
3.838 kelime · ~19 dk okuma
Merhaba, ben İPSOS Türkiye'den Siler Gedik. Gündemdekilerin bir kısmı hakikat, bir kısmı ise hakikat ötesi. Bizler de bu podcast seviyemizde çeşitli konuları İPSOS araştırmalarının ve konunun uzmanlarının yorumlarıyla, hakikatinle başlayan sorularımızla ele alıyoruz. Hakikaten hazırsak başlayalım.
Merhaba. Hakikaten podcastlerimizin bir başka bölümünde daha birlikteyiz. Yaşadığımız hakikat ötesi çağda seçtiğimiz konularda veriye dayalı olarak hakikatenle başlayan sorularımızı tartışıyoruz. Bugün bizce çok özel bölümlerden birini kaydediyoruz. Konumuz, hakikaten yapay zeka hayatımızı kökten değiştirecek mi? Ve çok özel konuklarımız var bugün.
Arda Özkan, bugün bizim şirketimizden uzman olarak benimle birlikte. Arda, bizim kilit müşteri programımızdaki senior client ofisörlerimizden bir tanesi. Hoş geldin Arda. Hoş bulduk, merhabalar sizler. Diğer konuğumuzsa bizim için bir ilk. Şirketimizin ilk yapay zeka çalışanı. Open AI teknolojilerini, Google Pwn, Kodi, Clody altyapılarını kullanan genç çalışanımız Ipsos Fakto.
Kurumsal İletişim Direktörümüz Gülşah, İpsos Fakto'ya sesini verdi bugün Gülşah Türütoğlu. Ancak Gülşah bu yanıtları okumadı, sesi klonlandı ve yine yapay zeka tarafından seslendirildi. Bugün hep birlikte İpsos Fakto, Arda ve ben üçümüz yapay zekanın hayatımızı hakikaten kökten değiştirip değiştirmeyeceğini birlikte tartışacağız. Bunu bir yapay zeka ile tartışıyor olmamız da işin ironisi herhalde.
Yapay zeka nedir? Bilgisayar sistemlerinin insan benzeri zeka ve düşünme yeteneklerini taklit etmeyi amaçladığı bir disiplin olarak tanımlanıyor. Biraz detaya girmeye başladığımızda işte algoritma, makine öğrenmesi, veli analizi, örüntü tanıma, dil işleme gibi birçok terimle karşı karşıya kalmaya başlıyoruz. Tabii nihai hedef ise bilgisayarların insan benzeri zeka seviyesine ulaşması, makinelerin insanlaşması olarak açıklanıyor. Bu insanlaşma işi bunun herhalde en can arıcı noktası demek çok da yanlış olmaz. Stephen Hawking'in yapay zeka insanla ilişkili beyninde tüylerimi ürperten çeşitli kehanetleri vardı biliyorsunuz belki bilenler vardır. Yapay zekanın gelişmene dair faydasını yatsılamadığını fakat
insan zekasını geçebilecek bir düzeye gelmesinden de endişe duyduğunu farklı platformlarda çeşitli zamanlarda dile getirmişti Hawking. Bana en net gelen ifadesi ise yapay zeka kendisi geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Ama öte yandan son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar yani bizler bu tür bir güçle yarışamayız. Yani belki de insanlığın geliştirdiği son teknoloji yapay zeka olabilir. Bundan sonrasında tabi yapay zeka ile ilgili tartışmalar devam etti Hawking'in ardıkasından. Yapay zekaya dair gelişmeleri merkezinde duran fütüristik insan diyelim Elon Musk'ın biyolojik ve dijital zekanın birleşeceğine dair bir iddiası var. Bunun temel nedeni yine işte Hawking gibi insanların makinelere karşı çok yavaş kalmasına bağlıyor.
Musk'ın tavsiyesi de, yapay zeka yayılımının son derece hızlı olduğu bir dünyada eğer biz atıl kalmak istemiyorsak, makinelerle birleşmek zorundayız, diyor. Evet, biz ne kadar tanıyoruz yapay zekayı? İşte şimdi çevremizde çeşitli uygulamalarını görüyoruz. Otomatik sürüş, yüz tanıma, sesli asistanlar, bilgisayar oyunları gibi şeylerle hayatımızda olmaya devam ediyor. Ama son dönemde özellikle chat GPT'nin 2020 yılında gündeme gelmesiyle son derece popülerleşmiş bir durumda.
