
1.775 kelime · ~9 dk okuma
Hayattaki amacımız nedir? Neden yaşıyoruz? Sabahları hangi amaçla kalkıyor? Okula veya işe gidiyor? Günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı harcıyoruz. Ne için uğraşıyoruz? Baya boğucu, içimizi sıkan sorular değil mi bunlar? Özellikle gençliğinde insanın zihninde oluşan soru işaretleri bunlar. Yaş aldıkça sorular kısık sesle sorulmaya devam ediyor. Hayat akışı içinde iş, aile, çocuk derken
İnsanın artık duymaktan bile korktuğu sorular haline geliyor hepsi. Ama bana kalırsa her gün sormamız gereken sorular bunlar. Her an aklımızda tutmamız gerekiyor hepsini. İçlerindeki en önemli soruysa neden? Herkes gibi bu soruları soran ama bununla da kalmayıp kendince cevaplar arayan hatta bu cevapları da bir teori haline getirmiş biri var neyse ki.
Abraham Maslow. Hepimiz için hayatımızı sorgulamamızı sağlayacak basit bir üçgenle, bir öz değerlendirme rehberi ortaya çıkarmış bir psikolog kentisi. Bu üçgenin de herkese bilinen adı Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ya da piramidi. İlk kez 1943'te yayımlanan bu teori o günden bu yana birçok değişikliğe uğramış ama ilk haliyle sunulduğu beş aşamalı ihtiyaçlar hiyerarşisi hiç değişmemiş.
Gelin öyleyse bu beş aşamaya tek tek bakalım ve bizim için ne ifade ediyor onu konuşalım bu bölümde. Bu sırada siz de bu hiyerarşide nerede olduğunuzu sorgulayabilirsiniz elbette. Ama sadece sorgulamakta da kalmayacağız. Sonrasında neler yapabiliriz ona da birlikte kafa yoracağız. Maslow temelde şunu öğrenmek istiyordu.
Bir insanın pes etmemesini sağlayan şey nedir? Devam edecek motivasyonu nereden sağlar bir insan? Buradan yola çıkarak insanların ihtiyaçlarına odaklanmış ve bu ihtiyaçları bir piramitte toplamış. Ve az önce de bahsettiğim gibi bunları beş başlık altında değerlendirmeye karar vermiş. Yeme ve içme gibi somut kavramlardan, kendini gerçekleştirme gibi soyut kavramlara uzanan bir şema bu. Ve Maslow'a göre bu hiyerarşide en alttan üste doğru ilerleyen bir sıra söz konusu.
Yani yaşamımız boyunca bu piramidi takip ettiğimizi iddia ediyor kendisi. Bu hiyerarşideki bir ihtiyacımızı karşıladığımızda gözümüzü bir sonraki kademeye dikiyoruz Mazlova göre. Peki nedir bu kademeler? Hangi ihtiyaçları kovalıyor insanlık? Önce bir özet geçelim sonra gerçek hayattan örneklerle detaylandıralım isterseniz.
İnsanın ilk ve en temel ihtiyacı piramidin en altında yer alıyor. Yani piramitte en geniş yeri kaplaması gerekenler fizyolojik ihtiyaçlar Maslow'a göre. Bunlar en ilkel ihtiyaçlarımız. Doğduğumuz andan itibaren ihtiyaç duyduğumuz şeyler. Çok temel düşünün. Uyku, nefes alma, beslenme… Bunlar insan bedeninde homeostaz adı verilen öz dengenin korunması için elzem olan ihtiyaçlar aslında.
Örnek vermek gerekirse, buzdolabı boşalan bir insan için piramidin diğer kademelerindeki ihtiyaçların hiçbir önemi kalmaz. Ancak bu ihtiyaçları karşıladığımızda yani bedensel ihtiyaçları giderdiğimizde ikinci kademeye erişebiliyoruz. Piramidin bu katında, ikinci katında da güvenlik ve korunma ihtiyacı polonuyor. Güvenli bir ortam sağlama.
