Podcast

53: Berat Albayrak’ın İstifası

Trend Topic

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hazine ve Maliye bakanı Berat Albayrak alışık olunmayan bir şekilde istifa etti. Bu istifa yeni bir dönemin işaret fişeği olabilir.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.966 kelime · ~15 dk okuma

Merhabalar Tren Topiği'nin 53. bölümüne hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü. Bu bölümde eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın istifasına bakacağız.

Pazar akşamı tüm Türkiye kanepelerine kurulmuş sakin bir gün geçirirken, bir akşam geçirirken bir Instagram postu gündeme tam anlamıyla bomba gibi düştü. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak resmi Instagram hesabından sağlık sorunları nedeniyle bakanlık görevinden istifa ettiğiyle duyurdu. Paylaşım orijinal mi? Hesap hacklendi mi? Bir süre anlaşılamadı çünkü paylaşım hakikaten çala kalem yazılmıştı. İmla ve gramer hatalarıyla doluydu.

İşin ilginci ne televizyonlarda ne de internet sitelerinde konuyla ilgili haber yoktu. Haberler sosyal medyadan yayılmaya başladı. Bir süre sonra anlaşıldı ki Berat Albayrak'ın hesabı hacklenmemişti. İstifa gerçekti. Bir parantez açalım burada. Ana akım televizyonlar buna rağmen olayı haber olarak bile geçmedi. Sadece Habertürk Televizyonu teke tek bilim programında istifanın doğrulandığı haberini verdi. Ve gece Kübra Parın programında istifa konusu ele alındı.

Transkriptin tamamını oku

Gece 12'ye kadar herkes haberlere Twitter, YouTube gibi dijital platformlardan erişmeye çalıştı. Cüneyt Özdemir'in YouTube'da başlattığı canlı yayın 1.7 milyon izlendi. Konvansiyonel medyada büyük bir açık var. Bu artık belli, bu olayda da gördük. Önemli bir dijital dönüşüm yaşıyoruz. Devam edelim. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan Albayrak'ın danışmana Bloomberg kanalına istifayı doğruladı. Gazeteciler aralarında hemen o günün muhasebesini yapmaya başladılar.

Albayrak, Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tüm programlarına katılmıştı ama Pazar günü ortada yoktu. Gelen haberlere göre danışmanları da Berat Albayrak'a ulaşamıyordu. Olayın nasıl geliştiğine bakacağız elbette ancak Berat Albayrak'ın istifası normal bir bakanın istifası değil. Bunu sadece Cumhurbaşkanı'nın damadı olması vesilesiyle söylemiyorum. Berat Albayrak aslında kurulu düzende dizginleri bir yerde elinde tutan kişiydi. Burak Bilgehan Özpek konuyu Medyaskop yayınında şöyle özetliyor.

Aslında bizim başkanlık sistemi dediğimiz şey, Sayın Tayyip Erdoğan'a biçilmiş, yani onun için tasarlanmış bir şey olmaktan ziyade Sayın Berat Albayrak için tasarlanmış bir şeydi. Benim kanaatim öyle. Çünkü Sayın Albayrak bir siyasetçi değil, parlak bir teknokrat da değil. Onun sistem içerisinde var olabilmesinin tek yolu, bütün prangalarından kurtulmuş, bütün kurumsal düzenlemelerden azade bir Recep Tayyip Erdoğan'a en yakın kişi olarak sistemi kontrol edebilme şansıydı. O bu şansı kullanabilmek için bence bizim Türkiye'de son 5 senedir yaşadığımız siyasi süreci ustalıkla kullandı, ustalıkla manipüle etti. Ve açıkça söylemek gerekirse bugün Berat Albayrak dediğimiz figür, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birleşik yani aynı cümle içerisinde çok sık kullanılması gereken, bütün kararları birlikte formüle eden bir figür olarak ortaya çıkıyordu. Dolayısıyla dün yaşanan istifa meselesi aslında o özün, şu andaki iktidar mekanizmasındaki özün çatırdadığı anlamına geliyor. Ben çok büyük kıymet atfediyorum buna ve şunu da söylemek gerekiyor.

