
6.520 kelime · ~33 dk okuma
Trendspor'dan herkese merhabalar. Süper Lig'de 13. hafta maçları tamamlandı. Lider Fenerbahçe farkı açıyor. 5 puan fark attı rakiplerine. Derbiyi kazanan Galatasaray'da morallendi ve 2. sıradaki Başakşehir'le de puanlarını eşitledi. Galatasaray-Beşiktaş maçını sevgili Bülent Kalafat'la birlikte konuşacağız birazdan.
Onun dışında geçtiğimiz hafta takımlarımız Avrupa'daki mücadelelerinde grup maçlarının sonuncularını oynadılar ve Fenerbahçe, Başakşehir ve Sivas Spor gruplarını lider tamamladılar. Bu tarihimizde görmediğimiz bir şeydi, bir ilkti. Ona da biraz değineceğiz. MotoGP'de şampiyon İtalyan pilot Bagnaglia oldu ve artistik jimnastikte de milli sporcumuz Adem Asil dünya şampiyonu oldu. Tüm bunları değerlendireceğiz ve başlayalım.
Önce haftaya bir bakış atalım. Süper Lig'de 13. hafta maçlarını tamamladık ve 13. hafta maçları sonrasında ilk 4 sıradaki takımın 12'şer maç oynadığını görüyoruz. Yani bay haftalarını tamamlamış takımlar ilk 4 sırada yer alıyorlar. Bu hem bir maç fazla oynamış hem de ilk 4'ten uzaklaşmış Beşiktaş için bir tehlike çanı tabii. Birazdan onu konuşacağız Bülent'le. Fenerbahçe 29 puanla lider ve en yakın takipçilerine 5 puan fark atmış durumda. Sivas Spor karşısında da zorlanmalarına rağmen kazandılar.
Başakşehir-Hatay deplasmanında 3-3 beraber kaldı ve 24 puanda kaldılar. Derbiyi kazanan ve morallenen Galatasaray'ın da 24 puanı var ve bu iki takım önümüzdeki hafta karşılaşacaklar. Ve lider Fenerbahçe'nin en yakın iki takipçisinden en az birine gelecek haftada puan farkı açma ihtimali doğacak. Yani beraber kalırsa ikisine birden puan farkını açabilir Galatasaray-Başakşehir maçı beraber biterse.
Veya en azından bir tanesiyle aradaki farkı açma şansı var. Dünya Kupası öncesi son maçlar kaldı. Gelecek hafta son maçlar oynayacağız Dünya Kupası arası öncesinde ve Fenerbahçe'nin puan farkını açarak girme ihtimali yüksek görünüyor. 4. sırada Adana Demir Spor var. Bu haftayı bay geçtiler. 23 puandalar. 5. sırada Kayseri Spor var. Yükselişleri devam ediyor.
Ve bu haftada Gaziantep deplasmanında kazandılar. 23 puanları var onların da ama 13 maçları var. 6. Beşiktaş'ın da 13 maçta 22 puanı var. 7. Trabzonspor'un 12 maçta 22 puanı var. Ve Konya sporunda ki Trabzonspor deplasmanında puan çıkardılar onlarda bu hafta. Ama 5 haftadır da kazanamıyorlar. Ve onların da 13 maçta 21 puanı bulunuyor.
İlk 8 takımın arkasından da Antalya Spor geliyor ilginç bir şekilde. Aslında çok kötü gidiyorlardı ama aşağıdaki puan farkı biraz şey birbirine yakın ve Karagümrü'yü kazanınca bir de onların maç fazlası var. 9. sıraya çıktılar birden ama ilk 8 takımla sonraki takımlar arasında da bir kopma başlıyor gibi gözüküyor. Dünya Kupası öncesinde durum böyle. İlk 8 ile sonraki 11 takım arasında yavaş yavaş bir ayrımdan söz edebiliriz sanki.
Şimdi Galatasaray Beşiktaş derbisiyle başlayalım maç değerlendirmelerine. Galatasaray'da bir Barış Alper Yılmaz sürprizi vardı. Bundan bir ay önce Barış Alper'le Galatasaray Beşiktaş derbisine çıkacak dense herkes şaşırırdı. Çünkü Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün önde düşünülüyordu. Arkada Raşit Savar yeni gelmiş. Arkada en yüksek yatırımın, bonservis yatırımının yapıldığı potansiyelli öncü Yusuf Demir var. Mertens kenara oynayabiliyor, Mata kenara oynayabiliyor.
derken Barış Alper'e sıranın gelmesi çok çok düşük bir ihtimal olarak gözüküyordu. Ama Barış Alper hem antrenmanlarda iyi gözüküyor hem fizik kalitesi iyi gözüküyor belli ki ve ilk 11 başladı. Emre Taşdemir de yine onun gibi ilk 11'de başlayan bir sürpriz isim. Ama Galatasaray derbiyi kazanırken bence hem iki kanadı Raşit Sa ve Barış Alper'in fizik gücü hem de iki beki Saşaboy ve Emre Taşdemir'in dayanıklılıkları ve fizik güçleriyle bence çizgilerden rakibini püskürttü. Ve Beşiktaş'a karşı net üstünlüğü kanattan, merkezden değil de kanattan sağladı bence. Özellikle Saşaboy ikinci yarada yorulan rakibi karşısında böyle çok büyük bir hegemonya kurdu. İlk yara bence Sashaboy iyi değildi. İlk 30 dakikada hataları vardı, gereksiz faalileri vardı. Ki zaten Beşiktaş en iyi duran top kullanan takım ligde. Yani duran toplardan en çok x'ci üreten takım, 19 takım arasında. Ve Beşiktaş'a karşı aslında çok fazla faal yapmamak, duran top yapmamak lazım. Saşaboy arda arda yaptı o faulleri. Tabi faaldir değildir onu ayrı bir mesele ama top Enkudu'ya yakın. Enkudu'nun sırtı dönüyor Galatasaray kalesine. Orada çok atlamamak lazım. 1-2 defa atladı faul oldu falan. En sonunda da mesela gol oldu. Bence ilk 30 dakika biraz tutuklu boy. Ama 2. yarıda maç tempo kazanınca Saşaboy'un temposuna erişmek çok zor bir iş tabi. Çok ciddi bir fark yaratıyor ve maça çok net bir üstünlük kurdu. Öbür yanda 2. golü Galatasaray'ın attığı 2. golü tekrar izlemenizi öneririm bir yandan. Emre Taşdemir nasıl
İkinci golde atağa sürüklüyor, ne kadar hızlı çıkarıyor takımı. Ve devamında da işte Barış Alper oradan Oliveira ve gol geliyor. Barış Alper de bu arada çok disiplinli ve arzulu oynadı. Onun yaptığı asist de kendi gençliğinin üzerinde bir olgunluktu ve aslında yapamadığı bir şeydi. Barış Alper'in bu yaptığı asist, arkasındaki oyuncuya top indirmesi hiç yapamadığı bir şeydi. Çünkü sağında solundaki oyuncuları bile göremiyordu, bırakın arkasındaki oyuncuyu. Çok böyle oyun görüşü düşük bir isimdi Barış Alper. Ben hep at gözlüğü takıyor gibi oynuyor diye eleştiriyordum kendisini. Ama Icardia'ya çıkardığı topta net bir farkındalık vardı. Ben hep farkındalığı eksik olarak yorumluyordum ama hem Icardia'ya çıkardığı, geriye doğru çıkardığı top ciddi bir farkındalık hem de kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda rakibini yatırıp çalıma atması, sonra gole atamasa bile rakibini yatırmayı düşünmesi bir farkındalıktı ve onun adına da umutlandım. Zaten fizik kalitesi çok iyi.
