'yla alakalı bir problem var. Hem işin savunma tarafında hem toplu oyunda. Crespo'nun bile bu yıl artık, hoş onun da yorulmaya hakkı var kesinlikle. 2 sezon üstüne artık. 3-4 maç Crespo'nun hakkı Hakikaten var. çok sallandığı mücadeleler açık ara Fenerbahçe'nin bu yıl en kötü oynadığı mücadeleler. Çünkü Crespo sana orada gerçekten minimum 2, maksimum 4 kişilik bir performans veriyor ve Crespo kötü olduğu zaman sen eksi 2, eksi 3 olmuş gibi oluyorsun. Bu yüzden hakikaten, çok klişe mi olur bilmiyorum ama tam bir gazete manşeti gibi, derbiyi merkez oyuncuları belirleyecek diye bir başlık atardım muhtemelen ben bu maçtan önce. Çok belirleyici gerçekten.
Çok güzel bir yere geldim. Bence dün Galatasaray'ın Ankara gücü maçındaki etkisiz oyunun sebebi de merkezdeki iki oyuncusun Torreira ve Oliveira'nın olmamasıydı, yokluğuydu. Ben hatta devre arasında bir tweet attım ve bu oyunda, bu futbol denen oyunda merkez orta sahalar oyun kalitesinin %70'ini belirliyor. 6 ve 8 numaralar.
6 ve 8 numaraların oyunun kalitesini belirliyor. Geri kalan pozisyonlarda skoru belirliyor. Bitiriciliğin ve skoru tayin için önemli ama oyun kaliten için %70'i merkez ortası. Belki ben 21. yüzyıldan itibaren futbolu yoğun olarak takip ediyorum ama yakın dönemde futbolun en önemli pozisyonları merkez orta sahaları. Belki sözleşmede de en çok para kazanılması gereken pozisyonlar bunlar diye düşünüyorum. Çünkü çok belirleyici. Eskiden en yüksek maaşı center fourlar alıyordu yakın döneme kadar.
Centerforce'dan bir ekstradan kazanıyordun yani ama bence oyunu belirleme, oyun kalitesini belirleme orta sahadan geçiyor. Ve Torreira ile Oliveira olmadığı zaman Galatasaray'da çok büyük eksiklik yaşanıyor yerini doldurma konusunda. Dün mesela Berkan kendi standardının üzerinde oynadı ama o yeterli değil ki yani top. Oliveira gibi pas istemeyi, Oliveira gibi oyunu açmayı, oyunu dinlendirmeyi falan bilmiyor yani Berkan.
yine Torreira gibi alan kapatmayı vs. onları bilmiyor sonuçta. Hatta bizim Galatasaraylılarla böyle bir Whatsapp grubu var. Bundan 1-2 hafta önce konuşmuştuk. İşte takımın en önemli oyuncusu olmazsa olmazı kim diye böyle bir konuşma geçti. İşte herkes Oliveira diyen var, Icardi diyen, Mertens diyen tabii ki Mertens de dün çok özel bir oyuncu. Ama ben direkt Torreira demiştim. Yani Torreira'nın çünkü alternatifi de yiyorduk Galatasaray'da. Toreira uzun süre olmazsa veya Toreira'ya bir şey olursa ben şampiyon olabileceğini düşünmüyorum Galatasaray'ın. Son derece önemli merkez orta sahada. Fenerbahçe'de de o özellikle Crespo'nun Dünyapası arasından sonra biraz daha tutuk olduğunu düşünüyorum gerçekten o. Bildiğimiz Crespo kalitesinde değildi. Bir de adam beklentiyi o kadar yükseğe çıkardı ki normal oynadığı zaman bile kötü oynadı diyoruz aslında. Hani normal oynuyor, diğerleri kadar oynuyor falan ama
Her maç müthiş bir futbol oynadığı için biraz beklentiyi kendi bu kadar çıkardığı için belki kötü gözüküyor birazdan. Şimdi sen merkez oyuncularının ağırlığından bahsedince şimdi Antalya Sporic 45 dakikada oyunu aldı mesela Fenerbahçe'den. Ankara gücü de maçın büyük çoğunluğunda özellikle 2. devirde Galatasaray'dan daha iyiydi.
Ve bu performansları değerlendirdiğim zaman iki takımın da yani Antalya Spor ve Ankara Gücü'nün de bu performansın ana sebeplerini merkez oyuncuları olduğunu düşünüyorum. Ve senin dediğin de bence abi burada doğruluyoruz. Lamindiak mesela inanılmaz bir top oynadı dün bence Ankara Gücü orta sahasında. Keza Antalya Spor'da o merceyi kime yöneltebiliriz? Fernando. Yani tüm maç haşat etti gerçekten savunma arkasını. Bu merkezlerin aslında ne kadar önemli olduğunu büyük takımlara karşı bile gösteren bir unsur olduğunu düşünüyorum.
