
3.457 kelime · ~17 dk okuma
Hiç kostlandınız mı? Ya da birileri size lobombing yaptı mı? Peki ya gestaltınca maruz kaldığınızı fark ettiniz mi? Bu aralar birilerine benching yapıyor olabilir misiniz? Ben ne mi söylüyorum? Doğrusunu isterseniz bunları söylerken ben bile kendimi tuhaf hissediyorum. Ama bütün bu terimler modern aşkın yeni tabirleri diyelim.
Ve modern aşk, biraz zor hepimiz için anlaması, adapte olması ve kendini orada konumlandırması kolay olmayan bir müessese haline geliyor sanki. Ve bugün bu podcast'de modern aşk terimleri hakkında konuşayım. Bunları konuşurken de biraz böyle bunlarla ilgili nasıl hissediyoruz, bu durumlar olduğunda kendimizi nasıl konumlandırabiliriz, bunlar hakkında biraz konuşalım istedim. O yüzden hazırsanız modern aşkı benlerden bileyim bölümüne birlikte başlayalım.
Ben psikolog, doktor Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde modern aşk tabirlerini konuşuyoruz. Ben bunları söylerken biraz gülüyorum da çünkü gerçekten her gün yeni bir tabir çıkıyor. Mesela geçenlerde bunu bu podcastta anlatmayı planlamıyordum ama bariyer sevgili diye bir kavram çıktığını öğrendim. Bariyer sevgili ne demek diye düşünüyorsanız, eski sevgilinize geri dönmemek için biriyle ilişkiye girmek, böylece eski sevgiliyi unutmaya çalışmak anlamına gelen
Yani o eski sevgiliye dönmemenizi sağlayan insana bariyer sevgili deniyormuş. Eskilerin yara bandı sevgilisinden nerelere geldik? Ama bir yandan da yara bandı sevgili eski sevgiliyi unutmak için yapılan bir şeydi. Geri dönmemek için yapılan bir şey değildi diye düşünebiliriz. Bütün bu tabirler gerçekten aslında bir şeylere yani gerçekten yaşadığımız bir duruma tekabül ediyor. Peki neden bu tabirler daha önce yoktu da şimdi varlar ve bunlar hakkında konuşurken hepimize tanıdık gelen bir şeyler var içlerinde? Çünkü gerçekten bence aşkı yaşama şeklimiz zamanla biraz değişti. Yani daha önce daha belki kuralları belli, aşamaları belli bir ilişkilenme halimiz vardı. Ama online datingin hayatımıza girmesiyle ya da belki genel olarak tüketim toplumunun daha fazla içimize işlemesiyle...
...ilişkileri de daha çabuk tüketir veya bir kişiye odaklanmak yerine... ...başka insanları da radarımıza tutar olduk. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? Buna geleceğim tekrar. Ama bu bir nevi felsefi soruya gelmeden önce... ...birazcık bu tabirlerden bahsedeyim istiyorum. Şimdi en çok duyduğumuz, en çok belki... ...günlerimize gelen tabirlerden bir tanesi guest lighting.
Ama Gay Sighting'i anlatmadan önce Law Bombing'i anlatmak istiyorum. Çünkü aslında ikisi genel olarak benzer ilişkilerde ortaya çıkan kavramlar. Özellikle karşımızdaki insanın narsistik eğilimleri varsa bu iki hareketi yapmaya daha meyilli oluyorlar. Ama bunu böyle çok şeyle söylemek istiyorum. Yani temkinle söylemek istiyorum. Çünkü artık narsizm öyle bir hale geldi ki her gördüğümüz insana bu bir narsist der olduk. Ve bu çok doğru değil. Çünkü narsizm öyle kolay tanımlanan ve herkese yapıştırılabilecek bir etiket değil. Zaten bu bir spektrum ve insanlar bunun içerisinde narsizmde yüksek veya düşük olabilirler.
