
2.469 kelime · ~12 dk okuma
Merhaba sevgili dinleyici. Ben Gizem. Uykumu kaçıranların bu yeni bölümünde... ...gerçekten damla yatmadan önce... ...uykumu kaçıran bazı meseleleri seninle paylaşmak istiyorum. Eğer sen de hazırsan, bugünkü konumuz... ...iyi bir insan olmak mı, nazik bir insan olmak mı? İyilik mi, incelik mi konusu?
Bazılarımız karşımızdaki insanlara karşı hep iyi olmaya çalışıyoruz. İyi olmak ne demek? İyi olmak sanki karşımızdaki insanları hiç incitmemek zorunda olmak. Onların söylediklerinin karşısında hiç durmamak. Onlarla hiç bozuşmamak. Onlarla hep bir şekilde aynı tarafta kalmayı sürdürmek. Onların dediklerinin dışına çıkmamak.
İyi olmak, iyi bir kız olmak, iyi bir eş olmak, iyi bir anne olmak... Yani kendinden belki çok fedakarlık ederek... ...karşındaki insanı memnun etmek, karşındaki insanı iyi hissettirmek. Kendine olmamak pahasına, kendinden vazgeçerek... ...bir ilişkiyi sürdürmek demek sanki. İyi olmak demek, ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Beycilik yapmak demek.
...iyi olmak demek. Bu ilişki sürsün de... ...ne olursa olsun demek sanki. Şimdi aranızda iyi olanlar vardır tabii ki. Olsun da zaten iyi olmak kötü bir şey değil... ...eğer bir manipülasyon aracı olarak yapılmıyorsa. Ama iyi olmak... ...bir süre sonra bizi çok yoran bir şey. Bizi inciten bir şey. Yani kötülükten yapmıyoruz tabii ki biz. İlişkimiz iyi gitsin istiyoruz.
Hiç tartışmayalım, hiç ağzımızın tadı bozulmasın istiyoruz. Her şey güzel olsun, uyumlu olalım. Böyle o akışkan birriyle böyle senkronize ilerlesin her şey istiyoruz. Ama galiba çok mu şey istiyoruz ilişkilerden? Gerçekten böyle iki farklı insan. Bunu sadece romantik ilişki için söylemiyorum, yanlış anlamayın.
İki farklı insan. İki farklı birey. Bir ilişkiye girerken, arkadaşlık olsun, aşk olsun, ne bileyim, iş arkadaşlığı olsun, çok farklı dinamikler getirmezler mi aslında? Çok farklı geçmişler.
Ve gerçekten birbirimizin isteklerine uyumlu davranmak, zorunda kalmak demek, kendimiz olmaktan uzaklaşmak demekse, o ilişki gerçekten bize iyi gelen bir ilişki olabilir mi? O ilişkide biz hiç kendi isteklerimizi dile getirmiyorsak, o ilişkide kalabilir miyiz? O ilişkiyi ne kadar daha sürdürebiliriz? Karşımızdaki insanın bizim üstümüze basıp geçmesi izin veriyorsak mesela... ...daha kaç kere daha üzerimize basıp geçebilir? Kaç kere daha yok sayılabiliriz, görülmeyebiliriz bir ilişkide?
İyi olmak demek, sınırlarımızın ihlalini oturup seyretmek demek aslında. Karşımızdaki insanlara hayır dememek için, hayır diyemediğimiz için... ...kendi kendimize hayır demek sürekli. Hayır, Gizem sen sus. Önce karşındaki insanın ihtiyacı gideriz. Gizem sen sus. Önce annesin sen. Kızın ihtiyaçlarını gör. İyi bir eş ol. Eşinin ihtiyaçlarını gider.
İyi bir yönetici ol. Önce senin için çalışan insanlarla ilgilen. Senin ihtiyaçların önemli değil. Kaç kere söyledim bunu kendime. Hatta hesabı yok. İyi bir insan olacağım diye. Sonra bir gün iyi bir insan olmakla... ...nazik bir insan olmak arasındaki farkı keşfetmeye başladım. Belki bu sizin de kafanızda farklı alanları açar diye... ...sizinle paylaşmak istiyorum.
