Podcast

154: Trend Spor: Ligler başlıyor, 2022 UEFA Kadınlar Avrupa Futbol Şampiyonası ve Vettel'in emeklilik kararı

Trend Topic

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Spor'un ilk bölümünde gündemimiz kalabalık! Hem Türkiye'de hem de Avrupa'nın önemli liglerinde başlama düdüğü bu hafta sonu çalacak. Başta Türkiye Ligi olmak üzere öne çıkan transferler, takımların son durumları ele alındı.
İngiltere'nin kupa hasretini dindirmesini sağladığı Kadınlar Avrupa Futbol Şampiyonası'nın saha içi kadar saha dışındaki etkisine değinip Formula 1 tarihine adını altın harflerle yazdıran Sebastian Vettel'in emeklilik kararırına giden süreci özetledik. Hazırsanız başlayalım.
Konuk: Ant Arın Şermet



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.849 kelime · ~14 dk okuma

Selamlar ben Sinan Yılmaz Trend sporla birlikte yeni bir maceraya başlıyoruz. Sizlerle her hafta sporun gündemini değerlendireceğim. Bazen kendim bazen de konunun uzmanları benimle birlikte olacak ve haftalık spor gündemini değerlendirmeye çalışacağız. İlk haftada oldukça hızlı bir giriş yapmamız lazım çünkü ligler başlıyor. Hem Süper Lig başlıyor hem de Avrupa'nın büyük ligleri başlıyor. Biraz bu liglerde hangi takımlar hangi futbolcuları transfer etmiş biraz bunları konuşalım. Ve geçtiğimiz hafta önemli bir futbol gündemi de kadın futbolundaydı ve kadınlar 2022 Avrupa Futbol Şampiyonası düzenlendi İngiltere'de ve çok sayıda taraftarların maçlara büyük ilgi gösterdiğini gördük. Biraz bu konuya değineceğiz ve son olarak da Formula 1'in efsane pilotu Sebastian Vettel emeklilik kararı aldığını açıkladı. Bu konuyu da Ant'la birlikte konuşacağız.

hiç vakit kaybetmeden başlayalım. Süper Lig'de 2022-2023 sezonu başlamadan önce biraz transferlere değinmek istiyorum. Şampiyon Trabzonspor'la başlayalım. Trabzonspor en önemli oyuncularından bir tanesi olan Vakayeme'yi kaybetti. Vakayeme ile sözleşme yenileyemedi ki kendisinin bir heykelini Trabzondaki iş sahipleri, esnaflar kendi dükkanlarının önüne falan dikebiliyordu. O kadar özel bir oyuncuydu onlar için. Fakat onunla sözleşme yenilenemedi. Ancak onun yerine de

Daha önce Kasımpaşa ve Başakşehir gibi takımlarda oldukça yüksek performanslar sergilemiş ve bir dönem Premier Lig'de de forma giymiş. Trezege transfer edildi. Ayrıca Odunese'den Sabex, Triger, Larsen gibi bir transfer var ve genç yatırımlara da devam ediyor Abdullah Hoca. Eren Elmalı ve Doğuca Nas Polat gibi Kasımpaşa'nın genç oyuncuları transfer edildi. Ayrıca Trabzonspor Süper Kupa'da da Sivas Spor karşısında 4-0'luk net bir galibiyet aldı.

Transkriptin tamamını oku

Türksel Süper Kupa Trabzonspor'un oluyor. Sezona moralli giriyorlar. 1 saat stoper transferleri kaldı sanırım. O da herhalde sezon başladıktan sonra yetişecek. Onunla birlikte transferi tamamlaması bekleniyor Trabzonspor'un. Trabzonspor dışında geçen sezon ligi 2. sırada bitiren Fenerbahçe, rakiplerine göre yine transferde daha fazla sayıda nicelik açısından, nitelik tartışılabilir ama nicelik açısından yine daha fazla takviye yapan takım oldu.