Ama Fenerbahçe tarafında hani o hücum efektifliğinden bahsediyorum ya bazı maçlarda Crespo ve Araudan birinin fazla olduğunu düşünüyorum. Sebebi de şu zaten Fenerbahçe iki tane forveti genelde sol kanatta tercih edilen oyuncu. biraz daha ortalığı karıştıran, Forvet'e destek koşuları atan, diyelim bunun örneği Diego Rossi. Bir tarafta da İrfan Can kahveci oluyor. Dörtlü düzende beklerini o kadar fazla üçüdeki gibi atağa katamadığından dolayı aslında Fenerbahçe, İrfan Can da topla yaratıcı bir rol üstlendiği için ve genelde kanatla topu ayağına beklediği için aslında üç kişiyle hücum ediyormuş gibi oluyor. Orada bana fazla gelen kısım şu, çoğu görüntüde rakip cezası aslında
Fenerbahçe'nin çoğalamadığı anlar görüyorsun. Antalya Sporu mücadelesinde de bu çok fazla oldu ama mesela orada Zaits oynadığında o kalabalıklığı hissediyorum ben. Anlatabiliyor muyum? Yani o merkezden hücuma, destek koşusuna atan oyuncu olduğu zaman ve o pas bağlantılarına net olarak dahil olan bir oyuncu olduğu zaman Fenerbahçe'nin hücumu gerçekten level atlıyor bence.
Savunma tarafında Ara ve Crespo mükemmel. Caydırıcı, fizik var, kesiciler, mücadele ediyorlar. Evet ama hücum tarafında yani zaten öyle topla beraber müthiş üretken ön ikiliğin yok. Birazca shocking sıyrılıyor aradan. İşte Valencia top ayağındayken dengesiz, Batuşay top ayağındayken dengesiz. Diego Rossi ikili mücadelelerde çok zayıf bir oyuncu. Yani o yüzden merkeze böyle bir tane hücumda daha söz sahibi olabilecek bir oyuncu attığınız zaman bence Fenerbahçe'nin oyunu da hakikaten çok başka bir noktaya doğru şekilleniyor. Bunu söylemek istedim yani. Katılıyorum. Şöyle diyebiliriz direkt. Fenerbahçe forvetleri koşucu ve yırtıcı. Hani böyle top tutan, topa basan Mertensi gibi değiller. Veya Icardi tipi değiller sonuçta. Hani çok daha böyle sert giren ikili mücadele. Özellikle Joshua King bayılıyorum. İzlemesi çok keyifli bence.
Kayıttan sonra en beğendiğim Fenerbahçe Forveti olma yolunda ilerliyor. Kıskandırıyor böyle şey adamlar. Kayıtı çok kıskanırdım ben mesela. Çok beğenirdim. King de o yolda gidiyor. Ben koşu kalitesine çok önem veriyorum. King'de de bence o var. Fenerbahçe Forvetleri, Valencia, King, Basri... Böyle fiziksel olarak da yıpratıcı, yırtıcı ve iyi koşu atan oyuncular ama iyi top tutan oyuncu, iyi sırtı dönük oynayan oyuncu değiller. Merkez orta sahada da Crespo, Arao böyle iyi kilit açıcı. Oliveira tipi değil mesela. İkisi de Crespo'da, Oliveira'da. İki Portekizli sonuçta. Çok farklı stiller. Yani Crespo çok daha iyi fizik kalite, azim, hırs, ikili mücadele gücü vaat ediyor. Oliveira'da çok daha fazla oyun aklı vaat ediyor. İşte iki sene öncesine kadar Porto'nun kaptanı zaten adam. İşte Portekiz milli takım oyuncusu falan.
Oyun bilgisi, kanallar arasında pas isteme ve teknik kalite, şut kalitesi vs. konularında Crespo'nun önüne geçiyor. Biraz farklılıklar var tabii ki iki takımın hücumcuları arasında. Ama hem Antalya Spor hem Ankara Gücü bu iki takım önünde basıyor diye uzun top vurduğun zaman biraz zorlandı hem Galatasaray hem Fenerbahçe. Ön alan baskısı yapamadığı zaman maça hükmetme konusunda
Biraz zorlanıyorlar. Ben Fenerbahçe ile ilgili şunu merak ediyorum. Onu sana sormak istiyorum. Şimdi Dünya Kupası arası öncesinde Fenerbahçe'nin sağ kanadında bir ara Ferdi ile İrfan önlü arkalı işte. Ferdi sağ back oynarken ki ben Ferdi sağ backta daha çok beğeniyorum. Bence daha iyi oynuyor sağ backta.
Hatta bence kariyerinin en iyi dönemini, dönem olarak bahsedebiliriz 3-4 maç, sağ kanatta geçirdi. Giresun spor maçlarına kadar olan bölümde Ferdi inanılmaz iyiydi. Takım işte kaybetti belki Giresun maçını ama orada da bence oyundan çıkana kadar yine en güçlü oyuncuydu ve İrfan'la çok iyi bir birliktelik de oluşturdular. İrfan topa da basıyor, oyunu da genişletiyor, Ferdi'nin de çıkmasını sağlıyor vs. derken bence çok güçlü ve sağ kanat olmuşlardı.
Kesti sonra çok cessuz o işi. Yani evet Solbek'te belki Lincoln'dan, Alioski'den hem üçlü oynadığında hem dörtlü oynadığında belki istediği verimi alamıyor ama sağ tarafta çok güçlü bir taraf oluşturmuştu yani Ferdi ve İrfan'la. Sonra bozuldu orası, Osai Samuel geldi. Osa İsmail'in de başka özellikleri var ama o İrfan'la Ferdi'deki teknik birlikteliğin, uyumun artık kalmadığını görüyorum ve ben hem Trabzonspor maçında Osa İsmail'in tarafı kullanıldı hem Antalya Spor maçında Osa İsmail tarafı kullanıldı rakipler için golleri atarken.
