
4.417 kelime · ~22 dk okuma
Şimdi yabancı yatırımcı açısından, Türkiye'ye borç veren açısından buraya baktığı zaman parasını geri alabileceğine dair güvenceyi hissedeceği gelir yaratan alanlara para aktarılıyor mu? Hayır. Peki uluslararası rezervimiz yerinde duruyor mu? Hayır. Yerinde durmayı bırakın, eksi düzeye düşmüş vaziyet.
Dolayısıyla yani yabancı sermayeyi memnun edip etmemek iktidarın düşüneceği iştir. Ama bizim açımızdan burada kritik soru şudur, o 128 milyar dolar bu halkın parasıdır. Nereye gittiğinin hesabını sormak da hepimizin demokratik sorumluluğudur. Ancak o zaman güven test edilebilir ekonomide.
Nereye harcandığını bilirsek? Paranın nereye gittiği şeffaf biçimde açıklanırsa? Şimdi o yüzden biz ısrarla bu soruyu soruyoruz. Nerede 128 milyar dolar? Serin Selek Böke gibi birçok CHP'li bu soruları soruyor. Merhabalar Trendtopia'ya hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü. Bu bölümde 128 milyar dolar meselesinin izini sürüyoruz.
Türkiye siyasetinde gündem her şey. Biz vatandaşlar tabii gündemi takip edelim derken başımız dönüyor da gündemi belirleyen siyasete de yön vermiş oluyor. İktidarın gündemi belirleme gücü yüksek. Erdoğan iyi bir konuşmacı, iktidarın medya gücü fazla. Ne var ki muhalefet uzun bir aradan sonra kendi başlattığı bir kampanyayla gündemi değiştirmeyi başardı. CHP başta olmak üzere diğer muhalefet partileri aslında birkaç aydır bu soruyu iktidara sormaya devam ediyor. 128 milyar doların akıbeti Berat Albayrak'ın istifasına kadar gidiyor. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, İsmail Küçükkaya'ya anlatmış. Birincisi Berat Albayrak'ın gitmesinin sebebi bu 128 milyar meselesinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından öğrenilmesidir. Şimdi hiç eğip bükmeyelim Ankara'da herkes biliyor yani herkes biliyor ki bir gün Naci Abal
saraya çıktı köşke diyecektim o az alışkanlığı bir gün Naci albay saraya çıktı Recep Tayyip Erdoğan'la görüştü ve dedik ki sürdüremeyiz sürdüremezsiniz hani bunu yapabilene plaket verirler olumlu yönde değil de olacak şey değil hani kur düşer faiz çıkar faiz düşer kur çıkar hepsi birden çıkıyor yani hani meşhur bir hikaye var ya bütün hayvanlar aynı yöne koşuyorsa ormanda yangın vardır yanıyor memleket yani bunu anlatmış ve demiş ki sürekli siz faizi faizi sebep değil sonuç değil sebeptir dediniz diye ve siz sürekli tabi onu da damat albayrak gelip söylüyor sürekli siz faizleri düşürme konusunda telkinde bulunuyorsunuz diye faizi düşürdükçe dolar yükseliyor dolar yükseldikçe daha çok yükselmesine engel olmak için hazinedeki rezervleri satıyorlar Tamam diyor satılır alınır. Öyle değil efendim diyor. 128 milyar rezervimiz eridi diyor. Ve bunu önüne koyuyor Cumhurbaşkanı. Naci Ağbal Cumhurbaşkanı'na gidip böyle bilgiler veriyor. Bunu anlatıyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Berat Albayrak'ı arayıp bu konuda hem biraz hiddetli hem de böyle nasıl oluyor nasıl bitiyor falan filan neden haberimiz yok derken damat fırlıyor geliyor ve çıkışta Naci Ağbal'la sarayda karşılaşıyorlar külliyede. Orada nahoş bir şeyler de oluyor. Detayı şeye muhtaç. Nasıl söyleyeyim? Onu şu anda kanıtlanması lazım. Ama tatsız bir karşılaşma da oluyor orada. Ve sonra damat geliyor gidiyor. Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapıyor.
ardından ayrılıyor ve o meşhur istifayı yapın. İstifanın perde arkası bu. Değilse çıkıp anlatsınlar. Peki ne acaba neden görevden alındı? Arkasında yine 128 milyar dolar olduğu söyleniyor. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bu konuda il ilçe kongrelerinde konuşuyor. Değerli arkadaşlarım bakın her gittiğimiz yerde üstüne basa basa söylüyoruz. Merkez Bankası'nın 130 milyar dolarını bunlar çarçur etti. Hatta bir rivayet vardır ki
Bu ayrılan Merkez Bankası Başkanımız gece görevden aldan demiş ki ya şuna bir bakın ne oldu diye. Tabi devlet genelinden gelen bu devletin sahip olduğu her şeyin aslında millete ait olduğunu bilen değerli bürokratlarımızda bu kaygı vardır hep. Ya 130 milyar dolar yok ama nereye gitmiş diye. Ve bununla ilgili yapılan bir çalışma neticesinde de bu kararın alınmasıyla ilgili bir rivayet var. Doğru yanlış bilmeyiz. Ama doğruysa da ben şaşırmam. Cumhurbaşkanı Erdoğan gelen eleştirilere önce AK Parti İzmir Kongresi'nde 22 Şubat'ta cevap verdi. Berat Albayrak'a ekonomi yönetimiyle ilgili övgüler gönderdikten sonra Merkez Bankası'nın rezervi 95 milyar dolar dedi. Ve geliyorum bir başka yere. Bunlar sahtekar. Ne diyorlar? Şu anda.