Loan Pérez'i transfer ettiler son olarak Marsilya'dan. Yeni bir kaleci transferi düşünülüyor ki bu kaydın tamamlandığında belki İrfan Can Eğribayat transferi de tamamlanmış olacak. João Pedro transfer edilmişti Cagliari'den. Forvet oyuncusu, on numara oyuncusu. Onun dışında Santa Clara'dan Lincoln transfer edilmişti, William Arrao transfer edilmişti Flamengo'dan, Emre Mor transfer edildi Karagümrük'ten, Bruma ilk transferdi PSV'den geldi ve Gustavo Henrique Flamengo'dan takviyesi Topere ve Joshua King'de Watford'dan transfer edilmişti. Daha da transferler gelecek Fenerbahçe'de. Tabi Jorge Jesus'un gelmesinin ardından transferlerde ağırlıkla bir Brezilya ve Portekiz ekoli görüyoruz.

Aynı dili konuşan, Portekizce konuşan oyuncuların transferi veya daha önce Jorge Jesus'un birlikte çalıştığı oyuncuların transfer edildiğini görüyoruz. Buna karşın Fenerbahçe'nin bir Dinamo Kiev yeşilleşmesi oldu ve maalesef yine şanssız bir şekilde Fenerbahçe'nin bu turda Şampiyonlar Ligi'ne veda ettiğini izledik. Son yıllarda Fenerbahçe'nin bu tip psikolojik sıkıntılarını fazlaca yaşadığını biliyoruz ve bu sezonada maalesef Fenerbahçe benzer bir psikolojik sıkıntı ile başlıyor. Ama neyse ki bir telafi olarak o maçlarda dinamokiye veleme turunda Fenerbahçe'nin de iyi bir futbol oynadığını geçmiş sezonlara nazaran lige oldukça hazır girebileceğinin sinyallerini verdiğini de söylemek lazım diyelim ve Beşiktaş'a geçelim. Beşiktaş'ta aslında ilginç şeyler oluyor. Transferlerini erken bitiren ve geçen sezon Valerian İsmail göreve geldiğinden beri üçlü savunma sistemini oturtmaya çalışan Beşiktaş bu düzene göre transferlerini de yaptı ve işte Wout Weggos gibi Burnley'den veya Romain Saiz gibi Wolverhampton'dan Mulyaka gibi Kasımpaşa'da gösterdiği performansla dikkat çeken

Yine Jetson, Fernandes gibi hem Galatasaray'da hem de daha önceden Benfica'dan bildiğimiz kaliteli transferleri oldu ve son olarak Masuaki'yi de transfer ettiler. Aslında az ama öz transferler yaptılar. Az önce Fenerbahçe için nicelik açısından bir çokluktan bahsetmiştim. Nicelik olarak şampiyon, transferin şampiyonu denebilir belki ama Beşiktaş için de nitelik açısından önemli transferler yaptığını söylemek lazım fakat Emirhan'ın ayrılığı yani Emirhan'a gelen Torino'dan gelen teklif ve oyuncunun sözleşmesinde 4.5 milyon euroya serbest kalma maddesinin olması, Rıdvan'ın elde tutunulmaması ve Glasgow Rangers'a transferi sonrasında Beşiktaş'ta birden iyi giden şeyler kötüye doğru dönmeye başladı.

