
2.923 kelime · ~15 dk okuma
İzmir, Boğaziçi Üniversitesi Kandil yarasa tanesinin verdiği veriye göre 6.9 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Seferi Hisar açıklarında meydana gelen deprem 20 binayı yıktı. Yaşamını yitirenler var, yüzlerce yaralı var. Tren Topik'in 52. bölümüne hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü.
Günaydın. Duyuyorsun değil mi ben senin rahatsızlığını? Tamam, ben buradayım. Zaten arkadaşlarım da burada. Biz ekip olarak seni çıkarmaya çalışıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. Hani bizim burada olduğumuz üstte matkap seslerini duyuyorsun zaten. Duyuyorum abi. Onun için, senin için çalışıyoruz bütün ekip. Tamam abi, ben çıkmak istiyorum ya. Tamam, çıkaracağız günah. Abi şunu içiverin ya. İçeceğiz, içeceğiz. Merak etme sen. Sen iyi şükür kafan ya da başka yerler ezilmemiş. Çok iyisin şu an. Bizle konuşuyorsun.
Deprem saat 14.51'de meydana geldi. İlk yıkılan bina haberleri Bornova ve Bayraklı'dandı. Çöken binaların altında kalanları kurtarmak için Ankara'dan ve İstanbul'dan ekipler hızlıca İzmir'e geldiler. Çöken Rıza B Apartmanının altında kalan İncioka'nın enkaz altından çıkarılışı depremin unutulmaz anlarından biri oldu.
Ben seni keman çaldığında dinlemeye de geleceğim. Çekme, tamam mı bebeğim? Çok güzel, çok akıllı bir kızsın sen. Bir tane daha alayım. Özür dilerim canını yaktığın için.
Tamam, hiç korkma. Korkacağın hiçbir şey yok. Elimi tutar mısın? Ver, tabii ki tutarım. Tabii ki.
Korkma. Korkmayınca, tamam mı? Döneceğim. Bak, birazdan dışarı çıkacağız seninle. Bacaklarımı, ayaklarımı hissettim. O ayakların üzerindeki o demeni kopartacağım. Annene çok benziyorsun. Dışarıda annenle konuştum. Annen gayet seni bekliyor, tamam mı? Biz senden haber ilettik. O da seni çok özledi. Tamam. Çok korktum.
91 saat sonra bir mucize gerçekleşti. Bir çocuk daha kurtarıldı. 4 yaşındaki Ayda Gezgin. Ayda olduğunu bilgisi geldi şu anda. İsmi Ayda Bebek. Enkazdan 90 saat geride kalırken Ayda Bebek enkazdan çıkarılacak şimdi. Alkışlar yükseldi. Mucize bir kurtuluş.
Alkışlar yükseldi. Çok sayıda arama kurtarma ekibi bu noktada. Hem çevredekiler, duygudanlar yaşayan arama kurtarma ekipleri ayda bebek 90 saat geride kalırken mucizevi bir kurtuluş gerçekten Rıza Bey Apartmanı'nın enkazından çok sayıda kişi burada yaşamını yitirdi. Yaralı kurtulanları oldu ama 90 saat geride kalırken ne yazık ki biraz da 72 saat çok önemli derken Biraz olsun aslında Ümitsizliğe kapılanlarda oldu ama 90 saat geride kalırken Ayca Bebek Bulunduğumuz noktada alkışlar eşliğinde karşılandı Çıkarılmasını ve ambulansa taşınmasını bekliyoruz Bir stadya görüyorum evet şu anda Bir hareketlilik var orada o noktada ekipler Enkazın üzerinden harekete Geçtiler, taşındığını görüyorum şu anda taşınıyor Ayda Bebek. Termal battaniye, oksijen tüpü gönderildi dakikalar önce ve umudun aslında resmi oldu Ayda Bebek. Alkışlarla karşılanıyor burada. Ama herkes inci, ayda ve diğer kurtulanlar gibi şanslı değildi can kayıpları var. AFAD'ın 3 Kasım sabahı verdiği bilgiye göre can kaybı 102, 1026 kişi yaralı, 883'ü taburcu edilmiş durumda. Kurtarma çalışmalarının yapıldığı 17 binanın 12'sinde çalışmalar tamamlanmış, 5 binada ise çalışmalar devam ediyor.
