
4.275 kelime · ~21 dk okuma
Merhabalar ben Nevşin Mengü, Tren Topik'in yeni bir bölümüyle karşınızdayız. Bu hafta gerçekten çok kaotik geçti. GARA'dan gelen şehit haberleri tüm Türkiye'yi sarstı. Detaylı anlatmaya çalışacağız.
14 Şubat ölen Milli Savunma Bakanlığı bir tweet attı. Tweette şöyle deniyordu. ''İnsanlık düşmanı, terör örgütü PKK'nın sivil vatandaşlarımızı canice şehit ettiği Gara'daki mağarada teröristlere ait pek çok silah ve mühimmat ele geçirildi. Terör örgütü PKK'ya yönelik Pençekartal 2 operasyonu düzenlenmiş, düzenlenen operasyonda şehit olanlar olmuştu. Türkiye detaylara Malatya valisinin açıklamasıyla hakim oldu.
Evlatlarımızı şehit eden PKK terör örgütü mensubu 48 terörist Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz unsurları tarafından Etkisiz hale getirilerek Şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır PKK terör örgütü ile mücadelemiz Amansız bir şekilde devam edecektir Şehit olan evlatlarımıza Cenab-ı Hak'tan sonsuz rahmet Ailelerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum Başımız sağ olsun Yani uzun bir süredir terör örgütünün elinde olan polis, asker ve istihbarat görevlileri vardı. Türk Silahlı Kuvvetleri hem bu kişileri kurtarmak hem de Gara Dağı'nda PKK üstlenmesini bertaraf etmek için operasyon başlatmıştı. İlk açıklamalarla bunu anlamak kolay olmadı çünkü ilk açıklamalar Bakanlar veya Cumhurbaşkanı'ndan değil Malatya Valisi'nden geldi. Operasyonun detaylarını Genelkurmay Başkanı Güler kameraların önünde anlattı. 9 tane odası
ve yedi tane de demir kapıdan oluşan bir mağara oluşturulmuştur. Bazı noktalarda bir yirmi yüksekliğinde sadece yani insanların sadece sürünerek veya çömelmiş vaziyette yürümek zorunda olduğu bir yapı oluşturulmuştur. Belli ki uzun bir süre çalışmadan sonra bu mağara meydana getirilmiştir. Bu her iki tarafta seçilmiş üç noktaya helikopterlerimizle indirme hava hücuma harekatımızı icra ettik arkadaşlar. Murat Yetkin YouTube kanalında operasyonun başka detaylarına yer vermiş. Şimdi bu operasyonlar dediğim gibi Mayıs 2019'dan beri devam ediyor. Daha da devam edeceği anlaşılıyor. İşte hem Sinjar'dan yani Sinjar, Gara'ya göre ne oluyor? Güneybatı'da kalıyor. Hem de oranın güneydoğusundaki ve doğusundaki Haftan-in Hakurt, bunlar da hep PKK'nın kontrolündeki bölgeler, buralara uygulanan baskıyla öyle anlaşılıyor ki PKK'lılar bu Gara bölgesinde toplanmaya başlamışlar.
Burada işte buraya bir operasyon düzenlenmek ve o sırada da ne öğreniliyor? İşte bu şeyler bir grup daha o zaman kaç kişi olduğu bilinmiyor. Bir grup tutsak yani şimdi anlıyoruz ki maalesef işte Şehitlerin kimliğinden falan anlıyoruz ki 2015 ila 2017 yılları arasında hem Türkiye'den hem Irak'tan değişik yerlerden kaçırılan güvenlik görevleri bunları esir olarak tutuyorlar ve hala ellerinde PKK'nın elinde hala esir tutulan rehin tutulan kişiler var bu şekilde. Dolayısıyla bu operasyon başlıyor. Nedir operasyon? 10 Şubat.
Sabaha karşı 3'e 5 kala, 2.55'te hava harekatı başlıyor. Bu hava harekatı çok kapsamlı. Belli ki hazırlığı çok uzun sürmüş. Yani Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı'nın basına açıkladıklarına göre 41 savaş uçağı
tanker uçaklar ki tanker uçakların üssü İncirlik biliyorsunuz. Tanker uçaklar, erken uyarı uçakları bu AWACS denilenler ki onların da üssü Konya'dır. Konya hava üssüdür. Bunların da katılımıyla efendim işte bu insansız hava araçlarının silahlı insansız hava araçlarının katılımıyla üçe beş kala büyük bir harekat hava harekatı başlıyor.