İyi bir insan olmak demek, diyorum ya kendi sınırlarımı ihlal ettirmek demekti. Ama nazik bir insan olmak demek bu değil. Çünkü nazik bir insan olmak demek... ...benim varlığımla mevcut olabildiğim bir ilişki içerisinde... ...kendi isteklerimi ve ihtiyaçlarımı dile geçirebilmem... ...ama karşımdaki insanı önemseyerek... ...onları incitmeden bunu yapmaya çalışmam demek. Nazik bir insan olmam... ...karşımdaki insanı bir insan olarak görebilmem. Onun da duyguları olduğunu... ...onun da mevcut olduğunu anlayabilmem demek.
Nazik bir insan olmam demek... ...kendi kafamdaki düşünceleri, kendi duygularımı ortaya koyarken... ...korkmadan orada olabilmek demek.
Nazık bir insan olmak demek. Mesela yabancı biri söz konusu olduğunda onun bize olan etkisini görebilmek ve ona da hissettirebilmek demek. Bununla ilgili hep verdiğim bir örnek var. Daha önce podcastlarımla denk gelmemiştim sanırım ama. Mesela diyelim ki bir market alışverişine gittiniz. Kaç defa durup bir kasiyere merhaba, iyi akşamlar, bugün nasılsınız, iyi misiniz gibi sorular soruyorsunuz.
O kadar ender yaptığımız bir şey ki. O kadar çoğu zaman göz göze gelmeden, çoğu zaman birbirimizin varlığını bile fark etmeden ya da fark ettiğimizi birbirimize hissettirmeden sürdürüyoruz ki hayatımızı. Kendinizi bir an için o insanın yerine koyun. Gün içerisinde kolunuz kasada oturuyorsunuz.
Onlarca, yüzlerce insan geçiyor kasanızdan. Bir tanesi bile sizinle göz teması kurmuyor. Kaç defa yok sayılıyorsunuz bir gün içerisinde? Kaç defa yok sayılabilirsiniz? Ama eğer insanlar geçerken önünüzden, gözünüzün içine bakarlarsa, nasılsınız derlerse, bir an için, o an için orada olduğumuzu gördüklerini anlarsınız değil mi?
İşte bence bu yabancılarla ilişkimizde ince olmak demek. Sırf laf olsun diye o insana iyi davranmak değil, o insanın varlığını görmek demek. Mesela incelikli olmak demek. Çarptığım birinden özür dilemek. Birine teşekkür etmek. Çalışan bir insana kolay gelsin demek. Yemek yediğimiz yerde eline sağlık dilemek. Sanki bunlar incelikli olmanın önemli parçalarıymış gibi geliyor bana ve çok ihmal edilen.
Peki ya incelikli olmak ilişkilerimiz içinde ne anlama geliyor? İncelikli bir anne nasıl olurum ben? Nazik, düşünceli. Özellikle iyi değil. Nazik ve düşünceli. İyiyi kullanmak istemiyorum. Nedenini artık anlıyorsunuz.
Nazik ve düşünceli bir anne olmak demek... ...benim de ihtiyaçlarımı gözettiğim bir noktada... ...kızımı da görebilmek demek. Kızımın da duyguları olduğunu, kendi içinde zorlandığı yerler olduğunu... ...onun da bazı stres kaynakları olduğunu görmek... ...ve onunla öyle ilişki kurmak demek. Onu tetikleyecek bir şey söyleyip söylemediğime dikkat ederek konuşmam demek.
Ona incittiğini bildiğim bir konuyu vefalarca gündeme getirmemem demek. Ona ürküteceğini bildiğim bir ses tonunda konuşmamam demek. Onun küçücük yüreğinde yeri açabilecek bir kelimeyi kullanmamam demek. Peki ya incelikli bir partner olmak ne demek? İlişkimde incelikli olmak ne anlama geliyor?