Orada bir problem olduğunu düşünüyorum. Hatta bence George Jesus için en net eleştirilerden bir tanesi bu olabilir. Abi Antalya Sporu nasıl gol atar dersen Güray'ı arkada unuttururlar. Güray'a topu atarlar. Güray'da bir Caner Erkin ortası keser. En böyle pis noktaya, ölü noktaya. Top orada seker ve biri dokunur, gol atar. Aynı golden Antalya Sporu'nun 4-5 tane daha net çıkarırsın. Bir sürü de gol tehlikesi çıkarırsın. Yani Antalya'nın en çalıştığı hareket. Orada Osayi Samuel gitmekte geç kalıyor Güray'a. Osayi'de de şey var, hızına güveniyor. O yüzden biraz boş bırakıyor adamı ama Güray'ın zaten topu alır almaz orta kesiyor. Hiç gitmek gibi bir derdi yok. Osayi'nin üzerine gidecek kadar aptal değil yani. Topu alır almaz direkt kesiyor adam.
Bunu Fenerbahçe'nin çalışmamış, yeterince çalışmamış olması ve böyle bir gol yemesi Jesus'u çok sinirlendirmiştir diye düşünüyorum ama net bir eleştiri noktası bence. Ben dediğini aslında iki maddede inceliyorum. Neden Osaifer diye döndü? Muhtemelen bekleri bir bütün olarak, ikili olarak düşündüğümüz zaman işte Ferdi Alioski, Ferdi Lincoln ya da Osahi Ferdi diğer seçeneklere göre hem oyun güvenliği açısından hem yani faydaları açısından muhtemelen biraz daha ön planda kalıyor George Jesus için. İkinci olarak düşündüğüm şey ise Georgesun Ferdi'yi bence biraz daha merkezleştirme çabası. Onun için önemli olan şey Ferdi'nin sağ kulvardan devam etmesi değil de sanki sol tarafta o topu aldığı zaman daha fazla topla beraber ya da topsuz olarak içe kat ederek savunmanın dengesini de bozacak bir role doğru onu büründürmek olduğunu ben düşünüyorum.
Ferdi'nin sol tarafta topla beraber özellikle dripling anlamında daha fazla inisiyatif alması. Fenerbahçe'nin bence rahat hücum etmesine sebep olan bir şey. Çünkü Ferdi özellikle Hatay maçında bunu çok fazla fark ettim. Tabii o biraz da El-Kaabi'nin adam takip etmemesiyle alakalı bir problemdi ama Ferdi topu sol taraftan alıp her gittiğinde ve biraz daha içeri doğru devrildiğinde Fenerbahçe'nin sol kanadında oynayan oyuncu ile rakip takım sağ bekinin eşleşmesi hep ciddi problem yaratıyor. Ve dün görmüşsündür Fabrizio Romano da Jalen Osterwald'e transferini Fenerbahçe'nin yapmaya çalıştığına dair bir haber paylaştı. Solbek oyuncusu. Fenerbahçe'nin Solbek arayışının anı sebebi bence tabii ki iki ihtimal var. Bir, Ferdi'yi sağ bek yapıp transferi Solbek'e yapmak. İki, Osterwald'e devam edip Ferdi'yi bir merkez oyuncusu yapmak. Niyeyse bana bu ikinci ihtimal daha fazla geliyor.
Çünkü Ferdi'nin toplu olan yeteneklerinin farkında olduğunu düşünüyorum ben George Huston ve artık iyice artan fizik gücü, o gitgelleri çok daha rahat yapabilmesi, toplu olan becerisi ve back oynadığı için gelişen savunma meziyetleri, kademe anlayışı. Aslında çok özel bir 8 numara yaratılıyor gibi hissediyorum ben Ferdi'den. ve bu dokunuşta yapabilecek bir hoca varken bu denemenin ben çok uzak bir ihtimal olduğunu düşünmüyorum. Çünkü birkaç maçta da ikinci devrede yapılan oyuncu değişiklikleriyle beraber Ferdi'yi biz merkez ortası olarak da gördük. Bu kısa vadede Fenerbahçe'nin planlarından biri olabilir diye düşünüyorum. Belki Crespo-Araa ikilisini çok fazla bozmamanın ana sebebi sanki diğer oyuncuları biraz daha hücum tarafında yetersiz görmek olabilir mi acaba diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü İsmail Yüksek'in de sanki bir anda bu senaryonun
dışına atıldığını görüyorum ve hissediyorum. Mert Hakan bile girdiğinde, baktığında sağ kenar oyuncusu olarak oynuyor mesela, bir merkez oyuncusu olarak değil. Orada denkleme dahil olan tek oyuncu Crespo ve Araudan farklı olarak Miha Zaitz. O da hücum tarafına daha efektif bir oyuncu.
