
3.304 kelime · ~17 dk okuma
Mavi ile sarı iller rahatladı. Hafta sonları evler de kapalı kalmayacaklar. Yeni Covid tedbiri kararlarına bakıyoruz. Sen Topi'ye hoş geldiniz, ben Nemşin Mengü.
Türkiye pek çok devlete nazaran, coğrafi alan ve nüfus itibariyle büyük bir ülke olduğu için adımlarımızı kademeli şekilde atmamız gerekiyor. Sağlık Bakanlığımız Ve onun bünyesinde faaliyet gösteren Bilim kurulu 100 bin nüfusa düşen Vaka sayısı başta olmak üzere Çeşitli kriterlere göre İllerimizi Sınıflandırdı Bu değerlendirmeye göre de 81 vilayetimiz Düşük riskli mavi, orta riskli sarı, yüksek riskli turuncu ve çok yüksek riskli kırmızı olarak renklere ayrıldı. Her hafta risk durumuna göre illerimizin renkleri yeniden tespit edilecek. Ayrıca her iki haftada bir de normalleşme uygulaması güncellenecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan normalleşme adımlarını bu konuşmasında açıkladı. Bu açıklama daha önce de koronavirüs tedbirleri konurken yapılmıştı. Hatırlarsanız benzer bir açıklama o zaman da kafalar karışmıştı, yine kafalar karıştı. Tam anlaşılamadı. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı il il vaka sayılarının durumu haritası meraklara bir miktar giderdi. En fazla vakanın görüldüğü iller kırmızı, daha az vakanın görüldüğü iller turuncu.
Daha da az vakanın görüldüğü iller sarı, en az vakanın görüldüğü iller de maviye boyanmıştı. Güneydoğu Anadolu illeri ve Uşak mavi renkteydi. Haritada epey mavra konusu yapıldı. HDP eşbaşkanı Pervin Bull'dan Twitter'a, adı yamanı kaybettik uşağı aldık diye yazdı, espri yaptı. Bu tweet'e alınanlar oldu. MHP ve AK Partili siyasetçilerden karşı tweetler geldi. Gerçekten ülkemizde bırakın mizah anlayışını birbirimizi anlamak bile bu kadar zor mu sorusunu sordurdu atılan tweetler. Her neyse bu sefer konumuz iç siyasetteki bu çekişmeler değil.
Açılma tedbirlerinin en önemlisi okullarla ilgili. Uzun bir sürenin ardından okullar 100 yüze eğitim için kapılarını açtı. İlkokullarda 8 ve 12. sınıflar, ülke genelinde 2 Mart'ta açıldı. Okulların açılması meselesi de Çetrefilli aslında şöyle ki. Düşük ve orta riskli illerde okul öncesi eğitim kurumlarında tam zamanlı, ilkokullarda seyreltilmiş sınıflarda haftada 2 gün, ortaokul 5, 6, 7. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 2 gün, ortaokul 8. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 12-22 saat, Lise hazırlık 9-10-11. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 2 gün, lise 12. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 16-24 saat olacak şekilde yüz yüze eğitime başlandı. Yüksek ve çok yüksek riskli illerde okullar, okul öncesi eğitim kurumlarında tam zamanlı, ilkokullarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 2 gün, 8. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 12-22 saat, 12. sınıflarda seyreltilmiş gruplar halinde haftada 16-24 saat olarak başlandı. Yaklaşık bir senelik bir aranın ardından öğrenciler ekran başından kalktı ve sınıflarına döndü. Velilerin bir kısmı rahatladı.
Bir kısmıysa ya çocuklarımız Covid-19 virüsünü kaparsa diye tedirgin. Trakya Üniversitesi Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, çocuklar okulda virüsü kapabilir, evde risk grubu kişiler varsa çocuklar okuldan döndüklerinde evde maske takmalılar diyor. Aman dikkat! Açılma adımını merakla bekleyenler elbette bir de hizmet sektörü yatırımcıları ve çalışanların. 2 Mart'tan itibaren çok yüksek riskli kentler dışında restoran, lokanta, kafeterya, tatlıcı pastane, kıraathane, çay bahçesi gibi yerler sabah 7, akşam 7 saatleri arasında %50 kapasiteyle açıldı. Sektör çok da memnun değil ama hiç yoktan da iyidir diyorlar.
