Podcast

Defne İle "Çocuk Olmayı Ben Nerden Bileyim?"

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yakın İlişkiler'in bu bölümünde sürpriz bir konuğumuz var: Defne! Psikolog Dr. Gizem Sürenkök ve kızı Defne samimi ve eğlenceli bir sohbetle kulaklarınıza misafir oluyor.

Ve Defne hepimize unuttuğumuz bir duyguyu tekrar hatırlatıyor: "Çocuk olmak nasıl bir şey?"




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.422 kelime · ~7 dk okuma

Herkese merhaba. Herkese merhaba. Duyduğunuz gibi bugün benim için çok heyecanlı bir gün. Benim için de. Çünkü bugün karşımda canım kızım Defne bana eşlik ediyor. Ben de ilk kez geliyorum bir podcaster için. Biraz heyecanlıyım. Kendime yaklaşabilir.

Defne bugün kendisi bir podcast kaydetmek istedi. Benimle birlikte. Çünkü uzun zamandır benim podcast kayıtlarımı heyecanla dinliyor o da. Ve kendisi dünyaya duyurmak istedi. Değil mi sesini? Evet. Nasıl anlatıyordun bana bunu? Nasıl? Diyordun ya, dünya duysun diyordun. Evet, dünya duyacak. Ama tabi ki de herkes değil. Sadece ilgilenenler. İlgilenenler duyacak, evet haklısın. Defne'cim o zaman hazırsan sana birkaç sorum var benim. Tamam. Ne soracağımı biliyor musun? Hayır. Bilmiyorsun. Tamam. Çok basit bir soruyla başlayacağım. Tamam. Çocuk olmak ne demek?

Çocuk olmak, eğlenmek, öğrenmek... ...ve de çok ailenle vakit geçirmek, oyun oynamak... ...okuma yazma gibi şeyleri öğrenmek, o anlama geliyor. O anlama geliyor. Peki, çocuk olmanın en güzel tarafı ne sence?

Transkriptin tamamını oku

Bence çocuk olmanın en iyi tarafı, taraflarının biri, hep serbest olman aşağı yukarı. Oyun oynayabiliyorsun ve sadece ödev hariç hep serbest oluyorsun. Bir de okulda falan işin oluyor ama evdeyken ödev hariç hep serbest oluyorsun. Sakin ve serbest oluyorsun. O nedenle çok rahat. Sakin ve serbest olmak. İstediğin gibi sakin ve istediğin gibi serbest. Çok güzel bir şeymiş bu. Yetişkin olmanın en kötü taraflarından bir tanesi sürekli bir yerlere gidip bir şeyler yapıyor olmak çünkü. Evet. Peki senin gözünden böyle bakınca yetişkin olmanın güzel bir tarafı var mı? Bence yetişkin olmak biraz da güzel. Neden? Çünkü

Daha fazla... Çocuk olmamda, yetişkin olmamda bence güzel şeyler var. Mesela yetişkin olunca daha çok çocuğun olursa vakit geçiriyorsun. Daha çok para kazanın çocuğunla bir şey yapabiliyorsun. Daha çok işe gidip, daha çok oyun oynayınca ne oynayacağına karar veremiyorsun bazen. O zaman iş yapınca bazen iyi oluyor. O nedenle bence yetişkin olmak da biraz iyi.

Peki, yetişkin olmanın kötü bir tarafı var mı sence? Evet. Ne? Hep çalışmak zorunda olmam. Peki... Ama bu aslında hem insanlar için dünyadaki... ...hem de çocuğum ve senin için iyi bir şey doğrusu. Neden ki?

Hem daha çok para kazanıp daha çok şey yapabiliyorsun. Hem de adillik oluyor. Hem insanların ihtiyaçlarını gideriyorsun. O nedenle bence güzel. O nedenle güzel. Anladım. Peki, sen bulunduğun yaşı seviyor musun? Evet. Yakında yedi olacağım. Yakında yedi olacaksın. Peki, mesela şimdi yedi yaşındayken en çok hangi yaşı olmak istersin? Hala yedi. Hala yedi olmak istersin. Bu çok güzel bir şey.

Çünkü yani çocuk yaşlarımda... ...şu an olduğum yaştan başka bir yaşa gitmeyeceğim ben direkt. Olmak da istemiyorum. Zaten 7 yaştan 8-9 her yaşı yaşayacağım sayılır. Ne kadar ölmediğim süre yaşanırsa o kadar yaş yaşayacağım. Çok gerçekten felsefi bir bakış açısı oldu. Umarım çok uzun yaşarsın. Evet. Umarım sende. Teşekkür ederim.