Merkez Bankası'nın döviz rezervi Sıfırlandı Hatta daha da iyi yere gittiler Sıfırın altına düştü Değerli kardeşlerim Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar Döviz rezervi vardı Merkez Bankası'nın Şimdi 95 milyar dolar Döviz rezervimiz var Ama bir rakam daha söyleyeceğim Başbakanlığım döneminde Başbakanlığım döneminde Bu döviz rezervi 2013 132 milyar dolara kadar çıktı Ondan sonra bir düşüşte 95'e indik Bu ne demektir? Biz yeniden 132'ye de çıkarız 200'e de çıkarız Cumhurbaşkanı'nın Merkez Bankası'nın kasasında 95 milyar olduğunu söylemesi üzerine bu sefer muhalefet bunun net değil, bürüt rezervi olduğunun altını çizdi. Emin Çapahalk TV'de bunu anlatmış. Ben size bu 95 milyar doları biraz anlatmak istiyorum. 95 milyar dolar bürüt. Şimdi siz bürüt borçta ne diyebilirsiniz? Maaşınızın bürüt neti gibi düşünün.
Ne demek? Çünkü Merkez Bankası'ndaki paranın tamamı Merkez Bankası'nın parası değil. Bankalarda bugün de 200 puan artırdı Merkez Bankası onu. Bankalarda sizin bankaya yatırdığınız dolar, euro, Türk lirası paranın bir kısmını banka karşılık olarak, zorunlu karşılık olarak yatırmak zorunda Merkez Bankası'na. İşte o para. Onu düştüğümüzde, bunun bir kısmı da altın, net olarak Merkez Bankası'nda 14 milyar doları var.
Net 14 milyar doları var. Ama bitmedi! Bir de siz! Yetmemiş, komşulardan da bir haftalık, bir aylık borçlanmışsınız. Buna swap diyoruz. Para kiralama gibi bir şey diyelim. Vadeli bir şey. İşte Çin Merkez Bankası ile 1 milyar dolarlık yapıldı. Katar Merkez Bankası ile yapıldı. O da 59 milyar dolar. Şimdi cebinizde 14 milyar dolar var ama 59 milyar dolar borcunuz var. Yani işte o bu. Net olarak Merkez Bankası'nın döviz rezervi eksi
45 milyar dolar yani bu şu demek borç değil ama Merkez Bankası'na gökten birden şıp diye 45 milyar dolar gelse Merkez Bankası'nın döviz rezervi 0 dolar olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sefer 24 Şubat tarihinde AK Parti meclis toplantısında konuştu. Harcamaların Covid-19 pandemisiyle mücadele için yapıldığını söyledi. Yani dolaylı olarak 128 milyar dolar Covid-19'la mücadeleye gitti dedi. salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu'nun sürekli sorup durduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Hamdolsun bu sayede kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk.
Aile ve Çalışma Bakanlığının verilerine göre Covid-19 pandemisi sebebiyle harcanan para toplamda yaklaşık 60 milyar lira ve bunun sadece 6.4 milyar lirası hazine tarafından karşılanmış. 44.2 milyar lira işsizlik fonundan 2.1 milyar lira da hükümetin açtığı bağış kampanyasından toplanmış. 2 Mart'ta grup toplantısında bu 128 milyar dolar meselesini CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tekrar gündemine aldı.
128 milyar dolar. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yenmiştir. 128 milyar dolar. Bunu uzun süredir dile getiriyorum. Genel kurulda da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de dile getirildi. Sorduk Erdoğan şu cevabı veriyor en son 24 Şubat'ta bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken
Salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere Elimizdeki tüm araçları kullanarak Fırsat vermedik güzel İtirazım yok elindeki tüm araçları kullan Fırsat verme Kılıçdaroğlu'nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü İşte bu mücadele için kullanılmıştır Yani Salgın bahanesiyle bizi zora sokacaklardı Zora sokulmasın diye biz bu 128 milyar doları Kullandık Bu sayede kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyununu bozduk. Gayet güzel. Soru şu, 128 milyar doları kime sattı? Kargaşayı önledin, güzel. Döviz çok düştü, düzel, güzel. Neler yaptın? Gayet güzel. Hiç onları sormayalım hadi, tamamından vazgeçtim. 128 milyar doları kime sattı? Kimlere sattı?
Peki değerli arkadaşlarım. Harz edelim ki Merkez Bankası döviz satıyor. Satar tabii. O zaman ilgili kurumlardan yetki almak zorundadır. Ilgili kurum yani Merkez Bankası'nın içindeki ilgili kurumdan yetki almak zorundadır.
