
1.853 kelime · ~9 dk okuma
2 Ocak'tan bu yana dünyanın gözü kulağı Kazakistan'da. Yılbaşında LPG'ye gelen %50'lik zammın ardından halk sokağa döküldü. Eylemler kısa sürede kontrolden çıktı. 5 Ocak'ta hükümet, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Togay'a ve istifasına sundu. Aynı gün zamlar da geri çekildi. Ancak bunlar, nazarbeye ve dönük öfke seline dönüşen eylemleri durdurmaya yetmedi. Trend Topik'in 99. bölümünde konumuz Kazakistan.
Bu bölümde 2022 Kazakistan eylemlerini anlamaya çalışacak bazı sorular sorup bu sorulara cevap arayacağız. Nazarbayev'i ve Kazakistan rejimini masaya yatıracak, Türkiye ile bağlantılarını deşifre edeceğiz. Hazırsanız başlayalım. Kazakistan'da eylemler bir haftayı geride bıraktı. Son yılların en sert gösterilerinin bu ülkede yaşanması Kazakistan'ı yakın takip edenleri bile şaşırtıyor. Çünkü adeta Nazarbayev Cumhuriyeti haline dönüşmüş Kazakistan'da devlet mekanizması düzene son derece hakimdi. Ya da daha hakim bir görüntü veriyordu diyelim en azından.
Mesela son seçimde Nazarbayev'in partisi Nuroltan %71 oranında oy almıştı. Gösteriler Kazakistan'da şok etkisi yaratmış durumda. Çünkü uzun yıllardır buna benzer hareketler yaşanmıyordu bölgede. Hatta Cumhurbaşkanı Togayev bu bölüm yayınladığımız 10 Ocak 2022'yi ulusal yaz ilan etti.
Şimdi son bir haftada yaşadıklarımızı aslında sıcağı sıcağını takip ettik. Ancak bir durup Kazakistan'ı anlamaya fırsat bulamadık. Olaylar genellikle Türkiye'deki milliyetçi çevrelerin objektiflikten uzak yorumlarıyla servis edildi. Bu durum halk hareketlerini tamamen dış güçlerin iradesine teslim eden bir klişenin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Yani genellikle sorulan sorular şöyleydi. Kazakistan'daki eylemler ABD'nin işi mi? Rusya'nın işi mi? Yoksa arka planda Çin mi var? Hatta öyle ki asıl hedef Türk Devletleri Teşkilatı mıydı? Biz bu sorularla bir yere varamadığımızı düşünüyoruz. O halde gelin doğru soruları soralım ve bu meseleyi biraz derinlemesine ele alalım.
Soru 1. Kazakistan'da Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Togayev. Peki göstericilerin hedefinde neden Nur Sultan Nazarbayev var? Kazakistan, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra 1991'de kuruluyor. İlk Cumhurbaşkanı da Nur Sultan Nazarbayev. Bu nedenle ülkenin
kurucu lideri pozisyonunda Nazarbayr'e bulunuyor. Ünvanı ise elbaşı. Sadece kurucu olmakla kalmadı Nazarbayr, 1991'den 2019'a dek tam 28 yıl ülkenin cumhurbaşkanlığı koltuğuna da oturdu. 2019'da koltuğu Kasım Comert Togay evde evraldı.
Şimdi böyle duyunca demek seçim olmuş, Nazarbayev kaybetmiş ve koltuğu başka birine devretmiş zannedilebilir. Bu yanlış. Nazarbayev ülkenin daha genç liderler tarafından yönetilmesi gerektiğini söyleyerek 19 Mart 2019'da yani yaklaşık iki buçuk yıl önce istifa etti ve koltuğunu bugünkü Cumhurbaşkanı Kasım Comert Togay eve bıraktı. Şimdi hikayeyi böyle anlatınca da Nazar Obayev bu tavrını sanki demokratça gerçekleştirmiş zannedebiliriz. Halbuki gerçek biraz daha farklı. Nazar Obayev Cumhurbaşkanlığı koltuğundan kalktı. Kalktı ama son derece kritik bazı koltuklarda oturmaya devam etti.
Cumhurbaşkanlığını bıraktı fakat iktidardaki Nur Oltan Partisi genel başkanlığını bırakmadı. Cumhurbaşkanı da aynı partinin üyesi. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın genel başkanı pozisyonunda şu anda. Devam edelim. Anayasa Komisyonu üyeliğine ve Güvenlik Konsey Başkanlığına da devam etti.