Bu hava harekatında işte o mağaralar vesaireler karargah olarak belirlenen yerler çok geniş bir alan. Genelkurmay başkanı Gara'nın bir tarafta 25 kilometre bir tarafta 75 kilometreye kadar uzanan geniş bir alanı kapsadığını söylüyor. Yani tek bir noktaya doğru değil de harekat bir satha doğru yürütülmüş. Bu harekatın başlamasından iki saat sonra Yani 3'e 5 kala sabaha karşı ayın 10'unda başladı ya harekat, 2 saat sonra yani 5'e 5 kala, 04.55'te kara harekatı başlıyor. Kara harekatını yürütenler kimler? O bölgelere etrafa daha önce helikopterlerle indirilen komando birlikleri, özel harekat birlikleri. Ki bunların içinde
Milli Savunma Bakanı'nın açıkladığına göre Deniz Kuvvetleri unsurları bile var. Ne alakası var Deniz Kuvvetleri'nin derseniz Deniz Kuvvetleri'nin sualtı savunma, SAS komandoları aslında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içindeki en önemli bomba ve bomba imha uzmanlarıdır. Belli ki onlar da bu harekata bir şekilde katılmışlar. Ve şeyde gittikleri zaman o mağaralara girip Onları ele geçirdikleri zaman hava harekatı sonrasında görmüşler ki bir mağaranın içinde işte 13 silahsız Türk güvenlik görevlisinin cansız bedenleri maalesef orada duruyor. Milli Savunma Bakanı'nın açıkladığına göre biri omuzundan
12'si de başından vurularak şehit edilmiş savunma bakanı bu şekilde ilan etti. Haberin ardından sert bir tepki MHP lideri Devlet Bahçeli verdi. Bahçeli herkes tarafını setsin dedi ve şöyle bir tweet attı. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hiç kimse şablon ve bildik ezberlerin arkasına saklanamayacaktır. Masumların kafalarına kurşun sıkan hainleri kim aklamaya ve karalamaya yelteniyorsa bilsin ki cinayetlere tahammüden iştirak etmiş demektir ve teröristtir. Herkes tarafını ve tercihini yapmalıdır. Ya hıyanet ya hidayet. Ya melanet ya da millet. İletişim Başkanı Fahrettin Altun da bir dizi tweet attı. Altun'un attığı tweetlerde şunlar vardı. Terör sadece elinde silah olan teröristlerle değil, ona destek veren sivil görünümlü ikiyüzlülerle de kendine alan açmaya çalışmaktadır. Devletimiz ve milletimiz buna müsaade etmeyecek, eli kanlı terör örgütlerine ve bunlara arka çıkan odaklara hiçbir zaman fırsat vermeyecektir. PKK'yı gerek Türkiye'de gerekse Suriye ve Irak'ta meşru göstermeye çalışan odaklar bu katiller sürüsüyle ortaktır. PKK terör örgütünü kınamaktan dahi kaçınanların da açıklamalarında Kalleş örgütünün adını anmayıp onu aklamaya çalışanların da ellerinde şehitlerimizin kanı vardır.
Terör örgütü PKK ve onun sivil görünümünü destekçileri sadece emir aldıkları kirli odakların kiralık katilliğini yapmaktadır. Küresel vesayet odaklarının taşeronluğunu yapan bu alçak terör örgütünün kölelik yaptığı yapıların çıkarına hizmet etmekten başka bir amacı yoktur. Ve gözler HDP'ye çevrildi, HDP harekata ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Halkların Demokratik Partisi olarak bu sınır ötesi operasyon sonucunda uzun süredir PKK'nın elinde tutulan ve kendilerini silahlı bir saldırıdan koruma imkanından mahrum olan 13 kişi ve hayatını kaybeden herkes için derin üzüntülerimizi, kayıpların ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. 40 yıldır süregelen ve on binlerce yaşama malı olan çatışma boyunca daha önce de PKK tarafından asker, polis
ve devlet görevleri alıkonmuş ancak alıkonanların canlarına bir zarar gelmemesi ve en kısa zamanda serbest bırakılmaları için başlatılan diplomatik çabalar her zaman olumlu sonuç vermişti. İnsan hakları örgütleri ve barış aktivistlerinin oluşturdukları inisiyatiflerin yürüttükleri görüşmeler sonucunda alıkonanların tümü eksiksiz ve sağ salim ellerine dönmüşlerdi. HDP'li Hüdaka'ya da şu tweetleri attı. Alıkolunan asker, polis ve MİT mensupları istenseydi sağ salim evlerine dönebilirlerdi. Bu daha önce başarıldı. Ama çökmek üzere olan saltanatlarına her zamanki gibi kan, terör, şehit, yalan gerekiyordu. Yine söylüyorum, Roboski'de yaşanan neyse, Gare'de yaşanan da odur. Bu askerlerimiz aileleri defalarca meclis yollarına aşındırdılar. Ben ve arkadaşlarım dışında hepiniz kapınızı kapattınız.
İktidar bu feryada senelerdir sessiz kaldı. Yetmedi, seslerini kısmaya çalıştı. Bu ailelere kapılarını kapatanlar şimdi bu ailelerin evlatlarını kanları üzerinden rant ve çıkar elde etme yolunu tercih ettiler ve bunun için çalıştılar ve yarışıyorlar. Yazıklar olsun! Çok geçmeden bu tweetleri atan Hüdakaya ve diğer HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturmalar bu iki isimde kalmadı. İçişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı. İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında yapılan operasyonlarda HDP'li 718 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Levent Gültekin'de Halk TV'de Murat Sabucu ile birlikte gerçekleştirdiği programda şunları söyledi. İktidar makamı sorunları çözme yeridir. Sen karayılanı bulup getirmekten sorumlusun. Tweet atıp paramparça edeceğiz demekten değil. Dahası 13 tane çocuğu kurtarmak için PKK ile masaya oturmayanlar ya da otursun demiyorum. Bir yolunu bulsun anlamında söylüyorum. Bir yol. Nedir o?