Erdoğan'a 5 tane soru soruyorum. Kimin adına soruyorum? Tüyü bitmemiş yetim adına soruyorum. Çiftçi adına soruyorum. Emekli adına soruyorum. Esnaf adına soruyorum. Aylardır dükkanını kapatan, gelir elde edemeyen esnaf için soruyorum. Bu satış hangi yöntemle yapıldı? Bunu bilmemiz lazım. Çünkü Merkez Bankası yaptığı bütün satışları normalde 2002'den itibaren listeler halinde kamuoyuna duyuruyor.
2002 Ocak efendim 2005 Şubat neyse bunların her birisi liste halinde kocaman bir liste var orada duyuru. 128 milyar dolarla ilgili hiçbir duyuru yok. Hiçbir duyuru yok. Demek ki birinci soru bu satış hangi yöntemle yapıldı? Ikinci soru bu satış hangi tarihlerde yapıldı? Bunu da bilmiyoruz. Üçüncü soru hangi kurdan ne kadar döviz satıldı?
Dilmek sorunda 128 milyar doları hangi kurdan ne kadar sattın? Dördüncü soru bu ticaretin alıcıları kimlerdir? Yani kime sattın sen 128 milyar doları? Bu satış işlemin altında kimlerin imzası var? Herkesin anlayacağı dille beş tane soru. Beş soruyu Erdoğan'a soruyorum.
Damadı tasfiye etti. Çünkü bütün suçu damadın üstüne yıktı. Böylece kendisi temize çıkıyor. Damadı devre dışı bırakarak Sen ve damadın ikiniz beraber el ele verdiniz. Merkez Bankası'nın 128 milyar dolarını Londra'daki bir avuç tefeciye teslim ettiniz.
Tabi bu süreç içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berat Albayrak'la ilgili övgü dolu sözler söyleyince, muhalefet 128 milyar doların satışından sorumlu bakana da yüklenmeye başladı. Cumhurbaşkanı bu söylemlere de cevap verdi. Son haftalarda bir şey benim dikkatimi çok çekiyor. Özellikle bu CHP zihniyeti mensupları bir yoğun tweet yarışındalar.
Yatıyorlar kalkıyorlar damat da damat damat da damat Damat kadar Taş düşsün başınıza Şurada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı yıllardan itibaren Sayın Berat Bey'in O dönemlerde attığı adımları Acaba CHP zihniyetinin geçmişinde görmek mümkün mü? Var mı böyle bir şey Yok Tutturmuşlar Şu kadar para nerede? O kadar para hepsi Bu milletin hazinesinde ve Merkez Bankası'nda Kaybolan bir şey yok Eğer kayıp varsa Bunlar Sizdedir sizde Sizin o kayıp yıllar diye düşündüğümüz zamanlar var ya orada Süreç içinde CHP eriyen Merkez Bankası rezervlerini işaret ederek 128 milyar dolar nerede kampanyası başlattı. Önce sosyal medyada hashtagler açıldı, tweetler atıldı. Kılıçdaroğlu ve CHP yöneticileri 128 milyar doların Londralı tefecilere satılmasını vurguluyor. Kim bu Londralı tefeciler diye CHP'den konuyu takip eden ve bu konuda sık sık konuşan bir isme sordum. CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu.
Aslında CHP ilk bu kampanyayı başlattı, bu işin bayraktarlığını yaptı ve 128 milyar liraya da kampanyası başlattı. Şeyi sorabilir miyim Aykut Bey, bu kimin fikriydi acaba böyle bir kampanya başlatalım diye? Çünkü başarılı da oldu, başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ya tabii genel başkanımızın fikriydi. Genel başkanımız hesap uzmanı kökenli olduğu için böylesine önemli bir ekonomik felaketin millet tarafından bilinmesi gerektiğini ve önlem alınması gerektiğini düşündü. Onun talimatıyla işte başta onur saladı güzel Tuncay Özkan olmak üzere tanıtım ekibimiz, tanıtım genel başkan yardımcılarımız çalıştı. Teknik olarak da biz destek verdik.
Evet ve sosyal medyada epey bastırdınız. Şimdi dediniz ki az önce bir kısmı vatandaşta, bir kısmı yabancılarda, bir kısmı orada, bir kısmı burada. Biraz detay verir misiniz? Şimdi şöyle, Merkez Bankası dediğiniz Türkiye'nin aslında makro kasası demek. Merkez Bankası zor günler için döviz rezervi biriktirir. Genelde rezervlerin miktarı da bir yıllık borcunuzun bir buçuk katı olursa iyi olur. Ama en az bir kat olması beklenir. Şimdi bizim bir yıllık borcumuz ne? 180 milyar dolar.
