Podcast

151: Trend Spor başlıyor: Spor gündemini nasıl takip etmeli?

Trend Topic

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bu bölümdeki konuğumuz Trend Spor'un yaratıcısı, futbol yazarı ve yayıncısı Sinan Yılmaz. Sinan ile Türkiye'de spor gündemini takip etmenin ve spor gazeteciliğinin zorluklarını konuşmakla kalmayıp Trend Topic çatısı altında yayına başlayacak Trend Spor'un dinleyiciye ne vadettiğini sorduk.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.204 kelime · ~11 dk okuma

Geçen haftalarda Trend Topik'te yeni bir dönemin başladığının duyurusunu yapmıştık. Trend Topik artık bir şemsiye ve bu şemsiyenin altına iki yeni program daha eklendi. Nedir onlar? Trend Ekonomi ve Trend Spor. Trend Ekonomi bendenize ait. İlk Trend Ekonomi bölümünü geçen hafta finans yazarı Murat Kubilay ile gerçekleştirdiğimiz söyleyişi vesilesiyle sizlerle paylaştık, dinlemişsinizdir. Türkiye'de ve dünyada spor gündemini takip etmek için yola çıkacak olan Trend Spor ise önümüzdeki hafta yayın hayatına başlıyor.

Biz de bu bölümü Tren Spor'un yaratıcısı olan futbol yazarı ve yayıncısı Sinan Yılmaz'la bir söyleşiye ayırdık. Bölüm boyunca Sinan'la birlikte Türkiye'de spor gündeminin toplumda karşılığını, futbolun ve diğer spor branşlarının bu gündem içindeki paylarını tartışacağız. Ve Tren Spor'un takipçilerine nasıl bir içerik vadedeceğini, nasıl bir konuma oturacağını konuşacağız. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.

Malumunuz Trend Topik'te gündemi, güncel olanı takip etmeyi ve bunu derinlikli bir biçimde, bir bakış açısıyla siz dinleyicilere sunmaya çalışıyoruz. Ama Türkiye'de siyaset ve ekonomi gündemi her daim meşgul ediyor ve Trend Topik bölümlerini de genellikle bu alanlar üzerine inşa ediyoruz. Sadık dinleyicilerimiz hatırlar, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir'in istifasından sonra Türkiye'de futbolun ekonomisi üzerine değerli konuğumuz Tuğrul Akşar'la bir bölüm de çıkarmıştık. Ancak siyasetin ve ekonominin ağırlığı nedeniyle farklı spor branşlarında neler olup bittiğini pek fazla gündemimize alma fırsatımız olmuyor maalesef. Bu bir sorun olanıydı bizim için.

Transkriptin tamamını oku

Oysa Türkiye son dönemlerde farklı spor branşlarında büyük başarılara imza atıyor ve bunların her biri başlı başına bir bölüm ayırmaya değecek öneme sahip gündemler. Sinan'ın yaratıcılığını üstleneceği tren spor bu açığı kapatacak ve o hafta spor gündeminde olan biteni değerleyip güncel kalmanıza yardımcı olacak. Şu anda karşımda Sinan var. Kendisiyle Türkiye'de bu dominant siyaset ekonomi gündemi karşısında spor gündeminin durumunu ve tren sporun bu gündemde nereye karşılık geleceğini konuşacağız. Hoşgeldiniz Sinan. Selamlar. Tren spor hayırlı olsun. Teşekkür ederim. Şimdi bazı sorularım var sana ama önce bir seni tanıyalım. Ondan sonra bu Türkiye'de spor hakkında biraz daha derinlikli bir sohbet ederiz seninle.

