
4.948 kelime · ~25 dk okuma
Merhaba, ben İPSOS Türkiye'den Siler Gedik. Gündemdekilerin bir kısmı hakikat, bir kısmı ise hakikat ötesi. Bizler de bu podcast serimizde çeşitli konuları İPSOS araştırmalarının ve konunun uzmanlarının yorumlarıyla, hakikatinle başlayan sorularımızla ele alıyoruz. Hakikaten hazırsak başlayalım.
Merhabalar. Hakikaten podcast serimizin bir başka bölümünde tekrar birlikteyiz. Bu hakikat ötesi çağda bazı seçtiğimiz konularda hakikatleri hem araştırma verileriyle hem de konunun uzmanlarıyla birlikte tartışıyoruz bu podcast serimizde. Bugünkü konumuz çok popüler bir konu. Son dönemin herkes tarafından ilgi çeken konularından bir tanesi elektrikli araçlar. Hakikaten elektrikli araçlar mevcut araçların yerini alacak mı?
Bu konuyu konuşacağız. Konuklarımız Dr. Hayri Erce. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği Genel Koordinatörü. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Teşekkürler. Ve Özlem Bulut. Özlem Bulut bizim şirketimizden. İPSOS Türkiye Sintizyo yöneticisi. Sintizyo şirketimizin sosyal medyayı takip için geliştirilmiş olan yapay zeka destekli platformu. Özlem hoş geldin. Hoş bulduk. Evet elektrikli araçları konuşacağız. Elektrikli araçların varlığı aslında birçoğumuz için yeni gibi olmakla birlikte esasen oldukça eskilere dayanıyor. 1830'lu yıllardan başlayan çalışmalar 1900'lü yılların başında en verimli çağını yaşıyor. Şaşıracaksınız ama böyle. Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük şehirlerde o zamanlar kullanımı epeyce yaygınlaşıyor. Hatta Türkiye'de ilk elektrikli otomobilin 2. Abdülhamit döneminde 1888'de İngiltere'de üretilerek Türkiye'ye geldiğini biliyor muyduk? Bilmiyoruz. Bu da bir başka hakikat.
Ben bilmiyordum. Bu girişim uluslararası yayınlara ve ödüllere konu oluyor zamanında. Tabii dönemin elektrikli araçları içten yanmalı motorlara göre tahmin edebileceğiniz üzere çeşitli avantajları sağlarken ama aynı hızı da sağlayamıyor. Benzinli araç teknolojileri bu dönemde daha hızlı gelişip piyasaya hakim hale geliyorlar ve elektrikli araçlara ilgi özellikle 1980'lerdeki enerji krizleriyle yeniden artıyor. 2000'li yılların başında da özellikle ekonomik durgunluk, teknolojik gelişmeler ve küreselleşme kaynaklı çevresel endişeler konuyu bugünkü noktalara getiriyor. Ve kırılma noktalarından bir tanesi 2008 yılında yani ilk adımlardan neredeyse 180 yıl sonra Tesla'nın Roadster modelini piyasaya sürmesiyle yepyeni bir dönemin başlangıcı ile oluyor.
Bugün araştırma bulgularına geçmeden önce Hayri Bey'e genel koordinatörü olduğu derneğin otomotiv dünyasındaki değişime ayak uydurmasını, derneğin ismine kadar yansıyan hikayesini sormak istiyorum. Hayri Bey, biz hep ODD olarak biliyorduk, otomotiv distribütörleri derneği olarak biliyorduk. Sonra birden otomotiv distribütörleri ve mobilite derneğine evrildiniz. Gerçekten enteresan bir değişim. Bize araştırma sonuçlarını konuşmaya başlamadan önce bununla ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz acaba? Tabii ki memnuniyetle.
Sizin de belirtmiş olduğunuz gibi yaklaşık 35 seneyi aşkın süredir işte Otomotiv Distribütörleri Derneği olarak Türkiye'de faaliyet gösteren bütün markaları temsil eden çatı kuruluşu olarak faaliyetlerimize devam ediyorduk. Ama diğer taraftan da hep söylüyoruz dünyada 100 yıllık bir değişim söz konusu. 100 yılda aşkın süredir otomotiv sektörünün dinamikleri değişiyor. Aslında bu değişimin büyük resmi baktığımız zaman yeni bir çağ yaşanıyor dünyada. Buna da informasyon çağı deniyor. Sürekli data, bilgi kişilere akmakta ve bu akan bilgi ve data çerçevesinde de sosyolojik olarak da bir takım sonuçlar ortaya çıkmakta. Şöyle ki insanlar daha önceki dönemlerde bir şeye sahip olma duygusunun yerini daha fazla ihtiyacımı giderim duygusuna bırakmakta. Yani bu barınma ihtiyacı açısından da öyle. Yani ben bir ev sahibi olayım yerine barınma ihtiyacımı giderim veya bir mobilite ihtiyacını gidermek için bir otomobil almak yerine bunun yerine ben mobilite ihtiyacımı giderim gibi bir sonuç ortaya çıkmakta. Burada mobilitenin de tanımını şöyle yapıyoruz, akıllı hareketlilik. Yani akıllı bir şekilde bir noktadan bir noktaya gitmek. Sadece ulaşmak değil. Daha önce de herkes mobildi. Yüzyıllarca insanın mobilitesi devam ediyordu. Artık akıllı cihazlarla beraber, ben kendi koymuş olduğu parametrelere göre, ben en kısa sürede bir noktadan bir noktaya gideyim veya en ucuz şekilde bir noktadan... Bu araç paylaşım sistemleri de bu şeyin dahilinde mi?
İlgi alanınızın içine giriyor mu? Tabii ki. Yani bu değişim, dönüşüm araç paylaşımını da beraberinde getiriyor. Çünkü birey diyor ki, ya ben elimde belirli bir kaynak var, bunu bir otomobile yatıracağım. Ben dünya genelinde konuşuyorum şu anda. Türkiye'de tabii bunun bir parçası.
