
1.451 kelime · ~7 dk okuma
Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?
Alo, Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour! Kayıp Eşya Bürosü'ne hoş geldiniz!
Nasılsınız bakalım? Kerenacılar, ne yaptınız görüşmeyle? Yatmadan çift aşamalı yüz temizliğinizi yapabildiniz mi? Finalleri verip son paranızla bir bira içebildiniz mi? Ya da kış lastiklerinizi takabildiniz mi? Veya saç lastiklerinizi bulabildiniz mi? Çeşit çeşit bürosunun gülüyüz sonuçta burada. Peki, Mesrekari'ye düşen Atatürk sayısındaki artış dikkatinizi çekti mi? Ben nereye baksam atamı görüyorum. Aa, Özgen, öyle de olmalı zaten. Çok iyi, atam. Dediğinizi duyar gibiyim, o manada söylemiyorum.
Bir anda herkes Atatürk oldu. Atatürk oldu herkes. Her sabah bir başka ünlünün Atatürk makyajlı haline uyanıyoruz ülkecek. Atatürk benzerleri yarışmasına hazırlanıyoruz gibi ki bunun daha makyajsız yataktan kalktığı haliyle Atatürk'e benzeyeni var. Ben en son daha dün Yiğit Özşener'i gördüm. Makyajı 5 saat sürmüş.
Konu sanki hani cumhuriyetimizden, paşamızdan çıktı da makyaj sanatçıları arasında bir inatlaşmaya döndü gibi oldu. Hani sen mi daha iyi burun yapacaksın, ben mi daha iyi kaş yapacağım, hangimizin peruğu daha gerçekçi diye diye bakın sadece makyaj yapılan ünlüleri sayıyorum. Haluk Bilginer, Halit Ergenç, Sinan Tuzcu, Aras Bulut ama benim favorim Nursel İdiz. Nursel İdiz. Nursel İdiz bakın çoğu insan belki bilmez ama yıllar yıllar önce Edirne Keşan'da bir festivalde, Edikli Festivali'nde Cumhuriyet Kadınları Defilesi'nde Atatürk oluyor. Kadın Atatürk, ana Türk oluyor yani. Girin, yazın Google'a Nursel İdiz Atatürk diye göreceksiniz. Bu muhteşem makyajı lütfen rica ediyorum görün. Kaşlar için paşamın tarlada kovaladığı kargalardan ilham alınmış.
Benim zihnimde Nurseli İdiz Atatürk makyajı, Çelik Çıplak Çello Çalıyor ve Sibel Can Zeyna kostümlü dergi kapağıyla aynı rafta, yan yana, Çelik Çıplak Çello Çalıyor cümlesini bir kere de söyleyebilen başka podcasterı da bulamazsınız. Neyse ben asıl başka bir şeyden bahsetmek istiyorum bu hafta. Benim bir derdim var. Burada da paylaşmış olayım. Hani belki aranızda bir hal çaresini bilen vardır. Sonuçta büromuzun demografisi bayağı şenlikli. Panik olmayın. Öyle çok önemli bir şey değil de. Yani aslında önemli de, yani sağlıksal bir şey değil. Büyük resimde aslında sağlıkla da ilişkileniyor gibi. Ama dur neyse bir kere de söyleyeyim gitsin ya. Ben de temsil eksikliği çıktı biliyor musunuz? Valla. Ben bir süredir temsil edilemiyorum mecliste.
Var mı aranızda temsil eksikliği çeken? Uğraşıyorum, uğraşıyorum, yok. Yani nasıl yapacağız hiç bilmiyorum. Tam oh diyorum galiba bu sefer temsil edileceğim gibi. Hadi diyorum gideyim oy vereyim de seçilsin. Benim adıma da gitsin iki önerge versin. İşte bir meyveli muhallebi yesin. Meyveli muhallebi mi diyeyim yoksa sen mi gerçek ismini açıklamak istersin Vişneli Tayfır? Vişneli Tayfır meclisimizin olmazsa olmazı biliyorsunuz.
Meclise ilk ne zaman girmiş bu konuda net bir bilgi edinemedim. Fakat menüdeki yerini tırnaklarıyla kazıyan bir tatlı Vişneli Tayfır. 2014'te hakkında soruşturma bile açılmış. Vişneli Tayfır'ın hakkında soruşturma açılmış. Öyle de belalı öyle. Asi bir şey. Şey ya, çılgın tam bizlik yani. Aranızda hala hakkında soruşturma açılmamış olanlar var. Görüyorum, Vişneli Tayfır hakkında açılmış. Herkes de otursun, neyin yanlış yaptığını düşünsün. İnternette yer alan, sınırlı, kaynakçasız, yamru yumru bilgilere göre, meclis lokantasında çalışan bir abimiz, sivilde eşine bir restoran açıyor ve o restoranda da Tayfır yaptırıyor. Ya.