Tabii ben sektöre 2010 yılında girdim. Ve çeşitli medya kuruluşlarında, medya spor, futbol arena, asistenliz ve son olarak da sportsdigital gibi çeşitli YouTube kanalları veya haber sitelerinde editörlük, yorumculuk gibi birçok farklı alanda çalıştım. Öte yandan bir dönem sahanın içiyle ilgili teknik hayat tarafında scoutluk yaptığım oldu Anadolu takımlarına. Geride kalan 12 yılda yoğun bir futbol gündemi ve spor gündemiyle ilgili olarak çalışıyorum diyebilirim. Benim çok tanıdık olduğum bir alan değil spor gazeteciliği ama empati yapıyorum. Yani en çok zorlanılacak kısım taraftarlardır diye düşünüyorum. Ben ekonomide bile ya da politikada bile bu anlamda zorlanıyorum ki futbol taraftarlığı çok daha tuhaf bir birliktelik. Bu haliyle

Yani objektif olurken zorlanıyor musun? Ya da aklına gelen bazı şeyleri ya buna Fenerliler kızar, Galatasaraylılar kızar demiyor musun? Aslında bak ben de sizin politika ve ekonomi alanına oldukça uzağım. Ama birbirimizi çok yakından anlayabileceğimizi düşünüyorum. Çünkü çok sivri uçlarla yorumların yapılabildiği ve rovanşist duyguların yaşanabildiği biraz agresif kitlelere hitap edebildiğimiz için bunu hissediyorum açıkçası.

Ama şundan da çekindiğin zaman o zaman yeterli saygınlığı da yakalayamıyorsun bence. Yani şöyle, birileri mutsuz olacak diye söylemlerini yumuşatmak veya sürekli poliyanlacılık oynamak, örneğin şimdi transfer dönemindeyiz ve her takımın aldığı transfere çok iyi vesaire demek, bu günü belki senin adına da iyi geçirmeye fayda sağlayabilir ama ondan sonra gelen oyuncuların aslında senin anlatmadığın gibi bir oyuncu çıkması itibarda zedeleyici olabilir. O yüzden açıkçası ben olabildiğince tarafsız ve objektif yaklaşmaya çalışıyorum. Bu da bilhassa yeni nesil olan bizim gibi daha genç spor yazarlarına böyle bir sorumluluk da yüklüyor bence. Bizim yeni neslin bir önceki nesile göre biraz daha geliştirici bir rekabeti var. Birçok genç çünkü bu işi yapmak istiyor.

ve bunun için de daha çok çalışmak, daha çok emek harcamak ve bu sayede biraz saygınlığı kazanmak benim en azından önceliğim. Çünkü bizden önceki nesil bu spor yazarlığı yapan insanlar, geçmişte bu yaptıkları sporla ön plana çıkmış eski sporcular oluyorlardı ve Genelde atıyorum, şu anda transfer dönemindeyiz, gelen oyuncuları izlemezlerdi ve herkesle birlikte izlerlerdi aslında. Bir emek eksikliği çok ciddi oranda vardı spor medyasında. Veya şunu söyleyebilirim, mesela hazırlık maçlarını izliyorum ben dört büyük takımında, tamamını da izledim hazırlık maçlarının. Eski nesil yorumculara hazırlık maçı bile izletemezdiniz mesela.

O yüzden yeni nesil biraz daha ayrılıyor ve açıkçası objektif yaklaşmak da zorunda bence taraftarlıktan sıyrılmak ve emek harcamak, çalışmak ve objektifte olmak zorunda eğer başarılı olmak istiyorsa. Bu yeni nesil spor yazarlığında biraz daha derinlikli bir bakış açısı var. Benim gözlediğim de o. Bunda sence yeni medyanın etkisi var mı? Çünkü eskiden önümüze konanı yiyorduk. Yani gazetelerde ya da televizyonlarda gerçekten son derece sığ yorumcular, büyük ölçüde reyting kaygısıyla bu işleri kotarması beklenen yorumcular oluyordu. Ve onlar da bir takımın angajmanı içerisinde

Tam da senin dediğin gibi aslında. Öyle hazırlık maçlarını falan bile izletemediğiniz insanlar oluyorlardı. Yeni medyanın sence burada etkisi var mı? Youtube mecrası olsun, podcastler olsun ya da yeni içerikler Twitter, İnstagram vs. daha derinlikli bakış açıları geliştiren insanlar da ortaya çıktı bu süreçte.