Bilmiyorum ya uzun vadede sanki Ferdi'nin kullanımıyla alakalı böyle bir şey olabilir. Ossai'yi niye kullanıyor dersen de çok kısa onu da ekleyeyim. Ya Ossai gerçekten hücum meziyetleri çok kısıtlı. Topla beraber çok büyük teknik kapasitesi olmayan bir oyuncu ama Öyle bir fizik gücü, öyle bir devamlılık var ki sağ kenarda. Belki de bu George Jason'un hoşuna giden bir şey. Toplu oyundaki hiç böyle inisiyatif almamasına çok fazla takıldığına adım kadar eminim. Çünkü maçlarda en çok fırçaladı o oyuncu. Bu yıl 5 maça gittim. Hepsinde gerçekten o sahiyi haşladı diyebilirim sana.
Batu Şuaye'de çok fazla yapıyor. Hep böyle. Farkındaysanız oyun içerisinde topla inisiyatif almayan oyuncular. Ossay Yerfırsat'ta pası ver kat et diye bağırıyor ama savunma tarafında o zaten bana karışsa Fenerbahçe kadrosunun açık ara en kuvvetli oyuncusu. Hakikaten böyle bir fizik gücü çok acayip. Her öyle omuzu vurup top aldığında işte oyuncuların koşusuna cevap verdiğinde falan da en çok alkışladığı oyuncu da Brightos Esamver mesela. Orada değişik, George Huston'da kafası karışık aslında bence baktığın zaman. Ama o Ferdi meselesini ben sana böyle anlatabilirim açıkçası, kendi gözümden. Katılıyorum söylediklerine, ben zor beğenen bir adam olduğunu düşünüyorum. Oyuncu grubundaki birçok oyuncunun yeterliliğini bence zaten eksik buluyor. Mesela Zeiss'in teknik kalitesi yüksek, oyun aklı yüksek ama Zeiss'in fiziksel durumunu ve çalışkanlığını bence eksik buluyor. Az oynatma sebebi bence o.
İsmail'i hücumda eksik buluyor büyük ihtimalle. Ona da az oynatma sebebi o. Mert Hakan'ı merkeze oynattığın zaman Mert Hakan'ın da çok fazla top kaybı yaptığını düşünüyorum. Geriden oyun kurmaya başladığı için. Merkez oyuncuları özellikle Arau'yu mesela sürekli derine indiriyor. Arau derine indiği zaman Crespo da mesela biraz daha geri geliyor. Crespo da teknik kalite olarak Mert'in çok üzerinde bir oyuncu değil belki ama Crespo o kadar basit top kaybı yapmıyor.
Geçen mesela Mert Akan hangi maçta oyuna girmişti? Yine kendi yaralanında bir top kaybetti ve böyle bir pozisyonumuzu bir şey oldu. Hatay maçı olmasın diye. Hatay maçı evet abi. Ya ben hep derim yani Mert Akan'ın merkezi 6-8 vs. oynatamazsın çünkü Mert Akan topun kıymetini bilmiyor. Top kaybetmemesi gerektiğini bilmiyor. Benim çok beğendiğim bir söz var Pep Guardiola'nın. En iyi orta sağ öncüsü top kaybetmeyen orta sağ öncüsüdür diye.
O, özellikle merkez ortasalar topun değerini bilmek zorunda. Dün mesela Galatasaray-Ankara gücü maçında Yusuf Demir girdi oyuna sonradan. Yusuf Demir çok eksik bir oyuncu bence, oyun bilgisi olarak. Ve takım zaten zorlanıyor, yaslanmış, yorgun vs. son 15-20 dakika. O kadar basit top kayıpları yapıyor ki, tam nefes alacak takım, diğer 11 oyuncu birden dinlenecek. Topu dolaştıracaksın, topu bir kaybediyorsun, hadi bir daha savunma yap falan. Hatta maçtan sonra Galatasaray'la çok sevdiğim bir abimle konuşuyoruz. Dedim ki yani Yusuf Demir transferi biraz sıkıntılı, biraz Emre Mor'un şeyine benziyor, oyunaklı gibi tarzı şeyi. Emre Mor'un biraz daha yavaş olanı gibi geldi bana dedim. 6.5 biraz fazla bon servis verildi, biraz beklentim düştü falan diye konuştum.
O da şu örneği vermişti, ya evet gerçekten oynadığında çok kötü falan ama unuttum ama Ferdi Kadoğlu da Fenerbahçe'ye geldiği zaman 19 yaşındaydı. 22-23'den sonra, son 2 senede çok iyi verim alabildi Fenerbahçe'de. 19'dan 22'ye kadar, 21'e kadar Fenerbahçe'de Ferdi'den çok fayda alınamıyordu. Ama yaşlar çok genç. Öğrendikçe başka olabilir dedi. Doğru. Yusuf için de geçerli. Ferdi için de. Son iki senedeki gelişim gerçekten müthişti. Bu maçta da derbide de Fenerbahçe için en önemli silahlardan bir tanesi olur. İstersen Ankara gücü ve Antalya maçlarını kapatalım. Preview kısmına geçelim mi? O zaman burada bir ara verelim. Aranın ardından Fenerbahçe Galatasaray maç önü yorumlarıyla tekrar buradayız.
