
3.863 kelime · ~19 dk okuma
Merhabalar, ben Neviş Mengü. Tren Topik'in 43. bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümün birinci bölümünde Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine rağmen ön plana çıkan iki bakanı mercek altına alacağız. Süleyman Soylu ve Berat Albayrak. Bu iki ismi mercek altına alıyoruz. Çünkü son dönemde Türkiye siyaseti bu iki isim etrafında şekillenir oldu. İkinci bölümde ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun anayasa mahkemesi çıkışıyla yarattığı gündem kayışına bakacağız.
15 Eylül tarihli Burak Tatarin'in gerçekleştirdiği Medyascope yayınında Levent Köker'in anlattığı gibi yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde aslında bakanlar siyasetçi değiller. Şimdi önce bir iki düzeltme yapıp bir iki de tespit yapmak gerekiyor galiba. Birincisi beni bağışlarsanız Sayın Süleyman Soylu geçmişte politikacıydı ama şu anda bir politikacı kimliği yok. Çünkü biz politikacı sıfatını seçimle siyasi iktidara sahip olmak amacıyla bir siyasi partide veya bağımsız olarak halk oyuyla iktidara gelmek için mücadele eden bu anlamda siyaset yapan kişiler için kullanıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'nde 2017 anayasa değişikliğinden sonra şu anda görev yapmakta olan hiçbir bakanın politikacı kimliği yoktur. Bir tek Sayın Cumhurbaşkanı'nın politikacı kimliği vardır. Çünkü yürütme organının mensuplarının politikayla uzaktan yakından politikacılık anlamında bir ilişkileri bulunmamak. Çünkü bakanlar seçime girmiyorlar. Büyük Millet Meclisi üyesi değiller. Eskiden biliyorsunuz bakanlar kurulu vardı. Bakanlar siyasilerden yani politikacıların arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından büyük çoğunlukla ama en önemlisi de başbakan. Büyük Millet Meclisi'nde çoğunluk grubunun lideri olarak
seçilirdi. Neyse uzatmayayım. Yani Sayın Süleyman Soylu bir ara politikacıydı ama şu anda politikacı değil bir idareci. Ama üst seviyede bir idareci. Çünkü yürütme organının bir görevlisi. Ama yine unutmadan eklemem lazım. Bu çok önemli bir nokta olduğu için üzerine basa basa eski alışkanlıklarımız üzerinden konuşmayalım diye söylüyorum. Yürütme organının bir mensubu olmasına rağmen yürütme organı sadece Cumhurbaşkanı'ndan
teşekkür ettiği için bugünkü anayasamıza göre o yürütme organı yani Sayın Cumhurbaşkanı'nın temsil ettiği yürütme organı tek kişilik yürütme organının yardımcısı konumunda. Dolayısıyla bakanlık kimliği de eski bildiğimiz bakanlık kimliği değil. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir bakanlık kimliğiyle iki bin on sekizden itibaren bu sistem yürürlüğe girdikten sonra tanıştı. Bu bizim henüz bilmediğimiz ve alışmadığımız bir şey. Bakanlar seçilmiyorlar. Cumhurbaşkanı tarafından atanıyorlar. Karar alan değil, Cumhurbaşkanı'nın aldığı kararları uygulayan pozisyonundalar. Bu nedenle de bir açıklama yaparlarken veya genelge yayınlarken hep işte Cumhurbaşkanı'ndan aldığımız talimatla diye belirtiyorlar.
Zaten örneğin Eğitim Bakanı okul sahibi, Sağlık Bakanı hastane sahibi, Turizm Bakanı'nın ajentesi var. Siyasetçi değiller yani bu kişiler. Ne var ki iki bakan diğerlerinden ayrışıyor? Berat Albayrak ve Süleyman Soylu. Özellikle birbirlerine omuz atmalarıyla gündeme gelen rekabette bakanlar her ne kadar ekranların önünde birbirlerine destek verseler de rekabetin hala devam ettiğini gözlemleyebiliyoruz.
Berat Albayrak, Maliye ve Hazine Bakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da damadı. Türkiye ekonomisinin yönettiği için ister istemez sık sık eleştiriliyor. E malum Türk ekonomisi pek parlak günlerden geçmiyor. Yok 10 lira olacak, 15 lira olacak, yok mu arttıran? Ben size söyleyeyim. Kimler söylüyor bunu? Söyleyeyim mi size? Salonda, Trabzon'da yoktur bu ama eş dosta varsa selamımı iletin diye söylüyorum. Bakın iki kesim söylüyor bunu.
