
3.592 kelime · ~18 dk okuma
Merhabalar. Geçen haftadan bu yana birbiri ardına yasaklanan konserler gündemimize girdi, takip etmişsinizdir. Ama bu bölüm konumuz yalnızca yasaklar dersek vaziyeti tam olarak kavrayamıyoruz diye düşünüyorum. Yasaklar pandemide de vardı. Pandemide çok daha temkinli onaylar verdik yasaklara. Makul gelmeye başlamıştı. O yüzden bu bölümün trend topik konusu sadece yasaklar değil. Konu bu kadar dar değil çünkü. Trend topiğin konusu faşizm. Siz durumu anladınız. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.
Sadece Mayıs ayı içinde önümüze düşen haberlerden size birbiriyle ilgili olanları sırasıyla ve hızlıca sunayım. Eskişehir'de düzenlenecek Anadolu Festivali tarafından yasaklandı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na hapis cezası onaylandı. Derince Belediyesi, Kürtçe şarkılarıyla tanınan Aynur Doğan konserini iptal ettiğini duyurdu.
Sol görüşlü şarkıcı Niyazi Koyuncu'nun Pendik'teki konseri konserden saatler önce iptal edildi. Yunan kökenli şarkıcı Matheus Sauridis'in Trabzon spor şampiyonluğu için yapılacak etkinlikte sahne alması hedef gösterildi. Ardından Sauridis etkilikten çıkarıldı. Daha sonra Trabzonlu Apollas Lermi de durumu protesto etmek için sahneye çıkmayı reddetti.
Bunun ardından onun da konserleri yasaklandı. Alevi kökenli protest müzik şarkıcıları Metin Kemal Kahraman kardeşlerin Muş'ta düzenleyeceği konser Valit tarafından yasaklandı. Bu esnada Aynur Doğan'ın Derince'den sonra Bursa'da vereceği konser de hedef gösterilip, varlıkça yasaklandı. Isparta'da ise kadın hakları sorununda duyarlı şarkıcı Melek Mosso'nun konseri ahlaki bulunmadığı için hedef gösterildi ve ardından yasaklandı. Aynı etkinlikte sahneye çıkacak olan Derya Ulu, Melek yoksa biz de yokuz diyerek sahne almayı reddetti. Ve Cuma günü, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun video mesajını yayınlayan TV kanalları hakkında Rütü'nün inceleme başlattığını duyduk.
Bu akışı dinleyenleriniz belki yasaklanan şarkıcıları kimliğiyle birlikte almama dikkat kesilmiş olabilir. Her biri için kimlikleri yüzünden yasaklanmadılar iddiasında olanlar da olabilir. Kimine politik kılıflar da uydurabiliriz. O halde teker teker açıklayalım. Önce en çok tepki çeken yasak kararı olan Melek Mosso ile başlayalım.
Isparta Belediyesi kentteki gençlere bir anket yapıyor. Uluslararası Isparta Gül Festivali'nde sahnede kimi görmek istersiniz diye soruyor gençlere. Çıkan sonuçlardan yola çıkarak da bir derleme yapıyor. Fakat bu festival Isparta için özel bir etkinlik. Kent için gül festivali Ispartalıların gurur vesilesi. Kalbimiz o günlerde pek Ispartalı atıyor yani.
O yüzden festivaldeki isimler, Isparta'nın milli ve manevi değerlerine uygun hazırlanmalı gibi bir motivasyon içinde bir kısım Ispartalı. Bu motivasyonla, festivalde sahneye çıkacak isimlerin açıklanması üzerine bir kısım insan araştırmalar yapıyor. Kim bunlar diye düşünüyor. İsimler googlanıyor. Fakat o da kim? Melek Mosso diye bir kadın. Neymiş onun meşhur şarkısı? Kapıyı çarptın, rakıyı döktün Ağzını bozdun, kediyi
Biraz daha incelemekte fayda var diye düşündüler bu kesimler. Ama hayırlı, örfümüze adetimize uygun bir tip olsa bu Mosso, rakıyı dökmeye bu kadar üzülmezdi dediler muhtemelen. Rakıyı döktün, kediyi üzdün, böyle şarkı mı olur? Araştırmaya devam ettiler. Derken o da ne? 2019'daki konserinde şöyle konuşmuş Melek Mosso. Açmak istiyorsanız açın. Konuşmak istiyorsanız konuşun.