Çünkü 13 tane çocuğun kılı, 13 tane çocuğun canı bütün PKK'dan daha kıymetlidir. Devletin itibarı o çocuğun canını kurtarmaktır. Terör örgütüne propaganda hakkı vermeyelim, terör örgütünü tanımayalım, terör örgütüyle masaya oturmayalım diyenler 3 tane oy fazla almak için terör örgütünün liderini TRT'ye çıkardılar. 3 tane oy almak için Abdullah Öcalan'ın mektubunu okuttular ekrandan. Onların alacağı 3 tane oy bu ülkedeki 20 yaşındaki bütün çocukların hayatından daha kıymetli. Çünkü böyle. Çünkü onların bütün derdi, bütün aklı, bütün bakışları, bütün hücreleriyle tek bir yere kilitlenmişler. Oyumuzu nasıl artırırız? Çocukların hayatı umurlarında öyle olsaydı Osman Öcalan'ı televizyona çıkarmakta gösterdikleri cesaretin onda birini
O çocukları kurtarmakta gösterirlerdi. Fakat burada yok. Pervansızlık had safhada. Hem suçlu hem güçlü. Bir de bize bağırıyor. Hem işini yapmamış. Hem çocukları koruyamamış. Hem terör örgütü susturamamış. Hem bu sorunu çözememiş. 25, 20 yıldır iktidarda. Yahu 20 yıldır iktidardasın. Çıkmış bugün tweet atıyorsun. Karayilanı bulup da paramparça etmezsek şehitler de bizim yüzümüze tükürsün. 20 yıldır niye paramparça etmedin? Niye çıkarmadın? Önce bu. Bunları yapmamışsın. Bir de büyük bir pervasızlıkla kalkıp bize, bize
Bize terör destekçisi diyor. Şu utanmazlığa bakar mısın? Muhalefete terör destekçisi diyor. Şu pervasızlığa bakar mısın? Teröre destek veren biri varsa o da Osman Öcalan'ı televizyona çıkarandır. Teröre destek biri varsa iki tane oy almak için Öcalan'ın mektubunu okuyandır. İyi Parti'den GARA ile ilgili bir soru önergesi geldi. İyi Parti ile Aytun Çıray, GARA'da yapılan harekatla ilgili kamuoyundaki tartışmaları meclis gündemine taşıdı.
TRİ Milli Savunma Bakanı Akara-Gara Harekatı'nın bir amacının da kaçırılan vatandaşlarımızla ilgili istihbaratı teyit etmek ve gerekli müdahalede bulunmak olduğunu açıkladınız. Harekatı tam teyit sağlamadan mı başlattınız? Şehit askerlerimize neden sivil vatandaşlarımız dediniz? Bu operasyonun başarıyla yönetildiğini ve amacına ulaştığını düşünüyor musunuz? diye sordu.
AK Parti ve Bahçeli, terör örgütünün elinde tuttuğu vatandaşların öldüğünü hatırlatarak, HDP ile iletişim içinde olan muhalefeti sıkıştırıyor, muhalefet ise operasyonun yürütülme neden ve biçimini sorguluyordu. GARA operasyonundan bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşma yaptığı Rize İl Kongresinde şehitlerden birinin annesini telefonla kongreye bağladı. Şehit annesinin ağlamaktan konuşamadığı anlara tüm Türkiye şahit oldu. Annesini bağladılar, Ayşe Hanım bizleri duyuyor musunuz? Rabbim sabrınızı artırsın inşallah. Şehidimizle
sevgili peygamberimizin inşallah komşusu olarak bir anneye böyle bir şeref nasip olmaz. Ama siz bu şerefi yakaladınız. Mekanı cennet olsun. Onların kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. Evet çok üzücü. Birazdan partilerin grup toplantılarına bakacağız. GARA operasyonunu takip eden salı ve çarşamba günleri partilerin grup konuşmaları belirleyici oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli, GARA'dan sonra her şey değişecek dedi. Harekatların devamını istedi. 10 Şubat 2021 tarihinde
Irak'ın kuzeyinde bulunan Kara Bölgesi'ne yapılan Pençe Kartal-2 harekâtı geçtiğimiz Cumartesi günü tamamlanmıştır. PKK, KCK ve diğer terör örgüt mensuplarını etkisiz hale getirmek, sınır güvenliğimizi emniyete almak, Teröristler tarafından kaçırılan vatandaşlarımız ile ilgili istihbarî bilgileri teyit etmekle birlikte gerekli müdahalede bulunmak maksadıyla kara harekâtı planlanmıştır. Yapılan açıklamalardan çıkan sonuç da budur. Hareket süresince teröristlere ait barınak, Sığınak ve mühimmat deposu ile sözde karargâh olarak kullanılan pek çok yer tahrip edilmiştir. Aynı şekilde çok sayıda terörist ihanetlerinin bedelini canlarıyla ödemiştir. Uluslararası hukuktan doğan meşru haklarımız sonuna kadar kullanılmıştır.
