
2.450 kelime · ~12 dk okuma
537 yılında Patrik Katedrali olarak inşa edildi. 1453 yılında Fatih İstanbul'u fethedince Ayasofya'yı camiye dönüştürdü. Bakalım şimdi ne olacak? Trendtopia'ya hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü.
Ayasofya inşa edildiği günden beri İstanbul'un her devrinde, her döneminde önemli sembollerden. Hatta Netflix'de yayınlanan Ottoman Rising dizi belgeselde Ayasofya'ya verilen referanslarla karşılaşıyoruz. Fethi'nin hemen öncesinde Ayasofya'dan çıkan bir ışık meselesinden dizide bahsedilmiş. Diziyi izleyenler hatırlayacaklar. Kanlı Ay'dan sonra ve nihai saldırıyı başlatmasına sadece saatler kala Mehmet vahisel bir görüntüyle karşılaşır.
Ayasofya'nın çatısında ışıklar parlamaktadır. Bu ne çeşit bir büyü böyle? O an dünyanın sonunu görüyor olma ihtimalleri şehirde son derece isterik bir hava yarattı. Şehrin Bakire Meryem tarafından korunması gerekiyordu. Konstantinopol'ün son gününde şehri terk ederken görüldüğüne dair bir hikaye vardı. Allah kafirleri terk etti!
Osmanlı'da kiliseden camiye çevrilen yapılar tabii işgal kültüründe kılıç hakkı olarak görülüyor. Fethedilen büyük şehirlerde Osmanlılar kiliseleri hep camiye dönüştürmüş. Bu fethin bir alameti olarak görülmüş. Atina'da mesela Akropol Tepesi'ndeki eski mabet Hristiyan döneminde kiliseye çevrilmiş. Sonra fethedildikten sonra camiye dönüştürülmüş. Bir müddet böyle kalmış.
Gelelim Ayasofya'ya. Ayasofya bin yıl kilise, beş yüz yıl cami olarak kullanıldı. Şimdi de müze. 1934'ten beri. 1934 yılında bir bakanlar kurulu kararnamesiyle Ayasofya'nın camiden müzeye çevrilmesine karar verildi. Kararnamenin altında haliyle Atatürk'ün imzası da var.
Tarihçi ve siyasetçi Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya'nın müzeye dönüşme kararının alındığı kararnamenin altındaki imzanın aslında Atatürk'e ait olmadığını söylüyor. Bu iddiayı yeniden gündeme taşıdı. Şöyle bir teori var. O dönem Milli Eğitim Bakanı'na bir yemekte Atatürk, Ayasofya'yı müzeye dönüştürsek ne dersiniz diyor.
O yemekten sonra apar topar Atatürk'e biraz da jest olsun diye bakanlar, bürokratlar böyle bir çalışma yapıyorlar. Kararnameyi hazırlıyorlar diye. Ancak buna katılmayan tarihçiler de var. Sinan Meydan, Yusuf Alaçoğlu'na katılmadığını Habertürk de Fatih Altaylı'nın programında anlattı. Bakın Atatürk'e soyadı ne zaman verildi? Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk'e soyadını 24 Kasım 1934 tarihinde verdi. Bakın meclis tutanağını getirdi.
Meclis zabıt kirdesi 24.11.1934 Çok ilginç 24.11.1934 aynı zamanda Ayasofya'nın müze olmasına karar verilen kararnamenin de tarihidir. Aynı gün. Şimdi burada tabii elimizi vicdanımıza koyup şu soruyu kendimize sormamız lazım. Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk soyadını alıyor Ayasofya'nın müze olmasına karar verildiği gün.
Şimdi imzasının bir anda oturması mümkün değil tabii ki. Atatürk'ün ilk attığı imzadır. Kararnameye atılan imza. Yeni soyadıyla attığı ilk imza. Yeni soyadıyla attığı ilk imza 24 Kasım 1934 tarihli bu kararnameye atılan şu imzadır bakın. Yani şöyle ifade edeyim bunu Atatürk'ün 1934 yılının Aralık ayından itibaren atacağı hani o klasik imzası var ya o imzanın ilk prototipidir bu.