Eyvah! Bu kadın Isparta'ya giremez, girmemeli. Isparta'yı bu kadına tanıtamayız. Kimse Ispartalılara ahlaksız diyemez." diye düşünen bir grup Ispartalı, bir bildiri kaleme aldı. O bildiri de şöyle deniyordu. Ahlaksızlığı özendiren hiçbir şarkıcı, halkımız nezdinde sanatçı olarak kabul görmeyecektir. Bu ve benzeri şarkıcıların Ispartamızda yeri yoktur.
milli ve manevi değerlerimize zarar veren, geleceğimiz olan gençlerimize kötü örnek olan bu konserlerin derhal iptal edilmesini, Isparta Halkı ve Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi olarak, Isparta Belediyemizden ve Isparta Valiliğimizden talep etmekteyiz. Bir derneğin adı geçti fark ettiğiniz üzere, Anadolu Gençlik Derneği. Bu dernek, Saadet Partisi ile yarı organik ilişki içinde, milli görüş ailesi içinde yani. Kısa adı AGD. Derneğin bildirisi, AKP'li Isparta Belediyesi'nin ahlaki olmayan etkinlikler düzenlendiği iddiasıyla başlıyor. Melek Mosso konserinin de bardağa taşıran son damla olduğu söyleniyor. Ardından AKP'li belediye de bu konuda zerre kadar direnmiyor. Hay hay diyor AGD'ye. Melek Mosso konseri böylece iptal ediliyor. Yani aslında AKP'yi sağdan, daha da İslamcı bir çizgiden eleştirmek isteyen AGD, günün sonunda AKP'ye konseri yasaklattırıyor. AGD aklı sıra AKP'li Isparta belediyesini ahlaksızlıkla köşeye sıkıştıracaktı.
Çünkü AKP'den daha İslamcı oldukları iddiasındalardı, AKP'yi sahte Müslüman olarak görüyorlardı. AKP'den daha İslamcı olduğunu iddia eden bir diğer parti, yeniden refahın il başkanı Mehmet Kaya'da şöyle demiş Haber 32 sitesine, yerel bir site. Ülkemizde İslami hassasiyeti yüksek olarak bilinen ilimizde AKP Belediyesi'nce Gül Festivali namı ile düzenlenecek olan etkinliğe, kültürümüze, inancımıza, ahlakımıza ve topyekün mukaddesatımıza saldırılması ile bilinen Melek Mosso'nun sanatçı adı altında davet edilmiş olması, evliya yatağı olan ilimiz halkı tarafından şaşkınlıkla ve üzüntüyle karşılanmıştır. Gördüğünüz gibi AKP'yi İslamiyilik üzerinden sıkıştırma gayretine AKP'li belediye, madem istiyorsunuz öyleyse yasaklayalım diyerek karşılık verdi, hiç direnmedi. Artık istedikleri konserleri yasaklayabilecek güce erişmişlerdi, daha ne istesinlerdi?
Ben senin yaşaman için yapmam gereken şeyleri söylüyorum. Hayır efendim, yapmamam gereken şeyleri söylüyorsun. İçki, sigara, gece hayatı, tereyağı, etyar, peynir, sucuk. Bizim karı, bizim çocuk. İşte bütün bunlar yasak. Ya yaşamanın ne anlamı kaldı o zaman? Yeme, içme, eğlenme. Ulan sen ne biçim doktorsun be? Ben doktor değilim ki. Nesin sen? Ben hükümet sözcüsüyüm. Dinlediğiniz ikiliyi tanımışsınızdır. Devekuşu Kabere'nin yasaklar oyunundan Zekâlı Asya ve Metınak bunları dinlediniz. Sahi politik mizah ne oldu? İsteyenler Trend Topik'in 133. bölümünü dinleyebilir. Politik mizah da baskı altında. Biz Mosso'dan devam edelim. Tabi çok tepki geldi yasak kararına. Tüm tepkileri okumaya zamanımız yetmez ama Nükhet Duru, Mert Fırat, Cem Yılmaz, Zülfü Livaneli, Fazıl Say ve daha pek çok isim Mosso'nun yasağına tepki gösterdi.
Mosso'da şöyle tepi gösterdi yasa. Bu zihniyetteki insanlar, kendi yüreklerindeki karanlığı ve sapıklığı bizim hayatımıza da sokmaya çalışıyorlar. Ama buna asla izin vermeyeceğim, vermeyeceğiz. Ben Isparta'ya elbet gidecek ve şarkılarımı söyleyeceğim. Bugün olmazsa, yarın sarılacak kalplerimiz. Mosso yasağının hikayesi bize bir şeyi anlatıyor. AKP'yi daha sağdan sıkıştırmak üzere atılan adımlar, günün sonunda AKP'nin yetkisini, gücünü arttırıyor. Saadet ve yeniden Refah, Mosso konseri üzerinden AKP'ye yüklenmek istedi.