Aslında siyaset kurumunun kendisini, parlamenter sistemin kendisini, hatta AK Parti bürokrasisinin kendisini, bir kurum olarak AK Parti'yi, bir hareket olarak AK Parti'yi de öldüren, onu pasifize eden kişi. Dolayısıyla Sayın Erdoğan'ı böyle tek adam yapma süreci çok kolay ilerlemedi. büyük merhaleler gerektirdi, çok büyük zahmetler çekildi bu iş için ve hepsinden önemlisi bu siyaset kurumuna, AK Parti'nin kendisine, AK Parti hareketinin içerisindeki kliklere duyulan büyük güvensizliği, büyük güven açığını Sayın Berat Albayrak kendisi kapatmaya çalıştı. Kapatırken de tek başına Berat Albayrak'tan bahsetmeyelim burada. Berat Albayrak dediğimiz zaman sadece ekonomi bakanından bahsetmiyoruz. Onun sistem içerisinde oynadığı çok hayati bir rol var, çok merkezi bir rol var. Medya, iletişim, akademi, sivil toplum kuruluşları, bürokrasi, iş dünyası gibi bizim hayatımızı doğrudan etkileyen alanları aslında Berat Albayrak kendisi kurguladı. Kendisini de o işin merkezine aldı. Kurgulayabildiği alanlar bunlar olduğu için. bunu yaptı. Siyaset alanını kurgulayabilecek bir siyasi geçmişi yok, yeteneği de yok, parlak bir teknokrat da değil. Fakat Erdoğan'dan devşirdiği güç ile bu alanları kendisi kurguladı ve bu alanları kurgularken de öne çıkarttığı tek kavram Erdoğan'ın güven sorununu çözmek idi. Biz o yüzden sağda solda işte

Hükümete yakın insanların kayınbiraderlerini müdür olarak görüyoruz, eniştelerini müsteşar olarak görüyoruz ya da kurum başkanlarının devlet hiyerarşisi dışında aslında bizzat Sayın Berat Albayrak'a bağlı olarak atandıklarını görüyoruz, biliyoruz. O güven bunalımını bu şekilde çözdü. Sistem içerisinde Tayyip Bey'in ihtiyacı olan güvenilirlik problemini çözerek öne çıktı. Dün zaten at izi it izi meselesi biraz ona referanstı. Kendisini orada konumlandırdı. Bürokrasinin, iş dünyasının ve medyanın beyni oldu. İletişim kanallarını kendisi yönetti ve ortaya siyasetten arınmış bir tek adam rejimi çıktı. Son olarak da şunu söylememe müsaade edeyim. Bu AK Parti'den arınmış ya da siyasetten arınmış AK Parti meselesi Sayın Erdoğan'ın da şu anda içinde bulunduğu koalisyonu kurabilme yeteneğine kavuşturdu.

Şunu söyleyebilirim, bugün Sayın Devlet Bahçeli AK Parti'den nefret eder. Yani bir parti olarak AK Parti, Sayın Devlet Bahçeli'nin en son ittifak yapmak istediği kurumdur. Fakat Sayın Bahçeli, AK Parti'den kurtulmuş bir Erdoğan'la siyasetsiz, kimliksiz, siyaset üstü bir yerde konumlanan Erdoğan'la ittifak yapmaktan çok hoşlanır. Perinçek AK Parti'den nefret eder. Bir kurum olarak AK Parti'den hoşlanmaz fakat AK Parti'yi de pasifize etmiş, AK Parti'yi de sindirmiş, AK Parti'nin kişiliğini de yok etmiş bir Erdoğan'la ittifak yapmakta bir beis görmez. Bunu da temsil eden, bunu da sağlayan, yani Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı siyaset dışına çıkartıp, siyaset üstü bir yerde konumlandıran, bütün siyasi otonom alanları yok eden, siyaset yapma kültürünü mahveden, hatta akşamları televizyonlara çıkan insanların kompozisyonunu belirleyerek toplumdaki kamusal tartışmayı öldüren, bu kültürü besleyen, bunu kurgulayan insan da sayın Berat Albayrak'tı. O yüzden Berat Albayrak'ın sistemden çıkması, bir bakanın istifa etmesi ve arkasından gözyaşı döken seçmenlerin AK Parti'ye siyasi bedeller ödetmesinin ötesinde bir şey. Yani sistemin kendisiyle alakalı bir problemi.