Dileğimiz teröristlerin peşinin bırakılmaması, döktükleri kanların hesabının damla damla şerefsiz varlıklarından sorulmasıdır. Kandile bir şafak vakti Türk'ün şanlı bayrağı dikilmeli, terör elebaşları mağaralarına gömülmelidir. Mahmur'da kurulu bulunan terör kampları yıkılıp yakılmalıdır. Ayrıca PKK'nın Irak-Suriye arasında irtibat ve intikal sahalarından birisi olan Sinjar'ın kısa süre içinde yerle bir edilmesi, özellikle örgütün nefes aldığı ve kontrolünde tuttuğu Peşbahur sınır kapısının da temizlenmesi artık Hayat Mehmet konusudur.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise terör örgütünün elinde şehit edilen 13 kişinin sorumlusunun da Erdoğan olduğunu söyledi. 5,5-6 yıldır terör örgütünün tuttuğu erlerimiz. 5-6 yıldır. 5-6 yıldır ne yapıldı? 5-6 yıldır defalarca hatırlatılmasına karşı ne yapıldı? Ve şimdi bunların tamamı hayatını kaybetti.
Aileler defalarca geldiler. Her kapıyı çaldılar. Bana da geldiler. Defalarca geldiler. Malatya'ya gittim orada da geldiler. Arkadaşlarımızı görevlendirdik. Basın toplantıları yaptılar. Olaya iktidarın el atması gerektiğini söyledik. Bu çerçevede bir çaba harcayın dedik. Bu insanlar bir şekliyle çoluk çocuğunu annesine babasına kavuşsun dedik. Elimizden gelen her şey yapıldı. Çocukları
terör örgütünün elinde olan ailelerle basın toplantıları yapıldı. Iktidara çağrılar yapıldı. Değerli arkadaşlarım soru önergeleri verildi. Dönemin başbakanına, bakanlara iç işleri, milli savunma bunlara soru önergeleri verildi. Soru önergelerinde değerli arkadaşlarım her soru önergesi sıradan olayın özüne inmeyen
Şöyle, terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir, arz ederim. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen soru önergesine verilen yanıtta bu yazıyor. Açıklamayı Malatya Valisi yapıyor. Niçin? Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan bir kişi var. Milli Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan bir kişi var. İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan bir kişi var. Açıklamayı niye vali yapıyor? Benzer bir olay nerede olmuştu? Benzer bir olay İdlib'de olmuştu. Orada da 33 askerimiz şehit edilmişti. Açıklamayı korkudan hiç kimse yapmıyor. Hatay valisi yapıyor. Neden?
Çünkü kabahatlerini ve kusurlarını biliyorlar. Bir devlet böyle mi yönetilir ya? Şimdi normalde birisinin bu sorumluluğu alıp istifa etmesi lazım. Rehine kurtarmaya gidiyorsunuz tamamı ölüyor. Ayrıca üç askerimiz nasıl oluyor bu? Bunun hesabını kime verecek? AK Partili kardeşlerime özellikle söylüyorum. 13 şehidimizin kanları yerdedir.
Onlar Türkiye'ye gelebilirdi, getirilebilirdi. Burunları kanamadan Türkiye'ye getirilebilirdi. Kendilerine göre gittiler. Sözde terör örgütünden alacaklar, çarşamba günü gelecek, Erdoğan çıkacak, medyaya açıklama yapacak, biz kahramanız, biz şöyleyiz, biz 13 kişiyi kurtardık.
Hedef bu değil miydi? Hedef buydu. Davulla zurnayla rehine mi kurtarılır Allah aşkına ya? Davulla zurnayla. Rahmetli Ecevit Kıbrıs çıkartmasını yaparken eşine bile haber vermemiştir. Eşine bile. Bu davul zurnayla hareket başlattık diyor. Sorumlusu on üç şehidimizin sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Kimse başka bir şey düşünmesin.
İYİ Parti lideri Meral Akşener'in hedefinde de Erdoğan vardı. Erdoğan'ın kara şehitlerini esir demesini eleştirdi, neden milli yaz ilan edilmediğini sordu. Başarılı operasyonların müjdesini kendi verip felaketlerin açıklamasını valilere, bakanlara havale etmek devletin değil, algının yönetimidir. Milli güvenliğimizi ilgilendiren alanlarda sessizliği anlar, saygıyla da karşılarız.
Ama evlatlarımıza ne olduğunu doğal olarak bilmek isteriz. Bugüne kadar bu tür operasyonları başarıyla yürüten, bu konuda dünyaya örnek olan kahraman askerlerimizin neden böyle bir sonuçla karşılaştığını öğrenmek isteriz. Çok daha beter cehennemlere sessizce süzülüp teröristin hakkından gelip güvenle çıkan kahramanlarımız bu kez neden böyle bir sonuçla karşılaştı anlamak isteriz. Bu işte siyasetin parmağı var mı yok mu bilmek isteriz.
Bu aziz milletimizin en doğal hakkı bizim de milletimize karşı görevimizdir. Senin işin kongre salonunda yüreği yaralı bir anayı telefona bağlatıp şeref dağıtmak değil, o anaların evlatlarını yaşatmaktır. Garadaki kahrolası o mağara lebalep şehit doluyken, sen pandemiye rağmen kongre salonu lebalep dolu diye sevinemezsin. Böyle şuursuzluk, böyle aymazlık olmaz, olamaz.