65 yaş üstü neredeyse bir yıldır dışarı çıkamıyor, toplu taşıma araçlarına binemiyor. 65 yaş üstü kişiler üzerinde bu sürecin etkisini gazeteci arkadaşım Gülsin Harman araştırıyor. Gülsin yaptığı röportajlarda 65 yaş üstü kişilerin ayrımcılığa uğradıklarını hissettiklerini tespit etmiş, çalışmanın detaylarını Deutsche Welle Türkçe'deki yayınımda anlattı. Yavaş yavaş arkadaşlarıma, çevreme de sorarak, sizin anne babanız nasıl, aile büyüklüğü ne durumda, o kadar çok insandan aynı şeyleri duydum ki evde kalmak onları daha da kötü yaptı.
Şunun altını çizmek istiyorum. Benim ne öyle bir tıbbi bilgim var, ne o alanda bir yeterliliğim var. Yasağın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmıyorum. Ama ülke nüfusunun 2023 itibariyle %10'unu oluşturacak 65 yaş üstü için belki de gereğinden fazla sıkı bir yasak konuldu ve Şu ana kadar konuştuğum insanlarla da 65 yaş üstü en çok söyledikleri şey, en çok duyduğum sıkıntı açıkçası şu, güçlerine gitmiş. Yani bu ülkede belli bir şekilde iş güç sahibi olmuş, çocuk büyütmüş, yetiştirmiş, hayatını bir şekilde, sosyal hayatı, kamusal hayatı bir şekilde katılmış insanlara. Dışarıda bir virüs var ve siz onun, ona nasıl başa çıkacağınızın kararını siz veremezsiniz diyerek empoze edilmesine en tepeden
Bunun bir şekilde zorlanmasına karşı bir gücenme hali var. Bir araştırma vardı, onun bir sonucu var, çok enteresan. 65 yaş üstünde WhatsApp ve Facebook'tan, özellikle kapalı gruplardan, yakın arkadaş gruplarından gelen informasyonu duyulan gelen %87.2. Bu inanılmaz yüksek bir oran. Yani hiçbir şekilde sorgulanmadan, gelen bilginin kabul edildiğini gösteriyor. Bu tabi bir yandan da o bilginin geldiği kişiye duyulan güvenini de gösteriyor. Onu söylüyorlar. Özellikle WhatsApp'ın ve Facebook'un kendileri için ne kadar önemli olmuşsun. Ama tabi ki de bu Türkiye'de her şeyde oluyor. Bu da sınıfsal bir mesele bir yandan. Türkiye'de kadınların sadece %57'si erkeklerin %60'ının 65 yaş üstünde akıllı telefon üzerine internet erişimi var. %57'si kadınların öyle mi? Kadınların %57'si erkeklerin %60'ının. Tabii yani akıl telefonu olacak, internet olacak, internet kodası olacak, evde kullanabilecek yani aslında evet. Sadece akıl telefonu olması da değil, kodası bitiyor bir yerden sonra mesela, kullanamıyor. E o zaman yapayalnız kalıyorlar evde değil mi? Böyle bir durum aslında. Bunun çok önemli bir etkisi var. Konuştuğum şu ana kadar 65 yaş üstü bütün insan, ben bir de birebir iletişim kurmaya çalışıyorum. WhatsApp üzerinden, Facebook üzerinden arıyorum, telefonla konuşuyorum.