Ruşen Çakır da ayrıca kendi yayınında olanı bitene ciddi bir devlet krizi olarak yorumladı. Bu olay sadece Türkiye ekonomisiyle ilgili bir olay değil. Bu olay çok daha ciddi bir siyasi bir olay. Zaten yaşananlar Türkiye'deki yönetim krizinin ne kadar derin bir hale gelmiş olduğunu bize birçok açıdan gösterdi. Bir en kritik bakanlardan birisi istifa ediyor. İstifasını Instagram'dan veriyor. Twitter hesabı iptal oluyor. Hiçbir yerden hiçbir ses çıkmıyor.

Ve koca Türkiye böyle yoluna devam etmeye çalışıyor. Türkiye'nin medyası, büyük medyası, gazeteleri, televizyonları, sözüm ona haber kanalları tek bir kelime bile etmiyorlar. Bizler bu konuyu gece geç vakitlerde yorumlamaya kalkıyoruz. Bizim yorumlarımıza yönelik olarak da ne doğrulama ne de yalanlama gelmiyor. Böyle bir Türkiye kendi başına savrulup gidiyor.

Ne olduğu merak konusuydu. Kulisler kaynamaya başladığı iddialardan biri, yeni atanan Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'la ilgiliydi. Ağbal ismi Albayrak'ı rahatsız etmişti. Hatta Berat Albayrak'ın Merkez Bankası rezervleriyle ilgili Cumhurbaşkanı'nı doğru bilgilendirmediği, Cumhurbaşkanı'nın rezervleri daha çok sandığı, Ağbal'ın kendisine yaptığı sunum sayesinde rezervleri öğrendiği, bu nedenle damada bakan Albayrak'a sinirlendiği bile iddia edildi.

Albayrağ'ın istifasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapanlardan biri İyi Parti'li Aytun Çıray oldu. Twitter hesabından paylaşım yapan Çıray şu ifadeleri kullandı. Bu bir devlet krizidir. Emin kaynaktan. Dün Naci Abal sarayda Merkez Bankası rezervlerinin tükendiğini anlatır. Bunun üzerine damat aranır, aynı soru sorulur. Damat telaşla saraya gider. Ancak Sayın Erdoğan'la görüşemez. Çıkışta Abal'la karşılaşırlar ve tartışma yumruklaşmaya kadar gider.

Twitter'da olaya ilişkin kulis veren bir başka isim Barış Yarkadaş'tı. Yarkadaşım paylaşımı şöyle direkt aktarıyorum. Gün aydınlandı, yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Twitter'daki takipçilerim için AKP kulislerinde biraz dolaştım. Dün yazdığım ve şu ana kadar 2 milyon 980 bin

375 kez okunan ilk tweetimin devamında sizlerle paylaşmak istiyorum. Ankara çok sıcak gelişmelere gebe. Berat Albayrak'a istifa etmeye götüren süreç şöyle gelişti. İddiaya göre AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Mahir Ünal ve Berat Albayrak bir süre önce sohbet etti. Kurtulmuş Bakan Albayrak, Genel Başkan Vekili sıfatıyla ekonomi iyi gitmiyor, muhalefetin söylemlerini ciddiye al demiyorum ancak parti tabanından şikayet artmaya başladı diyor.

Albayrak da bunun üzerine Hazine ve Maliye Bakanlıkları zaten ayrılacak, yeni bir çalışma yapılacak, toparlayacağız yanıtını veriyor. AKP kaynakları Kurtulmuş'un sözlerinin sürecin fitilini ateşlediğini söylüyor. Albayrak bu uyarının ardından AKP milletvekillerine ekonomideki gidişata ilişkin briefing vermek istiyor. Dün yazmıştım. Burada da Bülent Turan'la Mehmet Muş çekişmesi var. Muş'la birlikte hareket eden 120 vekil toplantıya katılıyor. Turan'la hareket eden vekillerse toplantıya gitmiyor. İşin ilginç yanı aynı gün kabine toplantısı var. Albayrak kabineye katılmıyor. Kısacası AKP içindeki gerilim Naci Ağbal'ın atanmasından çok önce başlamış. Albayrak gelişmelerin nereye varacağını gördüğü için bir süre önce de Londra'da ev bakıyor.

