Podcast

Normal Hızlı Tren #Karalamalar Vol.10

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz Ankara Kızılay'da bir otel odasında. Tren kalkıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.271 kelime · ~6 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, kayıp eşya bürosu, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba. Hello, bonjour. Kayıp eşya bürosu için kırılma vakti.

Kızılay'da bir otel odasındayım. Ankara'ya gelmek nasıl sinsice hayatımın bir rutini olabildi, bu kısmı kaçırdım açıkçası. Gösterilerle başlamadı çünkü. Nasıl başladı, ilk ne zaman, kime geldim, oralar çok bulanık. Herhalde kuzenim otluyu kazanınca cümbür cemaat okul kaydını yaptırmaya gelmiştik. İlk o zaman olabilir. Başka hiçbir detay yok bu konuyla ilgili. Nerede kalmıştık? Hemen dönmüş müydük? Yoksa biraz Ankara'yı gezmiş miydik? Gezdiysek nerede yemek yemiştik? Bu detayların hiçbiri yok.

Transkriptin tamamını oku

Hep beraber, ne güzel bir okul ya ormanı var deyip döndük herhalde demek ki. Nasıl dönmüştük acaba? Annem, teyzem, eniştem, ben ve kuzenim hep beraber normal hızlı trene mi binmiştik yoksa otobüsle mi dönmüştük? Yüksek hızlı değildi çünkü trenler o zaman. İşte ekspres maksimum. Ekspres zaten hızlı demek ama hayat işte. Sen kendini ekspres zannedersin, biri çıkar der ki senden büyük YHT var havan kime?

Havam kendime kardeşim var mı? Ben normal hızlı trenim var mı? Bir sıkıntı var mı bu konuda? Rotam belli. Duraklarım belli. Varış noktasına ne zaman ulaşacağım belli. Ha, yolda arızalanırım. Ya da ne bileyim bir durakta içimden birazcık daha durmak gelir. Onu ben bilemem. Ben seni gideceğin yere çok hızlı bir şekilde götüreceğim demedim hiçbir zaman. Bak bu yönde bir iddiam olmadı. Yemekli vagonum var istersen. Gelir oturur iki kadeh bir şey içersin. Ben sana patates tava yaparım yanına. Yolu seyrede seyrede. Artık müzik mi dinlersin, bulmacamı çözersin, mektup mu yazarsın ona ben karışamam.

Normal hızımda memnunum ben. Benim içimden böyle geliyor. Benim tabiatım buna uygun. Kızlanmaya uygun değil. Şimdiye kadar kendimde eksikliğini hissetmediğim bir şeyi neden bana yüklemeye çalışıyorsunuz siz ya? Vagonum var diye mi? Vagonum var değilse söyle. Bak ben sana şöyle söyleyeyim. Yüz vagonum olsa birine bile sokmam sizin bu arızadan başka hiçbir şeye sebep olmayan yüklerinizi. Bak orada ne yazıyor? Kaza riski varsa hiçbir Bir şey acil değildir. Hızlı gitmek isteyenler için ne güzel tamam hızlı trenler çıkmış. Belki size çok ilginç geliyor ama yavaş ilerlemek isteyenler de ortadan kaybolmadı kardeşim.

Ben senin arkandayım, normal hızlı tren. Bütün trenler normal hızlıydı, evet. Ama yanlış hatırlamıyorsam... ...Balniyo trenleri normalden bir tık daha hızlı olabiliyordu. Gereksiz bir şekilde. Çılgın bir tren kondüktörüne denk geldiyseniz... ...Gebze'den Tahaydarpaşa'ya kadar... ...tilk topu gibi seke seke gidebiliyordunuz vagonlar arasında. O kondüktörler şimdi metrobüs şoförü olmuş anladığım kadarıyla.

buharlaşıp uçacak halleri yok. Bir yerlere aktarmış olmaları lazım bu raylar üzerinde fırtına gibi esen kondüktörleri, bu rayların delişmen çocuklarını, bu adenaline dost, trafiğe ve de yer çekimine düşman bireyleri. Bunların her biri metrobüste hizmet veriyor. Söğütlüçeşme'ye gitmek için Zincirlikuy'dan bindiğim şey bir karataşıtı değildi. Ben bunu reddediyorum. Tekerlekleri çok çok arada asfaltı yaladığı için, ne yalaması dilinin ucuyla tadına baktığı için karataşıtı diyemeyiz biz bu araca. Diyemeyiz. Ne otobüs, ne metro. Uçak zaten değil. Böyle aşılanma yapılmış ama tam da tutmamış bir meyve sebze arası bir şey. İşte sürprizlerle dolu. Burhaniye diye bir yerde duruyor mesela. Ben bu semtimizin varlığı Metrobüs'ten önce de biliniyor muydu? Açıkçası şüpheliyim bu. Semtimiz var mıydı hatta? İstanbul'da Burhaniye diye bir yer var mıydı? Benim haberim yok. Neyse ki Burhaniye'nin de benden haberi yok. Neticede idari bir yapıdır. Sınırlar ve Metrobüs olmasa bu semtlerin hiçbiri olmayacaktı belki de Burhaniye'ye. Özgü bir durum değil yani.

Burhaniye, İstanbul ilinin Anadolu yakasında bulunan Üsküdar ilçesine bağlı bir mahalledir. İdari sınırlarına bakıldığında kuzeyindeki Küplüce, kuzeybatısında Beylerbeyi, batısında Kuzguncuk, güneyindeki Küçükçamlıca, doğusunda ise Kısıklı mahalleleri vardır. Metrobüs hattının Burhaniye duruğu mahalle sınırları içinde bulunmaktadır. Bir belediyenin sloganı çok rahatlıkla olabilir. Bir ilçe, belde belediyesinin sloganı olabilir yani. Kullanmak isteyen varsa da tepe tepe kullansın, hediye ediyorum. Belki dinleyenler arasında belediye başkanı, özel kalem müdürü, encümen falan varsa hani ben yine belirtmiş olayım. Burhaniye'de duruyor da, duruyor dediğime bakmayın lafın gelişi. Yoksa nasıl dursun Rüzgar'ın oğlu?