Buna geçmeden önce şunu söyleyeyim. Çok sevdiğim bir araştırmacı var, John Gottman diye. İlişki biliminde çok ünlü bir insan. Çok da gerçekten etkili ve etkileyici araştırmaları var. İncelikli olmak konusuna çok önem veriyor John Gottman ve birçok araştırmasına gösteriyor ki insanlar birbirlerine incelikli davrandıklarında
Yani birbirlerinin ihtiyaçlarını gözettiklerinde, birbirlerine seni görüyorum, senin ihtiyacını görüyorum diyebildiklerinde yani bu davranışlarla bunu hissettirebildiklerinde ilişki kalitesi değişmeye başlıyor. Hatta bir araştırma sonucu var. Bu bence gerçekten çok kıymetli. Keşke hepimiz bilsek ve bunu sık sık uygulasak. İlişkilerimizde her bir negatif davranış yerine beş pozitif davranış yerine getirmek. Yani diyelim ki bugün partnerinizi üzecek bir şey yaptınız.
Bir şey unuttunuz, ona gidecek bir şey söylediniz. Bir şekilde onu ihmal ettiniz. Bunu eğer bir şekilde geride bırakmak istiyorsanız ama gerçekten geride bırakmak derken partilerinizin gönlünü alarak yani bir yara açmamış ya da açılmış yarayı kapatmış bir şekilde ilerlemek istiyorsanız 5 olumlu davranış getirmelisiniz ilişkiye. Ve bu beş olumlu davranış aslında incelikli davranışlar anlamına geliyor. Yani onu gördüğümüzü hissettirdiğimiz. Diyelim ki yorgun argın işten gelen partneriniz kanepede oturuyor. Ona bir çay yapıp getirdiğinizde, yemeğini ısıtıp bir şekilde onun hayatını kolaylaştırdığınızda, sana bir masaj yapayım mı çok gergin görünüyorsun dediğinizde,
Ya da mesela banyodan çıkarken elini tutup çıkmasına yardım ettiğinizde. Ya da elindeki ağır eşyaları taşıdığınızda. İşten çıkarken onu arayıp bir ihtiyacın var mı, salona nasıl destek olabilirim dediğinizde. Beraber bir çocuğunuz varsa onun bakımıyla ilgili ekstra bir adım attığınızda.
Yani aslında genel olarak karşınızdaki insana, sen de çok uğraşıyorsun, seni görüyorum ve hayatını kolaylaştırmak istiyorum dediğinizde, işte incelikli davranmış oluyorsunuz o zaman. Ve bu incelikli davranış bir anda, gerçekten bir anda, ilişkide çok farklı bir hava esmesini sağlıyor. Bunun bir başka örneği, bence çok etkili bir örneği, bir tartışma anında durup bu incelikli davranışı gösterebilmek. Mesela şunu söyleyebilmek. Ben bu tartışmanın kazananı ya da kaybedeni olmayı umursamıyorum. Çünkü seni seviyorum, bütün istediğim. Daha iyi bir yerde olabilmek bu tartışmanın sonunda.
Veya şunu söyleyebilmek. Biz her türlü biraz sonra sarmaş dolaş oturuyor olacağız. Şu anda bu tartışmayı södürmemizin ikimiz için de çok büyük bir anlamı yok. Seni incittiğim için özür dilerim. Şu anda seni daha iyi hissettirmek için ne yapabilirim?
Burada bir haklı veya haksız olma durumu yok. Ben doğruyu söylüyordum, sen yanlışı söylüyordun gibi bir durum yok. Tartışmalarımızın pek çoğuna bakarsanız, zaten önemli bir konu hakkında konuşmadığımızı, çoğu zaman çok küçük meseleler üzerinden birbirimizi incittiğimizi görebilirsiniz. Şu küçücük cümleler aslında ilişkide o kadar büyük farklar yaratabiliyor ki.
İlişkiler içerisinde karşılıklı olarak birbirimizi önemseyebilmek... ...karşılıklı olarak birbirimize bakım vermek ve bakım almak... ...ilişki içerisindeki tutku kadar önemli aslında. Ve bunu o kadar çok gözden kaçırıyoruz ki. Bir de ilişkilerde şunu yaptığımız da çok oluyor. Kana kan, dişe diş. Benim kalbim kırdıysa ben de şimdi ona aynı miktarda... ...onu incitecek bir şey yapmalıyım düşüncesi.
