Podcast

67: Biden’ın İlk İcraatları

Trend Topic

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Biden’dan beklenti büyük. Abd başkanı göreve gelir gelmez çalışmaya başladı. Neler yaptı nasıl tepki aldı bu bölümde...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.088 kelime · ~15 dk okuma

Merhabalar ben Nevşin Mengü. İşte Tren Topiği'nin yeni bölümü. Tüm dünya ABD'nin yeni başkanını konuşuyor. Biden'ın göreve gelişi göreve geldikten sonra yaptıklarına bir de biz bakalım. ABD'nin

46. başkanı Joe Biden ve ilk kadın, beyaz olmayan başkan yardımcısı Kamala Harris yemin ederek göreve başladı. Ben, Joseph Robinett Biden Junior'a adım atıyorum. Yardım edeceğim. Yardım edeceğim. Amerika Hükümeti'nin Hükümeti'nin Hükümeti'nin Biliyorsunuz 6 Ocak'ta Amerikan kongre binası Trump taraftarları tarafından basılmıştı. Detayları Trend Topik'in 64. bölümünde ele almıştık. Bu aslında Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük bir travma yarattı. Demokrasiye yapılan çok büyük bir ihanet olarak nitelendirildi. Büyük ölçüde bu baskından Trump sorumlu tutuluyor. Cumhuriyetçi senatörlerin bir kısmı, hatta Başkan Yardımcısı Mike Pence, Trump'a karşı tavır almış durumda. İşte aynı binada sadece iki hafta sonra yeni başkan yemin etti ve konuşmasında önemli mesajlar verdi. Özellikle 6 Ocak'ta yaşanan olayları atıfta bulundu. Bugünün bir adayın zaferini değil, demokrasinin zaferini gösterdiğini söyledi. Bugün, bir seçenek değil, bir sebebi, demokrasinin sebebi.

İnsanların emri duyuldu ve insanların emri ısıtıldı. Yeniden öğrendik ki, demokrasi değerli, demokrasi zayıf. Ve bu saatte, arkadaşlarım, demokrasi kutuplaştı. İsim vermeden Trump yönetimini ırkçılığa ve ülke içinde yaşanan terör olaylarının demokrasiye olan etkisine değindi. Politikal ekstremizm, beyaz süpremizm, domestik terörizm,

Transkriptin tamamını oku

Biden ayrıca, demokrasiye tam olarak ulaşmanın önündeki engelleri aşmanın sadece sözlerle olmayacağını, ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin bir birlik olarak bu işin üstesinden gelebileceğinin altını çizdi. Bir demokrasi içinde her şeyin en ilusif olacağına ihtiyacı var. Birlikte. Biden konuşmasında kendisine oy vermeyenlere de seslendi. Kampanyamızı destekleyen sizlere bize duyduğunuz inanç nedeniyle şükran borçluyum. Bizi desteklemeyenler, sizlere de şunu söylememe izin verin, biz yolumuzda ilerlerken söylemimize kulaklarınızı tıkamayın. Yaptıklarımı değerlendirmeye tabi tutun. Bunları yapıp hala farklı görüşte olabilirsiniz. Bu da çok normal çünkü bu demokrasi, bu Amerika. Cumhuriyetimizin sınırları içinde, barış içinde muhalif olma hakkı belki de bu ülkenin en büyük gücüdür.

Ama söylediklerime kulak verin. Anlaşmazlık ayrılığa neden olmamalı. Size söz veriyorum. Tüm Amerikalıların başkanı olacağım ve söz veriyorum beni desteklemeyenler için de beni destekleyenler için olduğu kadar güçlü mücadele vereceğim. Törende etnik çeşitlilik dikkat çekiciydi. Şehir okuyan genç bir Afro-Amerikalı kadın, ulusal yemini ettiren Afro-Amerikalı kadın asker, sembolik mesajlar olarak algılandı. Törenden bir not daha, Başkan Trump törene katılmadığı yardımcısı Mike Pence oradaydı. Peki biraz dış politikaya bakalım. Medyascope'da Atlantik programında Gönül Toğol Biden'ın önündeki dış politika konularına değindi.

