
2.624 kelime · ~13 dk okuma
Bu hafta İran'dan devam ediyoruz. İran'da çok önemli bir suikast gerçekleştirildi. Suikast neden? Önemli suikast. Sene ardından yaşananlar bize ne anlatıyor? Bir bakacağız. Tren Topi'nin 57. bölümüne hoş geldiniz. Ben Nevşin Megü.
2020 yılının ilk günlerinin en çarpıcı olayıydı. İran devrimi muhafızları Kudüs gücü komutanı Kasım Süleymani Amerika Birleşik Devletleri tarafından Irak'ta nokta atışı bir operasyonla öldürüldü. Trump emir verdi, Amerikan güçleri İran'ın efsane komutanı Kasım Süleymani'yi Irak'ta öldürdü. İran'dan intikam sesleri yükseldi. Amerika'nın Orta Doğu'daki tüm üsleri kırmızı alarma geçti.
Bugünden itibaren dünya artık daha da tehlikeli bir yer haline geldi. Cin şişeden çıktı. Amerika-İran ilişkileri en kritik sürece girdi. Amerikan ordusu İran'ın üst düzey komutanlarını vurdu. Orta Doğu'da gerilim iyice tırmandı. Karşılıklı tehditler devam edince yeni dünya savaşı başlar mı sorusuna da yanı taranmaya başlandı. İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Amerikan Hava Kuvvetleri'nin saldırısı sonucu Bağdat'ta öldürüldü. Saldırıyla birlikte Amerika ve İran ve bölge ve dahası dünya dönüşü olmayan bir yola girmiş oldu. Bu çok net ki açıklamalar da bunu teyit ediyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, emri ben verdim, Kasım Süleymani birçok kişinin katili daha önce öldürülmeliydi dedi.
İran'dansa intikamı yakın gelecekte çok acı ve sert olacak açıklaması geldi. Kasım Süleymani kim öldürülmesi neden önemli hatırlayalım. İran'da iki ordu var. Bir tanesi eski Şah döneminden kalma normal ordu Ertiş denilen bir de devrim muhafızları ordusu var. Sepah denilen devrim muhafızları ordusu İran İslam devrimi sonrasında kuruldu. Humeyni tarafından kuruldu ve direk dini rehbere bağlı devrim muhafızları devrim muhafızlarının Kudüs gücü dediğimiz kolu ise
İran'ın dış ülkelerdeki operasyonlarını yürüten bir kol. Zaman zaman yurt dışında İran'ın gerçekleştirdiği suikastlerde de imzası görüldü. Ama en son özellikle Suriye iç savaşında Esad ve Esad güçlerine destek olarak Büyük bir rol oynadı ve ön plana çıktı Kudüs gücü. İşte bu gücün komutanı Kasım Süleymani'ydi. Kasım Süleymani Suriye iç savaşı sırasında sık sık Suriye'de görüldü. Hatta Suriye'den fotoğraflar paylaştı. Aynı şekilde Irak'ta, IŞİD'e karşı verilen savaşta Şii güçlerle beraber ön saflardaydı. Dolayısıyla son dönemde hem dünya tarafından tanınan hem de İran'da popülerize olan bir isim oldu Kasım Süleymani.
Kasım Süleymaniye'nin cenaze törenine on binlerce insan katıldı. Hatta yaşanan izdihamda 50 kişinin öldüğü haberleri basına yansıdı. Gerek cenaze töreninde gerek sonrasında İran rejimi Süleymaniye'nin intikamını alacağız dedi. Bu yönde yeminler etti. İran Irak'ta bulunan iki Amerikan üssünü balistik füzelerle vurdu. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmadı.
Temmuz 2020'de İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Khamenei, Süleymaniye'nin intikamını alacaklarını yeniden gündeme getirdi. Eylül ayında da CIA, İran'ın intikam almak için ABD'nin Güney Afrika Büyükelçisine bir suikast planı yaptığını duyurdu. En az Kasım Süleymaniye suikasti kadar önemli bir suikast de 2020 yılı sonunda gerçekleşti. İran'ın nükleer programının babası denilen Mohsen Fahrizade, Tahran'da bir suikast sonucu öldürüldü.