Bir, malum siyasi motivasyonla karalama, iletişim ve algıyla kötücül bir söylemle seçime giderken manipüle etmeye çalışan bir kesim var. Onu biliyoruz artık, ezberledik. İkincisi kim biliyor musunuz? Ağustos, Eylül, Ekim aylarında bol bol döviz alıp 6 liradan, 7 liradan, niye? Dolar 10 lira olacak ya, 15 lira olacak ya, 6 liradan, 7 liradan toplayalım dolarları, 10-15'e satarız. Sonra ne oldu? Dolar düştü 5 liraya.
Bunlar kara kara düşünüyor. Eyvah eyvah. Ne yapacağız? Şöyle bir kriz çıksa da bir füze yağsa da şu olsa da bu olsa da bir dolar yükselse de bir satsak da bir kar etsek.
Çok beklersiniz. En son Türkiye'nin Karadeniz'de bulduğu gaz rezervinin adeta yüzü oldu Berat Albayrak. Bulunan rezerv Türkiye'yi eksen değiştirtecek dedi. Cumhurbaşkanı gaz rezervini ilan ederken gemideydi. Detayları tüm Türkiye'ye Berat Albayrak verdi. Hatırlayacaksınız Berat Albayrak Solunaj Gemisi'nde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Sönmez'le birlikte açıklamaları yaptı.
Neden Maliye ve Ekonomi Bakanı bu açıklamaları yapıyor, ortak oluyor? Aslında Bakan Albayrak eski Enerji Bakanı olarak bu proje benim dönemimde başladı diyerek olayı sahipleniyor. Mevcut ekonomik politikalarda sıkışan AK Parti tabanının bile çok desteklemediğini gördüğünüz Berat Albayrak bir şekilde kendiyle ilgili algıyı pozitife çevirmeye çalışıyor. Bu olaydan sonra yani gaz ilanından sadece birkaç gün sonra Giresun dereleri serbast. Azgın sular ilçeyi adeta yuttu. Bu sefer kameraların karşısındaki isim İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ydu. Süleyman Soylu'nun kepçenin içinde serzedelere ulaşmaya çalışan görüntüsü sosyal medyada epey paylaşıldı.
Bakan Soylu Nisan ayında hatırlayın istifa etmişti ve hatta sosyal medyada bir kampanya başlatılmıştı. İstifa kabul edilmedi, Bakan Soylu göreve devam etti. Tren Topi'nin 6. bölümünde bu konuyu ele almıştık. Süleyman Soylu arkasına önemli bir rüzgarı aldı. Aslında Nisan ayında istifasıyla bir nevi güven tazeledi, hatta güç gösterisi yaptı. Berat Albayrak eski bir beyaz yakalı, siyasete girmeden önce Çalık Holding'in CEO'suydu. Cumhurbaşkanının, damadının olmasının yanı sıra arkasında bir medya gücü de var. Gençlere burada güzel de bir mesaj vereceğim. Çokomelli mi diyoruz? Çokomelli bir mesaj vereceğim. Bakın burası çok önemli. Hoşunuza gidiyor mu? Çocukluğumda en çok çokomelli bir de Etipuf'u çok severdim. Etipuf'un da böyle Hindistan cevizcisi biliyorsunuz. Etipuf daha güzeldi herhalde. Çokomelli de çok severdik. Çok güzel bir mesaj vereceğim.
Yalnız Sayın Bakanım, iki ürünün de reklamını yaptık. Vallahi çocukluğumuzda seviyorduk. Neyse, aslında iki markamda yaptık. Ne yapalım? Herhalde ritik ceza kesme. Berat Albayrak'ın kardeşi Serhat Albayrak, Sabah ATV'yi bünyesinde bulunduran Turkuaz grubunun sahibi. Süleyman Soylu ise siyasetten geliyor. Doğru yol kökenli. 2005-2009 yılları arasından Demokrat Parti'nin genel başkanıydı. Daha sonra AK Parti'ye katıldı. Son dönemde sertleşen bir üsluba ve söyleme sahibi.
Geçtiğimiz hafta milletvekili Barış Atay'la Twitter atışması Soylu'nun epey olay oldu. İpeker isimli genç kadınla zorla cinsel ilişkiye girip intiharına sebep olduğu iddia edilen jandarma uzman çavuş Musa Orhan olayında Orhan dava sürerken tahliye edildi. Sosyal medyada Süleyman Soylu'nun Orhan'a sahip çıktığı, Orhan'ın bu nedenle tahliye edildiği iddiası yayıldı. İçişleri Bakanlığı yazılı bir açıklamayla bu iddiaları yayınladı ama tartışmayı milletvekili Barış Atay'ın tweet'i köpürttü.
