Podcast

Beni Özlemekten Mi Korkuyorsun? I Bölüm 2

Misafir Odası

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bazen, hayatı bir sınav gibi görmek gerekir. Oldukça yoruma dayalı bir sınav. Hazır mısınız? Ailenizin 4 unsurunu sayınız. Sayabilir misiniz?



Misafir Odası bir Podbee Media yapımıdır.

Volkan Çıkıntoğlu'nun senaryosunu yazdığı, Tunç Şahin'in yönettiği, Aslı İnandık, Güven Murat Akpınar, Derya Alabora ve Serkan Keskin'in baş rollerini oynadığı 8 bölümlük bir podcast dizisidir.



Ortak Yapımcı: Yağmur Dolkun I Dolkun Production

Ses Tasarım ve Miksaj: Metin Bozkurt

Müzik: Okan Kaya

Proje Süpervizörleri: Tülin Özen, Tansu Biçer

Proje Koordinasyon: Şevval Balkan

Ses Tasarım Editörleri: Tolgacan Bozca, Cemre Dalyan, Batuhan Kösegil

Reji Asitanları: İpek Turgay, Sıla Kenar

Afiş: Onur Sipahi

Konuk Bölüm Oyuncusu: Şevval Öztay

Bölüm Sonu Şarkısı: Nilipek - Sabah







Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.361 kelime · ~12 dk okuma

Misafir odasında geçen hafta. Çocuğum ağlama ama. Çocuk çok ağlıyor. Annesi susturmuyor. Bak ağlasam ağlarım. Sus artık! Pardon hanımefendi, siz benim çocuğuma nasıl bağırırsınız? Ben çocuklara hiç öyle... Susun! ...diye bağırmayı çok isterdim ama bağıramam. Ben Umay. Sigarayı iki hafta önce bıraktım. Olmak istediğim yerden çok uzaktayım.

Ne olmuş loğantrofisine? Beni sırt vermişler. Sadece son ikiye kalmışlar. Ya ne diyorsun Merve? Gerçekten mi? Abla. Hülgen? Annem yok. Ne? Abla hamilesin işte kusuyorsun. Abla

saksımı unutma. Bir de temizlik çamaşırı. Bazen hayatı bir sınav gibi görmek gerekir. Hayır, öteki dünya için bir sınav değil hayali ikitlem. Tam da burası için, maalesef dandik bir lise hocasının yaptığı ve yoruma dayalı bir sınav. Böyle bir sınavda boş bıraktığınız sorulara geri dönmemelisiniz ve hocanızdan kanaat notu istememelisiniz ki zihniniz ayık olsun, duygularınız bastırılmış. Kağıda isminizi yazmayı unutmayın, süreniz başladı.

Transkriptin tamamını oku

Ben Umay. 35 yaşındayım. Kafamın içinde kalmayı severim. İlk sorudan başlıyorum. Soru 1. Haleti, ruhiyenizi tanımlayınız. Yapamam, geç. Soru 2. Şu an çevrenizde neler olmaktadır? Maddeler halinde açıklayınız. Peki, deneyeyim. 1. Öğlen vakti ve benim evimdeyiz. 2. Masadayız ve kahve içiyoruz. 3. Kardeşiz ama anlaşamıyoruz. Evde süt yok.

Ne yapacaksın sütü? Muhallebi yapacağım. Ne yapacağım, kahveye koyacağım. Ben sütsüz içiyorum. Hı hı. Bir yumurta kırmak istesek, o da yok. Onlay söyleriz, tamam. Hayır Ablacığım, bakarak seçmek lazım. Peynir küflenmiş, atıyorum bu arada. Oturup kahveni içer misin Hünkar'ım? Ya... Hadi bize gidelim ya. Belki annem gelmiştir, bize söylemiyordur. Niye öyle bir şey yapsın ya? Doğru, saçma.

Ya onun olsaydı bari bir krep yapardım. Ay bir kahve içirmedin şurada ya. Evde bir kahve var zaten. Ya senin buzdolabın neden boş? Ben senin gibi evde oturmuyorum Ülgen. Çalışıyorum ya ben. Yine de yemek yapabilirsin. Sana ne ya? Tam senin gibi buzdolabı. Soğuk ve boş. Çok etkileyici gerçekten. Hangi şairin lafı bu? Kendim buldum şu an. Soru üç. Bizi biz yapan eşyalar nelerdir? Örnekleyiniz. A, bu buzdolabı mıyım?

B. Her sabah içtiğim şu kahve miyim? Net değilim. C. Bırakmaya çalıştığım sigara mıyım? Ay inşallah değilimdir. D. Evet bu. Ben içeride hazırlanmayı bekleyen bavulum hayali kitlendi. Abla sabahtan beri aramadım, akraba kalmadı. Annem hiçbir yerde yok. Kimseye annem yok demedin inşallah. Demedim abla.

Dur, ne yapıyorsun? Niye atıyorsun küllüğümü? E bıraktın ya sen sigarayı. Elleme eşyaları mı ya? Allah Allah, ben senin çiçeğin saksısını değiştiriyor muyum? Değiştirmek lazım. Değiştireyim mi? Hayır ya, ne bileyim. Ben öylesine örnek verdim. Ne anlarım ben çiçekten? Abla gel bize gidelim akşam ya. Zeytinyağlıları yeriz evde. Kendi evim varken niye başkasının evinde kalayım ben Rüge? Başkasının evi değil abla, o büyüdüğümüz ev. Tamam, sen git kal o zaman. Kalanıyorum diyorum yalnız. Öf!