Sağlık sorunları, fiziksel sağlık sorunlarına çok ciddi bir yükseliş var. O kadar çok insandan tansiyonum yoktu, artık tansiyonum var. Şekerim yoktu, artık şekerim var. Hareketsizliğe bağlı olarak kemiklerle ilgili sorunlar var. Bir de bu toplu ulaşım yasağı. O gerçekten, tekrar tekrar onu söylemek istiyorum, o insanların çok gücüne giden,
Ben bu yaşta karar veremeyecek miyim? Toplu ulaşımı nasıl kullanmam gerekiyor? Bir de işim var, gücüm var. En basitinden sonradan belli saatlerde belli yerlere gitmem gerekiyor. Kapatmak bir dert, açmak bir dert. Bu yeni aşama normalleşmeyi enfeksiyon uzmanı Prof. Dr. Esin Şenol'la konuştum.
Esin hocam bir şeye girdik hani normalleşme sürecine, bir tür bir normalleşme sürecine girdik ya da girdik mi bilmiyorum yani bu sürecin sonu hayır mı şer mi? Ne diyorsunuz? Valla pek hayır gibi gözükmüyor yani keşke ağzımdan o kelime çıkabilse ama şöyle söyleyeyim hem vaka sayıları artıyor hem zaten hiçbir zaman anormalleşmemiştik. Yani kapanmamıştık aslında. İstenilen kapanma olmamış idi.
etkin kapanma olmamıştı. Olmamışken şimdi anormal bir normalleşmeye doğru gidiyoruz ve tuhaf bir algı yaratılıyor. Tabii ki bitiyor bir şey gibi bir algı yaratılıyor. Dolayısıyla sokaktaki insan da, her sosyoekonomik düzeydeki insan da koptu salgın kontrolünden. Ve anladığım kadarıyla önümüzde iki tane Ankara'da yapılacak olan büyük parti kongresi var. Uçuşlarla ilgili Türkiye'ye girişlerdeki test sorunlulukları kaldırılmış. Dolayısıyla ben geliyor gelmekte olan hissiyatındayım.
Aslında bu şu söylediğiniz bence çok kritik, tam kapanmadık. Yani aslında biz tam açılmadık da tam kapanmadık da hep böyle bir limbo, yani arada kaldık değil mi? Haftaya çekiliyoruz, saldırıldırı çalışıyoruz, toptaşım araçlarına biniyoruz, yorgun argın eve geliyoruz, işte dokuzdan önce yetişmeye çalışıyoruz, inanılmaz bir tempodayız. Hafta sonu da kapalıyız evde. Bu insanların üzerine sanırım ekstra bir stres yükledi. Yani böyle bir durum oldu. Bilmiyorum bunun alternatifi ne olabilirdi acaba?
Şimdi bu virüsün bulaşma dinamiklerine hiç uygun değil zaten. Virüsün bulaşma dinamiklerine uygun olmayan yöntemsel önlemler, bir de çok uzamış bir pandemide, hayat orta yerinden tam kesintiye uğramışken, çocuğunuz okula gidemiyor, yakınlarınızı göremiyorsunuz, en güvenli yerler güvensiz, zaten bunlar salgının dinamikleri nedeniyle gelenler bir de siz virüsün bulaşma dinamiklerine hiç uygun olmayan ceza gibi yasaklarla ben buna ben demiyorum aslında salgın bilimi diyor taktiksel yönetim diyorlar buna taktiksel yönetim bu bir ileri iki geri demek oluyor bu yüzden de açılmalar ve kapanmalar Bazı gruplar için tam bir cezaya dönüşüyor. Sadece hayat kesintiye uğramıyor, temel ihtiyaçlarını gideremez hale geliyor bazı gruplar. Oysa yöntemsel önlemlerde artık 13 aydır bunlar virüsün dinamiklerine uygun bir şekilde tanımlandı. Hayat akışı bozulmaksızın mümkün olduğu kadar bulaşma dinamiklerinin kesilmesi, ölünün kesilmesi.