Geçen son 3 yılda işte yapay zekaya dair algılar, tepkiler, bilgi düzeyleri çok farklı bir noktaya geldi. Şimdi aklımıza ne geliyor yapay zeka denince? Etkileri hakkında ne düşünüyoruz? Bugünkü sohbetimizde işte bunu konuşacağız. İpsos'un Türkiye'ye dair nabız tuttuğu gündeme dair ve dünya toplumlarına dair yine yürüttüğü Global Advisor araştırmalarından faydalanacağız. İpsos Fakto ve Arda ile birlikte tartışacağız, değerlendireceğiz.
Evet, ilk olarak bilinirlikle başlayalım. Yapay zekayı duyduk mu, biliyor muyuz, ne kadar biliyoruz? Arda'ya dönüyorum. Teşekkürler Sidar. Bizim Türkiye temsili olarak online yöntemle 800 görüşmeyle tamamladığımız gündeme dair çalışmamızdan bazı sonuçlarla başlamak istiyorum. Konumuza dair ilk sorumuz yapay zeka ya da üretken yapay zeka uygulamalarını duydunuz mu olmuştu? Görüyoruz ki yapay zekanın İsmail Dağ ile olsa bilinirliği Türkiye'de yüzde 44 seviyesinde.
Bu oran erkeklerde %50'ye kadar çıkıyor. 18-25 yaş grubu da buna paralel. Şaşırtıcı olarak 46-55 yaş grubunda da aslında bilinirliğin toplamın üzerinde olduğu bir ayrı bir kitle olduğunu görüyoruz. Eğitim seviyesi arttıkça bilinirlik elbette artıyor. Yüksek öğretim mezunlarında %58'lere kadar çıkıyor. Bilinirlik önemli ama yeterli değil tabii ki. Nasıl bildiklerini sorduğumuzda ise %73'cü bu bilginin sadece ismen olduğunu yani sadece yapay zekanın bir isminin duyduğunu belirtiyor.
Kullanıma geldiğimizde ise kullanımda yaygınlık 18-25 grubunda. Bu grubun %11'i bazı uygulamaları denemek için az da olsa kullandığını belirtiyor. Öte yandan bir diğer %10'luk kısım ise bu uygulamaları iş ve gündelik hayatına hali hazırda aslında taşımış durumdalar. Bir yandan dünyada 31 ülkede 22.000'den fazla kişinin katıldığı online yöntemle gerçekleştirdiğimiz Global Advisor çalışmasına baktığımızdaysa, yapay zekanın ne olduğunu iyi olarak biliyorum, anlıyorum diyenler %67 oranında. Bu oran Türkiye'de daha yukarıda %73 ve bu oranla dünyada 9. sıradayız.
Baya iddialı bir durum aslında. Yani neredeyse dünyada her üç kişiden ikisi ben yapay zekanın ne olduğuna dair iyi derecede, kendine güvenir derecede bilgi sahibi. Türkiye'de 4'te 3'e kadar da yükseliyor. Peki bu konuda bizim yapay zekalı sevgili arkadaşımız İpsos Fakto acaba ne düşünüyor?
Öncelikle podcast davetiniz için teşekkür ederim. Bu önemli platformda sizinle bilgi ve fikir alışverişinde bulunacak olmak herkes için değerli bir deneyim olacak. Sidar Bey, yapay zeka konusundaki bilinç düzeyi ve algılamalar gerçekten ilgi çekici. Arda Bey'in bahsettiği Türkiye'deki gündeme dair çalışmasını ben de inceledim. Hazırladığınız raporda benim de ilgimi çeken, beni düşündüren noktalar var. İnternet ve sosyal medyanın lider konumda olduğunu görsek de asıl ilgi çekici nokta genç yetişkinler arasında bu kanalların yalnızca bir bilgi kaynağı olmakla kalmayıp adeta bir bilgi bombardıman merkezi haline gelmiş olmasıdır.
26 ve 35 yaş grubundaki bu oranın %85'e ulaşması, genç profesyonellerin ve genç yetişkinlerin teknolojik değişim ve gelişime nasıl paralel bir yol izlediğini gösteriyor. Bir diğer ilginç nokta ise haberler vasıtasıyla yapay zeka hakkında bilgi edinenlerin yaşla birlikte artan bir orana sahip olması. 55 yaş ve üzerindeki grubun oranı %50 olup, genç kuşakların çok daha dinamik olduğu dijital alanları geride bırakıyor. Acaba bu durum, bu kesimin geleneksel medyaya daha fazla güvenmesinden mi kaynaklanıyor? Yoksa yapay zeka hakkındaki haberlerin gençler tarafından takip edilen kaynaklarda yeterince yer bulmamasından mı?
