Podcast

44: İranlı Güreşçi Direniş Sembolü Oldu

Trend Topic

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İran ‘da güreşçi Navid Afkari protesto gösterilerine katıldığı için tutuklandı. Sonra da cinayet işlediği gerekçesiyle asıldı. Afkari asıldıktan sonra bir direniş sembolü oldu. Olayı gazeteci Taha Kermani ile konuştuk.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.038 kelime · ~10 dk okuma

Bu bölümde İran'a uzanıyoruz. İranlı güreşçi Navid Afkari protesto gösterisine katıldığı için tutuklanmıştı. Sonra bir cinayet işlediği iddia edildi. Bir gecede apar topar idam edildi. Afkari artık yok ama İran'da bir sembol oldu. Navid Afkari'nin idamı İran'da rejime karşı öfkeyi biraz daha arttırdı. Sistem ise nüfusu korkutarak, insanları korkutarak devamını sürdürmekten başka bir yolu yok gibi davranıyor.

Geçen yıl Kasım ayında İran'ın dört bir yanında protesto gösterileri yapıldığını görmüştük. Bu gösterilerde İranlılar birdenbire artan enflasyonu, işsizliği, yoksulluğu protesto ediyorlardı. Fakat bu protesto gösterilerini daha önceki protesto gösterilerinden ayıran bir şey vardı. Bu zamana kadar yani İran İslam Cumhuriyeti olduktan sonra hep protesto gösterilerinin büyük kentlerde orta sınıflar tarafından gerçekleştirildiğini görmüştük.

Fakat bu sefer bir şeyler farklıydı. Bu sefer İran'ın küçük kentlerinde işçi sınavına mensup insanlar sokaklara çıkıyorlar, rejim karşıtı sloganlar atıyorlardı. Yer yer şah geri gelsin sloganlarının atıldığını gördük. İran'ın rehberi Hamaneyn posterlerinin yakıldığını gördük. Protesto gösterileri birkaç gün içerisinde bastırıldı çünkü İran rejimi çok sert tepki verdi. Vurulanlar yaşamını yitirenler oldu. Şimdi İran rejimi bu protesto gösterilerinin ardından öç alma operasyonlarını sürdürüyor. Gösterilerle ilgili tutuklananlar idam cezalarına çarptırılıyor.

Transkriptin tamamını oku

İran'da idam cezası en son 3 İranlı protestocu gence verilen idam kararı üzerinden gündeme geldi. Amel Hüseyin Muradi, Muhammed Racebi ve Said Temcidi. Bu 3 gençliğe ilgili verilen idam kararı dünyada büyük yankı buldu. Gençler idam edilmesin diye uluslararası bir sosyal medya kampanyası başlatıldı. İdam etmeyin hashtagiyle 5 milyon tweet atıldı.

Futbolcu Mesut Şucai, Instagram hesabından dini lider Ali Hamane, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Ergi Başkanı İbrahim Reisi'ye hitaben, lütfen bu genç insanlara merhamet edin dedi. Oyuncu Şahab Hüseyin'i Peygamberimizin hürmetine lütfen bu genç insanlara idam etmeyin diye yazdı. Amerikan Başkanı Donald Trump bile infazların durdurulması çağrısını yaptı. Baskı bu kez sonuç verdi İran'da. Bu üç genç şimdi yeni baştan yargılanacak.

Uluslararası af örgütü Amnesty International, bu tip idam kararlarının tamamen politik nedenlerle, adil yargılamadan uzak koşullarda verildiğini özellikle rapor ediyor. Mesela 25 yaşındaki Emir Hüseyin Muradi ifadesi, avukatı olmadan işkenceyle alındı. Ayaklarından asıldı, vücuduna elektrik verildi, dövüldü ve bir sorgucu yerde yatarken göğsünün üzerine çıktı. Daha sonra sorgucular Muradi'ye, tamam seni tedavi ettireceğiz ama sen gel önce bu itirafı imzala dediler. Mesela Muradi sözde suçunu bu koşullar altında itiraf etti ve Muradi'nin bu itirafı üzerine idam cezası verildi.