Salgın eğrisi yukarı doğru giderken birkaç haftalık daha etkin kapanmaların yapılması, orada da mağdur kişilerin, mağdur olabilecek grupların gereksinimlerinin giderilmesi. Bunun başında tabii ki sosyal ve ekonomik gereksinimler geliyor. Ve şimdi de elimizde çok güzel bir imkan var aşılama. aşılama stratejisinin doğru biçimde kurulması. Oysa biz başından itibaren hep bazı politik öncelikler, artık onlara ben ekonomik öncelikler bile diyemiyorum. Çünkü ekonomiyle salgının ayrılamayacağını da güzelce öğrenmiş olduk aslında yaşadıklarımızdan.
Şimdi tabii çok başlık var işte aşılama var. Aşılamaya geleceğim ama bu kapalılık esnasında mesela şimdi benim anlayamadığım bir şey. Polis geliyor açık havada diyelim oturuyorsun arkadaşınla veya kardeşinle neyse karınla kocanla maske yok diye ceza yazıyor. Ama açık havada zaten bu virüsün bulaşma riski daha düşük değil mi? Yani bizim niye açık havaya çıkmamız engelleniyor? Ben bunu anlayamıyorum.
Açık havada bulaşması için aslında tek koşul kalabalık olarak yüz yüze, birbirimizle yüz yüze ilişki kurup, dokunmak ve sarılmak gibi ilişkilere geçmemiz. Hani bizim yazın başımıza geldi ya bu nikahlar, düğünler, törenler, partiler, onlara itiraz ettik. Dedik ki çünkü açık havada da olsa bulaşma olabilir. Onun dışında yok üç metre uçar, beş metre kaçar. Bunların hiçbirisi açık havada geçerli değil Mevşin Hanım. Dolayısıyla içeri aslında bulaşmanın olduğu yer kalabalık kapalı yerler.
Ve bugüne kadar dış ortam bulaşmalarında yalnızca dokunmalı ilişkilerden bahsediliyor. Mesela işte Amerika'da bir plaj partisi, bir köpük partisi ya da bizde olan o nikah düğün örnekleri gibi dokunmak, sarılmak ve öpüşmek. Aslında sokakta maske yasağını ben şu yüzden sıcak bakıyorum. Yani görüntü olarak hatırlatalım insanlara sürekli bunu. Hani sokakta kalabalıklaşmadığımız duraklar, otobüs durakları, işte yan yana oturmadığımız park bankları dışında hiçbir bulaşma riski yok. Yan yana geçerken vesaire. Ama Türkiye çok omuz omuza yaşayan, çok kalabalık yaşayan ve yüksek sesle gürültülü konuşan bir toplum. Dolayısıyla bizim bu özelliklerimize de baktığınız zaman sokakta bir kaçış olmasın tamam maske ama maske cezasının
O şekilde kesilmesi gerçekten tam bir eziyet ve aslında bir gösteri. Yani siz iç ortamdaki kalabalıklaşmaları teşvik edeceksiniz bir yandan, bir yandan da bunu. O zaman işte sokak salgın kontrolündeki rolünden vazgeçiyor. Öğrenilmiş bir çaresizlik olarak ben katılmıyorum sizin bu oyununuza demeye başlıyor.
Aşılama stratejisi nasıl gidiyor? Yani bu hızla hani biraz da o ondan normalleşmen insanlar aşı geldi tamam aşı oluyor herkes ve yavaş yavaş normalleşeceğiz diye düşünüyor. Aşı stratejisi hızlı gidiyor mu beklediğimiz kadar ne dersiniz? Şimdi dünyada pek çok yerde aşı stratejisi çeşitli sebeplerden istenilen düzeyde gidemiyor. Mesela Almanya çok sayıda aşı almasına rağmen tedarik sıkıntısı yaşıyor ve Almanya'da yoğun bir aşı tereddütü var. Çünkü doğru bilgilendirme yapılıyor ve doğru bilgilendirme yapılmasına rağmen insanlar, erişkinler aşılanmaya alışık olmadıkları için bir takım aşı tereddütünü doğuran sebepler var. İşte komplo teoricileri vesaire gibi.