Evet, ilk 11 tahminlerimizi yapalım istersen Oğuzhan. Fenerbahçe ile başla. Ev sahibi ile başla. Abi çok zor. Fenerbahçe için ilk 11 tahmin. Bu yıl hiç tutturamadım. Yani 14 tane maçonu çektim. En fazla 10 tanesini bilebildim bak. Hala 11'de 11 yapamadım. Öncelikle zaten iş şurada patlıyor. Acaba üçlü mü oynayacak George Isus? Çünkü zorluk seviyesi her yüksek olan maçta üçlüyü tercih etti bu yıl.
Ama şimdi ev sahibi Fenerbahçe acaba dörtlü oynar mı diye düşünüyorum ama ben tercihimi üçlüden yana kullanacağım. Kalede Altay, savunmanın sağında Ossayi, üçlü Stopper'de Serdar Aziz, Gustavo Enike, Atilla Salay, Solbek'te Ferdi Kadoğlu, merkezde yeniden Ara Akurespo ikilisi devam eder. Sağ tarafta İrfan Can, sol tarafta Joshua King ve önde Ener Valencia bir seçenek olabilir. Ben de Batu Ayin'in oynayacağını düşünüyorum bu arada. Çünkü ne olursa olsun Valencia'ya bir sakatlık dönüşü falan direkt ilk 11 başlatacağını düşünmüyorum. Aynısı Icardi'de de var. Ben Icardi'nin de direkt 11 başlayacağını düşünmüyorum. Valencia'nın da. Bence Valencia ve Icardi iki hocanın son 45'te hamle oyuncusu olarak Joker olarak kullanacağı oyuncular diye tahmin ediyorum ama belli olmaz tabi.
Ama benim beklentim Gomis Galatasaray'da, Fenerbahçe'de de Batu Şuayi şeklinde. Tabii Gomis'in derbi temposu kaldırabilecek hali var mı yok mu ondan çok emin olamıyorum. Fenerbahçe deplasmanı, Fenerbahçe'nin taraftarı ile birlikte, coşkusu ile birlikte daha baskın oynayacağını beklemek lazım. Tempoyu belirleyeceğini, daha oyunu belirleyen tarafı olacağını beklemek lazım.
Öyle bir oyunda da Gomis çok fazla problem yaratıyor. Gomis'in kalitesi ve Galatasaray için çok kısa bir sürede neredeyse efsane mertebesine ulaştı. Galatasaray'ın en çok gol atan yabancılarından biri oldu tarihinde. Ama maalesef 37-38 yaşında adam yani ve belli tip maçları oynayamıyorsun.
Gomis'le. O yüzden Gomis tercihi, hani şimdi şu maçta da Gomis'i de yedek bırakamıyorsun. Çünkü son Ankara gücü maçında attığı gol bir önceki maçta iki tane atmış İstanbul Spor'a falan. Çok formda abi. Çok formda bir de seni çok kurtardı. Yani bu seneyi Gomis olmasaydı bu sene, sene başındaki Antalya-Ümraniye maçlarında son dakika gollerini Gomis atmasaydı bugün ne Okan Buruk vardı ne Galatasaray vardı. Yani Galatasaray liderlik yarışında falan değildi. Sezona çünkü bir sürü transferle giriyorsun ya, Sezon başı ard arda puan kayıplarını yapsan, ki işte Trabzon'da kaybettin, Giresun'da puan kaybetti Trabzon'da, Giresun'da iç sahada yenildin falan, o Ümraniye ve Antalya maçlarını Gomis'in bitiricilik kalitesi almasa, 4 puan daha almasa tekrar takım toparlayamayacaktı. O Başakşehir'e 7 attığı dönemlere falan gelemeyecekti zaten.
Ve muhtemelen şu anda Beşiktaş'tan bile daha kötü durumda olabilirdi Galatasaray. Böyle bir 7-8 puan geride, yarıştan kopmuş, Okan Hoca gitmiş büyük ihtimalle Fatih Hoca gelmiş falan. Böyle bir dönem izleyecektik yani. Gomis tutuyor seni, o yüzden borçlusun da adama biraz. Son dönemde de bu golleri atmış, hani bir yandan hak ediyor. Formayı hak ediyor, oynamayı hak ediyor ama bir yandan da bu maç çok da onun maçı değil gibi. Hakan Hoca belki oturup böyle buna ikna etmesi lazım komisi. Yani kusura bakma komisi demesi lazım. Yani çok faydalandık senden, çok etkiledin, etkettin ama. Yani Gomis'in bu tip büyük zorlu derbi vs. amaçlarında hamle oyuncusu olarak katkı verebileceğine ama ilk 11 başlarsa eksik bırakma ihtimali gerçekten yüksek görünüyor. Gerçi bunu hep söylüyorum. Adam da gidiyor Ankara gücü maçındaki gibi. Hep de golünü atıyor ama derbi yine de biraz daha zor. Ve ben derbilerde hep iç saat takımının ev sahibinin çok çok daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Taraftar çünkü çok çok etki ediyor. O yüzden favorim de Fenerbahçe. Bu derbi de benim. Ben Galatasaray 11'ini yapayım.