Bu dönemde Wolverhampton'la oynanan hazırlık maçlarında gösterilen kötü performans da biraz düşünceleri değiştirdi ve takımın birden 3'lü savunma anlayışından 4'lüye dönmesi fikri oluştu ki. Öte yandan son transfer Masu Aku da aslında bir 3'lü savunmanın sol back oyununa çok daha yatkın. Yani 3-4-3'lü düzenlerde o 4'lünün kenar oyuncusu olmaya, orta sağ gibi yani biraz kanat back oynamaya daha yatkın bir oyuncu. O yüzden biraz Beşiktaş'ta kafalar karışık olabilir ki Ağustos'a kadar bütün hazırlık maçlarında üçlü savunma oynayıp da sonra son anda yok olmadı bu dörtlüye dönüyoruz diyen de çok fazla takım görmedim açıkçası. Türk futbolunun üçlü savunma ile krizi Beşiktaş'ta da devam ediyor gibi görünüyor. Ama öbür taraftan Watwegost olsun, Jesson Fernandes olsun, Muleko olsun çok kaliteli transferler de var ki zaten elinde Gezal gibi, Josef gibi, Rozier gibi. Kaliteli oyuncuları da vardı Beşiktaş'ın. Bu transferlerden sonra ve ilk lig maçlarından sonra Beşiktaş'ın nasıl bir oyun oynayacağını çok daha net göreceğiz ama şu anda ortam Beşiktaş'ın oldukça flu gözüküyor. Bakalım Masuaku transferi sonrasında da nasıl bir düzen düşünülecek. Dört büyüklerden son olarak Galatasaray'a da değinelim. Galatasaray geçen sezonu ligde çok kötü, Avrupa'da ise fena geçirmedi. Net transferler yapmak istiyorlar. Sergio Olvero'yu transfer ettiler. Porto'dan Abdülkerim Bardakçı'yı Konya Sporu'dan transfer ettiler. Leo Dubua ve Haris Seferovic gibi transferleri de oldu. Öbür taraftan Galatasaray'da Ganna Gueye'ye ve şimdi de sonrasında Torreira gibi taraftarı çok heyecanlandıran, çok kaliteli, çok ünlü, çok isimli futbolcularla ilgili haberler çıktı. Fakat Gueye olmadı, Torreira olacak mı olmayacak mı falan derken birden tam 180 derece dönüş ve Marcao'nun satılışı sonrasında belki de Nelson'un da satılacağı haberleri gündeme bomba gibi düştü. Yani taraftar birden en zirvede mutluluğu, hayalleri, transfer hayallerini görürken birden en düşük, en üzüleceği çünkü geçen sene o 13. olan Galatasaray'da elle tutulur bir tek şey varsa Stopper tandemiydi. Markov'un en son uyumu ve kalitesiydi. Her ikisinin de ayrılması, Markov zaten gitti. Nelson'un da onunla birlikte ayrılabilme ihtimali Galatasaraylıları birden en iyi, en mutlu hayallerden en düşük seviyeye çekebilir. Yani çok zigzaglı şu anda Galatasaray'ın durumu ve hafta sonunda da Antalya Sporu gibi zor bir deplasmana gidecek Galatasaray. Bu transferler dışında Süper Lig'in diğer takımlarında Anadolu'da ve diğer İstanbul takımlarında ne tip transferler yapıldı? Öne çıkanları biraz anlatayım. Mesut Özil Fenerbahçe'den ayrıldı ve çok da sürpriz olmayan şekilde Başakşehir'e transfer oldu. Başakşehir aslında çok fazla para harcamıyordu bu dönemde ama Mesut için herhalde öyle bir kesenin ağzını açalım dediler.

Bir Leo Duarte'yi geçen sezon kiraladıkları Duarte'yi bonservisiyle kadrolarına katmış oldular ve bir de Karagümrük'ten Lucas Biglia'yı transfer ettiler. Öbür tarafta Trezegue gibi, Tolga Ciğerci gibi oyuncuları da ellerinden tutamadılar. Adana Demir Spor yine geçen sezonun da sürpriz takımıydı. Bu sene de biraz tanıdık sürpriz isimlere yelken açtılar. İki oyuncu transfer ettiler. Bir tanesi Heron Yekuru, bir tanesi de Bado Endiaye.

İkisi de geçmişte Süper Lig'de önemli işleri imza atmış oyuncular ve Adana Demir Spor'da kendilerini izleyeceğiz. Belki en marjinal iş Fatih Karagümrük'ten geldi ve teknik direktörlüğe André Pirlo'yu getirmişlerdi. Pirlo sonrasında da yine transferde sürpriz ve belki biraz heyecanlandırabilecek, biraz eğlendirebilecek isimlere de yine bu yaz da gittiler. Onlardan bir tanesi Mbaye Cagne.

Biliyorsunuz Süper Lig'in bir sezonda en çok gol atan yabancı oyuncusu olma rekoru Cagne'de 30 golle ve Karagümrük'te belki yeniden doğuş hikayesi yazmak isteyecek. Onunla birlikte çok eskiden tanıdığımız Colin Kazım Richards hatta adını Türkçe'ye pasaportunu aldıktan sonra değiştirdi ve Kazım Kazım olmuştu. Benim Kazım iki kişiyle oynar. Bak adı zaten Kazım Kazım.