Onun yerine ben gün içerisinde işimle ilgili şu noktadan şu noktaya gidiyorum. İşte hafta sonları şunu yapıyorum. Bir planlama yaptıktan sonra da bu mobilite ihtiyacımı en ucuz, en hızlı, en konforlu, artık kişinin... En sorumsuz. Sorumsuz işte bir otomobille uğraşmak da başlı başına bir şey. Dolayısıyla mobilite yeniden tanımlanıyor. Bu tanımlanma noktasında da bizim otomotiv markalarımız mobilite şirketleri kurmaya başladı. Yani aracı satmak yerine aracı almak isteyen alsın ama bu hizmetlerden faydalanmak isteyen de benim kurmuş olduğum mobilite şirketleri üzerinden bu hizmetlere ulaşsın diye mobilite şirketleri kurmaya başladı. Biz de bu kurulan mobilite şirketlerinin bizim çatımız altında bulunmasında fayda gördük. Çünkü ortak problemler söz konusu olacak. Ortak düzenleme ihtiyaçları söz konusu olacak. Sektöründe bir parçası. Sektörün bir parçası olacak. Belki zaman içerisinde bu mobilite şirketlerinin
...payı da artacak yani toplam otomotiv ekosistemi içerisinde. Onun için biz de vizyoner bir bakış açısıyla, bir noktada da... ...2030'a ve sonrasına hazırlık amacıyla... ...derneğimizin ismini Otomotiv Distribütörleri Derneği'nden... ...Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği olarak tanımladık ve... ...bu yolculukta hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Çok teşekkür ederim. Bence çok doğru bir strateji, doğru noktada... ...doğru bir açılım olmuş diye düşünüyorum. Şimdi bugünkü konumuza... VAS teşkil edecek araştırma Ipsos Sintizyo tarafından gerçekleştirildi. Geçen yılın sonuna doğru gerçekleştirilmiş bir araştırma. O araştırmanın detaylarını konuşmaya başlayacağız. Ben öncelikle şöyle başlamak istiyorum. Yani aslında çoğumuz sokakta hızla artan elektrikli araç sayısını zaten görüyoruz. Buna tanık oluyoruz. Bu olgu hepimizin önünde. Dolayısıyla da büyük bir merak var. Büyük bir cazibe merkezi haline gelmiş durumda elektrikli araçlar.
Gittikçe daha fazla detay öğrenmek istiyoruz. Gittikçe daha fazla merak ediyoruz bu konuyu. Buradan başlayalım. Bu araçlara sahip olma motivasyonumuz nedir? Neden ve ne seviyede bu motivasyon? Bu soruya cevap vermeden önce yaptığımız çalışmayla ilgili bilgi vereyim. Çalışmamız Türkiye'de elektrikli araçların nabzı projesi.
...bir sosyal dinleme projesi, yani dijital platformlardan derlediğimiz verinin... ...yapay zeka destekli metin analiti yöntemleriyle... ...ve elbette biz uzmanların bakış açısıyla analiz edilmesiyle yaptık bu çalışmayı. Uzman demişken Ufuk'un adını almak istiyorum. Ekip arkadaşım Ufuk Kızılgedik'in emeği büyük. Ellerine sağlık onun da. Bu çalışmada Ocak 2021 başından Ekim 2023 sonuna kadar 21 aylık veriyi analiz ettik. Elektrikli otomobil kilit kelimesi bazında veri çektik. 39 marka ve 70 model. Hepsi elektrikli araç. Hakkında verileri derledik ve bunları analiz ettik. Bu çalışmaya baz olan veri 500 bin tüketici yorumu ve paylaşımı. Önce onu söyleyeyim.
Çok. Motivasyonlara gelince birçok farklı motivasyon var. Burada özetlemem gerekirse. Birincisi, yeni gelişmeleri takip etmek. Yeni teknolojiyi deneme arzusuyla insanlar elektrikli otomobillere yakın duruyorlar ve ilgileniyorlar ve sahip olmak istiyorlar. İkincisi... Elbette çevreci bir alternatif olarak elektrikli araçları yenilenebilir enerji kaynaklarından... ...elde edilen bir enerjiyi kullanmak, çevreyi desteklemek için bu araçları yöneliyorlar. Üçüncüsü de fiyat açısından uygunluk. Fiyat derken toplam kullanım maliyetinden bahsediyorum avantajlarından.
Bu üç motivasyonu temelde sayarsak elbette bazı detaylarda var. Örneğin akaryakıtlara zam geldikçe elektrikli araçlara biraz daha dönüyoruz. Teknoloji gelişiyor, seçenekler artıyor, çeşit artıyor. Biz biraz daha elektrikli araçlara yüzümüzü dönebiliyoruz. Bir de elektrikli araçların satın alım maliyeti arttıkça bulunurluk, stoklarla ilgili sorun oldukça bir an önce alayım arzusu da oluyor tüketicilerde. Bunlar temel olarak motivasyonlar olarak özetleyebilirim.
Çok teşekkürler. Yani tabii buradan Hayri Bey'e döneceğim. Bizim hepimizin birer de tüketici olarak aslında hani piyasayı merak eden insanlar olarak araştırmamızın da dışında takip ettiğimiz kadarıyla gerek satın alım tarafında gerekse sonrasından tüketim tarafında bir takım avantajları da var elbette. Peki sizin yani konunun uzmanı olarak gözlemlediğiniz motivasyonlar nelerdir?