Resmi belgede gördüğümüz ilk hali budur. Şimdi ben daha başka bir şey göstereceğim. Bakın, Mustafa Kemal Atatürk biliyorsunuz yakınlarına soyadları veriyor. Tanıdığı isimlere, çevresinde bulunanlara, İsmet Paşa'dan Tutun'da, Mazhar Müfit Kansu'ya kadar, işte yanında bulunan, bütün o sofrasında bulunan bütün isimlere kadar herkese soyadı veriyor. Bakın, 8-11-1934 tarihinde, yani 8 Kasım 1934 tarihinde
Nazım Hayri Bey'e, Naim Hayri Bey'e Bay Ülk'ün 10 at soyadını vermiş Ve altına imzasını atmış. Ben büyüttüğüm için dağıldı. Dikkat ederseniz henüz daha soyadı kanunu yok. Soyadı kanunun hazırlık çalışmalarının yapıldığı sırada Mustafa Kemal Atatürk Kemal Atatürk şeklinde Ayasofya kararnamesinde gördüğümüz imza... Peki daha o tarihte, o tarihte daha meclis Atatürk'e Atatürk soyadını vermedi. Evet henüz vermeden. Demek ki Mustafa Kemal Atatürk imza üzerine çalışıyor.
Ve bakın bu imzanın tarihi 24 Kasım'dır. Bu imzanın tarihi ise 8-11-1934'tür. Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasını yani kararnamede gördüğümüz imzayı hiçbir belgede kullanmadığı doğru değil. Bu bir resmi belge değil tabi ki. Yani bu işte Hazım Hayri Bey'e vermiş olduğu bir soyadı ve o soyadının onat soyadı, ülkün onat soyadı ve o soyadını verirken küçük bir nottur bu. Ben bunu büyüttüğüm için dağılmıştır. Burada tabii imzanın Atatürk'e ait olmadığı iddiası bence çürümektedir. İmza Atatürk'e aittir ama prototiptir imza. Tabii şimdi Atatürk'ün imzasının olup olmamasının ne önemi var diyecek olursanız meşruiyet açısından. Yani eğer işte Atatürk'ün imzası değil ise, aa zaten Atatürk imzalamamış, Atatürk'ün de haberi yokmuş.
diyerek camiye yeniden dönüştürülmesi herhalde daha kolay olacak meşruiyet anlamında diye düşünülüyor. O yüzden de bu mesele tekrar tekrar tartışılıyor. Tarihi belgeler ise bize Ayasofya'nın müzeye dönüştürülme kararının bir gecede alınmadığını anlatıyor. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra Ayasofya'nın ne olacağı, ne biteceği merak konusu olmuş dünyada. İngiliz bir yazar Grace Ellison sık sık Türkiye'ye geliyor. Türkiye üzerine yazan bir isim. Atatürk'le de görüşüyor sık sık. Bir gelişinde Atatürk'le görüşmesini An English Woman in Ankara kitabında aktarmış. Alison, Atatürk'e yeni kurulan bu barışçı cumhuriyetin bir jest olarak Ayasofya'yı kiliseye çevirip çevirmeyeceğini sorar. Atatürk'ün cevabını Alison kitabında aktarmış. Şöyle demiş Atatürk...
Ayasofya gerçi bizim İslami geleneğimizin bir parçasıdır. Hristiyanlar şayet tek bir kütle olsalardı bu mümkün olabilirdi ama kilise o kadar çok bölünmüştür ki artık mümkün değil. Böyle bir şey Rusların, Yunanlıların ve Anglikanların Ayasofya için bizim toprağımızda birbirleriyle savaşa tutuşmalarına sebebiyet verir. Neticede sizin barış için düşündüğünüz jest sonsuz bir arbedeye, bir mücadeleye sebebiyet verir. Bununla beraber, Hristiyanlığı dünyanın gözünde onore edebilmek için gücümüzün yettiği çabayı göstermeye çalışacağız. Ayasofya'yı cami olarak muhafaza etmemiz, Katolik kilisesini hakikaten incittiği takdirde orayı müze haline getirebilir veya ebediyen kapatabiliriz. Hristiyan dünyasını kasten incittiğimizi hiç kimse söyleyememelidir.
