
2.096 kelime · ~10 dk okuma
Hiç sevgililer gününü kutladınız mı? Hiç sevgililer gününe yalnız girdiniz mi? Peki ya bu sevgililer gününe neler yapmayı düşünüyorsunuz? 4 yıllık podcast serüvenimde ilk defa bir sevgililer günü bölümü kaydediyorum. Ben de birazcık gerginim bu konuya nereden yaklaşsam diye düşünüyorum. O yüzden lafı hiç uzatmadan sevgililer gününü ben nereden bileyim diyorum ve konuya uzatmadan giriyorum.
Sevgililer gününün tarihçesini benden dinlemek istemediğinize eminim. Bu bilgiler her yerde var. Ben sevgililer günü gerçekten kutlanmalı mıdır? Yalnızsam sevgililer günü benim için ne anlam ifade etmeli? Bugün kendimi çok mu kötü hissetmeliyim? Yoksa sevgilim var ama sevgililer günü kutlamak istemiyor, bundan dolayı üzülmeli miyim? Ya da ben sevgililer günü kutlamak istiyorum, partnerim de buna çok açık, bu bizi çok mu klişe bir çift yapar gibi soruları olanlar için aslında bu bölümü birlikte kaydedelim istiyorum.
Hemen şuradan başlayayım. Sevgililer günü kendi başına bir anlam ifade etmek zorunda değil aslında hiçbirimiz için. Yani bugünün anlam ve önemine değinmek, girmek ya da bugünü kutlanacak bir gün olarak görmek zorunda değiliz. Bir taraftan da bugün Kutlamaya uygun günlerden bir tanesi olarak da ilişkimiz içerisinde yerini alabilir sanki. Ama bir sevgililik günü olarak değil, sevgi günü olarak. Tam da bu noktada aslında bugüne hem yalnız hem de biriyle birlikte giren insanlara seslenmek istiyorum.
Sevgililer günü aslında sevdiğimiz ve sevildiğimiz bir gün olarak da kutlanılabilir. Yani ben bu günü etrafımda olan, beni seven, sevildiğimi hissettiren, benim de sevdiğim, içinde karşılıklı olarak anlam bulduğum bütün ilişkiler için kutlanılabilir bir gün olarak tutabilirim. Böylece sevgililer gününü değil de sevgi gününü kutlayabilirim yani. Sevgi gününde ben sadece partnerimin varlığını değil, mesela arkadaşlarımın varlığını da ya da ailemin varlığını da takdir edebilirim. Bundan dolayı şükran hissedebilirim. Bu durumda aslında yalnızsam bile etrafımda beni anlayan ve bana iyi hissettiren insanların varlığı bugünü anlamlı bir şekilde yaşamam için güzel bir sebep.
Düşününce aslında sevgililer gününü 14 Şubat sevgililer günü olarak değil de 14 Şubat hayatımdaki ilişkileri şöyle hızlıca bir değerlendirme ve varlığına şükrettiğim insanları kendimce takdir etme günü olarak değiştirsek ismini hiçbir sorun olmazdı. Ama adına sevgililer günü deyince sanki illa bugüne bir sevgiliyle girmek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Üstelik de yine adı sevgililer günü olunca sanki eğer biz sevgiliysek ve bugünü kutlamazsak bunda bir problem varmış gibi de gelebiliyor. Veya tam tersi, bugün dışarı çıkıp da herkesin el ele, göz göze bir çift gibi takılması... ...bize biraz da rahatsız hissettirebiliyor. Veya etrafımıza olup bitenler bize çok da gerçek gibi gelmeyebiliyor. Sanki herkes çift gibi davranmak zorunda olduğu için... ...o gün bazı mutsuzlukları veya anlaşmazlıkları geride bırakıp... ...sanki rol yaparmış gibi o gün içerisinde bulabiliyoruz kendimizi.
