Podcast

51: İmitasyon Çanta Tartışması

Trend Topic

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Emine Erdoğan'ın Hermes çantaları Fransa'ya boykot tartışmasının ardından gündem oldu. Gazeteci Hande Fırat, Erdoğan'ın çantalarının imitasyon olduğunu yazdı. Ne var ki yasalar uyarınca imitasyon çanta üretmek yasak! İşte detaylar...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.955 kelime · ~10 dk okuma

Her şey Fransa'da bir öğretmenin başının kesilmesiyle başladı. Bu olayı geniş biçimde daha önceki bölümümüzde değerlendirmiştik. Başı kesilen öğretmen meselesi Fransa ve Türkiye ilişkilerini gerdi. Konu en son Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın fiyat etiketi 50 bin Amerikan Doları olan erme çantası meselesi haline geldi.

Samuel Paty olayından sonra Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İslam'ın Avrupa ile uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi, bir dizi yeni politika açıkladı. Buna en çok karşı çıkanlardan biri Türkiye oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macron'un zihinsel tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi, Fransız mallarına boykot çağrısı yaptı. Mevlid-i Nebi açılış haftasında konuşan Erdoğan, Fransa ile son aylarda Doğu Akdeniz ve Libya'da yaşanan gerilime değinerek, nasıl Fransa'da Türk malları satın almayın deniyorsa, ben de şimdi milletime sesleniyorum, sakın Fransız mallarını satın almayın dedi. Avrupa ülkelerinde İslam ve Müslüman düşmanlığının adeta veba gibi toplumlara sirayet ettiğini görüyoruz. Müslümanlara ait işyerleri,

Evler, ibadethaneler, okullar hemen her gün ırkçıların ve faşist grupların saldırısına maruz kalıyor. Şimdi ben burada milletime sesleniyorum. Nasıl ki Fransa'da Türk markalı mal satın alınmayın diyorsa ben de şimdi buradan milletime sesleniyorum. Sakın Fransız markalara asla intifat etmeyin. Bunları satın almayın. Aslında Fransa'da Türk mallarını almayın diye bir çağrı yok. Suudi Arabistan'da var. Ancak Erdoğan Suudi Arabistan'daki Türk mallarına yönelik boykota değinmedi. Hedefinde Fransa vardı. Suudi Arabistan'ın boykotunu Karar TV'de Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sorularını yanıtlayan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan şöyle yorumladı.

Transkriptin tamamını oku

Suudi Arabistan'ın Türkiye uyguladığı ambargoyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Tamamen siyasi ilişkilerin bir sonucu. Sadece ticari ambargo yok bakın. Eğer Suudi Arabistan'da mesela diyelim ki bir Rus firması iş yapıyor ve o Rus firmasının içinde bir tane Türk eleman çalışıyor. Onu işten attırıyorlar. Mesela diyelim ki bir İtalyan danışmanlık firması 100 kişi çalıştırıyor Suudi Arabistan'da. 3 tane bizim vatandaşımız var. O 3 tane vatandaşımızı işten attırıyorlar. Ben istemiyorum senin şirketinde. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı istemiyorum diyor.

Şimdi sebebine şöyle bir geriye dönüp düşünelim. Sebep ne? Niye bozuldu ilişkiler? Yani Suudi Arabistan'da münahşinin olması mı? Suudi Arabistan'da demokrasinin olmaması mı? Hiçbir zaman yoktu ki.

Ne zaman vardı? Niye bozuldu bu ilişkiler? Dış politikayı eğer siz şahsileştirirseniz, ben onun elini sıkmam, onun oturduğu masaya oturmam, ben, ben diyerek anlayın. Burası koskoca bir ülke. Siz o temsilen oradasınız. Şahsınız için orada değilsiniz. Bu ülkeyi temsilen oradasınız. Bu ülkenin çıkarları her şeyden önemli. Çok şahsileştiği zaman sorunlar büyüyor ve işin içinden çıkılmaz noktaya girebiliyor. Bir de şu var, bazı ülkelerle ilişkilerde dar ideolojik bakışla ilişkileri bozdu.

ve o ülkelerin iç siyasetlerine bilinçsiz bir şekilde, dar ideolojik bakışla müdahale edildiği için de ilişkiler bozuldu. İktidar Partisi'nin seçim kampanyasını yapan şirketi alenen, bayrak sallayarak bir başka ülkeye, o ülkedeki partilerin sadece bir tanesine destek versin diye gönderirseniz, diğer siyasi partiler seçimi kazanırsa en az bir seçim dönemi o ülkeyi kaybettiniz demek. Erdoğan'ın bu çağrısı yeni soruları beraberinde getirdi. Devlete ait kimi uçakların Fransız Airbus firmasına ait olduğu hatırlatıldı. Airbus'lar kullanılmayacak mı diye soruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ne alakası var? Onlar stratejik ürünler diye yanıt verdi.

