
1.470 kelime · ~7 dk okuma
Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?
Alo, Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour! Kayıp Eşya Bürosu'na tekrar tekrar tekrar hoş geldiniz.
Dışarıda yerle bir olan dünyaya, reglagresyonuna ve mide kramplarına kısa bir ara vermek için bugün topuklarımı götüme vura vura geldim büromuza. Kaçtım resmen. Her şeyi bıraktım, kaçtım. Buraya sığındım. Bir saniyenizi rica edeceğim. Hemen bir majezik çakayım, yastığa çığlık atayım, geliyorum.
Oh… Evet, 2023'ün bitmesine 3 aydan daha kısa bir zaman kaldığını ve Instagram'da cevaplamayı unuttuğum soruları aynı anda hatırlayarak dedim ki, neden bir soru cevap daha patlatmıyorum? Bahar döneminde bir tane yapmıştık. Güz dönemine de bir tane konduralım. Yakışır. Gelen mesajların içinden İzmir'e gelir misiniz? Adana'ya gelecek misiniz? Denizli kollarını açtı sizi bekliyor. Muğla'nın gözü yaşlı. Gümüşhaneliler olarak size çok dargınız. Hani çorum, hani çorum gibi coğrafi soruları çıkardıktan sonra elimizde kalan soruların hepsini cevaplamak için son 3, 2, 1 yayın!
Özgem Güçlü ile Genç Kaçış başlıyor. İlk sorumuz Emre'den geliyor, İstanbul'dan yazmış. Abinin yeni CHP başkan adayı olması hakkında bir şakan var mı diye sormuş. Emrem!
Emre'sinin gülü daha önce kimsenin aklının ucundan geçmemiş. Özgür özellik isim benzerliğimizi vurgulayan bir soru sorman, senin ne kadar da matrak, ne kadar şamatacı, mikrop bir insan olduğunu adeta bizlere kanıtlar netelikte. Belli ki tam bir pitsin. Komedyen olmayı mutlaka düşün derim. Hiç gözün korkmasın. Tek yapman gereken insanlarla göz kontağı kurabilmek ve sahnede sağa sola boş boş yürümemek. İnan ki bu ikisi olduktan sonra premise'miş, punchline'miş, kurgu, bunlar sadece detay. Bak olmasa da olur, o kadar söyleyeyim sana.
Ben komedi konusunda hayatta yalan söylemem biraderim. 10 numara vizam var. Sorunun cevabına gelecek olursak abimin liderlik vasfı bir soru işareti ama zaten liderlik vasfı son 50 yıldır falan CHP için bir kıstası olmadığından problem olacağını düşünmüyorum. Aynen devam.
İkinci soru. Özge abla, en sevdiğin atıştırmalık nedir diye sormuş Nevşehir'den Atahan kardeşimiz. Ah Atahan'cığım, ah benim üzümlü kekim. Soru dediğin işte böyle olacak. Atahan'cığım, en sevdiğim atıştırmalıklar ne zaman atıştırdığıma göre değişiyor, kabaca hatlarıyla üçe ayrılıyor diyebilirim. Atıştırmalık düzenim şu şekilde. Muhabbetin asla akmadı ama kendimde kalkıp eve gidecek takati de bulamadım. Masalarda tuzlu fıstık tercih ediyorum.
çoğu mekanda daha deyince getirmedikleri için işte ben bardan alıp geleyim diyerek 5 dakikalığına da olsa masadan uzaklaşıp rahat bir nefes almanı sağlayan faydası saymakla bitmeyecek bir besinimiz tuzlu fıstık protein ve mineral kaynağı olmasından bahsetmiyorum bile Salonda, kanepe tepelerinde, overthinkirdabına düştüğüm akşamlarda peynir soğanlı cips imdadıma koşuyor. Hem kokusundan hem de çiğnerken çıkan sesten ötürü kafanın içindeki sesleri duyamaz oluyorsun. Tam bir Fiat Performans ürünü tavsiye ederim. Son olarak da her ayın ilk reygininde sütlü kara çikolata ve çubuk kreker ikisini şiddetle şiddetle tavsiye ediyorum. Dil üzerindeki tat reseptörleri tatlı mı tuzlu mu tatlı mı tuzlu mu tatlı mı tuzlu mu diye karar vermeye çalışmaktan beat up düşüyor, manyak oluyor ve sen de o esnada kendini pamuğu gibi sakinleşmiş olarak buluyorsun.