Halbuki biz savaş içerisinde değiliz ki. Yani birbirimizi bilerek incittiğimiz durumlar çok nadir. Zaten sizi bilerek incittiğini düşündüğünüz bir partileriniz varsa o zaman bambaşka bir hikayenin içerisindesiniz. Ama eğer gerçekten birbirinizi bilinçli olmadan incitiyorsanız ve bunun sonunda ...bir takım tartışmalar yaşıyorsanız. Burada o karşılıklı... ...mutlaka öç almalıyım duygusunun. İncelikli bir davranış olmadığı. Özüm var da ilişkiye zarar verdiği çok açık aslında. O yüzden... ...biraz da şunu düşünmek lazım. Ben bu öç duygusundan vazgeçebilir miyim?
Gerçekten iyi niyetli bir yerde durabilir miyim? Gerçekten onun nasıl bir ruh hali dolayısıyla bunu yaptığını anlayabilir miyim? Tabii ki burada yine ben her podcastta olduğu gibi söylemeden geçmek istemiyorum. Hiçbir şiddet davranışını bu söyleklerim içerisinde katmıyorum.
Bunun dışında daha basit, daha minor tartışmalardan bahsediyorum. Çünkü diğerleri gerçekten bunun içerisinde değil. Hiçbir şiddet davranışı, incelikli olmak konulu bir podcast'ın içerisine giremez bence. İncelikli olmak konusunun önemli başlıklarından bir tanesi de karşımızdaki insanın bizim inceliklerimizi ne derece algıladığı.
Karşımızdaki insanı algılamadığı sürece... ...biz ne yaparsak yapalım... ...onlar ilişkide görünmez kalıyor çünkü. Romantik ilişkilerde özellikle... ...ilişki memnuniyetini belirleyen enlemli şeylerden bir tanesi... ...yaptıklarımızın karşı taraf tarafının algılanıp algılanmadığı. Bu da doğal olarak karşımızdaki insanın... ...ihtiyacı olduğu şekilde hareket edip etmediğimize çok ilişkili. Diyelim ki partneriniz hasta...
Ve siz sadece bir telefon açıp iyi misin diyorsunuz. Halbuki yakınlardasınız. Uğrayıp onunla ilgilenebilirsiniz. İhtiyacı varsa hastaneye götürebilirsiniz. Belki bir çay yapıp yanında oturabilirsiniz. Ama bütün bunların hiçbirini yapmıyorsunuz. Sadece arayıp halini hatırını soruyorsunuz. Size göre incelikli bir şey yapmış olabilirsiniz. Çünkü onunla ilgilendiniz. Halini hatırını sordunuz. Ama eğer onun için bu anlamlı bir davranış değilse...
Onun gerçekten sizin fiziksel varlığınızı hissetmeye ihtiyacı varsa yaptığınız incelikli davranış onun tarafından algılanmıyor. O yüzden de aslında ilişkiler içerisinde birbirimizi tanıyabilmek çok önemli. Ben ne yaparsam karşı taraf tarafından mı görülür? Ne yapsam görünmeden geçer gider.
Bununla birlikte ilişkiler içerisinde sanırım en büyük misallerden bir tanesi de... ...bu yaptıklarımızın ne kadar karşılıklı olduğu. Diyelim ki ben hep incelikli davranıyorum ilişkimle... ...ama eşim bunların hiçbirini yapmıyor. Ne kadar sürdürebilirim ben bunu? Ne kadar süre sonra? Eh yeter artık ben de uğraşmıyorum diyebilirim.
Muhtemelen çok uzun sürmez ya da uzun sürüyorsa eğer belki de benim zaten sorgulamam gereken başka şeyler var. Belki de sevilmenin tek yöntemini karşımdaki insan için fedakarlık yapmak olarak görüyorum. Ya da belki de yaptığım fedakarlıkları karşı tarafı elimle tutmak için veya bana bağla tutmak için bir manipülasyon aracı olarak kullanıyorum. Maalesef bu birçoğumuzun farkında olmadan yaptığı ve bir alışkanlık haline getirdiği bir duygusal manipülasyonun çeşidi.