Baba Sadık Albayrak'ın da oğlunun yıpranmasından dolayı şikayetçi olduğunu dün yazmıştım. Barış Yarkadaş işte Twitter'ında bunları yazdı. Süreçte dikkat çeken bir gelişmede Berat Albayrak'ın gidişinin ardından doların düşmesi, Türk Lirası'nın değer kazanması, bursanın toparlanması oldu. Hazine ve Maliye Bakanı olmadan yani koltuğun boş olduğu geçen bu süreç boyunca önce Asya piyasaları ardından da pazartesi sabahında Türkiye'de işlem gören piyasalara baktığımızda bakansızlığı yarattığı ortamı bile bakana tercih ettiklerini görebiliyoruz. Cuma günü piyasalar kapandığında 8.52 TL olan 1 dolar gün içerisinde hazine ve maliye bakanının olmadığı bir ülkede 7.99 bandının sınırlarında dolaştı. Yani düşünsenize bir otobüsün yolcuları şoförden o kadar korkuyorlar ki şoför indiğinde otobüs gitmeye devam ederken bile

Yolcular derin bir oh çekiyorlar. İnanın yıllar sonra tarih kitaplarında bile yazdığımızda çocuklarımızın anlamakta güçlük çekeceği sürreel bir şeyler yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. İstifa sonrası kulisler daha da kazıştı Cumhuriyet gazetesine göre Albayrak'ın istifası aile içerisinde kriz çıkardı. Gazetenin haberinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Albayrak'ın bu şekilde istifasını gayri ciddi bulduğu, Albayrak'ın da Erdoğan'a beni görevden alamazsın, ben istifa ederim mesajını verdiği Cumhuriyet Gazetesi'ne göre Erdoğan yaz başından bu yana salgınla beraber artan ekonomik krizin üzerine kabine değişikliği yapmak istiyordu ancak bakanal bayrağın açıkladığı yeni ekonomik paketin sonuçlarını bekledi. YEP'in programını da tutmamasıyla birlikte kabine değişikliğinde karar kıldı. Gazeteye göre istifanın perde arkasında Amerikan seçimlerinin de etkisi var.

Erdoğan'ın da Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkileri yeniden inşa etmek amacıyla hızla harekete geçtiği, daha önce Trump'la yakın ilişkiler kuran Albayrak'a bu nedenle de görevden almak istediği konuşuluyor. Kulislerde Albayrak'la uzlaşmazlık yaşayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun da görevden alınacağı konuşuluyor. Ancak Albayrak'ın istifasının Soylu'nun AKP içindeki gücünü arttırdığına dikkat çekiliyor. AKP'liler de aynı Soylu'da olduğu gibi Erdoğan'ın Albayrak'ın istifasını kabul etmemesi için Erdoğan'ı ikna etmeye çalıştıkları belirtiliyor.

Erdoğan'ın Albayrak'ın istifasıyla kamuoyunda Albayrak ve Erdoğan aileleri arasında bir kriz var algısının oluşmasını istemediği konuyu bu nedenle soğutmaya çalıştığına da dikkat çekiliyor. Cumhuriyet Gazetesi'nin haberi böyle. Bir haber de Uluslararası Reuters haber ajansının verdiği kulis haberi. Reuters'a AKP'li bir yetkili konuşmuş ama yetkili ismini vermemiş. Reuters'ın aktardığına göre Albayrak'ın mesajının içeriğine ve Erdoğan'ın kendisine desteklemiş olmasına

dikkat çeken yetkili bu şekilde istifa etmek hem Erdoğan'a hem de partiye ciddi zarar verdi diyor. Albayrak'ın rolünün kendi alanından uluslararası güvenlik dahil geniş alanlara uzandığını söyleyen yetkili Erdoğan Berat Bey'e büyük yatırım yapmıştı. Bazı bakan ve bürokratları karşısına almıştı. Nihayetinde Erdoğan onu partinin başına getirecekti diye konuştu. Reuters, Merkez Bankası Başkanlığına Naci Ağbal'ın atanmasının albayrağı rahatsız ettiği iddiasını altı farklı yetkiliye dayandırdığını belirtirken, ekonomi yönetiminden de bir yetkili, atanan bu isim albayrağın birlikte çalışabileceği, aynı görüşleri paylaştığı birisi değildi ifadelerini kullandı.

