
1.881 kelime · ~9 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Kadın futbolcuyu dudağından öpen başkanın annesi açlık grevine başladı diye bir haber var önümde. Bir dakika kadın futbolcuyu dudağından öpen başkanın annesi mi? Kadın futbolcuyu dudağından öpen başkanın annesi mi? Kimler öpüştü? Önce bunu alayım. Hiçbir yere virgül koyulmamış öyle bir metin yazarı var karşımızda. Kim kimi öptü hiç bilmiyorum ama ortada dayanılmayacak şeyler var.
Kralın kontrolü altında yapılan fornication gibi bir şey mi yani? Böyle anne öpüyor, hakem öpüyor, biri öpüyor falan. Ama neyse şimdi kadın futbolcuyu dudağından öpen tamam, başkanın annesi tamam, açlık grevine başladı. Evet. Asıl olay bu. Bence de. Burada önemli olan açlık grevi ama sadece sebep verilmiş, talep verilmemiş. Yani burada açlık grevinin bir anlama geliyor olması lazım. Daha sendikal öpüşler için mi? Yoksa hiç öpülmeseydi gibisinden mi? Bir de Türk aile toplumunda mesela öpen tarafın annesi böyle bir sendikal çareye başvurmaz. Genelde öpülen taraf mağduriyet yaşar. Bu konuda kıta Avrupa'sını takdir ediyorum.
Bu arada kıta Avrupa'sında geçiyor gibi. İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Lui Rubiales'in annesi Angeles Beyar. İnşallah doğru okumuşumdur. İnşallah buna dilim yetmiştir. Kadın futbolcuyu dudağından öpen başkanın annesi var. Evet. Ve bu kişi açlık grevine başlıyor. Başlamış. Niçin başlamış? Bir talebe olması lazım. Yani o öpüş asla yaşanmamış olarak kabul edilsin, lütfen gibi bir talebe olabilir hayattan.
Tırnak içerisinde hukukta eski halin iadesi diye geçer. Evet, asla öpülmemiş gibi davransın herkes. Federasyon başkanı, FIFA, halk, İspanya halkı, Katalanlar, bunların hepsi bu öpüş yaşanmamış gibi davranabilir mi? Lütfen, diyor. Bunu da açlık graviyle süslemiş. Bence tek taraflı düşünüyorsun, tek bir yerinden bakıyorsun olaya. Şuna ne dersin? Öpülsün, çok çok öpülsün ama bu bize bir bahşiş gibi verilmesin. Bu bizim hakkımız olan bir öpüş olarak verilsin. Tazminat gibi tıpkı. Öyle bir tane öpücük kondurup gitme. Sistematik ve sürekli öp. Tarzı bir talep olabilir mi? Öyle bir şey canlandı aklımda. Aynen öyle kardeşim. Bu arada haberin devamında bir gelişme var mı Samet? Yani greve gidildi. Evet. Kadın futbolcu öpüldü. Bunun gerekçesi konusunda anladığım kadarıyla bir şey yok elimizde. Haberin devamında şöyle bir şey var. 33 yaşındaki öpülen kadının bir beyanı var. Yapılan bir törende açıklamış. Öpülmesinin Rıza'ya dayalı olmadığını söylemiş. Yani Rıza İspanya'da bir semt adı.
Bu arada açlık grevi gece gündüz sürecekmiş. Öyle mi? Evet öyle bir şey yazıyor. BBC Türkçe'nin haberine göre Rubia Ales'in annesi kendisini Motril'deki bir kiliseye kapattı. Kiliseye? Kiliseye kapattı. Kimse öpmesin diye mi acaba? öpmesin diye kaleye kapatılıyor ama tabi yemek götürmek lazım gıda tedariği önemli gönderilen elmaların içerisinde oraya giden bir yılanı öptüğü için yine zehirleniyor ölüyor kız kulesine hoşgeldiniz. Üsküdar manzaralarıyla yayınımıza devam ediyoruz. Martılar yine çok tatlı kisvesi altında simit peşindeler. Ne güzel martı yaptın bir daha yapsana. Hayır bu hıncılı luç kahkası.
Samet artık martı sesiyle hıncıl uç kahkahası arasındaki farkı anlaman lazım. O ikisini hep karıştırıyorum. Ben çocukken de çok ikaz edildim bu konuda. Hep ikisini karıştırırım.
