Podcast

342: Trend Spor: Çifte Derbi Önü

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Spor'un bu bölümünde önce ligde sonra Süper Kupa'da kozlarını paylaşacak olan Galatasaray ve Fenerbahçe'nin son durumlarını analiz ettik. Bir diğer gündemimizi de Rıza Çalımbay ile yollarını ayıran Beşiktaş oluşturdu. Keyifli dinlemeler!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.997 kelime · ~15 dk okuma

Trenspor'dan herkese merhabalar. Bu haftanın tek gündemi var. Fenerbahçe kendisi aslında Galatasaray'ı arıyor. Türk futbolunun en büyük derbisi ve bu sezonun da belirleyici maçı olacak. En azından belirleyici iki maçından bir tanesi olacak kesin. Bir sonraki derbiyle birlikte. Derbiyi konuşacağız. Bir de Beşiktaş'ta bir kez daha teknik direktör değişikliği oluyor. Kısaca ona da değiniriz. Hazırsanız başlayalım.

Öncelikle derbiyle başlayalım. Geçen sezonda bu dönemde yine Fenerbahçe kendisi aslında Galatasaray'ı ağırlamış ve bu maç sezonun geri kalanı için çok ciddi anlamda belirleyici olmuştu. Hatta bence geçen sezonun en belirleyici maçı sezonun ilk yarısındaki Fenerbahçe-Galatasaray maçıydı ve Galatasaray beklentinin çok üzerinde bir hakimiyet kurarak net bir galibiyet almıştı. Ondan sonra da liderliğini pekiştirdi, devam ettirdi ve şampiyonluğa uzanmıştı. O sene ile bu sene arasında benzer olan şeyler var ama daha ziyade bence farklı durumlar da söz konusu. Galatasaray bu sene Şampiyonlar Ligi'nde oynadı ve nispeten yıprandı. Farklı oyun anlayışına sahip Galatasaray. Bu kez Ziyeh, Zaha gibi yıldız isimleri söz konusu. Geçen sene biraz daha böyle Rashidsa gibi asker oyuncuları vardı. Mesela derbide Barış Alper Yılmaz en önde Santerford'u. Biraz daha topu Fenerbahçe'ye bırakarak oynayan ve kontra atakları kovalayan bir Galatasaray var. Bu seneki Galatasaray'ın kontra atak hücumları biraz daha zayıfladı. Hem Zaha hem Ziye sonuçta topu daha çok ayağını isteyen ve yerleşik savunmalara hücum etmek durumunda kalan oyuncular. Aslında Zaha geçmişte daha çok geniş alanları kullanıyordu ama Galatasaray'da çok daha fazla set oyunu da oynamak durumunda kalıyor tabi.

Icardi'nin yaşadığı sakatlık Beşiktaş derbisinde ve daha sonra düşen fiziksel durumu gibi etmenler Galatasaray'ın biraz daha kontratak takımı olmasını engelliyor. Şimdi öncelikle iki hoca üzerinden başlayalım. Sonra oyuncular ve takımların durumlarını değerlendiririz. İki teknik adamın da derbi karnesi bence gayet iyi. Zaten Okan Burun %100'de gidiyor. Galatasaray'ın başındayken Fenerbahçe'ye karşı oynadığı iki maçı da 3-0 kazanmıştı Okan Hoca. Daha önce Rize'nin başında da Fenerbahçe'yi yendiği oldu veya diğer takımlarda da böyle büyük maçlarda büyük rakiplere karşı

Transkriptin tamamını oku

İyi maç planları yaptı ve oralardan iyi sonuçlar aldı Okan Buruk. Bu konuda gayet iyi. Ama İsmail Kartal da çok fazla söylenmese de dillendirilmese de derbilerde hiç fena bir karneye sahip değil. Yani şöyle Galatasaray maçları üzerinden ele alalım. İsmail Kartal Galatasaray'a karşı 3 kez Fenerbahçe'nin başında sahaya çıktı. Bu 3 maçta 2 galibiyet aldı.