Şimdi ilk dış politika ajandasına baktığınızda Kamala Harris'in web sitesinde dış politika ajandasının ilk maddesi iç politika. Yani şunu diyor, önce kendi demokrasimizi güçlendirmemiz lazım. Her şeyden önce dış politikanın dahi ilk adımı bu olmalıdır diyor. Bu nedenle içeride işte eğitim sistemindeki ırkçılığı gidermek, ten tutun, kampanyaların finansmanını reform etmeye kadar bir dizi reform sözü verdi Biden.

Aynı zamanda da kurumların güvenilirliğini restore etme sözü verdi ve şunu söyledi, ahlaki olarak da bizim üstünlüğü tekrar ele geçirmemiz gerekiyor. Bunun için de gayri ahlaki bulduğu, mesela göçmen politikası, Trump yönetimi altında alınmış kararlar vardı çocukları anne babalarından ayıran, onu sona erdirmek, bu benim önceliğim diyor Biden. İkincisi biliyorsun bazı Müslüman ülkelerden gelme üzerine bir yasak getirmişti. Trump onu geri çevirme vaadinde bulunuyor. Dolayısıyla önce içerideki kurumlara ve kurumlara güveni yeniden tesis etmekle uğraşacak. Tabi ilk adımı muhtemelen bu Covid. Zaten şimdiden bir Covid paketi geçti. Bu çiftlerin nakit paranın ihtiyaç sahiplerine ulaşması vs. Bunlar zaten ön planda ama bunun ardından

Bu kurumları yeniden inşa etmek, kurumları güveni yeniden inşa etmekle uğraşacak. Şimdi dış politikada da hep söylediği şey, demokrasi vurgusu yüzünden ilk söylediği şey, dış politikada atmak istediği ilk adımın çeşitli ülkelerden sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı bir demokrasi zirvesi toplamak olduğunu söylüyor. Bir başka önceliği hemen yapmak istediği şey, Afganistan'daki askerlerin tamamını çekmek. Hiç bitmeyen savaşları sona erdirmek istiyorum.

ve mümkün olduğunca Orta Doğu'da az askeri varlık göstererek LKİD ve IŞİD'e odaklanmak istiyorum. Yani Orta Doğu'da önceliklerim bu olacak diyor. Sonra İran meselesi var tabii. İran çok önceliği olacak. İran'la yeniden masaya oturma önemli. Hep bunu söylemişti tabii. İran'ın iç dinamiklerini de gözeterek ve bugüne kadar Trump'ın attığı adımları gözeterek bunun ne kadar kolay olacağını göreceğiz. Bir başka önceliği dış politikada

New START denen bu nükleer silahsızlanma anlaşmasını uzatmak. Bu çok uzun zaman buna vurgu yaptı, kampanya sırasında hep buna vurgu yaptı. Bu da tabi Rusya ile çalışmayı da gerektiriyor. Hani bir taraftan Rusya'ya karşı çok daha sert olmasını bekliyoruz Biden'ın ama diğer taraftan bir işbirliği alanı da olmak zorunda. Tabi diğer öncelikleri de iklim krizi.

Paris Antlaşması'na geri dönecek Amerika ve bir iklim zirvesi toplamayı düşünüyor. Dış politikadaki önceliklerinin bu olduğunu söylüyor Biden. S-400 meselesini saydık. F-35'leri saydık. F-35 uçaklarının üreticisiyiz. Biz üreticilerinden biriyiz. Biz yasaklanıyoruz Amerika tarafından uçakları kullanmaktan. Bizim ürettiğimiz, bizim de üretimine katkıda bulunduğumuz uçakları başkaları kullanıyor. İsrail kullanıyor, Japonya kullanıyor, Norveç kullanıyor. Biz kullanamıyoruz. Parasını verdiğimiz ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değişiyle 1 milyar 800 milyon dolar bugüne kadar para da vermişiz. 8 uçağımız orada hazır. Verilmiyor bize.