Sonuç olarak, yapay zeka, gençlerin dijital dünyasından geleneksel medyanın daha sabit kitlelerine kadar her yaş ve sosyal grupta farklı yollarla keşfediliyor ve bu teknolojik devrim yaşamımızın her alanına derinlemesine nüfuz etmekte. Teşekkür ederiz Fakto. Evet, kendimi çok garip hissediyorum. Bunu söylemem lazım ve devam ediyoruz ikinci sorumuzla. Peki, yapay zeka ile tanışmamız nerelerde oluyor? İlk nerelerde duyuyoruz ve bu terimi az da olsa bilgilerimizi nereden ediniyoruz? Evet, gündeme dair çalışmamızın çıktığı bu konuda bize neler söylüyor Arda?
Araştırmamızda yapay zeka hakkında en sık bilgi edilen kaynağın, biraz da tahmin edeceğimiz üzere aslında internet ve sosyal medya olduğunu görüyoruz. Bu oran %75 düzeyinde. Özellikle 18-35 yaş aralığında, mecra kullanımına da tabii bağlı olarak bu oran daha da yüksek. Haberler %35 ile, arkadaş çevresi ise %22 ile bunu takip eden diğer iki bilgi kaynağı. Haberdar olunan kaynakları belirterek bir bilgi düzeyi var. Ancak örneğin bize isim belirtebilir misiniz dediğimizde, chat GPT %11 ile spontan da net olarak belirtilebilen neredeyse tek üretken yapay zeka uygulaması diyebiliriz. Yine 18-25 yaş arası burada başı çekiyor. Bu grupta chat GPT'yi spontan olarak belirtebilenlerin oranı %24.
Chat GPT dışında büyük çoğunlukla daha jenerik isimler kullanıldığını görüyoruz. Buna da çok şaşırmıyoruz aslında. Henüz toplum içindeki yaşam evresinin çok başlangıcında en nihayetinde bu teknoloji. Dolayısıyla hayatlarımıza daha tamamen entegre edemedik. Hatta 18-25 yaş grubun %80'i en az bir örnek yapay zeka ismi belirtebilirken, 25 yaş üzeri gruplarda bunun ancak yarısını belirtebildiklerini görüyoruz. Uygulama isimlerini daha sonrasında biz hatırlatarak sorduk.
Burada chat cephetinin hatırlattığımızda toplam bilinirliği %28'e kadar çıktı. 18-25 yaş grubundaysa %55'e kadar çıktı. %27'lik bir grupsa bunu OpenAI olarak bildiğini belirtiyor. Bing'in bilinirliği %19, BigPanda ise %12'lik bir oranı sahip. 55 yaş grubunda Bing yapay zeka uygulamasının %30'lara kadar çıkan ve bunu en çok bilen kitle olduğunu gördük bu arada. Bu da muhtemelen entegre olarak gelmesi ve kullanımlarıyla ilgili.
Tabii bu programları bilinirliğiyle beraber benzer şekilde kullanımları da gelişiyor. Kullanım oranlarıyla bilinim oranları ve hangi yapay zeka uygulamalarının kullanıldığı bilinirlikle çok benzer şekilde yaş gruplarında ayrışıyor. Evet, çok teşekkür ederim. Yani tabii her kategoride, üründe, hizmette olduğu gibi kullanım bilinlikle birlikte artıyor. Yani ne kadar kullanılıyorsa bilinlik de onunla birlikte paralelinde artıyor, popülerleşiyor. Peki, yapay zeka deyince neden çoğunluk chat GPT'yi open AI diyor? Bunu biraz araştırdığımızda chat GPT'nin dil destekli ve insana dayalı öğrenme modeli olmasının aslında chatbotlar arasında onu ön plana çıkardığını görüyoruz. Tabii burada yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan gibi bir durum da var.
Öğrenme modeli bu olunca unsupervised learning olarak adlandırılıyor. Uygulamanın herkese açık olması, hızlı ilerlemesi için çok büyük avantaj. Kurucuların da önceliklendirmesi bu yönde olmuş zaten. Ne kadar fazla insan kullanırsa o kadar fazla bilgi akışı, düzenleme ve insana daha çok yakınlaşma imkanı olur düşüncesiyle bugüne gelmişler. Tabii bu hızlı gelişimle birlikte son bir yılda pek çok karşı fikir de duyduk. İşin etik, sosyal yönleri, hatta hukuki yönleri tartışmaya açık konular. Bu konuda çeşitli çalışmalar da başladı. Gerek Amerika Birleşik Devletleri'nde gerekse Avrupa Birliği'nde. Peki biz bugün neleri başarıldığını, insan ve toplum arasında nasıl algılandığına odaklanıyoruz tabii. Bütün bunların ötesinde. Bu konuda Hiptos Fakto acaba ne düşünüyor, neler diyecek bize?