Kalede Mustera tabi. Sabek'te Sashaboy, Stoper'de Nelson ve Abdülkerim Bardakçı okey zaten. Şimdi Solbek pozisyonu biraz sıkıntılı kaldı sarayda. Çünkü yerliyi de doldurman lazım. Patik falan olup da her hafta daha kötü oynamayı başarıyor. Üstüne koyuyor gerçekten. Her hafta bir öncekinden daha da... Daha kötü olmaz diyorsun, hep daha kötü olabiliyor. İstikrarlı bir arkadaşımız o da. Evet, yine offside'dan şey yaptı Ankara gücü maçında da.
Hatta maç sonu basın toplantısında Okan Hoca diyor ki, Ankara gücü maçından bir gün önce tam bunu çalışmıştık, kornerden çıkmayı. Hızlı çıkmaya çalışmıştık diyor. Ve yine aynı golü yiyorsun falan yani. Neyse, hem yerliği sağlama durumu var, 3 yerliği, hem de sol bek yok. Yani Fatih Vanolta oynatmak istemezsen ya Dibua'yı oynatabiliyorsun, ters ayakla.
O da tam istediğin kadar iyi olmuyor bence Okan Hoca'nın ama yine de denenebilir bir opsiyon. Bir diğer opsiyon da hem Emre Taşdemir hem Kazımcan sakatken Berkan Kutlu olabilir. Berkan bir önceki maçta da yani Ankara Gücü maçında da iyi oynadığı için belki bu maçta sol back oynayabilir diye düşünüyorum ben açıkçası. Çünkü merkez orta sayı zaten Oliveira ve Torreira geri dönüyor.
ve yerliği sağlaman lazım. Şimdi Oliveira-Torreira-Mertens orta üçlüsünü yaptığın zaman zaten yerliği sağlayamıyorsun yani. Başka pozisyonlara koyman lazım. Bir Abdülkerim, sol stoper, bir de sol back olarak Berkan olacak bence. Orta üçlü zaten Oliveira-Torreira-Mertens üçlüsü olur. Sol kenarda Kerem Akturk olduğunu bekliyorum.
Sağ kanarda Rachissa ve Centerforda da Gomis önce sonra da Icardi şeklinde bir beklentim var. Ama bir ihtimal, bir sürpriz Barış Alper'i Centerforda başlatıp Berkan yerine de Ozan Patrik falan olup da oynatabilirsin. Veya Dibua'yı yabancı oynatabilirsin yani. Üçüncü yerliyi Barış Alper yaparsa Santerford'a sonradan Icardi yine. İkinci yarıda Barış Alper, Icardi değişikliği olabilir. Okan Hoca oturup Gomis'i ikna ederse muhtemelen böyle yapar. Yani Solbeck'e Fanon oltu koyar. Berkan'ı çünkü Solbeck hiç düşünmüyor. Daha önceki maçlarda da hiç denemedi. Bence derbide de koymayı cesaret edemeyebilir. Eğer Gomis'le iyi bir görüşmesi iyi geçerse bence Barış Alper'i öne atıp Solbeck'e Patrik Van Alut yapacak ama Gomis'i kesemezse Gomis ileride Berkan Solbeck başlayacak diye düşünüyorum açıkçası. Sen Icardi'den sonra söylemeseydin ben sana öyle soracaktım abi. Şimdi herkes böyle Fenerbahçe'nin o markasını kullanıyor daha Spinter oyunculara ihtiyaç varken acaba bir sürpriz yapıp Barış Alper'i ileri uçta kullanır mı? Sürekli o koşullarından faydalanır mı? Çünkü baktığın zaman
Topu sağ kenara vursan Rashid'sa koşar. Sol kenara vursan Kerem koşar. Ortaya vurursan da belki Barış Alper koşar. Bu da Ersun Yanıl'ın Fenerbahçe için Şansal Büyükaya söylediği şey böyleydi. Ve bu atar, kayıt atar şeyine döndü. O koşuları yapan oyuncular Fenerbahçe stoperlerini daha çok zorlayabilecek tipler. Valla o yüzden Berkan'ı senin de dediğin gibi sol back oynatmaktan hoş yani Van Aanholt'un sol back olduğu senaryodan her şey daha iyi olur. O da ayrı bir konu ama
Bu bir sürpriz olabilir gerçekten. Çünkü ben Icardi'nin maça 2-11 başlayacağını düşünmüyorum. Çünkü Okan Hoca sanki çok temkinli bir açıklama yaptı Icardi'yle alakalı. %100 takımla çalışacak ama onu derbide kullanmaya çalışacağız tarzı.
Valla bilemiyorum. O yüzden Galatasaray 2-11'i beni de düşündürüyor açıkçası. Özellikle ileri uç ihtimali. Şimdi sen Gomis'in derbi atmosferini kaldırmasından bahsediyorsun ama gün sonunda baktığın zaman Gomis'ten beklenen şeyi sanki her fırsatta yapıyormuş gibi hissediyorum. Ama rakiplerin Galatasaray'dan özellikle maçın ikinci bölümünü daha iyi oynamasından sebeplerinden biri de yine senin dediğin gibi Gomis'in ön taraftaki enerjisinin düşmesiyle bağlantılı geriden daha rahat çıkabilmeleri.