Dediğim gibi Fahrizade İran nükleer programının babası olarak biliniyor. Ne demek bu? 2023 yılına kadar İran resmi olarak dünyaya açık bir şekilde nükleer silah üretme programı yürütmekteydi. Bu programın adı AMAD. Fahrizade AMAD'ın başkanıydı. İran 2003 yılında silah üretiminden vazgeçtiğini, nükleer çalışmaları sadece barışçıl amaçlarla yürütmeye başladığını açıkladı ama Amerika Birleşik Devletleri'ni Avrupa'yı bu konuda ikna etmede pek başarılı olamadı. Fahrizade'nin ismi İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 2018'de İran'ın nükleer programıyla ilgili yaptığı sunumda da öne çıkmıştı. Netanyahu Fahrizade'nin ismini anıp bu ismi unutmayın demişti.
Suikaste ilişkin detaylar çarpıcı. İran Devlet Haber Ajansı'na göre Fahrizade suikaste uğradığı sırada Abserd kentinde yaşayan kayınpeder ve kayınvalidesini ziyarete gidiyordu. Nükleer fizikçiyi bir araba dolusu koruma takip ediyordu. İran devrim muhafızlarının belgeselcisi Cevat Mogoi bu sırada Ara Kavşak'ta park halinde olan boş Nissan marka bir arabanın inflak ettiğini söyledi. Patlama sonucunda bir elektrik direğinin devrildiği belirtildi.
Mogoi'nin aktardığına göre bir grup suikastçi park halindeki bir Hyundai Santa Fe'den indi, bir grupta motosikletle olay yerine geldi. Yerdeki suikastçilere keskin nişancılar destek verdi, toplamda 12 suikastçi araçlara ateş açtı. Fahrizade'ye en az 3 kurşun isabet etti. Mogoi'nin aktardığına göre nükleer fizikçi vurulduktan sonra araçtan indiği yere yığıldı. Fahrizade en yakın sağlık merkezine götürülecekti. Yalnız en yakında bulunan sağlık fasilitesinde elektrik yoktu. Elektrikler kesikti. Bu yüzden Tahran'a götürülmesi gerekti. Fahrizade kendini taşımak için gelen helikopterde hayatını kaybetti. Olayla ilgili başka bir tuhaf detay. Olay anında bölgedeki kameraların hiçbir tanesi çalışmıyordu. Bu nedenle bu 12 suikastçının başarılı şekilde kaçtığı belirtiliyor.
Fahrizade suikasti aslında bir serinin devamı gibi görünüyor. 2010-2012 yılları arasında dört İranlı nükleer bilimci suikaste uğramıştı. Tahran yönetimi bu eylemlerden İsrail'i sorumlu tutmuştu. Hatta Tahran yönetiminin tezi şu yöndeydi. İran-Irak savaşı sırasında İran rejimine karşı Irak'a destek veren ve bu nedenle kamuoyu tarafından da bir nebze dışlanan ancak diasporada tutunma imkanı bulan
Halkın Mücahitleri Örgütü isimli bir örgüt var. İran rejimi İsrail'in bu suikastları Halkın Mücahitleri Örgütü'nü taşeron olarak kullandığını ve suikastları bu şekilde gerçekleştirdiğini belirtiyor. İran Fahrizade suikastinde İsrail ve Halkın Mücahitleri yaptı diyor. Ne var ki İran uzmanı Arif Keskin bu ölümlerle ilgili bize şunu hatırlatıyor.
Diyor ki, İran'da öldürülen bilim adamları hakkında 7 suikast gerçekleşmiş, 6 bilim adamı öldürülmüş. Hepsi İran'da ve Tahran'da olmuş. İkisi evlerinin önü, biri iş yeri, üçü caddede öldürülmüş. Bir bilim adamının üniversitedeki odası patlatılmış. Suikastlerin tam failleri bulunamamış. Daha önceki suikastlerin faillerinin de bulunmadığını işte burada not edelim ve devam edelim.
2010 yılında İran Stuxnet virüsü ile sarsılmıştı. Bu virüs direk İran nükleer programını hedef almıştı. Verilen bilgilere göre Stuxnet virüsü İran'a nükleer çalışmalarına ciddi bir darbe indirdi. Peki bu virüs nereden çıktı? Bu virüsü hiçbir ülke
Resmi olarak üstlenmedi ama virüsü Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in birlikte geliştirdiği ve İran üzerinde ortak bir operasyonla kullandığı tahmin ediliyor. Peki Fahrizade'yi İsrail mi öldürdü? Habertürk'te Afşin Yurda Kulum programına katılan gazeteci savaş programa kulak verelim. Aslında bir nükleer fizikçinin ölümünün ötesinde bir durumdan söz ediliyor.