Yine bebeklikten itibaren başlayan bir şey bu. Henüz konuşamayan bir bebek için en önemli şey güvenli ve tahmin edilebilir bir çevredir mesela. taşınma, yeni insanlar, terk edilme… Bunlar çocukta kalıcı travmalara yol açabilecek çok önemli sorunlardır. Sadece bebeklerden bahsedemeyiz elbette. İnsanın hayatı boyunca devam eden ve karşılamak için uğraştığı ihtiyaçlardır bunlar. Güvenli bir çevrede yaşama, finansal açıdan güvende hissetme, sağlıklı olma ya da kaza ve hastalıklara karşı korunaklı hissetme gibi ihtiyaçlar süreklidir haliyle.
işten kovulduğunuzu ve kıyıda köşede biriktirdiğiniz paranızın olmadığını düşünün. Bu güvenlik ve korunma hissenin elinizden kaçıp gitmesi anlamına gelir. İşiniz gücünüz yerinde, güvenli bir yerde yaşıyorsunuz. Sağlığınız da iyiyse ne mutlu. Öyleyse bir üst basamağa çıkabiliriz.
Sonraki aşamada bize sevgi ve ait olma ihtiyacı karşılıyor. İlişkilerden bahsediyoruz. Bir ilişkiye sahip olmanız yani hayatınızda birinin var olması yeterli değil bu aşamada. Sahip olduğunuz ilişkinin pozitif ve sağlıklı da seyretmesi gerekli. Her anlamda. Aile, arkadaşlar, sevgili, eş ya da çocuklarla olan ilişkileriniz. Özünde varoluşu daha anlamlı kılan şeyler bu saydıklarım. Kaç kişi olduğunda önemi yok aslında. Sağlam ilişkilere sahip olduğunuzda, bir gruba ait hissettiğinizde de bu ihtiyacınızı gidermiş oluyorsunuz.
Elbette önce kendimizi sevmemiz gerektiğinden bahsetmiyorum bile. Ancak kendimizi sevebildiğimizde, kendimize şefkat gösterebildiğimizde, başkalarının sevgisi o zaman bir anlam kazanıyor. Şayet bu konuda da iyi durumdaysak yani iyi bir ailemiz, eşimiz, arkadaş çevremiz varsa bir sonraki aşamadaki ihtiyaçları karşılama ihtiyacı duyuyoruz. Nedir bu? Saygı ihtiyacı.
Sevgi elbette tek başına yeterli olmuyor. Başka insanlar tarafından sevilmese dahi saygı görmeyi ister insan. Hatta en temel sosyal ihtiyaçlarımızdan birisidir bu. Burada da biraz daha geniş düşünmek gerekiyor. Saygı dediğimizde bunun içine öz saygı, özgüven ve başkalarından gördüğümüz saygı da dahil.
Haliyle özgüvenimiz ya da öz saygımız olmadığında aşağılık duygusu baş gösteriyor. Ve bu da en baştan diğer insanlardan göreceğiniz saygıyı engelliyor. Şayet kendinize saygı duyuyorsanız ve başka insanların da saygısını kazandıysanız haberler iyi. Piramitteki son aşamaya geçebiliriz demek.
Şimdi geldik bir insanın ihtiyaç duyduğu en son ve bütünsel anlamda hayattan zevk alması, mutluyum diyebilmesi açısından belki de en önemli ihtiyacına. Piramidin en tepesine. Kendini gerçekleştirme. Evet birçok insan tarafından bir tercih, bir lüks hatta gereksiz olarak görülen bir şey bu. Ancak kendini gerçekleştirme de bir insanın en temel ihtiyaçlarından birisidir. Mazlov'a göre de bir insanın her anlamda memnun olması için gerekli bir şeydi bu.
Tarihteki tüm başarılı insanların ortak özelliği de kendini gerçekleştirme meselesini temel bir ihtiyaç olarak görmeleridir ona göre. Peki nedir bu kendini gerçekleştirme dediğimiz şey? En basit haliyle şöyle tanımlayabiliriz. Kişinin potansiyelini ve becerilerini tam olarak fark etmesi, bunları en üst düzeyde geliştirmesi, hayatı tam olarak yaşaması ve hayattan zevk almasıdır.
Fakat yanlış anlaşılmasın. Her insan için bu kendini gerçekleştirme ihtiyacı farklıdır. Kimisi için bu başkalarına yardımcı olmak olabilir. Kimisi içinse müzik, resim ya da edebiyat gibi yaratıcı alanlarda başarılı olmak. Şöyle özetleyebiliriz bu durumu. Kendini gerçekleştiren insan, gerçek anlamda inandı, kendini geliştirmek istediği şeyleri tüm etkilerden bağımsız bir şekilde yapabilmiş ve tüm temel gereksinimlerini sağlayabilmiş birisidir.