Bir tanesi de Wesley Sneijder'in son dakikalarda iki tane 90'a vurduğu topla Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi kendi sahasında 2-1 yendiği maçta İsmail Hoca tek mağlubiyetini aldı. Aslında o maçta Fenerbahçe biliyorsunuz son dakikalara kadar maçı beraber götürmeyi bilmiş durumdaydı. Hem de 10 kişiydi. Bruno Alves atılmıştı mesela. Bir sonraki sezonun ikinci yarısındaki maçta Dirk Kajten golüyle Fenerbahçe Galatasaray'ı 1-0 yenmişti. 2014-15 sezonda İsmail Kartal'dı. Fenerbahçe'nin başında Galatasaray'da da Hamza Hamzaoğlu vardı. İki sene önceki döneminde ise İsmail Kartal, Torrente karşı Galatasaray'la mücadele etmişti ve 2-0'luk net bir Fenerbahçe galibiyeti vardı. Serdar Dursun ve Mihaz Aysun golleriyle Fenerbahçe o sezonda İsmail Kartal'la birlikte derbiyi kazanmıştı. Üçte iki gidiyor dediğim gibi. İşte son olarak Beşiktaş deplasmanında da iyi sonuç aldı. Bence iki teknik direktörün de derbi karneleri o yüzden iyi. Sakat ve cezalı oyuncularla ilgili tabii önemli durumlar söz konusu. Fret'in ve Mert Hakan yandaşın kırmızı kart sebebiyle oynayamayacak olmalarını hatırlatalım ve Miha Zays da sakatlığı nedeniyle yine bu maçta oynamayacak isim olarak dikkat çekiyor.

Tabii bu sene Fenerbahçe müthiş bir performansla lider. İki takımda rekorlar kırıyor. Avaraj farkıyla da Fenerbahçe liderlik koltuğunda. Avrupa'da da oynadığı hem elemeler olsun hem grup maçları olsun sadece iki mağlubiyet aldı ve geri kalan bütün maçlarını kazandı Fenerbahçe.

Fenerbahçe'nin bu muhteşem ilk yarısında, bence mükemmel yani belki de yakın tarihin en başarılı ilk devresi, bu ilk devrede 4 tane sadece istediklerini yapamadığı, mağlup olduğu veya beraber kaldığı maç var. Bu 4 maçın 4'ünde de Fred'in olmadığını görüyoruz maalesef. Yani North Zealand mağlubiyetinde, Ludogores mağlubiyetinde, Trabzonspor mağlubiyetinde ve Adana Demir Spor beraberliğinin Dördünde de Fred yoktu. Fred'in çok çok önemli bir oyuncu olduğu bir kez daha bu istatistiklerde de ortaya çıkıyor. Ki zaten Kayserispor maçında da Fenerbahçe'nin en iyisi Fred'ti. Tartışmasız en iyisiydi. Bütün gollerde Fred'in imzası vardı. İşte üçüncü gol öncesi Ferdi'yi savunma arkasına kaçıran, pası atan Fred. İlk golde Cengiz'e pası atan Fred. İkinci golde karambol oluşmadan önce o Fred'in pasıyla geliyor o karambol. Orada kartal hatası, Cengiz pası veriyor, Batu'ya yatıyor falan.

Bütün gollerde Fred katkısı var. Hatta dördüncü golde top kornere çıkmadan önce de yine Fred'in topuk basıyla başlıyor atak. Sonra oradan korner oluyor ve kornerden golü buluyor Fenerbahçe. Oyunu oynatmayı, olgunlaştırmayı, Fenerbahçe'nin daha iyi oynamasını çok doğru toplar kullanarak, çok olgun bir oyun oynayarak sağlayan bir numaralı isimdi Fred ve onun olmayacak olması derbide tabii ki çok belirleyici olacak. Ama bence iki isim var, Fred ve Dzeko. Bazen Dzeko'yu daha önde görüyorum, bazen Fred'i. Bu iki isimden Cekon'un da sağlık durumuyla ilgili takımın derbiye yetiştirmeye çalıştığını duyuyoruz haberleri. Aynı şekilde Galatasaray'da da Davinson Sanchez'in önemi çok yüksek. Davinson Sanchez'in de Edin Cekon'un da ilk maça, ilk derbiye yetiştirileceğini düşünüyorum ben. Yani bir şekilde bence onları oynatacaklardır. Sadece bir taktik idmana falan bile çıksa ilk maçta, ligdeki maçta bence oynayacaktır. Belki ikinci maçta, kupadaki maçta hocalar daha riske edebilir bazı şeyleri.