Derby Country deydi son olarak şampiyon şip ekiplerinden ve artık 35 yaşında Kazım. O da uzun süre sonra Süper Lig'e geri dönecek. Ankara gücü ilginç bir transfere imzalattı. Real Madrid ve Paris St. Germain'den tanıdığımız Jesse Rodriguez'i Las Palmas'tan transfer ettiler. Antalya Spor'da geçen sezonun son döneminde ciddi bir yükselişe giren Haji Wright'ı kadrosuna katmayı bildi.

ve Nuri Şahin'in muhtemelen Almanya'dan yakın tanıdığı Ömer Toprak, Stoper Ömer Toprak da Antalya Spor'a transfer oldu. Sezon 5 Ağustos, Cuma günü İstanbul Spor, Trabzonspor maçıyla başlıyor ve bir de Süper Lig'deki açılış haftalarına bakmak istedik. Son dönemde belki son 35-40 yılda neler oldu biraz onlara değinelim. En acayip açılış, en ilginç açılış belki de 1990-91 sezonun ilk haftasındaydı ve Fenerbahçe kendi sahasında üstelik Aydın Spor'u 6-1 kaybetmişti. Bu son 35 yılın en çarpıcı sezon açılışlarından bir tanesiydi.

Derbili açılışları çok görmüyoruz ligimizde. Nadiren gördüklerimizi sayalım. 2002-2003 sezonunun açılışı Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanmıştı ve 0-0 beraber bitmişti. 2013-14 sezonunda Beşiktaş-Trabzonspor karşılaşmışlardı ve Beşiktaş 2-0 kazanmıştı. 2020-2021 sezonun ilk haftasında da Trabzonspor ile Beşiktaş karşılaştı ve bu maçı da Beşiktaş 3-1 kazanmıştı. Sonra da o sezonu şampiyon tamamlamışlardı.

Sezon açılışları bir ölçü mü diye bir soru sorarsanız çok ölçü olmayabilir. Aklıma hemen 2003-2004 sezonundaki Fenerbahçe İstanbul Spor maçı geliyor. İstanbul Spor o maçı 3-0 kazanmıştı ama sezonu Fenerbahçe şampiyon tamamlamıştı. Hatta o sezonu 2. sırada bitiren Trabzonspor da açılış haftasında galip gelememişti. Konya sporlu 3-3'ü beraber kalmışlardı. O sezonu ilk 2 sırada göğüsleyen takımlar ilk maçlarını kazanamamışlardı.

Fakat iyi hazırlanmayanlara sezonun ilk haftası özellikle Anadolu takımları için bir ölçü olabilir. 2015-16 sezonun ilk haftasında 3 büyüklerle karşılaşan 3 takım birden küme düşmüştü. Sivas Spor, Eskişehir Spor ve Mersin İdman Yurdu. Sivas Spor Galatasaray'la o ilk haftada beraber kalmıştı 2-2 ama Eskisehir Spor Fenerbahçe'ye kaybetmişti ve Mersin İdman yurdu da Beşiktaş karşısında 5 gollü bir mağlubiyet görmüştü ve 3-1 den sezon sonunda da küme düşmüştü. Sezona hazır girmek sonraki haftalar için ciddi anlamda bir avantaj haline gelebiliyor.

Süper ligi burada noktalayalım ve Avrupa'nın bu hafta başlayacak diğer büyük liglerine de değinelim. Bu hafta yani 5-7 Ağustos haftasında İngiltere Premier Lig'de başlıyor, Almanya Bundesliga'da başlıyor, Fransa Lig 1'de başlıyor, Hollanda ve Portekiz Ligleri de başlıyor. Bu liglerden de önemli transferler oldu ve biraz daha onlara değinelim. Manchester City, Erling Haaland'ı transfer ederek belki de bu yaz transfer döneminin bir numaralı transferine imza attı. Son dönemde Manchester City'yi en zorlayan takım Liverpool'da aşağı kalmamak için Darwin Nunes'i transfer etti.