Fahrizade'nin sadece nükleer fizikçi yönüyle ilikleniliyor ama olay bundan biraz daha geniş ve kapsamlı. Fahrizade, İran'ın savunma bakan yardımcısı. Yani şu an İran'ın savunma bakan yardımcısının suikaste uğramasından bahsediyoruz. Savunma bakan yardımcısı olarak savunma bakanlığının inovasyon ve arge bölümünün de başında olan birisi. Suikaste uğradığı güne kadar kendisi bu görevini sürdürüyordu.
Bakın, İran'da bugüne kadar 6 farklı nükleer fizikçi suikasta uğradı. 2010'dan 2020'ye kadar. Yani bu sürpriz değil. Sürpriz olan konu, Fahrizade'nin kişiliği ve niteliği üzerinden yürüyen bir tartışma. Kendisi devrim muhafızlarının üst düzey bir komutanı.
İran-Irak savaşında görev yapmış bir komutan. Bundan dolayı da kendisinin suikastinin etkileri çok daha büyük. İsterseniz şu profiliyle ilgili biraz daha açmak isterim. Kendisi İran'ın nükleer programından öte füze programını başlatan kişi olarak biliniyor.
Füze programını başlatan ve daha sonra Ahmet İnejad döneminde, İran'ın eski cumhurbaşkanı Ahmet İnejad döneminde İran'ın nükleer programına dahil olmuş biridir. Kendisi 2007'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından ambargo listesine dahil edilmiştir. Çünkü İran'ın nükleer programının başlat aktörü olması gerekçesiyle. Öte taraftan birkaç sene önce Farm Policy dergisi dünyanın en etkin ve güçlü 500 kişisini açıkladığında bu kişilerden biri Fahrizade'ydi.
Ayrıca PORGAM'a göre olayın üzerinde büyük bir sis perdesi var. istihbaratının, özellikle devrim muhafızları istihbaratının ciddi bir istihbarat zaafı içerisinde olduğu tartışılıyordu. Ali Şemhani'nin açıklaması, yani İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterinin bir açıklaması bütün dikkatleri bir anda istihbarat zaafına çekti. Kendisi şunu söylüyor, biz bu suikasti önceden biliyorduk, yerini de biliyorduk ancak önleyemedik. Şimdi burada
Şunu biliyoruz. Son 7 yıldır İran'ın nükleer fizikçilerini koruyan birim devrim muhafızları ordusudur. Normalde İran'ın devlet yetkilileri İran polisinin koruma birimi tarafından güvence altına alınır. Şu an devrim muhafızlarının istihbaratının bir gedik veya bir sızmayla karşı karşıya olduğu tartışmaları çok yüksek. Birincisi bu. İkincisi çok büyük bir dezenformasyon söz konusu. Biz aslında Fahrizade'nin gerçekten nasıl öldürüldüğünü tam olarak bilmiyoruz.