Depremde yaşamını yitirenler arasında İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Sıha Yüksel'in eşi Burcu Yüksel ve çocukları Dila Ilgaz Yüksel'de var. Depremin bir tartışması ölçülen büyüklükle ilgiliydi. AFAD ilk açıklamasında 6.6 dedi, Kandiller Hasathanesi ve uluslararası kuruluşlar 6.9-7.0 büyüklüklerini verdiler. Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında Kandiller Hasathanesi öğretim üyesi doçent doktor Ali Özgün Konca bu karışıklığı şu şekilde anlattı.
Şimdi 6.6 ilk anda bir lokal büyüklük dediğimiz bir kaba bir büyüklük olabilir ama şu anda benim görebildiğim, şimdi biz daha oturup kendim çalışamadım ama, yayınlananlarda 6.9.7 hatta bu deprem. Yani şimdi bu 6.6 ile 7 arasında, şimdi ilk anda çok şey değil, tabii hepsi büyük deprem ama arada 4 katlık bir seismik moment farkı oluyor. Bu şu demek yani, İki katı bir alan, iki katı kaymış demek. Ciddi bir fark var. Deprem 6.6'dan büyük. Deprem 6.9, 7 hatta bu deprem. O şekilde belki artık 7 bile diyebiliriz. 7 demeliyiz hatta. Peki deprem neden gerçekleşti? Yine Fatih Altaylı'nın Teketek programında Celal Şengör şunları anlattı. Buralar kıtalar üzerindeki en faal deprem alanı. Dünyada. Buradan, kıdalar üzerinde daha faal deprem alanı yok. Buralarda olabilecek depremlerin en büyüğü 7, belki çok anormal durumlarda 7,5. Yani şu anda bizi vuran deprem aşağı yukarı üst sınıra yakın. Şimdi bakın buradaki hareket şöyle.
Arabistan ile Kafkasya bir mengene gibi Doğu Anadolu'yu sıkıştırıyor. Kuzey Anadolu fayı ve Doğu Anadolu fayı boyunca iki parmak arasında sıkıştırılan bir limon çekirdeği gibi batıya kayıyor. Afrika buradan dalarken üzerindeki Batı Anadolu'yu, Ege'yi ve Yunanistan'ı kuzey güney geriyor. Sayın seyircilerimiz İzmir'le Bu derin deniz hendeği arasındaki gerilmenin miktarı senede 3 ile 3,5 cm. Yani bu baya ciddi bir hız. Dolayısıyla burada sık sık teprem beklemek anormal bir şey değil. Yani bildiğimiz bir şey.
Siyasiler İzmir'e çıkarma yaptı. Depremin hemen ardından İzmir'e ilk varan siyasilerden biri Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli oldu. Pakdemirli'nin enkazın üzerine çıkıp kurtarma görevlisinin elinden telefonu alıp enkaz altında kurtarılmayı bekleyen kişiyle konuşması çok tartışıldı. Kimileri bakanın konuşmasının enkaz altındaki kişiye cesaret ve güven verdiğini vurgularken kimileri bakanı şov yapmakla suçladı.
Şov yapıyor eleştirilerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer de en başta nasibini aldı. Deprem gecesi Tunç Soyer vatandaşlara çorba dağıttı. Kimileri başkan neden çorba dağıtıyor, başkanın işi çorba dağıtmak değil eleştirilerini yöneltti. Bakan Pakdemir'le çok eleştiri alınca diğer siyasiler stratejilerini bir miktar değiştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu enkaz çalışması yapılan alanda sadece bir dakika kaldı. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'sa çalışmaları etkilememek için bölgeye en başta gitmeme kararı aldı.
