Podcast

126: Elon Musk neden Twitter'ı almaya çalışıyor?

Trend Topic

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Dünyanın en zengin insanı, SpaceX ve Tesla gibi şirketlerin sahibi Elon Musk, Twitter'ı satın almak için 43 milyar dolar teklif verdi. Teklifin ardından Twitter'ın topluluk politikaları tartışılmaya başlandı. Peki Musk'ın amacı ne? Twitter'ı gerçekten satın alabilir mi? Alırsa ne olur? Detaylar bu bölümde.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.277 kelime · ~11 dk okuma

14 Nisan günü dünyanın en zengin insanı Elon Musk Twitter'dan sürpriz bir açıklama yaptı. Bir teklif yaptım diye tweet attı ve tweetin hemen altına bir web bağlantısı yerleştirdi. Bağlantı 13 Nisan tarihli resmi bir elektronik dokumana yönlendiriyordu. Elon Musk Twitter'ın tüm hisselerini satın almak için bir teklif vermişti. Ben Ozan Gündoğdu. Trend Topik'te bugün bu teklifi ve bu teklifin neden önemli olduğunu konuşuyoruz.

Yılın baskın satın alma teklifi hisse başına 54.20 dolar. Toplamda ise 43 milyar dolar değerinde. Teklif verdiğinde bir Twitter hissesi 45 dolar civarındaydı. Teklifin duyulmasıyla beraber hisseler yükselecek geçti. 48 dolara kadar tırmandı. Teklifin duyulmasından birkaç saat sonra Elon Musk, Söyleşi için davetli olduğu Kanada'daki TED konferansındaydı. Haliyle Söyleşi'de ilk sorusu da birkaç saat önce Twitter'ı satın almak için teklif verdi. Neden oldu? Musk'ın cevabı ilginç. Elon

Musk, Twitter'ın ifade özgürlüğü için kapsayıcı bir arena olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Twitter bir tür fiili kasaba meydanı haline geldi. İnsanların, yasaların sınırları içinde özgürce konuşabilecekleri gerçeğine ve algısına sahip olmaları gerçekten önemli diyordu. Musk'a göre Twitter, bazı şirket politikaları nedeniyle hem potansiyelinin altında kalıyordu, hem de yeterince özgür bir platform değildi. Ya da daha daha politik bir tabirle, özgürlüğü garanti altına alınması gereken bir platformdu.

Transkriptin tamamını oku

Teklif verilen şirket yani Twitter, herhangi bir şirket olsaydı bu konu üzerine pek fazla düşünmeye değmeyebilirdi. Ancak bir tarafta Elon Musk, diğer tarafta Twitter olunca konu çetrefilli bir hal aldı. Anlaşılan o ki, Musk bir süredir Twitter'ın hisselerini topluyordu. Topladığı hisseler, şirketin toplam hisselerinin %9.2'sine ulaşınca Twitter yönetimi durumu fark etti. Bunun üzerine Elon Musk, Twitter'ın %9.2'lik hissesinin sahibi olduğunu duyurdu. Twitter yönetimi durumu fark edince, Musk ile uzlaşmaya çalıştı.

Çünkü Twitter istihdarları, Musk'ın şirketin hakim istesine sahip olacağından endişe ediyordu. Bunun üzerine Twitter, Musk'a yönetim kurulu üyeliği teklif etti. Twitter CEO'su, Musk'ın bu teklifi memnuniyetle kabul ettiğini açıkladı. İşler kızışıyordu. Ancak daha haftası dolmadan işler tersine döndü. Twitter CEO'su, bu açıklamanın hemen ardından yeni bir açıklama yaparak, bu kez Musk'ın yönetim kurulu üyeliğini resmen reddettiğini duyurdu.

Wall Street analizlerine göre, Musk'ın Twitter yönetim kuruluna dahil olmama kararının ardında daha fazla hisse alma ve şirketin kontrolünü ele geçirme arzusu var. Twitter'ın kuralları gereğince yönetim kurulu üyelerinin sahip olabileceği hisse miktarı %14.9'da sınırlı. Yani Musk yönetim kurulu üyesi olma kararını hayata geçirseydi, şu anki hisselerinin üzerine en fazla %5.7 daha ekleyebilecekti.

Musk fikrini değiştirerek kendini bu kısıtlamadan ve yönetim kurulu üyesi olmanın gerektirdiği bir sürü kontrol mekanizmasından da kurtarmış oldu. Zaten hemen ardından Elon Musk, Twitter'a çok konuşulan satın alma teklifini de sundu. Musk, Twitter için hisse başına 54.20 dolar teklif ederek şirketi satın almaya talip olduğunu söyledi. Bu da Musk'ın Twitter için en az 40 milyar doları gözden çıkardığı anlamına geliyor. Peki bu arzunun altında yatan motivasyon ne? İşte sorumuz bu.