Üzerine bir de cari açığı koyun o yıl finansi etmeniz gereken yaklaşık 20-30 milyar da ona derseniz 200-210 milyar dolar bizim rezervimiz olması gerekirken şu an bizim yaklaşık rezervimiz eksi 50 milyar dolara indi. Nasıl oldu diye soracak olursanız birincisi tabi başkanlık sistemiyle birlikte Türkiye'de hukuk düzeni, demokrasi düzeni alt üst oldu. Böyle olunca da yani yarı otokrat bir rejime hiç kimse güvenmiyor ve bize emanet edilmiş, yani bize borç verilmiş yabancı paralar veya bize yatırım yapılmış yabancı paralar çıkmaya başladı. Bir kısmı buradan gitti. İkincisi, cari açığınızı finanse etmeniz gerekiyor. Bir kısmı da cari açığı finansmana gitti. Asıl büyük para, kuru sabit tutmak amacıyla satılan 65-70 milyar dolar arası bir para da
satılarak o dövizlerimiz satıldı. Yerine TL geldi. Ama unutmayın ki Türk lirası zaten bizim paramız. Yani zor durumda kalırsak böyle tırnak içinde söylüyorum. Tabii enflasyonu falan düşünmeden düşünüyor söylüyorum. Istediğimiz kadar para basarız. Bizim ihtiyacımız olan döviz çünkü bir taraftan dış borç ödemek zorundayız. Ikinci taraftan da ithalatımızı finanse etmek zorundayız. Şu an itibariyle elimizde döviz kalmadığı gibi
yaklaşık swap yükümlülüklerimizde koyduğunuzda 50 milyar dolar da açıktayız ödememiz gerekiyor. Şimdi peki bunun siz asıl diyorsunuz ki kimlere satıldığı yani yabancıda kime sattınız? Hangi fiyattan sattınız? Bu ne demek? Bunu açmak herhalde en önemlisi. Şimdi normalde Merkez Bankası böyle diğer bankalar gibi piyasaya kolay kolay girip döviz satmaz. Satarsa da bunun açık olarak ihalesini açar.
Ve oraya bankalar teklif verir. Ancak Berat Albayrak yönetiminde Merkez Bankası dövizleri arka kapıdan diyoruz. Çünkü normalde böyle bir işlem yapılmaz. Kamu bankalarına verildi ve kamu bankaları bu dövizleri sattılar. Normalde eğer bir döviz satım ihalesi olsa kimin hangi kurdan aldığını bilirsiniz. Ama burada bir ihale olmadığı için arka kapı satışı denendiği ve uygulandığı için şu an kimin satıldığını bilmiyoruz. Şimdi bu niye önemli?
Şimdi bizim döviz rezervlerimiz yaklaşık 6.80-6.90 kur üzerinden satıldı. Bir sürü insan, yerli veya yabancı bunu bilemiyoruz tam olarak, bu düşük kurdan dövizleri aldılar. Ve yabancılar da Türkiye'yi terk etti. Bugün kur 8.20. Bakın arada 1 lira 40 kuruş her 1 dolar için zarar söz konusu. Şimdi bunu kim aldı? Kimlere satıldı? Hangi kurdan satıldı? Çünkü bu milli varlığımız bizim döviz rezervlerimiz.
Bunu bilmek istiyoruz çünkü burada faiş kazançlar var. Peki bu yasaya aykırı değil mi? Bunu nasıl satıyor ihareye çıkmadan? Yapılabilir mi bu yani? Tabii yasa bu kadar teknik düzenleme yapmaz. Ama yönetmeliklere ve uygulamalara aykırı. Yani kimsenin aklına böyle bir şey gelmediği için şey demiyor yasa. Yani siz kamu bankalarına verin de kamu bankaları satması yasaktır demiyor.
Ama sonuçta Merkez Bankası'nın nasıl dövüş satacağı belli. İşte bu usulün dışına çıktıkları için zaten Türkiye ekonomisi şeffaflıktan uzaklaştı diyoruz. Yani Merkez Bankası'na, bu arada Merkez Bankası'ndaki dövizlerin çoğusu da kendisinin değil emanet edilmiş dövizler. Kendisine ait olan da var ama küçük bir miktar. MUNZAN karşılıklı yani değil mi? Evet. Asıl olay MUNZAN karşılıklıydı. Yani mesela siz, ben, vatandaşlar, kurumlar. Mesela bir 100 dolar bankaya yatırıyorsanız 20 doları bunun MUNZAN karşılıklı olarak emaneten Merkez Bankası'na bırakılıyor. İşte Merkez Bankası bu emanet edilen dövizleri de sattı. Kamu bankaları üzerinden. Evet.
Peki bu sizin tahmininiz ne? Yani kime nasıl satılmış olabilir? Vallahi şimdi onu bilemiyoruz. Çünkü bu karşımızdaki hükümet normal hukuk içinde yöneten bir yönetsel yapı değil. Yani diyelim ki burada 5.60'dan 5.70'den 6 liradan bile satılma şüphesi var mı? Var. Bu şüpheyi ortadan kaldırmanın yolu günbegün, mesela 1 milyon doların üzerindeki satışların açıklanması. Ama bunu açıklamıyorlar. Biz hangi kurdan, kime, hangi tarihte ne satıldığını bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu. 128 milyar dolar döviz rezervimizin elimizden çıktı. Ve siz de bunu soruyorsunuz. Kime, kaç paraya sattınız? Evet, çok basit aslında. Yani çıkıp şunu söyleseler. Kemal Kılıçdaroğlu, Londra'daki tefecilere sattınız diyor. O ne demek?