Ama bu mailde yüksek olan insanların romantik ilişkilenme esnasında yaptıkları önlemli davranışlardan bir tanesi law bombing. Law bombing aslında şu demek. Bir insanla tanışıyorsunuz, ilişkiye başlıyorsunuz ve bu insan sizi böyle çok büyük hareketlerle, çok güzel jestlerle, hediyelerle, sürprizlerle, aman tanrım söylediği o güzel cümlelerle etkilemeye çalışıyor. Ve bugüne kadar hiç bu kadar güzel şeyler duymadınız belki de. Yani sen benim hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın diyor. Sen benim bugüne kadar karşıma çıkan en müthiş insansın diyor. Ben daha önce hiç böyle aşık olmadım. Daha önce hiç kimseye bunları hissetmedim diyor. Ve birazcık şunu sorguluyoruz aslında. Yani ben mesela daha bir haftadır birlikte olduğum bir insanın bugüne kadar gördüğü en zeki insan olabilir miyim? Yani bir haftada beni nasıl çözdü de o kadar zeki olduğunu biliyor.
Ya da yani bu insanla abonemi yaparken benim sürekli onunla vakit geçirmemi istiyor. Sürekli ona adamımı istiyor. Bütün zamanımı, enerjimi, dikkatimi. Yani arkadaşlarımla görüşemiyorum, başka hiçbir şeyle ilgilenemiyorum. Ona mesaj atmazsam hızlıca, bana kendimi kötü hissettirecek şeyler yapıyor. Yani o kadar çok odağımın onda olmasını istiyor ki. Ama bunu karşılıksız yapmıyor. Yani o da bana, bütün odanın bende olduğunu hissettiriyor sürekli.
Özellikle de çok da ilgi göremediğimiz, kendimizi görülmemiş hissettiğimiz ilişkilerden çıktıktan sonra bu tarz bir ilgi yağmuru bize o kadar iyi geliyor ki. Ve kendimizi bu tarz bir ilişkiye kaptırmamız bu sebeple çok da kolay oluyor. Yani daha önce böyle bir şey görmediysek hele ayaklarımızın yerden kesilmesi an meselesi. La Bon Ming'in en kötü yanı... ...bütün bu ilginin... ...siz bir kere ilişkiye girdikten sonra ve hani biraz... ...oh oturup böyle poponuzu ilişkiye yerleştirdikten sonra... ...bir anda kesilivermesi. O yüzden de sanki böyle o halı ayaklarınızın altından çekilmiş gibi oluyor ve... ...popoyuzda oturuyorsunuz. Ben... ...ama bu ilişkiye girdim ve böyle... ...sen hiç böyle değildin. Yani sen bana sürekli çok güzel şeyler söylerdin...
...benimle çok ilgilenirdin, bütün odağın bendeydi... ...şimdi neredesin dediğimiz bir halde buluyoruz kendimizi. Özellikle de bu şekilde girdiğimiz ilişkilerde böyle tartışmalar, anlaşmazlıklar... ...bir anda karşımızdaki insanın neredeyse 180 derece farklı bir yüzünü görmemize sebep oluyor. Çünkü karşımızdaki insan aslında eleştirilmeyi veya bir şeylerin yanlış gitmesini görmekten hiç hoşlanmıyor.
Aşırı bu narsistik eğilim biraz buna da yol açtığı için aslında Law Bombing'in hemen sonrası daha çok böyle oluyor. Ve Gaslighting neden Law Bombing'le çok ilişkili derseniz, işte tam da bu yüzden. Gaslighting, daha çok manipülatif ilişkilerle görülen bir davranış şekli. Zaten kendisi bir manipülasyon şekli. Gaslighting, karşımızdaki insanın bizim gerçeğimizi çarpıtmasıyla oluşuyor.
Yani mesela biz bu insanı bir şey söylerken duyuyoruz ya da bir şey yaparken görüyoruz ve bu durumla onu yüzleştirdiğimiz zaman, ya ben hiç öyle bir şey söylemedim ki diyor. Ya da, ya yanlış görmüşsün ben öyle bir şey yapmadım diyor. Mesela telefonunda bir fotoğraf bize bir şey gösterirken bir fotoğraf görüyoruz ve diyoruz ki, ya bu ne? Ya öyle bir şey yok, sen yanlış görmüşsün.