Nazarbayev, milli lider veya elbaşı sıfatıyla ülke ziyaretlerini gerçekleştiriyor, ülkeye gelen yabancı devlet liderlerini karşılıyor. Yani anlayacağımız o ki, Halefi Togayev sadece resmiyetli cumhurbaşkanı. Bu yüzden, sokağa çıkan kalabalıkların hedefinde aslında Nazarbayev var. Mesela birkaç örnek verelim. Kazakistan'ın başkentinin adı bildiğiniz üzere Astana'ydı. 2019'da Nur Sultan Nazarbayev istifa ettikten sonra sırf ona güzellik olsun diye başkentin adı Nur Sultan yapıldı. Evet, an itibariyle Kazakistan'ın başkentinin adı Astana değil, Nur Sultan. Hatta biraz daha ileri gidildi bu konuda. Nazarbayev'in doğum günü olan 9 Temmuz ülkede başkent günü olarak kutlanıyor.
Şimdi böyle anlatınca da bu anlattıklarımızdan Kazakistan'ın Türkmenistan ya da Kuzey Kore gibi lider kültünün sosyal hayatta tümüyle damga vurduğu bir ülke gibi düşünüyoruz. Böyle de düşünülmemeli. Nazarbayev'i Türkmenistan lideri kurban kulu Berdi Muhamadov ya da Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile aynı kategoriye sokmak hata olur. Çünkü Nazarbayev bu örneklerin aksine batı dünyasıyla da sıcak ilişkileri olan bir lider.
Mesela İngiltere. Soru 2. Nazarbayev ile İngiltere arasındaki ilişkinin boyutu ne? Gösterilerin sertleşmesinin hemen ardından Nazarbayev ve ailesinin İngiltere'ye kaçtığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Aslında Nazarbayev'i tanıyanlar için onun İngiltere'ye iltica etmesi sürpriz sayılmazdı.
Açıklayalım. Nazarbayev Kazakistan'ı 28 yıl yönetmekte kalmadı. Aynı zamanda Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bölgede oluşan o meşhur oligarklardan biri de oldu. Kazakistan bölgenin biliyorsunuz en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkesi. İşte 4 trilyon metreküpün üzerinde doğal gaz rezervi olduğu biliniyor.
Dünyanın en büyük 12. petrol rezervleri de yine bu ülkede, Kazakistan'da. Bu zenginliği dağıtan kişi ise Nazarbayev. Bu haliyle Kazakistan zenginliğindeki en büyük pay da yine bu aileye, yani Nazarbayev ailesine ait. Dolayısıyla sadece kamu kaynaklarını dağıtmakla kalmıyor, kendi ailesine de bazı iltimaslar geçiyor. Mesela
Forbes'un 2018 listesine göre Nazarbayev'in damadı Timur Kulibayev, 3.3 milyar dolarlık servetiyle Kazakistan'ın en zengin kişisi, devlet liderinin damadı demek ki Kazakistan'ın en büyük oligarklarından bir tanesi. Diğer Kazak oligarkların hemen hepsinin Nazarbayev'le ilişkisi bulunuyor. Şimdi bunları saydık da bunların İngiltere ile ne ilgisi var diyebilirsiniz. Anlatalım. İngiltere'nin bildik sömürgeleri 1945'ten sonra yani 2. Dünya Savaşı'ndan sonra birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ancak bu ülkenin elinde yani İngiltere'nin elinde Atlas Okyanusu'nda bulunan çok sayıda küçük ada bulunuyor.
Bu adalar uzun yıllar boyunca turistik bölgelerden ibaretti ve dünya için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Fakat 2000'li yıllardan itibaren işler biraz değişti. Sermaye hareketlerinin hızlanmasıyla birlikte bu adalar büyük servetlerin aktığı vergi cennetlerine dönüştü. Mesela Man Adası, Cayman Adaları, Jersey Adası, Virgin Adası, Bu saydıkların bunlardan sadece birkaçı. Mesela Cayman Odası'nın nüfusu sadece 66.000. Ancak dünya nakit servetinin %6'sının bu adadaki offshore hesaplarda tutulduğu tahmin ediliyor. Dünya servetinin %6'sının bu adada tutulduğu tahmin ediliyor. Jersey Adası'nın her metrekareye 5 milyar dolarlık serveti bulunduğu düşünülüyor.
İngiltere bu vergi cennetlerini yönettiği için aynı zamanda bir finans imparatorluğunu da yönetmiş oluyor. Aslında İngiltere'nin önemli güçlerinden bir tanesi bu adalar. İtalyan mafyasının suçlarını ortaya çıkarmak için 10 yıldan fazla zaman harcayan meşhur bir gazeteci var. Bu gazetecinin adı Roberto Saviano. Roberto Saviano, suç parasının izini sürünce tünelin ucundan İngiltere'nin çıktığını keşfediyor ve 2016'da Hüraniyüz'e şöyle bir demeç veriyor.
