
1.530 kelime · ~8 dk okuma
Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?
Alo kayıp eşya bürosu buyurun. Bir saniye aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour kayıp eşya bürosuna hoş geldiniz. Ay çok güzel oldu bu. Neler yaptınız bakalım görüşmeyeli? Kelenacılar, yeni yıl coşkusu vurdu mu? Kafası geldi mi? Bana geldi biliyor musunuz? Hiçbir mantıklı sebebi olmaksızın, kırmızı kokina çiçekleridir, yılbaş ışıklarıdır, çam ağacıdır, efendime söyleyeyim kırmızı donu, milli piyangosu, yılbaş odun pastası derken, yüzümde bir tebessüm yaratıyor, lanet olasıca. Yaratıyor, yapacak bir şey yok. Ve tabii ki bir sene daha bitiyor, evet.
Asıl olay o. Seneler biterken veya başlarken özel bir şey hissetmesem de özellikle bu senenin bitişiyle alakalı ya niyeyse bir ferahlık duyuyorum. Bit artık 2023 gibi bıkkım bir yerden yapmıyorum ama bunu, onu söylemek isterim. Daha çok yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik.
ha gayret, ha gayret be Özge'm gibi bir his. Çünkü bayağı, bayağı bir seneydi biliyorsunuz. Depremi, seçimi, yazı, kışı, gerçekten nefes aldığımıza şükür. Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız ama içinizde biriken bir öfke varsa yani keşke 2023 bir insan olsaydı da şöyle dinlene dinlene dövseydim dediğiniz bir noktadaysanız aman diyeyim, kurban olayım sakin olun, vites düşürün. Çünkü bir seneye her atarlandığımızda
Sonrasındaki 2-3 seneyle sınanıyoruz. Hemen abisini çağırıyor puşt. Senelerle iyi geçinin. Aman diyeyim, aylarla da. Bakın iyice oraya. Bakın o tarafa. Belleğinizin raflarında belki tamam biraz üzeri tozlanmış olabilir ama orada iki tane plaket olacak. Bak yan yana duruyor orada. Roket takımı gibi. Ne yazıyor üstünde? Getir bakalım. Getir. Heh bak şu sağdaki cam olandan başlayalım. Sayın Özgö Özel. Bana diyor. 2015 boyunca yaşamış olduğunuz 12 ay içerisinde hayatta kalma konusundaki başarılı çalışmalarınız ve üstün gayretlerinizden dolayı teşekkür eder. Yeni yılda da başarılarınızın devamını dileriz.
2015 öyle bir seneydi. Hemen yanındaki kırmızı katife kutuyu da, onun içinde de bir plaket olacak, ona da bakalım. O da 2016'ya ait. Sayın Özgü Özel, Yine ben. Maddi, manevi, siyasi, kişisel ve çevresel tüm zorluklara karşın, yaşam çalışmalarınızı aksatmadan, 2016'yı ciddi emek ve özveriyle bir bütün halinde tamamladığınız için şükranlarımızı sunar, başarılarınızın devamını dileriz. Ne diyebilirim ki? Hak edilmiş iki plaket. Teşekkürler.
31 Aralık'ı bir ocağa bağlayan gece bunların yanına bir tane daha eklenecek. Bu sene için, 2023 için. Yani öyle diye duydum, ben. Öyle kulağıma geldi. Tabii böyle şeyler önden açıklanmaz biliyorsunuz. Ödül törenine, sürpriz. O an öğrenmişiz. Allah, hiç beklemiyordum gibi. Yapılır ama valla dayanamadım burada. Şimdi biz bizdeyiz. Şey yapmak istemedim. Bu seferki baya baya jüri özel ödülü gibi bir şey bu arada. Ve sadece bana da verilmeyecekmiş. Siz de ayık olun. Gözünüz kapıda olsun. Kargo falan gelebilir yani.
Ha oldu da yolda kayboldu, ulaşamadı, bir şey oldu. Ya acaba ben bu seneyi tamamlayan bir koca yürek olarak bu ödüle layık görülmedim mi? Diye sakın düşünmüyorsunuz. Şu an bunu dinleyen herkes nerede, hangi ülkede, hangi şehirdeyseniz 2023'ü sağ salim tamamladığınız için omzunuzdan öpüyorsunuz. Öpüyorsunuz göreceğim. Öp! Öp omzunu! Bu öpücüklerle de asla ve asla yetinmiyorsunuz, tamam mı? Çünkü öpücük uçar, ödül kalır. Rafımıza koyacak bir ödülümüz olacak. Şimdi, imkanı olan tasarlasın, ozalikçide bastırsın. İsterseniz evde kağıt kalemle kendiniz de yazıp çizebilirsiniz. Seramik bıncıranlar ya da polimer kille, reçineyle mi neyle uğraşıyorsanız, kağıt amuru da olabilir. Bak, ilkokulda bize yaptırırlardı.