Çeşitli sebepler var yani. Ama Türkiye'de insanlar, sağlık çalışanları örneğinde de gördünüz, çok istekliler. Yeter ki aşı olsun. Türkiye aşılama stratejisinde iki tane büyük hata yapıyor bir kere. Bir, güvenlileri konusunda kamuyla gerçekten doğru bilgileri paylaşmıyor. Şimdi burada aşıların birbiriyle yarışması falan diye bir şey söz konusu değil Nevşin Hanım. Biz %50'nin üzerinde etkili her aşının birey için faydalı olduğunu ve toplum içinde doğru strateji içinde yer alırsa topluma da büyük faydası olacağını söylüyoruz. Ama o stratejiyi doğru kurup aşıyı çeşitlendirmek ve tedariki garantilemek ve takvimi akışı oluşturmak gerekiyordu. Akış yok, takvim yok. 65 yaş üstü birinci doz aşıyı %80'in üstü nüfusa yaptık ama
Bölgeler arası dağılımda, aşılama dağılımında büyük farklılıklar var. Sizin o haritada maviyle gördüğünüz yerler mesela biz atlatmışız bu işi durumuna geçiyor. Yani veri akışı sağlam ve güvenli bir biçimde bir türlü kurgulanamıyor. Mesela dün bir beyanı vardı Sayın Bakan, diyor ki biz normalleşiyoruz. Bu yanlış. Niye yanlış? Ciddiye almaz insanlar. Aşı olmaktan da vazgeçer, her şeyden vazgeçer. Ya da diyor ki bizim getirdiğimiz aşı diğer aşılardan çok daha güvenli. Böyle bir şey yok. Aşılar eşit derecede güvenli. Aralarında bazı etkililik farkları var. Bunu strateji kurarken kullanmanız gerekiyor. Hani ben olsam mesela bizdeki aşıyı 18-60 yaş arasına 14 gün arayla hızla yaparım. 60 yaş üzerine ama ya vektör aşısı ya da diğer aşılardan çeşitlendirerek daha hızlı ve yüksek bir koruyuculuk sağlarım. Bu veriler aslında strateji kuranın işine yarıyor. Yani bireyi ilgilendiren kurulmuş stratejiye
İyi bir uyum gösterirse bizim bu işten çıkabileceğimiz ama bu stratejiyle bizim bitirebileceğimiz süre bir buçuk yıl gibi görülüyor. Ki bir diğer konu var elimizde. Bu aşının varyantla çalışması yok. Varyantla çalışmasının olması bizim için çok önemli. Aşılanmamıza rağmen diye bir parantez açacak mıyız açmayacak mıyız? Bu çok önemli.
Ya onu soracaktım. Bizde şimdi mutant virüs yani var mı? Sağlık Bakanı hani bazı vakalar bulduk falan diyor ama detaylı da bu konuda bir bilgilendirme yapılmıyor. Yani mesela şeyi biliyoruz. Mesela Güney Afrika'daki mutantın değil mi? Bir ismi bile var. İsim var, cisim var. Brezilya'dakinin var. P1 deniyor bilmem ne. Şimdi bizde böyle bir şey var mı, yok mu? Tam anlayamadık biz.
Aslında var, çok sayıda var hem de. Güney Afrika ve İngiltere varyantı. Aslında ülke ismiyle kullanmak çok doğru değil ama yani uzun yani B117 işte. Akılda kalması için ülke adıyla kullanıyoruz özetle ve o ülkelerde tespit edildiği için öyle kullanıyoruz ama Türkiye'de var. Varyant dünyadaki şeye bildirmişler. Oldukça yüksek sayılar var hem de yeterince taramamamıza rağmen var.
Benim merkezimde de varyant saptanan hastalar var. Dolayısıyla varyant var ve varyant bir topluma girdiği zaman çok hızla böyle kar topu gibi büyüyen bir şey. Mesela İngiltere'yi tümüyle kapladı. Güney Afrika varyantı girdiği Amerika ülkelerinde oranın virüsüyle birleşti ve başka özellikler göstermeye başladı.