Bu arada hakem konusunu balla kesiyorum. Yine aynı konuyla alakalı ama. Sence Türkiye'de hangi icracı, hangi pop sanatçısı bu haberi layıkıyla şarkılaştırabilir? Bir düşünelim. Mesela yapılan bir ucu açık açlık grevi var. Yani benim aklıma iki isim geliyor. Bunu ya yapsa yapsa Ferhat Göçer yapar. O da şöyle bir yerden. Hani şimdi eşim dostum beni oğlum kadın bir futbolcuyu öptü diye açlık grevindeyim sanıyor. Oysa bilmiyorlar ki. Yastayım gibi bir yerde olabilir. Ya da sadece ses benzerlikleri ve ses olaylarını gözeterek soner sarı kabadayı diyorum. Nedir konu Samet mesela? Elimizde neler var? Ucu açık açlık grevi. Rıza kavramı var.
Gece gündüz sürecek mesela bu çok güzel bir done bence. Soner Sarıkabalayı için gece gündüz sürmesi. E-E-Ü-Ü-Ü-E-E. Çok sever. Mesela şöyle bir başlangıç yapsam devam etsek böyle kopuk kopuk. Hadi bakalım. Gece gündüz sürecek dememiş miydim bendeki bu açlık grevi. Bu bir done tamam mı? Bunu kenara koyduk tamam mı?
İkinci olarak şöyle bir B bölümü yazılabilir şarkıya. O senin girdiğin açlık grevi. Keşke ben girseydim senin yerine. Bu bizi yükseltti. Senden isteğim haberden bir done daha bulur musun? Böyle şarkıya ait olabilecek bir done daha. Hemen bakalım.
Medya bizi taciz etmeyi bırakmıyor. Bu ikinci verse mi? Evet, ikinci verse. Ama asıl şarkıyı Soner Sarıkabadayı şarkısı yapacak şey, Soner Sarıkabadayı'nın bir nedenle telefonu çekmemeli. Çünkü bu insan Abeya'dan, Telsim'den sonra piyasaya ilk şarkılarını vermiş bir insan olduğu için, mesela, kilisedeyim açamıyorum. Sessizlik, değil mi? Orada bir meşgul sesi.
aynen öyle mesela geldi geldi ucu açık açlık grevi kadın futbolcuyu öpeceğine kilisedeyim işte çekmiyor bence şu an oldu yepyeni bir konu Madem bu kadar şarkılardan bahsettik, soner Sarıkabadayı'ya kadar geldi konu. Biz geçen bölümde hiçbir intro yapmadan, kendimizi doğru düzgün tanıtmadan, doğrudan haberle girmiştik. Bu sefer de biraz böyle oldu. Acaba şimdi kendimizi tanıtacağını düşündüğümüz birer şarkı seçip, onların sözleriyle devam etsek? Çok güzel fikir. Senin elinde bir şarkı var mı, bu şarkı beni anlatıyor dediğin? Tabii ki. Hemen hatta sözlerini açayım ki okuyayım.
Mustafa Topaloğlu'nun bir şarkısını ben okumak istiyorum. Neden peki Mustafa Topaloğlu'ndan seçtin, seni anlatan şarkıyı? Mustafa Topaloğlu Karadenizli, ben de Karadenizliyim. Öyle bir duygudaşlık kuruyorum kendisiyle. Güzel, güzel. Ayrıca bu şarkısıyla ayrı bir duygudaşlık kuruyorum. Şarkının ismi Benim İşim Var. Tıpkı senin gibi. Tıpkı bende olmadığı gibi çünkü benim işim yok. Benim işlerim var. Bunların hepsini toplayınca herhangi bir iş etmediği için çok fazla işle aynı anda çok fazla vakit harcayarak uğraşmak zorundalığım var benim. Peki şu anda senin uğraştığın işleri senin kafandaki iş tanımına taşıyamayan şey ne? Yani çok sayıda iş var ama iş yok gibi bir anlattın ya. Evet. Bir mayışım olsun isterdim. Bir mayışın olsun isterdin. Bir mayış benim de bayramım olurdu gibi geliyor bana. Peki sen 1 Mayıs'ta çalıştığı için dinlenenlerden misin yoksa 1 Mayıs'ta dinlenme hakkı olanları o günde eğlendirenlerden misin? Muhtemelen ikinci seçenek. Ben B diyorum. Son kararım. Çünkü müzisyen olduğumuz için o günlerde muhtemelen bir dayanışma konserinde para almadan çalmak gibi bir mesaimiz olabilir.