ahşap boymacılığım, efendim mesela evruz sanatı, monami 24'lü pastelle boyamalar, kanaviçe, hakeza, etamin, cam üflemeciliği, halı dokumacılığı, karpuz kabuğundan gebi yapı... Artık kafayı şöyle bir saat boyunca tertemiz yapacak hangi el işine yatkınsanız başına oturuyorsunuz ve kendinize, sadece kendinize, Bu yılı sağ salim, tas tamam sonlandırdığınız için bir plaket, onur belgesi, üstün hizmet madalyası, hangisini istiyorsanız onu yapıyorsunuz. Anlaştık mı? Tamam mı? Bak anlaştık mı? Göreceğim. İçinizde bu yıla başlarken bazı kararlar almış ve hayatın gerçeklerinden veya belki de sadece kendi basiretsizliğinden sağlam bir yumruk yemiş olanlarınız illaki vardır diye düşünüyorum. Zaten gamsız olsanız bu büroda işinizde, öyle değil mi?
Verdiğiniz en zor karar neydi bu sene? Kararsızlık yaşadığınız için elinizden kaçan bir şey oldu mu? Ya da ne bileyim hatırladıkça hay aklıma sıçayım dediğiniz böyle kötü bir kararınız mesela var mı? Veya hatırladıkça böyle omzunuzu öptünüz işte bir şey yaptınız mı? Bunları merak ediyorum. Aşırı merak ediyorum. Allah'ın emri peygamberin kavliyle yıl sonu raporunuzu büromuza istiyorum. Bürosunun gülleri.
Bunun için kendi aramızda küçük bir etkinlik düşündük. Maalesef sadece İstanbul'da ikamet edenler ve hafta içi öğlen ikide buna vakit ayırabileceklerle sınırlı. Tabii ilginç bir kesişim kümesi. Ben de isterdim. Ben tabii ki isterdim. Vatanın dört köşesinden, kırk dört ülkenin içerisinden tüm bürosunun gülleriyle buluşmayı çok isterdim. Ama ne yapacaksın? Maalesef zamanda yolculuk ışınlanma, klonlanma, Hala yok, yok, yok. Bilimle uğraşanlara yazar. Velhasıl Kelan, 19 Aralık Salı öğlen 2'de Bahçe Galata'da buluşuyoruz. Çayımızı hüpletip yıl sonu değerlendirmemizi yapıyoruz Büros'un gülü. Aa, hep ben konuştum ya. Azıcık da siz anlatın. Neler oluyor? Azıcık da siz konuşun.
Tanışalım. O sırada çalışanlar, şehir dışında, yurt dışında yaşayanlar, lütfen biz dışlandık, biz dışarıda kaldık diye düşünmesin. Yıl sonu raporlarını bana mail ile iletsin. ozeloz.gmail.com adresine yollayabilirsiniz. Çünkü çok büyük ihtimalle Mercury Retros'u da eğer müsaade ederse buluşmamızın kaydını alacağım, haftaya ha buraya bırakacağım. Random gelen Karadeniz şivesi için bir şey yapamayacağım, kusura bakmayın.
Mail adresimi tekrar ediyorum orduzonguldakedirne lilaburgaz orduzonguldak at gmail.com Eskinliğe kadar ben küçük bir başlangıç yapayım. Bilinçli alınmış bir karar olmamakla beraber ben bu sene geriye dönüp baktığımda enerji tasarrufu alanında çok büyük işler başarmış olduğumu görüyorum. Tabii öyle kararları büyük büyük tek seferde alarak olmuyor zaten. Ne zaman olmuş, kim nerede, ne yapmış Allah aşkına? Böyle farkında olmadan, kendiliğinden yaptığınız çok sayıda küçük iyi şey bir araya gelince oluyor ne oluyorsa. Geriye dönüp bakıyorsunuz ki, aa oha resmen ben böyle bir karar almışım ve neler neler yapmışım. Yani bir tabak Kayseri mantısı gibi düşünebilirsiniz aslında. Şimdi birisi gelse önünüze bir adet, bir tanecik mantı koysa, döner dersiniz, sen bana taşak mı geçiyorsun dersiniz mesela. Ya da acaba fine dining'e geldim de hesap mı girecek diye de bir ihtimal olabilir.
Ama neticede o bir adet mantı bir manasızdır yani. Ama bir tabak tepeleme mantı üff, hem de ne biçim yeriz değil mi? Kaşık kaşık. Ay Allah'ım çok, çok, çok zorlanıyorum bu glutensizlikten ya. Neyse dur şu reklamı dinlerken ben ağzıma iki üç badem atayım, hemen geliyorum.