Ama eğer ben iyi bir ilişkin içerisindeysem, yaptığım fedakarlıkların hesabının çetelesini tutmam. Çünkü karşımdaki insanın da beni aynı miktarda gözeteceğini bilirim. Yine de bütün bunlardan bahsetmişken, şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Sırf iyi bir insan olmak için mi, yani karşımızdaki insanlarla sorun yaşamayalım diye mi böyle davranıyoruz? Yoksa gerçekten incelikli davranmak için mi böyle davranıyorsun? En önemli fark yaptıklarımızdan sonra nasıl hissettiğimiz. İçimizde karşımızdaki insana karşı neler oluşuyor? Mesela biz yapıyoruz, yapıyoruz. Karşımızdaki insana iyi davranıyoruz. Onun bir dediğini iki etmiyoruz. Sözünden hiç çıkmıyoruz. Ya da onun hayatını kolaylaştıracak sürüyle şey yapıyoruz.
Ama içimizde güzel duygular yerine hınç mı oluşuyor? İçimizde yani mesela ona gülümserken aklımızda bir yerde ona göz mü deviriyoruz? Söyleniyor muyuz içimizden? Eğer durum böyleyse aslında gerçekten çok da incelikli davranmıyoruz sanki. Sırf problem çıkmasın diye böyle davranıyoruz. Ve bu bir şekilde
Bir yerde hayatımızda yolunu buluyor. Kendisini gösterecek bir şey buluyor. O yüzden o hınç duygusu gerçekten çok kritik. Bir de içimizde yaşadığımız duyguların, ihtiyaçların dışarıya vurulmadığını anlamak da çok önemli. Eğer ben her şeyi içimde yaşıyorsam gerçekten ilişkide görülmüyorum. Gerçekten sahici benliğimle orada olamıyorum.
Bir de bazılarımızın karşımızdaki insanı sürekli memnun etme isteği aslında bir stres tepkisi. Yani ben savaşmıyorum, kaçmıyorum, donmuyorum. Onun yerine karşımdaki insanı memnun etmeye çalışıyorum. Çoğu zaman çocuklukta edindiğimiz adaptasyonlardan kaynaklı bu davranış. Karşımdaki insanı iyi olduğuna, mutlu olduğuna ikna edersem stresi çözebileceğim düşüncesiyle çok ilişkili. O yüzden bu stres tepkisini eğer sürekli tekrar ediyorsam belki de orada çok görünmez hale geliyorumdur. O yüzden orayı bir incelemekte fayda var diye düşünüyorum. Ve tabii bir de sevilmenin yolu sürekli karşımdaki insanı memnun ederek onun benden hoşlanması sayesinde mi oluyor? Yoksa benim sahici benliğimle onun karşısına durup gerçekten görülmem ve bu halimle sayılmam mı oluyor?
Eğer ikinize diyorsanız o zaman iyi olmak yerine ince olmak sizin de tercihiniz olabilir. Peki ince insanlar gerçekten daha mı çok kırılırlar? Yoksa bazı insanlar inceliklerden anlamıyor mu? Bir kere her şeyden önce hepimiz yakınımızdaki insanlar tarafından daha çok incitiliyoruz. E incelikleri de daha çok etrafımızdaki insanlara yaptığımız düşünülürse incelikler yüzünden kırılmamız çok da şaşırtıcı değil sanki.
Şaka bir yana gerçekten araştırmalarda en çok en yakınımızdakiler tarafından kırıldığımızı gösteriyor. Neden? Çünkü onlarla daha fazla vakit geçiriyoruz. Onlara daha çok önemsiyoruz. Onların sözlerini daha çok ciddiye alıyoruz. Onları kaybetmek bizim için daha acı. O yüzden de en sevdiklerimiz, en çok canımızı acıtanlar.