Bu üç sanık kundaklama ve vandallık yoluyla tanrı düşmanlığı yapmak suçundan idam cezasına çarptırılmıştı. Bu üç gencin protesto gösterileri sırasında kamu binalarını ateşe verdiği iddia ediliyor. Ama işte alınan itiraflar böyle, genellikle işkence altında alınıyor. Bir de burada belki muhtemelen aklınızı karıştırdı. Yahu bu protesto gösterisi değil mi? İşte Allah düşmanlığı nereden çıktı diye. Şimdi İran bir İslam Cumhuriyeti olduğu için işler karışıyor. Devlete işlenen suçlar yeri geliyor. Allah'a işlenen suçla aynı şekilde değerlendiriliyor. Yani işte şer'i hukuk, şer'i yargılama yani şer'i devlet yönetimi işi getiriyor buna dayandırıyor. Siz devleti protesto ediyorsunuz, devlete karşı ayaklanıyorsunuz ama Allah'a karşı ayaklanmış muamelesi görüyorsunuz. Çünkü devlet kendisini bir yerde yeryüzünde Allah'ın tevzicisi olarak konumlandırıyor.

Şimdi gelelim Navid Afkari meselesine. 27 yaşındaki Navid Afkari bir gece yarısı sabaha karşı apar topar idam edildi. İran devleti Navid Afkari'yi idam ederek potansiyel protestocuların gözünü korkutmak istiyor kuşkusuz. Ancak bu kez gerçekleştirilen bu idam cezası geri tepmiş olabilir. Afkari'nin idamının detaylarını Türkiye'de yaşayan İranlı gazeteci Taha Kermani ile konuştum.

Evet, İranlı gazeteci Taha Kermani. Şimdi, Navid Afgari idam edildi ve Navid Afgari'nin idamı müthiş bir tepkiye mi yol açtı diyelim? Nasıl tarif edeyim? Yani ne oldu tam olarak? Neden idam edildi Navid Afgari ve neden tepkiye yol açtı? Bize bir anlatır mısın Taha Kermani?

Mevlüt Eskavi ilk defa Şirat Hapishanesi'nde yayınladığı bir telefon kaydı ile gündeme geldi. Mevlüt Eskavi bir gün İran'ın güneyinde yerleşen Şirat kentinde tutuklu bulunan hapishaneden bir telefon görüşmesiyle artık yargıya umudu kalmadığını ve bu vasileyle ida ayağında olduğunu insanlara duyurup bir yardım talebinde bulunduk. Aslında Nedim Tefkari ile o zaman tanışmış olduk. Peki öncesine gelelim. Navid herkes gibi yani pek çok herkes değil mi pek çok İranlı gibi bu 2018 Kasım ayında yapılan protesto gösterilerine katılmıştı değil mi?

Doğru. Ve bu protesto gösterileri esnasında bir kişiyi öldürdüğü iddia ediliyor. Bu iddianın aslı astarı var mı? Şimdi şöyle, devletkar 2018'de aslında dediğiniz gibi benzer zamanda gerçekleşen, İran'ın pek çok kentinde gerçekleşen bu halk protestolarında olduğu söyleniliyor. Hükümetin iddiası şöyle, Şiraz'ın

Devlet Su İşler Dairesi'nin güvenlik görevlisi aynı zamanda da bu güvenlik görevlisi şöyledir. İran'da tüm devlet dairelerinde bir istihbarat biremi bulunuyor. Hasan Türkaman ismindeki ölen şahit, Devlet Su İşler Dairesi'nin o istihbarat biremi başkanıdır. protestolar esnasında öldürüldüğünü iddia etmişler. Fakat bu süreçte nasıl oldu bu mesele? Nevidef Kari'nin ayağını buldu sorusuna gelecek olursak, aslında biz aylar hatta bir buçuk sene sonra bu meseleyle tanıştık. Ta ki Nevidef Kari kendisi meseleyi anlattı. Kendisi ve iki kardeşiyle birlikte Hasan Türkeman'ın katliyle, öldürmesiyle suçlandığını