Biz seni böyle bir acının ardından bir defalık olsa da her zamanki lakayt tavırlarını bırakıp gök kubbeyi katillerin başına yıkacak bir çalışmada görmek isterdik. Rize'de kongre salonunda değil. Bir defalık olsa da ayrıştırmak yerine birleştirdiğini görmek isterdik. Bir defalık da olsa kürsülerde AK Parti genel başkanını değil, memleketin cumhurbaşkanını görmek isterdik.
Siyaseten lazım olduğunda gömleğinin kollarını sıyırıp harekat odasından fotoğraf vermeyi biliyorsun. Buyur, bu günler tam da o harekat odasında olman gereken günler. Poz vermek için değil, işini yapmak için hemen orada olmak gereken günler. Ama sen ne yapıyorsun? Partinin kongrelerinde boynunda spor kulübü atkısıyla espriler yapıp şakalaşıyorsun. Sarayda konserler düzenletip hoşça vakit geçiriyorsun. Böyle şımarıklık, böyle izansızlık bu ülke görmedi, böyle bir yanlışlığı hiç yaşamadı.
HDP eş başkanı Mithat Sancar yaptığı grup konuşmasında ölümleri nasıl olmuş olursa olsun kınadıklarını söyledi. Tarihten iki örnek verdi. Öncelikle Halkların Demokratik Partisi olarak hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Bu bir katliamdır değerli arkadaşlar. Uluslararası insancıl hukukun
ağır ve vahim ihlalidir. Şimdi ihtiyacımız olan şey hakikattir. Ölümlerin nasıl meydana geldiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmaktır. Bu bir infaz mıdır? Yoksa ölümler bombardımanların sonucu olarak mı gerçekleşmiştir? Ya da eğer başka türlü
meydana gelmişse ölümler bu başka türlü nedir? Şunu peşinen söyleyeyim değerli arkadaşlar. Ölümler nasıl gerçekleşmiş olursa olsun bu durumu kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Biz bunu açıkça kınıyoruz. Neden hakikati istiyoruz? Çünkü bakanların
ve hükümetin dediklerine kayıtsız şartsız itirazsız inanmamız beklenemez. Yakın tarihimize bakalım. Şu kırk yıllık tarihe bakalım. Sadece iki üç örnek vermem yeterli olur. Bu örnekleri de özellikle mahkeme kararlarına geçenlerden seçtim. Ayrıca bütün çıplaklığıyla bir gerçek olarak ortada duran örnekler.
Bunlardan biri Kuşkonar ve Koçağlı katliamıdır. 1994 yılında gerçekleşmiştir. Savaş uçakları tarafından bombalanan köylerde 38 kişi hayatını kaybetmiştir. O zamanlar hükümetin ve bakanların neler söylediklerini hatırlatmayacağım. Gerek yok. Bugünden dönüp baktığımızda
acı bir trajedinin sorumsuz ve yüzsüz ifadeleriyle karşılaştığımızı çok daha açık görebiliriz. Bunu ben de söylemiyorum sadece. Bunu Anayasa Mahkemesi de söylüyor. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda bu olayla ilgili karar verdi ve devleti bu olaydan sorumlu tuttu. Yani bu katliam gerçekleştiğinde hükümetin ve bakanların söylediklerinin
gerçeği yansıtmadığı Anayasa Mahkemesi kararıyla sabit oldu. Bir başka katliam var. Güçlü konak katliamı. Yine bin dokuz yüz doksan altı yılında Şırnak'ın güçlü konak ilçesinde on bir köylü bir minibüsün içinde kurşunlanıp yakılmıştı. Olayın ardından
sorumluların neler söylediğini görmek isteyenler açıp kısa bir araştırma yapmakla yetinebilirler. Hemen görecekler o zamanki tabloyu. Fakat hakikatin peşinde olanlar olayın aydınlatılması için mücadeleden vazgeçmediler. Bütün imkanları kullandılar ve en son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar götürdüler bu katliam olayını. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de
Türkiye'yi mahkum etti. Yani o zaman hükümetin ve sorumluların söylediklerinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Bir acı olay daha, Roboski katliamı. Daha çok yakın. Hafızalarda tazedir sanırım. Katliamın ardından neler yazılıp çizildiğini hükümetin ve sorumluların, yetkililerin neler söylediklerini
Hatırlamak için kendimizi fazla zorlamaya gerek yok. Ama bugün ortaya çıkan gerçek çok çıplaktır. O insanlar savaş uçaklarından atılan bombalarla katledildi. 34 insan.
Ve bunların büyük bir kısmı çocuktu. Olaya ilişkin, Mecliste Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bilgilendirme konuşmaları yaptılar. Bakan Soylu'nun konuşmasında çarpıcı iddialar vardı. Soylu birkaç gün önce bir kadın milletvekilinin Gara'ya gittiğini ileri sürdü. HDP eş başkanı Pervin Bulda'nın da Gara'da tutulan sivillere ilişkin ailelere bir süre tutulup sonra bırakılacaklar dediğini öne sürdü. Şunu net bir şekilde söyleyeyim.