Hani saatte 90 kilometreden saatte 3 kilometreye düşüyor. O da biz içindeki fanilere bir süre durmuşuz gibi hissettiriyor bir küçük. Hissettirdiği bir başka şey de sexual tension, cinsel tansiyon. Milletçe direkt dansı konusunda çok yüksek bir potansiyele sahibiz. Metrobüs yolculuklarında bunu fark ettim. Rüzgar'ın oğlu Frenet sembolik olarak ayağını değdirdiği o an...

Genç, yaşlı, kadın, erkek hepimiz tutunduğumuz direklerde soldan sağa senkronize bir şekilde bir savruluyoruz. O saçlar bir gerilere atılıyor. İster istemez herkesin libidosuna bir artış oluyor tabii. Seyir zevki yüksek bir performans aslında. Bir de şöyle yukarıdan ne bileyim bir kova sudur, işte ne bileyim gül yaprağıdır falan görsel bir detayla pekiştirilse çok rahat bir şekilde biletli olarak da izlenir. Belediyeye de ek gelir olur, yolculara da ek gelir olur.

Buyurun bakalım benden belediyeciliğe bir hediye daha ve neden belediyecilik Özgen? Ne oluyoruz? Karılamaya başlarken biz kendimize demedik mi Ankara'ya saygı duruşu gibi bir bölüm yazacağız. Yok otel odalarından, trenlerden bahsedeceğiz. Şu an geldiğimiz yerden anlıyorum ki biz resmen yerel seçimlere hazırlanıyoruz.

Üsküdar Belediyesi Başkan Aday adayı Özge Özel. Kulağa güzel geliyor valla. Fatma Girik de Şişli Belediye Başkanı olmuştu. Belediye Başkanı ne demek? Bir ilçenin sınırları içerisindeki düzenden, denetimden sorumlu kişi demek. Ev, dolap, buldolabı, garaj düzenleme konusunda izlediğim dakikalarca TikTok videosunu üst üste koyunca zaten bir ilçeyi düzenleme kadar ediyor en nihayetinde. E herkes kendi ilçesini düzenlese, değil mi?

seçilmem gayet olası seçilmem için aday olmam lazım aday olmam için aday aday olmam lazım aday adayı olmam için ne lazım onu bilmiyorum aday adaylığı başvuru formu diyor nüfus cüzdanı fotokopisi diploma veya mezuniyet belgesi Fotokopisi, askerlik durum belgesi, bunu geç zaten. Adli sicil belgesi. Varsa görevden istifa dilekçesi. Yani vergi levhamı belki kapattırabilirim. Son 3 ayda çekilmiş 2 adet vesikalık fotoğraf. Bence bu listede en zor olan bu vesikalık fotoğraf. Ama yapabilirim bence.

Yapabilirim. Düşünsene İmamoğlu telefona çağır. Özgem der. Gözden kaçan bir kafe olmuş kaçak. Bugün müsaitsen çocukları göndereyim yıksınlar. Yıksınlar başkanım tabii ki. Gözden kaçak, gönülden kaçak. Değil mi?

Gülüşmeler, gülüşmeler, gülüşmeler. Çocukların başka işi varsa aracı yollayın başkanım. Ben kendimi yıkarım. Yolumun üstü zaten. Yolumun üstü, gerçekten. Ya, zahmetli olmasın sana ama ya. Yok, yok, asla. Zaten esnaf ziyareti yapacaktım dün. Özel kalem müdürüyle özel kalem işleri uzadığı için yapamadım. Bugün aradan çıkarmış olayım. Tamam, canım benim. Gönderiyorum kepçeyi. İdeal belediyeler arası iletişimde. İşte bu şekilde.

Belediye Başkanı'nın diğer görevleri. Belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. Tamam. Belediyeyi devlet dairelerinde ve törenlerde temsil etmek. Harika. Veya davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek. Tamam olsun, ne yapalım. Meclise ve encimene başkanlık etmek.

Meclise başkanlık, encümele başkanlık etmek. Neyse, YouTube'dan bakar öğreniriz bunu da. Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek. Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek. Belediye personelini atamak. Tamam, bunlar olur. İşletmeleri denetlemek. Çok iyi.

Şartsız bağışları kabul etmek. Allah razı olsun. Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak. Üff! Sanata, spora etkinliğe boğarım ben belde mi biliyor musunuz? Beldesinin gülleri diye diye. Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak. Engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak. Herhalde abla. Bende. Bir de burada yazmamış aslında ama belediyeye komik bir Twitter hesabı açmak var. İyi.

İyi vallahi, iyi. Bir denemiş oluruz. Aklımda kalacağına sonuçta. Öyle değil mi yani? Bir de belediye başkanlığı yapayım bir dönem. Ne olacak? Dört sene. Su gibi akar gece. Dört senede neler yapmadık ki Özge'm, neler yapmadık? Okey. Kayıp Eşya Bürosu. Özge Özel. Sevgiler.

Değerli hanımefendiler, beyefendiler ve vekil çocuklar. Ankara, seferini yapacak olan yüksek hızlı sene hoş geldiniz. Türkiye Cumhuriyeti Tevfik Demiryolları Taşımacılık Hizmeti'ni tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. İyi yolculuklar. Dear lady, gentlemen and gentlemen.

İngilizce altyazı

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)