Aslında bir de Fransız otomobiller var. Renault markası Eylül 2020 verileri baz alındığında Türkiye'nin en çok satan ikinci markası toplamda 67.201 binek ve ticari otomobil satılmış. Listede 5. fırada ise Fransız Peugeot var. Peugeot 25.764 araç satmış. Listenin 7. sırasında Renault'a ait Dacia ve 10. sırada Citroen markaları var.

Bir diğer de işte listedeki ilk 10 otomobil markasının dördü Fransız. Ve belki otomobil almak isteyenleriniz vardır. Şu anda galerilerde otomobil yok. Birçok otomobil bayiğinde. Aralık ayı satışları bile yapılıyor. Bakalım Fransız otomobiller boykot edilecek mi ya da onlar da mı stratejik ürün sayılacak? Ne var ki Fransız markası olan ama pek de stratejik olmayan bir başka ürün akıllara geldi. First Lady Emine Erdoğan'ın çantaları.

Konuyu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme getirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, cesaretin varsa çantayı sarayın bahçesinde yak dedi. Beyefendi ne diyor? Fransız mallarını boykot edin diyor. Fransız mallarını alacak vatandaşlar hal mi kaldı Allah aşkına? Hal mi kaldı ya?

Ya adama askıda ekmek demişsin Karnı aç Ekmek gösteriyorsun Çıkıyorsun Fransız mallarına boykot uyguluyorcaz diyorsun Sen uygularsın kardeşim saray sosyetesi uygular Sanki servisçi akşam eve gidince işine Bir Fransız parfümü aldım sana bunu söyleyecek Adam ekmek bulamıyor Ekmek bulamıyor Saray sosyetesi uygularsa uygulasın mesela Fransız uçakları var satsın hemen Bir çanta var Emine hanımın çantası Kaçtı? 50 bin dolar. 50 bin euro mu? Bilmiyorum neyse yani. E onu da sarayın bahçesinde yaksın yani. Protesto ediyorum desin yaksın. Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışı Cumhurbaşkanı'nda kızdırmıştı. Erdoğan sert cevap verdi. Sende zerre kadar yürek varsa eşimle ilgili konuşma dedi. Bay Kemal eşimle ilgili bazı laflar etti. Sende zerre kadar yürek varsa sen benimle ilgili konuş. Eşimle ilgili konuşma.

Sen ne biçim siyasetçisin ya Sana siyasetçi demek için Sokaktan binlerce şahit getirmek lazım Senin siyasetle alakan yok Sende o yürek varsa Kalkarsın Siyasetçi isen Benimle ilgili konuş Siyasetçi arkadaşlarımla ilgili konuş Biliyorsun ki onlar Seni paçavraya çevirirler Yakılacak çantalar arıyorsan sizde çok Yalnız da beyaz Türkler çok Onların yakacak çantaları da vardır O ayrı bir konu Zeka yoksunu bir adamsın Zira Airbus'ları satmamızı istiyorsun Ya onunla bunun ne alakası var Birisi stratejik bir ürün Ve bu sadece Fransa'nın da değil zavallı Bunun ortakları arasında İngiliz'i var, İtalyan'ı var, Alman'ı var, bütün bunlarla beraber böyle bir ortaklığın, konsorsiyumun ürünü. Ya bundan bile senin haberin yok ya! Bu kadar zavallısın sen ya! Anlaşılan Macron'dan sonra Kemal Kılıçdaroğlu da Cumhurbaşkanı'nın zeka testinden geçemedi. Atışma devam etti. Kılıçdaroğlu ben bunu eleştiremeyecek miyim? Boyun var, posun var. Neden karşıma çıkmıyorsun? diye yine cevap verdi. Ben saraylarda krallar gibi yaşayacağım. Vatandaş perişan olacak. Ben bunu dile getirdiğimde de efendim eşimle değil benimle konuş. Ben seninle zaten her zaman konuşmaya hazırım. Senin dünya kadar televizyonun var. Söyledim.