Konuyu anlamamız önemli çünkü hepimizin hayatını ilgilendirecek bir meseleden bahsediyoruz. Bunun için Twitter'a odaklanacağız ama önce Elon Musk. Elon Musk 1971'de Güney Afrika'da doğdu. Bir diyetisyen ve model olan annesiyle elektromekanik mühendisi olan babası, o henüz 9 yaşındayken boşandı. Boşanmanın ardından babasıyla beraber kalan Elon, babasını hiç sevemedi. Onun hakkında, ''Korkunç bir insan, aklınıza gelebilecek neredeyse her kötü şeyi yaptı.'' diyor.

Fakat alenin dağılması, Elon'un karakterinin daha bağımsız oluşmasına imkan verdik denebilir. Örneğin henüz 17 yaşındayken 1988'de Güney Afrika ordusuna katılmamak için ülkesini terk edip Kanada'ya yerleşmek her gencin yapabileceği bir iş değil. Kanada'da iki yıl geçiren Elon buradan ABD'ye, Pensilvanya Üniversitesine işletme ve fizik okumaya gidiyor. Onun için başarılı bir öğrencidir diyebiliyoruz ama gözü akademide değil, girişimcilikte.

Nitekim 1995'te Stanford'da doktoraya başlıyor ama iki gün sonra eğitim hayatını sonlandırıp kardeşi Kimball ile girişimcideyiz oynuyor. Ve ilk proje, Zip2. Gazetelere lisanslı çevirim için şehir rehberliği yazılımı sağlayan bir şirket bu. Yıl henüz 1995 ve Musk o yıllarda herkesin kendisine en yakın pizzacıyı internetten bulabilmesinin önemli olduğunu keşfetmiş durumda. 1995'te Musk kardeşlerin yarattığı Zip2'yu 1999 yılında Compact Computer 307 milyon dolara satın alıyor ve Musk bin yılın başında birkaç 10 milyon doları olan bir finansöre böylece dönüşüyor. Ardından

İkinci şirket, çevirimi için ödeme sistemi PayPal geliyor. Musk, PayPal'ın %11.7'lik hissesine sahip ve şirket 1.5 milyar dolara satıldığında Musk'ın cebine de yüklü miktarda para giriyor. Fakat o, bu parayı çılgınlık denebilecek bir risk alarak parasının önemli bir kısmını 2002'de SpaceX'i kurmak için harcıyor. SpaceX, insanlığı uzaya hatta Mars'a taşımak gibi bir misyonla kurulduğu iddia edilen bir roket şirketi.

Bu Musk'ın üçüncü şirketi ve şirketin ana faaliyet konusu uzay. Evet, zorlu bir alan olduğunu kabul edersiniz. Çünkü bu alanda rakibiniz şirketler değil, devletler. Ancak şunu söyleyelim, Musk'ın uzay şirketi SpaceX, ABD devletinden de yüklü miktarda destek görüyor. Yani, Musk'ın şirketi SpaceX, NASA ile rekabet ediyor demek doğru değil. NASA, SpaceX'i bizzat destekliyor. Musk ise tüm bunları yaparken bir vizyon ortaya koyuyor.

bir asteroid veya büyük bir volkan bizi yok edebilir diyor Musk ve devam ediyor. Er ya da geç hayatı mavi-yeşil topun ötesine genişletmek zorunda kalacağız ya da soyumuz tükenecek. Bu haliyle yatırımlarını tüm insanlık için yaptığına ilişkin bir izlenim veriyor. İşte bu nedenle onun bu vizyonunu satın alan bir fan kitlesi de oluşmuş durumda. O da bu vizyonun halkla ilişkiler çalışmasını yapıyor. Kendisinin belgeselini çektiriyor, biyografisini yazdırıyor.

Dolayısıyla bu biyografik eserler büyük ölçüde objektiflikten uzak içerikler. Henüz 9-10 yaşlarındayken mahallesindeki iki okulun kütüphanesindeki bütün kitapları bitirmiş, 3. okulun kütüphane görevlisine yeni kitaplar getirmesini istemiş. Yani ne diyelim, öyledir herhalde. O halde isterseniz o milyonların satın aldığı vizyonu biraz konuşalım. Sizce ben deli miyim?