Kesinlikle var. Bence yeni medya aslında rekabeti arttırıyor. Yani çok sayıda YouTube kanalının da açılması, haber sitesinin de açılması, yazarak, konuşarak veya podcastlerle anlatarak bir şekilde kendi kitlenize ulaşabiliyorsunuz, kendinize bir kitle yaratabiliyorsunuz. Eskiden herhalde sadece televizyon olan dönemden bilhassa. veya gazetelerin olduğu dönemde zaten fazla bir rekabet yoktu ve birkaç tane televizyon kanalının birkaç tane yorumcusu bazen siyasi tanıdıklarının el vermesiyle onlara yakınlıkları sayesinde zaten senelerce o koltukları işgal ediyorlardı ve kendilerinin için bir emek harcamalarına gerek yoktu yani yeni gelen futbolcunun adını bile bilmiyorlardı ve rekabetin olmadığı yerde de açıkçası hiçbir şekilde gelişim de olmuyordu o açıdan

Yorumcular kendilerini geliştirmek zorunda kalmıyorlardı ama yeni nesil ön plana çıkabilmek için, bir takipçi sayısına ulaşabilmek için hem Youtube'da olsun hem sosyal medyada olsun o istatistik bilimine de uğraşmak zorunda, onu da algılamak zorunda, yeterince maç da izlemek zorunda, daha detaylı analiz yapmak zorunda. Bence bu çalışkanlığı ve emeği arttırıyor ve pozitif bir geri dönüş de yansıyor. Daha gelişmiş, daha doğru analizler yapan, daha değerli yorumlar yapabilen bir kuşak geliyor diye düşünüyorum. Bir de herhalde dediğin yerden mesele de artık çok çetrefilli bir hal almaya başladı. Endüstriyel futbol diye bir şeyden bahsediyor. Artık borsalarda hisse senetleri değerlenmeye başlıyor. Transfer sezonları var artık ve transfer sezonları da spor basını takip eden okuyucuların, dinleyicilerin ilgisini çekiyor. İşte Amerika'da NBA'in transfer sezonu maçlar kadar takip ediliyor. Şimdi sence bu meselenin sadece örneğin öyle bakış açısı olanlar da var. Sadece işin sahaya odaklanalım

diyenler var. Mesela yeşil sağ yetmez, arkasındaki finansal yapıyı da irdelemek lazım diyenler var. Ya da daha derinliğine inelim, işte transferlerin arka planını inceleyelim vs. diyenler var. Sen nasıl bakarsın bu işe? Yani şöyle bir ekol vardı bir ara. Sadece yeşil sağ. Yani 90 dakikayı değerlendirmek gerekir. Ama biraz da arka planı var. Okuyucu da istiyor her an anladığım kadarıyla.

Ya açıkçası transfer dönemleri çok daha fazla izlenip, çok daha fazla içerik tüketiliyor. Yani uzun süredir medyada çalıştığım için herhalde iki kata kadar yükseliyor. Yani şu andaki izlenmelerimiz, yaz transfer dönemindeki izlenmelerimiz, sezonun içindeki izlenmelerin iki katını bulabiliyor. O yüzden bu ilgi %100 ki bütün dünyada böyle yanlış bilmiyorsam yani Amerikan sporlarında falan da böyle. Transferler müthiş bir ilgiyle takip ediliyor. Bu biraz toplumsal dönüşümle alakalı olabilir. Hep yeni olanın elindekinden daha iyi olduğuna inandırılan bir toplum olarak hep böyle transfer istemek, hep yeni bir isim gelsin, hep yeni olsun isteği belki bunu daha cazip kılıyor da olabilir. Onu tam bilemiyorum ama öyle bir fikrim var.

Bir de mesela yakın dönemde dinlediğim İmmanuel Tostoyevski'nin buradaki Fullers'i Zentelik podcast'inde 3 bölümlük bir futbol ekonomisi podcast dizisi vardı. Orada da işin ekonomik boyutunun çok çarpıcı olduğunu gösteren, son 100 yılda ne kadar değiştiğini gösteren çok keyifliydi dinlemesi de. O podcast'i de hazır yer gelmişken değineyim. İşin ekonomik boyutu gerçekten çok çarpıcı ve bazen sahanın içinde olanlardan daha ilgi çekebilir hale gelebiliyor gerçekten de.