biraz mental özelliklerini geliştirebilirse, biraz oyuna akıl katabilirse o zaman beklenenden çok daha yüksek ve hızlı bir çıkış da görebiliriz. Çünkü fizik kalitesi çok yüksek oyuncular çok az akıllandıklarında, çok az tecrübe kazandıklarında oyunla alakalı çok büyük yükselişlere yaşayabildiklerini biliyoruz. Bunu daha önce Burak Yılmaz'da görmüştük. Burak Yılmaz 2010'lu yılların başlarında işte Trabzonspor'la şampiyonluk mücadeleleri verirken birden olağanüstü bir çıkış yakalamıştı. Ondan sonra da zaten Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük santrforlarından bir tanesine dönüştü. Barış Alper Yılmaz da 2020'lerin başında böyle bir şey yapabilir umarım. Tabii ki çok eksiği var ama böyle bir fizik kalitede çok yok. Yani kendi özellikleri, fark yarattığı özellikleri, bizim ligimizde kolay kolay bulamadığımız özellikler. Umarım bunun değerini bilir Barış Alper ve bu maçta da güzel işler yaptı. Mertens ikinci yarı bence sazı eline aldı ve Icardi de tabii çok üst düzey kaliteydi ama Mertens ile ilgili şimdi bu maçı tekrar böyle bir üstün körü izlerken şunu fark ettim.
Mertens'in hiç asisti yok Galatasaray'da ama her maç 2-3 tane mükemmel pası var ve fakat atamıyor. Galatasaraylı oyuncuların bitiriciliği gerçekten felaket bu senede. Geçen senede öyleydi, bu senede öyle. Bu maçta öyle olmadı. Icardi'nin 2 tane muhteşem bitiriciliği var ama boş kaleye de atamadığı bir top var. Onu da çıkaran Mertens ve inanılmaz bir pas o. 5-6 kişi arasından bakmadan göremeden arka direğe müthiş bir top. kesti ve Icardi o kadar zor golleri atıp o boş kaleye o golü kaçırdı. Ayrıca mesela o Barış Alper'in az önce bahsettiğim karşı karşıya kaldığı pozisyondan önce lob pasla Barış Alper'i karşı karşıya bırakan isim yine Mertens. Orta sağdan böyle bir uzun pas atıyor. Direkt Barış Alper'i karşı karşıya bırakıyor çaprazdan. Sonra Emre Taşdemir'in ceza yayı üzerinden sağ yayla çok kötü bir vuruşu var biliyorsunuz. O pası çıkaran da Mertens.
Yani 3 tane mesela iyi son vuruşla 3 tane asist yapabilirdi derbide. Geçen hafta daha önceki hafta bir sürü böyle çok iyi passları var ama bir türlü atamıyorlar. Onlar gelmeyince de 0 asist var adamın kariyerinde böyle düşük asistli bir sezonu yok yani hep asistçi bir oyuncu. Aslında burada da yapıyor ama atamıyorsun. Atamayınca da o zaman suçlu Mertens olmamalı bence. Biraz Mertens'in haksız eleştirildiğini düşünüyorum 1 gol 0 asist var diye. Tamam golleri atamamasında bazı kötü bitiricilikleri oldu kendisinin de ama çok sayıda asistinin de yendiğini söylemek lazım. Derbide de öyle oldu. Öte yandan Icardi'de de bence çok saf bir kalite vardı. Icardi ve Mertens çok net kalite konuşturdular. Icardi'nin 2 golü de muhteşem bitiricilik. Şöyle bir durum var, Icardi 9 tane pas atmış sadece, 3 tanesi shoot pasına dönüşmüş. Bunların 2 tanesini çok net hatırlıyorum, 2 tanesi de kafa ileydi. Bir tanesinde hızlı çıkılan topta kafasının arkasıyla Kerem'e indirdi topu. Kerem de Necib'i çalımlayıp vurdu, üst direkten döndü biliyorsunuz. Bir asist olabilirdi.
Bir kafayı da yine arka direktten penaltı noktasına doğru indirdi. Ve Sergio Oliveira ile Torreira ikisi birden şuta hazırlanıp birbirlerini bozdular. Oliveira kötü bir vuruş yaptı. Mesela o da çok net bir pozisyondu. 9 pasın ikisi direkt asiste dönüşebilirdi. Yani topa çok az dokunuyor Icardi. Öyle çok oyunun içinde olan bir oyuncu değil. Ama her dokunuşu altın dokunuşu. Yani 3 şutu var bu arada. İkisi gol, biri direkt. Yani hem şutlar altın değerinde hem paslar altın değerinde. Yani paslar da hep böyle gollük paslar aslında.
İşte Mertens'e yaptığı asist de Alanya spor maçında sağ ayağının dışıyla mesela çok ekstra, çok üst düzey toplardı onlar. Şimdi Mertens'le Icardi topları üst düzey vurabilen kalite oyuncular. Bence biraz geçmiş Galatasaray 11'lerinde biraz fazla kalite vardı ama hammal oyuncu yoktu. Şimdi Sergio Oliviera'da üst düzey kalite mesela ikinci goldeki asisti de Ortayı da Sergio Oliveira yapıyor ve kafasına konduruyor Icardi'nin. O da çok üst düzey kalite. Ama fizik ve mücadele gücü eksik kalıyordu. Mesela Kayseri'de plasmanı bu yüzden kaybedilmişti Galatasaray için. Ve Barış Alper eklemesi ve Rashica eklemesi biraz o yüzden Kerem ve Yunus'a göre biraz daha iyi geldi takıma. Aynı zamanda Şaşaboy da öyle. Hatta Emre Taşdemir'in hamallığı bile, ikinci goldeki hamallığı. Yani Galatasaray merkezde akılla ama kanatlarda fizikle ezdi rakibini. Ve Beşiktaş da fiziksel olarak özellikle back savunma kanatlarında çok eksik kaldı. Zaten Şenol Hoca da eleştirdi biliyorsunuz Rozier'i. Tam bir performans yakalarsanız fiziksel ve form grafiği teknik taktiği olarak hatta fiziksel iyiyseniz tekniği de iyi kullanabilirsiniz. O fizik düşüşe başladığı zaman hatalar da olabiliyor. O da onu yaşadı.
Tabi Galatasaray'ın da zaafları vardı bence ama Şenol Hoca bu zaafları değerlendirmek için bence dikkatsizdi ve Galatasaray'ın zaaflarının üzerine gitmediği kötü bir maç çıkardı bence Şenol Hoca. Biraz belki maçlardan uzak kaldığı için olabilir, belki Galatasaray'ı iyi analiz edemediği için olabilir. Bir tanesi, Beşiktaş'ın geriden oyun kurarken yaşadığı bir avantajı değerlendirememek üzerine. Bu şöyle oldu. Şimdi Icardi müthiş bir presçi değil, elinden geldiği kadar yapıyor işte. Bütün o enerjisini son vuruş ve son o altın dokunuş anlarına saklıyor bence. Çok presçi bir oyuncu değil veya oyuna çok katılan sırtı dönük oynayan bir oyuncu da değil. Tam bir Poacher.