Buradaki Bu operasyonda İlk tezgah şu oldu Bu çocuklar Bu evlatlarımız aynı onda şehit oldu Ailelere telefon açtılar Belçika numaralı bir telefondan Dediler ki bombalıyorlar Çıkın Deyin ki Türk Silahlık Kuvvetleri burayı bombalamasın Yani çocuklarımız şehadete kavuştuktan sonra Onları orada öldürdükten sonra katlettikten sonra Aileleri nasıl 5 yıl onu da anlayacağım istismar etmişlerse Yine ölümlerinde de istismar etmeye çalıştılar Bunlar bu meclisinde milletimizin bilmesi gerekli olan genel gerçeklerdir. Devlet burada her şeyi yapmıştır. Üstüne düşen her şeyi yerine getirmiştir. Bu konuda da her türlü muhataplığı da ortaya koyabilecek, insani olarak ortaya koyabilecek hiçbir kapıyı kapatmamıştır.
Nacip Ostancı başkanım şahit size gelmediler mi? Nemet Uçum'a gelmediler mi? Bu ailelerle beraber görüşün denmedi mi? Defalarca defalarca bunun için gerekli her türlü imkan ortaya konulmuştur. Hatta bakan yardımcı mı? Eğer bir bombalama olmazsa teminatı bizi siz merak etmeyin dendi.
Yani bunlar alınırken bir bombalamayla karşı karşıya kalınır mı diye sorulduğunda Hayır Bunları getirin Yeter ki her türlü teminatı bizim Bütün bunların üzerinde Sayın Cumhurbaşkanım daha 20 gün önce bir bakanımızın masasındaydınız Derdiniz neydi? En son görüşmelerinde söylediği cümleyi söyleyeceğim Bunu bir dernekten söylüyorum ama herkes üzerine alsın Dediler ki işte şu MLKP'li gözaltına alınmış ya onu bırakın dediler ya şu askerleri getirin şu polisleri getirin işi yumuşatmaya çalışıyoruz bitmedi daha İşte Özgür Çalık'ın yüzü burada. Bu çocukların kaçırıldığı zaman siz Pervimbul'dan aradınız mı aramadınız mı? Peki Pervimbul'dan grup başkan vekili dedi ki bunlar gelsin Bunları getirelim Dedi ki bakacağım Onlar mı kaçırmışlar cevaben döndü Ve dedi ki Pervimbul'dan Biraz misafir edecekler Sonra bırakacaklar Elbette ki biraz önce Sayın Bakanımızın söylediği gibi Evlatlarımız Türkiye'ye getirilecekti Adalet Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve ben Ardından da Sayın Cumhurbaşkanımızla müşavere ederek Malatya'ya getirmeye karar verdik Oradaki Bu evlatlarımızın otopsisinin zaman açısından daha kolay olabileceğini düşünerek
Ama bu tesiratları bildiğimiz için Bu yalanların hepsini bildiğimiz için Bombalama yalanlarının her yerde ama her yerde Türkiye Cumhuriyeti devletine ve bu millete bir daha haince yaftalanmalarını düşündüğümüz için Yaftalanacağını düşündüğümüz için Hemen inisiyatifi de alarak Sayın Vali'ye Sayın Başsavcı'ya Sayın 2. Ordu Komutanına Sayın Emniyet Müdürüne Sayın Jandarma Komutanına Beşiniz beraber olacaksınız Meseleyi de şöyle yöneteceksiniz Bir Hepsinin fotoğrafları çekilecek Bütün evlatlarımızın 2 Bakan yardımcılarıma talimat verdim Hemen döneceksiniz Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz ettim Aileleri Bu evlatlarımızın yanına getireceksiniz ve hepsi Vücut bütünlüklerini görecek Kimsenin kafasında Herhangi bir istifam kalmayacak Ardından Hepsinin tutanakları tutacak 1 Fotoğrafların hepsi burada Hepsi Vücut bütünlüklerinin fotoğrafları Otopsi fotoğraflarının hepsi Otopsi raporlarının hepsi burada Tek tek bütün evlatlarımızın İçim kan ağlıyor İçimiz kan ağlıyor Ama bu fotoğraflara baktığımız zaman Allah şahittir o Murat Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek tekrar şeref sürdürürüz
Pervin Buldağ'ın bakan soylunun bu iddiasını yalanladı. Buldağ şöyle bir açıklama yayınladı. Bu iddia kesinlikle gerçek dışıdır, saptırmadır ve kara propaganda amaçlıdır. Olayın doğrusu şöyledir. AKP Emniyet Vekili Özgür Çalık, grup başkan vekili olduğum dönemde beni aradı ve alık olunan bir askerin annesinin kanser hastası olduğunu ve oğlundan haber almak istediğini aktardı.
Müzakere ve çözüm sürecinin devam ettiği bir dönemde konuyla ilgili olarak eğer bir bilgiye ulaşılabilirse mutlaka paylaşacağımı kendisine ifade ettim. Alıkolunan askerin sadece sağlığının iyi olduğu yönünde bir bilgiye ulaşıldı ve çalığa sağlığı iyiymiş. Umarım en kısa zamanda bırakılır. Biz elimizden geleni yapıyoruz şeklinde bir paylaşımda bulundum. Aramızda geçen diyalog bundan ibarettir. Bunun dışındaki iddialar asla doğru değildir.