Şeyin ilgisi sence bu konuda ne kadar derinlikli? Taraftar'ın ilgisi. Şimdi spor basınını takip eden kitle aynı zamanda büyük ölçüde taraftar. Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzon sporlu, ne bileyim Göztepe'li, Kayseri sporlu. Ama bir yandan da transfer arzuları da var fakat takımlarının mali durumları hakkında yeterince fikir sahibi mi? Çünkü şöyle, bakıyorum mesela çok ciddi bir transfer yapıyorlar bir takım. Ben işin ekonomisiyle biraz daha ilgileniyorum. Taraftar çok seviniyor. Halbuki yani

Bu benim orta gelirli maaşımla Ferrari araba almam gibi bir şey ve buna eşimin çok sevinmesi gibi bir şey. O ne güzel Ozan Ferrari almış diye sevinmek gibi bir şey geliyor bana. Taraftar vaziyetin sence farkında mı bu mali tablonun? Ozan şaşıracaksın belki ama iki yıl önce tam senin verdiğin örneği vermiştim bir programda ve şöyle demiştim bir aile babası Atıyorum 5000 TL'lik maaşıyla büyük bir borca girip 500.000 TL'lik bir araba gelse herhalde biz öyle bir durumda babamıza ne yaptın ocağımıza incir ağacı diktin diye çok büyük bir sitem ederiz. Ama taraftarlar böyle bir sitem etmek yerine canım babam araba almış diye bir yaklaşımda bulunuyor diye bir yorumda bulunmuştum. Evet bu kısa vadede sevindirici ve mutlu edici bir gelişme olabilir arabayı kullanana kadar. Fakat ilk taksidi geldikten sonra üzücü bir hale gelmesi gerekir.

Ama bütün hükümetler, sadece bu mevcut hükümet dönemi de değil, bütün hükümetlerde de bir şekilde kulüplerin ekonomik olarak kurtarıldığını görüyoruz. Ta ki şu bankalar birliği anlaşmasına kadar. Son olarak Galatasaray'ın başkanı Dursun Özbey'in açıklamalarını dinlemiştim ve şundan bahsetmişti. Bir yıllık geliri bankaya ödenmesi gereken bir yıllık faizi bile karşılayamayacak duruma gelecek kulüplerin diyor.

kısa dönemde kulüpleri bankalar yönetecek anlamına geliyor benim adıma. Ama çok da senin gibi konunun uzmanı olmadığım için çok da bir yorumda bulunmak istemiyorum ama senelerdir büyük bir ekonomik buhranda aslında kulüpler. Ama nasıl oluyorsa senelerdir de devam ediyorlar aynı işleri yapmaya. Onu çok anladığımı söyleyemem açıkçası.

Onu açıkçası ben de anlayamıyorum. Şimdi bir taraftarlık var anladığım kadarıyla. Bir de gerçekten sporseverlik diye bir şey var. Şimdi bu ikisi arasındaki makas da anladığım kadarıyla giderek açılmaya başladı. Yani sporseverlerin sayısı artmaya başladı. Meseleye sadece kör bir taraftarlık gözüyle bakmıyorlar. Bayağı bir spora gerçekten bütün teknik altyapısıyla beraber hakim olmayı seviyorlar ve öyle takip ediyorlar. Sence böyle bir eğilim iyi mi kötü mü? Ya da böyle bir eğilim sende gözlüyor musun? Böyle bir farktan bahsedebilir miyiz? Yani ben taraftarlıkla spor severliği böyle ayırdım ama böyle bir fark sende gözlüyor musun? Çok emin olamıyorum. Açıkçası tüm dünyadaki eğilimden de çok emin değilim. Mesela Nick Hornby'nin Fever Pitch kitabı var. Türkçe'ye futbol ateşi olarak çevrilmiş olması lazım.

Orada mesela bence ideal taraftarlık anlatılıyor. Rakibin ne karşı öfke duymayı değil de senin olanı sevmek ideali çok güzel anlatılıyor o kitapta. Benim mesela eski ev arkadaşım gittiği bütün maç biletlerini yıl yıl biriktirirdi ve artık 36-37 yaşlarına geldi herhalde çocuğuna falan devretmeyi düşünüyor o biletleri. Bir koleksiyon yapıyordu mesela bu güzeldi.