Icardi bir stopere çıkıyor baskıda. Mertens de diğer stopere gidiyor. Yani Icardi Sayis'e giderse Mertens Tayyip'e veya Icardi Tayyip'te olursa Mertens Sayis'e gidiyor. Josef de Souza'yı 6 numarayı Torreira gidiyor. Geriden gelip Torreira basıyor hızlı bir şekilde. Alanya spor maçında da öyleydi. Torreira rakip 6 numaraya basıyordu. Sergio Oliveira da rakibin oyun kurucusuyla eşleşiyor. Burada da Salih ile eşleşti. Ama Cezson Fernandes boşta kalıyor. Çünkü Galatasaray'ın merkezde kullandığı oyuncu sayısı 4. Yani 10 numarası Mertens, 2 merkez orta sahası Oliveira ve Torreira ve bir de Santerforu Icardi ile merkezde 4 oyuncusu var Galatasaray'ın. Ama Beşiktaş'ın merkezdeki oyuncu sayısı 5. Yani iki tane orta sağ iç oyuncusu var Salih Cedson, bir tane altı numarası var Josef, iki de stoperi var, beş. Beşe dört bir üstünlük var aslında merkezde oyun kurduğunuz zaman. Ve Oliveira Salih'e, Torreira Josef'e ve Mertens de Icardi'de iki stopere geçtiği zaman Cedson bomboş kalıyor. Cedson da aslında merkezde bomboş bırakılmak için en yanlış oyuncu, ligde en yanlış oyuncu. Çünkü Cedson çok hızlı bir şekilde dribbling yapabilen, top sürebilen bir oyuncu ve sizi merkezden delip hemen kalenize kadar top taşıyabilecek bir oyuncu.
Jetson'u boş bırakmak o yüzden bence Galatasaray adına kötü bir plandı. Hatta Jetson'a Nelson çıkıyordu birebir eşleşmede. Yani rakip yaralana kadar Nelson'un Jetson'a gittiğini görüyorduk. Ama Jetson, Nelson'a göre çok daha çabuk bir oyuncu ve birebir eşleşmede de Nelson'dan da sihir alıp daha da uzayabilirdi. O iş daha da kötü olabilirdi bence Galatasaray için. Ama Beşiktaş'ın bu eşleşmeleri kullanmak yerine uzun vurduğunu gördük. Hep uzun vurdular. Wegorst ve Cenk'e. Ve düşenleri de genelde Galatasaray topladı. Çünkü kanat oyuncuları hem Bekler hem de Barış'la Raşissa bu inen toplara hep koştular, mücadele ettiler. Ve oradaki orta sağ eksikliğini kanatlardan gelerek adam fazlalığına çıkardılar. Ve Galatasaray o şekilde bence reboundları toplama konusunda farkını koydu ortaya. Yani Vegos vurur, Cenk vurur, Veyas toparlar, Galatasaray toparları vurur. Top hep karambola düşüyordu ama hep karambola düştüğü yerde genelde Galatasaraylılar daha kalabalık oluyordu. Çünkü kanatlar daha yardımcıydı Beşiktaş'ın kanatlarına ve beklerine göre. Öte yandan Galatasaray'ın bir problemi daha var. O da oyun kurarken. O da onu da ikinci yarının başında gördük. Yani bu Galatasaray'ın karşılama zaafını ilk yarının başında görmüştük. Oyun kurma zaafını da ikinci yarının başında gördük. Şöyle o da, Abdülkerim'in özgüven eksiği var net bir şekilde oyun kurma konusunda. Abdülkerim'in en son oyun kurmaya çalışıyor ama uzun vurmak bir seçenek değil Galatasaray'da. Çünkü Icardi bir pivot değil, top indiren bir oyuncu değil. Mertens de öyle bir oyuncu değil. Bunlar küçük oyuncular, ufak ebatlı oyuncular. Ayağa çıkmak istiyorlar böyle olduğunda ve fakat Galatasaray orta sahada eksik işte Torreira ve Oliveira ile birebir de alınıyor. Hem Salih var hem Jesson var geri geliyor, Josef arkadan geliyor. Hep bir 2-3'lük bir avantaj oluyor ve Galatasaray'ın bekleri de oyun kurma konusunda eksik. Yani Sashaboy ve Emre Taşdemir oyun kurabilen oyuncular değiller.
Bence Beşiktaş şiddetli bir ön alan baskısı yapsaydı Galatasaray'ı uzun vurmaya zorlayabilirdi ve Galatasaray'ın uzun vurduğu yerde de hem Icardi hem Mertens hava toplarını alma konusunda zorlanabilirdi. Veya Galatasaray uzun vurmaktan kaçındığında da Beşiktaş ön alanda top kazanıp sonuca gidebilirdi. Ama bunu da yapmamadı Beşiktaş. Belki fizik kalitesi eksik kaldığı için yapamadı. Belki yorgun düştüğü için yapamadı.
45-55 arasında böyle Galatasaray'ın zorlandığı sekanslar gördük ama Beşiktaş bunun üzerine gidemedi. Bence Galatasaray'ın eksik kaldığı iki yeri Beşiktaş değerlendiremedi ve Galatasaray'ın eksik kaldığı iki yerden bir tanesi olan rakip karşılama olayında Başakşehir'in çok iyi olduğunu biliyoruz. Başakşehir en iyi pres yapan takımlardan Fenerbahçe'yi bile 2-3 defa çok iyi kırmıştı ve Traore ile Altay'ı karşı karşıya bıraktığı pozisyonlar olmuştu Emret Belezoğlu'nun. Galatasaray iyi bir karşılama yapamazsa Başakşehir'in önümüzdeki hafta sonu oynanacak maçta iyi çıkışlar yapıp Galatasaray'ı gafil avlayabileceğini düşünüyorum. Ama Başakşehir'de de Biglia ve Mahmut gibi en iyi iki oyun kurucusu sakatlandı. Onlarda da bir eksik var. Yorgunluk da vardı. Hataya karşı puan kaybettiler bu hafta. Ama yine de Galatasaray için ve Okan Hoca için bence belirleyici maç bu Başakşehir maçı olacak. Ve Dünya Kupası öncesinde Galatasaray kazanırsa Okan Hoca da ciddi bir krediyle girer bu Dünya Kupası arasına. Ama iyi bir oyun gelmezse ve bir puan kaybı gelirse de Okan Hoca ile ilgili bir süredir devam eden tartışmalar maalesef bu Dünya Kupası arasında da devam eder. Bence bu tartışmaların bu kadar şiddetli olmasının sebebi de Galatasaray'ın eziliği rakibinde Fenerbahçe'deki teknik adamın hiç tartışılmaması. Şimdi Jorge Jesus'u herkes takdir ederken Okan Hoca'nın tartışılma olayı da biraz daha artıyor.
Ama yine de Şenol Güneş gibi bir kurt teknik adamı yendiği için bir şey kazandı. Önemli bir kredi kazandı Okan Hoca. Çünkü insanlar şey demeye başlamıştı. Jokjesus çok tecrübeli kurt kazanıyor götürdü. Şenol Hoca gelir gelmez 5 attı. Tabi bizde gelir gelmez hemen böyle bir maçla peygamber ilan edip bir maç kaybedince de adamı rezil ilan etmek çok meşhur biliyorsunuz. Türkiye'de her şey bir hafta içinde değiştiği için. Geçen haftaki durumlarda Ümraniye'ye 5 atan Beşiktaş da doğru yol bulunmuş.