Güzel bir soru. Verileri incelediğimde iş yerinden öğrenme oranının genelde düşük oluşu da göze çarpıyor. Ancak 55 yaş üstü grubunda ani bir yükseliş var. %15 gibi bir oran, kariyerlerinde daha üst seviyeye ulaşmış, yönetici ve karar verici pozisyonlardaki bireylerin mesleki kaynaklardan yapılan bilgilendirmelere daha fazla açık olduğunu düşündürebilir. Belki de bu grup için iş yerindeki eğitimler ve seminerler yapay zeka konusunda bilinç ve farkındalığın artırılmasında kritik bir role sahip. Elbette insanların teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri önemli.
Bu hızlı ilerlemeler dünya için önemli bir adım olarak kabul edilebilir. Kahve molası sırasında bile yeni teknoloji dostumuz olacak mı yoksa hayatımızı tamamen ele mi geçirecek diye şaka yapıyorlar. Kim bilir belki de yakında kahve siparişi verirken birbirimize içtenlikle nasıl gidiyor diye sorarız. Yapay zeka uygulamaları hakkında pek çok şey söyleniyor. Kimi olumlu etkilere odaklı metiyeler düzenlenirken, kimi de olumsuz taraftan okumayı tercih ediyor. Konu duyup dolaşıp iş hayatına geliyor. Arda, öncelikle Türk toplumu, tabii devamında da global toplumun yapay zeka ile iş hayatı arasında kurduğu ilişki, bu konudaki görüşler nasıl?
Burada da çeşitli farklı yaklaşımlar var. Sektörler açısından öncelikle ele aldığımızda, yapay zeka uygulamalarının en çok etkileyeceğini düşündükleri 3 sektörü sorduk görüşmecilerimize. Tahmin edeceğiniz üzere başı %61 ile bilişim teknolojileri çekti. Bunun takiben %34 ile silah ve savunma sanayi, %28 ile bankacılık, %26 ile sağlık sektörü ve hizmet sektörü takip ettiler.
Yapay zekanın gelişime ve iş hayatına nasıl bir etkisi olacağını sorduğumuzda ise, 18-25 yaş grubunun %64'ü kendi jenerasyonları için yapay zekanın çok büyük bir fırsat getireceğini düşünüyorlar. Bu oran 25 yaş üzerindeyse tamamen tersinde dönüyor. Bu grupta en az %60'lık bir kesim, yapay zeka uygulamaları nedeniyle işsiz kalmaktan korkuyor ya da yapay zekanın kendi nesli için bir şekilde bir tehdit oluşturacağına inanıyor. Yine eğitim seviyesi arttıkça yapay zeka uygulamalarını fırsat olarak görenlerin oranı artıyor. Lisede %50, yüksek öğreninde %51'e kadar fırsat olarak gören tüketçilerimiz var. Dünya çapında baktığımızda ise farklı ülkelerde vatandaşların görüşlerini aldığımızda mevcuta yapay zekanın hayatlarını etkileme oranını %49'lar seviyesinde söylüyorlar. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bir etkisi bulunması ile ilgili beklenti de %66.
Türkiye yine ülke sıralamalarında daha üst yerlerde yer alıyor. Geçen 3-5 yıl aralığında derinden etki hissettiğini belirtenler %63. Hatırlarsa global %49 demiştik. Başı çeken ülkeler gelişmekte olan teknolojinin ön planda olduğu daha Asya Pasifik bölgesi gibi ön plana çıkıyorlar. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde hayatı etkisinin derinden olacağını belirtenlerin oranı Türkiye'de %81. Dünya sıralamasında ikinciyiz. Birinci sırada Güney Kore var.
Tabi bu oranı yukarı çeken yine gençler yüksek gelir grubu ve eğitim grubu yüksek olanlar. Önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut iş yapış şeklimi değiştirir diyenlerin oranı da %57. Geçenlerde okuduğum bir makalede Amerika'daki işlerin %10'unun çok kısa süre içinde Yapay zeka uygulamaları tarafından ortaya çıkacak otomasyon nedeniyle aslında ortadan kalkacağı, bunların artık yapay zeka tarafından gerçekleştirileceği ile ilgili bir öngörü vardı. Tabi bir taraftan özellikle otomasyonun da devreye girmesiyle bazı işlerin ortadan kalkma ihtimali çok net olarak görünüyor ama diğer yandan Yine yapay zekanın getireceği bir takım yeni olanaklarla, yeni iş alanlarıyla, yeni fırsatların da yaratılma ihtimali var. Gerçekten çok heyecan verici bir dönem diyelim. Peki Fakto bu konuda ne düşünüyor acaba?