1931 yılında Ayasofya'daki mozaiklerin ortaya çıkarılması için izin alınıyor. O dönem Ayasofya hala ibadete açık. 24 Kasım 1934 Ayasofya'nın müzeye dönüşmesi kararnamesi geliyor. Kararname şöyle başlıyor. Essiz bir mimarlık sanatı abidesi olan İstanbul'daki Ayasofya Camii'nin tarihi vazifesi itibariyle müzeye çevrilmesi, bütün şark alemini sevindireceği, insanlığa yeni bir ilim müessesesi kazandıracağı cihetle bunun müzeye çevrilmesi. Hazırlıklar için kapatılan cami müze olarak iki ay sonra açıldı. 1 Şubat 1935 günü ilk gün, Ayasofya Müzesi'ne 463 yerli, 370 yabancı ziyaretçi gezdi. Ayasofya Müzesi'ye çevrildikten sekiz gün sonra da Balkan Paktı imzalanıyor. Neden Balkan Paktı'ndan bahsettim? CNN Türk'te Ertan Öziğit, biraz önce dinlediğiniz Grace Ellis'ın kitabındaki metnini aktardıktan sonra şöyle devam ediyor.
Bunu herkes alıp yani sağ görüş, İslam görüşte, sol görüşte bunu bir şekilde kullanıyor. Şunu anlamıyor insanlar. Mustafa Kemal, peki zamanın ruhuna bakın. Zamanın ruhu, bu bir Lozan manevrası. Çünkü bu kitap 20'de yazılıyor.
22'de devam ediyoruz. Yani baskılar devam ediyor. Diyor ki burada, ben Lozan'ı bir şekilde geçmem lazım. Onun için bu Katolik Kilisesi'yle ilgili de şöyle bir lafı var, okuduk burada. Anglikanlar, Protestanlar veyahut da Katolik Kilisesi'ni, hatta Ortodoksları inciltiriz, onun için burası kilise olmaz diyor. Burayı diyor, en kötü biz müze yaparız falan gibi geçiştiriyor. Ne zamana kadar? 1934'e kadar.
1934'te bir manevra daha yapıyor. Yani bu yazı doğruysa o gün bunun hemen müze olarak veya kapatılmış olması lazım. 1934'e geldiğimizde ise olay şöyle devam ediyor. Büyük bir travma daha var. Hitler'in yükselişi. Mustafa Kemal bunu fark ediyor.
Ve diyor ki, ben hemen çok hızlı bir şekilde, Naziler bir şekilde Anadolu'ya gelecek, Anadolu üzerinden de petrole ulaşmaya çalışacaklar. Dolayısıyla olabildiğince Balkanlarda bir set uygularsam, Bunun için diyor, ben ne yapmam lazım? Bir, Balkan'daki Bulgaristan, Yugoslavia, Yunanistan'da dahil olmak üzere hepsini bir pakta toplamaya çalışıyor, Türkiye'de dahil olmak üzere. Atina'da bir sözleşme imzalıyorlar. Bu sözleşmede savaş, sınırların ihlalini bir şekilde engelliyorlar. Ve savaşmazlık anlaşması bu. Kime karşı? Nazilere karşı.
Yani Öz Yiğit Atatürk'ün bu kararının aslında siyasi bir manevra olduğundan söz ediyor. Peki gelelim günümüze ama önce kısa bir ara. AK Parti iktidar olduktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Ayasofya'nın cami olarak açılması ya soruldu ya da istendi. 2014'te Ortaköy Camii'nin restorasyon sonrasında açılışında Erdoğan vatandaşlardan gelen bu talebe şöyle yanıt vermişti.
Bu mescitler Cemaatsiz kalmaması lazım Maalesef Dolması lazım Yani Sultanahmet Süleymaniye Buralar dolması lazım Fatih Şimdi Kardeşlerim Kardeşlerim Yan tarafında Sultanahmet'e bir dolduralım bakalım Sultanahmet'e bir dolduralım Ama Teravih namazlarında değil ha, bayram namazlarında değil ha, sabah namazlarında dolduralım. Onları bir halledelim. Ondan sonra... Ondan sonra gerisi gelir. Önce onu bir halledelim. Erdoğan, 2019 yerel seçimleri öncesinde Kanal 7 yayınına konuk olmuş ve Yeni Zelanda'da yaşanan terör saldırganının manifestosundan yola çıkarak Ayasofya'yla ilgili görüşlerini aktarmıştı.
