
1.967 kelime · ~10 dk okuma
Trendspor'dan herkese merhabalar. Bugün 30 Aralık 2023 Cumartesi günü. Dün 29 Aralık günü itibariyle Türkiye futbolunda çok önemli bir gündü. Önemli olaylar yaşandı ve Türkiye süper futbası Suudi Arabistan'da oynanmadı çeşitli nedenlerden dolayı. Bu konuyu konuşacağız. Önemli bir konu. Vakit kaybetmeden başlayalım.
Şimdi olaya çok yakın olmayanlar için, biraz uzaktan bakanlar için şu Süper Kupa nedir, ne değildir? Biraz onu anlatmak lazım herhalde. Süper Kupa, Avrupa'nın birçok ülkesinde de bu adla anılıyor, Süper Kupa olarak anılıyor. Ve bir sezonun gösteri maçı, sezonun son maçı gibi düşünülebilecek bir kupa.
Lig Kupası yani Lig Şampiyonluğu, Türkiye'de Süper Lig Şampiyonluğu veya İspanya'da La Liga Şampiyonluğu, İngiltere'de Premier Lig Şampiyonluğu birinci seviyedeki kupa. En çok kazanılmak istenen kupa Lig Şampiyonluğu Kupası. İkinci kupada Türkiye'de Türkiye Kupası adıyla anılan ve Avrupa'da farklı ülkelerin eleme usulüyle daha çok oynanan ülke kupaları. Bunlar da ikincil öneme sahip kupalar. Bir sezon içerisinde lig şampiyonu olan ve lig kupasını alan takımların sezonun sonunda birbirleriyle bir nevi gösteri maçı gibi yaptığı üçüncül öneme sahip olan kupa süper kupa olarak adlandırılıyor. Türkiye'de bu kupa ilk kez 1968 yılında Cumhurbaşkanlığı kupası adı altında oynandı.
ve 1980'lere kadar Kenan Evren'in darbe dönemlerine kadar da bu isimle devam etti. O dönemde 80-82 arasında iki sezon devlet başkanlığı kupasıyla oynansa da 82'den sonra tekrar cumhurbaşkanlığı adını aldı ve 1998 yılına kadar bu isimle oynandı. 1998 ile 2006 yılları arasında Türkiye'de Süper Kupa'ya ara verildi ve 2006 yılı itibariyle de adı Süper Kupa olarak yeniden oynanmaya başlandı. Bu kupa yıllardır 1968'den beri Türkiye'de oynanan ve birçok Avrupa futbolu ülkesinde oynanan Bu kupa Türkiye'de genellikle tabii ki Türkiye toprakları içerisinde oynandı fakat geçmişte de özellikle 2006 yılından itibaren farklı ülkelerde düzenlendi bu final. Bir nevi dediğim gibi biraz daha gösteri maçı gibi olan süper kupada ilk 3 sene yani 2006, 2007 ve 2008 sezonlarında
Almanya'nın çeşitli şehirlerinde, Almanya'da bu finaller düzenlendi. Biraz da gurbetçilerimiz takımlarını görsünler, desteklesinler denildi. Ama tabii ki orada gurbetçilerin euroyla aldığı biletlerden gelen gişe gelirinin daha yüksek olması gibi esas nedenler de söz konusuydu. Almanya'da düzenlendi ve 2021 yılında da Beşiktaş ile Antalya spor arasında oynanan maç Katar'da düzenlendi. Tabi iki takım hani Antalya o zaman kupadan gelen takım oluyordu ve Beşiktaş da lig şampiyonu oluyordu. O kadar büyük olay olmadı o dönemlerde. Tabi insanlar pandemiyle uğraşıyordu falan. Çok akıllarda kalmadı. Fakat bu 2023 yılında oynanacak turnuvanın Suudi Arabistan'da düzenlenecek olması insanlarda bir takım bence haklı tepkilere yol açtı. Çünkü 2023 yılı çok özel bir yıl.
Her ne kadar bazıları tarafından özel değilmiş gibi, sıradanmış gibi gösterilmeye çalışılsa da Türk toplumu için, Türkiye Cumhuriyeti için çok özel. Çünkü cumhuriyetin 100. yılı. Ve 100. yılda apar topar kalkıp Suudi Arabistan'a gitmek ve oradan 3-5 milyon euro kazanılacak diye böyle bir organizasyona girişmek ve bu finalin Beşiktaş Antalya Spor değil de Galatasaray Fenerbahçe gibi en köklü, en çok taraftarı olan iki kulüp arasında oynanacak olması tabii ki toplumda daha böyle bir yankı uyandırdı.