Şimdi işin temeline baktığımız zaman elektrikli araçlarla ilgili bütün hikaye bu küresel ısınma, karbon salımı, sanayi devrimine öncesine göre işte Paris İklim Anlaşması'nda bütün ülkelerin yan yana gelerek karar verdiği üzere bir buçuk dereceden fazla bir küresel ısınmaya dünyanın ulaşmaması gibi temelde faktörler var. Şimdi küresel ısınmaya baktığımız zaman karbon salımı çok önemli ve karbon salımının bütün dünya genelinde yaklaşık %16'sı motorlu karataşıtlarından kaynaklanmakta. Ağırlıklı olarak tabii enerji üretimi ciddi bir karbon salımına neden olan problem. Bütün bu alanlarda bir takım önlemler alınmaya çalışılıyor. Motorlu karataşıtlarındaki karbon salımını azaltmak üzere de elektrikli araçlar bir alternatif olarak gündeme gelmiş durumda. Ve elektrikli araçların ülkeler bazında kullanımını arttırmak üzere de devletlerin ciddi girişimleri var. Üreticilerin ciddi girişimleri var. Bunu bir şekilde yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Diğer taraftan da elektrikli araçların kendi içerisinde bir takım da avantajları da söz konusu. Şöyle ki bir kere sessiz hiçbir şekilde motor gürültüsü. Bazıları çok mutlu değil bundan ama söz konusu değil. Araçların içerisinde pil olmasından dolayı ağırlık merkezi daha aşağı noktada. Dolayısıyla yol tutuş güvenliği daha fazla.
Bu elektrik araçlarının hepsi akıllı araçlar ve konfor olarak daha fazla hizmet veriyor kullanıcısına, tüketicisine. Türkiye özelinde baktığımız zaman aslında bizim tüketicimizin hep yeni teknolojilere karşı çok önemli bir ilgisi var. Yani farklı çalışmaları sizler de yapıyorsunuz. Beraber yaptığımız çalışmalarda o sonuçlar ortaya çıkıyor.
Dünya genelinde yeni teknolojilere en yakın duran ülkelerden biriyiz aslında biz. Yani elektrikli araçlar özelinde baktığımız zaman Çin'den sonra herhalde Türk insanı en ilgili ülkelerden biri olarak gözüküyor. Burada... Çok doğru. Biz bunu bu arada birçok başka konuda da görüyoruz. Değil mi? Farklı sektörlerde de söz konusu. Gerçekten meraklı, deneyimlemek istiyor. Bu avantajlardan faydalanmak istiyor. Akaryakıta göre daha verimli, maliyet açısından daha ucuz. Bundan faydalanmak istiyor. Anlamak istiyor. Tabii ki işin effort edebilir mi, edemez mi? Bu başlı başına bir konu. Ama bu ilgi artarak da devam ediyor. Model sayısı arttıkça ki 2024 yılında ciddi sayıda elektrikli araç markalarımız tarafından pazara
sunulacak. Bence tüketicinin istiyaçlarıyla uygun düşen model sayısında bir artış olacak ve elektrikli araçlarla ilgili artış devam edecek gibi gözüküyor. Teşekkür ediyorum. Yani tabii çevre dostu olması, çevreci olması, sürdürülebilirliğe katkısı çok çok önemli. Bu motivasyonların başında geldiğini görüyoruz.
Belki ilk satın alım anında şu anda ilk motivasyon bu olmayabilir ama yani toplumda bizim yaptığımız araştırmada bu konuda bir farkındalık olduğunu tespit etmek bile aslında çok umut verici bir şey gerçekten. Bizim sosyal medya verilerinde Özlem'e bahsettiği en iyi deneme arzusu yine herhalde çok kritik. Belki bir miktar prestij unsurunu da içinde taşıyor olabilir. Hani bazı telefon markalarının da özellikle hani benzer şekilde popüler olmasından hareketle ben bu yorum yapıyorum. Yeni, ilk deneyen olmak, avantgarde olmak, ilk deneyen early adapter olmak gibi ve bakılan kişi olmak yani o prestij unsuru üzerinden elektrikli araçlar için kategoriyi oldukça olumlu
bu şekilde destekleyen şeyler gibi görünüyor. Kaynağımız sosyal medya ve internet verisi olunca, konuya tabii konuşma hacimleri, elektrikli araçlar kullanıcılarının gündeminde ne kadar yer tutuyor, sosyal veriye bu ne kadar yansıyor konusunu da mutlaka tartışmak lazım. Biz iki yıllık veriyi inceledik. O 500 bin konuşma üzerinden, 500 bin paylaşım üzerinden. Bu bahsettiğim başlıklarda değişimden biraz bahsedebilir misin Özlem?
Tabii memnuniyetle. Beş yüz bin sadece tüketici yorumları, onu da altına çizmek istiyorum. Haberleri, marka paylaşımlarını katınca hacim biraz daha büyüyor. Şimdi son iki yıla bakacak olursak en önemli bulgu şu, ilgi ve merak büyüyor. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Bir, dijital platformlarda, sosyal medya bloglar, forumlar konuşma hacmi 2022-2023 arasında iki katına çıkmış.
Evet, Google aranma verilerine bakıyoruz. Bu bize konuşma verileriyle beraber biraz merakı da gösterir. Burada da hemen hemen iki katına yakın bir yükseliş var. Dolayısıyla ilgi ve merak yüksek seviyede Türkiye'de. Değişen sadece konuşma hacmi ve ilgilenerek değil, bir yandan konuşmaların içeriği de değişmiş. Biraz daha kavramsal konuşmalar, elektrikli araçları gözlemleyen tüketiciler yerini sipariş alan, sipariş veren, araştıran, deneyimleyen tüketicilere dönüşmüş. Bunu neye dayanarak söylüyorum?
Birincisi, lansmanlara da elbette paralel. Genel bahsedenler değil ama bir markadan bahsedenlerin oranı %70'ten %83'e çıkmış. Twitter üzerindeki konuşmaların payı düşmüş. Bloglar, YouTube, Instagram gibi daha deneyim videolarının paylaşıldığı mecralar artmış. Gündemde en fazla konuşulan konu araca erişim ve fiyatlar. O oranını koruyor ama... Kulanıcı deneyimi adını verdiğimiz konular, performans, konfor gibi konularda bir artış görüyoruz. Ve az önce söylemiştim, kavramsal konular daha nötr içerikler. Bunlarda bir düşüş var. Olumlu veya olumsuz bir ton belirten konuşmalar daha fazla. Dolayısıyla gözlemleyen tüketicinin yerini elektrikli otomobillerle temas eden tüketicilere almış. Hem ilgi ve merak artıyor, hem de konular çeşitleniyor, çoğalıyor diyebilirim. Hayri Bey sizin bu konudaki yorumunuzu alabilir miyim? Yani sizce ne kadar gündemde gerçekten yer işgal etmeye başladı?