Şimdi burada benim ülkem adı geçiyor. Şahsımla ilgili benim adım da geçiyor. Ve burada Ayasofya'nın adı da geçiyor. Ayasofya adeta sanki emanetmiş de onu geri alacaklar. E sıkıysa geri alın. O ayrı mesele. Ama burada hala ülkemizde birileri bakıyorsunuz işte Ayasofya açılsın. Ya be kardeşim. Ya bir şeyi söylerken
Duygusallıkla, affedersin bu alçağın, bu teröristin sözlerine karşı böyle bir talepte bulunmanın bir anlamı yok. İşte Anadolu yakasında bir Cuma Camii, bir Selahattin Camii yoktu. Mimar Sinan Camii'ni de yaptık. O da yine bu bölgede. Ve dedik ki, bir de buraya çok daha muhteşemini yapmamız lazım. Ve Büyükçamlıca'yı da
Hamdolsun bitirdik. Ramazan öncesi. Zirvesi. Evet. Resmi açılışını da yapacağız. Bu oyunlara gelmeyelim diye. Çünkü bunlar da bir tahriktir. Bu tahrik unsurlarını bozalım diye özellikle bunun açıklamasını yapmak durumunda kaldım. Zaman zaman da aslında bunu söylüyorum. Ama başka düşüncelerim de var. Ama bunlar konuşulmaz.
Bunlar yapılır. Mesela orada bir sergi yapıldı. Orada Kur'an tilaveti de yaptık. Belli bir bölümünde şu anda namazda kılmıyor. Bunları da aşmak bizim için sorun değil, aşarız. Ama getirisi götürüsü nedir? Bunu da burada açıklamam doğru olmaz. Bunun bir götürüsü var.
O bizim için faturası çok daha ağırdır. Unutmayalım. Şu anda dünyanın çok çeşit ülkelerinde bizim binlerce camimiz var. Acaba bunu söyleyenler o camilerin başına ne gelir? Bunu düşünüyor mu? Şu anda kundaklama hareketleri, şunlar bunlar birçok şeyler yapılıyor. Bunları düşünmeden söylüyorlar. Bunların hesabını yapmadan söylüyorlar.
Kusura bakmasınlar. Bunlar dünyayı tanımıyorlar. Muhataplarını bilmiyorlar. Onun için ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim. İslam dünyasının şu anda biz yükünü çekiyoruz. Nerede, ne oluyor, ne olabilir? Bunların hepsini düşünmek zorundayız. Onun için hassas olacağız. Dikkat olacağız. Ama bu tehliye tabii ki. Gereksiz gelelimi artırmamak gerekiyor.
Bu yayından beş gün sonra Erdoğan, Beyaz TV'de katıldığı programdaysa Ayasofya'nın müze statüsünden cami statüsüne çevrilebileceğinin ve girişin ücretsiz olabileceğini sinyallerini verdi. Vatandaşın bir beklentisi var efendim. Tamam anladık yüreğimize taş basacağız, Ayasofya ibadete açılmasın ama en azından biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da ücretsiz olsun orası derler. Bilmiyorum seçim sonrası böyle bir şey gündeme alınabilir mi? Ayasofya'ya giriş en azından ücretsiz olsun, ücretsiz girebilirim derler.
Müze hükmündeyim efendim. Değil mi? Öyle mi? Evet, evet. Tabii, tabii. Yani o anormal bir teklif değil. Olabilir diyorsunuz. Olabilir. Olmayacak bir şey değil. Rahatlıkla olabilir. Ve hatta üzerinde bununla öyle dururuz ki, yani bunu müze ifadesiyle değil, artık bunu Ayasofya Camii olarak
Aynen koyarız ve nasıl Sultanahmet Camii'ni gelip bütün turistler geliyorlar, herhangi bir ödeme şubu falan yapıyorlar mı? Hayır. Ziyaretini Sultanahmet Camii'ne yapıyor, Süleymaniye'ye aynı şekilde yapıyor, Fatih Camii'nde yapıyor. Aynı şeyi Ayasofya'da da yapıyor.