T24'ten Murat Sabuncu da köşesinde kulis bilgilerine yer vermiş, köşeden direkt aktarıyorum. Pazartesi öğlen saatlerinde parti içinde ağırlığı olan kıdemli bir AKP milletvekiline gelişmeleri konuşmak üzere not bıraktım. Akşam geç saatlerde aradı beni, ilk sorum durumu nasıl değerlendiriyorsunuz oldu. Berat Albayrak'ın yarattığı durum tam bir rezalet diye yanıtladı. Bundan sonra ne olur diye sordum, şöyle konuştu. Cumhurbaşkanının önünde iki yol var. Birincisi bu istifayı fırsat bilerek kökten bir değişiklik, medyasıyla pelikanıyla yollarını ayırıp parti içinde başta teşkilat olmak üzere yeniden tabanla ilişki kurmak, kabinede ve parti yönetiminde radikal değişiklikler yapmak, Sokaktan halktan kopuş halini sonlandırmak. Bu olabilir mi? Bence olabilir. Bakın ilk akşam Cumhurbaşkanı'na rest çeken istifaya sosyal medyadan parti içinden birkaç destek verilmeye çalışıldı. Sonra bunlar bıçak gibi kesildi. Ama bana Cumhurbaşkanı'nın bu radikal tavrı karşılık bulur mu diye sorarsanız. Birkaç ay önceye göre özellikle ekonominin geldiği yere bakarak şansı az derim. Ama Cumhurbaşkanı güçlü bir siyasetçidir unutmayın. Diğer yol nedir diye sordum ona da şu yanıtı verdi. Cumhurbaşkanı bu istifalardan sonra sıradan isimlerle düşük yoğunluklu bir değişim yapar yani işi idare eder. Bugün partiden daha evvel kimi görevlerde bulunmuş arkadaşların adları anıldı. Eğer onlarla da bu işe devam edebileceğini düşünür öyle ikna edilirse

Partinin de ülkenin de işi iyice zorlaşır. Süreçte başka istifalar da olacağı iddiaları var diye sordum yanlış anladı. Berat Albayrak gitti diye kimse istifa etmez dedi yok diye düzelttim. Berat Albayrak'ın istifası öncesi görevden alınmazsa istifa edip başka partilere gidebilecek isimlerden bahsediliyordu dedim. Bu sefer güldü. Cumhurbaşkanına kolay kolay kimse şu olmazsa istifa ederim diyemez. En hafif tabirle çekinir kendisinden. AKP'den şu aralar kimse istifa etmez.

Telefonu kapatınca düşündüm. Göreve getiren ve ancak kendisi isterse görevden alan, getirdiği görevden istifa edilemeyen, ancak affedilen, rahatsız olunan konularda itiraz edilemeyen, ancak kendi partisi içinde bile bir araya gelindiğinde pek çok konuda yanlış yaptığı konuşulan, korkulan bir lider. Ne dersiniz? Buradan ne çıkar? Peki bir kez daha Burak Bilgahan Özpe'ye kulak verelim. Bizi bundan sonra hangi süreçler bekliyor?