Aslında pazar ve satış adetlerine baktığımız zaman... ...Özlem Hanım'ın araştırmayla ilgili tespitlerini çok destekleyici sonuçlar söz konusu. 2022 yılı sonuçlarına baktığımız zaman mesela... ...Türkiye'deki toplam pazar içerisindeki elektrikli araçların pazar payının... ...yüzde birin altında olduğunu görüyoruz. Sadece 7700'lü sanırım elektrikli araç satışı. Yıllık, yıllık satışı. Bir yıllık satışı. Yani 2022 yılı içerisinde 7700 tane elektrikli araç satılmış durumda.
O dönemde Özlem Hanım da belirtmiş olduğu gibi daha teorik, daha genel konuşmalar söz konusuydu. Ancak çok meraklıları elektrik araçlarla ilgili bir deneyim. 7700 meraklı. 7700 meraklı söz konusuydu. Diğer hibrit araçları, yeni jenerasyon, yeni teknoloji araçları dikkate aldığımız zaman toplam pazarın yaklaşık yüzde 12'si, 13'ü civarındaydı. Onları da eklediğimiz zaman sadece... Ama bu yine yıllık satış sayısından bahsediyor. Açıkçası toplam araç parkı bambaşka bir noktada yani. O tabii bambaşka. Yani Türkiye'de şu anda 21 milyonu aşan araç söz konusu bu otomobil hafif ticari vasıta vesaire. Onların içerisinde böyle kumsal da bir kum tanesi gibi. Ama bir sene sonra sadece 2023 yılındaki sonuçlara baktığımız zaman o 7700 olan rakamın
72.000'e çıktığını gördük. Yani 10 katı fazla elektrikli araç artık daha fazla hayatımızın içerisinde yer almaya başladı. Meraklı sayısı arttı. Cesaretli olan, motive olan kişi sayısının arttığını görüyoruz. Ve pazarın %7,5'una geldi. Yüzde birlerden yedi buçuğuna bir sene içerisinde gelmiş olması çok önemli. Hibritleri falan da kattığımız zaman yaklaşık yüzde on sekiz, on dokuz yani beş araç otomobil satı alan kişiden biri yeni teknoloji araçları tercih etmeye başladı ülkemizde. Bu çok cesaret verici. İlgi seviyesinde çok arttığını gösteriyor.
Tabii burada pazara sunulmuş olan marka model sayısının artması da çok önemli bir parametre. Biz 2024 yılıyla ilgili olarak da bu pozitif trendin devam edeceğini düşünüyoruz. Yani yaklaşık markalarımızla yapmış olduğumuz görüşmelerde 50'ye aşkın yeni elektrikli modelin Türkiye'ye sunumu söz konusu olacak yıl içerisinde. Bunlarla beraber 100 modeli bulacak gibi gözüküyor.
Ve belki bu yüzde yedi buçukluk payın yüzde onları bulması söz konusu olacak. Yani bu dönüşüm artık başlamış durumda. Yeni teknoloji araçlar, elektrifikasyon yolculuğu artarak devam edecek gibi gözüküyor. Tabii bizim ülkemizin, hani biraz önce de bahsettik ya bu konuya çok ilgisi yüksek.
Burada herhalde Tog'un da çok önemli bir etkisi olduğunu atlamamamız lazım. Diğer ülkelerden böyle bir farkımız var. Türkiye'de aslında hani devlet eliyle de desteklenen bir girişim söz konusu ve burada Türkiye markası olarak piyasaya sürülmüş Tog var. Hani sizi biraz önce bahsettiğiniz yüzde yedi buçukluk yaklaşık yetmiş iki bin araç satışının içinde de yaklaşık yirmi binin Tog olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla aslında bu tüketicinin konuya ilgisini de bir yandan tetikleyen bir başka sebep herhalde diye düşünüyorum.
Kesinlikle TOG'un var olması, Türkiye'nin bir markasının olması bu konu etrafında ilgi seviyesini maksimize etti. Çok üst seviyeye. Diğer markalara da faydası oldu. Kesinlikle e-mobilitenin ve bu ekosistemin gelişmesine çok önemli katkıda bulundu. Çünkü elektrikli araçlarla ilgili ciddi bir altyapı değişikliği söz konusu, şarj istasyonlarının ülke genelinde yaygınlaşması ihtiyacı var. TOG'un var olması, TOG satışlarının artması bu ekosistemin gelişimine çok önemli katkıda bulundu ve kişilerin bu konudaki bilgi seviyelerinin de artmasına ve ilgi seviyelerinin de artmasına çok katkıda bulunuyor. TOG bu anlamda doğru zamanda otomatik sektöründe yer almış bir proje olarak değerlendirebiliriz.
Ben de şunu ekleyebilirim, markalar hakkındaki konuşmaları da biz elbette analiz ediyoruz. Etkileşim rakamı, yani yapılan bir posta, yazılan bir içeriğe beğenme, yorum yapma açısından TOK en yüksek etkileşim oranına sahip ayrı bir gurur konusu tükettikleri için. Tabii TOG ve diğer elektrikli araçlar açısından özellikle sağlanan bir takım vergi avantajları ki bunlar bence birçok devletin aslında yapması gereken şeyler. Özellikle çevreci, yeni ürünleri desteklemek anlamında sadece belki otomotiv sektörü için söylemiyorum, enerji tüketiminin söz konusu olduğu birçok başka alanda biz bunun örneklerini biliyoruz. Yani yurt dışında mesela evlerin ısıtma soğutma sistemleriyle ilgili olarak da yenilenebilir enerji kaynağı kullandığınız noktada devletin bununla ilgili subansiyonlarının olduğunu ben şahsen biliyorum, takip ediyorum. Türkiye'de de aslında benzer avantajlarla yeni bir kategori doğdu. Finansal avantajların, finansal koşulların da desteklediği. Dolayısıyla da tırnak içinde de olsa uygun bir fiyat dönemi yaşadık. Niye tırnak içinde diyorum?