Tabii burada bir parantez açmam lazım. Şu aralar sağlıklı beslenmeye çalıştığım için bu tat karmaşasını çikolata ve çubuk krakerden ziyade ekşili jelibonlardan almaya çalışıyorum. Evet, ne oldu? Niye şaşırdınız? Belki inanmayacaksınız ama jelibonlarda gluten yok. Jelibonlar gluten veya içermiyor. Jelatin de yok jelibonlarda.
Ha, 50 küp şekere denk gelen miktarda tatlandırıcı var mı? Var. Renk-rek katkı maddesi, motif-motif asit var mı? Var. Ama jelibonlar gluten free and vegan olduğu için zararlı olma ihtimali, yani işte ne bileyim, metroturizmin kaza yapma ihtimaliyle aynı diyebilirim. Bu vesileyle 35 senedir her emotional eating atağımda yanımda olan abur cubur sektörüne de teşekkürlerimi ediyor. Bunca senenin sonunda elime verdikleri bağırsaklarımla birlikte alkışlarla yerlerine uğurluyorum.
Sıradaki soru Ankara'dan gelmiş. İrem sormuş. Yorgunluğa ne iyi gelir diyerek önemli bir konuya parmak basmış. Evet, ciddi bir konu.
Bu konuyla ilgili yaptığım Google aramalarında bir makaleye denk geldim, onu paylaşmak isterim sizinle. Yeni yapılan bir araştırma Türkiye'de her 100 kişiden 55'inin kronik yorgunluktan muzdarip olduğunu söylüyor, biliyor muydunuz? Yani %55... Bu araştırma ne kadar yeni yapıldı onu bulamadım tabii ki. Mayıs 2023 itibariyle bu oranın %47.8 olduğunu biliyorduk. Çünkü araştırmadan bu yana... Dün falan yapılmış olabilir bu araştırma.
Burada yorgunluğun sebebini anlamak hayatı bir önem taşıyor. Onun için de podcastlere değil, değil mi? Uzmanlara danışmanız sizler için en iyisi, en güzeli olur bürosunun gülleri. Çünkü kronik yorgunluğun sebebi bu ya 12 eksikliği de olabiliyor, depresyonda olabiliyor, insülin direnci de olabiliyor, tercihde yaşamak da olabiliyor. Çeşit çeşit yorgunluk var. Vallahi seç beğen al. Fakat araştırmalarım ve deneyimlerim sonucu, gönül rahatlığıyla en azından şunu önerebilirim. Yorgunluğa en iyi gelen şey, yorgun olduğunu kabul etmektir.
Şimdi kalkın, aynanın karşısına geçin, gözlerinizin ta içine bakın ve kendinize deyin ki... Yaşlandın Oros. Yorgunsun. Bitiksin.
Kimi kandırıyorsun, kimi? Dördüncü soru biraz tespitle sayılabilecek bir soru. Hüseyin az konuşmuş, öz konuşmuş ve demiş ki yaş aldıkça güzelliğinin artması. Bu şekilde üzerine söylenecek bir şey olmadığı için cümlenin sonunu havada bitirerek bir daha deneyelim. Yaş aldıkça güzelliğinin artması... Şaka mı? diyerek küçük bir ekleme yapmış olalım. Valla ne derler bilirsin Hüseyin. Kadınlar şarap gibidir. Yıllandıkça güzelleşir. Ve şarap doğru ortamda muhafaza edilirse yıllanabilir.
Şarabın üzerinde yer alan mantar tıpanın kuruyup şarabı bozmaması gerekir. Şarap var, köpek öldürür. Kadın var, ipe götürür. Ve boğaz kere, öküz gözü, böğdü şarapları 10 yıla kadar bekletilebilir anlayana. Teşekkürler.
Beşinci soru, Hıdır, bu gerçekten isimleri ben uydurmuyorum bu arada. Beşinci soru, Hıdır'dan geliyor. Hıdır demiş ki bizlere, duralım diyen kadına ne denir Özgem demiş. Ha? Duralım diyen kadına, bu sormuş bu soruyu, ne denir demiş. Hıdır'ın biosunda cultural studies emeği yazıyor bürosunun gülleri fakat sorduğu sorudan acemi bir minibüs şoförü olduğu sonucunu çıkardım ben. O yüzden cevabı o şekilde vereyim. Cevap çok basit bu arada. Duralım diyen kadına hiçbir şey demiyoruz. Asla.
Bir kadın duralım diyorsa duruyoruz. Müsait bir yerde duruyoruz. Çünkü sonuçta herkes son durağa kadar gidecek diye bir şey yok. Bayanın indiğinden emin olmadan da kesinlikle hareket etmiyoruz. Kesinlikle iyice bakıyoruz inmiş mi ondan sonra hareket ediyoruz. Onun dışında minibüslerle ilgili...
