Podcast

Korkulu Kaçıngan Bağlanmayı Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç, birine çok yakın olmak isteyip bir yandan da ona yakın olmaktan ölesiye korktunuz mu? Hiç, bir ilişkiye başlarken ve üstelik her şey olumlu gidiyorken bir anda kaçıp gitmek istediniz mi? Ya da sık sık partnerinize testler uygulayarak onun açığını aradığınız oldu mu?
Tüm bunlar size tanıdık geliyorsa, belki de "korkulu kaçınganlık" yaşıyor olabilirsiniz. Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde korkulu kaçıngan bağlanmayı tüm yönleriyle açıklıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.802 kelime · ~19 dk okuma

Hiç birine çok yakın olmak isteyip bir yandan da ona yakın olmaktan ölesiye korktunuz mu? Hiç bir ilişkin içerisine girmeye çalışırken karşınızdaki insan da size olumlu yaklaştığında bir yanda kendinizi kaçıp gitmek isterken buldunuz mu? Hiç partnerinize devamlı testler uyguladığınızı, ve onun sürekli bir açığını yakalamaya çalıştığınızı fark ettiniz mi? Eğer bütün bunlar size tanıdık geliyorsa, belki de korkulu kaçınganlık yaşıyorsunuzdur. Şimdi bu tabir biraz zor. Zaten az da duyduğumuz, nedense üzerine az konuşulan bir kavram. Ama ben istedim ki bu konu hakkında da bir ben nereden bileyim bölümü olsun. Çünkü bu bağlanma stili aslında o kadar da az gözükmüyor ve insanlar bu deneyimleri yaşarken kendilerini tam olarak nereye oturtabileceklerini bilemeyebiliyorlar. O yüzden siz de hazırsanız hadi başlayalım ve bugün korkulu kaçınganlığı ben nereden bileyim diye soralım.

Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben nereden bileyim serisinin bu yeni bölümünde üzerine çok da fazla konuşulmayan ama aslında gerçekten birçok insanın yaşadığı korkulu kaçınganlığı anlatmak istiyorum sizlere. Şimdi, korkulu kaçınganlık gerçekten içinde bulunurken de veya partnerinizde gözlemlenirken de bizi biraz zorlayan bir durum. Neden? Çünkü çok fazla inişi çıkışı olan, farklı duyguları içinde barındıran ve bir yandan da bu duyguların sonucunda insanların hem kendilerine hem partnerlerine davranışlarını da çok değiştirebilen bir durum.

Şimdi biraz daha sizi önce geriye götürmek istiyorum. Çünkü biliyorsunuz bağlanma stillerinden bahsederken her zaman çocukluktan başlıyoruz ve aslında çocuklukta yaşadıklarımızın yetişkinliğe yansımasından bahsediyoruz. O yüzden de çocuklukta korkulu kaçınganlık nasıl gözlemlenir? Böyle bir şey var mı orada? Onunla bir başlayalım. Bağlanma teorisinin üç ana bağlanma stili, güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma stillerini

Transkriptin tamamını oku

Bu çalışmada aşağı yukarı 1 yaşındaki çocuklar bir odanın içerisinde bir sürü oyuncakla ve ebeveynleriyle birlikte duruyorlar. Ebeveynleri odadan çıkıyor bir süre sonra. 1. Çocukların oyuncaklarla ne şekilde oynadığına bakılıyor. 2. Ebeveyn gittiğinde çocuğun verdiği tepkiye bakılıyor. 3. Ebeveyn geldiğinde çocuğun verdiği tepkiye bakılıyor.

Bu tepkiler özeline bakıldığında güvenli bağlanan çocuklar bir şekilde davranıyor, kaygılı bağlanan çocuklar bir şekilde davranıyor, kaçıngan bağlanan çocuklar da bir şekilde davranıyor. Ve bu davranışların bu özelliğe sahip çocuklar da hep aynı şekilde kendini tekrar ettiğini gözlemliyoruz. Bu hem çok enteresan hem de bence çok etkileyici bir şey. Ama bir dördüncü grup var ki, bu dördüncü gruptaki çocukların davranışları disorganize diye geçiyor. Yani tam olarak bir pattern izlemiyor. Hepsi biraz birbirinden farklı. Ama bir şekilde aslında içerideki duygu çok aynı. Yani çocuğun, ebeveynin yokluğunda gösterdiği tepkilerde yoğun bir olumsuz duygu var bir kere. Bazen ebeveynin varlığında çocuk hiç ilgisiz ebeveynle karşı, sonra bir anda inanılmaz talepkar hale geliyor. Bazen ebeveyn çıkıp gittiğinde çocuk hiç tepki göstermiyor, bazen kendini yerden yere atıyor. Kafasını duvara vuranlar ya da kendine zarar verme girişiminde bulunanlar var. Bu aslında çok enteresan yani bu çocukların deneyiminde. O yüzden de bu kategoriye disorganize bağlanma isim verilmiş ve öylece kalmış. Bu çocuklarla yapılan araştırmalarda bu çocukların aile hikayelerinde ihmal, istismar, şiddet, birçok böyle olumsuz durum olduğu bulunmuş. O yüzden de çok uzun yıllar disorganize bağlanma, travmayla, istismarla eşleştirilmiş ve öylece kalmış. Maalesef bugün günümüzde bile korkulu kaçınganlıktan bahsettiğimizde birçok insanın aklına ilk ailede olabilecek bir travma öküsü geliyor.