Şimdi Londra'daki tefeci bir jargon tabi halk bunu böyle kabul ettiği için. Uluslararası fonlar bunlar. Ama bu fonlar daha çok faiz arbitraji, kur arbitraji için gelen, bizim tip ülkelere çok kısa vadeli gelen, burgunu yapan, sıcak para dediğimiz, hatta aşırı sıcak para dediğimiz, tamamıyla kar odaklı fonlar bunlar. Faizleri ve kur arasındaki arbitraj farkı çok yüksek olduğu için de buna tefeci kar deniliyor. Yani halk arasındaki jargon bu. Ama normalde Londra'daki yatırım fonları bunlar. Evet, Londra'daki yatırım fonları. Türkiye'nin bu parayı, bu yatırım fonlarına satmış olmasının,
Türkiye'ye ne gibi bir götürüsü olabilir? Öyle sorayım. Şimdi düşünün siz mesela yabancı bir fonsunuz. Geliyorsunuz Türkiye'den, 6.80'den 1 milyar dolar alıyorsunuz. Aldığınız dövizden 1 milyar dolarınız var. Sonra getirip de aynı dövizi 8 liradan Türkiye'ye satıyorsunuz. Üzerine bir de %10 faiz kazanıyorsunuz.
Yani bu aradaki kur farkı ve faiz farkından kalan faiz karı Türk millet ödüyor. Siz o geliri elde etmek için oteller çalıştırın, ihracat yapın, çalın, çalışın, çabalayın ve getirin bunlara doları üzerinden yüzde 25, yüzde 36 ay içinde kar etsinler. Yani bu 30 yılda Avrupa'da olacak bir kar. Bu tip işte bizim öngörüsüz, karanlık, ne olduğunu bilmediğimiz işlemler yüzünden Türkiye'de 6 ayda elde ediliyor.
E bunu da sonuçta biri ödeyecek işte, ödeyen kim? Merkez Bankası hazine, yani Türk Milleti. Biraz acaba hani burada iktidar piyasayı ürkütmemek için mi ihaleye çıkma yöntemini falan tercih etmeyip biraz böyle arka kapılardan satmaya çalışmış olabilir? Asıl piyasayı bu ürkütür ki çünkü piyasa şeffaflığı sever. Şimdi arka kapıdan siz satıyorsanız piyasa asıl bundan ürker çünkü serbest piyasaya müdahale ediyorsunuz demektir. Şimdi 6.80, 6.90'da kuru tutmak için siz 70 milyar dolar satıyorsunuz, bütün paranız gidiyor.
Bu arada faizde %7, %8'e indirmişsiniz. Sonra faiziniz %19'a geliyor. Kurunuz 8.20'ye çıkıyor ve sizin bir de 50 milyar dolar borcunuz oluyor. Yani böylesine bir saçmalık görülmemiştir dünya ekonomi tarihinde. Şu an %19 faiz var. 8.20 kurumuz var. Şundan 8-9 ay önce, 1 yıl önce bizim kurumuz 6.80'di. Faizimiz de 8.10'du.
Oysa ki piyasada en azından müdahalede kontrollü ve şeffaf olsaydı, bugün %19 kurla Türk lirasının 6 lira olması beklenirdi. Tabii enflasyon ve diğer verileri sabit kabul ederek söylüyorum. Ama şu an bizim 8-20. Fakirleştik ve elimizdeki dövizler çıktı. Muhalefetin kampanyası ses getirdi. 128 milyar dolarla birlikte eski hazine ve maliye bakanı Berat Albayrak'ın nerede olduğu sorusu da gündeme geldi. Sosyal medya, veriz damat caps'leriyle doldu taştı.
Berat Albayrak nerede? Instagram'dan istifa ettiğinden beri net olarak bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı ile barıştığı kabineye belki de Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak döneceği yönünde haberler var ama kim bilir tabi bunların hepsi söylendi. Ne var ki muhalefet bu kampanyayla iktidarı anlaşılan zayıf karnından vurdu.
Erdoğan, biraz önce de dinlediniz, 128 milyar dolar milletin hazinesinde, Merkez Bankası'nda diyor. Bu paranın bir yere gittiği yok, yine milletin kasasında diyor. Madem öyleyse diyen Aykut Erdoğdu'nun bir önerisi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, böyle diyorlar ama diyor, bir şeyin bir yere gittiği yok, o para şekil değiştirdi. Yani dolar değil, işte altın, TL ama yine milletin kasasında diyor.