Mesela yolda kendi halinde yürüyen birisini görürsek götünün dibine kadar girip böyle yavaşlayarak koyna çalmıyoruz. Neden? Çünkü minibüse binmek isterse o zaten sana el eder. Yani sen anlarsın, dersin ki bana el ediyor, binmek istiyor bana dersin. Kafan karışmaz yani. Gerçekten çok zor bir meslek. Kadırcığım kolay gelsin. Özellikle bu ülkede minibüs şoförü olmak gerçekten Allah sabır versin diyorum.
Altıncı sorumuz Seda'dan gelmiş. Diyor ki beni bir hiç yerine koydu. Şimdi de benim için şarkı kaydedip post atıyor. Adım atayım mı ne yapayım demiş.
Sevgili Sedam, ah, ah Sedacığım, ah, çok özür dilerim. Benden duymuş olmanı istemezdim ama bir müzisin eğer şarkı yapıyorsa, şarkıyı yapmakla kalmayıp onu kaydediyorsa ve sana özelden yollamak yerine sosyal medya hesaplarından o şarkıyı paylaşıyorsa, senin için değil, etkileşim için yapmıştır o şarkıyı. Çok üzgünüm. Çok üzgünüm, sana bu haberi bugün bu şekilde ben veriyor olmak istemezdim ama gerçeklerin de ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır, Sedam. Maalesef. Maalesef sanatçıların böyle bir yavşaklığı oluyor. Sadece müzisyenler değil, oyuncular, yazarlar, hatta biz komedyenler bile bu hayattaki her şeyi kendimize materyal edebilen bir parça şerefsiz kimselerizdir.
Etrafımızdaki insanların ağzından çıkanlara tüm hareketlerine 7-24 dikkat etmesi gerekiyor her zaman, sonsuza kadar. Çünkü bu hayatta hangi samimi duygunun veya hangi özel zannettiğin anın bir içeriğe dönüşeceğini asla ama asla bilemezsin. Belki de bizlerle birlikte olmanın çekiciliği de buradan geliyordur. Kim bilebilir. Sen yine de sen ol. Konserine gidip bir saat ayakta beklemeyi göze almadın. Hiçbir flörtün için hiçbir adımını atma güzel kardeşim. Hatta konserine gidip bir saat ayakta beklemeyi göze aldıklarına da. Öyle hemen güvenme. Kimin ne zaman bir şerefsizlik yapacağı asla belli olmuyor. İnsanların telefonları ifşa edilmeyi bekleyen fotoğraflarla dolu. Bir sanatçıyla flörtleşirken her zaman iki kere düşün.
Yavaş yavaş biz ayrılan vaktin sonuna geliyoruz. Son kalan birkaç soruyu da hızlıca toparlayıp öyle çıkalım. Bürodan istiyorum. Bürosunun gülleri. Bahadır. Demiş ki en çok neyden korkarsınız? Sevgili Bahadır, dün akıllıydım. Bu hayatta en çok anneme benzemekten korkardım. Bugünse bilgeyim. Doğurduktan sonra pişman olmaktan korkuyorum.
Sevgili Büşra, demiş ki, 15 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Sahnede görüyorum ama hangi ülkenin sınırları içerisinde bir sahne, onu da bilemeyiz. Hayat sürprizlerle dolu, şurada ne yazıyorsa o. Andaç, şu ana kadar yazarken en çok zorlandığın bölüm hangisi? Hepsi! Hepsiydi! Hepsi! Bu da dahil, hepsi! Kolayca bölüm yazabildiğim bir tane an yok. O günler gelir mi, onu da zannetmiyorum. Neyse, artık zaten ben de istemiyorum kolayca bölüm yazabilmek.
Ve son soru. Sena. Demiş ki, üniversiteye başlayan insanlara unutmuş olabilecekleri çok önemli bir şeyi hatırlatabilir misin? Tabii ki hatırlatabilirim. Bu söyleyeceğim şey basit ama çok kolay unutulan bir şey. Belki hiç duymamış da olabilirsiniz. O yüzden ihtiyacı olan... Alsın ses kaydını. Artık alarmım yapıyor. Ne yapıyorsanız yapabilirsiniz. Sizinle gurur duyuyorum. İyi ki varsınız. Haftaya görüşürüz. Tamam. Hadi bakalım. Kayıp Eşya Bürosu. Özgü Özel. Sevgiler.
Beni dayanısna yaağğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ Gidelim.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.