Ancak yetişkinlikte gördüğümüz korkulu-kaçıngan bağlanma mutlaka geçmişte bir istismar, bir travma öyküsüyle eşleşmek zorunda değil. Evet, bu da mümkün tabii ki. Ama bu olmadığında da yine de korkulu-kaçınganlığı bireylerde görebiliyoruz. Peki, nedir aslında aile öyküsünde neler olabilir korkulu-kaçınganlık geliştirmek için diye sorarsanız, Şunlar karşımıza çıkıyor. Bence en çok öne çıkan noktalardan bir tanesi var olan ebeveynin var olduğunu çocuğa bir türlü hissettirememesi. Şimdi bu ne gibi durumlarda yaşanır diye düşünürsek aklımıza ilk bir mental sağlık sorunuyla boğuşan ebeveynin varlığını çocuğa hissettirememesi oluyor. Yani şöyle olabilir mesela ebeveyn bir depresyon sürecinde olabilir, başka bir takım sağlık sorunlarıyla uğraşıyor olabilir.

Ve varlığıyla orada ama aslında duygusal varlığıyla hiç yok. Çocukların ebeveynlerinden hissettiği duygu, ebeveynin varlığının bir ödül oluşudur. Çocuğu rahatlatan, çocuğa iyi hissettiren, çocuğa iyi gelen bir varlık olarak ebeveynler tanımlanır çocuklukta. Ve güvensiz bağlanma stillerinde, yani aslında kaygılı bağlanmada da, kaçıngan bağlanmada da ebeveynin davranış patenleri kendi içinde tutarlıdır. Şimdi söylediğim şey biraz tuhaf gelebilir, açayım. Mesela kaçıngan bağlanmada ebeveyn tutarlı bir şekilde mesafeli ve soğuktur. Yani çocuğa zaten o ilgiyi, aradığı ilgiyi göstermez. Çocuğun duygularına karşı çok mesafelidir. Hatta yani çocuğun duygularını görmezden gelir. ve çocuk buradan şunu öğrenir yani o kadar tutarlı bir şekilde bu muameleye maruz kalır ki şunu öğrenir tamam ben demek ki hiç duygularımı göstermeyeceğim kendi ayaklarımın üzerine duracağım kimseden yardım destek alamam hani o benim çok klasik bu podcastlerde hep verdiğim örnekle düşersem dizim kanarsa ben bakarım ve kimseyi bulamam yani bundan yüzde yüz eminim kaygılı bağlanmada baktığımızda ebeveynlik bataryalarına tutarlı bir şekilde tutarsızlık görüyoruz

Yani ebeveyn birçok tatlı, çok sıcak orada, bir başka sefer çocuğun ihtiyaçları için orada değil. Ve çocuk genelde de şunu öğreniyor, ben eğer çok daha böyle yüksek bir şekilde tepki gösterirsem, o zaman ebeveynin ilgisini çekebiliyorum, o zaman benimle ilgileniyorlar. Zaten tam da bu sebeple kaygılı bağlanmadı o hiperaktivasyon dediğimiz. yoğun tepkileri, yani mesela öfkenin de çok yoğun yaşandığı, kaygının da çok yoğun yaşandığı durumları görebiliyoruz. O yüzden mesela tartışmalarda kaygılı bağlanan insanlar böyle yüksek yüksek tepkiler veriyorlar. Ama korkuluk açınganlıkta ya da kaygılık açınganlık diye de geçiyor literatürde, ebeveynin varlığı var ama ne şekilde davranacağını çocuk asla kestiremiyor. Yani yüksek tepki vermesi de ebeveyni etkilemeyebiliyor.