Şimdi Sayın Erdoğan'a şunu söylemek lazım. Madem şekil değiştirdin, bir daha değiştirsin. Hadi şu 128 milyar doları piyasadan almaya kalkın. Bakın kur 12 lira mı oluyor, 15 lira mı? Ya şekil değiştir dediği şu. Sizin elinizde TL'niz var, döviziniz yok. Size döviz lazım. Siz bu şeyi rezerv yerine koymak için piyasaya çıkıp döviz aldıkça, şu gün zaten uçmuş olan kur roketleyecek demektir.
Yani bundan saçma bir şey olamaz. Mesela bunlar böyle muhasebe ilkesiyle anlatmaya çalışıyorlar. Mesela bir milyonluk malınız var sizin değil mi? Siz bu bir milyonluk malı 100 bin lira peşin 900 bin lira senetle aldınız. Ama senedir tahsil edemiyorsunuz. Olur mu canım? Biz bir milyona sattık diyebilir misiniz yani? Peki şimdi ne yapılması lazım? Vallahi ne yapılması lazım? Biliyorum bir an önce bunların iktidardan gitmesi lazım. Çünkü Türkiye'nin şu an 450 milyar dolar dış borcu var. Dış borç yüksek değil diyorlar.
Dış borç yüksek değil ama bir vadesi çok kısa, iki faizi çok yüksek. Üç, bizim milli servetimiz hemen hemen elimizde kalmadı. Şu an Türkiye'de hızla demokrasi ve hukuku restore etmemiz gerekiyor, yargı sistemini. Yani bunlar insanları korkutuyor. Şimdi mi diyorsunuz Türkiye'de dış borcun düşük olmasına rağmen yine de milli servetimizden fazla dış borcumuz var gibi mi görünüyor? Hayır, milli servetimizden fazla demiyorum. Milli gelirimize oran olarak baktığınızda
dış borcumuz Avrupa ülkelerine göre biraz daha az görünüyor. Çok arttı ama hala az görünüyor. Sorun şu, bizim borcumuz çok yüksek vadeli, faizli ve çok kısa vadeli. Bu yüzden bu borcu rollover etmekte, yönetmekte, ödemekte zorluk çekiyoruz. Bir de başkanlık sistemi sonrasında Türkiye'den bir korku başladığı için, hukuk diyorum ya, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, işte demokrasi, Bunlar ortadan kalktığı için yerli ve yabancı yatırımcılar Türkiye'den kaçıyorlar. Bu şu demek, daha önce bunların yatırımı için getirdiği fonları kullanıyorduk. Şimdi bunlar kaçıyorlar. Bizim ödemek için elimizde kalan son kurşunumuz, ihracat ve turizm kaldı. İhracat zaten zorluklar içerisindeyiz, kurumuz bu kadar düşük olmasına rağmen. Turizm zaten çok kötü bir pandemi yönetimi dolayısıyla geçen sene kötüydük. Bu sene de kötü kalacağız gibi.
E bu sefer ne olacak? Biz borcumuzu ödemek ve ithalat yapmak için döviz arayacağız. Bu durumda bir döviz kriziyle karşı karşıya kalabiliriz. Yani ithalat yapabilecek dövizi kolay kolay bulamayabiliriz. Sorun buradan çıkıyor zaten. Zaten dış politikadaki riskler de içerideki bu yani yetmiş cente muhtaç kalmamız bizi Montrö'den Doğu Akdeniz'de Suriye'den ııı
ABD ve Rus ilişkilerine kadar çaresiz bırakan bir halde. Yani bir milli güvenlik riske haline gelmiş durumda. Yani şunu söyleyeyim, Türkiye buradan çıkar mı? Muhakkak çıkar. Ama Türkiye bu anayasayla, bu yönetim yapısıyla, bu baskıcılıkla, herkesin terörist olarak suçlandığı bir ülke olarak buradan çıkması mümkün değil.
Kısa vadede fon girişini sağlamanın yolu, Türkiye'de hızla giderilecek ve hiçbir maliyeti yok bu işin. Yani sayıştayın etkin hale getirilmesi, kamuyayla kanunun düzenlenmesi, şeffaflığın sağlanması, yargı bağımsızlığın sağlanması. Bunlar kısa vadede halledilirse, Türkiye'nin bu ağır ateşi biraz diner. Ama Türkiye'yi sağlıklı bir ekonomiye getirmenin yolu, başta milliyetin politikaları olmak üzere, katma değeri yüksek üretim yapan bir millete dönüşmemiz gerekiyor.
Dış politikada bu kadar kavga etmeyip sadece milli çıkarlarımız üzerine yani halk bankası dosyası gibi böyle bireysel yolsuzluklara feda edilmemiş bir barışçı dış politika izlememiz gerekiyor. Çok taraflı eğitim politikamızın, ticaret politikamızın değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye'de çok yüksek bir kapasite var, çok çalışkan insanlar var, dinamik bir özel sektör var ama şu an itibariyle Türkiye ne yazık ki bankacılık krizine, bütçe krizine ve ödemeler dengesi krizine doğru hızla sürükleniyor. Şimdi gelelim işin diğer kısmına. CHP muhalefetin aşil topuğunu buldu. Buradan devam etmek istiyor. CHP Bursa İl Başkanlığı, Bursa'da billboardlara 128 milyar dolar nerede afişleri yerleştirdi. Bu afişler üzerine savcılık harekete geçti, billboardlar toplatıldı ve Cumhurbaşkanı'na hakaretten in örgütüne soruşturma açıldı. CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca, Halk TV Anahaber'de Özlem Gürses'e olanları anlattı. Burada 128 milyar dolar nerede? Sadece bir soru var.