Erdoğan'ın direktifine ilk destek Devlet Bahçeli'den geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Ayasofya'dan çan sesi değil, Allah'ın izniyle ezan sesi yükselecektir.'' dedi. Ayasofya'nın camiye dönüşme meselesi bir günde gündeme gelmedi aslında. 2018 yılında İstanbul'un fethinin yıl dönümünde Ayasofya'da Kur'an-ı Kerim okundu. Kutlamalar İmam Hatip Ali Tel'in Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Hatip Tel'in tilaveti Ayasofya'nın iç kısmında 85 yıl sonra okulan
ilk Kur'an-ı Kerim olarak kayıtlara geçti. Bundan iki yıl sonra 2020'de ise bu kez Ayasofya'da Fetih Suresi okutuldu. Ve Ayasofya'nın cami statüsüne çevrilmesi, Covid-19, ekonomi, işsizlik, dış politika gibi konuların içinde kendine yeniden yer buldu. İyi Parti, konu gündeme gelir gelmez siyasi bir manevra yaptı, meclise teklif verdi. Yusuf Ağralıoğlu, mecliste önergeyi neden verdiklerini şöyle anlatmıştı. Ayasofya, fethin tek sembolüdür.
Fethin sembollerinden biri değildir. Fethin İstanbul'daki tek sembolüdür. Ayasofya Fethin kılıç hakkıdır. Şimdi bugün Bülent Turan Bey dün açıklama yapmış, İYİ Parti grubundan da bu mevzuda bir hassasiyet bekliyoruz diye. Evet, Ayasofya açılmalıdır. Ayasofya'nın açıldığı güne abdestimizle bekliyor olacağız ve orada iftiharla, şerefle ibadetimizi yapacağız. Açıldığı güne, açılacağı güne iftiharla ve duayla katılacağız inşallah. İnşallah böyle bir gün bize nasip olur.
Biz gençlik yıllarımızda oralarda esaslı eylemler yaptık. Bazen derdim ki burayı AK Parti bizden evvel açarsa şayet kendimi buraya zincirleyeceğim, açtırmayacağım onları. Çünkü burayı bizim açmamız lazım. Latifesi bir tarafa inşallah açmak gibi bir irade hislerinize düşer. Açın bu mevzuda CHP'nin söylemiş olduğu suistimal etmeyin teklifine de katılmıyorum. Suistimal edin. Ayasofya'yı açın ve suistimal edin. Bu mevzuda sömürge de açığız. Sömürülmeye de gönüllü olarak razıyız. Teşekkür ederiz.
Ancak teklif AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. Muhalefet bu konuda sessiz kalırken bir çıkış CHP Milletvekili İbrahim Kaboğlu'ndan geldi. görüşüme göre Topkapı Sarayı da müze olarak korunmalı. Ayasofya'dan müze olarak korunmalı. Hatta Sultanahmet de müze olmalı. Çünkü bunlar artık bizim kendi şeyimiz değil. Kendimize özgü değil. Bunlar insanlığın ortak mirasıdır. Anayasamızın altmış üçüncü maddede bunu öngörüyor. Ve esasen layık Türkiye Cumhuriyeti'nin evrensel değerleri benimsemesi açısından da dünya ölçeğinde bunlar mirastır.
Muhalefetten İbrahim Kaboğlu'na destek çıkan pek olmadı ancak CHP sözcüsü Faik Öztrak iktidara sık sık Ayasofya'yı bir bakanlar kurulu kararıyla ibadete açabilirsiniz. Atın imzaları açın o zaman açıklamasını yaptı. Ayasofya kararnameyle müze haline getirilmiştir. Dolayısıyla bu durum bir kararname ile değiştirilebilir. Bunun için de artık öyle eskisi gibi bakanlara falan dolaşmasına gerek yok. Sarayın başındaki AK Parti Genel Başkanı'nın çıkaracağı bir kararname bu iş için yeterlidir.