Elon Musk, kendisi hakkında bir kitap yazan Echelivelle'se bu soruyu yöneltiyor bir görüşme sırasında. Delilik ile zekanın yol gösterdiği beceriklilik arasında gidip gelmek her dehaya az çok yakıştırılan bir özellik. İnsanlık tarihinde çığır açıcı gelişmelerin öncüsü olabilen insanların çoğuna delilik yakıştırılmıştır. Belli ki Musk da bu deli yakıştırmasını seviyor, böyle tanınmaktan hoşlanıyor. Deli imajını biraz da kendi yaratıyor.

Bu imajı ve dünyayı kurtaran adam vizyonu, şirket çalışanlarının maddi olmayan motivasyon kaynakları. Motivasyon önemli çünkü Musk, çalışanlarına cumartesi ve pazarlarda çalışacaklarını, masalarında uyuyacaklarını dile getirdiği bir konuşmayı bu sayede yapabiliyor. ara verip ailelerine zaman ayırmak istediklerini söyleyenlere, iflas ettiğimizde ailelerinizi bolca görebilirsiniz diyebiliyor. Bu haliyle, Musk'ın şirketlerinde profesyonel bir çalışma disiplininden çok daha fazla emek sömürüsü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çocuğunun doğumuna gidemeyen bir çalışana bu bir mazeret değil. Önceliklerinizin neler olduğunu belirlemelisiniz. Dünyayı ve tarihi değiştirmekteyiz ve siz de bunda ya yer alırsınız ya da yer almazsınız şeklinde yanıt verebiliyor. Egosu son derece yüksek biri olduğu belli. Trafik sıkışıklığına isyan ederek, trafik beni deli ediyor, bir tünel açma makinesi yapacağım ve hemen kazmaya başlayacağım diye tweet atıyor, hemen ardından The Boring Company adlı bir şirket koruyor, gerçekten de bu proje için çalışmaya başlıyor.

Hatta Las Vegas ve Miami'de sözleşmeler imzalanıyor bu şirket için. E doğru adam dünyayı değiştiriyor diyerek Musk'a hak verenleriniz olabilir. Musk'ın bu imajını destekleyen en önemli şirketi Tesla. Biliyorsunuz elektrikli otomobil deyince ilk akla gelen markaya dönüştü Tesla. Elektrikli otomobiller çevreci olarak tanıtıldı, Musk'ın da vizyonuna uygundu. Dünyayı kurtaracaktı elektrikli otomobiller.

Ancak durumun böyle olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Evet, petrol kullanılmıyordu ama lityum pillerinin yarattığı çevre tahribatı kısa sürede tartışılmaya başladı. Lityum piller nedeniyle lityumun değeri kısa süre içinde %500'e varan oranda arttı. Hesaplamalara göre bir elektrikli otomobili yılda 13.000 km sürerek ancak 9 yıldan fazla kullanırsanız, içten yanmalı bir otomobile göre çevreye daha az zarar verirsiniz. Yani her elektrikli otomobil içten yanmalı otomobilden daha temizdir diyemiyoruz. Dahası, elektrikli otomobil yapmak için harcanan enerji, içten yanmalı bir otomobil yapmak için gerekenden çok daha fazla. Elektrik üretiminde petrol ürünlerinin kullanılması da cabası.

Yani elektrikli otomobillerin an itibariyle çevre duyarlılığı halkla ilişkiler faaliyetlerinde anlatılan kadar büyük değil. Teknolojinin çevreye duyarlı hale gelebilmesi için hala kat edilmesi gereken baya yol var. Dünyanın en çok lityum rezervine sahip olan ülkesi ise Bolivya. Musk'ın da Bolivya'ya ilgisi yoğun. 2019'da Bolivya lideri Eva Morales'e karşı gerçekleştirilen askeri darbenin ardından da Tesla hisselerinin sert şekilde yükselmesi, Musk'ın Bolivya darbesini finanse ettiğine ilişkin dedikoduları körüklemişti. Hatta Twitter'da bir takipçisi bu konuyu yazınca Musk ona, ''Kime istiyorsak darbe yaparız, aş bunları'' diye cevap vermişti.

Elon Musk Bolivya darbesinin finansörü müydü? Bu soruya net cevap veremiyoruz ama bu sorunun sorulabiliyor olması bile Musk'ın tedirginlik verici hırsına ilişkin bize fikir veriyor. Musk kendince dünyayı kurtardığına ikna olmuş durumda. Bu ülküsünün önünde Bolivya engel olarak çıksa Elon Musk bu engeli aşmak için gayrimeşru yollara girişebilir mi?