Atay, sen bir tecavüzcüyü korudun kolladın Süleyman Soylu, hayatın boyunca her fırsatta yüzüne vurulması asla unutmaman için uğraşacağız, diye bir tweet attı. Soylu bu tweeti, tecavüzcü PKK yöneticilerinin tarimatıyla HDP'den milletvekili olan PKK ve DHKPC artığı. Benden tecavüzcü kollayıcı olmaz da senden tam tecavüzcü olur. Tuma'nın kollayıcısı dikkat yakalanma." diye bir tweet atarak karşılık verdi. Bu tweet atışmasından kısa bir süre sonra Atay Kadıköy'de bir grubun saldırısına uğradı. Soylu'nun çıkışlarından nasibini alanlardan biri de Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslanoğlu. Mahkeme şehirler arası yollarda da eylem yapılabileceğine hükmetmiş de Soylu bu karara sert çıktı. Yazıklar olsun! Kolay. Anayasa Mahkemesi karar veriyor. Güvenlik soruşturmasını kaldırın. Ne olacak FETÖ'cüler girsin? Ne olacak PKK'cılar girsin? Ne olacak? Hadi bakalım. Anayasa Mahkemesi başkanına buradan söylüyorum. Madem özgür bir ülkeyiz ya. Özgür bir ülkeyiz. Öyle ya. Ana caddelerde, ana asfaltlarda, sokaklarda, ana arterlerde özgürce yürüyüş hakkının ortaya kaldırılmasını geçen gün onayladınız.
Polis korumanı almana gerek yok ya Bisikletin ne işe git gel bakalım Hadi git gel Özgürüz ya Tamamen Her şey Güvenlik altında ya Hadi git Niye polis korumu arıyorsun? Niye eskortlarla geziyorsunuz o zaman? Ben varım sen var mısın? Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı Ben varım Kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım sen var mısın? Her yere
Bakan Soylu'ya Cevap Anayasa Mahkemesi üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım'dan geldi. Yıldırım hem gençliğinde hem de şimdi bisiklete binerken çekilen fotoğrafını paylaştı. Üstü kapalı bir şekilde Süleyman Soylu'ya gönderme yaptı. Yıldırım fotoğraflardan önce de anayasanın 138. maddesini paylaştı. Söz konusu maddede şunlar yazıyor. Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. CHP'li hukukçu İbrahim Kaboğlu'na göre Soylu bu açıklamasıyla görev suçu işledi. Anayasa mahkemesi kararını bu şekilde eleştirmek
ve hedef göstermek anayasa mahkemesi üyelerini, başkanını, bütün yurttaşları özgürlüklerini kullanmaları yurttaşların sorumsuzlukla özdeş kabul etmek esasen bu tamamen anayasal kurgunun, anayasal düzenin dışında insanların doğal halde yaşıyor olmalarının ve gerisinde olan bir durumu ifade ediyor. Bu itibarla konuya Anayasanın belirttiğim ve diğer hükümlere açısından baktığımız zaman, mesela bir başkasına daha belirteyim, Anayasa madde 138, yargıca kesinlikle hele hele bir bakan müdahale edemez. Ve Anayasa madde 11, devlet bütün insanların, yurttaşların haklarını, yaşam hakkını güvence altına almak zorundadır. Ve bütün polislerin, kolluk güçlerinin, emniyet güçlerinin, valinin, Valilerin, mülki amirlerin amiri konumunda olan bakan tam tersine yurttaşlara yönelik, yaşamaklara yönelik bir tehdit söz konusu olduğu zaman bunun önüne geçmek, bu kişilere karşı soruşturma mekanizmasını ve yaptırım düzenini harekete geçirmek için emir ve talimat vermekle yükümlüdür. Ama tam tersine kendi görevini
konumunu, statüsünü inkar edici bir biçimde yaşam hakkını, tehdit eden yaşam hakkına yönelik açıklamalarda bulunursa, o zaman anayasa madde 106 gereği bakan hakkında işlem teyit etmek gerekir. Ruşen Çakır, Süleyman Soylu böyle azarlayan, çıkışan bir siyasetçi diye yorumluyor ve bunun neden ve sonuçlarını sıralıyor, analiz ediyor. Süleyman Soylu, gerçeği böyle bir gerçek. Süleyman Soylu azarlayan, meydan okuyan, güvenlik üzerine kendini inşa eden bir siyasetçi. İçişleri Bakanı olması tabii bunu çok daha mümkün kılıyor ve o klasik tabirle Şahin.