Ama ligi daha önemli göreceklerini düşünüyorum. Ve bu iki oyuncunun da, Davinson Sanchez'in de, Ceko'nun da bu maçta oynamasını bekliyorum. Fenerbahçe'de gündemlerden bir tanesi Fred'in yerine kimin oynayacağı tabii. Bazıları şunu söylüyor. Cengiz Ünder bir gol, bir asist yapmış ve gayet iyi bir Kayser Spor maçı oynamışken sağ önünde Cengiz Ünder oynasın, Fred'in yerine İrfan Can Kahveci'yi çekin. Ve altı numarada İsmail, işte İrfan'ın yanında da Şimanski şeklinde 4-3-3 devam etsin diyenler var.

Ben bunu İsmail Hoca'nın yapacağını çok düşünmüyorum. Çünkü İsmail Hoca İrfan Can Kahveci'yi iç pozisyonda neredeyse hiç oynatmadı, hiç düşünmedi. Hem bir önceki döneminde hem bu döneminde hiç oynatmadı ve sağ önünde de bayağı iyi verim alıyor. O yüzden onun yerinden oynatacağını düşünmüyorum. İkinci ihtimal olarak şunu söyleyenler var. Fürede en yakın futbolcu profili, bütün Fenerbahçe kadrosu içerisinde Ferdi. Buna kesinlikle katılıyorum.

Fred'in yapabildiklerini yapmaya en yakın oyuncu. Fred'in yetenek kümesine en benzer oyuncu Ferdi. Ferdi'yi sol içe çekip Solbeke Osterwolde'yi koymak bir ihtimal olabilir deniyor. Fakat burada da şöyle bir durum söz konusu. Ferdi sol savunmadan ekstra çok önemli bir hücum katkısı, hücum silahı haline geldi.

Beşiktaş derbisinde bunu gördük. Beşiktaş derbisinin en iyi oynayanlarından bir tanesi Ferdi. Son Kayser spor maçında Fenerbahçe'nin üçüncü golünde gördük. Sürekli sol taraftan iç kuluvarı kullanarak Tadic ile kurduğu ikili oyunlarla çok etkili olan bir Ferdi var. Böyle bir etkinliği Fenerbahçe Teknik Direktörü niye elini tersiyle itsin? Niye sol bekten bu kadar iyi işleyen sol kuluvardan feragat etsin? O da ayrı bir soru işareti tabii. Fred'in yaptıklarını almak için Ferdi'yi orada oynatmak bir seçenek. Ama Osterwolde'nin Ferdin'in yaptığı sol-back hücumlarını yapabilmesini beklemiyoruz. O zaman da sol-back'ten feragat ediyorsunuz. Böyle bir hücum gücünden feragat ediyorsunuz. Bence Tadic'in de oyununu etkiler. Ferdin'in olmayacak olması sol-back'te. O yüzden ben sol iç pozisyonda Ferdin'in de oynamasını bu maç özelinde beklemiyorum. Bence Crespo-İsmail ikilisi oynayacak. Fakat Crespo-İsmail'i ikili oynattığı zaman hocanın esas oynamak istediği 4-3-3 oyununu oynayamadığını görüyoruz. Bu işte puan kayıplarına sebep olan maçlardaki en belirgin olan oydu. Tabii ki BK'yı da arıyorsun, Ciku'yu da arıyorsun, savunma sallanıyor vs. Ama en çok oyun hükmünü sağlayamamak, o Fenerbahçe'nin Fred'le oynadığı gibi kaliteli futbolunu oynayamamak beraberinde geliyor Fred'siz dönemde.

Crespo İsmail'i yaptığı zaman 4-2-3-1'e dönüyor takım. Simanski bir on numara gibi kalıyor. Hem İsmail hem Crespo'dan Fred gibi toplar çıkmıyor ön alana. O zaman Simanski'den daha çok yaratıcı işler beklemek zorunda kalıyorsunuz. Daha çok on numaralık yapmasını beklemek zorunda kalıyorsunuz. Ve Simanski'yi de etkiliyor maalesef Fred'in olmaması.