Depremin denizde olmasının etkisiyle Türkiye bir tsunami de görmüş oldu. Sefer İsar'ın Sığacık yöresinde deniz suyu yükseldi. Bir kişi yaşamını yitirdi ve büyük maddi zarar oluştu. BBC Türkçe'ye konuşan işletmeci Voli Taştan yaşadıklarını anlattı. Bir ses geldi. Güçlü bir ses geldi. Zaten panikledik hepimiz. Çok iyi sallandı yani. Sonra işte yola doğru çıkıp hani depremden sonra tsunami olur muhtemelen diye düşünüp işte bağırdım insanlara kaçın uzaklaşın diye çünkü şurası hemen deniz
Şuraya geldiğimde bu bizim için geçerli olmadı. Unuttum birden her şeyi. Hiçbir şey düşünemedik. İşte o esnada yukarıya çıktık. Yani ne kadar yükseğe çıkarsak o kadar az şey yaparız diye. İşte yukarıdan da o görüntüler, demin izlediğiniz görüntüleri çektim. Baya bel hizasına kadar burada su vardı.
Vinçlerle eğilen dolaplar var burada. Dondurmacı arkadaşımızın dolabını vinç indirdi. Biz 8-10 kişi taşıyamadık onu. Su onu ama kibritli su gibi taşıyıp götürüp şu karşı duvara çarptık. Hiç yok benim zararım diyenin 10 bin lira. Hiç yok diyenin. Bu 100 bin lira ulaşan mekanlarda var. Bir sezon boyunca çalıştık. 2-3 saatte verdik. Sığacık'ı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da ziyaret etti.
Elimizden geldiğince toparlamaya çalışıyoruz. Tamam biz Ertuğrul desteği vereceğiz. Inşallah. Önce bu enkaz altındakileri almaya çalışıyoruz. Çok teşekkür
Deprem sonrası organizasyonu tamam. İzmir'de hemen çadırlar kuruldu. Sponsorlar devreye girdi. Deprem zedeleri yiyecek, içecek sağlandı. Pek çok otel kapılarını ücretsiz olarak deprem zedeleri açtı. Ancak Türkiye'nin sorunu depremden sonrası değil, depremden öncesi. Depremde en çok Bayraklı'da yıkılan 9 katlı bina konuşuldu. Zemin çok kötü. Bu zemine, kötü zemine, kötü yapıları koyduk. Kaç kat olmalıydı? 2-3 katı geçmemeli.
Yer mi yok Türkiye'de? Zemin, binaların yüksekliği, kullanılan malzeme. Zaten şartlar binaların yıkılmasına elverişliyken bir de iddiaya göre giriş katında iş yeri olanların kolonları kesildi. O binalardan biri de altında zincir market bulunan Yılmaz Erber kapatmanı. Önünde umutla bekleyense bir baba. 33 yaşındaki oğlu bir başka şubede çalışırken koronavirüs nedeniyle o markete desteğe gitti. Ancak kesildiği iddia edilen kolonlar yüzünden enkaz altında kaldığı
Ayrıca Fatih Altay'la depremi şu şekilde yorumladı. Tabii Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın. İnsanın içi sızlıyor. Binaya bakarken... Hakikaten duramadım yani ama hep kendi kabahati bize. Kabahati kimseye değil yani. Diyorlar ya deprem kaderdir. Doğru kaderdir. Bulunduğunuz eğer bölge deprem bölgesi ise kaderdir. Ama kaderle mücadele etme şansınız var burada. Yani bu göktaşı değil. Bilgiyle, teknolojiyle, mühendislikle bunu çözüyorsunuz kardeşim.
9 depremde kimsenin ölmediği yerler var. 9 demiyorum ama 8 depremde kimsenin ölmediği sarsıntılar var. Bu sene dünyanın çeşitlerine depremler oldu. Habertürk bunları yayınladı grafiğiyle. Buradakinin 2 misli bir ülkte depremde kimsenin burnu kanamıyor. 7, 7.4, 7.6 depremlerde 3 ölü, 5 ölü. Ve bu ülkeler dünyanın en... Japonya falan değil yani.