Şahin bir pozisyonda terörle mücadele Devletin güvenliği Anayasa Mahkemesi Başkanına yönelik yaptığı açıklamalarda da bu vardı Kendini bu tür yerlerde sert çıkışlarla Tavizsiz çıkışlarla var etmeye çalışan bir siyasetçi Ve Türkiye'de şu anda Açık söylemek gerekirse iktidar kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dışında varlığı belli olan yegane kişi. Süleyman Soylu Erdoğan dışında genel kamuoyuna seslenen yegane iktidar siyasetçisi diyebiliriz. Onun ötesinde de son Anayasa Mahkemesi Başkanı'na yaptığı çıkışın benzerini değişik dönemlerde özellikle muhalefete yönelik yaptı. Bir ara Saadet Partisi'ne ve Genel Başkanı'na yönelik yapmıştı. Bir ara Meral Akşener'e ve İYİ Parti'ye yönelik yapmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik de yapıyor. Ve buralarda da çıkıp medya üzerinden bu rakip siyasetçilere çok ciddi suçlamalar, eleştiriler yöneltebiliyor. Yine düşünecek olursak bunu yapan çok fazla
İktidarda siyasetçi yok Erdoğan dışında. Varsa bile, arada sırada yapan varsa bile dikkat çekmiyor, arada kaynıyor. Sözleri dikkate alınan Ender isimlerden birisi Süleyman Soylu. Süleyman Soylu Türkiye'de iktidar cephesinde Erdoğan'dan sonra ve hatta kimi durumda Erdoğan'dan daha etkili ve başarılı bir şekilde eski tip siyaseti yapan bir kişi. Eski tip siyaset nedir? Bire bir, tek tek insanlarla konuşarak siyaset, dokunarak siyaset, gezerek siyaset. Süleyman Soylu'nun böyle yaptığını görüyoruz, duyuyoruz.
AKP grubundan milletvekilleri ile Temasını kopartmadığını biliyoruz Şu anda Erdoğan tarafından atanmış olan bakanlar içerisinde Parti teşkilatı ve Partili milletvekilleri ve anladığım kadarıyla Hepsiyle olmasa bile belediye başkanlarıyla En yoğun ilişkisi olan bir kişi ve İçişleri Bakanlığı'nın Tabii ki çok geniş imkanlarıyla tüm Türkiye'de mülki amirler üzerinden, polis teşkilatı üzerinden her neyse, Türkiye üzerinden de sürekli istediği yerden istediği haberi alabilen, istediği yere ulaşabilen ve bunu bir strateji olarak benimsemiş birisi. Yani siyaset yapıyor. Evet, buraya kadar olan konuştuklarımızı özetlemek gerekirse. Berat Albayrak ve Süleyman Soylu'nun kabinede birbirleriyle rekabet içinde olan ve sivrilmeye çalışan profiller olduklarını görüyoruz. Gündemde olan anayasa mahkemesi çıkışında da konuştuk. Fakat ben sizi farklı bir konuya daha götürmek istiyorum. Önce kısa bir ara, ardından o konuya girip bölümü toparlayalım.
18 Temmuz akşamı CNN Türk ekranlarında AK Partili Mehmet Metiner, FETÖ ile mücadele konuşulurken, emniyette kritik görevlere atanan isimler var, bu isimler elimizde ancak buradan söyleyemeyeceğim dedi, dedi ve yayına Süleyman Soylu bağlandı. Tabii FETÖ meselesi maalesef ülkemizde, geçen gün yaptığım bir değerlendirmede, neredeyse bir binanın utubeti gibi bir devleti hem sızmak, hem ortadan kaldırabilmek hem çürütmek için elinden geleni yapmıştır. Tabii devletimiz de buna karşı büyük bir mücadele ortaya koyuyor. Bugün bizim iki şehidimiz var. Birisi bir jandarma personelimiz, birisi bir emniyet personelimiz. Dün kendi ellerimizle sadece dört şehit toprağa verdik. Toplam dokuz şehit toprağa verdik. Biz mücadele ediyoruz. Sayın Metin Er değerlendirmesinde şunu ortaya koydu. Dedi ki, bizatihi
Bir şahsımım da, ki şahsım o kadar önemli değil. Ama İçişleri Bakanlığı çalışanları da, Milli Sonu Bakanlığı çalışanları da. Şimdi ben FETÖ mücadelesinin nasıl yürüdüğünü bilen insanlardan bir tanesiyim. Nedamet getirip de, nedamet getirdiği için, aynen söylüyorum, bizim göreve getirdiğimiz kimse yok. Ben hayatımda düzgün yaşayan bir adamım. Öyle sağ solun laflarıyla beraber iş yapacak bir adam da değilim. Bizim bir hükümetimiz var ve bizim bir politikamız var. Ben hükümetimizin politikasını,
bir vesileyle yürütmeye çalışan bir adam. Ama bu laflar benim ağrıma gider. Hayatı risk içerisinde olan bir adamım. Hayatım risk içerisinde mi? Doğrudur. Ömrümde iki kaşıkla yemek yemedim hiç. Bir daha söyleyeceğim. Ömrümde iki kaşıkla yemek yemedim. Bu sözleri hak ediyor değiliz. Bir tek FETÖ'cüyü göreve getirmişsem, bir tek FETÖ'cü göreve gelmişse ve bu söylenmiyorsa bu ülkemize ihanettir. Ben getirmişsem ben ihanet ediyorum ülkeme. Çok üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.