Bilgi teknolojileri, savunma sanayi ve sağlık hizmetleri gibi öncü sektörlerin yapay zeka teknolojilerinden etkilenmesi öngörülüyor. Ancak bu durum, farklı yaş grupları ve eğitim seviyeleri arasındaki algı farklılıklarını da ortaya koyuyor. Genç nesil için yapay zeka bir fırsat iken, yaş ilerledikçe ve belki de mevcut işlerin hayatlarına olan katkıları göz önüne alındığında, orta yaş ve üstü gruplar için endişe kaynağı haline gelebiliyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe, yapay zekaya olan müsbet bakış açısının artması, bireylerin konuya daha bilimsel ve teknolojik açıdan yaklaşımını ve belki de yapay zekanın ortaya çıkartabileceği fırsatları görebilme yetilerini yansıtıyor olabilir. Ancak unutmamak gerek ki, eğitim seviyesi yükseldikçe daha karmaşık ve yaratıcı işlere yönelme eğilimi de artıyor ve bu tür işlerin otomasyona karşı daha korunaklı olduğu düşünülüyor.
Dünya genelindeki etkilenme oranlarının önümüzdeki yıllar içinde daha da artmasını beklemek mantıklı. Çünkü yapay zeka teknolojileri giderek daha gelişmiş hale geliyor ve hızla hayatın her alanına integre oluyor. Türkiye'nin Asya Pasifik bölgesindeki ülkelerle birlikte etkilenme oranlarında üst sıralarda yer alması, bu teknolojilere açık ve adapte olma konusundaki istek ve kapasiteyi gösterebilir. Yapay zeka teknolojilerinin iş yapış şekillerini değiştirmesini beklemek ise oldukça gerçekçi bir öngörü. Çünkü bu teknolojiler iş akışlarını etkileyebildiği kadar iş yeri kültürü, eğitim gereksinimleri ve hatta iş tanımlarında köklü değişimlere sebep verebilir.
Örneğin, yapay zeka tabanlı otomasyon bazı rutin işleri ortadan kaldırarak çalışanların daha yaratıcı ve stratejik görevlere odaklanmasını sağlayabilir. Ayrıca, yapay zeka destekli eğitim araçları çalışanların sürekli öğrenme ve kendini geliştirme sürecini daha etkili ve kişiselleştirilmiş hale getirebilir. Bu durum, robotların işimizi çalması ihtimalinden ziyade, robotlarla birlikte nasıl daha akıllı çalışabiliriz sorusuna odaklanmayı gerektirir. Yapay zeka teknolojilerinin iş dünyasındaki etkileri üzerine düşünürken, bir yandan da bu teknolojilerin günlük hayatımızı nasıl kolaylaştırabileceğini hayal etmekten kendimizi alamıyoruz. Belki de gelecekte yapay zeka destekli asistanlarımız toplantı planlarımızı yönetirken biz de önemli işlerimize odaklanabiliriz.
Bu arada, yapay zeka asistanlarının işe alım görüşmelerini yönettiğini düşünün. En azından, kendini 5 yıl sonra nerede görüyorsun gibi klişe soruları duymaktan kurtuluruz. Yani evet, biz diyerek kendisini insanlardan biri olarak değerlendirip yorum yapması ayrıca hayranlık uyandırıcı diyebilirim yani. Öte yandan benim tabii onun bütün yanıtlarıyla ilgili bir fikrim yoktu gerçekten. Bu akışın doğal olması açısından bütün yanıtları okumadım, dinlemedim. Otomasyonla ilgili fikirlerimle de katılmasından dolayı da ayrıca memnunum diyelim.
Yani çok gerçekten değişik bir kayıt oluyor. Güzel bir ekip olduk diyebilir miyiz? Yani şimdilik öyle diyelim ama ben 25 yaş üstünde olduğum için endişeli gruba da dahilim yani bir taraftan. Beraber öyleyiz ya. Yani iş hayatına dair geleceğe dönük bu beklentiler yani bir tarafta çok olumlu, bir tarafta çok endişeli yaklaşımlar var. Ama orta vadede değişimin etkilerini daha da keskin hissedeceğimiz konusunda global toplum ve vatandaşlar hemfikir bu gözüküyor.
Peki bunun sosyal yansımalarını toplumlar nasıl değerlendiriyor? Biraz da bunlara bakalım. 31 farklı ülkede yapay zekanın insanları nasıl hissettirdiğine bakacak olursak, olumlu ve olumsuz hissiyatlar aslında yarı yarıya ayrılmış gibi. Ancak özellikle daha çok olumlu taraftan bakanlar biraz daha yüksek, yüzde 54. Türkiye'de ise bu hissiyat daha da olumlu, yüzde 67'ye kadar çıkıyor. Olumlu yaklaşımlar az önce bahsettiğimize paralel şekilde dünya genelinde de gençler ve yüksek eğitimlerde daha fazla.