gasp edilmiş durumda bekliyor. Bu konuyu saydık. E Fethullah Gülen konusu zaten orada duruyor. Ve bugünlerde benim çok dikkatimi çekiyor. Sizin de çekiyor mu bilmiyorum. Bir zamanlar her gün her gün neredeyse ya Cumhurbaşkanı Erdoğan ya hükümetin bir başka üyesi ya AK Parti'nin bir başka üyesi işte Amerika'ya Fethullah Gülen'i gönderin çağrıları yapardı. Hatırlıyorsunuz. Bu aralar hiç duydunuz mu böyle bir şey? Yani o sanki

biraz unutturulmaya çalışılıyor gibi ya da hiç değinilmiyor. Demek ki hükümet için acil bir sorun olmaktan çıktı. Böyle mi anlamalıyız bilmiyoruz. Ama bu konuda bir sessizlik dönemine girildi sanki. Tabii Halk Bankası davasını hiç saymıyoruz. Hadi o yargıya ilişkin diyelim. Yani siyasi konu değil diye varsayalım. Şimdi bunlar zaten bilinen konular. Ama şimdi ben size Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında

Önümüzdeki dönem kısa vadede birkaç ay içinde esas asli sorunun nerede çıkacağını tahmin edeceğim. Bu sorun yönetim anlayışı çalışma şeklinden çıkacak, çalışma tarzından çıkacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün sorunların kendisine getirilmesini ve kendisinin çözüm yolu bulmasını ya da bulmamasını isteyen birisi. Trump'la bunu yapabiliyordu. Trump'la şahsi ilişkiler kurabiliyordu. Ha bana sorarsanız çok da başarılı olmuyordu. Çünkü Trump zamanında bütün bu Türkiye'ye F-35 planından çıkarıldı. Ondan sonra yaptırım uygulamaları başladı. Yani Trump işte yüzüne gülüyordu. Bazen çok ağır hakaretler ediyordu. İşte mektup yazıp basına veriyordu. Aptal olma, kabalayılık yapma diye. Özür dilerim bunlar benim sözlerim değil Cumhurbaşkanı'na karşı. Trump'ın sözleri fakat

Cumhurbaşkanı buna çok büyük bir tepki göstermedi. Sadece mektubu iade ettik falan gibi bir ses. Peki ne kazandı Türkiye bu liderden lidere ilişkilerden ne kazandı? Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler iyiye mi gitti? Hayır daha kötüye gitti. En ağır ambargo yedi F-35 savaş uçakları nedeniyle söylüyorum. Daha sonra da işte geçenlerde savunma sanayi başkanına yönelik yani Türkiye'nin kendi milli sanayini savunma sanayini geliştirmesine yönelik çok ağır bir darbe daha geldi.

Bütün bunları birleştirdiğimizde aslında liderden lidere ilişkilerin, Erdoğan Trump arasındaki şahsi ilişkilerin çok da Türkiye'nin yararına sonuçlar verdiğini filan söylemek mümkün değil. Bu çok zor. Aynı şekilde Suriye'de bu YPG'nin desteğiyle Amerikan varlığı devam etti. Yani o işbirliği devam etti. Ortadan kalkmış değildi. Erdoğan liderden lidere ilişkilere inanan birisi. Trump bu yüzden onun ideal partneriydi.

Putin'le ilişkileri öyle. İşte Merkel artık görevi bırakıyor. Merkel'le ilişkileri böyle yani birebir ilişki. Kurumlar ne yaparsa yapsın onlar biraz hani bürokratik işlemler gibi bakıyor. Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, işte Milli İstihbarat Başkanlığı falan böyle bu hazine. Bunlar böyle hani uğraşsın ama bana gelsin her şey. Halbuki Biden Trump gibi değil tam tersine ve bunun Trump'ın tam tersine olacağını söyleyerek zaten iktidarı geldi. Dedi ki ben

kurumlar devletinden yanayım. Ben hani yine devleti devlet gibi işleteceğim. Yani demek istiyor ki arkadaş bir dışişleri konusu varsa onu dışişleri bakanları kendi aralarında halletsinler. Halledemezlerse bana gelsin.

Halbuki biz istiyoruz ki baştan itibaren her şey A'dan Z'ye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zaten onu gerektiriyor. Bütün yürütme yetkilerinin Cumhurbaşkanlığı'na devredilmesi ne demek arkadaşlar? Bu demek zaten. Bütün yürütme yetkileri dediğiniz zaman bunun içine Çevre Bakanlığı da giriyor, Barajlar İdaresi de giriyor. İşte her şey giriyor, her şeye Cumhurbaşkanı karar veriyor. Yani böyle bir şey içindeyiz. Bu ciddi bir soruna yol açabilir. Çalışma tarzı sorununa yol açabilir.