Olay Amerika Birleşik Devletleri Türkiye ilişkilerinde de yeni bir kriz doğurdu. Amerikan Daşişleri Bakanlığı, GARA operasyonunun ardından bir açıklama yayınladı. PKK'nın Amerika Birleşik Devletleri tarafından da terör örgütü olarak listelendiğinin hatırlatıldığı açıklamada, eğer Türk sivilliğinin ölümünün terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirildiği haberleri doğrulanırsa, bunu olabilecek en güçlü şekilde kınıyoruz ifadesi yer aldı. Bu bir skandaldı. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye'den gelen açıklamaya kuşkuyla yaklaştığını söylüyordu. Bu açıklamanın ardından Amerikan Büyükelçisi Satterfield Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Erdoğan zehir zemberek bir konuşma yaptı. Hem Türkiye'de muhalefeti hem de Amerika Birleşik Devletleri'ni PKK terör örgütünün yanında olmakla suçladı.
Şimdi mecliste bununla ilgili Biz bir soruşturma önergesi vererek Gerek İçişleri Bakanım Gerek Savunma Bakanım Bunun bütün detaylarını Mecliste de gündeme getirecekler Bu sabah Grup Başkanımız Naci Bey ile bunu da konuştuk Bunun adımını da atacağız Çünkü bunların parlamentodaki temsilcilerinde yalan bol. Bunlar dünyadaki koldaşlarına, yandaşlarına, paydaşlarına nasıl yalanlar söylüyorlar? Herhalde takdir edersiniz. Onlara fırsat vermeden işin gerçeği nedir? Bunları anlatacağız.
Bunları arkadaşlarımız anlatacaklar İşin içinde olan Bizzat savunma bakanım genel kumayı başkanım İçişleri bakanım Anlatacaklar Hakikat ortaya çıksın Tabii Batı bundan anlar mı İsterse anlasın İsterse anlamaz İşte Amerika'nın Yaptığı bir açıklama var Evlere şenlik Hani siz teröristlerin yanında durmuyordunuz? Hani siz PKK'nın yanında değildiniz? Hani siz YPG'nin yanında değildiniz? Hani siz PYD'nin yanında değildiniz? Bağ gibi de yanındasınız ve arkasındasınız. Kuzey Irak'a binlerce tır, bunlar evet tank getirdiler.
Binlerce tır mühimmat getirdiler. Ve bunları teröristlere teslim ettiler. Ve bu teröristlerle, evet bizim güvenlik güçlerimizle orada savaştılar. Şimdi artık yağma yok. Eğer biz sizinle NATO'da berabersek, Eğer biz sizinle dünyada, NATO'da bu birlikteliğimizi sürdüreceksek,
Bize samimi davranacaksınız. Teröristlerin yanında yer almayacaksınız. Eğer yer alacaksanız bizim yanımızda yer alacaksınız. Gara operasyonu ve sonrasında yaşananların elbette çok boyutu var. Emekli askerler operasyonun başarısız olmasının nedeninin operasyonun siyasete alet edilmesi olduğunu söylüyorlar. Emekli Tuğ Amiral, Türker Ertürk, KRT televizyonunda yaptığı değerlendirmede Hulusi Akar istifa etmeli dedi. Bakınız bir kurtarma, rehine kurtarma operasyonu
Ve fiyaskoyla neticeleniyor. Fiyasko mudur bu? E tabii ki fiyasko. Şimdi başarı, başarıyı göğüslemek kadar başarısızlığa da sahip çıkmak... ...ve sorumluluğun gereğini yapmak lazım. Bugün çağdaş dünyada böyle bir operasyondan sonra sorumlular istifa eder. En başta da Hulusi Akar istifa etmesi lazım. Bir de bir rehine kurtarma operasyonu.
Yani ne olarak yapıyorsunuz? Siz onu şiddet kullanarak... ...veya ne bileyim askeri harekat kullanarak... ...bir özel kuvvet harekatı kullanarak bir reyine kurtarma operasyonu yapıyorsunuz. Bir kere bu tabiatı itibariyle çok zor... ...ve riskli bir operasyon. Şimdi bu Garo'da, Garo'da meydana gelende risk daha da fazla. Niçin? Bir kere ülke topraklarımızda değil bu bir.
İkincisi yabancı bir ülkede bu operasyonu yapacaksınız. Daha da kötüsü yabancı bir ülkenin korumasında veya desteğinde de bu PKK terör örgütü. Diğer bir zorlukta arazi şartları çok ağır. Bir zorlukta bu terör örgütü...
küresel ve bölgesel güçler tarafından ne desteği görüyor? Lustik desteği, siyasi desteği ve teknik destek görüyor. Şimdi bunları oturup hesapladığınız zaman bu harekatı başlangıçta madem Hulusi Akar Soğuma Bakanı başarı yüzdesini ne olarak gördü, ne hesapladı? Size şöyle söyleyeyim, yüzde 20'den fazla değil biliyor musunuz? Bir de harekatın başarısız olmasının bir nedeni de siyasi iktidar.
Çünkü siz ne yapıyorsunuz? Baskın şeklinde bir harekat planlıyorsunuz. Gizlilik çok önemli. Bakın gizlilik çok önemli. Ama Sayın Erdoğan çıkıyor ve müjde veriliyor. Size şöyle söyleyeyim, benim yanımda olanlar biliyor. Ben bu müjdeyi duyar duymaz dedim ki, ya Kuzey Suriye'de, ya Kuzey Irak'ta operasyon var dedim.