Ne zaman derdi ki? Bu görevler böyle kolay görevler değil. Bugün bize verilen emanetin ne olduğunu, milletimizden ne beklediğini, kimse kusura bakmasın. Şehit cenazelerindeki o annelerin, o babaların, o eşlerin, o çocukların yüzüne biz nasıl bakarız ya? Bu kadar kolay mı yani bu işler? Ben şehit cenazesi kılıp arkasından gülen, oynayan, vur patlasın, çal oynasın adamlar bildiğiniz adamlardan değilim. Yaşıyorum ben onlarda. 15 Temmuz'da neler yaşandığını, bu ülkede nasıl yaşandığını
Bir vesileyle bilen insanlardan bir tanesiyim, yaşayan insanlardan bir tanesiyim. Ama bu laflar benim ağrıma gidiyor. Kurumlusun da ağrına gider. Hele en yakın arkadaşlarımızdan bu lafların gelmesi hiç kabul edemem. Haksızlık olarak nitelendiririm. Buna söz söylememeyi de... Semih Hanım, söyleyeceklerim var benim. ...arkadaşlarıma da, kurumluma da, hükümetime de. Herkes elinden geleni yapıyor. Bir şöyle düşünelim ya. 15 Temmuz olsaydı biz ne olacaktık?
Bugün nedamet olarak nitelendirilen insanlar mı bize sahip çıkacak? Sadece üzüldüğümü ifade etmek ve bunu kesinlikle kabul etmediğimi ifade etmek, böyle bir değerlendirmeyi kabul etmediğimi ifade etmek başka bir üstün cümle daha kuruyorum. Yanlış varsa bu yanlışı da kabul etmediğimi ifade etmek istiyorum. Bizim yanlış yapma hakkımız yok. Herkesin yanlış yapma hakkı vardır. Bizim yanlış yapma hakkımız yok. Biz çünkü sadece kendi sorumluluğumuzu hissetmiyoruz. Kendi adımıza yaşamıyoruz.
Bu milletin verdiği emaneti ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği emaneti Kılı kırk yararak gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Yani Televizyon kanallarından Bize bizim arkadaşlarımızın Yani elimizde isimler var demesini de Kendime bizatihi hakaret kabul ediyorum. Bana her zaman ulaşabilecek insanları, her zaman söyleyebilecek insanları Basın üzerinden bizde konuşmasını da Son derece doğru kabul etmiyorum. Bizim abi dediğimiz insanları... Şu an sizin yaptığınızda basın üzerinden konuşmak Sayın Bakanım. Eksiksiz olan Cenab-ı Allah'tır. Bizim de 50 tane, yürürken 50 tane eksikliğimiz var. Ama ben bunu kabul etmem. Kabul etmiyorum. Peki. Söyleyeceğim. Müsaade eder misiniz? Ben müsaade falan etmiyorum. Söyleyeceğinizi söylediniz zaten.
Bu tartışmanın sonrasında Mehmet Metiner oldukça sinirlendi. Bir gün sonrasında uzun bir açıklama yaptı. Bakan Soylu bu açıklamaya Twitter'dan Mehmet Metiner'in fotoğrafını alıntıyarak Bakara Suresi'nden cevap verdi. Kalplerinde bir bozukluk vardır. Allah da onlardaki bozukluğu arttırmıştır.
Yalan söylemeleri yüzünden kendilerine acı veren bir azap da vardır. Bakan Soylu'nun dinlediğiniz açıklamalarındaki iki yerin altını çizelim. Bir tek FETÖ'cü göreve getirilmişse bu ihanettir, ben getirmişsem ben ihanet etmişimdir. İki, yanlış varsa bu yanlışı da kabul etmiyorum. Herkesin yanlış yapma hakkı var, bizim yanlış yapma hakkımız yok. Bu tartışmalar Temmuz ayında gerçekleşti. İçinde bulunduğumuz Eylül ayın başında ise sürpriz bir gelişme oldu.