AKP'li belediye de siz yeter ki yasak isteyin dedi ve Mosso'yu yasakladı. Zaten muhtemelen onlar da çok mutlu değildi Mosso'dan. Belki de tanımıyorlardı. Çağırarak hata ettiklerini düşündüler. AKP'yi İslamcı kamptan sıkıştırmaya çalışanlar olduğu gibi bir de milliyetçi kamptan sıkıştırmaya çalışanlar var. AKP'yi milliyetçi bulmuyorlar, asıl milliyetçi biziz, AKP milliyetçi falan değil diyorlar. Hatta bu kamptan bazı isimler İslamcı kampın da karşısında olduğunu iddia ediyor.
Birazdan dinleyeceğiniz hikaye de Melek Mosso'nunki gibi bitecek. Diğer bir yasağa geçelim. Aynır Doğan konserlerine yasak. Konseri değil, konserlerine. Burada hikaye çünkü biraz daha çetrefilli. Hadi başlayalım.
Ayrıca, İzmir'e gidip, İzmir'e gidip, Şarkısını İzmir'e gidip, İzmir'e gidip, gidip, İzmir'e gidip, İzmir'e gidip, İzmir'e İzmir'e dinlediğiniz gidip, İzmir'e İzmir'e Anır Doğan, Kürtçe gidip, İzmir müziğin belki de en meşhur sesi. Yine de tanımayanınız varsa tahmin ediyorum ki biraz önce dinlediğiniz, 16 yıl önce çekilen Gönül Yarası filmindeki Dar Hejroke şarkısını duymuşsunuzdur. Filmde şarkıyı dinleyen Şener Şen ve Meltem Cumbul, şarkının ardından şu diyaloğu yaşıyor. Kürtçe biliyor musun? Hayır. O zaman niye ağlıyorsun? Abi bu Türkiye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?
Bu sahne bu toprakların genel duygusunu oldukça derinlikli yansıttığı için YouTube'da milyonlarca kez izlenmiş durumda. Viral olmuş desek yeri, peki ne deniyordu Aracı Roque şarkısında? Dağların inceli, dağların güzeli. İncir ağacısın, gam götürensin. Güllerin içindesin, güllerin içindesin. İncir ağacısın, gam götürensin. Gelin damadın yüreğidir. İncir ağacısı. Ram götürensin.
Şimdi bunu şu yüzden paylaştım. Birçok insanın zihninde Kürtçe müzik oldukça politik yüklemelerle dolu. Kürtçe söylenen tüm şarkıların tırnak içinde söylüyorum bir vatana ihanet konsepti varmış gibi zanneden kesimler var. Elbette Kürtçe müzik geçmişteki engeller nedeniyle politikleşmiş bir alan. Kürtçe şarkı söylemek de politik bir tavır da gerektiriyor. Fakat Aynur Doğan bu alanın dışına çıkmış bir isim.
Twitter'ı sadece konser duyuları için kullanmasına rağmen yarım milyon takipçisi var. 2021 Womax ödülü sahibi. Uluslararası ölçekte müzik otoritelerinin tanıdığı bir isim Aynur Doğan. Yılın sanatçısı seçildi. Türkiye'nin gurur duyduğu isim Aynur Doğan. Portekiz'de, Porto'da Aynur Doğan rüzgârı esecek. Dünya onu konuşuyor. Uluslararası dünya müzik fuarında da bir ödül almaya hazırlanıyor Aynur Doğan. 31 Ekim'de düzenlenecekmiş ödül töreni. Biz de tebrik edelim.
İşte bu kişinin 20 Mayıs'ta Derince'de gerçekleştireceği konser AKP'li Derince Belediyesi tarafından yasaklandı. Konser salonu belediyenindi ama özel bir şirket tarafından kiralanmıştı. Fakat Aynur Doğan'ın konserinden rahatsız olan belediye başkanı bir bahane ile konseri iptal etmeye kalktı. Derince Belediyesi'nin 15 Mayıs'ta yaptığı paylaşım şöyle.
Duyuru, ilçemiz sınırları içerisinde özel bir firmanın yapacak olduğu konser organizasyonunun yapılan detaylı inceleme sonucunda uygun olmadığı tespit edilmiş olup, etkinlik belediyemiz tarafından iptal edilmiştir. Şimdi dikkat ederseniz Aynur Doğan'ın ismi geçmiyor açıklamada. Zaten teknik bir açıklama, bir politik savunma yok ortada. Yani Aynur Doğan şöyle teröristtir, şöyle PKK'lıdır, o yüzden iptal ettik denmiyor. Biraz gizli tutulmaya çalışılıyor.