E çıktık uzak. Peki ben bunu bir dakikalık düşünme süresiyle söyleyebiliyorsam... ...tehdidi karşı taraftaki terörist grup fark etmiyor mu? Kesin fark ediyor. Ne demek istiyorum? Biz baskına gönderdiğimiz... ...rehine kurtarma operasyonu baskın yemiş. Ve bir şekilde bilgi şeyle de uçmuş. Çünkü burada bir örtme desteği, kaçma kurtulma desteği vermek için... ...peşmergerle beraber iş yapmışlar. Güveniyorlar.
Peşmergeden de bilgi uçmuş. E zaten açıklamalardan karşı tarafın bu konunun istihbarat elde edildiğini öğreniyoruz. Şimdi bakın hatta bu daha önceki biz Kuzey Suriye'deki operasyonlardan biliyoruz. Hatta eleştirmiştik kardeşim böyle davulla zurna ile operasyon yapılmaz diye. Ama siyasi iktidar bunu hep yapıyor. Hatta işte salgında da böyle müjde verme duyguları yüzünden neler yaşadığımızı biliyorsunuz. Hatta size şöyle bir örnek vereyim. Mısır örneği var. Biliyorsunuz biz Mısır'la anlaşmak istiyorduk. Deniz yetki alanları. Onlar biz ihvanı destekliyoruz, Sisi'ye düşmanlık yapıyoruz diye onları ittik Yunanistan'ın kucağına ve Yunanistan'la anlaşma yaptılar.
O iki süre arasında, ne o? İmzaladıktan, meclisten geçirinceye kadar hala süre vardı. Bizimkiler gizli görüşmeler yapıyorlardı biliyor musunuz? Yani bizle anlaşırsanız siz de kazanacaksınız diye. Yine bir cuma namazı çıkışı, bu deşifre edindi, masadan kalktılar gittiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan Ankara İl Kongresinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na çok sert sözler söyledi. Biz bu yolda
gözlerini kırpmadan şehadete koşan yiğitlerin fedakarlığıyla yürüyoruz. Biz bu yolda dağları teröristlere dar eden kahramanların cesaretiyle yürüyoruz. Biz bu yolda 534 gündür evlat nöbeti tutan Diyarbakır annelerinin sabrıyla yürüyoruz. Bay Kemal! Acaba sen o Diyarbakır annelerinin feryatlarını duydun mu? Utanmadan, sıkılmadan 13 şehidimizle ilgili olarak bunun sorumlusu Cumhurbaşkanı'dır diyorsun. Ya sen ne yüzsüzsün ya! Sende yüz var mı ya? 5 yıldır 6 yıldır
Bu şehitlerimizi yakından takip eden bizlere bunların sorumlusu Cumhurbaşkanıdır. Nasıl diyorsun ya? Sana Milli Savunma Bakanımı gönderiyorum. Sana İçişleri Bakanımı gönderiyorum. Seni bilgilendirsinler diye. Ya sen bunlara layık değilsin. Sen bunlara layık değilsin.
ve utanmadan, sıkılmadan kalkıp Cumhurbaşkanına fatura kesmeye kalkıyorsun. Senin bu yaklaşımlarınla bu ülkede biz terörizmle mücadeleyi durdurmayacağız. Sen teröristlerle el ele, kol kola Ankara'dan İstanbul'a yürüyebilirsin. Ama biz teröristlere karşı garada Cudi'de, Kendürek'te, Besler Deresi'nde mücadelemizi sürdüreceğiz. Sen de tribünlerden seyret. Biz bu yolda ağlayarak teröristi sevindirmeyeceğim diyen şehit babalarının asaletiyle yürüyoruz.
Biz bu yolda gecenin karanlığını dualarıyla aydınlatan piri fanilerimizin samimiyetiyle yürüyoruz. Biz bu yolda 15 Temmuz gecesi tanklara meydan okuyan kadınlarımızın dirayetiyle yürüyoruz. Sen 15 Temmuz gecesi tankların arasından korumalarla beraber Bakırköy Belediyesi'ne giden ürke korkak bir adamsın! Türkiye 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ediyor. Bu mücadelenin askeri boyutu sürüyor. Sorunun kültürel, siyasi ve ekonomik boyutunun nasıl çözüleceği konusunda görüşler farklılaşıyor. İktidar askeri boyuta odaklanırken, HDP bu sorunun diğer boyutlarıyla da elini alarak bölge halkını küstürmeden çözülmesi gerektiğini söylüyor.
Ne var ki Türkiye'de geleneksel milliyetçi tabanda HDP'nin söylediklerinin samimiyeti sorgulanıyor ve şehit vermiş ailelerin acıları hatırlatılıyor. Çok boyutlu, çok katmanlı ve çok acıklı bu terör meselesinin çözümü maalesef basit değil. Hem siyasi irade hem de ekonomik güç gerektiriyor. Bunu duyuyoruz ve bu bölümü noktalıyoruz. Çentopi'yi pot bir medyayla hazırlıyoruz. Bir başka bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.