Artık City bir büyük transfer yaptığı zaman kendi kullanmadığı ikinci sıraya düşen Forvetini Arsenal'lere falan gönderecek duruma geldi. Gabriel Jesus Arsenal'e transfer oldu. Chelsea'de büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Raheem Sterling'i transfer ettiler ve yıllardır Napoli'de hangi takıma gideceğini merakla beklediğimiz Colibali'de Nihayetinde bu yaz Chelsea'ye transfer olmuş oldu. Christian Eriksen ilginç bir transfere imza attı ki Euro 2020'de hepimizi korkutmuştu kalp rahatsızlığından dolayı. Futbola dönmekle kalmadı Manchester United'a kadar yükseldi. Manchester United bu yaz kendisini transfer etti. Tottenham Richardson'u transfer etti. Önemli bir transfer ve West Ham United Scamacca'yı transfer etti ki bu transfer aslında şöyle önemli bir veriyi beraberinde getirdi. Scamacca en pahalı 2. İtalyan forvet oldu 36 milyon euro ile.

İlki de Wiery'di ki kendisi benim en sevdiğim santırforlardan bir tanesiydi. Bundesliga'da da yine Bayern Münih ağırlıklı olmak üzere önemli transferler vardı. Hollandalı stoper Matthias Deligt Bayern Münih'e transfer oldu ama daha önemlisi Sadio Mane'nin Liverpool'dan Bayern Münih'e transfer olmasıydı. ve Hollandalı önlübero Gravenberg, Ajax'tan Bayern Münih'e transfer oldu. Dortmund da bu yaz transfer dönemini fena geçirmedi. Haaland'ın yerine iki transfer yaptılar. Bir tanesi biraz daha pivot özellikli, Sebastian Haller'i transfer ettiler. Bir tanesi de daha forvet, daha koşucu, belki de geleceğin yıldızı olarak transfer ettikleri, 30 milyon euroya kadrolarına kattıkları Karim Adeyemi. Geleceğin yıldız adaylarından bir tanesi olarak geçiyor. Stoper'de büyük sorun yaşamışlardı geçen sezon. Savunmada ciddi sıkıntılar yaşamışlardı ve Niklas Sule'yi transfer ederek savunma hattında da çözüm yolu arıyorlar. Öte yandan bu Nesliga'ya geri dönen oyunculardan bir tanesi de milli futbolcu Ozan Kabakoğlu. O da Hoffenheim'la sözleşme imzaladı. Lig 1'e bakarsak Lig 1'de Paris St. Germain ve diğer takımlar da bu yaz transfer döneminde biraz daha durgun durumdalar.

Paris Saint Germain, Nourdi Moukayele ile Vitinha'yı transfer etti. Onun dışında Monaco, Minamino'yu transfer etti ve Mbalo'yu transfer etti. Nice, uzun yıllar Premier League'den tanıdığımız Aaron Ramsey'i transfer etti. Lyon'da, Tolisso ve Alexander Lacazette transferleri ile adından söz ettirdi. Öte yandan, Hollanda Ligi de bu hafta başlıyor demişken, Burak Yılmaz'ın da Fortuna Sittar'da transfer olduğunu, onun da ilginç bir transfer olduğunu söylemek lazım.

Şimdi UEFA Kadınlar Avrupa Futbol Şampiyonası 2022'ye gidelim. Ciddi bir futbolda belki de bir dönüşümü geçiren yaz turnuvası oldu bu. Çünkü gerçekten taraftarın maçlara ilgi gösterme oranı diğer turnuvaların çok üzerindeydi ve İngiltere kendi ülkesinde düzenlenen turnuvada Almanya'yı 2-1 yenerek şampiyonluğa ulaştı. Bu tabii ki güzel bir tesadüf İngilizler için. Çünkü 1966'daki Dünya Kupası'nda da yine Almanya'yı Wembley'de yenmişlerdi ve tarih yıllar sonra tekerrür etti ve yine Almanya'yı Wembley'de yenerek uzun yıllar sonra futbolda bir Avrupa şampiyonluğu, bir büyük majör kupa kazanmış oldular.