Kendine güveniyorsan, mangal gibi yürek varsa, eğer dünyaya meydan okuyorsan, bir de bana meydan oku kardeşim. Çanta meselesi burada kapanmadı daha da uzadı. Hürriyet gazetesi yazarı Hande Fırat, 30 Ekim tarihli köşesinde şunları yazdı. Kaynaklarımdan bu konuda edindiğim bilgiler, sıfır atık projesine öncülük eden Emine Erdoğan'ın bu hassasiyetini çanta başta olmak üzere aksesuarlarında da sürdürdüğünü gösteriyor.

Bana aktarılan bilgiler şöyle. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan çantalara asla büyük paralar vermiyor. Orjinal marka çanta kullanmamaya özen gösteriyor. Yani iddia edildiği gibi büyük rakamlara çanta alınmıyor. Daha çok yerli malını tercih ediyor. Orjinalin yerine çakma yani imitasyonlarını alıyor. Hande Fırat'ın tartışması yazıyı iyice büyüttü. Çünkü aslında yasalara göre çakma çanta üretmek suç.

Hatta iktidara yakın A Haber televizyonu 2017 yılının Ocak ayında bu konuyu haber yapmış. Haber aynen şöyle. Yabancı yatırımcıların dört gözle beklediği sınayi mülkiyet kanunu resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanuna göre teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sınayi uygulanabilir olması şartıyla patent verilecek.

Marka sahibinin yetkisinde olan, markaları kullanma hakkına başkalarınca tecavüz edilmesini engellemek amacıyla caydırıcı hükümler getiriliyor. Marka sahibinin izni olmadığı sürece marka kullanımı, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markanın taklit edilmesi, marka hakkına tecavüz sayılacak. Taklit markayı taşıyan ürünleri bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan, bir başka şekilde ticaret alanına çıkaran, ithal ve ihraç eden, ticari amaçla elde bulunduran veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunan kişiler de marka hakkını tecavüz etmiş olacak. Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler de kanunda yer alıyor. Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.

Marka koruması olduğu belirtilen işareti kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Başkasının sahip olduğu markayı taklit ederek üretilmiş malı satan kişi hakkında bu malı nereden temin ettiğini bildirirse ceza hükmü olunmayacak. Şimdi bu habere baktığımızda Sayın Emine Erdoğan'ın adeta suçu teşvik ettiği ortaya çıkıyor. Konuyla ilgili arşivden bir başka haber daha karşımıza çıkıyor sene 2015. Belçika'nın Fransızca yayını yapan gazetesi Le Capital. Resmi temaslar için Brüksel'de bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın alışveriş yaptığı mağazaları kapattığını yazdı. Le Capital, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın eşi Emine Erdoğan, Louis Caddesi'ndeki mağazaları alışveriş yapmak için kapattı başlıklı haberinde. Louis Caddesi'nde yer alan lüks mağazaların yaklaşık bir saat boyunca

Emine Erdoğan'ın korumaları tarafından diğer müşterilere kapatıldığını duyurdu. Haberde bu iddiaya kanıt olarak Senyoze İlçek Grup üyesi Thierry Balsat isimli bir Belçikalı vatandaşın cep telefonuyla çekip Facebook'ta paylaştığı bir video gösterildi. Decapital Balsa'nın çektiği videoyu müşterilere göre Erdoğan tereddüt etmeden ziyaret ettiği bazı mağazaların girişlerini kendi güvenlik görevlilerine kapattırdı. San Jose ilçe kurul üyesi Thierry Balsa yaklaşık bir saat boyunca sokağa el koyulduğunu duyurdu. Facebook hesabına yüklediği videoda Longchamp'e müşterilerin girişine engel olan güvenlik görevlisi açıkça görülüyor diye tanıttı.

Longchamp bir türlü Burberry'e benzeyen aslına bakacak olursanız çanta markası. Emine Erdoğan'ın çantalarıyla ilgili tek haber yazan isim Hande Fırat değil. Fırat'tan önce Evrensel Gazetesi yazarı Ender İmrek çantaları konu almış. İmrek bu yazısı nedeniyle Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor duruşması aralıkta. İmrek ne yazmış da yargılanıyor derseniz hemen 29 Haziran 2019 tarihli yazıdan bir kısım aktarayım.