Tekrar hoş geldiniz. Joe Biden'ın görevi devralmasının magazini çok. Trump'ın Biden'a bıraktığı mektup epey espri konusu oldu. Geneleksel olarak eski başkan yeni gelen başkana bir mektup bırakıyor. Sosyal medyada bir cümlelik bir mektup epey döndü. Joe aslında benim kazandığımı biliyorsun yazıyordu bu mektupta. Bu tabii gerçek değil bir sosyal medya esprisi. Ama hakikaten Donald Trump Biden'a bir mektup bırakmış. Bu mektubun detaylarını Biden pek paylaşmadı.

Trump'ın meşhur kırmızı düğmesi çok konuşuldu. Şöyle ki çalışma odasına Trump koca bir kırmızı düğme koydurmuş. Hatta işte konukları yabancı devlet hükümet başkanlarına falan espri yapıyormuş. Bazen bu düğmeye basıp ''Aa tüh bu nükleer silahların düğmesiydi bakın yanlışlıkla bastım tüh tüh vah vah'' falan deyip gülüyormuş. Halbuki bu düğme Trump'a özel konulmuş. Trump her bu düğmeye bastığında kocaman buz gibi bir diyet kola serbest ediliyormuş başkan Trump'a.

Evet Trump'ın espri anlayışı biraz değişik. Biden ilk icraat olarak bu diyet kola düğmesini de kaldırmış. Biden'ın ilk gününü Habertürk Televizyonu'nda yazar Oray Ayn şu şekilde anlattı. Öncelikle şunu söyleyeyim. Neredeyse bir hani havadan o ağırlık gider ya öyle bir hava var şu anda Washington'ın bu yemin töreninden sonra. Herkes bir karahlamış gibi gözüküyor. Sokaklara indi insanlar. O kapalılık devam ediyor elbette. Ama gene de hani bir coşku var sokaklarda. Bu hissedilen bir şey. Ama bu geçici mi kalıcı mı olacak bunu bilmiyoruz. Çünkü tam Biden bu birleştirme konuşmasını yaparken kongre üyelerinin yeni bir kongre üyesi, temsilciler meclisinin yeni üyesi hemen

Biden'ı azledelim diye tweet attı mesela. Bu işte o 4 senenin, Trump'ın 4 senesinin sadece Trump'la sınırlı olmadığını gösteriyor. Etkisi önümüzdeki dönemede kalacak. Bu kutuplaştırıcı iklimin sonucu olarak gelmişti Trump. Yani bir sapma değildi. Hakikaten saflar birbirinden daha da ayrılmaya başladı Amerika'da. Biden nasıl bu ülkeyi tekrar birleştirecek bilinmiyor. Ekonomik darboğaz, bir takım sorunlar zaten hep vardı. İşte işçi sınıfının giderek burada iş bulması azalıyor. Değişen teknolojiler eğitimli sınıfa daha fazla yarıyor.

İşsizlik rakamları yüksekteydi ama üniversite mezunları daha fazla para kazanmaya başlamıştı. Böyle ayak işlerinde çalışan mavi yakalı denilen işçi sınıfı girerek işlerini kaybetmeye başladı. Fabrikalar kaybolmaya başladı. Trump da bunların aslında rüzgarıyla geldi. Şimdi bu ekonomi geriye dönmeyecek. Bu fabrikalar hala kapalı. Bir takım endüstriler değişiyor. Bu öfke daha da büyüyecek. Biden nasıl toparlayacak? Bu bir sorun şartı.

Göreve gelir gelmez Joe Biden'ın ilk yaptığı iş dizi dizi başkanlık kararnamesi imzalamak oldu. Biden 30 tane başkanlık kararnamesi imzaladı. Başkanlık kararnameleri hemen yürürlüğe giriyor. Bu kararnameleri geri döndürmenin bir yolu temsilciler meclisinden yeni bir yasa çıkarmak. Ama şu anda temsilciler meclisi ve senatoda demokratlar çoğunlukla o nedenle Biden'ın bu anlamda öne açık. Ya da kararname anayasaya aykırıysa anayasa mahkemesi bu kararnameyi iptal edebilir.