Başta kimsenin de zaten dikkatini çekmiyor bu açıklama fakat birkaç saat içinde iptal edilen konserin Aynur Doğan'a ait olduğu anlaşılıyor. İyi de neden iptal edilmişti? Aynur Doğan deyince onu tanıyan herkesin aklına gelen imaj belli. Kürtçe şarkı söyleyen meşhur bir sanatçı. O kadar. Yapılan detaylı inceleme neydi? Öyle söylüyordu belediye. Bir bahane bulmak gerekmez miydi?
17 Mayıs'ta Habertürk yazarı Sevilla Yılma'da konuşan Derince Belediyesi, basın, yayın ve halkla ilişkiler müdürü Lokman Karaaslan, artık izin alınsa dahi başkan bu konselin yapılmasını istemiyor çünkü bu iş sosyal medyada çok büyüdü dediğini aktardı. Gerçekten de çok büyüdü. Aynur Doğan'ın konseri niye iptal edilmişti? Muhalefetten de tepkiler yükselmeye başlandı. Aynur Doğan yıllardır Türkiye'nin dört bir köşesinde konserler veren bir sanatçıydı. Üstelik Türkçe de söylüyordu. Fakat onu tanımayan Derince Belediyesi, konseri yasaklarken meselenin bu kadar büyüyeceğini düşünmemişti. Başkan da böylesini ummuyordu. Çünkü tanımıyorlardı Aynur Doğan'ı. Dediğim gibi dinlemeyebilirsiniz ama Kürtçe müziğin en meşhur sesinden bahsediyoruz.
Bunun üzerine iktidar cephesi ciddi bir antipati topladı. Muhalefette Derince Belediyesi'ne yüklendi, kimi kesimlerin tepkileri ulusal ölçekte viral oldu. Mesela CHP Milletvekili Nur Hayat Altaca Kayışoğlu, mecliste Derince Belediyesi'nin kararını şöyle protesto etti. Bu ülkede... Every way that I can, I'll try to make you love me again Every way that I can, I'll give you all my love and then Every way that I can, I'll cry, I'll die, make you mine, oh yeah Söyleyebiliyoruz ama... Hecira çıyayı
Söyleyemiyoruz. Gerçekten sesi güzelmiş Nur Hayat Hanım'ın. Aynur Doğan'a hedef göstermek artık iktidarın çıkarlarına daha uygun düşmeye başlamıştı. Çünkü rüzgar Aynur Doğan konserini kınamaktan doğru esiyordu. Muhalefet de zaten bu rüzgarı arkasına almıştı, iktidar köşeye sıkışmıştı. Eğer Aynur Doğan yeterince hedef gösterilirse, Derince Belediyesi'nin kırdığı pot toparlanabilirdi. Muhalefetin Derince Belediyesi taarruzuna defans lazımdı yani.
Melek Mosso'yu İslamcıların googledığı gibi Aynur Doğan da bu sefer milliyetçi çevreler tarafından googlenmeye başladı. Fakat bu sefer iş ciddi. Öyle Melek Mosso'nunki gibi rakıyı döktün babayı aldın türünden basit günahları yoktu Aynur Doğan'ın. Almanya'da PKK'ya yakın bir grubun organizasyonunda 2010 yılında sahneye çıkmıştı. Arkasında da Öcalan posteri asılıydı. Şimdi burada araya bir girmek gerekir. Kürtçe müzik yapmak, Kürtçe klip çekmek 90'lardan bu yana politik bir meseledir.
Kürtçe müzik bu nedenle doğası gereği protest olarak gelişti ülkemizde. Merhum Ahmet Kaya'nın şu konuşmasını hatırlayalım mı? Önümüzdeki kasette Kürt asırlı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum ve Kürtçe bir de klip çekiyorum. Ve bu klibi yayınlayacak yürekli insanların olduğunu da biliyorum. Yayınlamazlarsa Türkiye sahibiyle nasıl hesaplaşacaklarını da biliyorum. Teşekkür ederim.