Neden olmasın? Girişmez diyemiyoruz. 2000'li yıllarda vizyonel bir girişimci olarak kendini tanıtan Elon Musk aslında geleceği satıyordu. Şirketi Tesla yıllarca zarar etti ama Tesla'ya inananlar şirketin hisselerini satın almaya devam ettiler. Musk'ın gelecek hayali kurduran Hulk'la ilişkiler çalışmaları olmasaydı şirketi Tesla birkaç kez batabilirdi. İşte Musk'ın girişimcilik sırrı buydu. Hayal satmak.

Fakat 2020'li yıllara girerken o artık 300 milyar dolara aşkın servetiyle dünyanın en zengin kişisi ve imajı eskisi kadar parlak değil. Şimdi ise gözüne Twitter'ı kestirmiş durumda. Musk'ı az da olsa tanıdık. O halde gelin biraz da Twitter'a bakalım.

Bugün Twitter yüz milyonlarca insanın iletişim kurma aracı. Son dakika haberleri ilk önce Twitter'dan öğreniyoruz. Dünya liderlerinin yüzde 84'ü Twitter'da. Doğrulanmış hesapların yüzde 25'i gazetecilerden oluşuyor. Bir bakıma Twitter aslında gezegendeki anlık iletişim ağı. Twitter, Facebook veya Instagram gibi sadece bir sosyal ağ değil, bir bilgi-informasyon ağı, bir mikroblok.

Hepimiz öyle ya da böyle aktif ya da değil Twitter'dan haberdarız. Bir kamusal alan gibi kavranıyor, topluluk kuralları belirleniyor, kendi içinde bir ajan oluşturuyor Twitter. Fakat günün sonunda Twitter bir şirket ve kullanıcılar da bu şirketin hem müşterileri hem de ürünleri. İlginç bir iş modeli. Ekonomik olarak düşününce, Twitter dev sosyal medya platformları için de en mütevazi olanı.

Şöyle ki Facebook'un para kazanılabilir günlük aktif kullanıcı sayısı Twitter'ın 11 katına karşılık geliyor. Gelir modeli de çok zayıf. Şirket heybetli ismiyle kıyaslandığında o kadar para kazanmıyor. Gelirlerinin %90'ını reklamlar aracılığıyla elde ediyor.

Bunlar Twitter şirketine ilişkin kısa bilgiler ama Twitter tıpkı Elon Musk gibi bir ideal de sunuyor. Wordpress, Blogspot, Tumblr gibi blog sitelerinin yerine geçen mikro blog sitesi Twitter, öncüllerinin aksine özgürlük idealinin de taşıyıcısı. Twitter bir kamusal alan olarak tarif ediliyor ve hashtagler aracılığıyla kampanyaların, protestoların hatta meetinglerin yapıldığı sanal alemde bunların yapılabildiği bir platform olarak tanıtılıyor. Sadece bu değil, başta Arap bağrı olmak üzere toplumsal hareketliliğin organize edildiği bir mecra olarak da pazarlanıyor. Bir süredir bu özelliklere akamete uğramış gibi görünüyor ama. Zira ABD'de yükselen sağ popülist dalgaya karşı Twitter'ın aldığı tavır imajına hiç doymadı. Hatırlarsanız neden Twitter'ı satın almak için teklif verdin sorusuna Musk'ın cevabı şöyleydi. Twitter, ifade özgürlüğüyle daha fazla alan tanıyan, daha açık bir platform olmalı demişti. Aslına bakarsanız Elon Musk bir süredir konu hakkında düşüncelerini gizlemiyor. Musk Mart ayında Twitter üzerinden bir anket düzenlemiş ve ankette şu soruyu sormuştu. İfade özgürlüğü işleyen bir demokrasi için esastır. Twitter'ın bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı olduğuna inanıyor musunuz? Ankete gelen cevaplar %30 evet, %70 hayır oldu.

Musk, anketi düzenlemesinin nedenini daha sonra açıkladı. Twitter, eğer global bir köyse, ifade özgürlüğü prensibine bağlı kalmamak, demokrasinin altına uyuyordu. Açıklamalar sonrası çeşitli dedikodular konuşulmaya başlandı. Hatırlarsanız, Donald Trump'ın Twitter hesabı dezenformasyon yaymak ve nefes uçu işlemek gibi platform kurallarına uygunsuz davranışları nedeniyle kapatılmıştı. Musk'ın Twitter ve ifade özgürlüğü hakkındaki açıklamaları ve ardından Twitter'ı satın alma teklifi kamuoyunda Trump'ın Twitter'a dönmesine izin verecek mi sorusunu gündeme taşıdı. Hatta Donald Trump konuyla ilgili bir açıklama bile yaptı. Twitter çok bozuk oldu.