Ya da mesela bizim kalbimizi kıracak bir şey söylemiş oluyor. Biz anlatmaya çalışıyoruz. Ya bak tartışma esnasında şöyle şöyle bir cümle kurdun ve ben çok kırıldım buna diyoruz. Ben hiç öyle bir şey söylemedim. Sen nereden çıkardın bunu diyor. Ya da biz duygularımızdan bahsediyoruz. Ya sesini çok yükselttin ve bana çok kötü geldi diyoruz. Yo sesimi hiç yükseltmedim. Asıl sen yükseltmiştin sesini diyor. Ya da bir konuyla ilgili konuşurken ben çok kırıldım dediğimizde ay sen de çok alıngansın, çok hassastın. Aslında hiç ortada böyle dert edilecek
Ama bunu bir kere değil, sürekli sürekli yapıyor. Ve o kadar çok yapıyor ki bunu, artık bizim duygularımız gerçek mi? Biz gerçekten çok abartıyor muyuz? Ben gerçekten aslında kırılmamalı mıyım? Bu ilişkide her şey yolunda da ben ve kendi kendime bunu uyduruyorum gibi düşünmeye başlıyoruz. Bu, uzun vadede kişinin kendi gerçekliğinden emin olamaması ve kendi kendini sürekli sorgulaması anlamına geliyor. Bunun ne kadar kötü bir şey olduğunu ancak yaşayanlar bilir bence. Ve bu podcast'ı dinlerken ya ben tam da böyle bir şey yaşamıştım diyenler olduğuna eminim. Bunun çünkü bir adım sonrası kendinden sürekli şüphe etmek. Kendi kararlarından, kendi duygularından, kendi cümlelerinden, kendi duruşundan sürekli olarak şüphe etmek. Ve hep teyit alma isteği duymak neredeyse. Ve bu kendi gerçekliğimiz için bu insana bağlı, bağımlı hale gelmek.
O yüzden de bu ilişkilerde ya bir dakika hayır benim gerçekliğim bu ve sen bana doğru söylemiyorsun ya da hayır ben böyle hissettim ve böyle hissettiğimi eminim bununla ilgili bir şey yapılmasını istiyorum demek bu ilişkilerde bir çıkış noktası oluyor. Karşımızdaki insan yaptığının gay sighting olduğunun farkında olmayabilir ya da bilinçli yapıyor olabilir. Ama çoğu zaman manipülasyonu karşımızdaki insanlar manipülasyon yaptığını bilerek yapmıyorlar. Manipülasyon hakkında daha sonra daha detaylı bir podcast kaydetmek istiyorum. O yüzden bu podcast ile çok uzun uzun konuşmak istemiyorum ama birçoğumuz gaslighting'i yaparken, ya bir dakika dur ben böyle söyleyeyim de, karşımdaki insan kendinden şüpheye düşsün diyerek yapmıyoruz. Çoğu zaman kendimizi korumak, kurtarmak amacıyla yapıyoruz ve karşımızdaki insana ne kadar zarar verdiğimizi fark etmiyoruz.