İçinde çok daha bize benzeyen, gelişmişlik katsayısı olarak bize benzeyen ülkeler var. Bütün bu alan biten bizim kendi hatamız, insan hatamız. Sabahtan beri belgelerini yayınlıyorsunuz, ben de gördüm bu belgeleri. Bu binalar rapor almış. Yıkılma raporu, riski raporu var bu binaların. Peki bu binalar bu kadar riskliyken niçin bu binalarda hala insanlar var? Şimdi Murat Kurum'u dinledik. Murat Kurum diyor ki bize iletilmedi. Yahu kardeşim bunun organizasyonu bana mı ait? Her şeyin elektronik olduğu bir çağdasınız. Yolda beni çeviren polis şuraya basarak benim yedi ceddimin ne olduğunu öğrenebiliyor buraya girerken. Peki bu kadar işte E-Devlet, Z-Devlet, B-Devlet. Peki bunun kayıtlarını o E-Devlet'e girip de yapmak, bulmak, kontrol etmek, bunun peşine düşmek mümkün değil mi?
Hepsi mümkün bunların ama dediğin gibi büyük bir sorumsuzluk. Ya bu ülkede imar barışlıktı kardeşim, bu ülkede imar barışlıktı. Şimdi geçen gün bir adam dedi ki devlet hangi binanın yıkılacağını biliyor. Devlet bütün şehirlerin bir anlamda röntgenini çekti. Bütün binalar incelendi. Ya da bütün demiyorum ama büyük bölümü, Risli bölgelerde özellikle. Bu binalarda hala insanlar oturuyor. Bu binalara hala hiçbir şey yapılmadı. Bu binalar olduğu gibi duruyor. Belediyelerin elinde, devletin elinde bütün bu kayıtlar var. Çünkü bütün bunları çıkardı. Biz Mustafa Erdoğan ile konuştuk. Bu konuda Türkiye'deki en önemli uzman ve Deprem Vakfı'nda başkanı. Biliyor tek tek. Şu sokakta şu bina, bu sokakta bina, adres, numara biliniyor bunlar. Ve bunlara hiçbir şey yapılmıyor. Kimse bana demesin ki, bizim haberimiz yoktu da kayıt yoktu, her şey kayıtlı. Şimdi İzmir, İstanbul'un deprem planından daha eskidir İzmir'in deprem risk planı.
Bunu da bana söyleyen Mustafa Erdik, uydurmuyorum bunu. Türkiye'deki deprem baklığının başkanı. İzmir'le ilgili deprem master planı yapılmış. İstanbul'dan seneler önce. Doğru. Sayın Akça'da bugün aynı şeyi söyledi Akça. Şimdi bu yapılan plana ne kadar uyulmuş, ne kadar bakılmış? Şimdi Bostanda'dayız. Adı üstünde, Bostanlı. Ben çocukken çok geldim Bostanlı'ya. Tek katlı, iki katlı evler önünden kara tren geçerdi. İzmir'de o zaman eğitikte hat yoktu banyolara. Banyo treni İzmir'in kara trendi. Burada da bahçelerde insanlar yaşardı, bostancılık yapardı tam anlamıyla. Şimdi burada bakıyorsun arkada 50 katlı bina, 40 katlı bina. Burada çürük çarık 10 katlı, 11 katlı binalar. Tablo hakikaten korkuyor. Zeminin altı su bu arada. Zeminde altı su çünkü bostandı. Burası bostan. Burası Körfez'in ucu. İzmir Körfez'in ucu. Buraya belli ki burası bir dökülme alanı. Yani alüvyonlarla oluşmuş burası. Buranın altı su. Burada bu binalara kim izin vermiş? Şartmamış buraya bu kadar yerleşim yapmak. Şartmamış burayı bozmak. Eski insanlar biliyormuş doğrusu. Burada iki katlı bina yapmış kardeşim. Kimse buraya yirmi katlı yapmamış. Ama bir rant hırsı, bir para hırsı sonunda da burada oturup hep beraber ağlıyoruz. 6 aylığı yapı denetimiyle ilgili soruyu İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer'e de sordu. İzmir epeydir bir depremi bekliyor zaten. Bir İstanbul, iki İzmir. Bu iki kentin büyük deprem beklediği biliniyor.