Brezilya varyantı meselesi, Brezilya başkanı elinde megafonla yoğun bakımların durumunu çok acıklı bir şekilde anlatıyor zaten. Çok hızlı yayıldı. Ve doğal immuniteden kaçıyor Brezilya varyantı. Amazon bölgesinde kitle bağışıklığına rağmen bir dalga yaptı. Ve daha önce geçirmiş olanlar da yaptı. Bizden de var artık böyle veriler. Yani daha önce geçirmiş ama varyantta tekrar infekte olan kişiler.
Esin Hocam, biz yandık o zaman. Bu hiç gitmeyecek demek ki bu hastalık. Doğru strateji kuramazsak hiç gitmeyecek. Bizden hiç gitmeyecek. Ama ben ülkelerin bazılarının takvimlerini görüyorum. Mesela İngiltere varyanta rağmen yatıştırmaya başladı. İsrail varyanta rağmen yatıştırdı. Amerika, kısıtlamalar konusunda son derece kötü yönetmesine rağmen... ...açılama stratejisini ve varyant analizi stratejisini doğru kurarak... ...yeniden bilimin dilini kullanmaya başlayarak... Eyalet eyalet, mesela Massachusetts eyaleti daha iyi gitmeye başladı. Almanya bir takvim açıklıyor, aşılaması yavaş olmasına rağmen Temmuz ortasında ben bu işi bitireceğim diyor. Beklemediğim kadar yavaş giden Kanada vs. var. Onlar nasıl bu aşılama stratejisini yürütecekler bilmiyorum ama çok etkin kapatma yapıyor onlarda.
Biz şu anda evet yani belki Karadeniz bölgesinden kendi varyantımız bile çıkabilir bizim onu söyleyeyim. Çünkü Karadeniz bölgesindeki o kırmızılığın nedeni varyant değil ama o varyant o kırmızılıkta zaten yaşam alanı bulacak. Yani evet bu tabii düşündürücü ve korkutucu bir tablo. Burada aşı şimdilik bu varyantlarda işe yarıyor deniyor ama yaramadığı bir noktada gelebilir değil mi? Aşının yaradığını bilmiyoruz. Çünkü böyle bir çalışma yok mevsimden. Çalışma olmadan nasıl bilebiliriz ki? Mesela çok iddialı bazı aşıların %40 kadar bir etkililik azalması.
antikor düzeylerinin de on katı kadar olma gereksinimi var. Yapılan çalışmalar bunu gösteriyor. Yani mesela çok iddialı aşı mRNA aşısı İngiltere varyantında iyi ama Güney Afrika varyantında yüzde ellilere kadar inebiliyor etkisi. O zaman stratejinizi değiştirmeniz gerekir. O zaman aşılayacağınız gruplar ve aşılama hızınızı değiştirmeniz gerekir. Şimdi biz veriyi önümüze almayarak karanlık bir tünelde kalmayı
Ve bir gün bir mucizenin bizi kurtarmasını bekliyoruz. Benim Türkiye'ye dışarıdan şöyle bakabilsem söyleyebileceğim bu olur. Yani serinkanlı bir bakışla söyleyebileceğim şu olur. Bunlar hiçbir şekilde salgını donelerle, verilerle, ölçütlerle yönetmiyorlar. Günü geçirmeye çalışıyorlar. Ve bir gün bir mucizenin olmasını bekliyorlar. O mucizeye kadar sağ kalmaya çalışıyor bir grup insan derim. Yani daha serinkanlı bir bakış. Ama sık sık ben de serinkanlılığımı yitiriyorum tabii ki. Çünkü çok bıktık ve usandık. Onu söyleyeyim sağlıkçılar olarak biz.