Peki neden Suudi Arabistan'a gidildi? Bunu da açalım. Tabii ki maddi sebeplerden dolayı. Bu konuyla ilgili Ekim ayında TFF Başkanı Mehmet Büyükekçi bir basın toplantısı düzenlemek zorunda kalmıştı tepkilerden dolayı. Neden gidiliyor diye artan tepkilerden dolayı ve tabii ki birçok insan işte Samsun'da yapılsın. Atatürk'ün ilk kez işte Bandırma Vapuru'yla milli mücadeleyi başlattığı yerde Samsun'da yapılsın ve çok daha anlamlı olur denildi. Sivas denildi. Aynı mantıkla Ankara denildi. Başkente yapılsın.
Biliyorsunuz yani birçok tepki geldi ve bu tepkiler üzerine Mehmet Büyükekşi bir açıklama yaptı. Dedi ki biz göreve geldik ve Türk futbolunda Türk kulüplerine biraz daha gelir yaratabilmek için böyle bir fikir yürüttük. Çünkü bunu İtalyan kulüpleri de yapıyor, İspanyol kulüpleri de yapıyor. Evet İtalyan ve İspanyol kulüpleri Suudi Arabistan'da Süper Kupayı oynuyor. Hatta onlar böyle 4 kulübe falan da çıkardı.
statüyü de değiştirdiler ve daha böyle bir gösteri ve para kazanma işine çevirdiler olayı. Biliyorsunuz Katar ve Suudi Arabistan'da bir süredir futbola ciddi anlamda paralar harcanıyor ve Avrupa'nın veteran futbol yıldızlarına da çok büyük paralar ödeyerek kendi liglerinde futbol oynatıyorlar. Aynı zamanda bu tip turnuvaları da düzenliyorlar ve bir şekilde Dünya Kupası'nı da düzenlemeyi başarmışlardı 2022'nin kış aylarında. Yani bundan yaklaşık bir yıl önce.
En nihayetinde bizimkiler de bu paranın kokusunu almakta gecikmiyor ve Suudi Arabistan'dan çok anladığım kadarıyla bizimkilerin yaptığı bir teklifle bu anlaşma sağlanıyor. Mehmet Büyükekşi'nin açıklaması şöyle, biz önce kulüplerle konuştuk ve kulüplerimiz bu teklifi olumlu buldu diyor. Fakat önce bizimkiler Almanya ve İngiltere'de oynamak istiyorlar bu maçı. Buna karşın Almanya'da ve İngiltere'de finale soğuk bakılıyor güvenlik endişelerinden dolayı. Malum taraftarlarımızın biraz geçmiş yıllarda yaşanan gerginlikler ve bir takım problemlerden dolayı onlar öne sürülerek. Onlar istemiyor. Avrupa'da, Almanya ve İngiltere istemiyor. Azerbaycan istiyor. Hem de kardeş ülke, komşumuz Azerbaycan. Azerbaycan'da olsa mesela kamuoyundan bu kadar ses yükselmezdi.
Fakat deniyor ki Azerbaycan'dan da bu kadar büyük bir para alınamamış. Yani işin özü parayı veren düdüğü çalmış ve daha çok para verdiği için Suudi Arabistan'da bu maçın oynanması düşünülmüş Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında. Bu tepkiler vardı ve bu tepkiler son günlere kadar olsa bile kabul edilebilir düzeydeydi kamuoyunda. Yani evet maç oynanacak. Bazıları şey diyordu yani para gerçekten çok yüksek böyle bir para işte atıyorum. Türk takımları bulamıyor. Ligin şampiyonuna bile yani birinci kupanın şampiyonuna bile Türkiye'de bu kadar para verilemiyor. Bu bir üçüncül kupa.
Süper Kupa'nın şampiyonu iyi bir para alacak. İyi bir para olarak da TFF'nin söylediği rakam şöyle. Şampiyon olan takıma 2.8 milyon euro veriliyor. Finali kaybeden takıma ise 2.2 milyon euro veriliyor şeklinde bir açıklama var. Ama bu ne kadar gerçeği yansıtıyor, ne kadarı söylenmiyor belli değil. Mesela TFF'ye ödenecek olan tutardan ne kadar bahsediliyor, ne kadar bahsedilmiyor. Oralar biraz muallak. Farklı gazetecilerin farklı iddiaları da var. Ama bir kanıt vs. gösteremediğimiz için bu iddialara girmiyoruz. Ama son olarak işte 100 milyon euroluk 5 yıllık bir paketten bahsedilen haberler de gördüm. En nihayetinde TFF'nin söylediği gibi ise toplamda iki kulübün 5 milyon euro, toplam 5 milyon euro alacağı bir anlaşmaya imza atılmış ve gidildi. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.