Şenol Hoca gelmiş, tecrübeli teknik adam gelmiş. Tamam artık Beşiktaş gider. İşte Jesus çok tecrübeli Fenerbahçe uçuyor. Beşiktaş'ta Şenol Hoca geldi, tecrübeli doğrultu takımı. Galatasaray'da da tecrübeli teknik adam Fatih Hoca vs. gelsin. Açıklamaları geliyordu ama genç Okan Burun. Tabii çok genç sayılmaz Avrupa futbolu için de bizim Türk futbolu için genç diyelim. Genç Teknik Direktör Okan Burun o tecrübeli Şenol Hoca'yı hak ederek yenmiş olması. Biraz o açıdan kendisiyle ilgili endişeleri ve yükselen sesleri biraz dindirmiş oldu. Ama yine de bence esas yani benim için en azından esas sınavı Başakşehir maçı ve Emre Belezoğlu olacak Okan Hoca'nın. Ki Emre Belezoğlu ile Okan Hoca da ne kadar eski bir arkadaşlık ve abi kardeş ilişkileri de İnter dönemleri, Galatasaray dönemleri, Başakşehir dönemleri. İyi bir müsabaka olacak ve Okan Hoca için bence çok belirleyici olacak diyeyim ve biraz da Beşiktaş tarafından değerlendirelim. Galatasaray üzerinden çok değerlendirdim derbiyi. Biraz da Beşiktaş tarafına çok girmedim çünkü Bülent'e bırakmak istedim. Biraz da Bülent Kalafat'la Beşiktaş tarafını dinleyelim.
Evet, Bülent Kalafat'la birlikteyiz. Beşiktaş mağlup oldu Galatasaray'a karşı. Şenol Hoca ikinci maçına çıkmıştı. Ve ilk maçtaki beş gollü galibiyetin ardından derbi biraz hayal kırıklığı yarattı Beşiktaş cephesinde. Biraz da Beşiktaş tarafından okuyacağız maçı. Bülent hoş geldin. Merhaba Sinan, nasılsın? Teşekkür ederim, sen nasılsın? İyiyim ben de, çok sağ ol. Ne diyorsun Şenol Hoca'nın iki haftalık başlangıcı hakkında?
Yani ilk maç çok bir ölçüt olmayacaktı zaten. Hem Şenol Güneş'in Vodafone Park'a dönüşünün coşkusu hem de rakibin zayıflığı ve çok sayıda bireysel hata yapması. O maçtaki galibiyet biraz, hani nasıl diyeyim, anormal bir galibiyetti. Tabii ki 3 puan alması normalde Beşiktaş'ın ama 5-2 falan hani o çok ölçüt olmayacağı biraz belliydi. Çünkü bir sonraki hafta Galatasaray'a deplasmanına gidiyorsun. Yani ligde karşılaşabileceğin en zayıf rakiplerden birininle oynadıktan sonra ligde karşılaşabileceğin en güçlü takımlardan birine deplasmanına gidiyorsun.
Fakat kadro tercihine falan geliriz. Katılmadığım pek çok şey var. Özellikle maç sonu söyledikleri doğrultusunda katılmanın daha da zor olduğu bazı tercihler var. Buna rağmen Beşiktaş hem maça hem de devreye, yani ikinci devreye iyi başladı. Özellikle Galatasaray geriden oyun kurmak istediği zaman rakip yarı alana iyi yerleşen bir Beşiktaş vardı. İlk 10-15 dakikada Galatasaray'a herhalde 5-6 tane isabetsiz uzun topa
sevk etti Beşiktaş. Bunlar iyi bir deplasman savunma performansı için Galatasaray'a karşı fakat topu aldığı zaman yaptıkları çok yetersiz kaldı Beşiktaş'ın. Evet bu takım işte Umut Meraç'la, Tayyip'le özellikle Galatasaray deplasmanına çıkmış çaylak bir stoperle Joseph ve Jetson'la ve Enkudu gibi parçalarla çok ayağa pasla çıkmayı vaat etmiyor. Bunu anlıyorum. Fakat iki tane silahını çok daha etkili ve sık kullanmalıydı Beşiktaş. Bir tanesi Jetson. Topu her ayağına aldığında dikine giderek Galatasaray savunmasını deldi. Merkezden deldi. Hem de ki bu bir takımın en çok isteyeceği şey. Buna çok az başvurdu Beşiktaş.
Onun dışında kendisi uzun top vurmaya mecbur kaldığı ya da başka tercihi kalmayıp uzun vurduğu zaman da çoğunlukla Cenk'i tercih ettiğini gördük. Ben az önce maçı 90 dakika tekrar izlemeyi yeni bitirdim. Maçı izlerken acaba bu konuda aldığım notları biraz abarttım mı falan diye üzerinden geçtim. Yine Cenk'e atıldı, yine Cenk'e atıldı diye. Ondan sonra birkaç veri sitesinden de baktım Sinan. İlk yeri Beşiktaş mesela Cenk'e 9 tane uzun top atmış ve Gorç'ta sadece 5 kere tercih etmiş.
Cenk bu 9 toptan sadece 2 tanesini alabilmiş. Halbuki Vegos gibi bu konuda Cenk'ten çok daha üstün bir oyuncu var. Bunlar yavaş yavaş da bir seyirci desteğiyle ve ne olursa olsun ciddi bir kadro kalitesi farkı da var Galatasaray'ın. Bütün bunlar yavaş yavaş maçın Galatasaray'ın istediği gibi seyretmesine sebep oldu diye düşünüyorum. Cenk'le ilgili şöyle eleştiriler de vardı. İkinci yer oyundan çıkmadı Cenk ve Şenoluca gelene kadar ilk on bir oyuncusu değildi. Maç ritmi de biraz eksik olabilir. Şenoluca onu ısrarla değiştirmedi maçın son bölümünde. Hocam az önce bahsettiniz. Oyunu üç kez durdurdunuz, oyuncu değiştirdiniz. Umut Meraç çıkarken aslında bir oyuncu daha çıkabilirdi. Bu hakkınızı kullanmadınız. Sizce kulübede oyunu değiştireceğine inandığınız oyuncu mu yoktu? Şimdi şöyle fiziksel bir düşüş vardı. Orada hücuma etkili olacak tek delali vardı. O da şimdi fiziksel olarak tam hazırdı. Belki iki orta sahayı dinamit tutup öndeki oyuncu değiştirip yapmasaydım olabilirdi ama mülaka var. Cenk mesela yolun Cenk'in yerine girebilirdi ama o da Biraz
maç sonu açıklamalarına da değinelim. İstersen ilginç bir basın toplantısıydı yine. Evet bu iki konuyu beraber değerlendirebiliriz. Önce Cenk özelinde birkaç notum var. Şimdi hoca diyor ki maç sonu basın toplantısında takımda fiziksel olarak bir eksiklik var. Hem oynayan oyuncular hem giren oyuncular fizik olarak eksik diyor. Öncelikle buna inanmak demeyeyim de buna şaşırmamak çok zor. Çünkü Valerian İsmail bu takıma eğer bir şey kattıysa, herhalde o da fizik kondisyonu yüklemeyi yaz kampında iyi yapmasıydı ki. Beşiktaş'ın ben Wolverhampton Wanderers seviyesindeki takımlara sahayı dar ettiği maçlar izledim. Evet, o maçı Beşiktaş 4 golle kaybetmişti sanırım ama ilk yarım saat Wolves kendi yarı sahasından falan çıkamamıştı. Sonra Sampdoria'ya karşı oynanan bir maç var İstanbul'da gene ki. Beşiktaş ligede rakiplerini tabiri caizse döverek başlamıştı. Sivas maçı, Karagümrük maçı, Deplasman'daki Ankara gücü galibiyeti falan. Ona şaşırdım ama diyelim öyle. Diyelim İsmail Ovaç'ın dozunu kaçırdı ve oyuncuları fazla yükledi ve oyuncular şu anda düşüş içinde. Peki, o zaman niye maça Cenk'le başlıyorsun? Niye maça Tayfur Bingöl'le başlanmak varken Umut Meraç'la başlıyorsun? Ve neden mesela yaptığın değişikliklerde sezon başından beri kariyerinin fiziksel olarak zirvesinde olan Salih'i çıkarıyorsun da fiziksel olarak iyi olduğu zaman bir canavara dönüşen ama maalesef o halini mumla aratan Josef'i
oyunda tutuyorsun ve Joseph Jetson ikilisiyle merkezi 2'ye çekerek 4-2-4 gibi bir sisteme geçiyorsun gibi pek çok soru aklıma geliyor. Onlar Şenol Güneş'in fiziksel durum serzenişiyle pek bağlaşmayan tercihler gibi geldi bana. Cenk özeline de geri dönecek olursak... Pres gücünü çok zayıflatan bir oyuncu, Cenk. Ki işte ön tarafta Weghorst, Enkudu, Jetson, işte onlara destek veren Salih falan aslında yüksek pres gücü vaat eden oyuncular ki Galatasaray'ın da iki bekinin oyun kurma konusundaki zaaflarını düşünürsek hani biraz daha pres gücünü artıran bir oyuncu Beşiktaş'ın işini baya bir kolaylaştırabilirdi orada, bu bir. İkincisi hani Muleka gibi ciddi yatırım yapılmış ve geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında ligi resmen darmadağın etmiş bir forvet oyuncusunun son 5 maçta sadece 80 dakikası var Sinan.