Size dünyadaki en yozlaşmış ülke neresi diye sorarsan bana bunun Afganistan, Nijerya ya da İtalya'nın güneyi olduğunu söyleyebilirsiniz ama yanlış. En yozlaşmış ülke İngiltere'dir. Bürokrasi değil, polis değil, siyaset değil. Yozlaşmış olan finans sermayesidir. Jersey ve Cayman Adaları Avrupa'daki suç sermayesine erişim kapılarıdır ve buna izin veren ülke Birleşik Krallık'tır.
Alan Pakula'nın 1976'ta çektiği Watergate skandalını anlatan Başkanın Bütün Adamları filminde bir köstebek genç bir gazeteciye şöyle der. Parayı takip et. Doğru yönde ilerlemini sağlamaya çalışacağım ama hepsi bu. Sadece parayı izle.
Çünkü parayı takip eden suçun arkasında da kimin olduğunu bulur. Ekonomik gazetecileri için en önemli rehber de bu tavsiyedir. Parayı takip et. Ancak son yıllarda parayı takip ettiğimizde hiç sekmez, tünelin ucu bir vergi cennetindeki offshore hesaba çıkar ve para burada izini kaybettirir.
Nazarbayev ailesi de servetinin büyük kısmını bu vergi cennetlerindeki offshore hesaplarda tutuyor. Bu bilgiye nereden vakıfsınız derseniz aslında son yıllardaki sızıntılar buna benzer bilgilerle dolu. Mesela Panama Papers, Paradise Papers ve son olarak Pandora Papers. İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House'un raporuna göre İngiltere'de Kazak oligarkların elinde 720 milyon dolar değerinde sadece gayrimenkul bulunuyor.
Bu gayrimenkullerin 450 milyon dolarlık kısmı ise Nazarbayev'e ait İngiltere İşçi Partisi Milletvekili Margaret Horch, Open Democracy'e verdiği mülakatta, Kazak yönetici ailesinin Londra'da sahip olduğu mülkün kapsamı, İngiltere'nin otoriter rejimin eylemlerinde nasıl rol oynadığını gösteriyor, diyor. Kazak yönetici ailesinin Londra'da sahip olduğu mülkün kapsamı İngiltere'nin bu otoriter rejimin eylemlerinde nasıl rol oynadığını gösteriyor. Demek ki İngiltere deyince aklımıza gelen ülkelerden bir tanesi Kazaklar olmalı. İngiltere'de yolsuzluk haberleriyle adını duyuran bir gazeteci Adam Ramsey. Adam Ramsey de İngiliz siyaseti bir oligark kokteyl partisidir. Muhafazakar bakanlar da bu partinin garsonlarıdır gibi çarpıcı bir açıklama yapıyor.
Çünkü Kazak, Azeri ve Rus oligarklar İngiliz muhafazakar siyasetçilere verdikleri cömert yardımlarla kendilerinde biraz önce saydığım vergi cennetlerinde çeşitli ayrıcalıklar satın alıyorlar. Acaba asıl hedef Türkiye mi? Asıl hedef Türkiye mi? Gösterilerin ardından buna benzer çok sayıda soru soruldu, çok sayıda yorum yapıldı. Asıl hedef Çin'in kuşak yol projesiydi diyenler oldu, Türk devleti teşkilatında Kazakistan'ın zaten rolü belli o yüzden Kazakistan hedef alındı vesaire vesaire diyenler oldu. Öncelikle
Ayaklanan kitleler tümüyle dış güçlerin oyuncağı klişesinden kurtulmamız gerekir. Çünkü bu klişe halkın kendine ait bir iradesi olmayacağını varsayıyor. Dolayısıyla aslında son derece önemli bir özne olan halkı hiçe sayıyor, çok küçümsüyor. Bu varsayım da neredeyse tüm insanlık tarihini çöpe atıyor. Elbette olaylar çıktıktan sonra çeşitli güç odakları gösterilerin yönünü tayin etmeye ya da bu gösterilerden menfaat elde etmeye çalışmış olabilir. Ama halkın iradesini hiçe saymadan gösterilerden menfaat elde edenlere odaklanmak gerekir.
Bu haliyle Kazakistan gerçeğinin ortasından geçen bazı fayatları var. Beraber inceleyelim. 2018 itibariyle Çin, Kazakistan'ın en büyük ikinci ticaret ortağı haline geldi. Kazakistan, Çin'in büyük progresi, kuşak ve yol girişiminin de önemli bir partneri. Dolayısıyla Kazakistan'da çıkan bir iç karışıklığın
Çin'in rakibi pozisyonundaki ABD'nin işine yaradığını söylemek yanlış olmaz. Kazakistan'daki bir kaos, Çin'in bu ülkeye yatırımlarını olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla kuşak ve yol girişimi de baltalanacaktır. ABD ve Çin arasındaki bu fay hattı, bölgedeki dinamikleri derinden etkiliyor dolayısıyla. Zaten bu gerilim üzerine Rusya'nın başına çektiği kolektif güvenlik anlaşması örgütü Kazakistan'a bir barış gücü gönderdi.