Yine daha önce söylediğim gibi podcast'ın içerisinde ebeveynlerin kendi içerisinde yaşadıkları sorunların çocuğa yansıması da olabiliyor. Yani mesela iki ebeveyn birbiriyle ciddi bir çatışma halinde olabiliyor, bir boşanma öyküsü olabiliyor, bir kaza öyküsü olabiliyor, birinin kaybının, yasının ayrı içerisinde çok ciddi yaşanması olabiliyor. Ama genel olarak çocuk bir türlü ebeveyni tam olarak nereye oturtması gerektiğini bilmiyor. Bazen de bu arada ebeveynin çok ağır disiplin uyguladığı ailelerde de bunu görebiliyoruz. Çünkü şöyle anlamanızı çok isterim. Korkuluk açıngan bir insan için bağlanma figürü hem çok yakın olmak istenilen bir insan. Yani ben böyle inanılmaz yakınlaşmak istiyorum, inanılmaz sevgi almak istiyorum bu insandan. Yani böyle onunla bütün olmak istiyorum. Ama bir yandan da bu insanla yakın olmaktan ölesiye korkuyorum. Çünkü onun bana zarar verebilme ihtimalini çok iyi görüyorum ve biliyorum. O yüzden böyle çok ağır disiplin uygulayan ailelerde, ailelerin hem bir yandan sevgi unsuru yarattığı ama bir yandan da çok ağır cezalar, çok ağır katı kurallar uygulayarak çocukları, çocuklar için böyle olumsuz bir figür olduklarını da görebiliyoruz. Bir yandan mesela bu az önce bahsettiğim aile içi çatışmaları da bu şekilde anlamlandırabiliriz diye düşünüyorum. Yani bir yandan anne, baba benim için yakın olmak istediğim figürler ama bir yandan sürekli bir çatışma ve stres halindeler ve ben onlara yakını kurmak istediğim zaman onlardan bunu alamadığım gibi onlarla yakını kurma çabam her seferinde benim canımın acımasıyla, kalbimin kırılmasıyla sonuçlanıyor. Öyle olunca ben yakını kurmayı hem istiyorum hem istemiyorum ve bu karmaşık duygular içerisinde sürekli gidip geliyorum. Şimdi çocukluk öyküsünde böyle gördüğümüz bu bireylerin yetişkinlikte nasıl davranabileceklerini, neler yaşayabileceklerini bir konuşalım. Hatırlayın, bu bireyler inanılmaz derecede yakınlık arzuluyorlar. Gerçekten yetişkinlikte bu insanların ilişki kurmaya çok ihtiyaçları var. Romantik ilişkiler, arkadaşlık ilişkileri, iş arkadaşlarıyla ilişkiler... Bu ihtiyaç hiç bitmiyor ve bu çok yoğun bir şekilde hissediyorlar bu ihtiyacı. Burada aslında korkulu kaçıngan bireylerin kaçıngan bireylerden farkını görüyoruz. Çünkü kaçıngan bireylerin genel mantığı ben kimse yoksa da ben iyiyim. Yani ben kendime yeterim. Ama korkulu kaçıngan bireyler öyle değiller. Onların gerçekten ihtiyaçları var ve bu ihtiyacın farkındalar. Dilede getiriyorlar. Bir yandan o kadar yoğun bir terk edilme veya kalplerinin kırılması korkusunu yaşıyorlar ki en ufacık bir yakınlık sinyali onlara aynı esnada kalplerinin kırılabileceği duygusunu hissettiriyor. Bunun ne kadar yorucu bir şey olduğunu ancak yaşayan bilir diye düşünüyorum. Çünkü hem oradalar hem orada olmayı çok istiyorlar hem de orada olamıyorlar. Çünkü canlarının yanmasından çok korkuyorlar. Geçmiş deneyimlerinden dolayı başka insanlara güvenmekten de çok korkuyorlar. Yani içlerini açmaktan, kendilerini bırakmaktan, herhangi bir yakınlık oluşturabilecek aktiviteden çok korkuyorlar. En tipik özellikleri, sevdikleri insanları rahatlamak için, mutluluk için, sevgi için yakınlaşma çabaları...

Ama bir anda, gerçekten bir anda kendilerini geri çekmeleri. Eğer böyle bir insanla ilişkideyseniz, bu sıcak-soğuk denklemini siz de yaşamış olabilirsiniz. Bazen çok güzel sevgilerini ifade ediyorlar, orada olmak istediklerini söylüyorlar, sizi orada görmeyi istediklerini anlatıyorlar. Ama siz bir adım atıyorsunuz ve onlar bir anda istediği gibi kapatıyorlar kabuklarını ve kayboluyorlar, duvara dönüşüyorlar neredeyse. Gerçekten o şeyi yakalamak da çok zor oluyor. Ne zaman kalacaklar, ne zaman gidecekler, şu anda ne şekilde davranmalıyım ki, korkutmamalıyım. Ya da ne şekilde davranmalıyım ki onlara güvenli bir alanda yakınlık sunayım? Bunu bilebilmek zor olabiliyor. Duygu regulasyonunda ciddi bir zorluk yaşadıkları için duygularında da fazla iniş çıkış görebiliyoruz. Yani mesela ufak bir şey için çok öfkelenebiliyorlar. Ya da aslında çok önemsiz, çok küçük bir şakaya fazla tepki verebiliyorlar.