Bunu anlamak da çok güç ki Muleka sadece bir golcü değil, aynı zamanda çok iyi bir bağlantı oyuncusu. Bunu anlatmak dediğimde tüy bitti ama henüz bunu keşfedebilen bir hocası çıkmadı Beşiktaş'ın. Ve hem roziyere ilk devrede hem de ikinci yarı Tayfur sağdayken sağ kanada, soldayken sol kanada hiç savunma desteği getirmedi. Hiç kadraja girmediği pozisyonlar var Cenk'in. Çünkü bunlardan en önemlisi de maçın koptuğu pozisyon. Olivera'nın ortasında. Icardi'nin attığı golle Galatasaray'ın 2-1 öne geçtiği pozisyonda Sinan. Beşiktaş'ın topu kaptırdığı süre ile Oliveira'nın ortası arasında tam 11 saniye var. Cenk o 11 saniye boyunca kadraja girmeyerek Barış Alper, Oliveira ve Emre Taşdemir üçlüsüne karşı Tayyip ve Tayfur'u 3-2 bırakıyor. Sen ligin herhalde en iyi orta kesen 1-2 oyuncusundan bir tanesine olan Oliveira'ya o kadar şans verirsen o topu gider Icardi'nin kafasına keser abi. Evet, Sayis'te Icardi orada çok uzak kaldı. Burada ciddi bir savunma hatası var. Icardi'nin kafası da kusursuzdu, evet. Ama sen o pası oradan attırmazsan bu ikinci ve üçüncü adımlar önemsiz olur çünkü gerçekleşmez. Yani bunlar fizik durumundan takımın şikayet eden bir teknik direktör varken sahada görmeye pek anlam veremediğim hadiseler. Umut ısrarı da benzer bir şekilde mesela. Maça Tayfur'la başlasaydı bence çok daha mantıklı bir iş. yapmış olurdu. Çünkü Galatasaray özellikle ilk devre topu ne zaman sağ kanata getirse etkili oldu. Golü bir sağ kanat organizasyonuyla buldu. Bir de çok komik bir pozisyon var. O da Rashid San'ın yaptığı ortada. Umut, Rashid San'a uzaklaşarak savundu onu ve ona rağmen topu eliyle kesti. savunma yapsın diye koydum bir oyuncu da ilk kere de o savunma katkısını pek veremedi. Tabii ki maç içinde iki bekinin birden sakatlanması elini kolunu bir hayli bağladı. Buna diyecek hiçbir şey yok ki. Zaten kadrosu son derece kısıtlı bir Beşiktaş vardı. Fakat ben maçın değil de oyunun bu zorunlu değişiklikler yüzünden Galatasaray'a gittiği fikrine de pek katılamıyorum. Çünkü bence Galatasaray oyunu veren hamle
Merkezi ikiye çekmek ve o sırada Cenk'i oyundan çıkarmamak oldu. Onun üzerine Umut'un sakatlanması tabii ki talihsizlik. Ama kulübede de zaten üçüncü oyuncu değişikliği hakkı harcanmıştı ya, bir tane daha yapamadı. Yapabilseydi de zaten sadece oyuna girdiği zamanda hiçbir şey yapmayan delaliyle henüz süre almadı galiba değil mi Atakan?
Aldıysa da ben hatırlamıyorum. Kerem Atakan keskin. Zaten bu iki oyuncu vardı. İki birken gole ararken herhalde Valentino onu almayacaktı sahaya. O bakımdan elde edeyim. Kulübesinde de müthiş imkanlar vardı da kullanamadı gibi bir durum da bence söz konusu değil. Zaten yaptığı değişikliklerden sonra Sinan, karşılıklı ilk değişikliklerden sonra yani Barış'ın yerine Kerem'in girmesi, Beşiktaş'ta da işte Muleka ve Redmond'un oyuna girişleri sonrası Galatasaray'ın en az 4 tane çok net pozisyonu var. Kerem'in kaçırdığı üst direk.
Rashidsah'nın karşı karşıya kaldığı pozisyon, Icardi'nin kale ağzından direğe vurduğu top Mertens'in müthiş pası ve Oliveira'nın ceza sahası içinde gelişine yapamadığı bir vuruş. Beşiktaş'ın ise işte Mulaka'nın bir yarım pozisyonu var yetişemedi orada tam arkasından gelen oyuncağı onu bozdu. Bir de işte Redmond'un kesip Mulaka'nın indirdiği ve Wegorst'un vurduğu şut var. Ama Galatasaray aslında Beşiktaş'a girene kadar 3. ya da 4. golü bulup aslında maçı koparmalıydı. Kötü bitiricilik biraz daha Beşiktaş'ın oyunda kalmasına sebep oldu diye düşünüyorum ben.
Evet, basın toplantısında ilginç bir açıklaması daha oldu Şenol Hoca'nın ve Rozier'in yeterince kendisini zorlamadığından bahsetti. Hatta bunun ardından Sercan Dikme bir programda bazı açıklamalar yaptı. Beşiktaş'ta bir buçuk iki yıllık süreçte hep çözüm olarak teknik direktör değişiklikleri arandı. Beşiktaş kötü gidiyorsa teknik direktör değişikliği arandı.
Artık bu saatten sonra bu çözüm, o zaman aslında doğrunun bir karşılığı şöyle. Doğru, doğru vakitte söylendiğinde doğru oluyor. Biz bunu Sergen Yalçın gittikten sonra söylemiş olsaydık, Sergen Yalçın döneminde söylemiş olsaydık, bunu ima etmiş olsaydık kötü adam olurduk. Şu an söylemek daha mantıklı. Beşiktaş'ta Beşiktaş'ın ağırlığını kaldıramayan futbolcular var. Beşiktaş iki yıl üst üste ligden bu kadar erken kopmaya hakkı Yok. yok. Sercan Dikme yönetime en yakın gazeteci olarak biliniyor Beşiktaş muhabirleri arasında. Biraz yönetimden haber alma gücü çok yüksek Sercan'ın. Son dönemde çok ciddi yükselişte. Haberlerin doğru çıkma vesaire oranı ve orada Sercan Dikme artık oyuncuların da suçlanması gerektiğini, oyunculara da bakılması gerektiğini söylüyor. İşte Sergen Hoca döneminde oyuncular suçsuzdu, Sergen Hoca suçluydu. İşte İvalerin İsmail döneminde oyuncular suçsuz.