Bir de tabii bazı insanlar var ki onlar incelikleri daha az anlıyor. Mesela gerçekten empati yeteneği daha az gelişmiş insanlar bizim ne hissettiğimizi veya incelikli davranırken ortaya ne koyduğumuzu hiç görmeyebiliyorlar. Öyle olunca da gerçekten kalbimizi kırabiliyorlar. Bazı insanlar kendi içlerindeki yetersizlik duygusunu veya kendilerine karşı hissettikleri değersizlik duygusunu başkalarına kırarak gösteriyorlar. Ve bu şekilde davrandıklarında biz neden incitildiğimizi anlamıyoruz. Onlar da bunu aslında kendilerine dair duygulardan dolayı yaptıklarının farkında olmuyorlar. Ama günün sonunda mutsuz ilişkilerin içerisinde oluyoruz.
Bazen de karşımızdaki insanın yeterince düşünceli olmayışı, bizi yeterince önemsememesi ya da ilişkinin dinamiklerine yeterince hakim olmamız da kalbimizi kırmasına veya inceye kadar nüfusumuzu görmezden gelmesine yol açabiliyor. Böyle zamanlarda yine de kendi sınırlarımızı korumamız uzun manada daha mutlu olmamızı sağlayacak. Tabii hiç söylemeden yetemeyeceğim ama bazı insanlar da gerçekten kötü. Yani biz insanların iyi olduğu varsayımın üzerine hareket ediyoruz ama bazı insanlar kötü niyette, kötü kalpli, başkalarının kötülüğünü istiyorlar. Bundan daha açık bir tanımlama yok aslında. Peki incelikli olmak gerçekten uzun vadede daha az üzülmemize ya da daha güçlü olmamıza hiçbir şeyin bizi yıkamamasının sebebi et verir mi?
Araştırmalar yakın ilişkilerde yakınlık duygusunu en güçlü şekilde yakalayabilmemizin en etkili yolunun savunmasız ve kırılkan bir şekilde o ilişkide olabilmek olduğunu gösteriyor. Gerçekten kırılgan bir şekilde o ilişkide var olabilmek demek. Kırılgan ama güçlü. Çünkü hem kırılgan hem güçlü olabiliriz. Gerçekten incelikli olan insanlar kendi varlıklarını ilişkilerde daha fazla ortaya koyabiliyorlar. O yüzden de ilişkiler içerisinde sevildiklerinde gerçekten sahicaleriyle seviliyorlar. Ve o yüzden kendileriyle daha barışık bir şekilde ilerleyebiliyorlar.
İncelikli insanlar etraflarındaki insanları daha fazla görüyorlar. Onlara daha fazla destek oluyorlar. Ve ilişkilerin gerçek etkisini, faydasını daha fazla hissediyorlar. Öyle olduğu için de genel olarak hayatlarında daha yüksek memnuniyet yaşıyorlar diyebiliriz. Yine incelikli olan insanların çok daha dayanıklı olduğunu, çok daha yığılmaz olduğunu, yani düşünce kalkmak konusunda daha başarılı olduğunu görüyoruz.
O yüzden incelikte olmanın faydaları saymakla bitmiyor. İncelikte olan insanlar duygusal olarak daha olgunlar. Kendi duygularına daha hakimler. Karşılarındaki insanların duyguları konusunda çok daha düşünceliler. Kendilerini geliştirmek istiyorlar. O yüzden de yeni fikirlere, eleştirilere çok daha açıklar.
Yani aslında incelikli olan bir insan gerçekten uzun vadede daha az yıkılıyor, daha az zarar görüyor ve daha mutlu, daha iyi ilişkiler yaşıyor. O yüzden sevgili dinleyiciler, eğer siz de incelikler yüzünden bazen kırıldığınızı düşünüyorsanız, incelikler yüzünden aslında çok daha güçlü hale geleceğinizi ve hayatın sizi daha az yaralayacağını Sıhhatıyla atmak isterim. Serttepe'nin sözleriyle bitirelim. Siz yine de incelikli davranın. Herkese sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.