Mudanya ilçe örgütümüze ben yazıyı gönderdim. Mudanya ilçe örgütümüzde yasal prosederini yerine getirerek kiraladılar ve billboardlara çıktık dün akşam saatlerinde. Biz çıktıktan sonra AKP ilçe başkanı mesai saatinin bitiminde iki saat sonra savcılığa giderek şikayette bulunuyor. Sayın savcı da gecikmesi, toplatılmasına geciken hal gerekçe göstererek hemen acele bir şekilde toplatılması için kolluk güçlerine Demir veriyor. Gerekçe ne? O toplatmanın bir gerekçesi, yasal gerekçesi olması lazım. Ne yazıldı, size ne bildirildi efendim? Hiçbir gerekçe yok. Biz bugün gittik, bütün dosyaya da ulaştık. Hiçbir suç unsuru yok, hiçbir gerekçe yok. Sadece sayın savcı diyor ki, gecikmesin de diyor, yani toplatılmasa, geç kalırsa, burada sakıncalı bir hal var diyor. Vatandaş bunu görürse tehlikeli olur diyor, kısacası. AKP ilçe başkanının ilçesi doğrultusunda bu karar.
Alınıyor kolluk kuvvetleri saat 19.33'te gelen kendilerine bu talimatla bizim billboardlarımızdaki astığımız billboardları söküyorlar. Biz saat 8 civarında söküldükten sonra Mudanya'ya gidiyoruz. Ve biz aynı sayın savcıya 4 tane milletvekili AKP ilçe başkanının mesai bitiminden 2 saat sonra ulaştığı Mudanya Cumhuriyet Savcısı'na 4 tane seçilmiş milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi il başkanı, 2 tane ilçe başkanı, İki tane hukukçuyla gece boyunca ulaşamadık. Bütün gece. Emniyete gittik, oradan adliyeye gittik, tutanak tuttuk, canlı yayın yaptık. Sayın Savcı bizimle görüşmek istemediğini kolluk kuvvetlerine iletmiş.
Kastamonu'da polis, savcının işlem yapmayın talimatına rağmen, Mülki İdare Amiri'nin emriyle 128 milyar dolar nerede afişini söktü? Afişin söküldüğü anlarda billboard önünde açıklama yapan CHP Kastamonu İl Başkanı Hikmet Erbilgin, Milletvekili Hasan Baltacı ve Merkez İlçe Başkanı Dilek Karabacak'ta süreci takip edeceklerini ve afişlerin sökülmesine itiraz edeceklerini söylediler. Bugün Türkiye'nin 81 ilinde, 900'ü aşkın ilçesinde partimizin talimatıyla 128 milyar doların nerede olduğunu soran afişlerimiz yapıştırılmaya başlandı. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Kastamonu'da da 128 milyar doların nerede olduğunu sorduğumuz afişlerimiz emniyet eliyle eee bilboatlardan kaldırılıyor. Iki saattir burada bekliyoruz.
Savcılıktan bir talimat gelecek diye bekliyoruz ama yapılmış olan görüşmede savcılık burada herhangi bir suç unsuru olmadığını tespit ettiğini söylüyor. Mülki Amin'in kararıyla afişlerimiz şu anda toplatılıyor. 128 milyar dolar nerede sorusuna bir açıklama getiren sürpriz isim var. Cumhur İttifakı'na yeni katılan DSP Genel Başkanı Masum Türker, Albayrak döneminde Türkiye'nin yurt dışındaki rezervlerinin yurt içine taşındığı, bunun üzerine dış güçlerin CHP üzerinden harekete geçtiğini iddia ediyor.
Bu hükümetin yaptığı başarılı bir iş var. Bunu kimse söylemiyor. Bu yüzden de bir bakan biraz dış çevrelerden neden atladın diye kim olduğunu bilir bilen ama ismini söylememek gerekmektedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmadan birkaç ay evvel en sonuncusu Şubat ayının sonuna doğru Türkiye'nin yurt dışındaki olan bütün altınları taşınmıştır Türkiye'ye. Bakın bu önemli bir şeydir. Ama bunu ne hükümet pazarladı, ne devlet bunun üzerinde
Olumludur dedi. Hatırlıyor musunuz? Trump sürekli papaz için konuşuyordu. Bizim Halk Bankası'nın Genel Müdür Muavemini Amerika'da tutuklu tutkular hatırlarsanız. Onların nedeni o paraların taşındığını fark ettikten sonra oldu. Yani Türkiye'ye şimdi Tayyip Bey, Sayın Cumhurbaşkanı böyle esirgiliyor ya o gücü nereden alıyor? Devletimizin yurt dışında rezerv diye emanette parası yok, altını yok artık. Bunları önce para ve altını yani devlete ait olanları
Swap aracılığıyla Londra'ya taşıdılar. Londra'dan fiilen uçaklarla taşındı. Bakın ben bunu takip etmişimdir. Ama bu milli övünecek bir şey olduğu için bu operasyon tamamlandığı güne kadar ağzımı açmadım. Ondan sonra bazı toplantılarda söyledim. Türkiye'nin bu parası gelmiştir, başarıdır. Bu paranın geldiğini sonradan fark eden dış güçler Türkiye'de kendilerinin muhtemel adamı gördüklerini fırçalamışlardır. Bakın. Hümeysizliğini sılapladı ve hiçbirisi bakan olamadı.
