
3.816 kelime · ~19 dk okuma
Ne Berat Albayrak'mış? Bakan ve Cumhurbaşkanı'nın damadı Berat Albayrak istifa etti. Türkiye bu istifayı konuşuyor. Bu istifa üzerinden Türkiye'nin yeniden şekilleneceği tartışılıyor. Aslında bu da bize kurumların ne kadar önemsizleştiğini ve sistemin isimler üzerinden artık yürüdüğünü gösteriyor. Trendtopia'ya hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü. Bu bölümde post-Berat Albayrak dönemine bakacağız.
İzlediğiniz Geçen haftaki Berat Albayrak'ın istifası bölümünde Berat Albayrak'ın için teşekkürler. istifasının bir istifanın ötesinde bir gelişme olduğunu aktarmıştık. Albayrak'ın nüfuz ettiği yerler o kadar fazla ki onun istifası sonrasında oluşan boşluk doldurulması da sadece bir bakan ataması ile değerlendirilmiyor. Albayrak'ın nüfuz ettiği yerlerin çok fazla olduğu söyleniyor. Dolayısıyla bir bakan gitti başka bir bakan geldi diyerek konuyu izah etmek biraz zor. Murat Yetkin YouTube kanalında bu konuya değinmiş.
Berat Albayrak'ın istifasıyla Lütfü Elvan geldi biliyorsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı'na ve Cumhurbaşkanı ne dedi ekonomi yönetimini değiştiriyoruz. Şimdi pek çok sayacağım bazılarını tanıyorsunuz çok önemli devlet kuruluşları, devlet şirketleri, devletin kontrolüne alınmış şirketler var. Bunların yönetimlerine son zamanlarda hepsine demesek de büyük oranda Berat Albayrak atama yapmıştım. O aynı bürokratlar orada kalacaklar mı? Yönetim kurulu üyeleri orada kalacaklar mı? Ki biliyorsunuz daha önce basına yansıdı, biz de bahsettik. Bazıları üç maaş, dört maaş alıyor. Tek maaş yetmiyor. Yetmiyor, bir işe giriliyor, devlet dairesinde ya da bir yönetim kurulunda giriyor, o da üç dört maaş alıyor. Böyle bir durum vardı. Bu durum devam edecek mi, etmeyecek mi?
Yetkinin bahsettiği kurumlar içinde BDDK, SPK, TÜİK gibi kurumlar var. Ve tabii Varlık Fonu da var. Varlık Fonu'nda Türkiye'nin en büyük ve yakın zamana kadar en kârlı olan şirketlerinin bir kısmı da bulunuyor. Bunlardan bazıları şöyle. Türk Hava Yolları, Türkiye Petrolleri, BOTAŞ, Türksel, Türksat, Türk Telekom, PTT, Etimaden, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Anonim Şirketi, Sümer Holding, İzmir Alsancak Limanı, Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi, Çaykur, Milli Piyango. Berat Albayrak hala Varlık Fonu'nun başında görünüyor. Şimdi bir de not düşelim. Biliyorsunuz milli güreşçi Hamza Yerlikaya, aynı zamanda AK Parti milletvekili, Vakıfbank'ın yönetim kurulu üyesi. Hamza Yerlikaya'nın yönetim kuruluna üye olması epey tartışılmıştı. Hamza Yerlikaya, Berat Albayrak istifa ettikten sonra hemen Albayrak'ı destekleyen bir tweet attı. Üzerinden çok zaman geçmeden de bu tweet'i sildi.