Bununla ilgili İzmir'de tabii ki sizi suçlayacak halimiz yok. Daha bir yıllık belediye başkanısınız ama bir yıl bile olmadı. Nedir İzmir'in depreme hazırlık noktasındaki eksikleri? Niçin bugüne kadar hiçbir şey gözle gözle yapılmamış? Bunu biliyorum. Mustafa Erdik, Profesör Mustafa Erdik deprem konusunda Türkiye'deki en inşaat alanındaki uzman. Diyor ki 1999'da İzmir'in büyük deprem master planı hazırlandı ve hiçbir şey yapılmadı. Ne yapılmamış, niye yapılmamış? Bir kere önce şunu söyleyeyim.
Yıkılan bütün binalarla ilgili bir tespit yaptırdım. Tamamı 92 ile 99 yılları arasında ruhsatlandırılmış yapılar. Bu ne demek? Bunu anlamaya çalıştık. Birincisi, 99 yılında çıkarılan yapı ruhsat yönetmeliğinden önce yapılmış yapılar. 75 yönetmene göre yapılmış. Bravo. Ve bu yönetmelikteki hassasiyetler 99 depreminin hassasiyetlerini taşırıyor. 99 yılında yaşanan deprem sonrasında vatandaşlarımızda da büyük bir bilinç oluştu.
Yasa yapıcılarda da önemli bir bilinç oluştu ve buna göre yapılan bir düzenlemeler var. Yıkılan binalarımızın tamamı 99 yıl öncesi yapılmış. Yapılan ilk gözlemlerde deniz kumunun kullanıldığına dair veriler var elimizde. Demir donatı alanlarının zayıflığıyla ilgili bilgiler var. Hatta yapı deformasyonuyla ilgili. Yani zemin katta örneğin kolonu kesmiş, market yapmak için, spor salonu yapmak için. Dolayısıyla burada şunu söylemek isterim.
Birincisi 99 yılında yapılmış olan ruhsat almış yapılarla ilgili mutlaka yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Biz ihbar gelmeden 99 yılından önce ruhsat almış yapılarla ilgili yapı deformasyonu olup olmadığına dair bir tespit yapma yetkisine sahip değiliz. Yok böyle bir etki. Böyle bir etki yok. Halbuki bu mutlaka olmak zorunda. O nedenle ilk işimiz
Mutlaka şu telaş bittikten sonra, hayat biraz yoluna girmeye başladıktan sonra 99 yılından önce ruhsat almış bütün yapıların zemin katlarıyla ilgili tespit yaptıracağım. Ve bu tespitler sonucunda yıkılması gereken, oturulamaz durumda olan ve tehdit arz eden binalarla ilgili de yıkım kararı almak için bir yasal düzenleme yapılması için talepte bulunacağız. Biz bunu yapacağız. Biz bu tespitleri bütün İzmir'deki binalar için yapacağız. Çünkü bu yapı deformasyonları birçok binada olduğundan eminim. Bu yıkılan binalarda da bu maalesef var ama bunu yaşadık. O nedenle burada bir tedbir almamız lazım. İkincisi yine bir bakış açısıyla ilgili önemli bir ders çıkartıyoruz. O da şu. Biz bugüne kadar kentsel dönüşüm için
Ruhsatlı binaların olduğu alanları hiç düşünmedik. Hep ruhsatsız olan binaların bulunduğu alanlarla ilgili kentsel dönüşüm gerektiğini düşündük. Neden? Çünkü onlar kaçak binadır ve orada mutlaka bir kentsel dönüşüm yapılmalıdır dedik. Oysa yaşadığımız depremdeki tahribat ruhsatlı yapıların olduğu, imar planlarının olduğu yerlerde. Demek ki ezberimizi bozmamız lazım. Demek ki ruhsatlı alanlarla ilgili de imar planlarında yenileşmeye ihtiyacımız var. Yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Kısacası biz bir yandan bu kentsel dönüşümle ilgili çalışmaları yeni bir perspektifle yapmaya başlayacağız. İkincisi de derhal 99 yılından önce ruhsat almış ve içinde oturulmakta olan bütün yapıların zemin katları, ticarethaneye dönüşmüş zemin katlarıyla ilgili tek tek bütün binaları tarayacağız.