ya da bir anda müthiş bir sev gösterisine de bulunabiliyorlar yani duyguları iniş çıkışta. Çok fazla ilişkilerde yıprandıkları için yani bu kadar iniş çıkış onları ilişkilerde yıprattıkları için bazı zamanlarda kendilerini izole edip bağımsız takılıp kimseyle yakınlık kurmamaya çalışabiliyorlar. Ama yine kaçıngan bireylerle farklılığı şu. Kaçıngan bireyler bunu yaptıklarında içeride de zaten yalnız olmanın rahatlığını, konforunu, mutluluğunu yaşıyorlar. Onlar zaten öyle istiyor. Ama korkulu kaçıngan bireyler bu izolasyon veya yalnızlık döneminde de hala aslında başka insanlarla ilişki kurmanın açlığı içerisindeler.

Korkulu kaçınganlığın yine en önemli özelliklerinden bir tanesi, bu bireylerin kendilerinden daima şüphe etmeleri ve sevilebilir olduklarına, değerli olduklarına bir türlü inanmamaları. Çünkü maalesef bu bireylere kimse çocukken sevilebilir olduklarını, değerli olduklarını, önemli olduklarını hissettirememiş. Ve bu bütün hayatları boyunca eğer bu konu üzerine yoğunlaşmazlarsa, farkınalık geliştirilmezlerse bu olumsuz düşünceler hep onlarla birlikte gelmeye devam ediyor. Peki bunların sonucunda ne oluyor? Tahmin edersiniz ki bu kadar iniş çıkış, kaygılı kaçıngan, korkulu kaçıngan bireylerin ilişki kurmalarına ve ilişkiyi sürdürmelerine engel olabiliyor. Bağlılık göstermekten ve yakınlık kurmaktan kaçtıkları için ve bundan çok korktukları için

bir şeyler iyi giderken o ilişkiyi sabote etme meylinde de olabiliyorlar. Yani her şey çok yolunda ama her şeyin çok yolunda olması onlar için çok korkutucu. Çünkü her şeyin yolunda olması demek giderek daha fazla içlerini açmak zorunda olacakları anlamına geliyor. Giderek daha fazla kırılabilir hale geldikleri anlamına geliyor. O yüzden de olumlu ilişkileri sabote etme davranışını maalesef bu bağlanma stilinde görebiliyoruz. Bazen yoğun bir kıskançlık ya da benim yerime başkası tercih edilir mi korkusundan yoğun bir partnere kontrol altına alma çabası da görebiliyoruz. Yani partnere zaten bir türlü güven duyulmadığı için ve sürekli bir terk edilme korkusu yoğun yaşandığı için partnerin üzerinde bir baskı oluşturmaları da gayet mümkün. Bir başka özellik de yine kaygılı kaçınganlıkta gördüğümüz duygularını, hislerini, ihtiyaçlarını, taleplerini dile getirmekte yaşadıkları zorluk. Çünkü her türlü duygu aktarımı aslında içlerini açmaları anlamına geliyor ve bunu yapmaktan korkuyorlar anlattığım gibi. Bir yandan da yine bu bağlanma stilinde karşıdaki insana yoğun bir bağlılık demeyeceğim artık, bağımlılık geliştirme halini de görebiliyoruz. Yani karşıdaki insanın sıcak soğuk davranışları, eğer korkulu kaçıngan birileriyle denk gelirse, bu durumda bir bağımlılık geliştirme ve bir türlü onlara zarar veren ilişkilerden kopamama davranışını da görebiliyoruz. Bu kadarı anlattım. Aklınızda, bununla nasıl baş edilir ki gibi bir soru uyanmış olabilir.

Öncelikle sizi hiç ürkütmek istemiyorum. Çünkü bu da aslında diğer bağlanma stilleri gibi her birimizin kaygılık ve kaçınganlık spektrumunda yer aldığı bir noktaya işaret ediyor. Ve her zaman söylediğim gibi spektrumda hareket edebilmemiz mümkün. Yani ben bugün yoğun bir şekilde kaçınganlık gösteriyorsam aslında benim bu ihtiyaçlarıma hassas yaklaşan bir partnerle kaçınganlık spektrumunda yukarıdan aşağıya doğru ilerleyebilmem mümkün.

gerileyebilmem ya da. Aynı şekilde benim kaygılı olma halimi tetiklemeyen, bana güvende hissettiren, bana sakin ve sabırlı yaklaşan bir partnerle, kaygılı olma halimle daha kolay baş edebiliyorum. Sadece ilişkide iyileşmiyor tabii ki korkulu kaçıngan bireyler. Aynı zamanda farkındalık geliştirerek, kendilerine doğru soruları sorarak, Ve bence en önemlisi profesyonel destekle ciddi bir fark yaratabiliyoruz korkulu kaçıngan bireylerde. Çünkü aslında en önemlisi bu bireylere birilerine güvenebileceklerini, içlerini açtıklarında kalplerinin kırılmayacağını gösterebilmek. O yüzden de gerçekten profesyonel destek önemli bir fark yaratıyor.