Özellikle Trump, Twitter'ın artık sıkıcı bir yer haline geldiğine, geri dönmeyi düşünmediğine, kendi sosyal medya platformunun kuracağını açıkladı. Popülist liderin önderliğinde sosyal medya platformlarının bile kutuplaşmaya başlaması üzerine düşünmeye değer bir hadise. Bununla birlikte milyarderlerin medya organlarını satın almaları ve medyada nüfus sahibi olmaları hiç yeni bir şey değil. En son Jeff Bezos Washington Post gazetesini satın almıştı. Biliyorsunuz Amerikan Başkanlık Sarayı Washington'da. Bu yüzden Bezos'un Washington Post'u satın alarak ABD yönetimi üzerinde daha büyük bir nüfusa sahip olacağı gibi yorumlar yapılmıştı. Musk ise çok daha büyük düşünüyor. Geleneksel bir medya organını değil, kendi çağının medyasını satın almaya çalışıyor.

Bir Gün gazetesinde sosyal medyadaki gelişmeleri analiz eden yazılarıyla tanıdığımız ümit alan, Musk'ın Twitter'ı satın alma girişimini şöyle yorumlamış. Bugün ise bir platformu bir çılgın zenginin ele geçirip tutarsız ideallerinin bir parçası yapma ihtimalini konuşuyoruz. doğrusu haksız sayılmaz ümit alan. Sosyal medya platformları da tıpkı Elon Musk gibi imajız edelenen fenomenler. 2000'li yıllarda ilk çıkmaya başladıklarında basın ve toplanma özgürlüğünün en ileri aşaması olarak tanıtılıyorlardı. Ancak 2010'lu yılların sonundan itibaren demokrasiye dönük bir tehdit olarak algılanmaya başladılar.

Dezenformasyonla, komplo teorileriyle, seçim manipülasyonlarıyla arılmaya başladılar. Bu nedenle imaj grafikleri Elon Musk ile paralel denebilir. Musk da 2000'li yılların sonunda çok daha vizyoner bir imaj çiziyordu. Peki başarabilecek mi?

Yani Twitter'ı satın alabilecek mi? Şimdilik zor görünüyor. Çünkü uzmanlara göre, Twitter'ın tamamı için Musk'ın teklif ettiği para son derece düşük. Ne var canım, arttırır parayı diyebilirsiniz. Ama Twitter yönetimi, böyle agresif bir satın alma operasyonuna karşı, zehirli hap ya da orijinal adıyla Poison Pill adlı planı devreye soktu. Söz konusu önlem, potansiyel alıcı dışındaki hissedarlara daha düşük fiyata, çirketten daha fazla hisse satın alma hakkı tanıyacak.

Twitter yönetim kurulunun aldığı bu önlemin, Musk'ın satın alma girişimini durdurup durdurmayacağı şüpheli. Ama alımı daha pahalı hale getireceği veya Musk'ın müzakere basasına oturmaya zorlayacağı neredeyse kesin. Zaten Musk da Kanada'daki TED konuşmasında Twitter'ı alıp alamayacağından emin olmadığını dile getirmişti. Twitter yönetimi türlü yollar deneyerek şirketi bu çılgın milyardere kaptırmamaya kararlı. Yine Ümit Olan'ın yorumuyla bitirelim. Şöyle diyor Alan. Her şeye rağmen Elon Musk'ın Twitter ile oyun hamuru gibi oynaması bu alandaki kırılganlığı ve riskleri daha çıplak şekilde gösterdi.

Musk'ın niyeti belki sahiden Twitter'ı almak değil, bu oyunu çevirebilecek gücü olduğunu kanıtlamaktı. Ümit Han'ın uyarısı çarpıcı. Gerçekten de hepimizin hem müşterisi olduğu hem de ürünü olduğu. Bu şirketin çılgın bir milyarder tarafından satın alınabilecek hale gelmesi, gelecek 10 yıllar için kaygı veriyor.

Tabii bu satın almayı destekleyen bir çevre de var. O çevreye hiç girmedik bu bölümde. Kripto para çevresi. Kripto para ailesi. Kripto para ailesi, Musk'ın arkasında, Twitter'da çok aktifler ve Musk'ın Twitter'ı satın almasını destekliyorlar. Diyelim ve bölümün sonuna gelelim. Tren Topi'yi PodB Media ile beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar RT'niz de, favınız da bol olsun. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)