Bundan sonrası benim kendi kişisel hayal gücüm ve gödümden sallamamdır. Sanıyorum meclise özel olduğuna bir şekilde inanılan bu tatlıyı sen nasıl halkla buluşturursun diye basıyorlar adama soruşturmayı. Yani sonuçta meclisin lokantasından tarif çıkaran devlet sırrını da Amariga'ya, Rusya'ya satar gibi bir mantıklı hareket etmiş olabilirler. Bizim aklımızın ermediği ne olaylar?
Ne olaylar dönüyor kapalı kapılar ardında, bürosunun gülleri, bilemeyiz o yankı odaları değil mi? Bu adama ne oldu? Eşinin restoranı hala açık mı? Vişneli tayfırı menülerinden çıkardılar mı yoksa bir meyve sebze halında, çapraz ateşle suikaste kurban mı gittiler? Soruşturmanın akıbetiyle ilgili başka herhangi bir bilgi yok.
Yine büromuzun demografisi içerisinde bu soruşturmaya ulaşabilecek olanınız varsa lütfen vişneli tayfır dosyasını bizlerle paylaşsın teşkilatının gülleri. Bak beni DM'den Erk Acarer'e mesaj atmak zorunda bırakmayın. Rezil olduğumuzla kalırız. Kurban olayım. Bitti mi? Bitmedi. Bundan 3 sene sonra 2017'de dönemin meclis başkanı İsmail Kahraman menüde tayfırımızı görüyor ve... Bu nasıl tatlı ismi? Bizim aşuremiz, sütlacımız, baklavamız var.
diye küçük bir muhafazakar atak geçiriyor. Kendisi zaten siyasete 95'te Refah Partisi'nde başlamış. Neyse, atağını geçiriyor ve tatlı menüden çıkartılıyor. Bayağı gıda, besin, tatlı yasaklıyorlar. Ve meclis ayağa kalkıyor. Evet, yanlış duymadınız. Vişneli, tayfır yiyebilmek için tüm meclis tek yürek oluyor. Hatta bir ara milletvekilliği de yapmış olan Melda Onur Twitter hesabından şunları yazıyor. Ya siz hasta mısınız?
Başka işiniz yok mu? Meclise gittiğimde yediğim tek tatlıydı o! Yürü be muhalefet kadın be! Böyle muhalefet görüldü mü ya Cumhuriyet tarihinde? Yürü be! Tek tatlıydı be Vişneli Tayfır! Hepimiz Vişneli Tayfırız!
Bunun dışında nasıl meclis ayağa kalktı? Yine net bir bilgi yok. Haber metninde yetkililere çok sayıda talep iletildi gibi epey edilgen bir cümleyle ifade etmişler. Ama yetkililer kim? Talebi kimler iletti? Ve tam kaç adet talepten bahsediyoruz? Bunlar yine bizim hayal gücümüze bırakılmış. O yüzden, hadi buyurun, bu olayı büromuzda şu şekilde kayıtlara geçiriyorum. Yaz kızım. Gereği düşünüldü. İzah edilen gerekçelerle...
Meclis tatlısı olarak da bilinen Vişneli tayfır tatlısının içeriğine ve tarifine sadık kalınarak Menüye iadesine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ve meclise ait sosyal tesislerde tekrar satışa sunulmasına isminin meyveli muhallebi olarak değiştirilmesine karar verilmiştir. Ya bu mecliste vişneler temsil edildi ya, vişneler. Vişneli tatlılar temsil edildi bu mecliste. Mayhoş tatlısız yapamayanlar temsil edildi ya Büyük Millet Meclisi'nde. Ben de bir vatandaş olarak, ya ne bileyim, temsil edilirim bence gibi bir umut doğuyor insanın içine. Allah kahretsin ki doğuyor ya. Gidiyorum, oy veriyorum. Oyun başında duruyorum, sayıyorum. Tutanak, ıslak imza, çuval, YSK, pasta grafik, ilbazında sandıklar, meclis, yemin, yumun. Yok, yok, yok. Yok. Delireceğim.
Bağırsam sesimi duyar mısınız meydanlarda? Verebilir misiniz anayasal haklarımı ellerinizle? Bilmezdim seçilmenin bu kadar güzel, seçimlerinse kifayetsiz olduğunu bu derde düşmeden önce. Bir meclis var, biliyorum, önergeler sunmak mümkün. Epeyce yaklaşmışım, görüyorum, duyuyorum, temsil edilemiyor.