Aynı zamanda bu bireylerin kendi içlerinde uygulayabileceği bazı egzersizler de var. Yani yavaş yavaş içlerini açma, kendini güvenli hissettikleri alanlarda ihtiyaçlarını ve duygularını daha fazla dile getirmeye çalışma, olumsuz duygulardan kaçmama egzersizleri. Bir şey beni rahatsız hissettiriyorsa bile o duygu ile bir süre kalabilirim ve deneyebilirim. Çünkü o duygu illa çok olumsuz sonuçlanmak zorunda değil. Bakış açısını entegre edebilmek için bu tip egzersizlerde gerçekten iyi geliyor. Şimdi kısa bir ara verelim. Dönüşümüzde birazcık daha size korkulu kaçınganlığın özelliklerini anlatmaya devam edeceğim.

Bu duygusal sığınımlardan bahsettim. Zaten aslında dedim ki duygusal sığınımlar korkulu kaçınganlığın en belirgin özelliği. Bunlar nasıl ortaya çıkabilir yani hangi işaretleri görebiliriz diye tekrar birazcık daha detaylandırmak istiyorum. Korkulu kaçıngan bireyler sürekli olarak reddedildiklerini veya terk edileceklerini onlara gösteren işaretleri ararlar.

Yani daha önceki podcastlerde denk gelmişti, duymuşsunuzdur reddedilme hassasiyeti diye bahsettiğim kavramdan. Reddedilme hassasiyeti en yoğun bir şekilde bu bireylerde yaşanıyor. Yani o sürekli ben nereden zarar göreceğim, aman bu insan beni nereden yaralayacak duygusuyla devamlı ben bir olumsuzluk... arıyorum. Olumsuzluk işareti tarıyorum. Öyle olunca zaten sürekli tetikteyim ve gelen en ufacık işarete çok yoğun tepki gösteriyorum. Bu aşırı tetikte olma hali korkulu kaçınganlığın önemli bir özelliği. Yine bu kadar yoğun korku yaşadığım için ve olumsuz duyguların beni bir anda sarı vermesi gerçekten aslında çok yorucu bir şey olduğu için benim zihnim için

duygularımdan, hatıralarımdan kopabiliyorum. Yani dis-asosyasyon dediğimiz, hani ben şu anda neredeyse hissizleşiyorum durumlara karşı halinde yaygın bir şekilde yaşayabiliyorlar bu bireyler. Aynı zamanda yoğun öfke atakları ya da böyle bir anda ağlama krizleri, Hiç beklemedikleri bir anda duyguların aniden ortaya çıkışı gibi patlama durumlarının da yine yaşamaya meyilli oluyorlar. Ve bu az önce söylediğim yani sıcak soğuk davranışlar yani. Yüksek sıcak ne olur ne olur ne olur kal ya da yüksek soğuk hayır defol git asla yanımda kalma gibi.

o iki uçta salınımları yoğun bir şekilde görebiliyoruz. Benzer bir şekilde öz sabotajda gördüğümüz bir davranış. Hani bir yerde şeyden bahsetmiştim, ilişkilerde ilişki iyi giderken ilişkiyi sabota etme davranışını görüyoruz diye bahsetmiştim. Burada da öz sabotajla şunu söyleyebilirim, iyi gidebilecek bir ilişkinin başlama sürecinde kendi kendini sabot ederek bu ilişkinin aslında ona iyi gelmeyeceğini ya da karşısındaki insanın iyi bir partner olmayacağını kendine inandıran bu bireylerin kendine iyi gelecek ilişkilere girmekten kaçındıkları da yine gördüğümüz bir şey.

Ve bununla beraber aslında kendilerine zarar veren, hiç iyi hissettirmeyen, onların bu duygu sığınımlarını tam tersi tetikleyen bireylerle ilişkide kalmaları yine onların davranışlarıyla uyumlu bir tercih. Çünkü eğer iyi bir ilişkiye, onlara iyi gelecek bir ilişkiye girerlerse yakını kurmak zorunda kalacaklar. O yüzden de bir türlü tam olarak bağlanmış hissedemedikleri, bir türlü kendilerini rahatça bırakamadıkları ilişkilerin içerisinde kalarak o kendilerini açma korkusuyla daha kolay baş edebiliyorlar. Bununla yine benzer başka bir eylem de sürekli olarak karşıdaki partneri teste tabi tutmak.