Hatta Maslow herkesin sıra dışı zekaya sahip olduğunu düşündüğü Einstein, Shakespeare ve Mozart gibi isimlerin aslında sadece kendini tam anlamıyla gerçekleştirebilmiş insanlar olduğunu da iddia etmektedir. Tamam. Çıktık Maslow'un piramidenin en tepesine. kendini gerçekleştirme meselesi üzerine de düşündük. Tam bu noktada sizi birisiyle tanıştırmak istiyorum. Fakat öncesinde kısa bir ara rica ediyorum. Zira sizi tanıştıracağım kişi tüm bu anlattıklarımı daha iyi anlamanıza yardımcı olacak. Evet, şimdi sizi Ahmet'le tanıştıracağım. Onun hikayesi bu ihtiyaçlar piramidini daha iyi anlamamızda bize yardımcı olacak.
Ahmet elbette varsayımsal bir figür. Ama belki de gerçek bir insandır. Bilemiyorum. Kiminiz onun yaşadıklarına benzer bir hayat akışından geçiyor olabilirsiniz. Ya da tanıdığınız birisine benziyordur hikayesi. Kim bilir. Ahmet bir dönem açlık ve soğukla mücadele ediyordu. Hayatı çok zordu. Ama neyse ki ailesi iş bulabilmişti. O da bu sayede gıda, barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarına erişebilmişti.
Piramidin ilk basamağını bir şekilde tırmanabilmişti yani ailesiyle. Fakat bir sorun vardı. Ahmet'in yaşadığı mahallede suç oranları çok yüksekti. Sürekli silahlı çatışmalar falan yaşanıyordu. Dolayısıyla hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıyaydı. Ahmet için güvenli bir ortam söz konusu değildi. Ama ailesi daha iyi para kazanabildikleri yeni bir iş buldu.
Bu sayede daha huzurlu bir mahalleye ve güvenlikli bir siteye taşındılar. Böylece güvenlik ihtiyacını da karşılamış oldu Ahmet. Fakat Ahmet bu sefer de biraz yalnız hissetti kendisini. Eski okuldaki arkadaşlarını çok özlüyordu. Bir türlü yeni insanlara adapte olamıyordu. Ancak birkaç ay sonra bu da bir sorun olmaktan çıkıverdi.
Yeni okuluna yavaş da olsa ısındı Ahmet. Bir dolu yeni ve çok yakın arkadaş edindi kendisine. Hatta okulun futbol takımına bile kabul edildi. Artık sosyal olarak da sevilen ve kabul edilen bir insandı bizim Ahmet. Futbol takımındaki antrenmanlar da gayet güzel geçiyordu. Fakat ilk önemli maçına çıkarken çok büyük bir stres hissetmişti Ahmet.
Kendisiyle dalga geçilmesinden, başarısız olmaktan çok korkmuştu. Her şey bu maçtaki performansla bağlıymış gibi hissediyordu. Buna rağmen sahada çok iyi bir iş çıkardı Ahmet. Takip eden maçlarda da takımının değişmez oyuncusu olmuştu. Artık okuldaki herkes tarafından saygı görüyordu. Kazandığı bu özgüven oyununa da yansıdı. Sahada o kadar iyiydi ki ulusal takımlarda oynamaya ve çok önemli başarılar elde etmeye başladı.
Yıllar içinde yakaladığı bu başarılar sayesinde çok iyi para kazanıyordu artık. Ve bu sayede hayattan daha fazla zevk alıyordu ve kendini ödüllendirebiliyordu. İstediği, ihtiyaç duyduğu her şeye sahip oluyordu. Ancak bu kazanımlarını kendisine saklamadı Afet. Güçlü aile bağlarının, fedakarlığın ve iyiliğin de önemini kavramıştı. Her fırsatta yardım kuruluşlarıyla çalışıyordu. İhtiyacı olan insanlara maddi yardımlar da bulunuyordu. Sık sık barınaklara gidip oradaki hayvanlarla ilgileniyordu.
Tüm bunları yaparken o kadar iyi hissediyordu ki. Binlerce insana ulaşabiliyor, ilham olabiliyor, hayatta bir fark yaratabiliyordu. Teşekkürler Ahmet. Bize piramidi daha iyi anlamamıza yardımcı olduğun için.