Samet, ben senin kendine anlattığın şarkıyı dinlemek istiyorum. Evet. Mustafa Topaloğlu'nun bir şarkısı dediğim gibi. Benim İşim Var isimli. 89 yılından sesleniyor bizlere. Pazartesi, salı çalışma günüm. Çarşamba 2'de bir toplantım var. Perşembe, cuma karışık günüm. Cumartesi günü gelebilirsin. Wow, bir dakika. Olayı en başından alabilir miyiz? Pazartesi günü müsait misin? Değilim.
Salı günü? Yok, hayır. Çarşamba günü müsait misin? Çarşamba. 2'de bir toplantım var ama birazcık esnek bir planım var o gün. Peki, 2'den öncesi ya da 2 ile kaç arası sonrası arayalım? Onlar bu şarkıda verilmiyor. Onlar artık duruma göre. Duruma göre şekilleniyor. Evet. Perşembe, Cuma karışık günüm. O günler de bana dokunma.
Cumartesi günü gelebilirsin. Cumartesi müsait. Bu takvimde benim bir tek cumartesim bomboş. Tamam bu benim için yeterli. Peki şarkının devamında ek bilgiler verecek misin takipçilerine ya da dostlarına bir şeyler söyleyecek misin? Şarkı sadece Mustafa'nın takviminden oluşuyor. Mustafa'nın takvimine ortak oluyoruz, bakıyoruz nereler dolu nereler boş.
Bence şarkı böyle yazılır. Net bir şarkı var. Şu günler olur, şu günler olur, şu günler olmaz. Bir beyan var ortada. Ben de işlerim dolayısıyla ve işsizliğim dolayısıyla meşgul bir insan olduğum için duygulaşlık kurabildiğim bir şarkı. Eylüllerde gel, Ekimlerde gel, Aralıkta gelme, benim işim var gibi sonradan aylar üzerinden devam ediyor. Böyle bir şarkı. Samet, bu şarkı duvara asılacak bir takvim gibi. Sürekli olarak kontrol gerektiriyor. Dinlersin bir şarkı, işte caddelerde rüzgar var, aklında aşk var, okey. Gece yarısında sisli yağmurlar, all right. Anladın, geçtin. Bu şarkı hep böyle kontrol edilesi bir şey gibi. Mat mat ge o ge o fiz fiz beden.
Kimya, kimya, biyoloji, biyoloji, din, din, bilmem ne. Bunun gibi hep böyle bakmamız mı gerekecek? Çizelge gibi. Çizelge gibi bir şarkı. Herhangi bir duygu yok. Sadece müsaitlik var ya da müsaitlik yok. Bunu veriyor şarkı. Nakarat da yok. Nakarat da şöyle. Pazar günü gel, cumartesi gel. Pazartesi gelme, benim işim var. Benim işim var, la redif. Güzel. Yani takvimin en can alıcı noktasını nakarat olarak seçmiş bir Mustafa Topaloğlu var. Evet. Peki bize onun gibi mırıldanma şansın var mı bu şarkıya? Pazar günü gel, cumartesi gel. Biliyorsun bazı heceleri direkt kesiyor Mustafa. Bu da geller de öyleydi. Pazartesi gelme, benim işim var. Muhteşem bir nakarat. Peki şarkının o yükseliş bölümünü duyabilir miyiz? Pazartesi
sağlı çalışma günüm. Çarşamba ikide bir toplantım var. Ben bir aşama daha ileri götürmek istiyorum. Aynen öyle kardeşim dinleyicileri için. Aynı Mustafa Topaloğlu sesiyle senden birkaç yanıt alabilir miyiz? Tabii. Şimdi Mustafa Bey öncelikle hoş geldiniz. Olur. Mustafa Bey size Nisan ayında ayın 17'si 18'i gibi bir gelsek müsaitliğiniz var mı acaba? Benim işim var. Peki hangi günleri bize verebilirsiniz o günlerde gelelim?