Peki, Selena geçenlerde biz ölüm hakkında konuşuyorduk. Onu lütfen konuşmayalım. Konuşmayalım mı? Evet. Belki orada değişik şeyler söylüyordun da onları paylaşmak ister misin? Belki insanlar böyle şeyler olursa belki böyle daha iyi olur. Ölümlü bir videoydu. Bence siz bunu 6,5-7 yaşlarınızda izlemeyin. İsmi Koko. Bence bu...

6,5-7-8 yaşlarınızda izlemeyin. Biraz korkutucuymuş. Netten korkutucuydu. Ben izlemediğim için videoyu bilmiyorum.

Bir dakika dur. Önce dinleyen insanlara ufak bir bilgi verelim. Defne geçtiğimiz günlerde benim yanımda olmadığım bir noktada... ...böyle Coco isimli bir animasyon izlemiş. Aslında Coco çok bilinlik ve böyle sevilen bir animasyon. Ben içediğini bilmiyorum ama oradan... Ama benim kuzenlerimle izliyordum ve... ...kuzenlerim 6-7 yaşlarında izlemiş. Hiç korkmadan eğlenerek çıkarmış tadını ama... ...yine de ben korktum. Ben de...

Size biraz detayını anlatayım. Yok, detayını çok anlatmaya gerek yok filmin. Detayını anlatmasak da olur da. Şöyle ölümlüydü, bayağı üzücüydü. Ama sonunda bayağı iyi oldu. Onu haber vereyim. Tamam, neden anlatma dediğimi anladın mı? Henüz filmi izlememiş insanlar filmle ilgili bilgisayarlı olmasınlar diye. Hem de hem tatlılığını çıkartamazlar, hem de ya çok çiçekseler ve anneleri falan izlerken onlar da duyduysalar korkabilirler. Korkabilirler. Şimdi orada...

Hani orada iskelet gibi bir şey varmış galiba değil mi? Evet. Sen de bunun üzerine biraz düşünmeye başlamışsın. Sonra buradan seninle biz ölüm hakkında biraz konuştuk. Çıkardığın bazı sonuçlar vardı. Belki bizi dinleyen insanların da aklında ölümle ilgili bazı sorular olabilir diye... ...ben de senin o çıkardığın fikirleri paylaşmak ister misin diye düşündüm.

Ben ilk paylaştığım insan annem oldu. Çok iyi geldi. Hem de daha dün paylaştım. Yani siz de bir bebeğiniz ya anneniz, babanızın, anneniz, dedeniz biriyle paylaşın. Rahatlayın. Direkt bence iyi gelir. Anneniz ya da babanız bence önce daha iyi olabilir. Sen böyle bir sıkıntın olduğunda ne yapıyorsun?

Kendi kötü hissettiğinde? Diğer kişiye söylemeyip ilk anneme söylemek bana iyi geliyor. Bir kez babamla konuşmak zorunda gibi hissediyorum. Bayağı zor tutuyorum kendimi. O zaman sadece babamla konuştum. Ondan sonra hep annemle konuşuyorum ben. Peki biriyle konuştuğunda sana iyi geldiğini nereden anlıyorsun? Çünkü yani...

Ben videoyu mesela paylaştıktan sonra... ...sen bana ölümlü olunca... ...beni daha iyi hissettirmek için şeyler söyledin. Öyle olunca... ...ben de kendimi daha rahat hissettim. Aynı yani bu. Bayağı kötü bir şey de değilmiş ölüm dedim. Ama yani ölmek de istemeyiz tabii. Bana iyi geldiğini öyle anladım. Yani böyle bir şeyin... Seni böyle... Dur, başka türlü sorayım. Çünkü çocukken nasıl hissettiğimi ben hatırlayamıyorum. Ben büyükken bir şey üzüldüğümde... Mesela şuram, böyle... Göğsümde sanki böyle bir fil oturuyormuş gibi hissediyorum. Böyle... Bazen... Çok komik. Çok komik, değil mi? Böyle bazen başım ağrıyor. Bazen böyle gözlerim acıyor falan. Üzüldüğümü oradan anlıyorum. Sen üzüldüğünü nasıl anlıyorsun? Kendi kötü hissettiğini?

Ben üzüldüğümü direkt şöyle hissediyorum yani. Eğer üzüldüysen bilgim oluyor direkt. Direkt bilgin oluyor. Vücudunda bir yerde hissediyor musun bunu? Galiba beynim. Beyninde hissediyorsun. Anladım. Yani şöyle... İzlediğim videodan sonra direkt düşünceler hep aklıma geldi. Bayağı korkuttu. Onun gibi şeyler. O nedenle anladım özellikle korktuğumu. Öyle anladım. Anladım. Bazen mesela karnımızı ağrıyabilir ya da farklı yerlerimizde de hissedebiliriz korkuyu ya da kaygıyı. Ama belli ki sen sadece kafanda hissetmişsin bunu. Evet. Anladım.