Yani bu istifanın tek taraflığı alınmış olduğu, Sayın Berat Albayrak'ın bu kadar muazzam bir güçten sadece bir bürokrat atamasına müdahale edemediği için kendi isteğiyle vazgeçmesi, ve yayınladığım mesaj itibariyle söylüyorum adeta siyasete veda edermiş gibi istifa etmesi benim kafamda bazı soru işaretleri barındırıyor. Yani bu kadar güçten bir anda insanlar vazgeçmez. Salı günü yanılmıyorsam milletvekillerine sunum yapmıştı Sayın Albayrak. Salı günü bu durum ortada yoktu. Ne geliştiyse son birkaç gün içerisinde gelişti. Ve bu birkaç günlük bir hadiseden dolayı bütün siyasi kariyerini ya da elindeki bütün gücü Berat Albayrak'ın fevri bir hareketle

ya da duygusal bir anında terk ettiği gibi bir argümana gidiyoruz. Bu bana çok mantıklı gelmiyor açıkçası. Dolayısıyla istifanın Berat Albayrak tarafından neşet ettiği değil, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da talep edildiği ihtimalini ben göz ardı etmek istemiyorum açıkçası. Bir de üstelik şunu da söylemek lazım. Son dönemde biliyorsunuz Sayın Tayyip Erdoğan yurt gezilerinde ve

az buz bir hadise yaşanmadı, otobüsünün önü kesildi ve ekmek bulamıyoruz derdi. Şimdi sarayda dış dünyayla ilişkisi kısıtlı bir lider yurt gezisine çıktı ve gördüğü manzara hiç de kendisinin anlatıldığı gibi bir manzara değildi. Bunu gördük. Bazı durumlar etkili olmuş olabilir. Dolayısıyla bu başkanlık sisteminin Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oylarına ya da

Sayın Erdoğan'ın bir sonraki dönemde tekrar seçilebilme ihtimaline olumsuz bir etkisi olduğu, ülkenin bu şekilde yönetilemediği, zaten AK Parti koridorlarında uzunca süredir tartışılıyordu, bir şekilde Yüksek İstişare Kurulu vasıtasıyla ya da akil adamlar vasıtasıyla Sayın Erdoğan ikna da edilmiş olabilir. Şuna eminim ki Sayın Berat Albayrak Cumhurbaşkanı ile Yüksek İstişare Kurulu üyeleri arasındaki ilişkinin olabildiğince seyrek ve olabildiğince uzak, mesafeli gerçekleşmesini istiyordu. Yani onlar görüştüğü zaman çok mutlu olmuyordu bundan. Çünkü Yüksek İstişare Kurulu aslında siyaseten çok tecrübeli, halen daha siyasetin içerisinde ilişkileri olan insanlar ve siyaset kurumu demokrasiler açısından önemli olduğu kadar ülkeyi yönetme açısından da önemlidir. Çünkü halkın ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu siyaset vasıtasıyla algılarsınız. O sinyalleri toplar siyasi partiler ve bunu politikaya çevirir. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi de bypass edildiği için biz bu sinyalleri sadece Cumhurbaşkanlığındaki dar bir kliğin algılama dünyasıyla biliyorduk. Yani hükümet sadece o algılama yeteneği sayesinde haberdar oluyordu ve çoğu zaman yanlış beyanatlar, yanlış politikalar, yanlış kararlar geçiriyorlardı. O yüzden güçlendirilmiş parlamenter sistem aslında sadece Meral Akşener'in değil, aynı zamanda Bülent Arınç'ın da istediği bir şey. Aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi'nde politika yapan herkesin istediği bir şey, parlamenter sistemin güçlenmesi. Çünkü başkanlık sistemiyle ülkenin yönetilemediğini düşünüyorlar.

Engel de Berat Albayrak'tı. Ancak şunu söylemek lazım, Berat Albayrak'ın kişisel olarak varlığından bahsetmiyoruz burada. Son beş senede kurulan bir sistemden bahsediyoruz. Bu aslında vesayet sistemi gibi bir şey. Bu vesayet sistemi milletle siyaset yapmak yerine, milletle politika yapmak yerine, milletin ihtiyaçlarına göre politika yapmak yerine, belirli ilkeler setini elitler arası mütabakatla belirleyip millete bunları empoze etmek üzerine kuruldu. Siyasetsizlik empoze etmek üzerine kuruldu. Bir sağ seçmenin bugün hükümetin politikalarından şikayet etme hakkı elinden alınmıştır. Ya da seküler, sol, liberal bir seçmenin bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi eşit muamele görme hakkı elinden alınmıştır. Siyasetsizlik üzerine kurulu, milliyetçilik, güvenlikleştirme, öteki türlü düşünen herkesi anında kriminalize etme üzerine kurulu bir kültür oluştu. Berat Albayrak bunu temsil ediyordu aslında. Şimdi Berat Albayrak'ın olmadığı, çekildiği bir taş gibi düşünün,