Bir de biraz tuhaf, yıllar önce eşimle sanıyorum ikinci yılımızdaydık. Sevgililer günü kutlamaya bir restorana gitmiştik. Ve etrafımızdaki herkes çiftti. Ve böyle kendimi tornadan çıkmış gibi hissetmiştim. Çok tuhaf gelmişti. O günden beri sevgililer günü bir restorana giderek kutlamayı reddediyorum ben mesela kendi adımı.
Ama bu sevgililer gününün kutlamayı reddediyorum anlamına da gelmiyor. Ama sizin de partneriniz böyle hissediyor olabilir. Yani herkesin ortak olarak kutladığı bu günde ben bu gruha dahil olmak istemiyorum demek de bence bir özgürlük olmalı. Ama eğer siz bu günü önemsiyorsanız belki partnerinizi bugünün sizin için ne anlam ifade ettiğini anlatabilirsiniz. Bugün bizim sevgili olmamız değil de birbirimizi sevmemizi kutlayabileceğimiz bir ekstra gün gibi belki.
Çünkü aslında ilişkilerde kutlayacak günlerin eksikliğini yaşayabiliyoruz. Hani böyle çiftler var ya, bugün bizim ay dönümümüz diye her ay o ay dönümlerini kutlayan. Hani böyle maalesef biraz dalga geçilebiliyor böyle çiftlerle. Aslında bunu dalga geçecek hiçbir şey yok. Yani bu çiftin bir rutiniyse, bir ritüeliyse bunda hiçbir sıkıntı yok. Çünkü birbirimizin varlığını takdir etme günleri yakalayabilsek, bunlarıyla ay dönümleri olmak zorunda değil tabii ki. Aslında ilişkimiz için çok daha iyi oluyor bu. Çünkü zaman geçtikçe tıpkı sahip olduğumuz şeyleri takdir etmeyi ihmal ettiğimiz gibi partnerlerimizi de takdir etmeyi ihmal edebiliyoruz. İyi ki benimlesin, iyi ki benim hayatımdasın, iyi ki benim hayatımı güzelleştiriyorsun gibi cümleler kurmuyor. Üstelik de onlar bizi sevdiği için veya biz onları sevdiğimiz için kendimizi o kadar şanslı hissetmiyor olabiliyoruz. Yani daha doğrusu aslında şanslı hissedip hissetmediğimizi düşünmüyor oluyoruz.
O yüzden bu tip günler bir ilişkide olduğumuz için, sevdiğimiz ve sevildiğimiz için, kendimizi iyi hissetmek için bir sebep olabilir. Bununla birlikte eğer bugün yalnızsak, bu yas tutmak için bir sebep mi? Yani yalnızlığımıza küfretmeli ve bu sefer de, bu yılda sevgililer gününe yalnız girdim diye hissetmeli miyiz? Ya da mesela ilişkimiz yeni bittiyse, bir kayıp sürecinden geçiyorsak, bu sevgililer günü bizim yeni kabusumuz olmalı mı?
Bu çok da bizim elimizde olmayabilir gibi hissediyorum aslında öncelikle. Çünkü başka insanların mutlu olduğunu görmek ve bizim o esnada mutsuz olduğumuzu hissetmek sevgililer gününde maalesef yaşadığımız bir durum. Etrafımıza dönüp baktığımızda, bugünü kutlayan insanlar gördüğümüzde biz kendimizi yalnız veya eksik hissedebiliyoruz. Bir kere burada şunu söylemek istiyorum. Bir ilişki içerisinde olmamak asla bir eksiklik değil. İyi bir ilişki içerisinde olmak tabii ki güzel bir şey. Tabii ki faydaları çok fazla. Tabii ki bizi mutlu kılıyor. Ama diğer taraftan, bir ilişkin içerisinde olup çok mutsuz olan veya hayatlarını oldukça kötü sürdüren de çok fazla insan var. Önemli olan, bizi iyi hissettiren bir ilişkin içerisinde olmak.