Evet, enerji tasarrufuna geri dönecek olursak, enerji kaynaklarının hızla tükendiği bu günlerde dedim ki, ben tek başıma, özgü olarak, bir birey olarak bu konuda ne yapabilirim? Nasıl bir fark yaratabilirim? Öncelikle kendi enerjimi har vurup harman savurmayarak başlayabilirim gibi düşündüm. Mevcut kaynaklarımı en doğru şekilde kullanmak ve kendi sürdürülebilirliğimi korumak için belli başlı hamleler yaptım. Sizlerle de şu an bunu paylaşmak istiyorum. Not almak isteyenler için tane tane gideceğim. Not almak istemeyenler çarpı bir bıçağı takabilir kaydı. Şimdi ilk olarak boşa enerji harcayan bireyleri prizden çıkardım.
Bu sene gerçekten çatır çutur fişleri çektiğim bir sene oldu diyebilirim bürosunun gülleri. Yani böyle iletişim kurması olsun, efendime söyleyeyim beraber çalışması olsun, etrafında bulunması, hatta storiesine bakması dahi olsun, her alanda fazla fazla enerji yakan kişilere veda ettim. Çok teşekkürler, sağ olun, bay bay. Yatırım tavsiyesidir bu arada. Eğer size içinizden öf dedirten, ne bileyim saklı köşelerde göz devirten, nefesinizi daraltan insanlar varsa bunların hepsini teker teker fişten çekiyorsunuz. Tamam mı? Sessizce alarak başlayın. Önce, sonra birkaç ay sonra da takibi bırakırsınız.
Doğum gününü kutlamayan kişilerin doğum gününü kutlamayın, mesela. Ya da görüşmek için hep sizin aradığınız kişileri artık aramayın. Aramayın! Ya da sizi görüşmek için arayan kişileri de bir ayıklayın, bir bakın bakalım buluştuğunuzda ne yapıyor? Yani hep kendini mi anlatıyor, başkalarını mı bokluyor? Ne yapıyor bu birey? Buluşuyorsunuz, buluşuyorsunuz, sizin enerjinizi emikleyip sizi eve mi yolluyor? Nezaket adı altında önümüze konan her şey, arka planda çalışıp bataryamızın erken erken ölmesine sebep oluyor. Bunu sakın sakın unutmayın.
Sadece gerekli anlarda ve seçilmiş insanlarda kullanıyoruz nezaketi. Tamam mı? Öyle her davara gösterilecek şey değil. Kimseye bizim nezaket borcumuz yok. Enerji tasarrufunda biliyorsunuz bir önemli kalem daha, yalıtım baktığınız zaman. Tabii kendinizi 2-3 katlı camlarla, pimapenlerle kaplayamayacağınız için kendi yalıtım sisteminizi kendiniz kuracaksınız.
hem menteli hem bedeni dışarıdan gelen mikroba, bakteriye, DNA'ya karşı korumak için de yani şöyle ben açıkçası tüm tuşlara basma taraftarıyım. Valla ne var ne yok. Sabahları propolis şatımı atarım, güneş kremimi sürerim, akşamları yatmadan üzerlik otu yakar tütsülenirim ve felak nas biliyorsunuz olmazsa olmazım favori surelerim. Bunların hepsini yapmadan günü kapatmam ve kendimi böylece yalıtmış olurum.
Sizin başka önerileriniz varsa onları da açayım bu arada. Gönderin gelsin. Son olarak tasarruf etmemiz gereken en önemli enerji kaynağımız uzun süreli kullanmak için. Tabii bir parça değişimi şansımız da olmadığından kafayı, kafamızı temiz tutmaya özen gösteriyoruz. Bakımını aman ha aman aksatmıyoruz. Ben bu sene kafayı boşaltmak istediğimde hep yanımda olan TikTok'a öncelikle çok teşekkür etmek istiyorum.
Yani evet, kah nöronlarım sikildi, 2 gram olan dikkatim iyice ekmek kırıntısına döndü, kah uyku düzenim mahvoldu. Olsun, değdi biliyor musunuz? Vallahi benim kafamı muhallebi gibi yaptı. Uyku düzeniymiş, nöronmuş. Bunlar çözülür. Bunlar çözülür, bürosunun güleri. Kökü bizde. Önümüzdeki senede onları toparlarız inşallah. Bakalım, alıp da okumadığımız 93 kitabı yavaş yavaş 2024 süresince diye... Umut ediyoruz. Böyle. Neyse. Hadi bakalım. Herkes amel defterini çıkarsın. Haftaya sınav yapacağım. Gelebilenlerle Salı günü Bahçe Galata'da, gelemeyenlerle haftaya bugün burada görüşmek üzere. Kayıp Eşya Bölüsü. Özgözel sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.