Crespo İsmail'le Karagümrük maçında oynanmıştı biliyorsunuz. İsmail biraz daha 8 numara gibi de denendi o maçta. Yine İsmail elinden geleni yaptı. 8 numara olarak defansif hamlelerini biraz daha önde yapmaya başladı. Ama aslına baktığınız zaman yine de böyle hücumda o 8 numaralıkları pek yapamadı. Yani yine orada Fenerbahçe için istenen olmadı. Şimdi Batu Şahin bir derece Ceko'nun yokluğunu giderebiliyor. Ama Fred'in yokluğunu giderebilen bir oyuncu Fenerbahçe kadrosunda pek görülemiyor. O yüzden şu derbide Fenerbahçe'de kim olsun diye İsmail Hoca'ya sorsalar muhtemelen ilk sıraya Fred yazardı ve ilk sıradaki oyuncusunun bu derbide olmayacak olması gerçekten Fenerbahçe için büyük bir dezavantaj. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.

Galatasaray'da ise Toreira'nın yanında oynayacak oyuncu aynı şekilde merakla bekleniyor. Fenerbahçe'de var olan bir yıldız yani Fred'in yokluğu aranırken Galatasaray'da bir türlü var olamayan bir isim aranıyor. Yani bir aslında Melon'un hayaleti gibi bir şey aranıyor. Yani olmayan bir şeyden bir şey çıkarmaya çalışıyor Okan Hoca. Kaan Ayhan'ı biliyorsunuz o pozisyona devşirdi. Yokluktan var etmeye çalıştı.

Kaan Ayhan Manchester United deplasmanında, Bayern Münih maçlarında falan zorlu maçlarda o görevi gayet iyi yapabildi. Ama mesela Kopernik deplasmanında, Galatasaray'ın galibiyet için oynadığı maçlarda o kadar onları veremedi. Ben bu maçta Kaan Ayhan'ın oynamasını bekliyorum. Fakat bu maçtaki planı, şimdi bu maçta Galatasaray'a yine beraberlik yetiyor, geçen seneki derbide olduğu gibi.

Yetiyor derken beraberlik Galatasaray'ı çok üzmez. Çünkü yine aynı puanda olacak iki takım. Burada Galatasaray beraberlik alır. Ligin ikinci yarısında da puan puana bile gitseler veya işte üç puan geride bile girse Galatasaray son derbiye. Kendi sahasında Fenerbahçe'yi yenerse puan eşit dediği durumda ikiliye avarajı da alacağı için Fenerbahçe deplasmanında bir puana Galatasaray şu anda hayır diyecek durumda değil bence. Oyun olarak da değil. Fenerbahçe'nin Galatasaray'dan daha iyi oynadığını, daha istikrarlı bir şekilde iyi oynadığını söyleyebilirim ben. Bu zaten istatistiklere de yansımış durumda. Ligin şu ana kadar en çok x'ci üreten takımı da Fenerbahçe. Savunmada rakiplerine en az x'ci veren takımı da Fenerbahçe. Galatasaray'dan daha çok gol atan takım da Avarajlı üstün olduğu için Fenerbahçe. Galatasaray bir tek Fenerbahçe'den daha az gol yemiş. Ama orada da verdiği x'ciye göre daha az gol yemiş. Yani aslında biraz daha Muslera başarısı gibi bir durum olmuş o konuda da.