Ve eğer siz şu anda bir ilişki içerisinde değilseniz... ...belki de aslında bunun sebebi... ...sizi gerçekten iyi hissettiren... ...içinde gerçekten kendiniz gibi var olabildiğiniz bir ilişkiyi henüz bulamamış... ...veya öyle bir ilişki içerisinde olmadığınızı idrak edip... ...kötü ilişkinizi bitirmiş olmanız olabilir. Belki de henüz sizi anlayan veya varlığınızı... ...görmesi gerektiği şekilde gören bir insanla karşılaşmadığınız bu da mümkün.
Ama bugün bütün bu duygularla kendisini iyi hisseden insanlara imrenmek de gayet insani. Çünkü bazen o imrenme duygusuna kötü bir duyguymuş gibi yaklaşabiliyoruz. Halbuki bizde olmayan bir şey başka birinde olduğunda bu duruma imrenebiliriz, özenebiliriz. Bu illa o mutlu olmasın ben mutlu olayım demek değil. Hatta hiç böyle değil. O da mutlu olsun ben de mutlu olayım demek.
Ama dediğim gibi, yalnızlığı mutsuzlukla eşleştirmek aslında toplumsal önyargılarla çok ilişkili. Maalesef yalnız insanlara, ''Aa canım, ya ilişkisi yok onun.'' gibi saçma bir yaklaşımı sergileyebiliyoruz. Hatta maalesef bizim gibi toplumsal yapılanmalarda insan ancak bir ilişkisi olduğunda daha fazla ciddiye dağılınabiliyor mesela, uzun süre bir ilişkisi olduğunda.
Ama aslında durum hiç böyle değil. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, yalnızlığı bilinçli bir şekilde tercih eden insanların yalnızlıklarıyla gayet de mutlu olabildiklerini gösteriyor. Sağlıklı arkadaşlıkların, sağlıklı aile ilişkilerinin romantik partner kadar bize iyi geldiğini de biliyoruz. Daha önceki bir podcastımda çok detaylı şunu anlatmıştım. Herkesin bir katmene ihtiyacı var.
düştüğümüzde bizi kaldırabilecek, bize pansuman yapabilecek, yaralarımızı temizleyip toparlayabilecek bir insana ihtiyacımız var demiştim. Bu insan bir romantik partner olmak zorunda değil. O yüzden bu sevgililer gününde siz de kendi katmeninize bir güzel mesaj atabilirsiniz aslında. İyi ki hayatımdasın. İyi ki her düştüğümde seni yanımda buluyorum. Bu insan her kim olursa olsun eminim bu takdirinizi, bu şükranızı duymaktan mutlu olacaktır.
Gelelim bir de çok hızlıca, eğer bir sevgiliniz varsa ve bu sevgililer gününü birlikte kutlamaya karar verdiyseniz, neler yapabilirsiniz, ne yapsanız bu sevgililer günü daha iyi geçer. Tabii ki sizi oturup date mekanları önermeyi planlamıyorum. Ama şunu önermeyi planlıyorum. Eğer bugünü Her zaman yaptığınız gibi romantik bir yemeğe gidip sonrasında bir yürüyüş yaparak geçirecekseniz aslında ilişkiniz için daha farklı bir şeyler yapabilirsiniz. Araştırmalar bize ara ara yapılan farklı aktivitelerin ilişkimizdeki eski heyecanı yeniden sağlayabildiğini gösteriyor. Farklı bir şey denemeye ne dersiniz bu sefer? Mesela bilmem lunaparka gitmek ya da daha önce hiç yürümediğiniz bir güzergahta yürümek ya da daha önce hiç yapmadığınız bir aktiviteyi beraber yapmak.