Biden'in imzaladığı 30 başkanlık kararnamesi arasında önemli kararlar var. Dünya Sağlık Örgütü'ne yeniden katıldı ABD. Federal binalarda maske takılması zorunluluğu, uçaklarda, trenlerde, otobüslerde maske takma zorunluluğu getirildi. Neden sadece federal binalar diye düşünürseniz, ABD'nin de eyalet sistemi var. Eyaletlerin kendi iç yapılarında, kendi merkezi federal hükümetleri var. Onlar kendi yetki alanlarıyla ilgili kendileri karar veriyorlar.

Eyaletler bu kararları örnek olarak uygulayabilir veya uygulamayabilir. Eyaletlerin de bu kararları alması için teşvik edilmeye çalışıldığını söyleyebiliriz. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'ne seyahat edenlerden PCR testi talep edilmesi, Paris iklim anlaşmasına geri dönülmesi, Meksika sınırına örülen duvarının finansmanının durdurulması da Biden'ın ilk imzaladığı başkanlık kararnameleri arasında. En fazla başkanlık kararnamesi kullanan başkan Obama olmuştu. Obama dönemini tamamen silmek isteyen Donald Trump, Obama'dan fazla başkanlık kararnamesi çıkardı. Trump'ın izlerini silmek isteyen Biden'da hızlıca uygulamaya geçmek için ard arda başkanlık kararnameleri çıkarıyor. Reuters'tan Hümeyra Pamuk bu işleyişi YouTube kanalımda anlattı.

Hümeyra merhaba. Merhaba Nelsen. Ya şimdi hep konuştuk ya Biden dönemi restorasyon başlayacak Amerika Birleşik Devletleri'nde işte normale dönüş, eskiye dönüş falan. Tabii iyi güzel de, inanılmaz mesela ard arda bir sürü başkanlık kararnamesi imzaladı Joe Biden. Kaç tane aşağı yukarı? Otuz tane. Fakat şimdi işin acayip tarafı, bak şimdi biz bu başkanlık kararnamesi meselesini Türkiye'de de eleştiriyoruz ya, ya gönlüne göre hemen hızlı geçsin diye değil mi bu şeyler? Takır takır imzalıyor. Otuz, ya bu dile kolay. Yani hiçbir şey yok aslında burada. Demokratik prosesten geçmiyor bunlar. Yani temsilciler meclisinden, senatodan geçmiyor. Gönlüne göre, başkanın istediğine göre şakır şakır imzalanıyor ve uygulamaya konuluyor. Aslında bu biraz ironik değil mi? Biraz ironik ancak 30 tane kararnamenin 14 tanesi koronavirüsle ilgili, 4 tanesi spesifik ekonomiyle ilgili, 5 tanesi göçmen mevzuları, immigrationla ilgili, diğerleri de işte regulasyonlar, etik vs. Bunu yapmasının sebebi de şu, şu şekilde açıkladı.

Senato süreci biliyorsun önümüzdeki dönemde bayağı yoğun olacak. Biden'ın yeni bakanlarının onay süreci var Senato'da. İşte Blinken'in oturumunu izledik. Savunma bakanı onaylandı. Ondan sonra pazartesi akşamı sanıyorum Janet Yellen hazine bakanı onaylanacak. Bir de öte yandan Trump'ın itham azil soruşturması Senato'ya gelecek iki hafta sonra.

Dolayısıyla kanun çıkarmak için, yeni kanun çıkarmak için çok yoğun bir dönem ve aynı zamanda şimdi senatodaki matematik değişti. Demokratlar 50 senatör var, Cumhuriyetçiler 50 senatör var ve Kamala Harris Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oyuyla demokratlar yönüne gidiyor ama Türkçesini dün akşam bulmaya çalışıyordum. Filibuster denen bir kural var. Filibuster'a göre 60 oyla yani daha partiler üstü bir anlaşma olsun yapılan.

kanunlarda alınan kararlarda. Bu yüzden hani elli artı bir şeklinde sadece parti çizgisinde bütün kanunlar olmasın. Yani hani cumhuriyetçilerin karşı olacağı şeyler var. Standart işte şey göçmen mevzularıyla ilgili. Eee demokratların karşı olacağı şeyler var. Vergi indirimiyle ilgili. mesela. Hani öyle olmasın da biraz daha partiler üstü daha yüksek bir destekle geçsin bu kanunlar diye filibuster kuralı var. Biden bunun değişmesini istemiyor. Değiştirelim, değiştirmeyelim diye bununla ilgili tartışmalar sürüyor. Dolayısıyla şu anda senin dediğin gibi o ideal temsilciler meclisi sonra senato vesaire o süreç için çok fazla zamanımız