Veya oturup 1995 yılı Galatasaray veya Fenerbahçe'li birisi Fenerbahçe kadrosunu sayması falan güzel. Mesela bu yoğun bir taraftarlık hissiyatı ama bir zararı olduğunu düşünmüyorum bunun. Yani tutkulu ve yoğun bir taraftar olmasına rağmen böyle birçok arkadaşım vardı. Rakiplerine karşı bir saygısızlık veya bir kavga gürültü vesaire bir holiganizm içine girmiyorlardı. Ben açıkçası o yüzden hani takımını sevmekle futbolu sevmek arasında öyle çok büyük farklar olduğunu düşünmüyorum. Mesela ben de bir takım taraftarıyım Galatasaray'lıyım hiç de saklamıyorum. Ama en az o kadar da futbol severim. Senin bahsettiğin gibi bazen 2. 3. ligde evin yakınındaki alt lig maçlarını izlemeye de giden biriyim. Futbol severliğim bazen taraftarlığının da önüne geçebiliyor ama ben bunun arasında bir denge olduğunu düşünüyorum.

Eskiden tabi huliganizm biraz fazla ağır basıyordu ama hem Avrupa'da hem de Türkiye'de sanırım son 20 yılda ciddi oranda azaldı. Tribün kavgaları falan ciddi oranda azaldı. Hani Türkiye'de niye azaldı dersen belki bu ekonomik durum işte covid vakaları vs. derken millet ya bununla mı uğraşacağız deyip belki o huliganizmden uzaklaşmış olabilir gibi de geliyor.

Ama son dönemde hooliganizm zaten son 20 yılda giderek azalıyor neyse ki. Bana öyle geliyor. En azından Türkiye'de. 15-20 yıl önce gittiğim maçlarda yaşanan olaylarla şu anki iler arasında iyimser bir fark görebiliyorum. Peki şimdi bütün bu bağlamda trend sporun içeriği ne olacak? Yani şimdi trend spor başlıyor. Yeni bir mecra olacak. Spor dinleyicileri bir podcast mecrasına kavuşmuş olacak. Ne vadedecek?

Herhangi bir spor içeriğinden, farklı olarak? Ben bir bakış açısı sunmaya çalışacağım. Keyif aldığım ve beni bugüne kadar izleyen, dinleyen insanların da keyif aldığı bakış açısını sunmaya çalışacağım. Emrah Sefa Gürkan'ın sanırım kendisiyle ilgili herhalde Flu TV'deydi, yaptığı programlardan bir tanesinde güzel bir yorumu vardı.

bana tarihle ilgili bilgi almaya çalışıyorsun ama aslında benim yaptığım yorumlar daha değerli çünkü bilgiyi Google'a yazsanız da öğrenirsiniz ama işte şu tarihte şu savaş olmuştu yerine o savaştan sonra atıyorum ekonomik olarak şöyle refah dönemine girilmişti ve oradan da atıyorum bilim şöyle gelişmişti vesaire şeklinde bir yorum yapmam aslında bir bakış açısı yaratıyor ve daha keyifli hale geliyor gibi bir yorumda bulunmuştu. Hatta senin son Trend Topik'teki son bölümleri izlediğimde mesela Cübbeli Ahmet'in çıkışından bahsettiğinde mesela o çıkışın arka planını anlatman çok keyifliydi, güzel bir bakış açısıydı. Veya insanların artık niye tatil yapamadığını anlattığın bölümde orta sınıfa karşı yaratılan düşmanlığı bağlaman, oradan bir bakış açısı sunman bence çok keyifliydi. Ben de bunu yapmaya çalışacağım aslında. Bir bakış açısı yaratmaya çalışacağım. Ve umarım keyif alırsınız diyeyim şimdiden dinleyecek olan arkadaşlar için.

Ben de hayırlı olsun diyeyim, kolay gelsin. Aynı zamanda çok zor bir alan olduğunu düşünüyorum ben. Teşekkür ederim. İnatla ben de bir futbol taraftarıyım, Beşiktaşlıyım. Ama hiç yorum yapmamayı tercih ederim çünkü bu konularda. Çünkü gerçekten futbol taraftarlarından çok korkuyorum. Allah spor gazetecilerine gani gani sabır versin diyeyim, bitireyim. Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.

Çeviri ve Altyazı M.K

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)