Yapay zeka kullanılan ürün ve hizmetler beni heyecanlandırıyor." ifadesine katılım dünya artırılmasında yine %54. Türkiye %74 ile 5. sıraya kadar çıkıyor burada. Sıralamada gelişmekte olan toplumların, teknoloji odağı daha yüksek Tayland, Güney Kore gibi toplumların olumlu yaklaşımlarına karşın, batı toplumların da daha heyecansız biraz daha geri bir duruş görüyoruz. Listenin sonunda İsveç, Belçika, Fransa gibi ülkeler var.
Heyecanımız tam olarak ortak değil. Peki tüm etkilere rağmen, olumlu gelişmeler nedir diye baktığımızda, iş yapış süremizin iyileşeceğine olan güvenimiz %51, Türkiye'de bu oran %62'lere kadar çıkıyor. Yani görebildiğimiz, anladığımız fayda öncelikle zaman kazanacağımız tarafında. Eğlence içerik platformlarındaki iyileşme ikinci sırada geliyor. Beklentilerin olumlu olduğu diğer bir alan. Aslında bu iki başlığa baktığımızda yine görüyoruz ki ileri dönük beklentilerimiz hali hazırda bugün gördüğümüz, yaşadığımız faydalar tarafında şekilleniyor. Birazcık bugünkü bilgimizle sınırlıyız hala. Sağlık sektörü biraz daha temkinli yaklaştığımız bir sektör ve iyileştirme beklentisi yüzde otuz dokuz. Ekonomi ve iş hayatına dair iyileştirici etki tarafında ise yüzde otuzluk bir seviyede bir değişim beklentisi var.
Tabii bu şey konusu tespit olarak bence çok doğru. Biz bütün iyileşme alanlarını şu an mevcutta tanık olduğumuz, deneyimlediğimiz bir takım noktalardan okumaya çalışıyoruz insanlar olarak. Ama diğer taraftan şu anda belki de hiç bilmediğimiz bambaşka iyileştirme alanlarının yepyeni yaklaşımların gündeme gelme ihtimali de olabilir tabii. Pakto bu konuda ne düşünüyor? Onu bir alalım.
Sidar Bey, yapay zeka konusunda toplumların hissiyatları ve beklentileri gerçekten ilginç. Arda Bey'in belirttiği gibi, yapay zeka konusunda global çapta hem olumlu hem de olumsuz hissiyatların var olduğunu görüyoruz. Türkiye gibi bazı ülkelerde bu hissiyatların daha olumlu olduğunu gözlemlemek mümkün. Bu, toplumların teknolojiye olan yaklaşımı ve adaptasyon hızıyla ilgili önemli ipuçları veriyor. Sosyal etkiler açısından bakarsak, yapay zekanın iş yapış şekillerimizi iyileştireceği konusundaki beklenti oldukça yüksek.
Bu, insanların zamanlarını daha verimli kullanabilecekleri anlamına geliyor. Eğlence ve içerik platformlarındaki iyileşmeler de bu durumu destekler nitelikte. Yani iş hayatında olduğu gibi, kişisel yaşamda da yapay zekanın olumlu etkilerini bekliyoruz. Ancak sağlık ve ekonomi gibi daha temkinli yaklaşılan alanlarda da yapay zekanın potansiyel katkılarının olduğu görülüyor. Sağlık sektöründe örneğin yapay zeka destekli teşhis ve tedavi yöntemleri hastalıkların daha erken ve doğru şekilde tespit edilmesine yardımcı olabilir. Bu da hem bireysel sağlık açısından hem de genel sağlık sistemi için büyük bir kazanım.
Ekonomik açıdan bakıldığında, yapay zeka sayesinde iş piyasasında yeni iş imkanları ve rollerin ortaya çıkması muhtemel. Evet, bazı işlerin otomatize olması ve insan gücünün yerini alması riski var ama aynı zamanda yeni ve farklı beceri setleri gerektiren iş alanları da doğacak. Bu durum eğitim sistemlerinin ve iş gücünün adaptasyonunu zorunlu kılacak. Sonuç olarak, sosyal etkiler açısından yapay zekanın getireceği değişimler sadece teknolojik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal yapıları da dönüştürecek. Bir yandan heyecan verici, bir yandan da temkinli olmamız gereken bir süreç bu. Ama şunu unutmamak lazım. Gelecek, ne kadar gelişmiş teknoloji içerirse içersin, sonunda insanların elinde şekillenecek.