Siz sağlıkçılar olarak vatandaş olarak özellikle tabi hizmet sektörü çok ciddi darbe aldı bir yandan bu kapalılıklardan. Restoranların açılmış olması sizce nasıl etkileyecek? Yani aslında restoranlardan mı yayılıyor? O da kocaman bir soru işareti tabi.
Tabii. Yani siz filyasyon diye bir şey yapıyorum diyorsanız, aslında filyasyonun karşılığı tek tek bu sorularınızın cevaplarını vermektir. Şunu söylemektir. Yani Türkiye'nin öncelikle bulaştığı yerler şunlar demektir. Biz daha okulların bulaşmaya ne kadar katkısı olduğu verimiz yok. Belki Türkiye'de oluyor. Çünkü biz Hollanda'daki okulların
düzenini sağlayamıyoruz. Almanya'daki okulların düzenini sağlayamıyoruz. Hiçbir zaman Hollanda'daki ve Almanya'daki salgın düzeylerine indiremedik salgın düzeyimizi. Ama belki, bunların cevabı yok. Belki bizde bulaşma noktası, ona bence'yi de ekleyeyim, bence salgının bulaşma noktası iş yerleri. Birinci olarak iş yerleri. Yani 18-60 yaş arası o sakin sakin ortalıkta dolaşırken hasta olan grup. Onlar eve getiriyorlar, onlar çocuklara getiriyorlar. Sonra
Bulaşmanın buluşma noktaları oluşuyor. Ama dinlerken bir bilim kurulu üyesinin mesela restoranlar çok önemli bir bulaşma noktasıydı diye ağzından bir cümle kaçırdığını duydum. Nedense bu veriler varsa paylaşılmıyor, bu veriler yoksa artık 13. ayda bu kabul edilebilir bir şey değil. Peki hocam çok teşekkür ederim, çok sağ olun. Ben de çok teşekkür ederim.
Kolay gelsin. Sağ olun Mersi. Bu arada kimi iller açılırken kimi daha da kapanıyor, ona da değinmeden geçmeyelim. Kırmızı illerden biri Amasya, Sağlık Bakanlığının verilerine göre haftalık 100 bin nüfusa karşılık gelen Covid-19 vaka sayısı 110.5. Amasya varisi Mustafa Vasatlı, mutasyonlu virüsün kentte bulunduğunu belirterek Amasyalıları 14 gün evden çıkmamaya çağırdı.
Çok yüksek, riskli il olarak kırmızı kategoride bulunan bir başka il, Aksaray'da, pazar günü sokağa çıkma kısıtlamasında bakkal ve manavlar da kapalı olacak. Vali Hamza Aydoğdu, pazar günleri hiçbir şekilde sokağa çıkmamaları için vatandaşları uyardı. Cumartesi günleri sokağa çıkma kısıtlamasından olmadığını hatırlatan Aydoğdu, pazar günü ise her yer kapalı, evden çıkmayın dedi. Normalleşme denince dünyada en çok konuşulan yer Amerika Birleşik Devletleri'nin Teksas eyaleti. Teksas çok radikal bir karar aldı ve birdenbire %100 normalleşmeye gitti. Covid-19 artık yokmuş gibi maske takma zorunluluğu kaldırıldı, her yer açıldı. Teksas valisi Greg Abbott açıklamayı Teksas Bağımsızlık Günü'nde yaptı. Abbott aşı da geldi, artık tedbirlere gerek yok dedi. Eyalet ve sağlık çalışanları şokta. Şu ana kadar Teksas'ta sadece 2 milyon kişi aşılanmış durumda.
Cumhuriyetçi valinin bu kararı almasının nedeni kimilerine göre aslında siyasi altında başka bir hesap var. Şöyle ki iki hafta kadar önce Teksas'ta bir soğuk hava felaketi yaşandı. Genellikle hep sıcak olan eyalette hava sıcaklıkları eksi 20-30 derecelere düştü. Kentin altyapısı buna hazır olmadığı için sistem çöktü. Pek çok yerde elektrikler gitti. Onlarca insan donarak ya da ısınmaya çalışırken yaşamını yitirdi.