Daha önce hiç seyretmediğiniz şekilde bir film seyretmek... ...ya da daha önce hiç konuşmadığınız bir konu hakkında konuşmak... ...farklı bir şeyler yapmak ve birbirinizi o farklı aktivite içerisinde görmek... ...ilişkide gerçekten iyi bir şey. Bununla beraber eğer birbirinizle konuşarak girmeyi planladığınız bir sevgililer gününüz varsa... ...o zaman da biraz daha derin sorulara, biraz daha birbirinizi gerçek anlamda tanımaya... odaklanmanızı tavsiye edebilirim. Mesela sıradan ve böyle sırf klişe olsun diye sadece güzel şeylerin konuşulduğu bir yemektense birbirinizin daha önce hiç tanımadığınız bir yönünü keşfetmeye çalışabilirsiniz. Böylece aslında yakınlık duygusunu arttırabilir ve ilişkinizin bağını kuvvetlendirebilirsiniz.
Bir de şu düşünce hep karşıma çıkıyor ve bununla ilgili bunun tersini gösteren çok fazla araştırma var. O yüzden bu podcast'ı bunu anlatmak için uygun bir alan olarak belirledim kendimce. Bu yaştan sonra ben aşık olamam ya da of artık geçti benden gibi cümleleri çok duyuyorum. Halbuki araştırmalar insanların 60'larından sonra dahi aşık olabildiklerini ve çok güzel ilişkiler kurabildiklerini gösteriyor. Ben dönüp bakınca benim yıllar önce Amerika'da bir hocamın babası o dönemde yaşların kaldığı bir evde eşiyle beraber kalıyordu. Sonra eşi hayatını kaybetti. ve bu kişi eşi vefat ettikten böyle bir yıl kadar sonra yine aynı bakım evinde tanıştığı yine seksüellerinde bir hanımefendiyle çıkmaya başladı ve o kadar tatlılardı ki ikisi de seksüellerinde insanlar böyle el ele tutuşuyorlar beraber film seyretmeye gidiyorlar ve gerçekten o kadar tatlı bir yol arkadaşlığı yapıyorlardı ki o noktada ve artık şunu biliyoruz aşkın yaşı yok
Bunu sadece yeni bir ilişki kurmak adına da söylemiyorum. İlişkimizin içerisinde de aslında ilişkimizi geliştirecek darmanışları, yakınlaşmaları ilişkimizin yaşından veya kendi yaşımızdan bağımsız olarak yapabiliriz. Aslında ilişkiye hareket getirmek her türlü çok iyi geliyor. Mesela çok sorulan ilişkimdeki tutku azaldı, bunu nasıl arttırabilirim sorusunun cevabı da bu yenilik arayışı içerisinde. Aslında cinsellikte de hep aynı şekilde, hep aynı yöntemlerle, hep aynı mekanlarda, hep aynı başlangıçlarla ve sonlarla yaşanan cinselliğin bir süre sonra her iki taraf için de sıkıcı hale geldiği,
Ve bunu bir şekilde renklendirmedikçe aslında çiftlerin zaman içerisinde cinsellikten uzaklaştığı bildiğimiz bir şey. Sevgililer günü konuşurken cinsel ya da böyle mini mini bir dokunmadan geçmek istemedim. Böyle biraz daldan dala atlamış gibi oldum ama şunu da hemen belirtmek istiyorum. Hepimizin sevgisini gösterme şekli çok farklı birbirinden.
Bizim sevgililer günü için beklentimiz partnerimizden bir yönde olabilir ama partnerimizin bize sevgisini gösterme şekli bizim beklentimizden çok daha farklı olabilir. Söz konusu hediyeler veya kutlamaları olduğunda da yine bu farklılıklardan konuşuyoruz tabii ki. O yüzden de sevgililer gününü kutlama şekliniz, kutlama talepleriniz birbirinden farklılık gösterebilir. Buralarda birbirimize karşı anlayışa yaklaşmak çok önemli. Podcast'ın başında da belirttiğim gibi bir ilişki içerisindeyken partnerlerden bir tane sevgililer gününü kutlamak istemeyedebilir. Bu sevgililiğimize bir hakaret anlamına gelmek zorunda değil. Belki de başka bir günü sevginizi kutlayacak bir gün olarak belirleyebilir ve o günü yine birlikte geçirebilirsiniz.