Yani son dönemde hiçbir şeyin fiyatı için doğrudan uygun demek kolay değil. Ama göreceli olarak uygun olduğunu gördüğümüz bir dönem yaşadık ve bunun da kullanıcıya bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Ama araştırmamızda neler var? Araştırmamızda şöyle, araca erişim en fazla konuşulan konu. Siparişler, fiyatlar, vergiler dediğimiz toplam konu. Bunun içinden sadece fiyata bakacak olursak... ...burada kast edilen sadece araç fiyatı değil, kullanım maliyetleri vesaire de var ama... ...en çok yüzde 25'i konuşmaların fiyat hakkında. 2022'de de, 2023'de de payını koruyor. En önemli gündem bu.
Bir şeyden bahsediyorsak fiyattan neredeyse mutlaka bahsediyoruz gibi bir şey var. Toplam konuşmalara kıyasla olumsuz konuşma tonu biraz daha fazla fiyatlarda bir bu. Çünkü tüketiciler zamlardan muzdarip... ...döviz kurlarındaki yukarıya doğru artıştan etkilenen araç fiyatlarından olumsuz bahsediyorlar. Yurt dışına kıyastaki tüketicilerin yurt dışı pazarları da çok yakından takip ettiğini söyleyebilirim. Vergileri, teşvikleri az buluyorlar. Bu açıdan da fiyatların yüksek olduğunu düşünüyorlar. Vergilerden de çok konuşuluyor. Araç fiyatlarının yüksek olmasının temel sebebinin vergi olduğunu düşünüyor tüketici ve buradan da markaları gündeme almıyor aslında. Vergileri biraz daha sorumlu tutuyor diyebilirim. Dolayısıyla en çok konuşulan konulardan bir tanesi, şunu da söyleyebilirim... ...az önce Hayri Bey'in de bahsettiği yatırımlardan da haberdar tüketici her şeyi takip ediyor ve... ...artan rekabetle beraber teşviklerin de artmasını umuyorlar ama... ...fiyatların da daha makul seviyelere geleceğine yönelik de bir beklentisi var tüketicinin. Peki sizin bu gündemle ilgili yorumlarınız nedir Hayri Bey?
Şimdi büyük resme baktığımız zaman... Hassas bir konu yani. Sizin için özellikle. Hem hassas hem de iyi anlaşılması gereken bir konu. Yani teknolojik olarak baktığınız zaman karşınızda içten yanmalı motorların yüz yılı aşkın bir varlığı söz konusu. Ekonomik ölçeklerde üretimler ve oturmuş maliyetler söz konusu. Bunun karşısında elektrikli araçların ister istemez maliyetleri daha fazla. Yeni bir teknoloji ekonomik ölçeğe ulaşmak bir vakit alacak. Batarya teknolojisi şu anda istenilen seviyede ucuz değil. Ucuzlatmalar olmasına rağmen inovasyonlara paralel olarak hala da işten yanmalı motorlu araçlara göre daha pahalı seviyede. Ama özellikle pil teknolojisindeki değişiklikler ve inovasyona paralel olarak bizim beklentimiz 2025-2026 yıllarına geldiğimiz zaman elektrikli araçların maliyetlerinin işten yanmalı motorlu araçların maliyetlerini yakalayacağı şeklinde. Dünyada böyle bir... Yukarıdan aşağı doğru yakalayacak ama. Evet, yukarıdan ine ine. Aşağı doğru tabii bu batarya teknolojisinin de değişimine paralel olarak şu anda litiyum-ion değerli madenlerin kullanılması nedeniyle tabii bataryalar biraz pahalı ama bu litiyum-ion'un yerini işte solid state denilen katı pillerin alması, işte litiyum-demir bataryalarının alması gibi yeni teknolojilerle bu maliyetler aşağı doğru çekilecek. Şimdi yeni teknolojilerin sizin de belirtmiş olduğunuz gibi tüketici ne kadar ilgilense de bunu alabilecek güce sahip olması gerekiyor. Bir de yeni bir teknolojiyi deneyimlemenin getirdiği bir risk de var. Yani gerçekten beklentilerine cevap alabilecek mi, alamayacak mı? Bu da bir soru işareti. Onun için bütün ülkelere baktığımız zaman ki Avrupa bu konuda 2050 karbon nötr hedeflerini tutturabilmek için elektrikli araçları çok destekliyor. Amerika'da, Çin'de önemli devlet destekleri var. Teşvik olmadan
yeni teknolojileri yerleştirmek çok da kolay olmuyor. Ülkemiz özelinde baktığımız zaman aslında işten yanmalı motorlara göre elektrikli araçların ÖTV'sinin bir miktar daha düşük olduğunu görüyoruz. İşten yanmalı araçlardaki ÖTV oranları 45 ile 80 arasında matrahlara göre değişiyor ama son dönemde matrah güncellemesi olmadığı için de bütün araçlar 80'e girmiş durumda ama elektrikli araçlardaki ÖTV 10 ile 60 arasında değişiyor. Önce bahsettiğim teşvik. Evet, bu dolaylı bir teşvik oluyor aslında. Dolayısıyla o yüksek maliyeti ÖTV teşviğiyle bir şekilde kompansa etme imkanına sahip olunmuş durumda. Tabii tüketicisinin beklentisi bir miktar daha fazla olması son derece doğal. Ama burada özellikle teknolojik değişimler, pil teknolojilerinin yenilenmesi, inovatif çözümler elektrikli araçların maliyetlerini daha da aşağıya çekecek gibi gözüküyor. Fiyatları daha makul seviyelere gelecektir önümüzdeki dönemde diye düşünüyoruz ve elektrikli araçların payının da buna paralel olarak artış kaydedeceğini tahmin etmekteyiz. Yani tabii fiyat konusunu konuştuk. Öyle bir dönemdeyiz ki biraz önce de söylemiştim yani hiçbir kategoride hiçbir ürünün fiyatı uygun olarak nitelendirilmiyor tüketici tarafından. Zaten bugün uygun olarak nitelendirdiğiniz fiyatla da yarın