bunu düzenli olarak sürekli olarak yapan ve bütün ilişkilerini bu şekilde yürüten insanlar var. İşte orada gerçekten ciddi bir problem var. Eğer siz karşınızdaki insanın case sighting ise sık sık yaptığını görüyorsanız mutlaka bununla ilgili onu uyarmalısınız. Gerçekten farkında olmayabilir ve belki de uyarınızda biraz daha farklı davranmaya başlayabilir. En azından bu şansı vermelisiniz diye düşünüyorum. Ama uyarılarınıza rağmen hala bu tip ...davranışları devam ediyorsa insanlar belki de orada başka şeyleri konuşmak, düşünmek lazım. Sınır koymayı çok daha güçlü ve tutarlı bir şekilde yapmak lazım diye ekleyeyim. Çünkü bu konuyla ilgili çok fazla soru geliyor normalde bana... ...gaysightingle nasıl mücadele ederiz diye. Hani böyle en azından hızlıca toparlamak istedim. Bir de şu soru çok fazla geliyor. La Bombing'e gayet hani böyle yüksek sevgi halinden nasıl ayırt edebilirim diye. Çünkü tabii ki çoğu zaman gerçekten çok aşık oluyoruz ve karşımızdaki insanı ilgiye, sevgiye boğmak istiyoruz. Onun da ilgisi, sevgisi bizde olsun istiyoruz. La Bombing'in bence tehlikeli olan tarafı bir, karşımızdaki insanı henüz tanımadan ona çok büyük anlamlar yüklememiz ya da bize çok büyük anlamlar yüklenmesi. İki, bir kere ilişkiye girdikten sonra yani bir kere ikna edildikten sonra diyeyim. Ben şu anda tırnak içeride yapıyorum havada. Bir kere ikna edildikten sonra ilişkin içerisinde bu ilgiyi bulamıyor olmamız. Yani bu eğer gerçekten bir aşkın büyük gösterisiyse, gerçekten o kadar yüksek duyguları hissediyorsak, bunun tutarlı olmasının, devam etmesinin, tabii ki belki zamanla
Bir miktar azalmasını bekleyebiliriz ama bir miktarın altını çizmek istiyorum. Yani yüzden sıfıra düşmekten bahsetmiyorum. Yüzden doksana düşmesinden bahsediyorum. O yüzden de buralarda dikkatli olmakta fayda var. Bize o böyle yoğun ilgiyle gelen insanların o ilgisine kendimizi bırakmadan, kaptırmadan burada temkinli olmakta fayda var diye düşünüyorum. Şimdi Law Bombing ve Gaslighting'den bahsettikten sonra bundan itibaren bahsedeceğim terimler biraz daha yabancı olduğunuz terimler olabilir. Gerçi bir Ghosting'i anlatayım önce çünkü Ghosting daha aşina olduğumuz bir terim. Ghosting'i duydunuz mu ya da Ghosting için maruz kaldığınızı bilmiyorum. Ghosting tem olarak şu, bir insanın, iletişimde olduğunuz bir insanın sizinle her yerden iletişimi engellemesi ve bir anda ortadan kaybolması anlamına geliyor.
Ghost, İngilizce hayalet anlamına geliyor. Yani aslında bir anda bu insanın bir hayalete dönüşmesi diye tanımlayabiliriz. Peki neden insanlar ghosting yaparlar? Ghosting çok kolay çünkü. Yani ghosting yapmak bir insana gerçekten hiç zor değil. Yani bugün WhatsApp'ınızı bir insanı engellemek, bu insanı sosyal medya hesaplarından çıkarmak ve bir daha bu insanla hiç iletişimi kurmamak
Bu insana, ya ben sana karşı çok da fazla bir şey hissedemiyorum, ya da aklımda başka biri var, ya da biz çok da uyumlu değiliz aslında ve ben daha fazla görüşmek istemiyorum demekten çok daha kolay geliyor insanlara. Özellikle kaçıngan birilerinin ghosting'i daha fazla yapmaya meyilli olduklarını görüyoruz. Çünkü bu tip böyle duygu içeren konuşmalar kaçıngan birileri için biraz daha zor. Ama bir insanın ghosting yapıyor olması için illa kaçıngan bağlanması gerekmiyor.
Ghosting'in en kötü yanı Ghosting'e maruz kalan insanın kendini çok değersiz ve önemsenmiyor hissetmesi. Yani ben bu kadar kolay vazgeçilebilecek ya da gerçekten bir cümleyle ilişkimin bitirilmesini duymayı hak etmeyecek bir insan mıyım duygularını hissetmesi. Çünkü gerçekten de bir insana şey diyememek kötü bir şey. Yani evet biz seninle birkaç haftadır görüşüyoruz ya da birkaç aydır görüşüyoruz. Ama ben duygularım derinleşmediğini hissettim ya da yeterince kafalarımızın uyuşmadığını fark ediyorum.