Peki, hükümete yakın gazetecilerden Nageyan Alçı, Albayrak'ın istifası sonrasında köşesinde şöyle değerlendirmiş. Alçı'nın köşesinden aktarıyorum. Berat Albayrak'ın istifa kararı almasındaki en önemli etkenlerden biri Naci Abal'ın Merkez Bankası Başkanlığı'na getirilmesi olduğu kanaatindeyim. Yıldızlarının hiç barışmaması bir yana, Abal ve Albayrak'ın ekonomiye bakış açıları diğer bir deyimle iktisat felsefeleri birbirinden çok uzak. Abal felsefe olarak daha çok Ali Babacan ve Mehmet Şimşe'ye yakın bir çizgide olarak tanımlanabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Berat Albayrak'ın yerine getirdiği Lütfi Elvan'sa Ahmet Davutoğlu'na çok yakın bir isimdi. Davutoğlu gibi Konyalı, tarzı ve tavrı Davutoğlu'na benziyor. Onu seçim hükümetinde başbakan yardımcılığı yapmıştı. Bir kalkınma iktisatçısı. Ağabal'la da uyum içinde olurlar. Fakat şunu da belirteyim ki Türkiye'nin faiz politikasını yine Recep Tayyip Erdoğan belirler. Bu konuda değişim bekleyenler yanılıyor. Gelelim Elvan ve Abal tercihlerinin sebebine. Cumhurbaşkanı Erdoğan acaba bu iki ismi önemli pozisyonlara getirerek aynı zamanda Deva ve Gelecek partilerine geçişler için ön mü aldı? Bu seçimler kırk vekil iddiasından bağımsız görünebilir mi? Ben kırk vekil iddiasını inandırıcı bulmuyorum. Fakat Tayyip Bey'in Deva ve Gelecek'in tarzına ve üslubuna yakın iki ismi çok kritik yerlere getirerek yine Erdoğan usulü siyasi zeka manevralarından birini daha yaptığını düşünüyorum. Siyasi fikirlerini beğenin ya da beğenmeyin ama Tayyip Erdoğan'ın bir politik deha olduğu gerçeğini herkesin kabul etmesi gerekir. Erdoğan bu hareketiyle bana göre büyük ölçüde Deva ve Gelecek Partisi'ni kilitlemiş oldu. Peki gerçekten kilitledi mi? Ali Babacan'ın Deva Partisi Sakarya İl Kongresi'nde yaptığı konuşmaya bir kulak verelim. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı'nın en yakınındaki kişi görevinden istifa etti. Bu basit bir istifa değil arkadaşlar.
Bu aslında bizim de öngördüğümüz tahmin ettiğimiz sistemin iflası açıklamasıydı. Ülkenin durumunu yere göğe sığdıramayanlar, aylardır millete masal anlatanlar aslında nihayetinde iflaslarını da açıklamış oldu. Üstelik görevi bırakan bakan ortadan kayboldu. İki senedir hazinelerinin başında olup sonra bir küçük mesajla ortadan kaybolmak diye bir şey olabilir mi arkadaşlar?
Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Bir de resmi gazetede biliyorsunuz istifa kelimesi geçmeden çok özel bir kararname yayınlandı. İlk defa oluyor ha, devletin tarihinde ilk defa. İstifa değilmiş neymiş görevden af ve affın kabulüymüş. Af ne demek? Cumhurbaşkanı neyi affediyor, niçin affediyor? Devlet terminolojisinde var mı böyle bir şey?
Bu yakın akrabalık ilişkisi olmasa devletin kararnamesine böyle bir ifade geçebilir mi? Kabul edilir mi böyle bir şey? Biz bütün bunların açıklamasını bilmek istiyoruz. Ortadan kaybolmakla bu işin sorumluluğundan kurtulmak mümkün değil. Sadece o da değil arkadaşlar. Bakın birilerinin ortadan kaybolmasıyla bu milletin şu anda ödemekte olduğu bedel ortadan kalkmıyor. Fakirleştik, yoksullaştık.
Bu millet size ülkeyi yönetme yetkisini sınırlı bir süre için emanet etti. Ülkenin tapusunu size vermedi. Yaptığınız her işlemin, imzaladığınız her evrağın bu millete karşı sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bundan kaçamazsınız. Birilerini gözden kaçırarak toplumumuza olan biteni de unutturamazsınız.
Değerli arkadaşlar Bundan daha iki ay önce Tam 12 Eylül tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı'nın Bazı ifadelerine bir dönüp bakalım Diyor ki Şu anda Türkiye ekonomide pik yapıyor Dibe değil, tavana Hepsi kayıtlarda, video kayıtlarında Daha iki ay önce Aylarca ekonominin şahlandığını anlatıp durdular Hatırlayın o bütün açıklamaları. Şimdi soruyorum bu muydu şahlanın ekonomi? Madem çok başarılıydınız, madem her şey çok güzeldi de hem Merkez Bankası Başkanı'nı hem de ilgili bakanı niye değiştirdiniz? Başarılı olan bir alanda o başarının arkasındaki kadro değiştirilir mi? Demek ki hem başarısızlık hem de iflas şu son bir haftada tescil edilmiş oldu. Ya siz bu memleketin gerçek durumundan haberdar değilsiniz.
Ya da bu millete artık samimi ifadelerde bulunmuyorsunuz. Göz göre göre işsizliğin rekor seviyede arttığı Türk lirasının değerinin adeta pul oldu. Paranın pul oldu. Hayat pahalılığının alıp gittiği bir dönemde çıkıyorsunuz, ekonomi pik yapıyor diyorsunuz. 2 ay sonra da bütün ekibi değiştiriyorsunuz.