Şimdi belki böyle duyunca, bilmiyorum nasıl hissettireceksiniz ama deneyeceğim şansımı. Şimdi hepimiz aslında karşımızdaki partnerlere, ufak testlere tabi tutuyoruz. Bu bilinç olarak yaptığımız bir şey değil. Görmek istiyoruz, o insan benim için orada mı? O insan bu çabayı harcayacak mı? Ama eğer güvenli bağlanan bir insansak bu testlerimiz çok kolay oluyor zaten. Yani karşımızdaki insana çok kolaylıkla başarabilecekleri testler bence yapıyoruz ve karşımızdaki insan zaten bunlara geçiyor. Biz de zaten onların geçmesini istiyoruz.

Kaygılı bağlanan bir insansak, bu testlerin sanki cevaplarını önceden partnerlerimize veriyoruz gibi hissediyorum. Yani bir an önce geçsin ki o testlerden ben ona bağlanayım diye. Kaçıngan bağlanan bir insan bence testlerini biraz daha zor yapıyor. Yani o testlerden geçmek mümkün.

Ama diğer bağlanma stillerine göre biraz daha zor. Korkulu kaçınganlar ise testlerini hileli yapıyorlar arkadaşlar. Yani o soruların cevaplarını doğru vermek imkansıza yakın. Çünkü sistem doğru cevabı bulduğunuzu düşünüyorsunuz. Soruların yerleri değişiyor gibi düşünebilirsiniz. Yani zaten aslında

Karşıdaki insanın onlar için orada olmayacağını görmek istedikleri için, onların orada olmalarından çok korktukları için o testleri çok zor, çok iyiliği yapıyorlar. O yüzden de birçok ilişki başlasa bile partner bu testleri geçemediği için bir şekilde bitiyor. Şimdi şu zamana kadar hep romantik ilişkiler hakkında konuştum ve partner partner hep bu insanların başka hayatlarında alanlar var. Buralarda nasıl davranıyorlar? Biraz da bunun hakkında konuşalım isterim. Arkadaşlıklarına baktığımız zaman korkulu kaçıngan bireylerin arkadaşlık hayatlarında da kendilerini başka insanlara açma

ve derin bağlar kurabilme konusunda zorluklar yaşadığını görüyoruz. Çünkü arkadaşlıkta da reddedilmekten veya kandırılmaktan, bir şekilde ortada bırakılmaktan çok korkuyorlar. Yine arkadaşlarına karşı da biraz daha kontrolcü, birazcık daha hesap soran bir tavır görebiliyoruz. Yine benimle değil de başkasıyla görüşmek istiyor arkadaşım. Şu kısıtlı zamanında duygusunu daha yoğun yaşayabiliyorlar. Arkadaşların da içlerini açmakta ve taleplerini söylemekte çok zorlandıkları için onlara destek verebilmek de çok zor hale geliyor.

Çünkü genellikle şunu gözlemliyoruz. Yardım istemiyorlar ama yardım almadıkları için yani biz onlara aradıkları yardımı veremediğimiz için bize kırılıyorlar. Bu çok insani bir şey. Yardım alamayınca bununla ilgili kötü hissetmek çok insani bir şey ama zorlandığımız yer tam olarak nerede yardıma ihtiyaçları olduğunu anlayamıyor oluşumuz. O yüzden burada da yine korkulu kaçıngan bir birey varsa şu anda beni dinleyen, şunu söylemek istiyorum. Yardım, isteme davranışını birazcık daha sıklaştırmaya çalışmak. Elinizden geldiğince kendinizi en rahat hissettiğiniz insanlardan yardım isteyerek başlayabilirsiniz. Ufak konularda yardım isterek başlayabilirsiniz. Ama bunu üstüne koya koya gittiğinizde aslında birazcık daha bu anlamda yardım istemenin bir zayıflık, açıklık, savunmasızlık göstergesi olmadığını aslında daha kolay fark edebilirsiniz diye düşünüyorum. İş hayatına baktığımızda da korkulu kaçıngan bireylerin daha çok yalnız çalışmayı tercih ettiklerini görüyoruz. Çünkü başka bir insana güvenmek, başka bir insanla beraber iş yapmak aslında savunmasızlık getiriyor ve bundan kaçındıkları gözlemlediğimiz bir şey. Yine öz sabotaj davranışlarını iş hayatında da görüyoruz. Mesela önlerine çıkan fırsatlara başvurmamak, onların zaten