Evet, kiminiz için çok alışılagelmiş, kiminiz içinse ekstrem bir örnek olabilir bu anlattığım. O yüzden bir açıklık getirmeliyim. Kendini gerçekleştirmeden kastımız zengin, ünlü ya da yıldız olmak değil. Bu aşama herkes için çok farklı yaşanabilir. Hepimiz farklı bir hikayenin kahramanıyız. O yüzden yanlış anlaşılmalara çok açık bir mevzu bu.
Özellikle de sosyal medyayla birlikte modern dünyada sahte bir kendini gerçekleştirme furyası söz konusu. İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığını düşünmeden veya bu konuyu dürüstçe ele almadan doğrudan kendini gerçekleştirme aşamasından bahsediyor bazı insanlar. Biliyorum, Maslow'un ihtiyaçlar piramidi psikoloji dünyasında birçok tartışmaya yol açtı. Ancak hayata, olaylara ya da insanlara dair çıkarımlar yaparken önemli bir rehber olarak da görebiliriz bu piramidi.
Diğer taraftan bu piramidin çok katı kurallarla sabitlenmediğini de unutmamız gerekiyor. Hayata çok şanssız başlayan insanlar için bu süreç elbette çok farklı işleyecektir. Herkesin karşılaşacağı zorluklar elbette çok çok farklı olacaktır. Fakat bu piramit bir insan için en iyi motivasyon kaynaklarından biri olarak gösterilebilir. Bir insanın ihtiyaç duyduğu pozitif bakış açısını destekleyecek bir neden sunabilir.
Çok subjektif olması nedeniyle de eleştirilen bu piramidin yansımalarıyla ilgili yapabileceğimiz yorumlar da subjektif olacaktır bu nedenle. Özellikle bazı toplumlarda insanların birçoğunun ilk iki aşamayı hayat gayesi olarak gördüğüne şahit olursunuz. Eminim yakın çevrenizde de sayısız örnek vardır buna dair. Hatta belki siz de böyle düşünüyorsunuzdur. Başınızı sokacak bir eviniz, bir işiniz varsa, sağlığınız yerindeyse yeter algısına sahipsinizdir.
Yanlış anlaşılmasın. Yeterli olması da gerekiyor zaten. O nedenle piramitte en genişi yeri tutan ihtiyaçlar bunlar. Temel. Olmazsa olmaz. Ama… Ama hayat sadece bunlardan ibaret değil asla. Hayat bu temel ihtiyaçlardan daha fazlası. Mutsuz bir ilişkisi ya da mutsuz bir aile ortamı olan insanlara en azından işin var, evin var, sağlığın yerinde demek çok ama çok anlamsızdır bu sebeple.
Temel ihtiyaçlarından biri yok bu insanın. Bir şey ifade etmiyor bu teselliler. Ya da saygı görmek istiyorum diyen bir insanı düşünün. Veya kendimi geliştirmek, şiir yazmak, enstrüman çalmak istiyorum diyen bir insanı. Onlara yahu ne işin var, ne uğraşıyorsun bunlarla demek çok ama çok anlamsız. En basit haliyle açım, yemek istiyorum diyen bir insana ne yemeği şimdi demek gibi bir şey.
Hatta biraz daha ileriye gidelim. Böyle argümanlar üretmek o insanlara yapılmış birer haksızlık aynı zamanda. Fakat iş burada da bitmiyor. Zaman içinde kendini gerçekleştirme aşamasından daha da ötesi eklendi bu piramide. Kendini aşma. Potansiyelini gerçekleştirdikten sonra bu potansiyelin de ötesine geçerek, tüm zincirleri, tabuları yıkarak sıra dışı işler yapma evresi yani. Bununla birlikte piramide eklenen başka aşamalar da mevcut. Ancak başlangıç için bunlar yeterli olacaktır. Tüm konuştuklarımızı da göz önünde bulundurursanız. İçinde bulunduğumuz zaman öz değerlendirme zamanı aslında. Hayatın ne kadar kısa olduğunu ister istemez unutuyor insan. Geriye baktığımızda yıllarımızın boşa geçtiğini görüp hayıflanmak yerine bir şeyler yapmak gerekiyorsa hemen şimdi, şu anda yapmaya başlamak lazım. O yüzden tekrar soruyorum size. Ne için yaşıyorsunuz?
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.