Valerian İsmail suçlu, şimdi yine aynı gibi bir açıklama yani. Hem Şenol Hoca, Rozier'e açık isim vererek kendisini zorlamadı diye suçladı. Hemen ardından Sercan Dikmen'in böyle açıklamaları oldu. Bu derbiden sonra Fenerbahçe eksik maçlarını kazanırsa puan farkı 10'a çıkabiliyor liderle. Ve sanki yönetim biraz daha ikinci maçından Şenol Hoca'nın. Biraz bir cadı avı gibi bir şey de seziyorum. Bu Beşiktaş'a hiç iyi gelecek bir şeymiş gibi gelmiyor bana açıkçası.
yeniden bütünleşmek zorunda olan, yeniden kenetlenmek zorunda olan bir Beşiktaş'ın şu anda suçlu aramaya çıkmaktansa nasıl bu takımı tekrar toparlayabiliriz fikrine girmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama hem Şenol Hoca'nın o açıklamaları maç sonrası hem Sercan Dikmen'in söyledikleri biraz yönetim kaynaklı olduğunu düşündüğüm için bana içeride bir kriz olabileceği dair bir izlenim verdi. Bilmiyorum sen ne dersin? Bana biraz saçma geldi Sinan, özellikle bu maç üzerinden Rozier'in eleştirilmesi. Rozier kesinlikle maça iyi başlamadı, doğru. Ama hani kendisini zorlamaması üzerinden suçlanması bana çok saçma geldi sakatlanarak oyundan çıkan bir oyuncunun. Onun dışında savunmada az önce de bahsettiğim gibi cenkten sıfıra yakın bir kat kalmış bir oyuncudan bahsediyoruz ki Galatasaray iki kanadını da çok etkili kullandı. Barış Alper büyük ihtimalle maçın gizli kahramanlarından biriydi ama
Dönem dönem Rashid Zayla baya kanat değiştirdikleri oldu. İkisi de Rozier'in karşısında geçtiği zaman çok zorladılar onu. Ama bu biraz hani Josef'in artık tükenmiş bir halde sahada gezinmesiyle, biraz da Cenk'in Rozier'e hiç yardım getirmemesiyle alakalı. Rozier'in stoper partnerinin çaylak bir Tayyip olması ki Beşiktaş kariyerinin en kötü maçını oynadı anlaşılabilir bir şekilde. 50-0 için karşısında çıkıp derbi oynamak kolay iş değil. Bunlar oynaya oynaya gelişir. Ben Tayyip'i de çok suçlamıyorum. Fakat bütün bu şartları bir arada düşünmeden Rosier'e yüklenmek bence saçmalık. Hatta hatırlarsan Rosier zaten şampiyonluk sezonunda da çok dalgalı performanslar gösteren bir oyuncuydu. Rosier'in olayı dalgalı bir oyuncu olmak. Rosier dalgasız bir oyuncu olsa Beşiktaş'ta olmaz zaten. Çünkü teknik kapasitesi çok yüksek bir oyuncu. Baskıya direnci çok yüksek bir back. Skor kabiliyeti olan bir back. Hem gol atabilen hem attırabilen bir oyuncu. O yüzden senin cadı avı tabirin biraz doğru. Şu anda Beşiktaş'ın biraz sakin kafayla biz nasıl bir kadro kurduk? Hangi teknik direktörü nasıl bir kadro verdik? O teknik direktörü hangi gerekçelerle yolladık? Bunların ne kadarlığı gerçekçi gerekçelerdi? Ne kadarı daha fazla kamuoyu baskısına dayanamayacağımız için yaptığımız bir hamleydi? Ve Şenol Güneş'ten şu anda ne bekliyoruz? Elindeki kadro Şenol Güneş'in oynatmak istediği futbola ne kadar uygun falan gibi biraz daha aklı selim sorular sorarak ilerlemesi lazım. Yoksa
Sürekli şu kötüydü, bu kötüydü, işte şununla olmuyor, bununla olmuyor demek çok kolay. Ama ben çarenin orada olduğunu düşünmüyorum. Ağzına sağlık. Var mı eklemek istediğin başka bir şey? Galatasaray'ı tebrik ederim. Çok hak edilmiş bir galibiyet aldı bence Galatasaray. Özellikle ikinci yarıdaki oyun son derece yerindeydi ki daha farklı bir şekilde kazanabilirdi bence. Maçı daha erken koparabilirdi.
Håkan Bruun da bu maç özelinde merkezde Icardi, Mertens ve Oliveira gibi fizik kalitesi çok düşük 3 tane oyuncuyla oynayan bir takımın kanatlardaki en azından dayanıklılığını ve mücadele gücünü artırmak adına yaptığı kanat oyuncuları tercihleri bence maçın kritik faktörlerinden bir tanesi oldu. Galatasaray'a galibiyeti getiren teknik direktör hamleleri Şenol Güneş'in Eşiktaş'ı galibiyetten uzaklaştıran teknik direktör hamleleriyle net bir kontrast oluşturdu diye de ekleyeyim. Ağzına sağlık. Gelecek haftalarda yine seni ağırlamak isteriz. Teşekkür ederiz. Memnuniyet doyarım. İyi programlar. Bölüme devam edeceğiz ama şimdi kısa bir ara veriyoruz.
Bülent'e teşekkür ediyorum. Fenerbahçe Sivas Spor maçına geçelim. İki takımda çok yorgun görünüyordu. Ve maalesef yine hakem kararlarının çok fazla konuşulduğu bir müsabaka izledik. İşte Serdar Aziz'in penaltı pozisyonu var ilk devrede. Aliovski'nin pozisyonu penaltı mı değil mi diye tartışılıyor. Basri Ayin'in pozisyonu kırmızı olur mu olmaz mı işte çok basit vs. Bunların hiçbirine girmeyeceğim. Çünkü çok sıkıldım artık her hafta böyle hakem hakem hakem olayı. O yüzden
İki tane gruplarını lider tamamlamış takımın maçından bahsetmek istiyorum. Çok da bahsedilecek bir tarafı yok aslında çünkü bence iki takım da çok yorgundu. Çok yorgun olduğu için de düşük kalitede bir maç izledik. Ve Batrugay da mesela Fenerbahçe'deki en kötü maçını oynadı. Kırmızı kartından sonra da Fenerbahçe çok etkilenmedi. Ve daha da ziyade bence ikinci yarıda Sivas Spor daha da çok yorulunca
Skoru da kaybedince elinden bastıramadı. İyi bir 30 dakika iyi bir 35 dakika neyse oynayamadı Sivas Spor ve Fenerbahçe'nin iyi savunmasından ziyade bence Sivas Spor iyi hücum edemedi çünkü çok yorgun düşmüştü. Ama Fenerbahçe yine de savunmayı hücumdan çok daha iyi yaptı bence. Fenerbahçe'nin genel olarak set oyununda ciddi bir üretkenlik sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Rekor sayıda gol atmış olmasına rağmen. Golleri genelde duran topları çok iyi kullanmasından, geçiş oyunlarından, baskı oyunlarından geliyor. Ve bu da tabii ki bir gol atma formülüdür ve Jurgen Klopp Liverpool'da senelerdir yapıyor baskı üzerinden gol çıkarmayı. Yani bunu küçümsediğim için veya olmaz dediğim için demiyorum. Bu da çok iyi bir formül. ama kendi alanına çekilen ve uzun toplarla çıkmayı düşünen Sivasspor gibi rakiplere karşı maçlar 0-0 giderken işler zorlanabiliyor ve Sivasspor çok faul yapmasa ve o saçma penaltıyı yapmasalar gerçekten Fenerbahçe'nin gol atması biraz zor olurdu. Yani free kick'ler ve penaltı dışında çok fazla üretken olamıyordu. Tabi bunda çok yorgunluk da var. Tabi Sivasspor'un da bunu bilmesi lazım. Fenerbahçe duran toplar da çok etkili bir takım ve set oyunda da üretken değil.