İlk başta kendisinin 12 kişilik bir tim tarafından bunların dördü motosiklette olmak üzere önce ateş açıldı ateş açılmasından sonra bir kamyonetin patlatıldığı, infilak ettirildiği ile başlandı. Bugüne geldiğimizde yine demin bahsettiğimiz genel sekreterin açıklamasına göre hiçbir insani unsur olmadan hiç kimse olmadan uzaktan kumandayla otomatik silahlarla yapılmış bir olay söz konusu. Öte taraftan Fahrizade gibi bir komutanın, eski komutanın aracından ateş edilmesine rağmen inmesi ayrı bir soru işareti. Üst düzey yetkililere güvenlik koruması alanında söylenen ilk direktif her ne olursa olsun aracın içerisinde bir duman olmadığı sürece her ne olursa olsun araçtan inmeyindir. Ve kendisi üst düzey korumalarla korunan birisiydi ki korumalarından bir tanesi
Eski Dışişleri Bakanı Manuçer Muhteki'nin de uzun zaman korumalığını yapmış birisi. Yani çok ciddi bir koruma ekibinden bahsediyoruz. Böylesi bir koruma ekibinin nasıl suikasti önleyemediği, istihbarat zaafı mı olduğu, devrim muhafızlarının istihbaratına bir gedik mi açıldığı şu an çok önemli tartışma kurularınız. Programa göre konu İran istihbarat servislerinin arasındaki koordinasyonsuzluk ve belki de kendileri arasındaki çekişmeye dayanıyor. İran'da ambargoların kaldırılıp yeniden nükleer müzakerelere girilmesi İran'ın devlet kanadının bir tarafı tarafından istenmiyor ve kendi menfaatlerini görülmüyor. Bunlar devrim muhafızlarının başında geldiği radikal muhafız hikâr grubu. Alımlı reformistler ise müzakereye daha yakın duruyorlar. Bundan dolayı dediğim gibi arada birbirlerine karşı bir sabotaj söz konusu olabiliyor. İstihbarat örgütlerinin çalışma yapısını az çok takip edenler bunun çok olağan bir şey olduğunu görüyorlar. Aynı istihbarat örgütünün içerisinde bile farklı kanatların birbirlerine karşı pek çok operasyon yaptıkları Orta Doğu tarihinde de vardır. Sadece İran'da değil pek çok ülkenin istihbaratında geçerlidir.
Bir de bunu biraz daha destekleyen bir konu ise Fahrizade'nin suikaste uğradığı konjöktür. Bakın İran seçimlerine, İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çok az bir zaman kaldı. Yani 2021 Haziran ayında bir Cumhurbaşkanlığı seçimleri olacak. Burada, şu an İran'da bir generalin, bir askerin yeni cumhurbaşkanı olması tartışılan konulardan bir tanesi. Şimdi bu suikast, yani İran'ın nükleer programının başında olan bir bakan yardımcısına yaptığınız suikast, olası Amerika'yla nükleer mutabakatın önündeki en büyük sabotaj hareketlerinden bir tanesi bence. Bu, ister İsrail perspektifiyle olsun, ister İran'ın içerisinde istihbarat zafiyetinden olsun, şurada eminiz, İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
Bu suikast bundan böyle İran'da radikal muhafazakar bir asker generalin mi cumhurbaşkanlığı olarak koltuğa oturacağı yoksa bundan böyle Biden'la müzakereleri devam ettirebilecek bir ılımlı reformist cumhurbaşkanının iktidara gelip gelmeyeceğini dini rehber Ayatollah Amine'nin görüşlerini çok etkileyecek bir suikasttır. İran parlamentosu suikastin ardından özel bir kapalı oturum gerçekleştirdi. Oturum sonrası meclis başkanı Muhammed Galibaf düşmanlarımızı bu cinayeti işlediklerine pişman edeceğiz dedi. İran'ın dini rehberi Hamane'ye yakınlığıyla bilinen rejimin sesi diyebileceğimiz Keyhan gazetesinde yer alan bir köşe yazısında bu suikaste karşı İsrail'in Hayfa kentinin haritadan silinmesi gerektiği yazıldı.
Evet, İranlı yetkililer hep böyle pişman edeceğiz, haritadan sileceğiz diyorlar ama hatırlatalım. Şimdi Kasım Süleyman'ın suikasti sonrası daha da sert açıklamalar yapılmıştır. Ama İran, Amerika Birleşik Devletleri'nin canını yakacak bir adım atmayı başaramadı. İran devlet haklının bir kanadı Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana Amerika ile bütün bağları top yükümü koparmamanın peşindeydi. Ve ona göre ölçülü yanıtlar vermeye çalıştı. Kasım Süleymani'nin öldürülmesine rağmen. Yani İran devletinin bir kanadı Joe Biden'ın seçilip Trump'ın kaybedip tekrardan nükleer mutabakatı oluşma zemininin gerçekliğini biliyordu. Ondan dolayı buradaki kalan sürede İran'ın sert bir yanıt
vermesini beklemek rasyonel değil. Evet intikam isteyenler var ancak Joe Biden koltuğa oturana kadar İran sert bir tepki vermeyecektir. Bakın bu sabah çok önemli bir gelişme oldu. İran dışişleri bakanı Cevat Zarif önümüzdeki cumhurbaşkanının da kabinesinde dışişleri bakanlığını kabul edebileceğini söyledi. Bu başlı başına İran'ın bu önümüzdeki kalan sürede Cevat Zarif üzerinden verdiği bekleyin biz de bekliyoruz siz de bekleyin perspektifini ortaya koyan çok önemli bir gelişme.