FETÖ soruşturması kapsamında çok sayıda kaymakam hakkında görevden alma kararı verildi. İçişleri Bakanlığı'ndan henüz bir açıklama gelmese de Erzurum Valisi Okaymemiş, 35'e yakın kaymakamın görevden alındığını duyurdu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin FETÖ terör örgütü ile mücadelesi devam ediyor. Tüm devlet kademelerinde devam eden soruşturmalardan bir tanesi de İçişleri Bakanlığı'nda tamamlandı. İçişleri Bakanlığı bugün bazı valiliklere yazı göndererek çeşitli ilçe kaymakamlarının görevden uzaklaştırılmasını istedi. Bu kapsamda bize gelen bilgilere göre 30'a yakın kaymakam görevden alındı, açığa alındı ve bunun dışında hukuk müşavirleri, vari yardımcıları da var. Yaklaşık
30'un üzerinde diyebileceğim sayıda kişinin FETÖ soruşturması kapsamında görevden alındığını söyleyebiliriz. Yeni Şafak'ın haberine göre, FETÖ soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılan 40 kaymakam ve vali yardımcısı mahrem imamların itiraflarıyla tespit edildi. Şüphelilerin ankesörlü telefonlarından ardışık olarak arandığı ve Patates hat kullandıkları belirlendi. Bazı kaymakamların operasyonel hatlardan sadece imamlarla irtibat kurdukları ortaya çıktı. Mahrem imam ne demek sorusu aklınıza gelebilir. Ev imamlarından farklı olarak çok gizli hareket eden mahrem imamlar esnaf ya da devlet memuru olabiliyorlar. Şöyle hareket ediyorlar. FETÖ evlerindeki öğrencilerden örgüte bağlılık ve itaat konusunda üst düzeyde olan ev abilerince
işte asker, mit, yargı görevlisi yetiştirilmek üzere başka evlere naklediliyorlar. Bu öğrencilerin başına aynı zamanda FETÖ için de doktor diye de adlandırılan mahrem imamlara tanıyor. Mahrem imamların sorumluluğundaki öğrenciler askeri okullara, polis kolejine, polis akademisine, hukuk ve mülki idarede görev almaları için mülkiyeye yönlendiriliyorlar. Bu yönlendirme sırasında sorular sınav öncesi de kendilerine veriliyordu.
Sabah gazetesinin haberine göre Sason Kaymakamı Abdullah Özadalı ile Beşşiri Kaymakamı Sinan Aşçı haklarında başlatılan terör örgütü FETÖ soruşturması kapsamında görevden alındı. Özadalı'nın Sason Kaymakamlığına 10 Eylül 2018'de, Aşçı'nın ise Beşşiri Kaymakamlığına 7 Ağustos 2019'da göreve başladıklarının altı çizildi. Bu mahrem imamlarca yetiştirilmiş kimi kişilerin devlete sızdığı kaymakam olarak atandı ve bu atanan kişilerin görevden alındığını ilişkin Sabah ve Yeni Şafak gazeteleri ayrıntılı haberlere yer verdi. Mehmet Metiner 7 Eylül'de gerçekleştirilen kaymakam operasyonu üzerine şöyle bir tweet attı. Atayurdum Ağrı'dan 3 kaymakam FETÖ iltisakları dolayısıyla görevden alındı. Demek ki neymiş? Kripto unsurlar her yerde varlar. Kurumsal asabiyete gerek yok.
Her an tetikte olmalı ve yapılan uyarıları dikkate almalıyız. Duyarlılığından dolayı bakanlığımıza teşekkürler." Bu tweette tabii 18 Temmuz akşamına ve Süleyman Soylu'ya bir gönderme de var. Bu gelişmeler 7 Eylül tarihinde. İşte sabah grubunda, yeni şafakta geniş geniş haber yapıldı. Bakanlıktan 10 Eylül tarihine kadar ses çıkmadı. İçişleri Bakanı'nın konuyla ilgili ilk yorumunu 106. dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni konuşmasında duyduk.
Sayın Bakanı dinlemeden önce aynı tarihte Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu'ndan konuyla ilgili bir yazı kaleme aldığını not düşelim. Burası İçişleri Bakanlığı'dır. Burada böyle gelişigüzel bir iş olmaz. Yürüyen süreçler var. Bu süreçlerin gerektirdiği de işlemler var. Soruşturma açılmış. Mahkeme beraat kararı vermiş. Ve siz de bunun ötesinde idari işlem açısından herhangi bir eksiklik görmemişseniz
yerine iade edersiniz. Ama sonradan kişinin hakkında yeni bir delil bulunmuş. Ne yapmamız lazım? Tedbir almayacak mıyız? Bu ilk defa yaptığımız bir işlemle değil. Bundan yine zannediyorum bir buçuk ay önce yaklaşık on beş kaymakamımızın kimini açığa aldık, kiminle pasif göreve çektik. Neden? Meselenin açıklığa kavuşmasını temin edebilmek için
Nasıl bir süreçten geçtiğimizi hep birlikte biliyoruz. 15 Temmuz'u bizim unutmamız mümkün değildir. Burada tekrar söylüyorum. 15 Temmuz'u kim unutarak işlem yapıyorsa haindir. Buna şahsım da dahildir. Bizim bunu unutmamız mümkün değil. Biz buradan gideceğiz. Ama bu devlet ebettir, bu millet ebettir. Bu kadar açık ve nettir.