Ben bir R sesi alabilir miyim? Mustafa Bey, işler çok zorlaştı. Şu an yönetemiyoruz. Hangi gün gelelim size? Senin adın ne?
Bence yeterince Mustafa Topaloğlu oldum. Hiçbir soruya karşılık vermeyerek karşılığında başka sorular sordum. Bence Mustafa Topaloğlu böyle biri. Ben senin bu son sorduğun sorudan hayata dair bir ders de çıkardım. Eğer bir gün bir metin yazarı bana bir futbolcuyu öpen kişinin annesinin açlık grevinden bahsedecek gibi olursa ben ona şunu soracağım.
Senin adın ne? Aynen öyle kardeşim. Abi peki sen bir şarkı hazırladın mı bize? Kesinlikle hazırladım. Ne seçtin bize? Ferda Anıl Yarkın'a ait bir şarkı. İsmi Zorlama Güzelim. Bu şarkıyı seçme sebebin nedir? Bu şarkı bende olan ne kadar şey varsa zıttı. Bende olmayan her şey bu şarkı. O zaman bize şarkının sözlerini paylaşır mısın bizimle? Tabii ki. Kararlıyım bu defa ben. Dürüstçe oynamaya.
Hatam olursa vur yüzüme. Çekinme, korkma güzel. Dostmuşuz biz ne fark eder? Ya da dostluk nereye kadar gider? Sevgiye, saygıya lafım olmaz. Evlilik aşkı öldürüyor güzelim. Bu tümden reddediş afrodizyak olup yükseliyor havaya. Çünkü bu böyledir. Ben olsam bu şarkıyı nasıl yapardığımı konuşalım mı biraz? Hadi bakalım. Ben olsam şöyle yaklaşabilirdim şarkıya. İstersen bir daha düşünelim çünkü ben dünkü davranışlarımdan o kadar da emin değilim.
Sen bu defa da kararlı değilsin. Yok değilim. Devamında da şey derdim hatam olursa vur yüzüme ben birazdan söyleyeceklerim adına da özür dilerim senden bu arada diye devam ederdim ve dostmuşuz biz ne fark eder dediği bölümde de şunu söylerdim benim ikimize dair planım bu ama bu sana huzur vermiyorsa direkt olarak senin dediğini işletebiliriz. Olurdu benim yaklaşımım. Sevgiye saygıya lafım olmaz. Evlilik aşkı öldürüyor güzelim bölümünde ise şunu deyip bırakırdım. Sevgiye saygıya lafım olur derdim. Bu şarkı benim çok zıttım karakterde şekillenmiş bir şarkı olduğu için ve benim hayatım hep davranışlar konusunda bir emin olmama hali olduğu için çok gözüme girdi bu şarkı. Yani Ferda Anıl Yarkın'ın zihninde bir geri vites yok.
Kendimizi biraz olsun tanıttık. Şarkılarla olsun, şarkıların zıttıyla olsun. Hayatlarımızdan bazı manzaralar sunduk. Evet, bir takım kesitler verdik dinleyicilere. Belki de bizi birazcık daha tanıdılar. Belki de tanıdıklarını düşünüyorlar. İnsanı, insana, insanla ve insanca anlatmayı denedik. İnsandan insana değişmeyecek bir biçimde. Kalpten kalbe giden bir yol çizmeye çalıştık. Sevgili Fethi, ben şarkımı söylerken istersen sesi açarsın.
Sevgili Samet, istersen kısıp bunu da yok sayarsın. Kim bilir? Belki gülümser, belki ağlarsın. Yüreğimdeki sesleri, sevgili Samet? Susturamaz. O sondaki ses senin sesindi değil mi? Kimseyi taklit etmedin. Hayır. Samet, sen şarkını söylerken insanlar ne gibi tutumlarda bulunabilirler? Değerli Fethi,
Ben şarkımı söylerken istersen sesi açarsın. İstersen kısıp bunu da yok sayarsın. Aman yarabbim. Ay Kemal çıldırdı.
Her zaman için kendi sesimizle konuşup, kendi sesimizle yorumlarda bulunduğumuz haberleri, taklitleri, şarkı sözlerini tamamen kendi üslubumuzla masaya yatırdığımız yayındasınız şu anda. Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Hayde günde kardeşe, hayde günde kardeşe, hayde günde kardeşe.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.