Yani burada aslında Fenerbahçe bu kadar etkiliyken, kendisi aslında bu sezon, Galatasaray'ın daha geçen seneki gibi kendi yaralığında bekleyen ve kontra ataklarla sonuca giden bir plan yapması beklenir bir şeydi. Fakat dediğim gibi bu sene ön tarafta Barış Alper gibi bir hamle yok. Rashica gibi de bir kontraata koşucusu yok. Bir tek Kerem var ama mesela Ziyehler, Zaha'lar, Icardi'ler o kadar kontraata uygun oyuncular değil bu sene. Ve ilginç bir şekilde geçen sene mesela Icardi'nin hafif sakatlığı vardı bu derbi öncesinde. Icardi o zaman o derbi öncesinde yedek bırakılabilmişti. Fakat bu derbiden önce Icardi'de yedek bırakılamadı. O da bence belirleyici oldu. Ve Icardi'nin performansı da gün geçtikçe biraz daha düştü. Fiziksel olarak zorlanıyor. Burada çok net gözüküyor. Arkaya atılan toplara yetişemiyor, koşusu eksik kalabiliyor. Bir kontra atak oyununa şu anki yapısı hiç müsait gözükmüyor açıkçası. Barış Alper geçen sene forward oynatılmıştı biliyorsunuz, center forward. Bu maçta sol back oynama ihtimali çok daha yüksek.

Geçen sene mesela Icardi'nin o hafif sakatlığında Gomis'i düşünmedi hoca. Direkt Barış Alper'i oynattı. İkinci isim aslında Gomis'ti. Planı çünkü daha böyle bekleme ve kontra atak üzerineydi. Kerem de ona okey veriyordu. Raşissa da ona diğer kanatta okey veriyordu.

Hem iki kanadı hem öndeki barışı hızlı fulleli oyunculardı ve bekleyip kontra atak planı gayet makuldü. Fakat şimdi Ziye, Zaha, Icardi üçlüsüyle bir kontra atak planı çok makul değil. Üstelik Fenerbahçe'yi bu sefer kendi yararlığınızda beklediğiniz zaman Fenerbahçe geçen seneki Fenerbahçe'den çok daha iyi set oyunu oynayabiliyor. Bence şu an bu ligin en iyi set oynayan takımı Fenerbahçe.

Çünkü mesela geçen sene Valencia üzerinden goller bulabiliyordu Fenerbahçe sadece. Atakları zorlayacak, dribbling üzeri şutlar deneyecek, karamboller deneyecek, hızını, gücünü, süretini vesaire kullanıp bireysel hücumlar yaratmaya çalışacaktı geçen seneki Valencia. Yanına Batçuay da ekleniyordu. Onlar direkt fiziksel zorlama üzerine hücum ediyordu ve... Böyle daha tahmin edilebilir hücumlardı bunlar. Ama şimdi Tadic'in passları, Szymanski'nin topsuz koşulları, Jacko'nun oyun zekası vesaire deyince çok daha iyi kuruyorlar seti. Tabii Fred oynasa Fred de çok ciddi katkı sağlıyor. Ferdi Solbek'ten çok ciddi bir ofans katkı sağlıyor. Bu Fenerbahçe'ye karşı kendi aralığında bekleyip iyi durmaya, sağlam durmaya çalışan bir takımın kazanma şansı bence çok az ligde. Yani Fenerbahçe'ye karşı bekleyen üzülür. Benim düşüncem bu yönde. Hatırlarsanız Rıza Çalınbay bu hataya düşmüştü.

Normalde Beşiktaş daha önde basabilecek bir takım, oyuncuların Jetson'u vs. ile daha baskı yapabilecek bir takımken Amir Aziz Ahmetovic oynatmayıp Necip'i oynatarak, daha böyle geride bekleyerek savunma ve kontra atak düşündü. Kendi sahasında üstelik. Ama Fenerbahçe'ye karşı beklediğinizde Fenerbahçe çok daha iyi set hücumu organize edip kaliteli ayaklarıyla cezalandırıyor. Aksine mesela Antalya spor gibi, Trabzon spor gibi, Adana Demir spor gibi daha çok baskı yapmak isteyen, pres yapmak isteyen takımların Fenerbahçe'den puan aldığı, kazandığı veya Antalya'nın yaptığı gibi rakibini daha zorladığı görülebiliyor.