Açılma kararı biraz da bu felaketi unutturmaya yönelik deniyor. Tabii Amerika Birleşik Devletleri bizden farklı federal sistem, eyaletler kendi kararlarını alıyor. Cumhuriyetçi valinin aldığı bu kararı Amerikan Başkanı Joe Biden tepki gösterdi. Maske yasağını kaldırtmak neandertallere yakışan bir karar dedi.
Bilmeyenleriniz için Neandertal 40 bin yıl önceye kadar yaşamış, arkaik, sapıyan sürü bir insandır. Vali Abbott ise Biden yönetimini Güney Teksas'tan ülkeye giriş yapan göçmenlerin yeterli Covid test ve kontrollerden geçmediğini, asıl virüsün Biden yönetiminin bunun önüne geçmemesi sebebiyle yaydığını belirtti. Bütün emigrasi sorunlarını bırakalım ve bu sağlık hizmeti krizine odaklanalım. Bir dünya pandemiyle ilgileniyoruz. Dünyanın her yerinden insanları getiriyoruz. Biden Hükümeti adaklı test yapmıyor, karantina yapmıyor, Teksas'da bir pandemi yöntemini yasaklamak için hiçbir şey yapmıyor. Ama bu insanları busesine koyuyor ve oraya götürüyorlar, senin ya da Atlanta'ya ya da neredeyse.
Açılma, kapanma kıskacında bir başka ülkede Almanya, pandeminin başında popüleritesini arttıran Başbakan Merkel bu popüleriteyi bir yılda hızla yitirdi. Hükümetin pandemi planına destek %70'ten %50'ye gerilemiş durumda. Almanya'da aşılama planlanandan çok daha yavaş gidiyor. Fakat buna rağmen ülke yavaş yavaş açılma kararı aldı. Bakmayın orada da bu açılma süreci biraz karmaşık. Almanya'da Başbakan Angela Merkel başkanlığında toplanan eyalet başbakanları koronavirüs kısıtlamalarının aşamalı olarak kaldırılmasını öngören bir plan üzerinde uzlaştı.
Toplantı az buz değil, tam 9 saat sürdü. 5 aşamalı bir planda karar kılındı. 14 günlük zaman dilimlerinde vaka sayılarındaki gidişata göre açılma yavaş yavaş yapılacak. Bir bölgede açılma önlemleri vaka sayısında artışa yol açarsa el freni çekilecek ve tüm gevşetme önlemleri geri alınacak.
Plana göre, 7 günlük zaman diliminde 100 bin nüfusa düşen vaka sayısının 50'nin altında olduğu bölgelerde perakendeciler pazartesi gününden itibaren yeniden kepenk açabilecek. Vaka sayısının 50 ile 100 arasında seyrettiği bölgelerde müşteriler sadece önceden randevu alarak mağazalara gidebilecek. Vaka sayısında artış kaydedilmemesi durumunda 22 Mart'tan itibaren restoranların açık bölümleri, tiyatro ve sinema gibi kültürel faaliyetler ve belli koşullara bağlı olarak spor faaliyetleri de başlayabilecek. Vaka sayısının 50 ile 100 arasında olduğu bölgelerde bu faaliyetlerden yararlanmak sadece negatif test sonucu ibraz edilmesi durumunda mümkün olabilecek.
5 Nisan'dan itibaren vaka sayısının 7 günlük dilinde 100 bin nüfus başına 50'nin altına düştüğü bölgelerde açık alanlarda 50 kişiye kadar etkinliklere izin verilecek. Genel olarak Türkiye'ye baktık, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nden de örnekler verdik. Açılırken, kendinizi korumayı ihmal etmeyin diyerek noktalıyorum. Trend Topiği pod.be medyayla hazırlıyoruz, yeni bölümde görüşmek üzere.
...müzik çalıyor...
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.