karşılaşmama ihtimalinizde. Uygun olsa bile uygun kalmıyor muhtemelen. Maalesef öyle bir şey de söz konusu. Ancak bir yandan da markalar büyümeye devam ediyor. Sadece otomotiv sektörü için söylemiyorum. Birçok sektör için. Durum böyle. Ama otomotiv pazarına dönüp baktığımız zaman geçen yıl satış adetleri itibariyle, Ciro itibariyle değil, satış adetleri itibariyle neredeyse %60'a yakın bir büyüme yaşanan ve 1 milyon adeti geçen bir satış rakamıyla karşı karşıya kalınan bir yıldan bahsediyoruz. Tabii bunun için de birçok başka etken de söz konusu. İnsanların özellikle yüksek enflasyon etkisiyle paradan kaçınma dediğimiz, yani elindeki parayı bir an önce değerli bir şekilde değerlendirmekle ilgili eğilimlerin de otomatik sektöründe önemli bir motivasyonu, büyük bir etkisi olduğunu
atlamamak lazım. Ama tabii biraz önce sizlerin de bahsettiğiniz gibi kullanıcının da beklentisini karşılayamayan nokta henüz. Buradaki işte teşviklerin, indirimlerin diğer ülkelerle kıyaslandığında belki hala daha düşük kaldığını düşünmeleri bu da elbette bas fiyatları biraz yukarı doğru çekiyor diye düşünüyor insanlar. Yani finansman konusu elektrikli araçta belki biraz daha farklı açıdan ele alınıyor. Sadece satın alma tarafı da değil yani işin. Çevresel yönü öne çıkıyor ama bir taraftan da sadece elektrikli araçlara özel olarak konu olan ve gündelik sohbetlerde de bizim araştırmalarda da gördüğümüz çok önemli bir başlık daha var. Menzil ve şarj konusu. Bizim araştırmamızda da sohbetlerde o 500 bin tüketici yorumunda göze çarpan bir şey diye düşünüyorum.
Öyle fiyatlardan sonra en çok konuşulan ikinci konulardan biri. Bizim burada üç başlığımız var. Menzil, şarj süresi ve maliyeti ve şarj istasyonları. Önce şunu söyleyebilirim. Tüketiciler, başta söylediğim gibi, sadece araç satın almak gibi değil, genel olarak bir ekosistemi değerlendiriyorlar ve şarj da bu ekosistemin en önemli maddesi. Dolayısıyla burada da yakın bir ilgi var. Sadece kullanıcılar değil, herkes nezdinde. Şarj istasyonlarının altyapısı, adedi, şarj süreleri, şarj teknolojileri... ...bataryalarla ilgili bütün konular gündemde. Evden şarj. Mutlaka. Menzil konusunu ele alacak olursam, bu konu genel olarak... ...YouTube, Instagram'da deneyim videolarıyla çok konuşuluyor ve ortalamadan olumlu. Menzil konusunda elektrikli otomobillerin tüketiciyi tatmin ettiğini söyleyebilirim. Şehir içi başlığı altında. Buradaki konuşmaları olumlu görüyoruz. Gerek menzilin yeterli olması, gerekse... şehir içindeki altyapının yeterli olmasından. Ama burada bir polarizasyon var. Şehir dışı, büyük il dışı coğrafyalar için bir endişe söz konusu. Şarj istasyonlarının yaygınlığı, şarj süreleri negatif değerlendiriliyor. Dolayısıyla şehir içi ve şehir dışı diye ikiye ayıralım. Yine de bu konunun
görece daha olumlu olmasındaki bir faktör de maliyetlerin de bu konu altında tartışılıyor olması ama şehir dışı seyahatlerle ilgili ciddi bir olumsuz yorum ve beklenti var gibi duruyor. Burada asıl beklentiyi at yapı olarak tüketiciler beklenti içindeler diyebilirim. Ayrı bir bu konuda önümüzdeki dönemde biraz önce söylediğiniz gibi yani yüzlerce model devreye gireceği bir yılda tüketiciye söylenebilecek onların içini bu anlamda rahatlatabilecek bir şey var mı? Kesinlikle çünkü elektrikli araçlar ekosistemi çerçevesinde her alanda hem inovatif çözümler hem geliştirici çözümler devam edecek. Özlem Hanım'ın da işaret etmiş olduğu gibi yani araştırma sonuçlarını aslında destekleyecek bazı tespitlerimiz var bizim de mesela Avrupa'da
araçların günlük ortalama araç kullanım mesafelerinin 57 kilometre olduğu tespit edilmiş. Bizim Türkiye'deki sonuçlara baktığımız zaman ki İstanbul bu anlamda boylamasına bir şehir. Burada da ortalama 100 kilometreleri bulduğunu görmekteyiz. Bugünkü batarya teknolojisiyle yani haftada birkaç kere şarj ederek aslında şehir içi kullanımlar için ideal bir çözüm olarak ortaya çıkmakta elektrikli araçlar. Ama daha şehirler arası yolculuk, uzun mesafeli yolculuklarda da bir miktar planlama yapma ihtiyacı söz konusu olacak. Aslında ben elektrikli araçları bizim toplum kültürümüzün gelişmesine çok büyük katkıda bulunacağını düşünüyorum. Yani biz de biraz daha yola çıkıldıktan sonra planlar yapalım. Kervan yolda düzülür. Aynen yani kervan maalesef diyeceğim yolda planlanmaya çalışılıyor. Biraz kervanları planlayarak yola çıkacağız. Elektrikli araç kullanımının bu mental değişime çok büyük katkısı olacak. Yani eğer yola çıktıktan sonra bir planlamayı yapıyorsanız biraz sizin için şu anda sıkıntılı olabilir. Ama baştan planlamanızı doğru yaparsınız. Yani buradan bir Ankara'ya gidiyorsunuz, İstanbul'dan veya İzmir'e gidiyorsunuz, Bodrum, Antalya'ya gidiyorsunuz. Şu planlamayı yapacaksınız. Ben burada duracağım, şöyle bir mola vereceğim, aracımı şarj edeceğim gibi. Deniz yolculuğuna benziyor biraz.