Daha fazla detay almak isteyen dinleyicilerimiz için Afşin Yurdakul'un Habertürk'teki programına ait linki de açıklamalara koyuyoruz diyelim. Kısa bir ara verelim. Aranın ardından tekrar birlikteyiz. Tekrar hoşgeldiniz. Bir başka gazeteci, İranlı Taha Kermani, İran kamuoyunun çokça konuştuğu bir başka noktaya parmak basıyor. Şimdi İran devleti kendi içinde ülkenin güvenliğini, devletin güvenliğini bahane ederek çok sıkı kurallar uyguluyor. Hak savunucularına göz açtırmıyor, insanları cezaevine atıyor. Ancak bu kadar sıkı tedbirlere rağmen kritik görevde bulunan isimleri korumayı beceremiyor. Rejim destekleyiciler yani devrim muhafızlarının
Sempatları bir kamuoyuna baktığımızda ciddi manada bir rahatsızlık var. Biz şimdi dikkat edin, yıllardır İran örneğin Orta Doğu'da askeri varlığını şöyle içeriye satıyor. Evet biz Damesk'de, Şam'da, Suriye'de savaşıyoruz ki Tahran'da savaşmak zorunda kalmayalım. Şimdi ne Suriye'de güvenlikleri var, ne Suriye'deki askerleri koruyabiliyorlar, ne de Tahran'ı koruyabilmişler.
Son yıllara bir gözden geçirelim. İran metilisine Daesh saldırı gerçekleştirdi. Sonra en kritik ülkenin sahada birinci kişisi Kasım Süleymani sıradan bir yetkili değildi. Vuruluyor, herhangi bir karşılık veremiyorlar. Daha sonra nükleer enerjinin yine de çok övündükleri, çok korunulduklarını iddia ettikleri kişi yine de Tahran'ın göbeğinde vuruluyor.
Yine de herhangi bir karşılık verelim. Tepkisini yine de sözde kamuoyunu rahatlatmak adına intikam söylemini en yüksek nottan devam edecek fakat bunu eyleme dönüştürmeyecek. Dönüştürme imkanına sahip değil. Özellikle Biden'ın işe gelmesi sürede yani önümüzdeki aylarda yine de benzer olayları görebiliriz. Ve en önemli sormamız gereken soru şu. Bizler aylar öncesinden böyle hadiselerin
olmasını öngördüğümüz halde İran nasıl oluyor da bunları önleyemiyor, nasıl oluyor da önüne geçemiyor. Ciddi anlamda Tahran'ın bir güvenlik zarfiyatı söz konusudur. Bu güvenlik zarfiyatı halka da görünür hale geldikçe İran rejiminin meşruiyeti halk tarafından ciddi anlamda sorgulanmaya başlamış. Suikastin ardından gerçekleştirilen cenaze töreninde de dikkat çeken detaylar var. Kasım Süleymani suikasti sonrası İran'da sokaklar, caddeler Kasım Süleymani'nin resimleriyle, fotoğraflarıyla süslenmişti. Süleymani'nin naaşı il il gezdirilmiş, cenaze töreni büyük bir toplumsal gösteriye dönüştürülmüştü ancak Fahrizade için bunların hiçbir tanesi yapılmadı.
İran radyoları, televizyonları Süleyman'ın ardından çok uzun özel yayınlar yapmış. Gazeteler Süleyman'ın ölümünü haftalarca manşetlerinde taşımışlardı. Ancak olayın üzerinden üç gün geçtikten sonra Fahrizade'nin cinayetine ilişkin haberler İran basının manşetlerinden düştü. Suikasti ve suikastin ardından yaşananları Arif Keskin, KRT televizyonunda şöyle değerlendiriyor. Biden sonrası Orta Doğu'da tansiyon İran'ın yanıtından bağımsız olarak da yükselecek.