Biliyorsunuz First Lady eşiyle birlikte bir uzakdoğu gezisindeydi. G20 zirvesine giden eşi yani Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yani AKP Genel Başkanı Erdoğan'a eşlik etmişti Emine Hanım. Parıl parıl parlıyordu erme çanta. G20 demek dünyanın gelişmiş 20'si arasında yer almaktı ve elbette bunun çarpıcı biçimde tüm dünyanın gözüne sokulması gerekirdi. Türkiye'nin ne denli gelişmiş bir ülke olduğunu giden heyetten

First Lady'nin parıl parıl parlayan erme çantasından anlamış oldu. Markaysa marka ve ederim hediyede yer aldığına göre tamı tabına 50 bin dolar. Türkiye'de işsizlik varmış, iş bulamadığı için intihar edenlerin sayısı artıyormuş. İş cinayetlerinde her ay onlarca yüzlerce işçi ölüyormuş. Türkiye kadın cinayetleri işlenen ülkelerin en önünde koşuyormuş. Yoksulluk derinleşiyormuş. Enflasyon artıyor, borç batağına batmış, ülke ekonomisi kötüymüş. 1 dolar 6 lira ediyormuş. Açlık ve sefalet içindeki halkın durumunu görmeyip 50 bin dolarlık çanta taşımak,

Halklarımıza hakaret sayılmıyor ancak iki laf eden cumhurbaşkanına hakaretten mahkemeleri boylayabiliyor, hapse atılıyor. Ancak tarihe ayakkabılarıyla, çantalarıyla, gardıroplarıyla geçenler, saraylarıyla, sarayın itibariyle övünenler, halklar nezdinde hiç de iyi intiba sahibi olmadılar. Tarihten ders çıkarmakta yarar yok mu? Yazı böyle. Bu çanta meselesine en ayrıntılı eğilen gazeteci Onur Dalar. Onur Dalar meseleyi enine boyuna araştırmış ve jurnal TR adlı siteye yazmış. Dalar'ın yazısından aktarıyorum. Kapalıçarşı'da ulaştığım imitasyon çantacılar Hande Fırat'ın bugün yazdığını bana bir sene önce söylemişlerdi. Ama o imitasyon çantacılar Erdoğan ailesine tepkililerdi. Bize sahip çıkmadılar diyorlardı. Neden diyeceksiniz. Anlatmak için biraz daha eskiye gitmemiz gerekiyor.

Ermeğe Louis Vuitton gibi markaların Türkiye pazarına girmek olduğu yıllara. Kapalı çarşıda imitasyon yani çakma olarak bilinen çantalar dericiler çarşısında satılır. Ama bu çantacılar öyle basit çantacılar değildir. 2011 yılında kapalı çarşıya yapılan operasyonda yakalanan bir çanta ustası, Fransız Louis Vuitton'un emekli baş çanta ustası Yorgo Anastiadis çıkmıştı. Kendisi emeklilik yıllarını kapalı çarşıdaki imitasyonculara çalışarak geçiriyordu. Neden ihtiyacı olsun?

Çünkü imitasyon piyasasında çok büyük paralar dönüyor. Hande Fırat'ın yazdığı gibi öyle çok masrafsız şeyler değiller. 100 bin liralık bir çantanın imitasyonu 50 bin liraya satılıyor. Ustaları orijinal kullanılan malzemeler orijinal, kesimler orijinal, sadece çantanın üstündeki logo imitasyon.

Dalar, zaman içerisinde yabancı markaların hükümet üzerinde bu imitasyon çantaları için baskı kurduğunu, bu nedenle yeni yasalar yapıldığını ve yeni yasalar uyarınca kapalı çarşıya polisin baskın yaptığını aktarıyor. Söz konusu yasadan az önce bahsetmiştim. Yasayı A Haber'de ekranlarını taşımıştım. Onur Dalar, operasyonlarla ilgili kapalı çarşıda mağdur olan bir üreticinin kafasıyla konuşuyor ve şunları yazıyor.

Kalfa'nın anlattığına göre Erdoğanlar imitasyon çantaya bir servet döktüler. Bülent Ersoy gibi isimleri geride bırakarak dükkanın en gözde müşterisi oldular. Ama patronları operasyondan sonra Erdoğan ailesine çok sitemde bulunmuş. Yılların gözde müşterisi dükkanın patronunun telefonlarını bile açmamıştı. Hatta konuştuğum o çantacılardan biri çoğu yabancı markaların Türkiye pazarına girişte hava parası olarak bazı hatrı sayılır kişilere uygun fiyatlarda çantalar verildiğini de söyledi. O kadarını bilemiyorum, bu da bir iddia. Yazı böyle. Yani boykotun altından çanta çıktı ve anladık ki çanta deyip geçmemek lazım. Evet, Podbean Media ile birlikte hazırladığımız Trendtopik'in 51. bölümünü noktalıyoruz.

Dinlediğiniz müzikler Okan Kaya'ya ait. Ses düzenlemesini ise Tolga Can Bozca yapıyor. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)