Ve kendisinin idam cezasına takıldığını açıklayarak bir yardım talebinde bulundu ve kamuoyu öyle eline tanışmış. Yani aslında Nabil Afkari ve iki kardeşi bu protesto gösterene katıldıkları için öncelikle gözaltına alınmışlardı, tutuklanmışlardı. Bu devlet görevlisinin öldürüldüğü meselesi ortaya atıldı. Yalnız kimi hesaplar? Hani İran hesapları şunu iddia ediyorlar. Navid Afkari'nin bu kişiyi bıçaklarken görüntüsü olduğunu iddia ediyorlar. Bunun aslı astarı var mı? Böyle bir görüntüyü gördük mü?

Hayır, Nevid Efkari'nin elde olan görüntüler İran televizyonundan da defalarca paylaşıldı. İran'da meşhur bir politik gelenektir aslında bu itirafları televizyondan paylaşmak. Nevid Efkari'nin de suç mahallinde bulunup bu olaya yani Hasan Türkeman'ı öldürdüğüne dair itirafları televizyondan yayınladı fakat belge olarak televizyonda paylaşılan görüntülerde suç anı yok. veya herhangi bir suçun işlendiğine dair bir gözü tanığı yok. Hatta Nevi Tefkâr'ın avukatı da defalarca bu meseleyi belirtti ve altını çizdi. Madem itiraflarla ilgili görüntüler paylaştınız, niçin suçun işlendiği saate ait herhangi bir görüntü yok, herhangi bir güvenlik kamerasına takılmadı veya herhangi bir

gördü tanığı yok. Dolayısıyla sadece devlet tarafından paylaşılan görüntülerde sadece Nevit Efkar'ın kendisinin daha sonra zor ve işkence altında itiraf ettiğine dair görüntüler paylaşıldı. Tüm belgeler sadece Nevit Efkar'ın daha sonra yanlış ve yalan olduğunu söylediği itiraflardan ibaret. Şimdi bu itiraflarla ilgili belki dinleyicilerimizi bilgilendirmek lazım. Bunu 2009 yılında da görmüştük, daha sonra da gördük. Böyle protesto gösterileri olduktan sonra genellikle devlet bir takım kişileri, politik kişileri, kanaat önderlerini tutukluyor. Bu kişiler tutuklandıktan bir zaman sonra senin de söylediğin gibi devlet televizyonuna çıkarılıyorlar ve şöyle şeyler anlatıyorlar genelde.

Ya işte evet bizi yabancı devletler tuttu, ajanlık yaptık, işte para aldık bunları yapmak için gibi şeyler anlatıyorlar. Ama hep gördüğümüz bu kişiler televizyona çıktıkları zaman bitik görünüyorlar hakikaten. İşte müthiş kilo kaybetmiş, gözleri donuk bakıyor. Yani adeta hani işkence edildikleri ve kötü muamele gördükleri zaten televizyon ekranına da yansıyor. Yani İran'da bunda bir beis görmüyor aslında. Hani karşılıklı bir herkesin bildiği bir mesele gibi öyle değil mi?

Evet, kesinlikle bu bir gelenektir. Aslında İran tarihine baktığımızda 1970'li yıllarda yani devrimden önceden başlayan bir gelenektir. Sadece 79 öncesi çok nadiren bu televizyon itirafları paylaşıldı ama ondan sonra İslam Cumhuriyeti Devrimi'nden sonra sık sık, hatta yüzlerce ifade edebileceği sıklıkla, ister yerel, bölgesel kanallarda, ister ulusal çapta paylaşılan bu itirapları görüyoruz. Bu itiraplarda ihanetle suçlanan devlet görevlilerinden belki sıradan bir vatandaşlığını görebiliriz. Devlet Televizyonu'ndaki bu zor altında itirapların patladığı nokta

Nükleer enerjiyle ilgili muhendislerin bir suikast zinciriyle ilgili gündeme geldi. Belki Ahmet İncez döneminde, belki Türkiye kamuoyu da bunu duymuştur. Nükleer enerjiyle ilgili tanışan muhendislere bir takım saldırı, bir takım suikast düzenlendiği iddia edildi. Bununla ilgili onlarca kişi göz altına alındı.