Bu dinamik bir süreçtir ve devam eden bir süreçtir. Bu süreçlerde kendilerine rol biçmeye çalışan sahte kahramanlardan bıktım. Bu kadar açık ve net. Biz gereğini yapıyoruz. Titizlikle yapıyoruz. Ama anlamak istemiyorlar. Çünkü gözlerinin hırs ve kündarlık bürünmüş. FETÖ'yle mücadele ediyoruz. FETÖ'cüler saldırıyor. Cumhuriyet Gazetesi saldırıyor.
Soylu göreve geldikten sonra ihraç edilen personel sayısının rakamlarını verdikten sonra şöyle devam etti. Çünkü bugün Cumhuriyet gazetesinde yazan bana bazen kızıyorlar bunları muhatap alma diye. Size söyleyeyim. Yalanı ve ihaneti muhatap almazsanız hata edersiniz. Allah'ın emridir. Muhatap alacaksınız. Diyor ki İçişleri Bakanlığından orada bir berduş yüzde diyor üç buçuk ancak şey yapıldı. Hep elini tersiyle itiyorlar. O berduşa söyle sesleniyorum. Ben senin gibi birinin öbürünün adamı değilim bu milletin adamıyım.
Terkoğlu Bakan Soylu'nun bu açıklamaları sonrasında görüşlerini KRT televizyonuna aktardı. Takdir edersiniz ki ben gazeteciyim. Ve gazeteci olarak Türkiye'de sadece İçişleri Bakanı'na değil, sokakta yürüyen herhangi bir yurttaşa karşı saygılı bir dil kullanarak bir eleştiri yapmak, bir bilgilendirme yapmak çabası içerisindeyim. Bu üstü bu. Ne karşılık veririm, ne aynı dili kullanırım, ne de benim ahlaki değerlerim.
bu üslupla aynı şekilde karşı koymaya gerektir. Ancak şimdi İçişleri Bakanı neyden alınmış? İçişleri Bakanı şundan alınmış. Geçtiğimiz gün kırkın üzerinde kaymakamın FETÖ nedeniyle açığa alındığı iddiasına günler geçtikten sonra benim yazımın arkasından yanıt verme ihtiyacı hissetmiş. Ve çıkıp sizin de okuduğunuz gibi FETÖ'yle ne ilgisi var deyip Oda TV bir gün Cumhuriyet'de Oda TV başta olmak üzere söylemiş.
Şimdi bakın ben size Şu anda birkaç dakika oldu bu açıklama olalı Süleyman Soylu bu açıklamayı yapmadan önce Kaymakamlar açığa alındığı zaman Hükümet meclisinden birkaç tanesinin başlığını okuyor Sabah gazetesinden başlayayım Kaymakamlara PETA soruşturması Yeni Şafak gazetesini açayım PETA operasyonuyla görevden alınan kaymakamların tam listesi Milliyet gazetesinden açıyorum İçişleri Bakanlığında PETA soruşturması Yeni Şofa'nın başka bir haberini açıyorum şu anda kaymakamlara çok kötü operasyonlar. Mesela benim de hani internet medyasında takip ettiğim aslında Süleyman Bey'e de karşı olmadığını, Sayın Bakan'a da karşı olmadığını bildiğim zaman zaman orada da röportajlarını okuduğum internet haberi açıyorum. Nedeni kötü soruşturması 40 kaymakam görevden alındı. Şimdi demek ki Oda Tv'yi bir gün cumhuriyet diye sıkıştırarak üstüne atmaya çalıştığı mesele aslında Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan herkesin, Sabah Gazetesi okuyanların da, Yeni Şafak okuyanların da, öbür gazeteleri okuyanların da, Türkiye'de yaşayan, aklı başında olan herkesin de, bugün devletin içerisinde veya bugün toplumun içerisinde yaşayan herkesin de anladığı gibi baya bir FETÖ çalışması. Çünkü bakın, Türkiye'de 2014 yılından beri bir FETÖ okerasyonları süreci var, değil mi? Hatırlayın, 17-25 Aralık 2013 diyelim, 2014 yılı başından beri bu süreç
Dönüşüyor ve neredeyse son 6 senede bir dizi operasyonu yapılıyor. Hepsini geçtim. 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişiminden bu yana 4 seneden fazla bir zaman dilimi geçti. Ve şu anda iddia ediyorum, yarın sabah eminim televizyonun ajansları açık, siz de gazetecisiniz, ben de gazeteciyim. Açtığımızda göreceğimiz en büyük şey, TSK'ya FETÖ operasyonu, polise FETÖ operasyonu. Bunun karşılığında Türkiye'de gerçekten FETÖ'nün yuvalandığı, değil mi?