Ona göre çok böyle atlayıp zıplamaması lazım, çok fazla faal yapmaması lazım. Mesela penaltı olmasa gole en yakın pozisyonlar yine İrfan Can'ın falan free kick'leri. Yani yine tehlikeli yerlerden ciddi free kick'ler de kazandı Fenerbahçe. Bunu derbi konuşurken Saşaboy üzerinden anlattım mesela. Sırtı dönük oyuncuya hamle çok yapılıyor falan. Sivas Spor onu daha da kontrolsüz yapıyor. Yine
de yorgun olduklarını görsek bile Fenerbahçeli oyuncuların disiplininden, ciddiyetinden ve özverisinden şüphe etmiyorum. Yani yorgun olsa bile ellerinden geleni yapıyorlar. Ve mesela İrfan yine bence iyiydi ve 1-2 aydır da çok farklı bir İrfan Can Kahveci izliyoruz. Ben beklemiyordum açıkçası kendisinden böyle bir performans. Çünkü bence çok istikrarsız, disiplinsiz yeri geldiği zaman. Özverisiz bir oyuncu, hep böyle yeteneklerine çok güvenen bir oyuncu izlenimi yaratıyordu bende. Ama Jorge Jesus'la birlikte İrfan Can da futbola odaklandı. Yine de şeyi çok yapıyor, çok fazla hakeme itiraz ediyor ve çok fazla bağırıp çağırıyor. Bunlar kartlarla cezalandırılabilir önümüzdeki haftalarda, onu yapmasa daha iyi. Ama kafasını daha fazla futbola verdiği ve maça verdiği, konsantrasyon seviyesini çok daha yükselttiği bence bariz bir durum. Ben bu maçta Arao'yu oldukça beğendim. Hücumda hiç yoktu. Ama 6 tane hava topu kazanmış mesela. Ve Sivas Spor gibi sürekli geriden uzun vuran takımlara karşı savunmanızın önünde hava topu alabilen bir 6 numaranın olması çok işe yarıyor. Hatta Sivas gibi uzun toplarla çıkan rakiplerin bence 1 numaralı panzehiri. Uzun 6 numara. Ve uzun 6 numara böyle futbolun başından beri neredeyse var. Her teknik adam kullanıyor. Hani Kaoliu bela'dan beri var desek geridir uzun 6 numara.
Hatta böyle bir ara işte modası geçti, uzun boylu altın maraların falan deniyordu. Ama Pep Guardiola bile, o kadar pas odaklı bir teknik direktör bile, işte Barcelona'da buz kesti, Yaya Toure'den sonra buz kesti. Manchester City'ye gitti, Rodri. İlla oraya bir uzun boyluk kullanıyor. Çünkü çok ciddi bir baskı yaptığınız zaman rakiplere, rakiplerin en önemli çıkış yolu uzun vurmak oluyor. Ve uzun vurdukları zaman da, rakip Center 4'da uzun kullanıyor zaten. Yani pivot oyuncu kullanıyorlar rakipler, o tip rakipler Center 4'da.
O pivot topları indirdiği zaman rakip yara alana yerleşebiliyor. Yani sizin yara alanınıza yerleşebiliyor ve kontralar gelebiliyor hızlı bir şekilde. Ve daha ziyade siz o uzun boylu Center 4'la Stopper'inizi eşleştirirseniz Stopper ile Center 4'dan seken topu rakip kanatlar, çabuk kanatlar direkt kaleye götürebiliyor. O yüzden dikkat ediyorum Pep Guardiola gibi teknik adamlar O uzun atılan toplara, uzun vurulan geriden serseri toplara stoperlerini göndermemeye çalışıyorlar. Stoperlerim yerimde kalsın diyor ve uzun boylu 6 numarasını çıkarıyor oraya. Çünkü 6 numarayla rakip center four arasından 8'e bile top stoperleri yerinde kalıyor ve kontrayı yemiyor. O yüzden Rodri'den vazgeçmiyor yani o kadar pas odaklı bir teknik adam bile. Ve bence yani futbolun böyle çok düzeni değişti, çok sistemi değişti ama bu uzun boylu 6 numara gerçekten
özellikle böyle şampiyonluğa oynayan, her maçını kazanmak için oynayan, rakip yer alanda oynamaya çalışan takımlar için çok değerli bir şey. Tabii ki uzun boylu 6 numara olmadan da şampiyonluklar, şampiyonlar ligi şampiyonlukları kazanılır kazanılmaz demiyorum ama teknik direktörlerin çok az vazgeçtiği bir şey bu uzun boylu 6 numara işi ve Arao da bence Sivas Spor'a karşı o açıdan verimli oldu. 6 tane hava topu kazanmış işte o Yatabari'ye atılan topları süpürmüş ve daha ziyade mesela maçı 90 dakika çıkaran futbolcular arasında %95.7 ile en yüksek açık farkla en yüksek pas isabet oranına sahip oyuncu Arao. Yani çok temiz oynamış, topu kaybetmemiş. Kazandıklarını Fenerbahçe'de tutmuş ve o hava toplarını da olabildiğince Fenerbahçe'de tutmuş. Yani bir nevi Fenerbahçe'nin baskı yememesinde bence bir numaralı faktördü.
Öbür yanda maçın adamı olarak tabii Ferdi'yi söyleyebiliriz. Başakşehir maçından sonra da onu söylemiştim zaten. Başakşehir maçında hatırlarsanız hem Serdar Gürler'i hem de Münir'i sağdan silmişti. Yani ilk 60 dakika Serdar oynamıştı, sonra 30 dakika Münir girmişti. İkisi de böyle hiçbir şey yapamamıştı. Sağ kanatta Ferdi müthiş oynamıştı. Burada da önce Gredel'e karşı müthiş oynuyor. Sonra sol tarafa geçiyor Osai Samuel girince. Bu sefer de Engie'ye karşı yine müthiş oynuyor. Her ikisinde. Çok iyi savundu yine. Ve maçın sonunda da bir aşırtmaşutu vardı. O da girseydi tamamen touchlanmış olacaktı performansa. Ama yine çok iyiydi ve büyümeye devam ediyor. Savunma özelliklerini geliştirmeye devam ediyor Ferdi. Onun adına çok sevindirici bir maçtı. Serdar Aziz'in ilk yaradaki penaltı pozisyonundaki dikkatsizliği evet. Ama maçın ikinci yarısında o da çok iyiydi.
7 tane pozisyon uzaklaştırmış. Yani bir ara böyle can siperhane bir savunma şeyini açmıştı, böyle god modu açmıştı. Böyle kenardan gelen ortaları uçarak falan uzaklaştırıyordu. O etkileyiciydi gerçekten. Ona en yakın uzaklaştırma 2 mesela. Ferdi ve Arao 2 kişi herkesi uzaklaştırmış. Serdar 7 tane pozisyon uzaklaştırmış. O çok etkili tabi.