Ya da ben bir ilişkiyi sürdürmeye hazır değilim. Neyse sebebimiz, bunu karşı tarafa aktaracak enerjiyi, gücü veya aslında özeni göstermemek gerçekten karşı taraf için çok incidici. Hatta ghostingle ilgili şunu söylemek de mümkün, ghosting bir insanda dışlanma etkisi gösteriyor. Sıkı takipçilerim bilir, daha önce dışlanmış hissettirmeyi şeyde de konuşmuştum.
Sessiz muamele davranışından bahsederken de bu dışlanmış hissetmek hakkında anlatmıştım. Yani birine sessiz muamele yaptığımızda, ondan sevgimizi geri çektiğimizde veya böyle göstermesinden, konuşmaktan kaçındığımızda bu insan kendisini yokmuş gibi hissediyor. Çok önemsizmiş gibi hissediyor. Ghosting de tam olarak böyle hissettiriyor insanları ve bu yaptığımız karşımızdaki insanın bendeki algısını zedeliyor, o saygısını zedeliyor, ona hayattaki anlamını sorgulatıyor.
Ayriyet duygusunu sorgulatıyor. O yüzden de gerçekten çok kötü bir şey yapıyoruz. O yüzden aranızda ghosting'i kolay görüp buna hızla başvuranlar varsa karşınızdaki insanlara bunu yapmayı gerçekten istiyor musunuz diye bir sormak isterim. Yani bu tabi ki çok kişisel bir cevap ve herkesin kendince sebepleri olabilir. Bunu anlayabiliyorum. Ama bazen bir davranış sergilerken karşımızdaki insana ne kadar zarar verdiğimizi fark etmiyoruz. O yüzden belki burada duyduklarınız size başka türlü bakmayı anlatır. Bir başka tabir, belki bunu duymuşsunuzdur son zamanlarda birazcık daha hakkında konuşulmaya başladı. Banting. Banting, genel olarak yedekte tutmak anlamına geliyor.
Ve yedekte tutmak maalesef birçoğumuzun özellikle online datingin getirdiği kolaylıklarla sık yaptığımız bir şey haline geldi. Nedir bu? Mesela online dating esnasında birden çok insanla eşleşiyoruz. Birden çok insanla konuşmaya başlıyoruz. Bir tanesiyle görüşüyoruz belki. Ama henüz emin değiliz bu insanın o insan olduğundan.
O yüzden de başka insanlarla konuşmaya, görüşmeye devam ediyoruz arka planda. Belki bu görüşmeyi seçtiğimiz insanla bir ilişkiye de başlıyoruz. Adını koyuyoruz yani diyelim. Ama bir yandan arka tarafta hala birileriyle ara ara yazışıyoruz. Onlarla ara ara iletişim tutuyoruz ki, Olur da bu ilişki olmazsa, yürümezse tekrar arkada bıraktıklarımıza dönebilelim. Yani yalnız kalmayalım. Banting'in temel olarak arka planında yalnız kalmama güdüsü yatıyor. Banting'i bu arada sadece online datingi veya bunlara has olarak düşünmenizi istemem. Bazen mesela insanlar ilişkilerine bayağı ciddi yol kat ediyorlar. Bayağı ciddi bir ilişkin içerisinde oluyorlar ama mesela
hayatlarına çok eskiden beri gelen bir insanı orada tutmaya devam ediyorlar. Yani böyle 3-4 ayda biri bir mesajlaşılıyor belki ya da bir şarkı gönderiliyor belki ya da bir işte bir storyden bir sinyal veriliyor belki. O insan bu işaretleri alıyor ve biliyor ki ben hala o insanın bir şekilde aklındayım, bir yerlerinde aklındayım. Ve bu sayede aslında yedekte kalmaya devam ediyor. Hayatlarınızda böyle insanlar olabilir. Siz birilerinin bunu yapıyor olabilirsiniz ya da birilerinin yedekte tuttuğu insan olabilirsiniz. Hatta bazen öyle bir durumda oluyoruz ki sadece birilerinin değil birkaç kişinin yedekte tuttuğu insan bile olabiliyoruz. Yani aslında artık ilişkiler çok karmaşıklaştığı için bu tip durumlar da gayet mümkün.