Bir dönem Önceki İçişleri Bakanlığı'nın çıkıp Ne kadar emniyet müdürünün, ne kadar valinin, ne kadar kaymakamın Bu yapı tarafından ele geçirdiğini söylediği bir bakanlık var İçişleri Bakanlığı'na kastediyorum Bu İçişleri Bakanlığı'ndaki operasyonlar Çok uzun süredir Bakın sadece benim tarafımdan değil Bizzat Adalet ve Kalkınma Partili hatırlayın Mehmet Metiner Eski milletvekili Mehmet Metiner, bu partinin emektarı olan Mehmet Metiner, zaten ben yazıma onunla başlıyorum. CNN Türk ekranında İçişleri Bakanlığı'nda bu işin yapılmamış olduğunu söyledi ve İçişleri Bakanlığı'na bağlanarak tabiri caizse bir tür ağız dolaşına girdi kendisiyle. Yani Adalet ve Kalkınma Partililerin de kabul ettiği gibi İçişleri Bakanlığı'nda bu iş yürümüyor. Ben bunu bu şekilde bizzat kendisinin sözleriyle çok değil daha bir buçuk ay önce çıkıp bir tanesi benim imzamla atanmışsa ben vatan hainiyim gibi bir ifade kullandı kendisi televizyon ekranlarında. Bunu hatırlatarak Türkiye'nin bu kadar yıldır kaymakamlığını yapan, bu kadar yıldır vali yardımcılığını yapan bu insanların nasıl oluyor da hala kendileri hakkında
Sıradan bir memur hakkında istihbarat soruşturması yapılırken, kendisi hakkında istihbarat soruşturması yapılmadan görevde kaldığını sordum. Aslında ben, herkesin kafasında sorması gereken çok basit soruları sordum. İkincisi, başka bir şey daha söyledim. Hatırlayın, aynı günlerde Süleyman Soylu'nun Büro maddedeydi. Açılım sürecinde Notion diye, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ifade ettiği bölgede,
ki bir fotoğrafı açığa çıktı biliyorsunuz, bir takım tarikat reisleriyle birlikte. Ve o tarikat reisleriyle birlikte olmasından fareketle, özellikle İçişleri Bakanlığı'nda bu konu açıldığı zaman hep verilen yanıtın, hayır o şu cemaatten, FETÖ'cü değil şu cemaatten, bu cemaatten diye ifade edildiğini yazdım. Ortada olan fotoğrafı tarif ettim. Kırkın üzerinde kaymakamın görevden alınması da benim imzamla olmadı. Bu kaymakamların FETÖ soruşturmasının eline görevden alınanı biraz önce okuduğum gibi
benim açıklamam değil. Aynı zamanda söz konusu fotoğraftaki da ben yokum. Aynı zamanda sadece ben değil işte 15 Temmuz'un jandarmadaki kahramanlarından bile çıkıp İçişleri Bakanlığı'nda bu konuda eksikler olduğunu söylediler. Türkiye'de neredeyse mutabık olmuş bir şeyi Süleyman Soylu görülüyor ki açıkça konuşmakla yanıt vermek yerine gene en kolay bildiği şeyi muhalefette bir ölçü yaratarak, o ölçüye saldırarak Bütün soruların üstünü kapatmaya çalışıyor. Ben o yüzden kalkıp aynı Üsküplü'yle aynı dille o hakaret anlayış ifadeleri kullanarak yanıt vermiyorum. Ama ben bir gazeteci olarak yazdığım şeyin arkasında duruyorum ve sorduğum soruları tekrar ediyorum. Barış Terkoğlu'nun yazısını linkine açıklamalara bırakıyoruz. Ne var ki tüm bu iddialara Süleyman Soylu sert çıktı. Süleyman Soylu'ya konuyla ilgili soru yönelten gazetecilere Süleyman Soylu bu kişiler FETÖ'den açığa alınmadı. Asıl sizi açığa almak lazım diyerek cevap verdi.
Evet, görünen o ki Süleyman Soylu, Ruhşen Çakır'ın da bahsettiği şekilde. Sadece Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü eski tip siyasi davranış göstermiyor. Bununla birlikte gündemi değiştirmeyi de başarabiliyor. En yüksek perdeden Anayasa Mahkemesi Başkanı'na basın üzerinden gözdağı veriyor ve gündemin eksenini kaydırıyor. Trendtopi podi medyayla hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.