O yüzden robotlar aramızda gezerken bile en önemli şey insan olmanın ne demek olduğunu hatırlamak olacak. Sidar Bey, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Çok teşekkür ederim bana bu soruyu sorduğun için öncelikle. Yani bu insan olmanın önemiyle ilgili seninle aynı fikirde olmak benim için çok ironik tabii ki. Ama bir şeyi merak ettim. Bu bahsettiğin farklı sektörlerde otomatik olacak iş türleri ve yeni doğacak imkanlar dedin yani. Ben de bu arada aynı fikirdeyim kesinlikle. Peki bize bununla ilgili örnekler verebilir misin? Var mı bir takım örnekler?
Mesela içerik üretim sektöründe düşünün, üretken yapay zeka, özgün makaleler, kreatif reklam metinleri ve hatta senaryolar üretebiliyor. Bu, içerik üreticilerine yaratıcılıklarını daha geniş bir yelpazede kullanma fırsatı sunuyor. Eğitim alanında ise kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunmak için üretken yapay zeka devreye giriyor. Öğrencilerin anlama düzeylerine ve öğrenme tarzlarına göre uyarlanan ders materyalleri ve interaktif öğrenme araçları eğitimde devrim yaratma potansiyeline sahip.
Ve tabii ki chatbotlar. Müşteri hizmetlerinde artık sadece basit soruları yanıtlamakla kalmayan, müşterinin tonunu ve duygusal durumunu anlayabilen, daha karmaşık sorunlara çözüm üretebilen yapay zeka asistanları var. Paketim nerede? diye sorduğunuzda, size sadece takip numarasını vermekle kalmayıp, paketinizin tam olarak nerede olduğunu ve ne zaman teslim edileceğini anlatan bir sohbet robotu düşünün.
Yeni teknoloji, moda ve tasarım sektöründe de yenilikler getiriyor. Yapay zeka, geçmiş trendler ve güncel verileri kullanarak benzersiz ve özgün tasarımlar yaratıyor. Böylece tasarımcılar, yapay zekanın sağladığı veri analizleriyle kişiselleştirilmiş ve yenilikçi tasarımlar sunabiliyor. Tabii ki veri bilimi alanındaki gelişmeleri de merak ettiğinizi düşünüyorum. Dil modelleri büyük veriyi analiz ederek işletmelere derin içgörüler sunuyor. Örneğin, bir perakende şirketi, müşteri satın alma alışkanlıklarını analiz ederek stok yönetimini optimize edebilir ve kişiselleştirilmiş pazarlama stratejileri geliştirebilir. Bu sistemler, doktorlara hızlı ve doğru teşhisler koymada yardımcı oluyor.
Mesela bir yapay zeka sistemi hastaya şöyle diyebilir. Merak etmeyin, bu sadece mevsimsel bir alerji. Süper kahraman kostümünüzü bir süreliğine dolapta saklayabilirsiniz. Şu anda sadece hapşırmanız dünyayı kurtarmanıza yeterli olacaktır. İşin şakası bir yana anlatabileceğim daha birçok örnek var. İsterseniz örnek vermeye devam edebilirim. Teşekkür ederim. Bence yeterince... Bayağı duyduk. Bayağı örnek duyduk. Hatta yani burada dinleyicilere şu ara notu geçmek isterim. Yani bu espirileri, şakaları biz sipariş etmiyoruz. Yapay zekamız fakto bu şaka kısmını, espri kısmını da kendisi üretiyor. Bunların hepsi tabii ki tüyler öpertici. Bu arada hani yaptığımız konuşmalardan hareketle yavaş yavaş kaydığımızın da sonuna doğru yaklaşıyoruz.