Evet, evet. Yani yola çıkarken yakıtınızı, erzağınızı kontrol edersiniz. Çünkü denize çıktıktan sonra bunları alma şansınız olmadığı için. Evet, o anlamda kesinlikle bir benzerlik var. Yani planlama yetkinliğimizi arttırmamız gerek diyor şu an için. Kesinlikle ona katılıyorum. Ama menzille ilgili de çok önemli gelişmeler var. Yani geçtiğimiz sene işte 200, 300, 400 kilometreleri konuşurken bu sene artık 600, 700, 1000 kilometrelik menzili olan araçların resmin içine girdiği görmekteyiz. Biraz önce bahsettiğiniz batarya teknolojisiyle de zaten herhalde paralel ilerleyen bir şey. Batarya teknolojisinin orada verimlilik açısından çok önemli katkıları olacak. Yani aslında litiyum iyon teknolojisi çok da batarya teknolojisi olarak verimli bir teknoloji değil. Geliştirilme süreci içerisinde olan bir teknoloji.
yeni teknolojilerle beraber bizim beklentimiz hem bataryanın küçülmesi hem ağırlığının azalması hem maliyetlerinin küçülmesi hem de verimliliğin artması. Benim tahminim yani 2025 içerisinde geldiğimiz zaman bu menzille ilgili sıkıntıların çok daha az konuşulacağı. Seri şeklinde yani birden 2'den 4'e, 4'ten 8'e şeklinde. Yani burada özellikle sıvı batarya teknolojilerinden katı batarya teknolojilerine geçim söz konusu olacak. Orada solid state dediğimiz bataryaların devreye girmesiyle bence menzil problemi. oladıkça azalacak gibi gözüküyor. Diğer şarj istasyonlarıyla ilgili olarak ise Sanayi Bakanlığımızın geçen sene devreye soktuğu bir yönetmelik var. Burada önemli teşvikleri var. EPDK'nın vermiş olduğu lisanslar var. Şu an itibariyle 150'yi aşkın firmanın bu lisansı aldığını görmekteyiz ve çok kısa bir süre içerisinde şu anda 10.000 adeti bulan şarj istasyonları ülke genelinde kurulmuş durumda. Bu süreç devam edecek. İhtiyacına göre daha da artacak gibi gözüküyor. Şu anda temelin kurulmuş olması çok önemli. Bunu arttırmak daha kolay olacak. Gerek işyerlerindeki çözümler, gerek hanelerdeki çözümler, gerekse uzun mesafelerdeki hızlı şarj istasyonlarının sayısının artmasıyla önümüzdeki bir sene içerisinde ben şarj istasyonuyla ilgili problemlerin veya olumsuz düşüncelerin de oldukça azılacağını düşünüyorum açıkçası.
Yani şarj istasyonlarının yaygınlaşması, etrafımızda daha çok aracını farklı şekilde, farklı noktalarda şarj edebilen, aksaklık yaşamayan kullanıcılar görmeye başladıkça, olumlu deneyimler bununla paralel olarak yaygınlaştıkça, herhalde tüketici de kendini daha fazla güvende hissetmeye başlayacak diye düşünüyorum. Herhalde büyük bir yatırım geliyor. Bizim okuduğumuz kadarıyla 2030 yılına kadar yaklaşık 6 milyar dolarlık bir yatırım oluşacak gibi gözüküyor bu alanda. Pardon 3 milyar dolarlık bir yatırım olacak gibi gözüküyor. Bu gerçekten hani dikkat çekici bir yatırım bir taraftan da. ve sizi de biraz önce işaret ettiniz. Bence o çok enteresan bir şey. Kültürel, sosyal bir değişime de büyük ihtimalle yol açacaktır. Yani bizim toplum olarak alıştığımız akarakıt istasyonu mantığının biraz dışında, belki self-service istasyonların, şarj istasyonlarının devreye girdiği bambaşka bir kültür içinde yaşıyor olacağız. Merak uyandırıcı bir şey gerçekten ve bu merakın herkes nezdinde devam edeceğini de düşünüyorum. Buradan hareketle büyük ihtimalle zaten
Aşağı yukarı eminiz ki elektrikli araçların trahmızdaki varlığı daha da artacak. Araç parkındaki konumu değişecek. Bizim araştırmamızda bununla ilgili bir bulgu var mı Özlem? Bence var. Şimdi parktaki payı çok düşük ve gelişimini bekliyoruz dedi Hayri Bey. Bizim bu takip ettiğimiz ilgi ve merak dediğim konuşma verileri, aranma verileri pat diye biten şeyler değil. Belli ki önümüzdeki birkaç sene içinde devam edecek. Az önce konuştuklarımıza ek olarak kullanıcı deneyiminin gayet olumlu olduğunu Henüz oransal olarak daha küçük konuşulan bir konu ama araçlar olumlu deneyim vadi karşılık bulmuş Türkiye'de. Tüketişler gayet memnun. Endişelerle ilgili açıklamalar duyduk. Yatırımlar yolda. Buraya bakınca büyüme devam edecek gibi duruyor. Bu çalışmayı İngiltere ve Amerika'da da yaptı Ipsos. Oradaki sonuçlara baktığımda benim
için en çarpıcı nokta şuydu. Markaların içerikleri, haber içeriklerine kıyasla tüketici içeriklerinin payı Türkiye'de çok. Tüketiciler bir bilgi ihtiyaçları var ve kendi kendilerinin bu ihtiyacını karşılıyor gibiler. Bence sektörün gelişimi için, sektördeki oyuncuların, tüketicinin bilgi ihtiyacına nasıl cevap vereceği çok önemli. Bu konuşmadan da anladığım kadarıyla bu destekler devam edecek. Bilgi paylaşımları umuyorum devam edecek ve böylelikle ilgi ve merak devam edecek gibi duruyor.