Peki, yelekte tutulmak bize nasıl hissettiriyor? Yani biraz bunu düşünmek lazım bence. Buraya gelmeden önce de şey söylemek istiyorum, bu az önce bahsettiğim hani arada sırada bir mesaj atıyor, işte bir şarkı gönderiyor, bir sinyal veriyor dedim ya, bunlara da breadcrumbing ya da aşk kırıntısı diye çevireyim. Teoman'a selam ederek. Breadcrumbing diyoruz. Neden buna breadcrumbing diyoruz? Çünkü ortada bir gerçek aşk yok, gerçek bir aşk gösterisi yok ama böyle onun kırıntıları var ve siz o kırıntıları toplayarak Hansel ve Gretel gibi aşk evine varmaya çalışıyorsunuz gibi sanki. Breadcrumbing %100 bu şekilde yapılmak zorunda değil. Sadece bunun bir çeşit breadcrumbing olduğunu belirtmek istedim. Breadcrumbing'i biraz sonra birazcık daha detaylı anlatacağım. Ben şimdi geri dönüyorum. Allah'ım ne kadar çok tabir var bu arada yani.
Yedekte tutulduğumuz zaman biz aslında şunu hissediyoruz. Ben gerçekten bu insanın asıl odağında olmayı hak etmiyorum, belli ki. Bunu zaten öf saygımız zedeleyecek şekilde alabiliriz. Ama bununla yetinmiyoruz. Yani bir yandan da sürekli bu insanın radarına girmeye ve ana insan olmaya da çalışıyoruz. Yani o yedekte kalma hali hiçbirimizin kolay kabul edebileceği bir şey değil zaten.
Ama sürekli bunun için çabaladıkça ve bir türlü bu insanın ana insanı olamadıkça, bu bize hiçbir zaman sevilmeyeceğim, hiçbir zaman gerçekten bir insanın ilgisini tamamen verdiği, önemsediği, partneri haline getirdiği kişi olamayacağım duygusu veriyor. çok edilgen bir pozisyon. Yani özellikle orayı çok vurgulamak istiyorum. Yani biz ilişkilerde kendimizin aktif bireyler olduğunu ve aslında ilişkideki durumların, ilişkide içinde bulunduğumuz koşulların belirleyicisi olduğumuzu düşünmediğimizde bu zaman içerisinde bize çok zarar veriyor. Çünkü sanki başımıza ne gelirse başkaları tarafından o pozisyon içerisine bırakılıyoruz. Yani sanki bizim bir
...karar verme, harekete geçme, sınır koyma, talep etme hakkımız yok da... ...bunlar hep dışarıdan bana verilebilirmiş gibi. Yani ben bir insanın ancak bana... ...vermeye karar verdiği bir miktar sevgiyle hayatımı sürdürebilirmişim de... ...daha fazlasını isteyemezmişim gibi hissetmeye başlayabiliyorum.
Daha fazlasını bu insanlar isteyemeyebilirim. Ya da istersem reddedilebilirim. Ama eğer bu insan bana benim ihtiyacım olan sevgiyi vermiyorsa, o zaman ben bu insanı beklemek zorunda değilim. Bence bunun ayarına varmamız çok önemli. Çünkü bizi yerekte tutacak, değerde gören bir insanın
Aslında bizi ana partneri haline getirmesi de geride bırakabileceğimiz bir durum mu gerçekten? Bunu da bir sorgulamak lazım. Yani ben bu insan tarafından yedekte tutulduysam bunun üstesinden gelebilecek miyim? Bu arada, bu bahsettiğim, yani bana verdiği sevgiyle yetinebilir miyim? durumu, Brad Cramming'i çok güzel tanımlıyor bence. Yani, aşk kırıntısıyla hayatımı sürdürmektense, gerçek aşkı arama yolculuğuna çıkacak mıyım, çıkmayacak mıyım sorusu. Peki neden bazılarımız aşk kırıntısıyla idare etmeye çalışıyoruz?