Maça son 24 saat kalana kadar oynanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Yani evet homurdanmaları vardı ama büyük bir problem yoktu. Büyük problem ise şuradan başlıyor. Öncelikle Türk takımları Türkiye'de her maç öncesinde istiklal marşı okuyorlar biliyorsunuz. Hem Lig'de hem Türkiye Kupası'nda. Bu bir ritüel, bir gelenek. Devamlı okunuyor ve İtalya'da böyle bir gelenek yok. İspanya'da da yok bildiğim kadarıyla. Hani orada her maç öncesinde kendi ülkelerinde de İtalya Milli Marşı'nı okumuyorlar. Öyle bir gereksinim duymuyorlar. Bizde böyle bir alışkalık gelmiş, devam ediyor. Ve biz bunu devam ettirmek istemişiz Arabistan'da. Suudiler de buna gerek olmadığını söyleyerek başta reddediyorlar. Fakat sonra bizimkilerle bir orta yol bulunmaya çalışılıyor. Ve o zaman da Suudi Arabistan Marşı da okunsun madem deniyor.
Ve işte önce şehitler için bir dakikalık saygı duruşu sonra ki ülkenin istiklal marşlarının olduğu vs. bir tören konusunda konuşuluyorlar. Fakat sonra bizimkiler bir ritüel olarak yine ligde hep yaptıkları üzere bu maç öncesinde de işte pankartlarla çıkacaklar. Maç öncesi ısınmalara çeşitli tişörtlerini giyecekler. Bunlar ligde hep olan şeyler. Özellikle böyle özel günlerin, mesela 100. yıl gibi, Cumhuriyetin 100. yılı gibi özel günlerin içinde de çokça olan şeyler. 29 Ekim'e gelen maçlarda işte tribünlerde çok büyük görsel pankartlar yapılıyor. İşte Atatürk'e atıfta bulunan paylaşımlar, görseller hazırlanıyor. Ve çok güzel bir şekilde bu kutlanıyor yani. Bunu güzel bir geleneğimiz olarak devam ettiriyoruz. Tabii ki insanlar 100. yıldaki Süper Kupa maçının öncesinde de bunları yaşamak istiyorlar ve Fenerbahçe yurttasul cihandasul sözüyle Mustafa Kemal Atatürk'ün bir pankartla maça çıkmak istiyor. Galatasaray'da benzer bir şekilde, benzer bir pankartla çıkmak istiyor.
Bu pankartlar siyasi nitelik taşıdığı gerekçesiyle Suudi Arabistan'ın yetkilileri tarafından reddediliyor. Oradan bir kriz çıkıyor. Daha sonra Galatasaray bu maç öncesinde Atatürk resmi olan tişörtlerle ısınmaya çıkmak istiyor ve bunlar da reddediliyor ve Mustafa Kemal Atatürk bir siyasi figür olarak görülüyor. İşte burada Türkiye Cumhuriyeti ile Türkiye Devleti ile diğer devletler, diğer ülkeler arasındaki fark bence belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bizim Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili hassasiyetimiz ve kırmızı çizgimiz başka ülkelerde olmayabilir ve bizi anlamamaları bizim problemimiz değil. Biz Mustafa Kemal Atatürk'ü bir siyasi figürü olarak görmüyoruz, bir siyasi olarak görmüyoruz. Bizim için Türk bayrağı neyse, İstiklal Marşı neyse, Mustafa Kemal Atatürk posterleri, fotoğrafları da o. Aynı şekilde, aynı anlam taşıyan, zaten Atatürk ismiyle andığımız ve bir nevi manevi bir baba figürü olarak gördüğümüz biri. Ne yazık ki içimizde de Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeyenler var, maalesef.
Ama halkın ve bu ülkenin büyük çoğunluğunun bir önder olarak gördüğü ve dediğim gibi bir baba figürü olarak gördüğü bir isim Mustafa Kemal Atatürk. İtalya'da böyle bir ismin olmaması, İtalyanların eski bir devlet adamlarının fotoğraflarını ısınmaya çıkarken tişörtlerine bastırmak istememesi bizim problemimiz değil. Yani başka ülkelerde, İspanya'da, İtalya'da, Suudi Arabistan'da böyle bir lider çıkmamış olabilir ve onlar eski devlet adamlarına, liderlerine bu şekilde yaklaşma gereksinimi ve öyle bir duygu yoğunluğu hissetmiyor olabilirler. Bu bizim sorunumuz değil. Ve bizi anlamadıkları için Mustafa Kemal Atatürk'ün de bir siyasi figür olduğunu ve sporla bir ilgisi olmadığını ileri sürüyorlar.