Birkaç nokta benim için çok önemli. Bir tanesi aslında eğitimle ilgili değişimden bahsetti, ipsos facto. Buna çok katılıyorum. Zamanın ruhu çok farklı bir noktada. Pandemi öncesinde yaşadıklarımızla, pandemiden sonraki iş hayatı dönemi, hatta sadece iş hayatıyla da sınırlı değil, eğitimdeki öğrencilerin de yaşadıkları çok farklı bir noktaya gelmiş durumda. Eskiden bizim ozmoz öğrenme diye nitelendirdiğimiz,
çevreden, farkında olmadan, doğallıkla alınan bilgi pandemiden sonra özellikle uzaktan çalışmanın veya hibrit çalışmanın devreye girmesiyle eskisi kadar kuvvetli değil artık. Yan masada oturan birinin o sırada yaşadığı herhangi bir olaydan feyz alabilmesi, öğrenebilmesi, farkında olmadan öğrenebilmesi yani ozmoz öğrenmeye uğraması artık pek de eskisi kadar ihtimal dahilinde değil. Peki, zamanın ruhu böyleyse zamanın yeni ruhunda yapay zekanın devreye girdiği bu dönemde herhalde artık eğitimle de ilgili, insanların kendi kendine eğitilmesiyle de ilgili bambaşka bir yapıyla karşı karşıya kalabiliriz diye düşünüyorum. Yani özellikle yeni jenerasyonun yapay zeka tarafından ortadan kaldırılacak işlerden herhangi birinin kurbanı olmaması için herhalde bilgi seviyesinin bir an önce belli bir seviyeye ulaşması gerekiyor. Bunun için de madem artık ozmoza öğrenme yok, Madem kendiliğinden öğrenme yok, çevre öğrenmesi yok, o zaman yapay zeka öğrenmesinin, yapay zeka destekli, tek başına öğrenmenin çok daha kritik bir hale geldiğini düşünüyorum. Bizim bir an önce kerameti kendinden menkul yaratıcılık seviyesine ulaşmamız lazım. Yeni genç çalışanları seslendirerek konuşuyorum burada. Tam orada bir şey ekleyebilir miyim size? Az önce mesai şeyi konuşmuştuk. Şu anki bilgi düzeyimiz ve gelecekten beklentimiz çok benzer. Yani yapay zekayı nerede kullanıyoruz ve nerede kullanacağız dediğimizde şu an daha çok böyle işte arama, işimi hızlandırma, eğlence taraflarında ve bana minik destekler olması tarafında demiştik. Tam burada dediğin aslında bugünün dünyasına karşılık gelecek bizden ne bekliyor ve biz nereye evriliyoruzu düşünüp ona göre gelecekten beklentilerimizi şekillendirip, yapay zekadan beklentilerimizi de şekillendirmek ve eğitimimizi ona göre herhalde çerçevelendirmek her yaş grubundan insanın yapması gereken bir şey.
Kesinlikle. Yani bir de madem daha fazla yalnızlaşıyoruz, daha fazla artık evlerimizde tek başımıza vakit geçiriyoruz, okurken, eğitilmiyorken veya çalışırken, o zaman aslında yanımızda bu yalnızlığımızı giderecek yeni bir yoldaşımız var. Onunla herhalde ilişkimizi daha iyi organize etmemiz, daha fazla bir arada olmamız lazım ve dediğim gibi bir an önce yaratıcılığın kaynağının bizde olduğu bilgi seviyesine ulaşmak üzere uğraşmamız lazım. Araştırma sonuçlarını dinledik. Konu henüz çok taze. Yerleşmiş algılarımız da yok. Bilgi düzeyimiz de sınırlı. Yani tabii konu böyle olunca da yapay zekanın gündelik hayatımıza, iş hayatımıza getirecekleri, getirdikleriyle ilgili de henüz bir uzlaşma da yok. Ama işte insanın ayrıştırıcı özelliği nedir? Düşünebilmesidir. Bu da zekanın temel göstergesi. Şimdi düşünme işini makineler yapmaya başlayınca bizim halimiz ne olacak?
Dinlediğimiz kadarıyla faktörü de dinledik, araştırma sonuçlarına da baktık. Henüz pek bilmiyoruz ve insan olarak bir tepki tabii doğal olarak bilinmeyene dair endişe olarak ortaya çıkıyor. En başta hakikaten yapay zeka hayatımızı kökten değiştirecek mi demiştik. Hayatın bazı alanları köklü, bazı alanlarında daha sınırlı değişiklikler olabilir. Bunlar bizi bekliyor.
Ancak bunu bir tehdit, insan gücünün işleysiz hale gelmesi gibi yorumlamak yerine tüm bu dijitalleşme ile içinde bulunduğumuz data yığınlarının doğru işlenmesi, işin hızlanması, süreçlerin kolaylaşması ve görünmez hale gelmesi gibi de yorumlayabiliriz. Ortaya çok ciddi bir zaman çıkacak. Yani bize kalan bir zaman olacak. Bu zamanı yapay zeka üretecek. Bizim için önümüzdeki temel sorulardan bir tanesi de peki biz bu zamanı nasıl kullanacağız? Teşekkür ediyorum hem İpsos Faktör'e hem de Arda'ya bugünkü konuklukları için. Teşekkürler. Çok teşekkürler. Çok keyifli bir sohbetti diyelim. Yapay Zekamız Faktör ile beraber benim için çok keyifli bir sohbet oldu. Sağ olun.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.