Çoğu zaman bunun altında zaten aşkı ve o gerçekten hissettirilen yoğun duyguları hak etmediğimiz duygusu yatıyor. Yani ben zaten birinin çok sevdiği, çok ilgi gösterdiği, çok önemsediği, ön plana aldığı insan olamam. Ben zaten ancak kadarını hak ediyorum duygusu. Arka planda o kadar aktif oluyor ki daha fazlasını talep etme hakkını kendimde göremiyorum.
Bazen de daha fazlasını talep edersem reddedileceğim korkusu o kadar yüksek oluyor ki reddedilmektense bu Araf'ta kalmayı tercih ediyorum. Ama Araf'ta kalmak bana hiç iyi gelmiyor çünkü Araf'ta kaldığım zaman ne ileri gidebiliyorum ne geri gidebiliyorum. Bu insan hayatımda kalmaya devam ediyor ama bu insan hayatımda olduğu için ondan dolayı oluşmayan o boşluğu doldurma ihtiyacı duymuyorum ve O yüzden de aslında beni çok sevebilecek ve bana gerçekten gerçek sevgiyi, gerçek yoğunluğuyla hissettirebilecek bir insanı hayatıma sokmamış oluyorum. Ya da bu insanı, bu insan için bir yer ayırmamış oluyorum. O yüzden de Brett Kramling'e maruz kalıyorsak bunu düşünmemiz lazım. Yani ben gerçekten daha fazlasını hak etmiyor muyum? Gerçekten herhangi bir insan Brett Kramling'e maruz bırakılmayı hak eder mi?
...hangimizin hayatı o kadar uzun ki... ...önemli bir kısmını buna maruz kalarak getirelim? O yüzden bence bunlar önemli sorular, Brad Cramley'in konusunda. Şimdi aslında çok daha fazla terim var... ...ve belli ki bu bölümün devamı gelecek. O yüzden bu bölümü bitirmeden bir kavram hakkında daha konuşayım... ...ondan sonra bitirelim yavaş yavaş. O kavram da şu ana kadar konuştuğumuz şeylerle aslında bayağı ilişkili olan... ...situationship konusu.
Şimdi Situationship, Relationship'ten farklı. Bunu durumsal ilişki diye tanımlayalım isterseniz. Bu durumsal ilişkinin en önemli özelliği bir ilişki olmaması. Yani bu statünün içinde olan insanlar ne olduklarından tam emin değiller karşılarındaki insanla. Yani sevgililer mi, arkadaşlar mı? İsmi konulan bir durum yok.
İki tarafta içinde bulunduğu durumu farkında ama iki tarafta bunu başka bir yere taşımak için ya gayret göstermek istemiyor ya da bununla ilgili korkuyor. Situation shiplerde iki taraf arasında duygusal yakınlık olabilir, fiziksel yakınlık olabilir. Gerçekten bu iki insan bir ilişki yaşıyordan farksız olabilirler, görünebilirler. Bu değil zaten önemli olan. Önemli olan
Bu iki insanın karşılıklı bir şekilde evet biz bir ilişkinin içerisindeyiz ve bu ilişkinin getirdiği sorumlulukları alıyoruz demiyor olması. Tabi ki aramızda eminim süreçleşip yaşayanlar vardır ve bununla ilgili bir sorun da yok. ilişkinin sorumluluklarını almıyor olmamız bize zarar vermeye başlayana kadar. Yani mesela bir insanla siz durumsal bir ilişki içerisindeyseniz o insandan gerçek anlamda destek istemekten çekinebiliyorsunuz ya da o insandan herhangi bir şey talep etmekten çekinebiliyorsunuz ya da kötü hissettiğinizde o insana sığınmaktan çekinebiliyorsunuz. Bu da şuna götürüyor bizi. Bir ilişkinin gerçek faydalarından. Bu fayda derken hani böyle biz bir ilişkinin içinde pragmatik sebeplerle bulunuyoruz, faydasından yararlanalım diye bir ilişkiye giriyoruz diye düşünmenizi hiç