Ya gerçekten ülkenin halinden haberleri yok ya da artık samimi değiller. Bu millete samimi ifadelerle hitap etmiyorlar. Ahmet Davutoğlu da Gelecek Partisi'nin sunduğu güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisini tanıttığı basın toplantısında konuştu. Artık İstikrar getireceği vaat edilen Ve Türkiye'de köklü bir Siyasal sistem oluşturacağı vaat edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Bakanlara Cumhurbaşkanlığı makamının arasında istifa resteşmesine şahit olunan Bir yapıya dönüşmüştür arkadaşlar Evet çok siyasal krizler görmüştür bu ülke Evet Çok iniş çıkışlar bir takım Gerilimler yaşamıştır ama Bir bakanın Muhatabı olduğu Cumhurbaşkanı veya eski başbakanlıktan habersiz olarak İstifa ettiği Bu istifayı da çıkıp mertçe halkın önünde Görünerek yapmadığı Ve sosyal medya üzerinden her türlü dedikoyu açık bir açıklamayla yapmış olması Devlet geleneğimiz açısından hicap vericidir Bundan aylar önce bir başka bakan İstifa resleşmesi çeker Sosyal medya üzerinden kitleleri mobilize eder Ve sizin karşınıza
o istifa resmi size oturur ve buna izin verirseniz bugün en yakınınız olan aile ferdiniz olan bir başka bakan bunu yaparsa yarın hangi mevkide bulunan kimlerin devlet tahammülüne aykırı olarak nasıl hareket edecekleri bilinemez. Sık sık söylenilen bir sözü tekrar ederek kendisini de hatırlatırım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir aşiret devleti de değildir, kabile devleti de değildir. Istifa mekanizması onurlu bir mekanizmadır.
Tek taraflı alınır ama muhatap öncelikle üst makamlardır. Sonra kamuoyudur. Sosyal medyada bu yolla yapılan istifalar devlet yapımızı derinden çökertmektedir. Pek kilitlenmiş gibi görünmüyorlar. Hazır liderler demişken Meral Akşener'in de bu konuyla ilgili esprili bir yorumu oldu, onu da paylaşalım.
Kendisinin gelişi de gidişi de bu ciddiyetsiz yönetim anlayışının devletimizin düşürüldüğü gülünç durumun ibretlik bir vesikasıdır. Eski damat bakanın istifa sürecinde Sayın Erdoğan'ın internet ve sosyal medya yasaklarında neden bu kadar ısrar ettiğini daha iyi anladık. Kendisi lafa geldi mi biz devlet yönetiyoruz devlet diye parmak sallarken Geçtiğimiz dönemde bir bakanı Twitter üzerinden son olarak da damadı instagram üzerinden istifa etti. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminde artık her bakan kendine göre bir sosyal medya mecrası seçip oradan istifa ediyor. Önümüzdeki süreçte kabinenin bir diğer ultra başarılı üyesinin yani tarım bakanının da tiktokta yapacağı bir düetle istifa etmesini bekliyoruz.
Berat Albayrak'ın gidişinin ardından öyle bir atmosfer oluştu ki, sanırsınız Türkiye'nin yaşadığı ekonomik buhran ve adaletsizliklerinin tümünün kaynağı Berat Albayrak'tı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Albayrak'ın istifasının ardından yaptığı reform vurguları da bu algıyı güçlendirdi. ekonomide dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreci dikkate alan yeni bir yaklaşımı hayata geçireceğimizi bu haftaki meclis grup toplantımızda milletimizle paylaşmıştık. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız yanında ilgili tüm kesimlerle yakın diyalog ve iş birliği halinde ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz. Ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin diğer alanlardaki kazanımlarını koruyamayacağının bilinciyle yeni bir istikrar
büyüme ve istihdam odaklı seferberlik başlatıyoruz. Amacımızın dünyanın siyasi ve ekonomik bakımdan tarihi bir değişim sürecinden geçtiği şu dönemde ülkemizi hedeflerimiz doğrultusunda geliştirmek ve kalkındırmak olduğunun altını tekrar çiziyorum. Ekonomi politikalarımızı fiyat istikrarı, finansal istikrar ve makro ekonomik istikrar olmak üzere üç saca yağ üzerinde inşa ederek inşallah hedeflerimize ulaştıracağız. Bu çerçevede önceliğimiz şüphesiz ki enflasyonu süratle tekhaneli rakamlara ardından da orta vadeli programımızdaki seviyelere çekmektir. Istihdamı arttırarak vatandaşlarımızın iş ve aç endişelerini ortadan kaldırmakta temel önceliklerimiz arasındadır. Yeni dönem parametrelerimizin açıklanmasıyla hamdolsun piyasalarda olumlu yönde
gözde görülür hareketlenme başladı. Buradan bir kez daha yerli ve uluslararası yatırımcılara ülkemize güvenmeleri ve süratle yeni yatırımlara başlamaları çağrısında bulunuyorum. Erdoğan'ın bu çağrısından iki gün sonra Takvim gazetesi Erdoğan'ın çağrısının karşılık bulduğunu yazdı. Gazetenin iddiasına göre Samsung firması tablet üretmek için Türkiye'de fabrika açmak istiyor. Takvim gazetesine göre elektrikli araba bataryası üreten bir firmayla bir araba üreticisi de Türkiye'de yine fabrika açmak için kapıda. Bunlar gazetenin iddiaları. Fabrikalar açılacak mı, yabancı yatırımcı gelecek mi derken bir başka haber yargı cephesinden geldi.