Bu gözaltına alınan kişilerden birisi yıllar sonra Mazyar İbrahim'i isimli, şu an kendisi Almanya'da ikamet ediyor. İtiraflar da bulundu, televizyonda sıklıkla bu itiraflar paylaşıldı. Kendisi İsrail'de eğitim aldı, İsrail tarafından görevlendirdi. bizzat kendisinin bulunduğu bir terör operasyonunda yer aldığı itiraf edildi fakat yıllar sonra yanlışlıkla bunun suçlandığı ortaya çıkıp alıverildi. Neyse bu niye Mazyar İbrahim'i bıraktılar aslında sorusuna gelecek olursak anlaşılan Mazyar İbrahim'in ve daha sonra onunla ilgili dava süresinin devam ettiğine baktığımıza, seyrine baktığımıza anlaşılan devrim muhafızlarının istihbarat birimiyle

İstihbarat Bakanlığı'nın arasındaki bir çekişme, bir rakabetin sonucu Mazyar İbrahim'i ölümden kurtuldu diyebiliriz. Onun öncesi ve sonrası birçok televizyon itirafına kurban giden, Ve idam olan birçok örnek vardı. Şimdi Vazgeçer İbrahim'in bu Nevit Akkari süresinde de sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulundu. Bana çok tanıdık geldi bu surat ifadeleri. Nevit Akkari'nin de aynı benim kaderi yaşadığıyla ilgili. Aslında bu hepimizin bildiği bir sırdır. Yani İran'da bu tür televizyon itiraflarında dediğiniz gibi o kadar bitkin bir vaziyette televizyonda gösteriliyor ki adeta herkes ne olduğunu biliyor fakat hükümetin hitap ettiği gidere kazansa da bir kitleyi memnun kılmak adına yapılan bir girişimdir diyebilirim. Onu soracaktım. Navid Efkari'yi neden idam ettiler? Protestoculara, protesto gösterilerine gözdağı vermek için mi? Ve neden Navid Efkari seçildi sence? Bu aslında bu planda herkesin ismine tıkabilir de diyebilirim. Navid Efkari'nin özellikle seçildiği söylenemez. Geçmişine baktığımızda herhangi bir aktif bir siyasi faaliyeti yok, herhangi bir bilinmik bir aktif Hiç değil aslında. Dolayısıyla dediğimiz gibi, bizim de tahmin ettiğimiz gibi bir göz dağı vermek, bir korku emperatürlüğünü yaratmaya yönelik bir sabah olabilir. Bunun için aslında yargı erkeği yetkililerinden de zaman zaman duyuyoruz. Nevi tefkirhane idamından sonra gelen tefkilere yanıt veren, Fetih gösteren yetkililere baktığımızda yabancı devletlerin bu tür meselelere, iç meselelerimize karışmakla bizim otoriterimizi kıramayacaklar gibi açıklamalar geliyor. Aslında nereden su içtiğini buradan tahmin edebiliriz.

çok önemli bir farkı vardır. Bundan önce bu tür girişimler toplumda zaman süresinde bir öfkeye, bir itimatsızlığa sebep olsa da devlet efkarı örneği bana göre çok farklı. Çünkü çok hızlı bir şekilde toplumun farklı kesimlerini sadece siyasi muhabbetler, vasfilişler ve insan hakaretleşmeleri değil, toplumun birçok fitnelerinde bir nefret ve bir öfkeye, yönetime karşı bir Öfkeye sebep oldu. Bu öfke patlamasından aslında korkuluyor da değiller. Çünkü bu korkunun nelere sebep olabileceği bazı politikacılardan, bazı siyasilerden, daha ılımlı karakterlerden de zaman zaman dile geçirildi. Anladım. Yani Nevid Efendi artık bir sembol oldu diyebiliriz öyleyse. Bir sembol oldu. Cenaze törenini de gördüm hakikaten. Orada da annesi feryat ediyor.