Ya bilmiyorum. Belki de sorun bendedir ya. Valla belki de çok uğraştım, darladım yani. Meclisi falan bunalttım hep. E öyle olunca da tadı kaçtı, sündü. Ama valla sevgimden ya. Sevgimden. Hani bir iki red flag'i var albayrağa yani. Yok mu? Var ama hepimizin var. Hangimizin yok ki?
Eminim benim de hatalarım olmuştur, yani zor taraflarım muhakkak vardır. Ama sonuçta değil mi, ikimiz de birbirimizi sevdiğimiz sürece, yani karşılıklı saygı çerçevesinde, efendim atıyorum, sınırlarımıza aşmadan emek verirsek tüm zorluklara göğüs gelerek şey yapabiliriz gibi. Yani bilmiyorum. Gerçi bu ilişkilenme biçiminde de problem var. Bak çok net söylüyorum. Bu şekilde yıllarını geçirmiş biri olarak ben kendimden çok eminim. Tecrübelerime de yüzde yüz güveniyorum bu bu şekilde olmaz. Hep ben, hep ben, hep ben. Olmaz. Hep peşinde koşamam ben anayasal haklarımın. Biraz da onlar benim peşimden koşacak ya. Haksız mıyım? Bürosunun gülleri. Hiç böyle düşünmüş müydünüz? Ben biz neden temsil edilmek için bu kadar yoruluyorum?
Meclisin yorulması lazım. Tersten işlemesi lazım bu durumun. Bizim kapılarımıza polislerle dayanmaları lazım. Temsil edilmediğimiz için. Özgözel siz misiniz? Evet buyurun. Bizimle merkeze kadar gelmeniz gerekiyor hanımefendi. Anlamadım neden? Yani şöyle özetleyeyim. Yavrum kaldır kollarını. Temsil ol etrafın sarılı. Bunlar iyi günler sana ver. Hadi siz de. Göster Cem Ana yasal haklarını.
Yediniz ama, değil mi? Ya yedim gerçekten. Bir saniye memur bey, o zaman çok az bekleteceğim. Üstüme bir şey alıp geliyorum. Sonra biz polis beylerle merkeze gidiyoruz. Orada bana soruyorlar, sizi temsil eden kişi nasıl biri? Ben de detaylıca anlatıyorum. İşte robot resmini çiziyorlar benim vekilimin. İstanbul'un her yerine asıyorlar.
Haber bültenlerine, gazetelere, Twitter'a falan her yere servis ediyorlar. Neyse bir şekilde vekil bulunuyor. Bizi yüzleştiriyorlar. Söz veriyor ne olursa olsun seni orada en iyi şekilde temsil edeceğim, haklarını savunacağım diye el sıkışıyoruz. Eve dönerken bana vuruyorum. Sar diyorum ustam. Sar oradan beş kilo vişne sar tayfır yapıp mahalleye dağıtacağım. Büromuzu bu hafta şu sözle kapatalım o halde. Umut yoksa karamsar olmak için de bir sebep kalmamış demektir.
Kayıp Eşya Bürosu Özgü Özel Sevgiler Görülüyor ki bir arada yaşama efsanemiz çökmüş. Kibirden küfelik olmuşsanız size benzemeyenin çığlığını nasıl duyacaksınız? Bir taraf bir arada yaşamanın yolunu ararken öbürü sindirmek, dönüştürmek, özgürlüklerini birer birer yok etmek istiyorsa bizi yok ettiğinizde gelecek olimpiyat tanıtımına kimi koyacaksınız? Biz Sivas'ta yakılan, gezide vurulan, evlerine işaret konulan hayat tarzından ötürü cezalandırılanlarız. Ama her nasılsa kronik mağdur hep sizsiniz. Azınlığın çoğunluğu ezmesi sürdürülemez. Ama çoğunluğun azınlığı ezmesi sürdürülebilirdir. Asıl korkutan da budur.
Gerçekten bu ülkeyi korkunç bir akıbete sürüklemekten kaçınmaya niyetliyseniz adaletle ölç almak arasındaki farkı en kısa zamanda öğrenmeye mecbursunuz. Bizden çatışma bekleyenler için altını çizmek istiyorum. Biz çatışmıyoruz. Var olmak için direniyoruz. Tarihe dönüp bakarsanız hepimizi neyin beklediğini çok açıklıkla göreceksiniz.
Kendi yarattığınız radikal canavarın sizi de teslim almasını sadece bizim var olma mücadelerimiz engel diyebilir. Bundan sonrasını Arif olanlara bırakıyorum. Saygılarımla.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.