Böylece bu tehdidi bir kere 99 yılından başlayarak aslında bütün binalarda yapacağız ama önceliği 99 yılından önce ruhsat almış yapılar için yapacağız. Bir kere insanlarımızın bu konuda güvenli bir hayat sürmesi için ve onlar için gereken düzenlemelerin yapıldığından emin olmaları için hızla bu çalışmayı başlatacağız. Ege bölgesi ve İzmir'de deprem riskinin yüksek olduğu biliniyor. Bununla birlikte İzmir, imar barışı uygulamasına nüfusa oranla en çok talebin olduğu illerin başında geliyor. Sözcü gazetesinin haberine göre 10.079.000 kişinin yararlandığı imar barışından en çok yararlanılan şehir 1.747.000'li İstanbul, onu 811.452'yle İzmir takip ediyor.
İzmir özelinde imar barışı başvurularının en çok olduğu ilçeler sırasıyla Bornova, Buca ve Karabağlar. Depremin en çok yıkım ve hasara neden olduğu ilçe Bayraklı'da 34 bin kaçak yapı imar barışıyla yasal hale gelmiş durumda. İzmir'de kaçak binaların imar barışından devletin kasasına 2 milyar 150 milyon lira girmişti. Sorumlu kim? Sorumlu devlet, başta da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı.
Belediye Başkanı Tunç Soyer bir deprem çalıştayı yapacaklarını ve çalıştaydan sonra neyin hesabı sorulması gerekiyorsa sorulacağını söyledi. Türkiye'nin hiçbir noktası hazır değil hepimizin bildiği gibi. Çok hoyrat bir şehirle ve çok hızlı bir şehirleşme yaşandı ve kendi doğamızı tahrip ederek, tarım alanlarımızı tahrip ederek uzun yıllardır bu bahşişli betonlaşmaya seyirci kaldık. Dolayısıyla Türkiye'nin herhangi bir yerinde olduğu gibi İzmir'de de böyle bir hazırlıktan söz etmek mümkün değil. Biz geçen ay İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bir deprem daire başkanlığı kurmuştuk. Ve İzmir'in depreme hazırlığını sorgulamak adına da zaten çalışmalara başlamıştık. Ama önümüzdeki hafta Türkiye'de depreme dair sözü olan ne kadar bilim insanımız varsa
onların hepsini davet edeceğimiz ve hem İzmir'in yapış tohunu, hem İzmir'in deprem faylarını, hem de deprem bilincini, depreme karşı yapılması gereken hazırlıkları masaya yatıracağımız bir büyük çalıştay düzenleyeceğiz. Bunun hazırlık işlerine başladık. Bunu bütün şeffaflığıyla, bütün dürüstlüğüyle masaya yatırıp neyin hesabının sorulması gerekiyorsa soracağız ve ne yapılması gerekiyorsa da kimin ne yapması gerekiyorsa da hepsini tek tek tarif edeceğiz, adını koyacağız. Depremden sonra jeofizik mühendisi Ahmet Ercan'ın tespiti çok konuşuldu. Ercan hiçbir zengin depremde ölmez, ana sorun yoksulluktur dedi.