Magazin gazetecileri derneğinin ödül töreninde aldığı ödülün ardından demişti bunları Ahmet Kaya. Salon buz kesti. Duyduğunuz gibi salondan yuhalamalar duyuldu. Neredeyse kimse alkışlamadı Ahmet Kaya'yı. Çünkü Türkiye'nin o günlerde içinden geçtiği atmosfer kurşun gibi ağırdı. Bu konuşmayı 11 Şubat 1999'da yapmıştı Ahmet Kaya.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'den kaçtığı, yakalanmasının an meselesi olduğu, Türkiye'nin tümüyle bu konuya kilitlendiği yıllardı. Zaten 11 Şubat'taki bu konuşmanın ardından 5 gün sonra yani 16 Şubat 1999'da Abdullah Öcalan Kenya'da yakalanmış Türkiye'ye getirilmişti. Türkiye'deki milliyetçi rüzgar oldukça yüksekti. 1994 seçimlerinde barajaltı kalan MHP, Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesinden 2 ay sonra yapılan seçimlerde oyunu 10 puan arttırarak %18'e çıkarmıştı. Bu MHP tarihinde bir rekor. Ödül törenine geri dönelim. Bu konuşmasının ardından programda olduğu gibi ödül olan şarkısı Giderim'i seslendirmeye başladı Ahmet Kaya.
Belaya atlar giderim Kurşun gibi, mavzer gibi Dağ gibi patlar giderim Şarkı da tabi bu vahim gecede çok manidar. Salonda hareketlilik hakimdi. Masalardan kalkan isimler küçük gruplar halinde mini kulisler yapıyor, Ahmet Kaya Giderim şarkısını söylemeye devam ediyordu. Bu esnada hareketliliğin farkına varan Ahmet Kaya, dost bir eli tutmak için Kadir İnanır'ın yanına gitti.
İnanır Babacan bir tavırla gülümseyerek sıktı Ahmet Kaya'nın elini. Kendince, onun yanındayım mesajı veriyordu salona. Kadir İnanır da gerilimin farkına varmıştı. Şarkının bitmesiyle küfürler, hakaretler işitilmeye başlandı. Ahmet Kaya masasına oturmuştu fakat ödül törenine devam edilmiyordu. Tüm salon Ahmet Kaya'nın masasına doğru bağırıyordu. İşler çığırından çıkmış, masaya çatal fırlatılmaya başlanmıştı. Masanın etrafını dolduran kameralar önünde, Ahmet Kaya uzatılan mikrofona şunları söyledi.
güzellikler ve dostluklar adına söylemeye çalıştım ama insanlar nasıl algılar sağlasınlar, algılasınlar benim kimliğimi içimden kimse alamaz. O böyle bir ne yani? Yani ben yıllarca bunu söyledim. Kürt ve yıllarca da böyle ve biz yıllarca Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü savunduğumu söyledim. Dostluk çarpmadan. Binlerce yıl daha bölünmeyeceğini savunuyorum ama Kürt realitesini sahiplenmek ve kabul etmek zorundadır bu ülke. Bunu söylüyorum. Bu kadar
Salonda durulacak gibi değildi. Ahmet Kaya'nın dostları Savaşay ve Mehmet Aslantu, Ahmet Kaya ve eşi Gülten Kaya salondan çıkarken onun yanında olma cesaretini göstermişlerdi. Ama geri kalanlar hiçbir Ahmet Kaya'nın yanında değildi. Ahmet Kaya salondan çıkarken Serdar Ortaç bir anda sahneye fırladı ve Zafer şarkısı niyetine 10. Yıl Marşı'nı söylemeye başladı.
Ve daha bir sürü şey. Lincin ardından Türkiye basını eve döndüğünde durup düşündü. Sahi ne demişti Ahmet Gaya? Yeni şarkımı Kürtçe söyleyeceğim, o şarkıya da klip çekeceğim. Ne vardı bunda? Bir histeri krizinde gibi değil miydik? Her şey bunun için miydi? Zaten Kürtçe şarkı söyleyenler vardı, yasak da değildi. Ne yapmıştık biz? Bu durumdan dönemin müesses nizamı da tedirgin oldu. Bu linci yapanlar lümpen tiplerdi ama bu lincin daha sağlıklı bir gerekçesi olmalıydı.
Bu haliyle kalırsa, Kürt sorunu vardır diyenleri reddedemezdik. Yana yakıla arşivler karıştırılmaya başlandı. Ve aranan kan bulundu. Ahmet Kaya bir Beatles konserinde, albümlerinde olmayan bir şarkıyı söylüyor, bu esnada dinleyiciler arasında sarı-kırmızı-yeşil bayraklar sallanıyordu. Şarkı Kürdüz Ölene Kadar, Kürdüz Sonuna Kadar diyordu.