Ama forvetlerde bir o kadar etkisizdi. Valencia ve Batshuayi'nin çok top kaybettiğini görüyoruz. Batshuayi'nin 4, Valencia'nın 7 tane top kontrol hatasından kaybı var. Yani 10 tane topu sadece kötü kontrolden kaybetmişler. Dribbling deneyip ayağındaki topu kaybetmeyi pas hatasını falan saymıyorum. Onları saydığımda çok ama top kontrollerden bile bir sürü top kayıpları var. O tabi biraz yorgunlukta da. alakalı bir şey ama zaten çok böyle Batu Şahin'in özellikle geçen sene Beşiktaş'ta da oluyordu. Yorgunluklar biraz Batu Şahin'i bozuyor. O yüzden de bence en kötü maçını çıkardı diyebilirim. Bir de son olarak Altay'ın topları böyle çok yanlış yerlere çelmesi ve bazen işte boşa çıkması gibi durumlar söz konusu son birkaç haftadır.
Topları böyle çok yanlış karambollere çeliyor. Altay'ın biraz top tokatlamakla ilgili çalışması gerekiyor bence. Onu da söyleyelim ve maçları bir kenara bırakalım. Avrupa'da çok başarılı bir sezon geride kaldı.
Çok başarılı diyorum ama en başarılı sezonda diyemem tabii ki. Çünkü evet 3 tane grup liderimiz var. Bu çok değerli bir şey. Ama bunların 2 tanesi konferans liginde. Yani Avrupa'nın 3. seviye turnuvası. Bir tanesi Avrupa liginde. Fenerbahçe Avrupa liginde. Eskiden takımlarımız Şampiyonlar Ligi'nde oynuyordu. İki takımımız birden Şampiyonlar Ligi oynadığı oluyordu. E şu anda Şampiyonlar Ligi'ne takım gönderemiyoruz. Yani o yüzden bu başarı da biraz geçmiş 10 yıldaki çok ciddi başarısızlığın getirdiği yerden kaynaklı. Biraz daha kolay bir yere düştük.
Zaten harcadığımız paraya göre 20. seviyelere kadar düşmüştük UEFA sıralamasında Türkiye Ligi, Süper Ligi 20. sıraya kadar gerilemişti. Tabii o kadar gerileyince bir yerden sonra da başarılı olmaya başlıyorsunuz yani. Tabii ki çok iyi bir sezon ama zaten Türkiye Ligi'nin harcadığı paraya göre çok daha üst sıralarda olması gerekiyordu.
Yine de tabii Fenerbahçe'nin kendisinden çok daha yüksek bütçeli, çok daha kadro kalitesi yüksek bir ren'e karşı grup lideri olması çok büyük bir başarı. Başakşehir'in yine kendisinden çok daha büyük bir kulüp olan Fiorentina'ya karşı grup lideri olması büyük bir başarı. Daha da ziyade bence hem Penerbahçe'nin hem Başakşehir'in Avrupa'da gruplarında lider olurken ligde de ilk 2 sırada kalabilmeleri çok büyük bir başarı çünkü geçtiğimiz 5 yılda Avrupa'da yoluna devam eden takımlar Beşiktaş, Galatasaray, Başakşehir, Trabzonspor hepsi ligde düştüler mesela bu sene Trabzon öyle oldu yani Avrupa'da da gidemiyor doğru düzgün ligde de biraz geriye düştü geçen senelerde Galatasaray'ın, Başakşehir'in ve Beşiktaş'ın başına Çok ağır bir şekilde geldi bu şampiyonlar ligi ve Avrupa oynamanın ceremesini. Çok daha ağır çektiler. Birlikte çok kan kaybettiler, çok puan kaybettiler. Ama Fenerbahçe ve Başakşehir bunu yaşamadı. Hem ligde ilk ikide kaldılar hem Avrupa'da da grup lideri olarak devam ettiler. Bu tabi çok değerli. Türk klüplerinin Avrupa'ya bakış açısı açısından da değerli. O yüzden teşekkür ederim Emre Belözoğlu ve Jorge Sousa. Tabi bu sonuçların ardından 20. sıradan vefa sırlamasındaki 20. sıradaki yerimizden 12. sıraya kadar yükseldik. Bu sezon itibariyle 6 büyüklük ve Belçika'dan sonra Avrupa'da en çok puan toplayan 8. ülke olduk. 6 büyüklük şey tabi yani 5 büyüklük biliyorsunuz Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere, İspanya. 6. Portekiz, 7. Belçika, 8. de biz olduk.
Tabii Avrupa'daki yolculuk da sürüyor. 3 tane takımımız Mart'ta oynayacak ve Trabzonspor'da Bazel'le eşleşti, Konferans Ligi'nde. O zor bir kura tabii bence. Daha da ilerlerlerse bu sezon toplayacağımız puanlarla da ilk ona girme ihtimalimiz de var. Ama Mart'tan sonra işler biraz zorlaşır tabii. Umarım tabii ki devam ederler bu başarılarına.
Yine de tarihi bir başarı ve bu büyük başarı için tebrik ediyorum takımları ve onların yöneticilerini, teknikiyetini, futbolcularını gönülden tebrik ediyorum ve gelecek senelerde de olmasını diliyorum. Futbolu bu şekilde noktalayalım. Güzel bir haftaydı. Özellikle Avrupa'daki başarılar açısından güzel bir haftaydı ve biraz diğer sporlara geçelim.
MotoGP'de sezonun 20. yarışı olan Valencia'da Ducati pilotu Francesco Bagna'ya şampiyonluğa ulaştı. Bagna'ya bu sezon 7 yarış kazanmıştı ve İtalyan pilot kariyerinde ilk kez şampiyon oldu Ducati pilotu. Peco Bagnaia 2022'ye kuruldu. Mother GP Dünya Şampiyonu. Grand Prix Racer'in en dönüşlerinden harika biri. geri Bu çok uzun bir süre. 15 yıldır Hurtaro ve Fulda Kati. 2007'den beri defa ilk Dünya Şampiyonları.
15 sene sonra ilk kez Zafar'a ulaştı Ducati pilotları. Bir önceki Ducati pilotu olan şampiyon Avustralyalı Casey Stoner'dı. Ayrıca Banya'ya Valentino Rossi'den sonra şampiyon olan ilk İtalyan pilot olmayı da başarmış. 2021 sezonunun şampiyonu Fransız pilot Quartaro ise 17 puan farkla sezonun 2. sırada tamamlamış. Ve buradan güzel bir habere geçelim.
Oh ne bir tepki, oh ne bir performans ve oh ne bir duygulandı. Adam Asil. Ve onların arkasında uçan bayrağı, yeni evinin bayrağı. O çok isimli. İsimini aldı, Türkiye'ye,
Türk halkına ve Türk jimnastik takımına duyduğunu hissettiriyor. Milli sporcumuz Adem Asil, Liverpool'da düzenlenen artistik jimnastik dünya şampiyonasının halka aleti finalinde 14.933 puanla şampiyonluğa ulaştı ve altın madalyanın sahibi oldu. Adem'i yürekten tebrik ediyorum. Jimnastikte bir diğer gurur haberimiz ise Ferhat Arıcan'dan geldi. Milli sporcumuz Liverpool'da düzenlenen artistik jimnastik dünya şampiyonasının paralel bar finalinde 15.066 puanla dördüncü oldu. Onu da tebrik ediyorum. Ferhat'ı da tebrik ediyorum. Jimnastikte sporcularımızı gönülden tebrik ediyoruz. Ve bu haftanın da sonuna geldik. Dinlediğiniz için çok teşekkürler. Gelecek hafta görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.