3 yıldır cezaevinde bulunan Osman Kavala davasının hakimlerinden bilgi ve belgeleri hakim ve savcılar kurulu istedi. HSK, hakimlere gönderdiği yazıda Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları hatırlattı. Tutuksuz yargılamanın esas olmasına rağmen hakimlerin Kavala'yı tutuklu yargılama kararı verdiğinin altını çizdi ve hakimlerden kendileriyle ilgili belgeleri istedi. HSK'nın bu hamlesi acaba Kavala serbest bırakılacak Bu da yeni dönemin bir işaret fişeği mi olacak yorumlarını gündeme taşıdı. Albayrak'ın istifasının ardından Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün adalet çıkışları da dikkati çekti. Gül katıldığı tüm programlarda hukukun üstünlüğü ilkesinin üstüne basmaya başladı. Bir dosyada verilen bir kararla ilgili ister kazanan ister kaybeden ya kim olsa aynı kararı verirdi dedirtebiliyorsak işte orada hakikat ortaya çıkmıştır. İşte orada adalet tecelli etmiştir.
İşçisi işvereni, öğrencisi memuru, çiftçisi esnafıyla toplumun yargıdan da beklediği işte budur. Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Bizim yargıçlardan, yargı mensuplarından beklediğimiz şu ne der, bu ne der, adliyeye gelen insan şöyle bir şeyde bulunur, telkinde bulunur, şu nasıl bakar, Nasıl değerlendirilir? Bu konjöktür duygu mudur arkadaş? Yargı konjöktüre bakmaz, yargı hatıra bakmaz, yargı birilerinin dediğine bakmaz, yargı dosyaya bakar, vicdanına bakar, hukuka bakar, anayasaya bakar. Bizim beklentimiz budur. Bakan Gül anayasaya bakar diye sonlandırıyor ancak yakın zamanda anayasa mahkemesinin verdiği kararlara direnen alt mahkemeler olduğunu da hatırlatalım.
Aslında Bakan Gül'ün tam da bu mahkemelere mesaj gönderdiği de yapılan tahminlerden bazıları söz konusu mahkemelerin hakimlerinin Berat Albayrak'a yakın olduğu da söylene geliyor. Abdülhamit Gül ile Berat Albayrak arasındaki çekişme, Albayrak görevdeyken Sabah gazetesinde çıkan FETÖ'cü bazı hakimlerin korunduğuna ilişkin bir yazıyla suyuzuna çıkmıştı. Abdülhamit Gül bu yazıya çok sert tepki vermişti. Bu Sabah gazetesinin meselesine birazdan geleceğim ama tam da hukukta reform rüzgarları eserken hevesleri kıran bir başka gelişme oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma başlatıldı. İmamoğlu'nun sözcüsü Murat Ong'un soruşturmayı attığı tweetlerle şöyle duyurdu. Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişliği tarafından Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında ya Kanal ya İstanbul.
Kanal İstanbul'a kimin ihtiyacı var afişleriyle ilgili olarak inceleme başlatıldığı tebliğ edilmiştir. Bu inceleme kapsamında afişlerin anayasanın 104, 123 ve 127. maddelerinde belirtilen idarenin bütünlüğü ilkesine ve devlet politikasına kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı iddialarıyla yazılı ifadesinin 7 gün içinde verilmesi istenilmiştir. Albayrak'ın istifasının ardından gözler kardeşi Serhat Albayrak'ın başında olduğu turkuaz medyaya çevrildi.