Kürdüz önüne kadar, Kürdüz sonuna kadar Vallahi bir dostu özledik On binlerce seyirci konseri miting anına çevirirken, Ahmet Kaya şarkısının son cümlesini ''Vallahi biz Apo'yu özledik'' diye bitiriyordu. Bu konser görüntüsü yayınlanması ricasıyla basına servis edildi ve olanlar oldu. Ahmet Kaya ölüm tehditleri nedeniyle yurdu terk etmek zorunda kaldı. O yıllar için, o günler için magazin gazetecileri derneğindeki linç de aklanmış oldu. Ağır bir depresyona giren Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000'de yurt dışına sürüldükten bir sene kadar sonra kalp krizi geçirerek henüz 43 yaşında hayatını kaybetti. Benzer bir süreci 23 yıl sonra bu sefer Aynur Doğan yaşıyor. Derince Belediyesi'nin Aynur Doğan'ı yasaklaması büyük ölçüde politik iklimden kaynaklanıyordu. Tıpkı Ahmet Kaya'nın Kürtçe klip çekeceğim demesinden sonra yaşananlar gibi, bu iklimden etkilenen linkçi grup, başta basit bir talebe anlaşılması zor bir tepi geliştirmişti.
Vaziyeti daha derinlikle ele alan devlet yetkilileri, bu lincin gerekçesini bulmaları gerektiğini fark etti. Arşivlerden bulunan bu görüntü medyaya servis edildi. Aynur Doğan'da da Derince Belediyesi'nin konserin iptali için somut bir gerekçesi yoktu. Zaten konserin iptali çok tepki çekmişti. Ardından iptalin gerekçesi arandı. Geçmişte Öcalan posteri önünde konser vermişti. İşte bu aranan kan.
Sadece Ahmet Kaya olayına değil, Melek Mossu olayına da benziyor Aynur Doğan'a dönük linç. Melek Mossu, AKP'yi İslamcılık üzerinden sıkıştırmaya çalışan siyasetçiler tarafından hedef gösterildiyse, Aynur Doğan da AKP'yi milliyetçilik üzerinden sıkıştırmaya çalışan siyasetçiler tarafından hedef gösterildi. Aynur Doğan'ın 28 Mayıs'ta İstanbul Belediyesi'ne ait Harbiye Cemil Topuzu salonunda yine özel bir şirketin düzenlediği konseri vardı. Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ konsere ilişkin Twitter'dan şu yorum yaptı. Anlamakta zorluk çekiyorum. İBB Kültür Dairesi Harbi Açık Hava Tiyatrosu'nda Öcalan için özgürlük sloganları atan bir şarkıcıyı 5 şehit verdiğimiz gün sahneye çıkarıyor. Muhalefeti eleştirmeyin diye yazanlar bu sizin içinize siniyor mu?
Şimdi dezenformasyonu engellemek için bir not düşürelim. Ümit Özdağ böyle diyor ama 5 şehit verilen gün değil. 28 Mayıs'ta konserin tarihi. Özdağ bu tweet'i 5 şehit verilen gün atıyor sadece. Bu hatayı bilerek mi yapıyor bilmiyorum. Bu notun ardından devam edelim. İBB'nin etkinliği iptal edilsin kampanyası yükselirken Aynur Doğan'ın Bursa'da da konser vereceği ortaya çıktı. Bursa valiliği derhal etkinliği yasakladı. Derince de başlayan konser yasağı bu sefer doğrudan devletin valisi tarafından Bursa'ya sıçratılmıştı.
Fakat asıl hedef İstanbul konseriydi. iktidar basılı tırnak içinde AKP'li belediyelerin günahına İBB'yi de ortak etmek istiyordu. Derince ve Bursa'daki AKP'li belediyeler Aynur Doğan konseri yasaklamıştı. İstanbul'da da yasaklanmalıydı. Velev ki yasaklanmadı, o zaman İBB'ye PKK destekçisi denilebilirdi. Ahmet Kaya'ya yapılan Aynur Doğan'a da yapıldı. Medya, Aynur Doğan'a hedef göstererek İBB'yi sıkıştırmaya çalıştı. İhlas Haber Ajansı konserin duyurusunu 25 Mayıs'ta
Öcalan posteri önünde konser veren Aynur Doğan İBB organizasyonda sahne alacak şeklinde duyurdu. Sabah gazetesi, CHP'li İBB'den tepki çeken konser, terörist başı sevdalısı Aynur Doğan sahne alacak başlığı attı konser duyurusuna. Bir önceki bölümde ele aldığımız sığınmacı karşılıklığı üzerinden yükselen ama seküler kampta yer alan, kendisini Atatürkçü cumhuriyetçi olarak tanımlayan kesimler de Aynur Doğan konserine tepkide iktidar basını ile ortaklaştı. Aynur Doğan'ın Öcalan posteri önündeki görüntüsü TV ekranlarında da döndürülerek Aynur Doğan'ın sanki her konseri bu biçimde geçiyormuş gibi bir algı yaratıldı. Halbuki Kürtçe müzik yapan bir sanatçıyı bu çevrelerden başka kimse konserine çağırmıyordu ki geçmişte. Aynur Doğan da bu ortamda şarkılarını söylüyordu. Üstelik geçmişte buna benzer etkinliklere zamana bağlı olarak çok farklı sanatçılar da katılmıştı. Mesela Sezen Aksu 2002'de Diyarbakır Nevruzunda Gülümse şarkısını söylemişti.