Yani siyasi olarak çok iyi bir durum yok. Ama dedi ki yani koronavirüsle ilgili acil önlem almamız gerekiyor, acil adımlar atmamız gerekiyor. Çünkü Trump döneminde bu pandemi gerçekten ciddiye alınmadı ve Amerika'nın bugün geldiği nokta 24 milyon enfekte kişi ve 400 bin ölüm. Yani baya çok. Ya şey daha yeni geldi değil mi federal binalarda maske takma zorunluluğu yokmuş?

Evet, federal günahlarda maske takma zorunluluğu bu kararnamelerden bir tanesiyle geldi. Şimdi mesela ben düşünüyorum, Mart ayında ben Pompeo ile birlikte Afganistan'a gitmiştim. O zaman pandemi başlamıştı. Ama işte Amerika'da ciddiye alınması, diğer ülkelerde başlamıştı, Çin'de çıkalı zaten olmuştu. Amerika'ya da Ocak sonunda gelmiştik.

Bütün bir Şubat ayı Trump'ın, bu işte grip gibi bir şey, geçip gidecek, her şey kontrol altında, bu briefingleriyle geçti ve Mart sonunda biz Afganistan'a giderken uçakta maske takmak zorunlu değil. Bugün hatırladığım da böyle korkuyla titrediğim bir şey ve o şekilde gittik ve geldik çok şükür bir şey olmadı. Biden aynı zamanda Amerikan halkından 100 gün lütfen maske takın, 100 gün hepimiz maske takarsak ve dikkat edersek Uzmanlar diyor ki 50 bin hayat kurtarılabilir. Yani bunu çok şey yaptı, altını çizdi. Bakalım. Şimdi bu aslında şey değil mi? Bu başkanlık kararnamesi ilk Obama zamanında çok böyle imzalanmış. Obama'da bir yeni işte change, değişim diye gelmişti.

Sonra o babanın yaptıklarını geri almak için Trump şakır şakır başkanlık kararnamesi, şimdi de Biden hadi başa dönmektir başkanlık kararnamesi. Yalnız bir şey söyleyeceğim hani bunlar böyle şey olacak ama bence bu son gördüğümüz yani Trump sonrasında falan gördüğümüz, bak başkanlık sisteminin ki en böyle süper yürüyor falan denilen Amerika'da bile bak nasıl bence yürümediğini gösteriyor aslında. Ya da işte Trump'ın mesela son gün imzaladığı o pardonlar, o özünler kafasına göre hep de insanları azlediyor. Ya tamam kardeş sen yargılanma falan. Böyle bir şey olabilir mi? Hep bunlar bak bu sistemi bence hani yumuşak karnı, açığı gibi görünüyor bence dışarıdan. Bir de hani işte Amerikalılar ne diyorlar? İşte bizim başkanlık sistemimiz bize özel, Amerika'nın özel bir durumu var falan filan. Orada bile bu kadar aksıyor. Hakikaten bu başkanlık sistemini heves eden ülkelerin iki kere düşünmesi lazım diyeyim ben. Bilmiyorum, katılır mısın? Bir şey söylemek ister misin?

Biraz evet, sadece Amerika'da gerçekten bir güçler ayrılığı söz konusu biliyorsun. Yasama, rütbe ve yargı özellikle yargı ayağındaki güçler ayrılığının ne kadar ne kadar önemli olduğunu Trump'ın çok yanlış ve bütün ülkeyi çok kötü bir yere sürükleyen seçimi geri çevirme çabası içerisinde çok gördük. Biliyorsun Trump kendi döneminde yargıç atamaları açısından çok şanslı bir başkandı. Yanlış söylemeyeyim 3 tane Supreme Court yani yüksek mahkeme yargıcı atamış bir başkan oldu ama onlar da dahil 60 kadar da dava başvurusu yaptığı çeşitli her eyaletteki seçim sonucuyla ilgili birçok cumhuriyetçi kendisinin atadığı yargıç. Bunlar asılsız. Bu davada doğru düzgün bir kanıt sunmuyorsunuz. Seçimle ilgili yani bu seçim yanlış diyorsunuz. Tekrar sayılsın istiyorsunuz ama bir kanıtınız yok diye o yargıçların teker teker o davaları reddettiklerini gördük. Bir gazeteci olarak ona tanık olmak çok önemliydi. Yani yargının