Fenerbahçe'ye bir de baskı yaptığınızda özellikle Fred de olmadığında Crespo, İsmail, Serdar Aziz oynarsa işte o olmadığında Samet falan daha böyle hataya yatkın isimlerdi. Mesela Trabzonspor'un attığı gollerden bir tanesi direkt Samet'in ayağındaki topa baskı ve kazanılan topla gol. Antalya yine ön alan baskısını kullandı. Orada da Zaits altı numara oynamıştı. Yine belli bir kadroda eksiklikler vardı. Galatasaray'ın da ön alan baskısının çok iyi yaptığını biliyoruz. PPDA olarak, yani rakibe pas izni vermeme olarak, ligde birinci sırada Galatasaray var. Fenerbahçe'den önde olduğu nadir statistiklerden bir tanesi bu. Fakat sadece ligde değil, Şampiyonlar Ligi'nde bile en üstteydi bu değerde. Rakibine pas izni en az veren takım olarak. Hem baskıya giden Kaleci'ye kadar basıyor çünkü Galatasaray. Rakip Kaleci'ye kadar. Kerem'in, Mertens'in vs. Torreira'nın bu konularda çok faydası oluyor. Bir de öyle iyi bir plan, iyi bir pres planı olduğundan da bahsedebiliriz Galatasaray'ın. Şimdi Crespo oynarsa işte Serdar Eziz'in oynamasını bekliyorum Stopper'de.

İsmail'li vs. bir Fenerbahçe'ye karşı Galatasaray'ın daha böyle baskı yapmasını bekliyorum. Yine onun dışında da kapanmak yerine daha böyle Ziyehli Zaha'yla oynayacaksa ki bence öyle oynayacak, daha topu da kullanabilen, biraz daha oyuna ortak olan bir Galatasaray beklentim var açıkçası. Bence bu seferki maç geçen seneki maçtan çok daha farklı olacak. Geçen seneki biraz klasik bir maçtı. Beraberliğe okey olan takım daha kontra atak silahını kullandı ve biraz Fenerbahçe'nin oyunu da Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürmüştü ve Galatasaray oradan deplasmandan net bir galibiyet almıştı. Ama bu kez o kadar klasik bir maç oynanmayacak, daha farklı oynanacak. Beraberliğe okey olacak olan takım Galatasaray, önde baskı yapmak zorunda çünkü oyun yapıları onu daha çok cezbediyor. O yüzden de gollü bir maç olmasını bekliyorum. Yani keyifli ve bol golün olabileceği bir maç beklentim de var benim açıkçası. Ama derbilerden de hiç belli olmuyor biliyorsunuz.

Son olarak tabi bu derbinin belirleyici isimleri Centerfour'lara da değinmek lazım. Icardi'de bariz bir fiziksel zorlanma gözüküyor o sakatlık sürecinden sonra. Ama bence ikisi arasındaki en belirgin fark da Edin Dzeko'nun saha içinde takımına oyun anlayışında katkısı, orta sağlaşma katkısı oluyordu. Edin Dzeko bu sezon maç başına ortalama 40 kez topla buluşuyor. Bu herhangi bir orta sahancısının topla buluşma sayısı gibi bir sayı. Burada takımına çok yardımcı olabiliyor. Icardi'nin ise topla buluşma sayısı 25.9, 26 diyelim. Yani arada bir 14-15 topla buluşma farkı var. Edin Dzeko ve Fenerbahçe ile yine. Bunun hareketliliği vs.

öne çıkıyor. Jacko takımına bağlantı konusunda daha çok yardımcı oluyor. Icardi de bu konuyu gayet iyi yapan bir oyuncu. Tekniğiyle de o da çok yardımcı oluyor ama dediğim gibi Jacko'nun fiziksel durumu ve hazırlığı daha öndeydi. Icardi'nin sakat sakat oynaması da belki burada etkiledi Icardi'yi ama bitiricilik olarak da Icardi'nin Jacko'dan daha keskin bir bitirici olduğunu söylemek lazım. Orada da Icardi Jacko'dan bir adım önde.

İkisi ligin şu ana kadar en çok şut çeken iki oyuncusu. En çok gol atan iki oyuncusu. Onlar arasında da kıyasiye bir rekabet olacak. Umarız iyi olan kazanır. Derbiyle ilgili böyle düşüncelerimizi noktalayalım. İki derbiden sonra yine Trens Spor'daki bölümde derbileri bol bol konuşacağız.