Serhat Albayrak sadece Turkuaz medyanın başında değil, tabi diğer medya organlarında da etkisi hissediliyor. Dolayısıyla başta Sabah Gazetesi'nin ne yazacağı, ATV ve A Haber'in hangi haberleri yapacağı merak konusu. İstifa süreci ve sonrasıyla ilgili grupta ve etki ettiği diğer basın organlarında pek haber yer almazken istifadan günler sonra Sabah Gazetesi yazarı yıllardır Trabzon'da, İnziva'da, Yayla'da yaşayan Berat Albayrak'ın babası Sadık Albayrak'la konuştu. Konuştuklarını da köşesine taşıdı. Yazıdan aktarıyorum. İşte Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat'ın yazısı. İstifa. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın istifası. Baba Albayrak ne diyor? O başka bir konu, onu bilemem. Spekülasyon çok, herkes kafasına göre bir şey söylüyor. Her duyduğuna inanma.
Efendim, aile içi görüş ayrılığı falan yok böyle bir ayrılık. İhtilaf, kırgınlık, öfke, alınganlık, hayır. Olamaz da. Önemli olan tek gerçek var, ülkeye hizmet. İstifa, kendi tercihi. İstifanın arkasında duygusallık olmaz. Çocuklarımın çizgisi belli, düz, net. Serhat ve Berat bana hep şunu söylerler, baba bizi bu günler için yetiştirdin. Maraton. Siyaset 100 metre koşusu değildir, maratondur. Siyasette nöbet değişimi de vardır, bayrak yarışı gibi. Kendi mesafenizi koşarsınız, bayrağı arkadaşınıza devredersiniz. Ayrıca mahkeme kadıya mülk değildir. Gelirsiniz, gidersiniz. Dinlenirsiniz, yine dönersiniz. Biz bunları söyleyince Sadık Albayrak aynen şöyle dedi. Katılıyorum. Siyaset büyük bir yarış. Koşan bir lider var. Onun ayağına takılan çakıl taşları varsa temizlemek gerek. Liderin önüne çıkan çukur varsa doldurmak lazım. Önemli olan aynı amaca hizmet. Yerli, milli, birlik beraberlik. Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
Sadık Albayrak'ın dedikleri Berat Albayrak köşesine çekilir, sessizce bekler. Albayraklar iktidarı karşısına almaz şeklinde yorumlandı. Ve elbette Berat Albayrak'ın gidişinin ardından gözlerin çevrildiği bir grup Pelikan Grubu. Pelikan Grubu ilk kez Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlıktan istifası döneminde Davutoğlu'na yazdıkları bildiriyle gündeme gelmişlerdi. Türkiye'nin başarısız dış politikasından Davutoğlu'nu sorumlu tutan bu grup, bildiriye Perikan bildirisi imzasını atmıştı. Grubu o zamandan bu zamana Perikan deniyor. Grubun aslı ise Bosphorus Global İletişim Strateji firması. Üsküdar'da büyük bir yalıda çalışan firmanın başında. Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan ve eşi Süheyb Öğüt var. Firmanın finansör ve garantörü olansa Berat Albayrak olarak bilinmekteydi. Söz konusu grubun pek çok iktidar yanlısı troll operasyonunu organize ettiği sanılıyor. Açık olarak idare ettikleri Facts of Turkey, Günün Yalanları, Yekvucut.com gibi Twitter hesapları var. Bu hesaplarda da zaman zaman hükümete muhalif olarak bilinen kişiler hedef alınıyor, hedef gösteriliyor. Şimdi Albayrak'ın ardından bu gruba ne olacağı merak konusu.
Gözler Pelikan'ın üzerindeyken Anadolu Ajansı'nın yapmış olduğu bir haber sosyal medyada epey mavra konusu oldu. Anadolu Ajansı Twitter hesabından Beyşehir Gölü Milli Parkı'nın yüz konuğu Yalnız Pelikan ilgi odağı oldu başlıklı bir video haber paylaştı. Anadolu Ajansı'nın Yalnız Pelikan haberi üzerine yapılan yorumlarda Pelikan grubuna göndermeler içeren çok sayıda yorum yer aldı. Paylaşımın altına yapılan yorumlardan bazıları, sübliminal mesaj mı veriyorsun Anadolu Ajansı, genç pelikancılar tedirgin gibi. Kısa bir ara verelim ardından Cumhur İttifakı'nda yaşanan gelişmelere bir bakalım. Berat Albayrak'ın istifasından bir süre önce MHP'nin başlatmış olduğu Asgıda Ekmek kampanyası çok tepki çekmişti. Acaba Devlet Bahçeli Asgıda Ekmek kampanyasıyla ekonominin kötü olduğunu işaret ediyor.
ve iktidarı AK Parti'ye alttan alta bir mesaj mı veriyor diye çok konuşulmuştu. Milliyetçi Hareket Partisi bu iddiaları yalanlamıştı ama Askıda Yenkmek kampanyasından kısa bir süre sonra Berat Albayrak'ın görevden affının istenmesi dikkatleri çekti. Şimdi Medyascope yayınında Burak Bilgehan Özpey'i bir dinleyelim. Muhalefet bir bütün olarak ya da parça olarak Erdoğan'la yeni bir Türkiye'nin şekillenmesinde yer alır mı? Ya da bunun dışında Erdoğan'ı ve Bahçeli'yi bir kenara koyarak kendi içerisinden bu yaşanan krizlerden de güç alarak yeni bir Türkiye'yi erken seçime götürebilecek, Türkiye'yi yeniden yapılandırmaya gidebilecek bir hareket başlatabilir mi?