Yoksa ben, yoksa ne? Ama Sezen Aksu'ya yakıştıramadık bölücülüğü. Milliyetçilerimiz biraz uyuz oldu kendisine, kabul. Ne işi vardı bunun Diyarbakır'da sarı-kırmızı-yeşil flamaların önünde? Böyle dendi. Ama Sezen Aksu'yu linç havuzuna atmadık. Konserlerinin yasaklanması için kampanyalar yapmadık. Yakıştıramadık Sezen Aksu'ya. Yok canım o biz dendi de, inceden bir hainlik bu diye geçiştirdik. Ama Aynur Doğan öyle miydi? Besbelli PKK'nın kadrolu elemanıydı. Sezen'in gibi değildi. Hem o kadar meşhur değildi hem de zaten Kürttü bu ya.
Melek Mosso olayında da, Aynur Doğan olayında da bir İslamcı kanattan, diğeri Milliyetçi kanattan AKP'yi sıkıştırdığını düşünen ama günün sonunda onunla aynı cephede diğer muhalefete saldıran, bu nedenle AKP'nin işini kolaylaştıran iki kampanya gözledik. Otoriter ideolojiler otoriterlikle hiçbir sorunu olmayan AKP'yi zorlamıyor. Tam aksine ön açıyor. İki yasak da ülkeyi kasan gelen iklimin parçası. Aynur Doğan yıllardır Türkiye'de konserler veriyordu ama iklim değişmişti bir anda. Artık Akdeniz değildi. Nitekim 23 Mayıs'ta Ottuvişnek'teki konserinde de grubunu tanıttığı sırada şunları söyledi Aynur Doğan. Salman Gambaro. Kendisi
Azerbaycanlı. Dünyanın her köşesinden Hüseyin getirdi bir arayı. Biz bir arada durabiliyoruz. Bir arada şarkı söyleyebiliyoruz. Hiçbir problemimiz de yok. Müzik yapıyoruz.
Gülüyoruz, evleniyoruz. Aynur Hanım, orkestrasının yabancı uyruklu üyelerini tek tek tanıttı. Bu konuşmayı neden yapıyordu? Belli ki müziğin evrenselliğine vurgu yapmak istiyordu. Müziğiyle ön planda olmak istiyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen ve ona enstrümanlarıyla eşlik eden müzisyenlerle de gurur duyuyor gibiydi. Bu lincin ardından bir durup düşünelim. Aynur Doğan'ın doğup büyüdüğü, ilk şarkılarını yazdığı coğrafyada İslamcı değilseniz ne oluyorsunuz? Bir düşünün. Sizi kim dinliyor?
Siz Kürtçe müzik yapıyorsanız eğer ilk şarkılarınızı kim dinlesin diye söylediniz? Ahmet Kaya linç edilirken müzik hayatına başladı Aynur Doğan. 90'ların sonunda müzik hayatına Kürtçe müzik yaparak başlayan birini kim konserlerine davet eder? Hepsinin cevabı belli. Başta da söylemiştik. Kürtçe müzik varoluşsal olarak politikleşti. Aynur Doğan da varoluşsal olarak o konserdeydi.
varoluşsal olarak HDP, DTP, HDP, BDP yani Kürt siyasal hareketinin mitinglerinde boy göstermek zorunda kaldı. Bu onu terörist yapmaz, sempatizan bile yapmaz. Buna karşın Aynur Doğan'ın konserinin iptaline ilişkin kampanyada tam tersi oldu. PKK'nın yaptığı tüm kanlı katliamlar Aynur Doğan'a mahledildi.
Aynur Doğan'ın konserine devam etmesini savunmak, PKK'nın tüm katliamlarına onay vermek anlamına geliyordu. Öyle bir hava estirildi. Halbuki Aynur Doğan müziğiyle tanınan çok da protesto olmayan bir isimdi. Kaldı ki protesto olsa ne olur da diyebiliriz. Aynur Doğan konserinin iptalini isteyen kesinler için de Erdoğan karşıtı çok sayıda insan da var.