yapamayacağını varsaymak ya da bazen kendilerine güvenmekte zorlandıkları için normalde hiç yapmayacakları hataları yapmak. Yine rastladığımız bir durum. Geri bildirim almakta zorlandıklarını, geri bildirim aldıkları zaman bunu direkt kişisel bir saldırı gibi algıladıklarını, Öyle olunca da herhangi bir geri bildirimden sonra kendilerini kapatıp çekildiklerini, eğer mesela bir böyle sözleşmeyle çalışmıyorlarsa bazen orayı bıraktıklarını görebiliyoruz. Yine mesela kendileriyle çalışan yöneticilerle ya da ortak çalıştıkları arkadaşlarıyla şu zorluğu da yaşayabiliyorlar. Mesela bir yandan çok istiyorlar onay almak, takdir almak. teyit almak. Ama aynı zamanda bunların verilebileceği anlarda kendilerini kapatmaya meyilli oldukları için bir türlü o mesajı onlara aktaramadığımız durumlarda yaşayabiliyoruz. O yüzden biraz hani onların böyle aralıklarını bulup oradan takdiri, olumlu geri bildirimleri oralara sıkıştırmak gerekiyor. Tabii ben bu arada bu kadar anlattım, farklı farklı örnekler vermeye çalıştım ama şunu da söylemem lazım. Herkesle birebir aynı şekilde gözlemleniyor diye bir şey yok. Ve herkes aynı miktarda korkulu kaçınganlı değil aslında. Yani bunu ben hep bağlanmayla ilgili podcastlerimde altın çizmeye çalışıyorum. Yani bu bir etiketleme çabası asla değil. Ve elimizden geldiği kadar spektrum üzerinden anlamaya çalışıyoruz. Yani aslında korkulu kaçıngan bireyler... Hem kaygı spektrumunda hem kaçınganlık spektrumunda biraz daha yüksekler. Ama bir, ne kadar yüksek oldukları kişiden kişiye değişiyor. İki, diyelim ki iki farklı insan var. İkisi de bu iki spektrumda yüksek. İkisi birebir aynı darmadaşları sergilecek ya da aynı yoğunlukta bunları yaşayacak diye bir şey söylememiz mümkün değil.

Hem kişisel farkındalıkla değişebiliyor durumlar, hem sonuçta hayat yolunda başımıza gelenlerle şekilleniyor ister istemez. O yüzden de farklı davranışları görmemiz mümkün. Bir de tabii ki şu durum da var. Yani ben mesela kendimi çok güvende hissettiğim, çok uzun süredir tanıdığım arkadaşlarımın yanında bir korkulu kaçıngan olarak da kendimi çok güvende hissedebilirim ve onlara kendi içimi çok rahatlıkla açabilirim. Ama mesela yeni tanıştığım insanlarda bu korkulu kaçınganlarım çok daha fazla tetiklenebilir. Ya da mesela diyelim ki bir romantik ilişkim var, ben çok uzun yıllardır bu insanla birlikteyim. O zaman zaten kendimi çok daha rahat bırakabiliyorum ama yeni kurduğum ilişkilerde çok daha zorlanabiliyorum. Podcast'ın son kısmında çok hızlıca bir de şeye değinmek istiyorum. Yani nasıl farklı? Korkulu kaçınganlık, kaçınganlıktan nasıl farklı? Kaygılıktan nasıl farklı? Çünkü sonuçta insanın kafası karışabiliyor. Hatta Dorsun isterseniz bence bu konuda yani bu alanda çalışan insanların bile kafası karışık olabiliyor. Her şeyden önce podcast'ın başında söylediğim gibi yani korkulu kaçınganlığın çok çok çok ender gözüken ve sadece işte çok büyük ailevi travmalar sonucu oluştuğunu düşünmeleri bile bu alandaki birçok insanın bence bir kafa karışıklığını gösteriyor. O yüzden burada sizleri net bir şekilde bilgilendirmek istedim.

Ama bir de o farklılıklardan bahsetmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Orada da şunu söylemek mümkün. Kaygılı bağlanan bir insanla önce aralardaki farklardan başlayalım. Bir kere korkulu kaçıngan insanlar reddedilmekten ve terk edilmekten çok yoğun bir şekilde korktukları için yakın olma ihtiyaçların ihtiyaçlarını her hissettiklerinde bir yandan bu korkuyu da hissettikleri için ikisini de birebir aynı anda yaşadıkları için bu sığınımlarda oluyorlar. Kaygılı bağlanan bireyler ise partnerlerinin onlara dönük olup olmamaları veya işte duygusu olarak onlarla ilgilenip ilgilenmemeleri üzerinden terk edilme ve reddedilme sinyallerini almaya çalışıyorlar. Ve bunu alabilmek için de kendini kapatmayı değil, tam tersi sık sık beni seviyor musun, burada mısın, iyi miyiz gibi tasdik alma, onay alma davranışına giriyorlar. Kaygılı bağlanan insanlar ihtiyaçlarını çok daha fazla dile getiriyorlar. Hatta bazen fazlaca dile getiriyorlar. Ama korkulu kaçıngan bireylerse bu konuda hiçbir şey söylemiyorlar. Hatta dışarıdan baktığımızda onların çok özgür, bağımsız,