Peki Defne, bizi dinleyen bir sürü insan olacak. Evet. Onlara senin anlatmak istediğin bir şey var mı? Evet. Ben de sana birkaç soru sormak isteyeyim. Biraz heyecanlandım şimdi. Birinci sorum. Büyük olmak nasıl bir şey?

Büyük olmak nasıl bir şey? Ama şimdi benim sorularımdan çalmışsın gibi oldu. Birisi. Diğeri öyle değil galiba. Tamam, peki. Çalmışsın derken kötü demek istemedim. Yani böyle esinlenmişsin gibi. Şimdi düşünüyorum, büyük olmak ne demek? Ben büyük olmayı seviyorum Defne'm. Küçük olmak da çok güzeldi. Küçük olmanın en güzel tarafı... ...kararları alırken böyle bir takım... ...buraya mı gitsem, bunu mu yapsam, şöyle mi hissetsem falan... ...bunları çok fazla düşünmek zorunda olmamaktı.

Ondan sonra birilerinin benim için bunları düşünüp karar veriyor olmasıydı. Ama bir yandan da şeyi hiç sevmiyordum. Mesela diyelim ki ben bugün bir şey yapmak istemiyorum ama annem mutlaka onu yapalım istiyor. E benim bunda pek de söz hakkım olmuyordu. Şey, peki sen işini sevmiyor musun?

İşimi mi? Aynen, işimi çok seviyorum. Umarım sen de büyüyünce çok sevdiğim bir iş yaparsın. Çünkü ben yaptığım işi, daha doğrusu sevdiğim işi yapma şansım oldu. Herkes her zaman sevdiği işi yapmıyor. Evet, bazen şanslar olmuyor.

Ailelerinden biri istemiyor, uygun göremiyor. Ailesinin mesela karısı kocasından uzak olmak istemiyor diye istediği işi yapamıyor. Kocasına benzer bir iş yapmak zorunda kalıyor. Sen bunları nereden biliyorsun? Tahmin ettim. Tamam, peki. Evet, bazen insanlar istedikleri işi yapamayabiliyorlar. Ama ben bu anlamda çok şanslıyım, sevdiğim işi yapıyorum. O yüzden çok mutluyum. Hem de aslında benim babamla da aynı ofiste çalışıyorsun. Aynı... ...oda desem, ofisin...

Aynı apartman, aynı ofis, yakın odalar. Çok şanslısınız. İşleriniz aynı sayılır. Doğru. Babanla ofislerimiz hemen yan yana. Yani böyle bir duvar var aramızda sadece. O yüzden bütün gün onu görme şansım oluyor. Ve birlikte aynı işi yapmak çok keyifli. Çok az boşluğun oluyor. Bu üzücü oluyor ama... Evet, biraz daha kendime ve babana ve sevdiğim diğer insanlara... ...gün içerisinde biraz daha fazla vakit ayırabilmek isterim. Ama toplantılar, diğer işler, bu tutumların hepsi olduğu için biraz zor oluyor. Eğleniyor musun toplantılara? Toplantılarımla çok eğleniyorum. Şey anneciğim... Sen bazen bölünsen ama mesela bölünsen bile aynı şeyi yapmaya devam eder misin? Bölünsem bile aynı işi yapmaya devam eder miyim? Evet mesela sen toplantı yapıyorsun. Biri geldi seni böldü. Yine de toplantına devam eder misin yoksa baştan başlarsın? O zaman devam ederim. Baştan başlamam. Kaldığım yerden devam ederim. Şöyle, söylediğin kelimeyi bir daha söyler misin?

Söylerim herhalde. Bence de geçkinler şeyleri. Sen söylemez misin? Bilmem. Peki. Başka var mı bana sorun? Aslında gelirken bir sorum vardı. Hatırlamaya çalışacağım. Tamam. Neyse ben devamında sorarım. Senin bana başka sorun var mı? Podcast kaydetmek nasıl bir şeymiş? Çok iyiymiş. İyi miymiş? Eğlenceli miymiş? Evet. Sen benleri kaydederken mutlu oldun mu? O kadar mutlu oldum ki. Karşımda seni görmek çok güzel. Umarım insanlara biraz örnek yapmışızdır. Kapayalım mı sence? Olur. Bence olur.

Görüşürüz. Çok teşekkür ederiz herkese. Katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Hoşçakalın. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)