Bu insanların bir kısmı milliyetçi reflekslerle kampanyaya omuz veriyor. Bir kısmı ise Aynur Doğan'ın konser verebilme özgürlüğüne sahip çıkanların muhalefete oy kaybettirdiğini, hatta gizli Erdoğan'cı olduğunu düşünüyor. Fakat bunu düşünen kesimler, Aynur Doğan'a bile altını çiziyorum, bilenin altını çiziyorum, Aynur Doğan'a bile tahammül gösteremeyen bir siyasi hareketin 6,5 milyon Kürdan oyunu nasıl alacağını düşünmüyor. Kürtçe müziğin en meşhur sesinin konserlerini iptal ederken Kürtler ne düşünecekler sizce? Muhalefete oy kaybettirdiği düşünülen bu konserin iptaline ilişkin sert bir kampanya düzenlemek oy kaybettirmeyecek mi? Bu soruların cevabını size bırakıyorum. Oy meselesi tartışmalı. Ama finale şöyle gelelim. Hezeyana dönüşen otoriter eylemler kendi iklimlerini yaratır.
Bu iklimler için de daha sonra pişman olunan işler yapılır. Gelin Ahmet Gaya'nın kafasına çatallar fırlatılırken sahneye fırlayıp 10. Yıl Marşı söyleyen Serdar Ortaç'ın bu olaydan 20 yıl sonra katıldığı televizyon programındaki açıklamalarına bakalım. Sene 2019. Kürt halkının sevdiği bir Kürt idol şarkıcısını 1900'lerde salaklığım yüzünden protesto etmişim.
Ahmet abi rahmetli olmasa çıkar anlatırdı. Bu çocuğun suçu yok. Çocuk daha deli çağında 10. yıl marşını okumuş. O kafanın milliyetçi düşüncesiyle yapmış bunu derdi, eminim. Hanımı da sanırım anlamıştır benim suçum olmadığını. Salak kafam o yaşta, onu yapmışım.
Ama bilmeden işte 10. Yıl Marşı ne bileyim böyle bir tehlike getirecek bana. Protesto etmeyecektim. Çok büyük aptallık. Oldu bitti geri getiremem Ahmet abiyi." Oldu bitti geri getiremem Ahmet abiyi diyor Serdar Ortaç. O gün Ahmet Kaya'ya sahip çıkmak zordu, çok zordu. Bu cesareti gösteren isimler bugün saygıyla anılıyor. Bugün ise Aynur Doğan'a sahip çıkmak zor. O gün sahnede bunları söyleyen Serdar Ortaç...
Bundan 20 yıl sonra ise şöyle diyordu. Protesto etmeyecektim. Çok büyük aptallık. Oldu bitti, geri getiremem Ahmet abiyi. Ama bu ortam konser yasayla durmuyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 24 Mayıs'taki ABD'deki Türkan Vakfı üzerinden bürokratlar için kaçış planı hazırlanıyor. Oraya para aktarılıyor. Erdoğan ve ailesi de işin içinde mealindeki bir açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Konuyla ne ilgisi var Ozan diye soranlarınız olabilir.
Şu ilgisi var, Rütük bu açıklamayı yapan 3 kanal Halk TV, Tele 1 ve KRT hakkında inceleme başlattı. Bunca konserin yasaklanmasına, baskıya bahane aranmasına zemin hazırlayan bu iklimin, ana muhalefet liderinin konuşmasını yayınlamaya bile inceleme başlatması sizce ilgisiz mi? İktidarın eline, milliyetçi ve İslamcı tahakküme uygun baskı aparatları verilirse, muhalefet seçim sürecini nasıl idare edecek? Ya seçim güvenliği? Bunlar düşünülmesi gereken konular. Hava kurşun gibi ağırlaştı. Uzatmadan bitirelim.
İnsan dediğin nice işler görür, bilir uçurmasını, öldürmesini insan dediğin. Ama bir kusurcuğu var, bilir düşünmesini de diyor bir et. Tren Topiği, Pod B Media ile beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar iklimin değişip Akdeniz olmasını dilerim. Hoşçakalın.
Nasıl çok yasak var ki? Ne demek oluyor bu? Ortada yasak mı var? Yok mu? Yok mu? Yok mu? Varsa söyle, duyarım. Var mı dedim canım ben? Hayır yani, bilelim. Ne istiyorlar benden?
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.