Kısaca bir Beşiktaş'a da değinelim. Onlar da 17. hafta maçında Alanya Spor'a karşı üç birlik bir mağlubiyet aldılar kendi sahalarında ve bir kez daha teknik direktör değişimine gidiyorlar. Rıza Çalınbay ile de yollar ayrıldı. Bu sezon şu ana kadar Şenol Güneş, Burak Yılmaz ve Rıza Çalınbay ilk devre bitmeden üç tane teknik direktörün görevine son verilmiş oldu. Ama bu kurulan kadro, bir önceki yönetimin yaptığı işler hiçbir teknik direktörü bağlayamaz gibiydi.

Herhangi bir teknik direktörün altından kalkabileceği bir iş değildi bu. Beşiktaş tarihinde görülmemiş işler var. Biliyorsunuz bunu hani şimdi söylemiyorum. Yaz transfer döneminde de Amarty transferinde bilhassa izlemiştim. Amarty'in Leicester'ı küme düşüren oyuncu olduğunu ve çok çok kötü bir transfer olduğunu düşündüğümü açıkça söylemiştim.

performansını çok yetersiz gördüğümü söylemiştim ve maalesef Alanya maçında da ilk iki golü doğrudan Amartey'in hataları, bireysel hataları sonucu Beşiktaş yedi. Mert de maalesef iki golle bariz hatalıydı ve Beşiktaş uzun süredir Alanya karşısında oynadığı en iyi oyunlardan bir tanesiydi. Yani yine çok iyi değil de. Beşiktaş'ın son dönemde oynadığı oyunlar arasında daha iyi bir oyundu. Buna rağmen bu bireysel hatalar çok fazla oldu ve Beşiktaş kendisi aslında kaybetti. Ama Rıza Hoca'nın da açıklamaları bir garipti. Oynadığımız oyun kötü değildi. Benim geldiğimde belki de en iyi oynadığım maçlardan bir tanesiydi bu. Ama böyle bariz bireysel hatayı önleyemezsiniz. Nasıl sen kalecisin? Oradaki topu vuracağın gidecek bu kadar basit.

İşte Mert Günoğ'u suçladı gibi bir şey oldu. Mert Günoğ'a gelene kadar Amartya'nın hataları çok daha fazlaydı ve orada öz eleştiri yapsa daha sağlıklı olurdu. Mesela Zaynuddinov Luganova maçında gayet iyi oynamıştı stoperde ve bu Amartya'nın defalarca bu hataları yaptığı ve oynadığı her maçta takımını yaktığı ortadayken tekrar oradan Zaynuddinov'dan Amartya'ya dönmeye bence hiç gerek yoktu mesela. Bunları konuşmaktansa sizi Fenerbahçe derbisinde fark yemekten kurtarmış olan Mert Günoğ'a laf söylemek, biraz orada da Rıza Hocamın samimi olmadığını veya kendi çıkarını düşündüğünü görüyorum. Yani orada öz eleştiri de yapabilirdi. Yani bu Amartilerden bir beklenti içinde olmak, Beşiktaş'ın demek ki Şenol Hoca dönemini hiç dikkatli izlememek falan anlamına geliyor. Bunların yani sürekli hata yaptığı ortada.

Hani başka biri mi var diyeceksiniz işte evet belki yine ideal bir isim yok ama dediğim gibi Zaynettin O bu Amarti'den daha iyi bir oyuncu. En azından onu hocanın tercih etmesini ben bekliyordum. Dediğim gibi açıklamaları bir garipti ve yollar ayrıldı Rıza hocayla da. Beşiktaş'ın şimdi bir yabancı teknik direktöre gitmesi bekleniyor. Gelen hoca için de çok zor geçecek ama umarım ikinci yarıda takımda bazı isimlerle yollar ayrılır. Biraz daha fazlalıklarından kurtulan bir Beşiktaş olup, biraz daha genç potansiyelli oyuncularla ligin ikinci yarısına devam edip, yaz transfer döneminde yeniden güçlenmeyi beklenen bir Beşiktaş yolu izlenir.

Bu haftalıkta düşüncelerim böyle. Bu haftanın da sonuna geldik. Gelecek hafta iki derbiden sonra Fenerbahçe Galatasaray maçlarını konuşuruz ve yine gündeme dair yorumlarda bulunuruz. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)