kendi başına yeten, böyle bir ihtiyaç duymayan bireler olduğunu bile düşünebiliyoruz neredeyse. İlişki dinamiklerinde kaygılı bağlanan insanların nasıl davranacaklarını zaten önceden anlayabilmek, tahmin edebilmek mümkün. Çünkü o yoğun tasdik isteği ve sevgi gösterimi isteği sabit ama dediğim gibi korkulu kaçınganlıkta sürekli iniş çıkışı var. O yüzden daha belirsizlik hakim ilişkide de. Bunlar ilk aklıma gelenler. Kaçınganlıkla da hemen ayırt edelim. Kaçınganlıkta kaçıngan bireyler zaten karşılarındaki insanlara yakınlık, duyma isteği hissetmiyorlar genel olarak. Zaten bağımsızlıklarını çok önemsiyorlar ve sadece özgürlükleri elinden gidecek veya kısıtlanacaklar diye bir ilişkin içerisinde olmak istemeyebiliyorlar. Dediğim gibi bu korkulu kaçınganlıkta böyle değil. Yine kaçıngan bireyler kendi kendine yetebileceklerine inanıyorlar ve yani o bağımsızlıklar ile mutlular. Dediğim gibi aynı şey söz konusu değil korkulu kaçınganlar için. Bunlar aslında daha bence gördüğümüz farklılıklar. Bir de tabii şey söylemek mümkün. Kaçıngan bireyler daha gerçekten duygusallar mesafeli ve yakınlık kurmak konusunda isteksizler.

Öyle de görünüyorlar ama korkulu kaçınganlar öyle değiller. Onlar gerçekten de istiyorlar bir ilişki kurmayı. Hatta belki bu da son net nokta olsun. Korkulu kaçıngan bireyler partnerlerini ilk başta idealize etmeye çok meyilli oluyorlar.

İlk başta o ilişkinin en başında çok yükseltiyorlar partnerlerini ya da flörtlerini diyelim. Ama yakınlık kurma aşamasına geldikleri anda onlarda bir kusur bulup onları kendilerine uzaklaştırabilmeye çalışıyorlar. Ve işte bununla birlikte, buna eşlik eden sürekli bir teste tabi tutmak, partneri zorlu, hileli testlere tabi tutmak ve yer yer manipülasyon kullanmak da yine gördüğümüz davranışlar arasında. Arkadaşlar umarım bugünkü podcast bu korkulu kaçınganlıkla ilgili size bilgi vermiştir. Korkulu kaçınganlıkla bireysel olarak baş etmenin yöntemlerinden biraz bahsettim zaten podcast içerisinde. Eğer böyle bir partneriniz varsa nasıl davranmalıyım diye soruyorsanız aslında en önemli iki unsur

Sabırlı olmak ve şefkatli olmak. Yani aslında sizi ittirdiğinde de veya kendini kapatmaya çalıştığında da orada kalmayı, şefkatle beklemeyi, senin yanındayım ve korkacak hiçbir şey yok, ben her türlü seni incitmemek için buradayım hissini ona aktarabilmek çok önemli. Korkulu kaçıngan bireylerle ilişki içerisindeki yanlışlarınız fazla tepki çekebilir. O yüzden böyle biraz kendinizi yumurta kabukları üzerine yürüyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu çok normal bir durum. Bunlar konusunda elinizden geldiği kadarı açık konuşmak, dürüst olmak. Aslında yani normal ilişkilerde yapmamız gereken şeyler ama bence korkulu kaçınganlıkta tutarlı, çok tutarlı, çok stabil bir şekilde sabır ve şefkat göstermek çok değiştiriyor ilişkiyi.

ve bağlılığınızı, ilişkide kalma isteğinizi, o insana duyduğunuz ihtiyacı, sevgiyi, anlayışı şeffaf bir şekilde ortaya koyarsanız aslında korkulu, kaçıngan birey için daha güvenli bir alım oluşturabilirsiniz. Bunları da söylemeden bitirmek istemedim podcastı. Bu konuyla ilgili aklınıza sorular uyanmış olabilir. Bana her zaman bu sorularınızı gönderebilirsiniz. Gerekirse ben bu konuyla ilgili bir bölüm daha kaydederim. Her zaman ulaşabileceğinizi biliyorsunuz bana zaten. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Umarım faydalı olmuştur. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)