Şimdi bu Cumhur İttifakı ve AK Parti oylarını farklı analiz etmek gerekiyor bana sorarsanız. Ben bu gelişmelerin Cumhur İttifakı'nı tehdit edeceğini, AK Parti'nin oyunun yükseleceğini fakat Cumhur İttifakı denen yapının oyunun düşeceğini hatta bu ittifakın dağılacağını düşünenlerdenim. Dolayısıyla hali hazırdaki muhalif koalisyon ya da muhalif kompozisyon değişebilir. Onların oy tabanları da değişebilir.
Efkan Ayla'nın Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde yeniden görünüp kalınması, çözüm sürecini masumlaştıran sözlerin edilmesi son zamanlarda, Milliyetçi Hareket Partisi tabanı ve yönetimi tarafından nasıl karşılanıyor biz bunu bilmiyoruz. Çok tehdit edildiklerini düşünüyorum. Yani MHP seçmeninin de bundan çok mutlu olduğu kanaatinde değilim. Ve bu söylemler devam ederse, Sayın Devlet Bahçeli bunlara rağmen Cumhur İttifakı'nda kalmaya devam ederse, burada bambaşka bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.
Yani Cumhur İttifakı ya da Adalet ve Kalkınma Partisi ile koalisyon, Milliyetçi Hareket Partisi'nin tercih ettiği bir şey değil. Şöyle söyleyeyim, Ankara'da birçok bürokrat, birçok önemli insan, devletin kritik noktalarında, stratejik noktalarında çok önemli görevler yapan insanlar, Hükümete verdikleri desteği AK Parti'ye verdikleri destek olarak görmek istemiyorlar. Onlar için bir vatan memleket meselesi var, bir güvenlik meselesi var. Dolayısıyla AK Parti'nin yanında olmak bir nihai amacı değil, nihai amaca hizmet eden bir aracı işaret ediyor. Ve bu da onları rahatlatan bir şey. Yani insanlar kendilerini bu şekilde güvenli alanda konumlandırıyorlar. Şimdi bu olmayınca ben Cumhur İttifakı'nın oy oranının düşeceğini ama Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oy oranının da biraz yükselebileceğini düşünüyorum. Toplamda iktidar muhalefet dengesini yeniden kurabilmek için tabii ki Sayın Cumhurbaşkanı muhalefet içerisinden başka aktörlerle görüşmek ya da onlarla iş birliği yapmak isteyecektir. Aklı burada iki tane aktör geliyor. Aslında Türk siyasetinin iki kilit aktörü bunlar. Bir tanesi HDP diğeri de İYİ Parti. Tabii ki benim görebildiğim kadarıyla İYİ Parti uzun zamandır Berat Albayrak
yaparken aynı zamanda güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi de getirdi. Hatta Türkiye'nin gündemine biraz eee İYİ Parti sayesinde sokunmuş oldu bu kavram. Daha sonra çok fazla insan yazdı. Eee şimdi güçlendirilmiş parlamenter sistem dışında yapısal bir öneri gelmedikçe Böyle kapalı kapılar ardında, tabirimi hoş görün, böyle siyasi pazarlıklar içerisine gireceğini sanmıyorum ben Meral Akşener'in. Daha kurumsal düzenlemeleri partisi için değil, Türk siyaseti için isteyebilir. Bu da güçlendirilmiş parlamenter sistem olabilir.
Güçlendirilmiş parlamenter sistemin tek başına gelmesini beklemiyoruz. Elbette ki bir seçim kanununda değişiklikle gelecektir bu. Adalet ve Kalkınma Partisi de hayır kurumu olmadığı için böyle bir değişiklikle güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisini destekleyecektir. O noktada tabii bu da kaçınılmaz olarak İYİ Parti'yi çok tehdit ediyor oy oranına itibariyle. Çünkü dar bölge sistemi falan gelirse İYİ Parti için bu çok kötü olur. O yüzden o ittifakın bir yerde, yani İYİ Parti AKP ittifakının bir yerde zora gireceğini düşünüyorum. Fakat hem seçim sisteminden faydalanacak hem de güçlendirilmiş parlamenter sistemden faydalanacak parti HDP olabilir. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi'nin HDP ile ilişkileri, HDP'ye yönelik söylemi önümüzdeki dönemde değişebilir. Benim kanaatim bu. Çünkü HDP bulunduğu bölgede, bölge yoğunlukta oy aldığı için dar bölgeden çok fayda sağlayan bir parti, o sistemin kaybedeni MHP ve İYİ Parti oluyor.