Yani bunu şu anda bunu net olarak da görüyoruz. Zaten bana göre İran'da yapılan operasyon hatırlarsınız Biden seçildikten sonra Amerika geri döndü diye bir mesaj attı. Bence bu bir yoluyla da Amerika'ya da yeni Orta Doğu'ya hoş geldin mesajıdır. Çünkü Biden'ın İran'la nükleer müzakereye doğru gitmesi İster istemez bunun Orta Doğu'da da sonuçları olacak. Hatırlarsınız İran Obama döneminde Orta Doğu'da ciddi şekilde güçlenmişti, nüfusunu arttırmıştı. Biden'ın gelişi Obama dönemini hatırlatıyor bu ülkelere ve doğal olarak ABD İran'ın
Nükleer müzakereye oturması Orta Doğu'daki tansiyonu başlı başına yükseltecek. Bu Irak'tan Yemen'e kadar uzanan bir gerilim hakkıyla bundan sonra karşı karşıya olacağız. Müslüm Şah'dan öldürülmesi de Muhsin Fahrizade'nin öldürülmesi de bundan sonra Irak'ta, Lübnan'da ve diğer yerlerde de yaşananlar da buna gösteriyor. İran'a yapılan operasyonun bağımsız olarak zaten böyle bir süreç var. Ama İran buna nasıl yanıt verecek Zafer Bey? Zafer Bey hatırlarsanız Kasım Süleyman'ın sonrasında İran ne dedi? Sert intikam alacağız dedi. Irak da bir üssü bombaladı. Ama üssü bombalamadan 2 saat önce o zamanki Irak Başbakanı El Eba diye haber verdiler. Ali Bade, Amerikalılara koştu. Onlar üstü boşa attılar ve birçoğu da sığınığa indi. Ve doğal olarak bomba boş üste vuruldu. Ve boş üstü bombaladı İran. Yani Kasım Süleymani konusunda bile intikamı bu şekilde olan özellikle de İran toplumunu tatmin etmeyen bir şekilde Fahrizade konusunda baktığımız zaman Fahrizade tükettikten sonra İran'ın dili Kasım Süleymani sonrasındaki diline göre daha yumuşak.
Sert intikam alacağız diyenlerin sayısı çok az. İran lideri ki en güçlü adamdır. İran dini lideri konuştukça intikam söylemedi. Rezalandıracağız dedi. Ama ondan önce Kasım Süleyman'a da sert intikam demişti. Amerika Birleşik Devletleri'nde Biden başkan seçildi. Biden'ın daha önce Amerika ile İran arasında imzalanan JCPOA,
Yani nükleer anlaşmasına geri döneceği öngörülüyor. Hatırlayalım. Bu anlaşma Obama döneminde imzalanmıştı. Anlaşma aşağı yukarı şöyle. İran nükleer çalışmalarına ilişkin detayları daha sık paylaşıyor. Dünyayla nükleer çalışmalarını uluslararası denetimi açıyor. Bunun karşılığında da Amerika Birleşik Devletleri İran'a karşı uyguladığı yaptırımları peyderpey kaldırıyordu.
Ancak Donald Trump iktidara gelince bu anlaşmadan bir anda çekilme kararı aldı ve Amerika Birleşik Devletleri bu anlaşmadan çekildi. İran'a yönelik ambargolar sıkılaştırıldı. Bu ambargolar İran ekonomisini ciddi anlamda sarstı. İran riyeli dolar karşısında çok değer kaybetti, enflasyon ciddi anlamda yükseldi, işsizlik arttı. İran ekonomik anlamda bir darboğaza girdi. Ancak Joe Biden bu anlaşmaya muhtemelen geri dönecek. İran'da da bu yönde beklenti var. Her ne kadar İran ambargolar bizi sarsmadı, biz Amerika ile görüşmek istemiyoruz dese de bir şekilde arka kapıdan, diplomasi yollarından Amerika Birleşik Devletleri ile bir diyalog kurma çabası ve isteği var gibi görünüyor. Onun için de Fahrizade suikasti Kasım Süleymani suikastinde olduğu gibi İran rejimi tarafından abartılmıyor.
2020'de en çok dinlediğiniz podcastlerin içinde Tren Topiği'yi görmek çok keyifliydi. Yazdığınız yorumları Ekşisözlük ve Apple Podcast üzerinden düzenli olarak takip ediyoruz. İlginize teşekkür ederiz. Evet Tren Topiği'yi PodB Media ile birlikte hazırlıyoruz. Müziklerimizi Okan Kaya, ses tasarımını Tolga Can Bozca yapıyor. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.