Ancak buradan hareketle tabii Kazakistan'ın ABD ile soğuk ilişkileri olduğunu da söylememeliyiz. Çünkü Kazakistan 1991 yılında kurulduğunda onu ilk tanıyan ülke ABD idi. ABD, o bölgedeki post-sovyetik ülkelerin Rusya'dan uzaklaşması için bu ülkelerle yakından ilişki kurma gayretindeydi yıllardır. Mesela ABD enerji devi Chevron, ülkenin en büyük petrol şirketi TCO'nun da ortağı aynı zamanda.
Ülkedeki bir diğer fayatta ise resmiyette cumhurbaşkanı gibi görünen Kasım Comer Togay'a bile iplerin aslında elinde bulunduğu Nur Sultan Nazarbayev arasında geçiyor. Gösterilerde öfkenin büyük ölçüde Nazarbayev'e yönelmesi, Togayev'in gücünü arttırdığı bir gerçek. Birçok analist, Cumhurbaşkanı Togayev'in gösterilere müdahale etmede başarısız olmasında bu gerçeğin payı olduğunu savunuyor. Yani aslında Nazarbayev'in güçsüzleşmesi, Togayev'in güç kazanması anlamına geliyor. İşte bu ikili yapı da Kazakistan'daki bir diğer fayattı.
Fakat bir de Türkiye'deki milliyetçilerin bazı yorumları var. Bu çevreler asıl hedefin Türk devletleri teşkilatını dağıtmak olduğunu söylüyor. Ancak bu iddianın ne kadar gerçekçi olduğu açıkçası tartışılır. Zira bu teşkilat büyük ölçüde ekonomik ve sosyal bir işbirliğinden oluşuyor. Fakat bu işbirliği de kökleri çok derin bir işbirliği değil. Teşkilatı üye 6 ülkenin mesela askeri bir işbirliği bulunmuyor.
Dolayısıyla Türk Devletleri Teşkilatı Kazakistan'a neden müdahale etmiyor yorumu yanlış bir yorum. Üstelik Teşkilat yeni de sayılmaz. Evet, Teşkilat 2019'da bu ismi aldı ama 1991'de Sovyetlerin dağılmasından bu yana bölgede benzer işbirlikleri zaten kurulmuştu. Hatta Türk Devletleri Teşkilatı da 2009'da Nahçıvan Anlaşması ile aslında kurulmuş, o dönemki adıyla Türk Dili Konuşan Devletlerin İşbirliği Teşkilatı adını almıştı. İsmi daha sonra 2019'da değişti ve Türk Devletleri Teşkilatı oldu. Ancak tabii Türkiye'deki Pantürkist, Turancı çevrelerin bu teşkilatı hak ettiğinden daha fazla değer verdiğini söylemek de yanlış olmaz.
Bu haliyle gösterilerin arkasında gerçeğin doğru değerlendirmelerinden biri Rusya'dan geldi. Rusya Meclisi Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Rusya Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Dmitry Novikov birikmiş sosyal ve ekonomik sorunlar Kazakistan'da protestolara yol açtı, yüzeyin altında olgunlaşan sıkıntılar büyük patlak verdi tespitini yapıyor. Dolayısıyla Kazakistan'ı en yakından takip eden bir ülkenin dış ilişkiler komisyonu üyesinin bu açıklamalarından sonra komplo teorilerine de fazla prim vermemek gerekiyor. Novikov'un sonrasında söyledikleri ise şunlar. Bunlar batı tarafından kullanılabilir. Unutmayalım. Kazakistan vatandaşları sosyoekonomik haklarına yönelik saldırılara tepi gösterdi. Bu bir gerçek. Evet demek ki batı tarafından kullanılabilir. Ama batı tarafından çıkarılmış değil diyor Novikov.
Novikov'un şu sözleri de hali çarpıcı. Çoğu eski Sovyet ülkesinde sosyoekonomik politikaların gözden geçirilmesi gerekiyor. Gerçekten de Sovyetler dağıldıktan sonra bölgedeki postsovyetik hareketli ülkelerin neredeyse tümünde oligarklar memleketi yönetmeye başladı ve derin bir yoksulluk yaşanıyor. Gösteriler şimdilik soğumaya başladı. Ancak gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz çünkü bu tip bir ayaklanma kolay kolay unutulacağa benzemiyor.
99. bölümün böylece sonuna geldik. Tren topuyu Pod B Media ile beraber hazırlıyoruz. Bizi takip etmeye devam edin ve sağlıkla kalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.