istemem. Ama aslında insanların ilişkilere girmek için gerçekten çeşitli fayda güden motivasyonları var. Çünkü ilişkiler bize hem psikolojik, hem fizyolojik, hem zihinsel bir sürü fayda sağlıyorlar. Mesela iyi bir ilişkinin içinde olduğumuzda bağışıklık sistemimiz çok daha iyi işliyor. Ya da iyi bir ilişkin içerisindeysek gerçekten çok daha fazla motive olabiliyoruz, çok daha iyi problem çözüyoruz, çok daha iyi odaklanıyoruz. Ya da iyi bir ilişkin içerisindeysek genel olarak modumuz daha yüksek ve negatif modumuz çok daha düşük. E şimdi bütün bu faydaları aslında insanları evrimsi olarak romantik ilişkiler içine
iten faydalar. Yani ben bir ilişkinin içerisinde bulunmayayım ki bu faydalardan yararlanayım. Ama eğer ben gerçek bir ilişkinin içerisinde değil de sadece durumsal bir ilişkinin içerisindeysem bu faydaların hiçbirini alamıyorum. O yüzden de zaman içerisinde bu durum içerisinde artık kalamamaya başlıyorum. Ve bu tip konuşmaları yapmayı çok uzatmak, bu tip konuşmaları yapmayı iyice zor hale getiriyor. ...ve belki de o artık aradaki, o ilk başlardaki tutku, heyecan, birbirine dönüklük bitmiş oluyor... ...ve o durumsal ilişki hiçbir zaman gerçek bir ilişke dönüşemiyor. O yüzden durumsal ilişki içerisindeyseniz, bunun ne kadar sürmesini istediğinizi düşünmekte fayda var. Yani bunu ne kadar sürdürebilirsiniz, ne kadar ilişkinin sorumluluğundan kaçmak istiyorsunuz veya... ne kadar karşınızdaki insanın ilişki sorumluluğundan kaçmak istemesine okeysiniz? Bunu da bir sormalıyız diye düşünüyorum. Çünkü çoğu zaman bu soruları sormadan o durumların içerisinde kalıyoruz ve bu soruları sorduğumuz zaman başka yerlere evrilebiliyor bence düşüncelerimiz. O yüzden hem ilişkisel farkındalığı hem de bireysel farkındalığa sahip olmak aslında bizi daha mutlu ve daha hayatını iyi yaşayan birileri haline getiriyor.
Umarım şu ana kadar bahsettiğim tabirler... Bakın, bir toparlayayım. Ne dedik? Love bombing dedik, gaslighting dedik, breadcrumbing dedik, benching dedik, ghosting dedik. Bunlardan bahsedebildim bu bölümde sadece. Bir taraftan şey demek istiyorum, umarım bu terimler size tanıdık gelmiştir demek istiyorum. Bir yandan umarım bu terimleri hiç duymamışsınızdır ve bunlara hiç maruz kalmamışsınızdır demek istiyorum.
Ama her türlü bu terimler hakkında fikir sahibi olmakta fayda var. Çünkü bazen ne yaşadığımızın adını koymak bize iyi hissettirebiliyor. Tabii ki bu terimlerle deneyimlerimizi kısıtlamak da iyi bir şey değil. Ya da her yaşadığımıza bir isim koymak da şart değil. Ama yine de bilgi sahibi olmak bence her zaman daha iyidir. Bir sonraki podcast'ta bu konuyla ilgili... Size hangi terimlerden bahsedeceğim derseniz mesela Soft Launching, Submarining, Orbiting, Stalking, Fizzling gibi ve dahası terimlere de değinmeye çalışacağım. Umarım onları da dinlemeye devam edersiniz. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Ha bu arada ya şöyle bir tabir vardı Gizem bunu da açıklamayı unutma derseniz bana her zaman sosyal medyadan yazabileceğinizi biliyorsunuz. Hepinize çok güzel bir hafta sonu dilerim. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.