Yani çünkü Sayın Cumhurbaşkanı da kimin kim olduğunu biliyor. Ben dışarıdan bir kişi bildikten sonra o daha ayda ayda bilir. Kapatmadan önce YouTube'da 140 Jurnalist Tarih Tekerrür adında bir video yayını aldı. Türkiye'nin ekonomik krizlerini dört parçaya ayırarak anlatmışlar. Konu geçmiş 20 yılı ele alıyor. Ve aslında yarım saatlik dört ayrı bölüm. Belki de daha fazla olması gerekir. Mesela Kemal Derviş'i bugün 20 yaşında olanlar ne kadar tanıyor?
Videonun altındaki yorumların bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü video kadar altına yazılan yorumlar da konuşuldu. Şeyma adlı kullanıcı demiş ki, 18 yaşındayım, YKS'ye hazırlanıyorum. Bırakın akranlarım gibi dershaneye gitmeyi ailemden test kitabı almak için para bile istemiyorum. Bu yaz tarım işçisi olarak bir çiftlikte çalışıp paramı kazanacağım ve istediğim kitaplarla istediğim bölüme girmeye çalışacağım ama mutsuzum ve düşünceliyim. Üniversite bitirip işsiz kalan ağabeyim ve ablam gibi olmak istemiyorum.
Ailem üniversite bitirdim ve iş buldum diye şaşırsın benimle gurur duysun istiyorum. Kendi paramı kendim kazanmak başkasına muhtaç olmamak istiyorum. Bunca yıl okuduktan sonra arkamdan okudu da ne oldu denmesini istemiyorum. Ultra lüks hayallerim yok. Ben bir Türk genci olarak bu ülkede hak ettiğim gibi yaşamak istiyorum sadece bu. Athena isimli bir başka kullanıcı o da şöyle yazmış.
19 yaşındayım, üniversite sınavına hazırlanıyorum ve şunun farkındayım. Ben bu ülkede boğaz içine de girsem, ODTÜ'ye veya herhangi iyi bir üniversiteye de girsem önümde kapkaranlık bir gelecek var. İşsiz olmak için okuyoruz. Milyonlarca genç olarak bunu bilerek o masaya oturduğumda kaç kere nefes alamayıp hiçbir şey yapmadan, yapamadan kalktığımı hatırlıyorum. Ve bu psikolojiyle yaşamak bir yerden sonra canıma tak edecek, biliyorum. Yine de umuyorum ki daha da mahvolmadan toparlayabiliriz. Çünkü kaçıp gitmek de kolay değil. Kaçınca düzeleceği de kesin değil. Atatürk'ün bize bıraktığı güzel bir ülke vardı. Belki onu geri getiririz hayaliyle her gün umut aşılamaya çalışıyorum. Bir de Zeliha isimli kullanıcının yazdıklarını aktarayım.
28 yaşındayım, günde 14 saat çalışıyorum. 6 saat uyuyabiliyorsam uyuyorum. Geri kalan 4 saatin zaten 2 saati yolda. Sıfır hayatım var. Ve sosyal medyada sürekli gezen, eğlenen, paraya para demeden yaşayan insanları yahut yurt dışında yaşayan insanları görünce sövesim geliyor. Babam 60 yaşında ve sabah 7'de çıkıyor evden. Gece 11-12 gibi eve geliyor. Ben ne babama ne de anneme çalışmayın. Ben size bakarım diyemiyorum. Bir tane hayatımız var. Bir tane ve giden... Hiçbir zamanı geriye getiremiyoruz. Bırak ailemi, kendime yetemiyorum. Ben bu ülkeyi hep beraber kalkındıracağız diyerek okumaya teşvik edilerek okudum. Hani nerede? Biz bu ülkenin evlatları değil miyiz? O kadar yorgunum, bıkkınım ki. Alın sizin olsun gözünüz neydeyse ama şu karanlıklı, kasvetli hava dağılsın. Çok yoruldum, ne olur yeter." Bunun gibi çok yorum girilmiş. Toplamda 20.000'in üzerinde yorum yapılmış.
Evet, kapatıyoruz. Bu 128 milyar meselesi daha çok su kaldırır. Hele de pahalılığın bu kadar arttığı, işsizliğin insanları gün geçtikçe daha fazla umutsuzluğa sevk ettiği bu dönemde. Tren Tobi'yi PodB Media ile hazırlıyoruz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.