17 yıldır vesayet dediler, şunu dediler, bunu dediler. Şimdi ellerini tutan yok. Açmak mı istiyorlar Ayasofya'yı? Bir kararname çıkarırlar, açarlar. Ama onlar ne yapıyor? Danıştay kararını bekleyeceğiz. Meclisin burada bir görüşü olur mu? Onu bekleyeceğiz. Bundan hiçbirine gerek yok. Sayın Erdoğan, yetki sizde. Açacaksanız açın.
Ayasofya cami olsun mu, olmasın mı tartışmalarına bir tweet katkısı Ermeni Patriği Sağık Maşalyan'dan geldi. Maşalyan şöyle bir tweet attı. ''Ayasofya ibadete açılsın. Mabet yeterince büyük. Hristiyanlara da bir alan tahsis edilsin. Dünya dinsel barışımızı, olgunluğumuzu alkışlasın. Ayasofya çağın ve insanlığın barış sembolüne dönülsün.''
Fener Rum Patriği Bartalomeos uzun süre sessizliğini korudu. Bir sabah İstanbul'da kilisedeki ayinde bu konu üzerine konuştuğunu da Yunan Katimerini gazetesinden öğreniyoruz. Bartalomeos şöyle demiş, ''Ayasofya Müzesi'nin camiye dönüştürülmesi dünya çapında milyonlarca Hristiyan'ın İslam'a sırt çevirmesine yol açar.'' Demiş, aklı Selim'in üstün gelmesini umut ediyoruz diye devam etmiş. Habere göre Patrik Bartalameos, Türkiye halkına da Ayasofya'nın bir anıt olarak evrensel karakterini savunma çağrısında bulunmuş, Patrik yaklaşık 1500 yıllık geçmişiyle UNESCO Dünya Kültür Mirası'nda yer alan Dünya Mimarlık ve Kültür Tarihi'nin en önemli anıtlarından biri olan Ayasofya'nın müze olarak,
Dünya çapından insanları ve kültürleri bir araya getirdiğini söylemiş. Peki neden Bakanlar Kurulu'nda imzalar atılıp da Ayasofya ibadeti açılmıyor? 2016 yılında Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'nin Ayasofya'yı müzeye dönüştürülen Bakanlar Kurulu kararının iptali için açtığı bir dava var. Davayı açan vakıf mahkemeye Atatürk'ün imzasının sahte olduğu iddiasını bile taşımış. Şimdi Danıştay'ın vereceği karar bekleniyor. Danıştay'ın 10. dairesi 2 Temmuz günü bu davayı görüştü. Mahkemede vakfın avukatı, 1934 yılında imzalanan Bakanlar Kurulu kararının anayasaya aykırı olduğunu savundu. Vakfın avukatı Ayasofya'nın Fatih Sultan Mehmet'in özel mülkü dolayısıyla mirasa olduğunu belirterek müzeye dönüştürme kararının miras hukukuna aykırı olduğunu söyledi.
Ne var ki müzeye dönüştürme kararı idari bir karar olduğu için aslında mahkeme kararına gerek yok istenirse bir bakanlar kurulu kararıyla Ayasofya tekrar ibadete açılabilir. Danıştay savcısı da duruşmada bunu söyledi. Savcı bakanlar kurulu kararı uygundur anayasaya. İbadete açılma kararını verecek kişi ise idari karar olması nedeniyle cumhurbaşkanıdır dedi. Ama herhalde bir meşruiyet sağlaması açısından Danıştay'ın belki böyle bir karar vermesi bekleniyor.
Danıştay 15 gün içerisinde kararını bildirecek. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri'nden Ayasofya konusunda bir tepki geldi. Dışişleri Bakanı Pompeo bir açıklama yayınladı. Ayasofya'nın müze olarak muhafaza edilmesi çağrısında bulundu. Bakalım ne olacak? Kapatmadan önce Trend Topik bu hafta Türkiye'de en fazla dinlenen 5. podcast oldu. İlginize çok teşekkür ederim. Yeni bölümlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.