sosyal medyada çokça paylaşıldı ve hani insanlar altına yorum yazdılar işte görüntüler üzerine falan yani bir sembol olduğuna ve refkari diyebilir miyiz? Evet, evet diyebiliriz ama bu sembolün çok kısa bir süre sonra başkasıyla değişmeyeceğini önerip bir garanti yok. Yani hatırlarsanız 2009 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra mesela Neda Ağa Sultan bir sembolü olmuştu. Hükümet bu sembol olan karakterleri dış ülkelerin müdahalesi gibi gösterse de aslında bu mesele tamamıyla hükümet tarafından bitiyor, yönetim tarafından bitiyor. Çünkü örneğin bu nevi teşkilatlık dosyasında

Herhangi bir şeffaflığa yönelik bir adım atılmadı. Çünkü hükümet bu meselenin öfke arı örneğini bir senaryet dosyasına indirgemeye çalıştı. İran'da bu idam tezahüratını bir kısas olarak değerlendirdi. Hatta o kısas tezahüratının bile minimum şartlarına uyduğunu görmüyoruz. Bu da kamuoyunda gittiği bir şüpheye aslında yola sürüyor. Madem bu bir kısastı, madem birinin öldüğünü ve bir katilin cezalandırdığı bir neden o katil cezalandırılması idam geleneğine uyulmadı.

David'in avukata dair kimsenin bilmediği bir şekilde, İran'da da böyle bir geleneğe ters bir şekilde idam olduğunu. Aslında şunu eklemek lazım. Kısasta şöyle oluyor yani onu bilmeyenler için. Şimdi normalde işte diyelim Navid Afkari bu istihbarat görevlisini öldürdü. O zaman istihbarat görevlisinin bir yakınının değil mi eşinin veya annesinin orada olması lazım değil mi? İdam cezası sırasında ve onay vermesi lazım. Yani kısasa göre öyle olması lazım. Son onayı yakınının vermesi lazım. Ama burada habersiz apar topar Navid Afkari'nin idam edildiğini.

Hatta Mevlid'in dosyasıyla ilgilenen bazı siyasiler, tamam biz hükümetin suçladığını kabul gördük, doğru varsayalım, biz maktulun yani ölen kişinin ailesinden gidip onları razılaştırmaya yönelik yola çıkmışlardı. Yani İran ceza hukukuna göre eğer ölen kişinin geride kalan aile partileri bu eşi ve yetiştiği çocukları oluyor, eğer onlar biz bağışladık ve siz babamızın kanından deselerdi nevinin idamı derhal kurtulabilirdi. Bunun bir sürü örneği mevcut. Şimdi Naveed'in iki kardeşi bunlar cezaevinde ama idam cezası verilmedi değil mi? Sadece hapis cezası verildi diğer iki kardeşin. Geriye

de gözü yaşlı anne ve baba kaldı anlaşılan. Peki, çok teşekkür ederim Taha Kermani. Rica ederim, sağ ol. İran'da resmi rakamlara göre 2015'te 977 kişi, 2016'da 567 kişi, 2017'de 507 kişi idam edildi. İdam cezaları eskiden kent merkezlerinde insanların gözü önünde gerçekleştiriliyordu. Şimdi ise idam edilen kişinin profiline göre cezaevinde gerçekleştiriliyor.

Tabi sadece idam değil, şer'i kanunlara göre uzuv ampüte etme de verilen cezalar arasında. Bu infazlar çoğunlukla giyotinle, hijyenik koşullar gerçekleştirilmeden yapılıyor. En son Urumiye'de mesela mahkeme 3 zanlının hırsızlık yaptıkları için parmaklarının kesilmesine karar verdi. Bu 3 kişinin sağ ellerindeki 4 parmağı kesilecek.

Evet, bu kez de İran'a uzandık. Çünkü İran'daki gelişmeler önemli ve Türkiye'nin komşusu olması hasebiyle Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Ve Trend Topik sadece Türkiye'deki değil, dünyadaki gelişmeleri de kapsıyor. Trend Topik'i PodB Media ile hazırlıyoruz. Yeni bir bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)