Tayyip Bey'in muhalefete yaklaşırken bir hayır kurumu gibi davranacağını düşünmüyoruz. Son derece bencil ve siyasi çıkarını düşünür şekilde davranacaktır. O çıkarlar benim dünyamda HDP ile ilişkilerden geçiyor. Yani böyle olur demiyorum ama siyasi rasyonalite HDP-AKP diyaloğunun her iki tarafında beklentilerini karşılayabileceğini söylüyor.
Fakat 7 Haziran'ın tecrübesini de biliyoruz. Siyaset masada kurgulanmıyor ya da yazıhanelerde kurgulanmıyor. İnsanlar nasıl tepki verir bu ittifakta? O konuda HDP seçmenin robot gibi davranmayacağını ve tek kimliklerinin Kürt kimliği olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşadıkları hayatlar rahatsız olduklarını ve mevcut hükümete karşı da çok itiraz yüklü olduklarını düşünüyorum. Bekleyip göreceğiz tabii.
Bu program hafta sonu yayınlanmıştı. Halk TV'de Murat Sabuncu'nun programına katılan Levent Gültekin ilginç iddialarda bulundu. Ekonomide ve hukukta yeni bir reform yapıyoruz sözü ne anlama geliyor? Şimdi kulis bilgilerime geliyor. Berat Albayrak üzerinden. Moral bozucu bir cümle söyleyeyim. Demokraside ve hukukta yeni reform yapıyoruz sözü bizimle alakalı bir şey değil. Yani topluma söylenmiş bir söz değil. Benim araştırmalarımdan çıkan bilgi, onu söyleyeyim.
Sevgili izleyicilerime özellikle altın çizeyim. Geçen hafta perşembe günü Berat Albayrak ile ilgili ilginç gelişmeler duyuyorum. Onu biraz araştırayım. Tam olgunlaşmamış o yüzden bugüne bırakmıştım diye. Tekrar söyleyeyim. Sonuçta bu bir kulis bilgisi. Elimde bir belge yok. Çok farklı insanlarla konuşarak bunu elde ettim. Kendi siyaset okumalarıma baktım. Çok ilginç bir tablo var ortada. Bir tanesi Berat Albayrak, Bahçeli'nin talebi üzerine görevden alınıyor.
Yani muhtemelen Bahçeli MHP'nin askıda ekmek operasyonu da aslında bir Berat Albayrak yıpratma operasyonu. Yani ekonomideki yıkıma dikkat çekme. Muhtemelen geriye dönük eğer birkaç sefer söylenmişse, ya bu Berat Albayrak zarar veriyor anlamına gelen bir çabaysa ve Erdoğan artık direnebilecek şeyini kaybetti ve Berat Albayrak'ı göreden almak zorunda kaldı. Peki, MHP niçin böyle bir talepte bulundu kısmını biraz araştırdım, peki derdi sadece ekonomideki yıkım mı? Hayır, orada başka bir şey var. Aldığım yine kulis bilgilerinden söyleyeyim, Cumhur İttifakı'nda çok büyük bir kavga var. Yani benim konuştuğum çok önemli isimlerden bu bilgiyi aldım.
Birkaç gün içerisinde su yüzüne çıkma ihtimali çok yüksek diye. Bu bilgileri aldıktan sonra şöyle bir son bir haftayı gözlemledim. Ne oluyor diye. Şimdi bunu kendi okuma, siyaset okuma üzerinden söylüyorum. Muhtemelen Tayyip Erdoğan, Berat Albayrak'a yani böyle bir talep var.