tek başına bağımsız bir şekilde durmasının durabilmesinin ne kadar önemli olduğunu orada ve güçler ayrılığının ne kadar önemli olduğunu orada anlamış olduk. Çünkü yani bu seçimi kazan ben kazandım yalanıyla biliyorsun 6 Ocak baskını oldu nerelere gittik yani. Biden'ın işi zor, durma noktasına gelmiş ekonomiyi canlandırmak ancak bunu yaparken de insanların mağdur edilmesini önlemek zorunda. Biden'ın imzaladığı iki başkanlık kararnamesi buna yönelik. Son açıklanan işsizlik raporuna göre 900 bin Amerikalı daha işsizlik yardımı başvurusu yapmış. Biden imzaladığı kararnameyle Çalışma Bakanlığı'na bu kişilere sağlıklarını tehdit eden iş imkanlarını reddetmeleri halinde de işsizlik yardımı almalarını sağlama talimatını verdi.

Biden ayrıca imzaladığı kararnamelerle 2 milyon savaş muhabirinin federal ödeme ve borçlarına dondurulması, federal hükümetin sözleşmeli çalıştığı şirketlere üretimi devam ettirmeleri ve çalışanlarının maaşlarını ödeyebilmeleri için vergi geliriyle desteklenmeleri, Aralık ayında geçen koronavirüsü tasarısında yardım almaya ev verişli olan ancak yardıma erişemeyen 8 milyon kişiye yardımların ulaştırılması talimatını verdi. Başkan ayrıca Tarım Bakanlığına çoğu okullarda dağıtılan yemeğe ihtiyaç duyan ailelere verilen gıda yardımını arttırma talimatı verdi. Bu üç çocuklu bir aileye her iki ayda bir 100 doların üzerinde ek mali destek sağlanmasını içeriyor. Pakette küçük esnafa destek de var. Aynı zamanda saatlik asgari ücret 15 dolara çıkarılıyor. Biden'ın dönüşü ard arda imzaladığı kararnameler demokrasiye dönüş diye algılanıyor. Ne var ki bu kararnamelerden herkes bu kadar memnun değil. Washington Examiner gazetesi 22 Ocak'ta Biden'ın kararnameleri talihsiz normale dönüş hamleleri başlıklı bir yazı yayınladı. Yazıda Biden'ın kararnamelerle yaptığı düzenlemeler Trump'ın yaptığı düzenlemeleri tamamen geri çevirmek şeklinde. Ne var ki Trump'ın yaptığı düzenlemeler Covid-19 öncesi Amerikan ekonomisini ayağa kaldırmış, küçük işletmeleri canlandırmıştı.

Biden'ın kararnameleriyle hayata geçen yeni düzenlemeler işletmelerin sırtına yük bindirecek. Örneğin Paris iklim anlaşmasına geri dönüş önümüzdeki 20 yılda özel sektörde 6,5 milyon kişinin işsiz kalmasına yol açacak. Vatandaşlar elektrik faturalarında yükseliş görecek deniyor. Washington Examiner'a göre bu kararnameler günü kurtarmaya yönelik ve orta uzun vadeyi hiç hesap etmiyor.

Biden, Amerikan toplumundaki ayrılığı-gayrılığı bitireceğim diye göreve geldi ama bu o kadar kolay olmayacak. Biden'ın yaptıklarının Amerika'yı mahvedeceğini düşünen çok sayıda Amerikalı var. TikTok'ta Trump yandaşları Trump'ın ardından en çok ağlama yarışması başlattı. Gözyaşları içinde Trump'a geri dönmesi için yalvaran bir kadının videosu en çok paylaşıldı. President Trump... Eğer bunu görürseniz bizi kurtarın.

Siyasette kolay yol yok, en azından bu dönemde öyle. Bu bölümü de bu şekilde değerledik. Biden'ın attığı adımları ve elbette Türkiye politikasını da takip etmeye devam edeceğiz. Çentopi'yi PodB Media ile birlikte hazırlıyoruz. Yeni bir bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)