Yoksulluk ne kadar fazlaysa, deprem size o kadar yakındır. Depremde zaten yoksullar ölür, zenginler ölmez. Hiçbir ünlünün, hiçbir zengin kişinin enkaz altından çıkarıldığını duymadınız, duymayacaksınız. Dolayısıyla ana sorun yoksulluktur.
Eğer Papua Yeni Gine'nin parası bile Türkiye'nin parasından iki kat daha pahalıysa, Biz daha çok deprem programları yaparız. Bayraklı'da ise yoksulluğun da ötesinde çarpık kentleşme ve rant uğruna imara açılan bölgelerin ceremesinin çekildiği anlaşılıyor. Deprem bölgesinde incelemelerde bulunan TMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Aykut Akdemir, Cumhuriyet gazetesinde verdiği röportajda çoğu binanın depremde Bayraklı bölgesinde yıkıldığına dikkat çekiyor. Buraların 1980'lerde imara açıldığını, daha önce Bornova'nın tarla alanı olduğunu hatırlatıyor.
Akdemir şu anda olduğumuz yer normalde bamya tarlası ya da mandalina bahçesiydi. Bölgedeki birçok bina deprem yönetmeliği olmamasından ve çok sık değişmesinden ötürü depreme uygun yapılmamış. Hatta 3-4 yıllık binalarda bile ciddi hasarlar var. Yıkılan binaların yapı kullanın izinleri var diyor.
Cumhuriyet gazetesinde konuşan inşaat mühendisleri odasından Şerif Günay da gördüklerimiz şaşırtıcı değil diyor. Günay, bu binaların yıkılması hiç sürpriz değil çünkü beton değil, çamur gibi bir malzeme. Yapımlarıyla ilgili ciddi hatalar var, zeminle ilgili sıkıntılar var. Bunları üst üste koyduğumuzda yıkılması çok normal. Zaten 15-17 tane bina yıkılmış. Bunun haricinde bizim gözlemlediğimiz çok fazla sayıda yıkılmaya çok yakın binalar var diyor.
Şimdi Bayraklı dediğimiz bölge eskiden Bornova'ydı. Bölgenin hem kentsel dönüşümle gelişmesi hem de siyasi hesaplarla Bayraklı Belediyesi ayrıldı. İktidar Partisi AKP'nin yerel seçimlerde Bornova Belediyesi'ni almasına imkan yokken Bayraklı Belediyesi'ni alabilme imkanı vardı. Yapılan hesap biraz da böyleydi. Ne var ki 2019 yerel seçiminde AKP'li aday 14 puanlık farkla seçimi kaybetti.
İşin bu tarafına bakınca inşaata uygun olmayan tarım alanlarının neden inşaata açıldığı, zeminin böylesi olduğu bir bölgede yüksek katlı binalara neden izin verildiği de bir yönüyle anlaşılıyor. Depremin hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Van'da yaptığı konuşma dikkat çekti. Erdoğan, vesayetçi zihniyetin en çok ihmal ettiği alanlardan biri de afetlere dayanıklı yapı inşasıdır dedi. Ülkemizin en doğusundan en batısına tehlikeli bir deprem kuşağı altında olduğunu yaşadığımız her sarsıntıyla bir kez daha hatırlıyoruz. Uzun yıllar boyunca bu ülkeye hakim olan vesayetçi zihniyetin
En çok ihmal ettiği alanlardan biri de afetlere dayanıklı yapı inşasıdır. Şehirlerimizi bir kanser gibi saran tek katlı veya çok katlı gece konduların acısını afetlerde yıkım ve can kaybı olarak yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı kendilerinden önceki dönemlere gönderme yapıyor. Devlet, İzmir'de ev yıkılan vatandaşlara bir an önce yeni evler yapılacağını söyledi. Ancak şimdiden İzmir'de hasarsız evlerin kiraları yükselmiş durumda. Can kayıpları üzücü tabloyu ağırlaştırırken, İzmir depremi bir kere daha depremin artık hayatımızın içinde olduğunu ve daha bilinçli olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Trend Topik'i PodB Medya'yla birlikte hazırlıyoruz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.