Buradan da hemen sevgilisi olmayan, bu sevgililer gününü yalnız geçirecek olan dinleyicilerime seslenmek istiyorum. Siz de sevgililer günü anlamında bir şey yapmak istemeyebilirsiniz. Çünkü bu günü illa çift olan insanlara ait bir gün gibi hissedebilirsiniz. Ya da podcast'ın başında da belirteyim gibi, bugünü bir sevgi günü olarak kutlamaya karar verip, arkadaşlarınızla güzel bir dışarı çıkmayı ayarlayabilirsiniz ya da ev içerisine buluşup eğlenebilirsiniz. Ya da bugünü kendinize ayırıp, kendinize sevgi verme günü olarak da ilan edebilirsiniz.
Maalesef öz sevgi, öz şefkat çok da uygulamayı bilmediğimiz bir şey... ...ve aslında kendimizi sevmek, kendimize iyi davranmak, kendimizle iyi bir ilişki kurmak... ...sonraki birçok ilişkimizin anahtarı. O yüzden belki bu aralar bunu ihmal ediyorsanız... ...bu sevgililer gününü kendinizle güzelce baş başa vakit geçirebileceğiniz bir gün olarak da planlayabilirsiniz.
Birileriyle ya da yalnız başınıza hiç fark etmez. Bence bugünü özel kılacak olan şey, bugün için yapacağınız planlarda gerçekten bir çaba harcamak ve bugünü anlamlı kılmak için uğraşmak. Yani aslında bize diktarılan bir sevgililer günü kutlaması değil de, bugünü o iki insan için veya benim kendi başınalığım için veya Ben ve arkadaşlarım için seçtiğim plan da bugünü yaşadığımın ve bugünü derinlerimde hissettiğimin ayırdığına varabileceğim bir plan içerisinde olmak. Böylece aslında karşındaki insanın da veya kendi kendimin de ihtiyaçlarını giderebilmek. Bazen biz plan yaparken kendimizle de, başkasıyla da böyle ne iyi olur diye düşünürken, başka insanların iyilik kavramları üzerine hareket ediyoruz da, ya benim aslında karşımdaki insan neyi sever ya da ben aslında neyden hoşlanırım diye pek düşünmüyoruz. İlla böyle o kuralına uygun hareket etmeye çalışıyoruz ya da dışarıdan bize dikte edilen kriterlere uygun hareket etmeye çalışıyoruz.
Bunlardan biraz daha uzaklaşıp sahici kalabilsek gerçekten kendi ihtiyacımızı veya partnerimizin ihtiyacını dinleyebilsek çok daha güzel planlar yapacağız ve sanırım en çok da bu eksik kalıyor. Dediğim gibi hem kendimizle ilişkimizde hem başkalarıyla olan ilişkimizde ihtiyaçları derinlemesini dinleyebilmek ve planları buna göre yapabilmek. Hediye alacaksak buna göre alabilmek. O yüzden belki bu sevgililer gününde her ne yapacaksanız veya her kiminle yapacaksanız bu planı, ne olur şunu düşünün. Ben ne istiyorum? Varsa karşımdaki insan ne istiyor? Bizim şu anda ne gibi bir şeye ihtiyacımız var? Ve ondan sonrasında bu anların tadını çıkartın. Eğer kutlamıyorsanız da
Bu da karşı çıkmanın, kutlamıyor olmanın veya buna çok da umursamamanın keyfini çıkartın. Çünkü bence her türlü hepimiz ilişkilerimizi veya ilişkisizliğimizi canımızın istediği gibi yaşamakta özgürüz. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Madem sevgi günü olarak kutluyorum, ben sevgililer günü podcast'ın başından beri bunu söylüyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu podcast'ı dinliyorsunuz. Ben burada bir şekilde sizinle kavuşmaktan çok mutluyum. Varlığınız beni her zaman çok mutlu ve şanslı hissettiriyor. O yüzden hepinizin sevgililer günü canlı gönülden kutlu olsun. Herkese güzel bir hafta diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.