Tabii bu bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum değil ve bunların bu şekilde problem yaratacağını öngörememek de büyük bir hataydı tabii ki. Yani bunun son güne kadar planının yapılmaması, düşünülmemesi, bunların gerçekleşeceğinin öngörülmemesi, büyük bir krizin doğacağının öngörülmemesi de belki de TFF yöneticilerinin Mustafa Kemal hassasiyetine yeterince sahip olmaması yüzündendi. Yani bizzat yöneticiler, TFF görevlileri, bu ülkede böyle bir organizasyonun yapılmasını isteyen veya yapılmasına önayak olan kişiler, bizzat Cumhuriyet'in 100. yılından da haberdar değiller. Mustafa Kemal Atatürk'ün taşıdığı değerden, önemden de haberdar değiller. Bence büyük ihtimalle halktan ve toplumdan kopmuş kişiler bunlar. Ve sırf zaten bu kupayı pazarlayabilmek için ve daha fazla para edebilmesi için koştururlar. Ve maalesef ki bu bizim hissettiğimiz duygusal bağlardan kopup biraz Suudi Arabistanlı organizatörlerin maneviyatıyla örtüşmeye başlamışlar. Yani olaya sadece maddiyat açısından yaklaşıyorlar. Şöyle Galatasaray ve Fenerbahçe'li futbolcular yaşanan olaylardan ve gerilimden sonra
hemen sosyal medya hesaplarından Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili paylaşımlar yaptılar. İlk olarak İrfan Can Kahveci'de gördüm. Daha sonra Kerem Akdürkoğlu'nu gördüm. Cengiz Ünder'i gördüm. Fenerbahçe'den, yine Galatasaray'dan Barış Alper'i gördüm. Her iki takımdan da hemen hemen yerli futbolcuların hepsi Mustafa Kemal Atatürk'ün kırmızı çizgimiz olduğunu ve bu konuda bir uzlaşmaya varılmayacağını, ne olursa olsun Mustafa Kemal Atatürk'ten geri adım atılmayacağını söylediler 100. yılda. Çünkü dediğim gibi Türkiye toplumunun gerçeği bu.
Biz çocukluğumuzdan beri bu gerçekle büyüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk sevgisiyle büyüyoruz ve bu bizim 100. yılımız. Bu gerçeklikten kopuk olanlar böyle bir krizin doğacağını tabii ki düşünemediler, öngöremediler ve şu anda herkes onların istifasını istiyor.
İstifa edeceği yönünde haberler de çıktı çeşitli muhabirler tarafından. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin. Ve henüz yalanlandı bu durum. Fakat ne olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. İstifada yakın gözüküyor.
Bu futbolcuların Mustafa Kemal Atatürk hassasiyeti tabi çok güzeldi. Bir kırmızı çizgi çekilmesi çok güzeldi ve burada şunu da söylemek istiyorum. 100 yıl geçmiş olmasına rağmen hala böyle bir hassasiyete sahip bir ülkede yaşıyor olmak da çok güzel. Bir spor yorumcusu olarak gecenin en güzel yanı ve 29 Aralık Cuma gününün Türk futbolu için en özel yanı. bu kırmızı çizgilere sahip olabildiğimizi, bunların hala yitirilmiyor olması, uzun yıllardır bazıları o çizgileri silmeye çalışsa da, o çizgilerin hala durabiliyor olduğunu görmek gerçekten güzeldi. Bu kaydı almadan işte bu 29 Aralık gününden 1-2 gün önce 6 yaşında kızım Kumsal'la birlikte bir tiyatro gösterisine gittim. 1923, müzikali. çocuklar için, gençler için hazırlanan bir tiyatro ve bu tiyatro da yine 100 yıl önce, 1923'te ve biraz daha öncesinde ve sonrasında bu ülkenin nasıl kurulduğunu anlatan bir müzikal. Dediğim gibi işte 6, 7, 8, 10, 12 yaş, 14 yaş çocuklara hitap eden bir müzikal olmasına rağmen ve ben artık 35 yaşında biri olmama rağmen
Yer yer ağlayarak, yer yer gözlerim dolarak izledim bu tiyatroyu. Çünkü bizler için hala dediğim gibi o sevginin silinmesi veya azalması söz konusu değil. O hassasiyetin azalması söz konusu değil. Ve bizler kendi çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmeye devam ediyoruz. Yüz yıl geçti aradan bu hassasiyet azalmadı ve umarım ki elli yıl, yüz yıl daha geçtiğinde
Kumsal'ın çocukları da, benim kızımın çocukları da aynı hassasiyete sahip olabilecekler ve bu hassasiyet bizim kırmızı çizgimiz olarak kalmaya devam edecek diye düşünüyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.