Mertens de yoruluyor. Mertens'in de ilk yarı ile ikinci yarıları çok fark ediyor tabii ki. O da 35 yaşında, 36 yaşında. Hatırlıyor musun? Geçen senenin ikinci yarısındaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini Fenerbahçe kazanmıştı. O sayısal zayıtsa asisti falan vardı hatta.
O derbide Gomis'ti, yanlış hatırlamıyorsam Galatasaray Santaforu ve 6 kez mi 7 kez mi topa dokunma gibi böyle çok kötü bir istatistiği vardı. Topa dokunamamıştı. Şimdi bir de Fenerbahçe stoperlerinin orta sahaya kadar çıktığını düşün. Zalaiye'nin, Serdar Aziz'in fizik olarak Gomis'ten çok daha öndeler.
E şimdi Gomis kutuya yaklaşık bir yerde topla buluşsa o sağa sola dönüşler oyun çok iyi kendini boşaltıyor, çok zeki hareketler yapabiliyor. Hadi zekasıyla belki Gustavo'yu, Serdar'ı falan zor duruma düşürebilecek pozisyona girebilecek sekans gösterebilir bize ama Fenerbahçe zaten geriye gelmiyor. Senin koşu atarak Fenerbahçe savunmasını geri attırman lazım. Ama koşu atabilecek hali yok Gomis'in. Yani Fenerbahçe savunma çizgisini orta sahaya çıkardığı zaman ya Gomis offside'da kalmak zorunda. Büyük ihtimalle zaten oynarsa offside'da gezdiği çok sekansı göreceğiz o Gomis'in. Ya da koşuyu atamayacak geri gelip. Takımı geri çekebilir bu durum. O yüzden aslında Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'ye yaptığını yapmayı planlıyorsa Hakan Hoca, Gomis hiç doğru adres değil, en yanlış adres belki de. Çünkü savunma arkasına koşa atan oyuncuya mutlaka ihtiyacım var ve Kerem Barış Alper Raşis ise savunma arkasına koşa atmak için Galatasaray'ın elindekilerin en iyi üçlüsü.
Daha iyi bir üçlü yok zaten yani o kadar koşucusu var takımın başka koşucusu yok zaten. Biraz bence eksik de buradan kaynaklanıyor. Onlar da ne kadar iyi koşu atabiliyor şüpheli. Yani Onyekuru gibi iyi koşucu diyemiyorum üçüne de. Yani savunma arkasına koşuyor veya Joshua King kadar. keskin koşucu diyemiyorum 3'ü içinde belki devre arasında ona göre bir hamle yapmak lazım çünkü Yusuf, Yunus yani bu tip kanatlarda Mertens, Mata vs. hep top alan, top atan, top isteyip topla oynamaya çalışan koşu atan tipte değil yani Mertens eskiden atardı da savunma arkasına artık koşu atacak hali yok Mertens'in de
Daha çok top atıcı. Eldeki 3 koşu atabilecek oyuncunun 3'ünün de kullanılması bence iyi bir tercih olabilir. Yani Barış Alper'i başlatıp, Solbeck'te de ne olursa olsun, patik falan olup çok kötü çok kötü diyoruz ama 32 yaşında milli takımlar oynamış, Premier League'de yıllarca oynamış. Büyük maça çıkma ve büyük maçın tansiyonunu kaldırma konusunda Berkan'dan daha doğru bir adres olabilir. Hani form çok kötü form olarak, o ayrı bir mesele ama hani tecrübe de fark ediyor bu tip büyük maçlarda.
Berkan'a göre daha tecrübeli olması var tabii. Yani ben Fatih Fenerolt'u geldiğinden beri hiç beğenmiyorum. Gelirken de gelmesin diyordum zaten. Maçlarını izleyince aman almayın diyordum zaten. Çok uzun süredir beğenmiyorum ama hani kötünün içinde bir iyi tercihi yapıyoruz. O yüzden bana bu senaryo daha mantıklı geliyor. Barış Alperraşit ise Kerem üçlüsü önde. Solbeck'te de Fenerolt'ta devam etmek daha makul geliyor. Bilmiyorum sen ne dersin? Bunu bir de diğer tarafından incelemeyi daha doğru buluyorum. Şimdi Fenerbahçe eğer Galatasaray'a topu kullandığı anlarda her zamanki presini yaptığı zaman ve Galatasaray'ın uzun vurmaya yeltendiği dönemlerde de çok büyük bir dezavantaj yaşatacak bir şey ama baktığında bu üçlü tercih.
Şimdi eğer Fenerbahçe arkaya üçlü Serdar Aziz, Gustavo, Salah'ı dikerse uzun vurduğu her topu muhtemelen Fenerbahçe stoper hatta alacaktır diye düşünüyorum. Özellikle havadan gelen toplarda. Bir diğer nokta da Fenerbahçe stoperleri bu topu indirdiği zaman Torreira'yı yerini kaybetmemek için daha geride konumlandığını varsayarak konuşuyorum. Sergio Oliveira ve Mertens, Crespo ve Araa'dan bu sekenleri ne kadar alabilir?