Turnuvanın akılda kalan diğer konularına da biraz değinirsek İngiltere'nin grup aşamasında Norveç'i 8-0 yenmesini vurgulayabiliriz. Fransa yine gruplarda İtalya'yı 5-1 yendi. Yine yarı finalde şampiyon İngiltere güçlü İsveç'i sağdan silerek 4-0 yendi. Tabi bu turnuva İngilizlerin kazanması ve Almanların kaybetmesinden çok kadın futboluna ilginin inanılmaz derecede artmasıyla da benim ilgimi çekiyor.

İngiltere'ye bir şey var. Çünkü daha önceki rekoru ikiye katladı bu turnuva ve İngiltere ile Almanya arasında oynanan Wembley'de oynanan final maçını tam 87.192 seyirci izledi. Grup aşamasında İngiltere ile Avusturya arasında oynanan ve Old Trafford'da oynanan maçı da 68.871 kişi izlemişti. Bu iki maç ikisi birden rekor oldu.

Çünkü daha önce bu maç kadar izlenen son maç Almanya ile Norveç arasındaki 2013'teki finaldi. Ve o maçı 41.301 kişi izlemişti. 87.000lik rekor bir önceki rekoru 2'ye katladı hatta 2'ye katlamayı bile geçti diyebiliriz. Toplamda bu turnuvayı 574.875 kişi izledi. 31 maçı 574.000 kişi izledi.

Şu açıdan önemli, İngiltere'de 2022'de düzenlenen turnuvayı 574 bin kişi izlerken, 2017'de Hollanda'da düzenlenen turnuvayı 240 bin kişi izlemişti. İsveç'te 2013'te düzenlenen turnuvayı da 216 bin kişi izlemişti. Hani hep yükseliş vardı ama İngilizlerin bu işe el atması sayesinde iki katlık bir yükseliş oldu. Turnuva boyunca 31 maçın seyirci ortalaması 18.544.

Bizim Süper Lig'in ortalaması 3-5 bin aralığında yani oradan da hesap edebilirsiniz diyeyim ve kadın futboluna olan ilgiden son derece memnun olduğumu söyleyeyim. Son olarak Formula 1'de Vettel'in ayrılığına, emekliliğine değineceğiz. Efsanevi pilot Sebastian Vettel Formula 1 kariyerini noktaladı. Bu programın editörü olan Ant'a kulak vereceğiz. İlerleyen dönemlerde Formula 1 ile ilgili başka isimlere de yer vereceğiz ancak ilk programı programın da editörü olan Ant'a vermeyi uygun görüyorum. Ant hem bu programın editörü hem de çeşitli mecralarda Formula 1 ile ilgili yorumculukta yapan bir isim. O yüzden Vettel'in ayrılığı ile ilgili olarak kendisine kulak veriyoruz.

Dürüst olmak gerekirse Sebastian Vettel'in emeklilik kararına hiç şaşırmadım. Hatta bundan 2 yıl önce Ferrari'den ayrılacağı kesinleşip hangi takıma gideceğimi merak edilirken emeklilik kararının açıklamasını bekliyordum. Ancak ne olursa olsun Sebastian Vettel öylesine bir pilot değil ve kariyerini son yıllarında pist üstünde istediğini yapamasa da tarihin en büyüklerinden biri, tırnak içinde eş zamanlı olarak bu konunu tartışmaya kapalı olduğunu düşünüyorum. Neden kapalı olduğunu dilim döndüğünce şöyle bir özetleyeyim size. Grid'in arka sıralarının gediklisi bir araçla yağmurlu havada Monza'da kazanmak her baba yiğidin harcı değil. Bir de yarış boyunca neredeyse hiç tehdit hissetmeyecek bir farkla bunu gerçekleştirmesi hikayenin epikliğini ilerletiyor ki bu takımın kapanmadan iki sene önce 20. yani sonuncu bile olmakta zorlandığını hatırlamak iyi olur. Minardi'ydi. Şimdi Fetheli'nin biraz daha başarılı dönemine gelmek istiyorum, yani o dominasyona. 2010-2013 arasında Red Bull'da arka arkaya 4 kez dünya şampiyonu olurken o araca bizler de ona tapıyorduk, en azından ben tapıyordum. 2011 ve 2013 yıllarında parkta bisiklet sürüyormuşçasına rahat kazandığı şampiyonluklar mı daha epik, yoksa 2010 ile 2012'de Fernando Alonso'ya karşı limitlerde ve ufak detayların belirlediği şampiyonluklar mı? Karar sizin.