O taşın çekildiği durumda aslında en büyük sorun bundan sonra Sayın Cumhurbaşkanı'nın aynı vesayet sistemi üzerinden mi gidecek yoksa millet de siyaset yapmaya devam mı edecek? Eğer Adalet ve Kalkınma Partili ve veteran isimler, kıdemli isimler tekrar yönetime gelecekse bu AKP'nin dirilişi anlamına gelir. AKP'nin dirilişi de bu boşluğu AKP kadrolarıyla doldurulacağı anlamına gelir ki, bu da yepyeni bir çatışmayı beraberinde getirir. Evet, ulusal cimrilik alışkanlığı var, ele geçirmek isteyecektir. Fakat ele geçirmek, yani bir boşluğun olması oraya yönelik hareketi arttırır. Fakat birkaç yerden aynı anda hareket başlarsa çatışma ihtimali de arttırır kendiliğinden.

Evet, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Berat Albayrak'ın istifasının kabul edildiğini ilginç bir şekilde duyurdu. Görevden affı kabul edildi dedi. Peki neden bu garip ifadeye yer verildi? Ruhşen Çakır açıklıyor. Şimdi bunun 10 Kasım'da ne ilgisi var diyebilirsiniz. Aslında bir şekilde ilgisi var. Bunun aslında Cumhuriyet'le bir ilgisi var. Bu istifanın bu şekilde tanımlanması ne anlama geliyor? Yani görevden af talebi,

bir tarihçi izleyicim yardımıma yetişti. Diyor ki, bu tarz üstlük ve teknik olarak birebir tipik 19. yüzyıl Osmanlı bürokrasisinde bir makamdaki değişiklik için kullanılan bir jargondur. Af kelimesi ki o dönemde itizar da kullanılır. O da aşağı yukarı aynı manadadır. Esasen iki türlü karşımıza çıkar diyor izleyicim.

Şimdi diyor ki iki yön var, birincisi bir makama tayin edilip onu istemeyen kişi affını ister veya itizar eder. Bunun geri plandaki manası aslında şudur, padişah tek ve tartışmasız otorite olduğu için bürokratın da tek meşru kaynağı padişah ve onun emirleridir. Dolayısıyla onun tayin emri reddedilemez, olsa olsa devlet adamları özür ve af dileyip bu işten sıyrılırlardı. İkincisi de diyor, padişahın bir adamı, devlet adamını devlet görevinden kovmasının kibarca ve yoluyla söylenmesi durumudur. Burada da yine aynı düşünce arka planı izlenir. Fakat padişah o makamdaki adamın rencide olmaması için bunu üslubuna uydurup affedildi şeklinde ilan eder. Yani bir bakıma padişahın o kişi tayin edip emrettiğim bir makamdaydı. Bu emrimin gereğini yerine getirmek büyük yüktür. Dolayısıyla onu büyükten kurtarıyorum, affediyorum şeklinde söylerdi diyor.

Berat Albayrak'ın istifazından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan sessiz kaldı. Erdoğan konuşmalarında konuya değinmedi. Albayrak'ın yerine 2013-2015 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı yapan Lütfi Elvan getirildi. Elvan ilk açıklamasında durumun kendisi için de sürpriz olduğunu söyledi. Bir başka ilginç bilgi, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nda bir devir teslim töreni yapılmadı. Yeni Bakan Elvan bu durumu Berat Albayrak'ın sağlık sorunlarına bağladı.

Değişik bir durumla karşı karşıya olduğumuz kesin. 8 Kasım'dan bu yana garip günler geçiriyoruz. Bakalım kabinede değişiklikler olmaya devam edecek mi? Bürokrasi ve bürokrasi kadrolarında değişiklikler olmaya başlayacak mı? Süreci takip edip sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Trap Tope'yi Pod B Medya ile hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)