Bu da bir soru işareti. Yani baktığımız zaman savunma arkasına atılan toplar için çok mantıklı bir tercih olabilir bu üçlü ama oyun hakimiyetini kurmak için de topu ileride tutmak için de bence bir o kadar da kötü bir üçlü. Hatta Mertens ve Olivier'i de katarsak kötü bir beşli. Gomis ne olursa olsun en azından böyle ilk 45 dakika İlk 50-55 dakika bir şekilde stoperinle de boğuşur, o topu da indirebilir, kalçasını da eğer topu da alır ya bir miktar rahatlatır. Dediğim gibi zekasını bir yerlerde kullanabilir. Ama siz eğer bu derbinin senaryosunu tamamen savunmanın arkasında top vurmaya yönelik planlarsanız bence orada Galatasaray kaybetmeye mahkum.
Orada ezilip Anadolu takımına da dönüşebilirsin pekala. Ve bu planın tutması için de bana kalırsa, üçlü de daha iyi savunma çizgisi yaptığını varsayarak konuşuyorum Fenerbahçe'nin, anca böyle çok fahiş bir savunma hatası sonucu o golün gelebileceğini düşünüyorum bir yandan da. Çünkü Anadolu takımların maçlarındaki gibi Kerem'e sabette cevap verebilecek bir oyuncu var her sprintine. Ve fizik olarak çok daha kuvvetli bir isim var. Raşistan'ın karşısında belki de şu ana kadar hiç karşılaşmayacağı kadar pozisyon bilgisi ve kalitesi olan bir Solbek var. Zaten Barış Alper'i de tercih edip 3 tane ki Serdar Eziz mesela çok caydırıcı böyle değişik, garip bir sertliği olduğunu zaten biliyorsun. Gustavo Enrique 1.97 havadan hiçbirini vermiyor. Salahi diğerlerine göre biraz daha hızlı ve kadem anlayışının daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden Galatasaray için aslında korkunç bir maça doğru da dönebilir baktığın zaman bu tercihler. Doğru yani bu üçlüyle çıkarsan Barış Resis'e ve işte şey Kerem koşu atacağım dersen oyunu bırakacağım diyorsun zaten ve birden kendini bir Anadolu takımı gibi görebilirsin Kadıköy deplasmanında. Oyuna hiç ortak olamayabilirsin, hiç top tutamayabilirsin. Evet Mertens, Oliveira'ya top attıracağım arkaya. Öndeki adamlarım da koşacak diyorsun ama kim top tutacak? Bu sefer çok ciddi bir baskı yiyebilirsin. Kendi sahana hapis olabilirsin.
Ve o şekilde kaybedersen de Okan Hoca için çok acımasız yorumlar gelir. İşte Galatasaray'ı küçük takım zannetti, Anadolu takımı zannetti, Galatasaray'ı mahkum oynattı şeklinde de yorumlar gelir büyük ihtimalle. Yani biraz iki ucu çıkmaz sokak gibi onun için. Hani Gomis oynatsa başka problemler, Barış Alper'i oynatırsa da başka problemler onu bekliyor gibi. Icardi'yi hazırlayamamış olmaktan dolayı çok canı sıkılıyordur diye de düşünüyorum bir yandan. Fenerbahçe tarafında da aslında çok benzer bir durum var abi biliyor musun? Belki sosyal medyayı takip ediyorsundur. Taraftar, tabii ki yani Giorgiosi olan güven, hayranlık, oyun kalitesi, şu anki durum evet çok pozitif. Herkes pozitif bakıyor ama büyük maçlarda aslında bu kadar
güvenli oynaması belirli bir kesimi rahatsız ediyor. Bu kadar gerçekten kapalı oynamalı mıyız? Özellikle Trabzonspor maçı sonrasında bu çok fazla bir eleştiri oldu. Eğer yine Fenerbahçe aynı dozda böyle daha biraz daha güvenli, rakibin çok fazla üstüne gitmeyen bir şekilde oynarsa ve sonuç Fenerbahçe taraflarının istediği gibi olmazsa orada da bir tık eleştiri okları gelebilir. Bir de ben bu maçta özellikle
ikinci yarıdaki hamlelerin çok belirleyici olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada bir bareme koyarsam eğer, Georgeson Okan Buruk'tan böyle iki kat daha etkili olduğu gerçeği var. Özellikle dün Okan Hoca'nın mesela hamle yapmada gecikmesi ve bence yaptığı hamlelerin de yanlış olması. Galatasaray bence kalitesini ne olursa olsun çok uzun süre saf bir 9 numara ihtiyacı varken Seferovic'i 94. dakika sokması falan çok
mantıklı işler değil. Galatasaray bütün topları şişirirken önde 3 tane splinter olması ama o topu tutacak bir adam olmaması vs. Ama Fenerbahçe'nin de değişikliklerden attığı yaklaşık 40-42 golün 17'sinin yaptığı değişiklikler sonucu bulması bence bu maç için çok önemli bir etken. O yüzden değişikliklerle beraber şekillenecek oyun yani açıkçası hafta içinde çalışılacak olan maç planı bu maçın en belirleyici unsurlardan bir tanesi diyerek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Ağzına sağlık Oğuzcan. Güzel bir yayın oldu bence. Katıldığın için çok teşekkürler. Seni tekrar Trenspor'da görmek isteriz. Belki maç sonunda da birlikte oluruz. Gelecek hafta. Dinlediğiniz için çok teşekkürler. Gelecek hafta derbinin ardından görüşmek üzere. Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.