Siz ne düşünüyorsunuz Zahir Bey? Açıkçası ben önümüzdeki belirli hedefler var. Yani ilk etapta 2030-35. Ondan sonra da 2050'ye giden bir yolculuk söz konusu. Buradaki bir takım değerlerin daha da ön plana çıkacağını düşünüyorum. Yani bunun en başında sürdürülebilirlik. Yani tek bir dünyamız var. Dünyamızı korumamız lazım. Nüfusumuz artıyor. Burada artık daha hassasiyetler ön plana çıkacak. Sürdürülebilir bir dünyanın olması gerekiyor. Bunun içerisinde mobilite ihtiyacı insanlar çok daha fazla hareketlilik ihtiyacı içerisinde olacak ve akıllı hareket etmek isteyecek. Mobilite kavramı çok önemli bir şekilde daha da ön plana çıkacak. Yanında da dijitalleşme tabii yani dijital bir dünya daha fazla yer alıyor. Bu temalar içerisinde mobilite özelinde baktığımız zaman araçlar bir kere daha da akıllı olmaya devam edecek. Daha fazla hizmet alınabilecek. Bunun tabii önemli bir uzantısı da otonom araçlar. Yani otonomda biliyorsunuz farklı seviyeler var. Şu andaki araçlar otonom 3, otonom 4 seviyesinde olan araçlar söz konusu. Otonom 5 ile yani direksiyonsuz araçlara giden bir akıllanma söz konusu olacak. İşte nesnelerin interneti çerçevesinde konuşmalar daha fazla cihazlar arasında olacak. Bunun yanında tabii paylaşım ekonomisi. Paylaşım ekonomisi hayatımızın içerisinde çok daha fazla
Mobilite yer alacak. Her şeyi paylaşmak zorunda kalacağız bir anlamda. Çünkü bir yandan da nüfus artıyor. Bunun içerisinde de e-mobilite çok önemli bir yer alacak. E-mobilite derken elektriklenmiş araçlarla bu ihtiyaçlarımızı gidereceğiz. Bu elektriklenmeyi nasıl yaparız? Bugün işte batarya teknolojisiyle yapıyoruz. Litimyonla. Belki yarın farklı batarya teknolojileriyle yapacağız. Belki hidrojen önemli bir araştırma konusu. Hidrojen patlamalı araçlarla elektriklendireceğiz araçlarımızı. Aslında heyecanlı bir dönem. Herkese nasip olmayacak çok önemli otomotiv sektörünün değişimini, dönüşümünü hep beraber yaşayacağımız çok heyecanlı bir dönem bizi bekliyor. Biz onun heyecanı içerisinde yolculuğumuza devam edeceğiz gibi gözüküyor. Yani tabii siz de vurguladınız. Bütün bu kişisel tüketici nedenlerinin, finansman, menzil, fiyatlama gibi şeylerin üstünde bir gerçeklik var ki... ...o da dünyanın üzerindeki fosil yakıtların tükeniyor olması.
Ve teknolojik gelişmeler de bu nedenden dolayı elektrikli araçların lehine her gün daha güçlü motorlardan, daha gelişmiş bataryalardan, daha uzun menzillerden söz ediyoruz. Hatta ben çok meraklı biriyim teknoloji konusunda, okurum da. Yani elektrikli aracı şarj eden yol tasarımları. Bunun için bir istasyona gitmenize gerek yok. Üstünde seyrettiğiniz yoldan şarj edilen araçlar üzerine... Park yerlerinde şu anda uygulamalar başladı. Yani park esnasında şarj edebilme imkanına sahip oluyorsunuz. Bunların türevleri artacak. Yani nasıl ki cep telefonu bataryaları kablosuz şarj edilebiliyorsa, önümüzdeki dönemde kablosuz şarj da büyük ihtimalle konuşuluyor olacaktır otomobiller içinde keza. Hatta ağır vasıtaların önümüzdeki dönemde elektrikli motor kullanımına geçeceğinden bahsediliyor.
Dolayısıyla yatırımlar sürdükçe bu kategorinin böyle pek sekteye uğrayacağını düşünmüyorum. Gelecekteki senaryolar da zaten hep bu yönde. Avrupa Birliği'nin orta vadede işte sizinle bahsettiğiniz o ilk aşamada 2030-2035 civarında benzin ve dizel yakıtı tamamen yasaklama gibi bir takım senaryoları tartıştığını yine okuyoruz. Dolayısıyla da araç parkındaki bu büyük dönüşümün hızlanarak devam edeceği çok tartışılacak bir konu bile değil gibi gözüküyor. Çok teşekkür ediyorum. Bugünkü sohbetimizin sonuna geldik. Sorumuz hakikaten elektrikli araçlar mevcut araçların yerini alacak mıydı? Bu soruyu Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği Genel Koordinatörü Sayın Hayri Erce ve İPSO Sintizyon'un yöneticisi Özlem Bulut'la tartıştık. Cevap vermeye çalıştık. Herhalde geldiğimiz nokta
Evet, yerini alacak diye düşünüyoruz. Bir sonraki podcastimizde görüşmek üzere. Başka bir hakikati tartışmak üzere. Herkese iyi günler. İyi günler. Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.