Yine de neden şaşırmadığımı açıklamak istiyorum. Fethel'in 2020 öncesindeki kariyerinde Aston Martin günleri gibi dramatik olmasa da zirve mücadelesinden uzak kaldığı sezonlar var. Aklıma ilk gelenlerin arasında dört şampiyonluk sonrasında geçirdiği 2014 sezonu geliyor. Yeni takım arkadaşı Genç Ricardo o sezon yarışlar kazanırken Fethel takım arkadaşına net bir şekilde mağlup olmuştu. Bir diğeri ise Ferrari'deki ikinci sezonu olan 2016. O da zor bir seneydi. Ne araç, ne kendisi, ne de takım arkadaşı Kimi Raikkonen iyi durumdaydı.

Bu sezonlarda podyumun en üst basamağında yer alamadı. Bu sezonları hatırlarsak eğer, ki unutma ihtimalimiz yüksek, Fetheli'nin araçtan istediğini alamayınca zinsi olarak kopmalar yaşadığını görürüz. Evet, aracın gelişimi için saatler süren brifler verdiğini biliyoruz Sebin. Ancak o anda araç onun istediğini veremiyorsa, o da adeta sezona küsüyordu. Dürüst olalım. Araç sonraki sezonlarda istediği seviyeye geldiğinde ise lastik lastiğe mücadelenin ne olduğunu hatırlatıyordu Formül 1 severlere. 2017 sezonda Ferrari, Mercedes'ten hemen her anlamda daha iyi bir araç olsa da şampiyonluk Hamilton'a gitmişti. Almanya'da lider giderken bariyerlere giren Sebastian Vettel'i hatırlamak ister misiniz?

İkinci sektörde sarıbalıklar var ve Sebastian Vettel varı yerlerde. Sebastian Vettel varı yerlerde. Direksiyonu yumduk gör Sebastian Vettel. Almanya'da Sebastian Vettel kendi evinde varı yerlerde. Şampiyonun dönüm noktalarından birisi olabilir bu. Yağmur altında 9 saniye farkla liderli Sebastian Vettel de varı yerlerde. Demek istediğim elbette Fethel'in baskı ve gerginlikte hata yapan bir pilot olduğu değil. Ancak karşısında tarihin en büyük pilotlarından biri varken yaptığı hataların sonuçlarının başka rakiplerine göre daha ağır cezalandırıldığını düşünüyorum. Nitekim Alman pilotun kariyeri de 2018 Almanya'dan sonra maalesef serbest düşüşe geçti.

Bu dönemde çoğu eski meslektaşı gibi gride ve basına toksiklik yaymaktansa genç pilotlarla iyi anlaşıp onlara abilik yaptı. Özellikle de Mihail Şumaer'in oğlu Mik Şumaer ile aralarındaki dostluğu izlemek çok keyifliydi. Bununla da yetinmedi Fetel. Azınlık haklarına karşı adaletsizliğin, iklim sorunların karşısında durup insan haklarının önemini tutkuyla savundu. Savunmaya da devam edecek gibi.

Emekliliğini duyurduğu videonun altındaki hashtag'i hatırlamak isterseniz, there is still a race to win. Yani hala kazanacak bir yarış var. Bu yarışı pist üstünde değil, daha yaşanabilir ve iyi bir dünya için vereceğini biliyoruz. Her şey için teşekkürler Sepp, seni izlediğimiz için şanslıyız. E adesso, yo quasi quasi diro adio e auguro, auguro il meglio, auguro.

Antın ağzına sağlık. Bu bölümde liglerin futbol liglerinin başlangıcını, Euro 2022 Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası'nı ve Sebastian Vettel'in ayrılığını konuştuk. Gelecek haftada spor gündemiyle yeniden birlikte olmak üzere. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)