bir fedakarlıkta bulunması talebinde bulundu. O muhtemelen bunu anlayışla karşılamadığı, hatta niye karşılamadığını da söyleyeyim, yalnızlaşacağını ve MHP'ye iyice teslim olacağını düşünerek, iyice teslim olacağını düşünerek bir direnç gösterdi ve bunun üzerine Erdoğan da bir hadi oradan deyip bir res çekme durumunda kaldı. Şimdi anlıyorum ki Hulusi bilgilerinden İstifa mektubundaki at izi it izine karıştı vurgusu aslında Tayyip Erdoğan'ın MHP'ye daha da teslim olmasına bağlanıyor. Allah sonumuzu hayretsin cümlesinin de bu kavgadan tırnak içinde derin devletin ya da MHP'nin temsil ettiği o yapının başarılı çıkma ihtimalini ne vurgu yapıyor. Şimdi son bir hafta dikkat ettim, benim aldığım bilgi Cumhur İttifakı'nda çok ciddi bir kavga var. Muhtemelen Erdoğan Berat Albayrak'ı feda ettikten sonra
Yani MHP ile artık yürüyemeyeceğini, çünkü talepleri artık karşılanamaz hale geldiğini ve bu bağımlılığın giderek kendini her gün biraz daha işin içine çektiğine dair bir kanaat var ve ben demokraside ve hukukta yeni bir reform yapıyoruz sözünün MHP'ye söylenmiş bir sözü olduğunu düşünüyorum, topluma değil. Bu tarafa dönüyorum artık cümlesi. Peki ne gördüm? Çok ilginç bir şey söyleyeceğim sana. Kıbrıs'a gittiler. Tayyip Erdoğan son 10 gündür, bir hafta 10 gündür ağzına tek bir gün Cumhur İttifakı almadı neredeyse. Benim bütün hemen hemen yaptığı konuşmaların önemli bir kısmını dinledim. Hemen hemen hiç Cumhur İttifakı yok. Kıbrıs'a gittiler.
Bugün oturdum bütün yandaş gazeteleri tek tek inceledim. Hiçbirinde Bahçeli fotoğrafı yok. Sadece küçük köşede böyle iki Erdoğan ile Bahçeli'nin çok suratını astığı böyle yan yana durdukları bir fotoğraf koymuşlar. Ne yaptıkları piknikten bir görüntü var ne de oradaki açılışlardan beraberliklerden. Dahası ikisi ayrı uçaklarla Kıbrıs'a gitmişler. Ben bu uçak doğru mudur değil midir diye oraya çok yakın bir iki dostumu aradım.
kavgadan haber yoktu. Sadece niye soruyorsun dedi. Merak ediyorum dedim. Bir resmi tamamlamaya çalışıyorum. Bir su araştırayım sana döneyim dedi. Araştırıp döndü ve bana dedi ki, ya ilginç bir şey söyleyeceğim sana dedi. Buyur dedim. Ayrı uçakla gitmişler ama bana dedi ayrı uçakla söyleyen arkadaş şöyle söyledi, abi sadece ayrı uçakla gitme değil büyük bir kavga var. Muhtemelen bugün yazın su yüzüne çıkar. Peki kavga ne?
Erdoğan artık bir anlamda MHP çizgisine dediğimiz bürokraside kontrolü kaybetmek üzere. Kaybettiğini fark ediyor. MHP'nin Berat Albayrak'ın şeyini istemesi bir anlamda biraz da Erdoğan'ın etrafını boşaltma. Yani iktidardaki Cumhur İttifakı'nın aktörleri. Tayyip Erdoğan'ı daha da yalnızlaştırarak muhtemelen biraz daha kontrol altına alma çabasına Erdoğan artık yeter aşamasına geldiğini, muhtemel yeni ittifaklara girebileceğini biraz önce o yüzden söyledim. Ümit Öz da operasyonunun AK Parti operasyonu değil MHP operasyonu olduğunu düşünüyorum deme nedenim de bu. Muhtemelen MHP iyi partinin yani Erdoğan'ın ittifak yapabileceği bir aktörün kalmasını istemiyor ve kendilerine muhtaçlığının devam etmesini istiyor.
Evet, Albayrak'ın istifası bürokrasi de sivil toplumda varlık fonu üzerinden özel sektörde birçok değişime hatta belki de Cumhur İttifakı'nda bir kırılmaya yol açabilir gibi duruyor. Muhalefet bakalım kendini bu gelişmeler içerisinde nasıl konumlandıracak? Son olarak bir önceki bölümde Pfizer ve BioNTech'in %90 oranında başarılı olan aşıyı bulduğunu belirtmiş ve bu konuyu ele almıştık. Amerikan Moderna şirketi de büyük bir gün olarak verdiği haberde faz 3 denemelerinde olan Covid-19 aşısının %95 oranında başarılı olduğunu duyurdu.
Moderna da mRNA'yı geliştirerek aşı üretmeye çalışıyordu diyelim ve sonlandıralım. Trendtopi pod bir medyayla birlikte hazırlıyoruz. Müziklerimizi Okan Kaya, ses dizaynını Tolga Can Bozca yapıyor. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.