Abla biz niye böyle yalnızız ya? Ben yalnız değilim Hünge. Tek başınayım ben. Bence bir fark yok ama. Çok fark var da. Açıklar mısın bana lütfen? Buzdolabı bitti bana sarıyorsun herhalde sen. Abla ben herkes gibi olmak istiyorum. Herkes gibi olmak ne demek? Maddeler halinde açıklayınız. Bir. Herkes demek orta sınıf demektir. Ve orta sınıf bir araftır. İki.

Bu araf, devamlı başımıza bir şey gelecek korkusu ve üç sınıfı atlayacağım umudundan oluşur. 3. İnternet 2000'li yıllardaki orta sınıf gençleri bambaşka bir dünya umuduyla kandırmıştır. 4. Şimdi hepsi terapiste bağlı yaşamak zorundadır. Abla ben herkes gibi olmak istiyorum. Sen herkes gibisin zaten Ülgenciğim. Değilim ablacığım. Değiliz ablacığım. Aile bile değiliz. Şu halimize baksana. Doğru düz konuşamıyoruz be şurada. Ülgen, biz çok sıradan bir aileyiz. Biz? Babam öldü. Sen yoksun. Biz evlenemedik. Annem bile kayıp şu an. Ha? Abla baka böyle aile mi olur ya? Hep bir sıkıntı. Bizim derdimiz yok ya. Vallahi.

Bizim derdimiz yok. Yalan söylüyorsun Umay. Yalan söylüyorsun. Yurt dışına gidiyorsun, kardeşinden de saklıyorsun bunu. Yalan söylüyorsun. Ne, ne diyorsun ona ya? Derdimiz yok diyorum bizim. Bizim sorunumuz bu. Bizim derdimiz yok Ülgenciğim. Bize rahat batıyor. Biz burada oturup boş boş kahve içebildiğimiz için bize rahat batıyor. Zannediyoruz ki derdimiz var ama yok. Kaçmaya çalışıyoruz da bir bok yok. Sorunumuz bu bizim, derdimiz yok. Ay tamam be. Birden ne coştun? Yani bazı çiçekler bazı topraklarda yetişmiyor.

Vay, çok düşündün mü bu lafı? Aykut Kocaman'ın lafı. O kim be? Teknik direktör. Sen futbol sevmezsin ki. Yo, seviyorum artık. Eski maçları izliyorum. Niye? İşte... ...yani babamla vakit geçiriyorum şimdi vallahi.

Of Rüyam, on beş yıl oldu artık, bir alışsana. Sen gelecek misin bu sene Mevlüt'e? Hayır tabii ki. Ya bu kadar Mevlüt işi varken annem nasıl ortadan kaybolabilir? Aklım almıyor benim artık ya. Ne Mevlüt'müş arkadaş. Yeni bir konsept var mı bu sene Mevlüt'ünüzde? Sushi falan verseniz mesela. Çubuk lazım ona. Ha olsa vereceksiniz yani. Ya dalga geçme abla ya. Tamam ya, ne yaparsanız yapın bana ne. İstiyor musun kahve koyayım mı? İstemiyorum kahve, süt de yok zaten.

Abla geçen bu güven su maçını izledin, doksan dokuzdaki. Şu maç? Evet, o maç. Babam seni götürmüştü tabii. Evet, son defa. Siyasi olaylar falan çok acayip bir maçmış ya. Ülgen ben artık sevmiyorum futbolu. Keşke böyle ailecik bir maça gidebilseydik. Ailecik, biz? Biz ailecik yemeğe bile gitmedik Ülgenciğim. Soru. Çekirdek ailenin dört unsurunu sayınız.

Bir, kırılmış egosuyla sevme hallerini bilmeyen bir baba. İki, ezilmiş kimliğiyle bağlanma hallerini bilmeyen bir anne. Üç, yetişkinliklerinde o çok şikayet ettikleri anne babalarına dönüştüklerini fark eden çocuklar. Abla, babam bu mühendis maçında son dakika golü geliyor ya. Ne yapmıştı? Sarıldı mı sanmıştı? Ne yaptınız? Dört, erteleme.

Abla kime diyorum ya, ne yaptın asıldım aç. Ay Ülgen hadi, hadi markete. Tamam kahveni şöyle gideriz ya. Yetti bu kadar boş muhabbet hadi. Tamam be.

Ülgen sakın çok bir şey alma bak, ben yiyemiyorum zaten atılmasın. Son kullanma tarihi ablacığım, önemli olan son kullanma tarihi. En uzak olanı seçeceksin. Online alınca seçemiyorsun. Ülgen dur.

Şu teyze bize mi yaklaşıyor? Vallahi bize yaklaşıyor. Kesin bir şey soracak. Bakma. Abla dur ya. Yardımcı olmayalım mı yaşlılar? Allah Allah. Ben hallederim. Teyzeciğim buyur.

Soru, bu teyzeyi teyze yapan şeyler nelerdir açıklayınız? Bir, benim teyzelere karşı önyargım ya da iki, hala ısrarla alınan gazete, indirimden yoğurt, salçalık domates, cam saklama kabı, nevresim takımı dolapta hiç açılmamış şekilde duracak ve Ülgen'le kafa kafaya verip birim fiyatta en ucuzunu aradıkları çoklu tuvalet kağıtları, Otuz ikiye böleceksin teyzeciğim. Hayır bak şimdi inirimde diyor ama bunu sekize böleceksin. Böyle ne oldu? Pahalı oldu değil mi? Hayatında small talk yapamayan Ülgen... ...teyzeyle bir olup dünyaya meydan okuyor. Hayır. Karıştırıyorsun teyzeciğim. Yani böyle kazıklanırsın. Onu on altıya böleceksin dedim ya. Tamam mı? Hah. Aferin. Bravo teyzeciğim. Ülgenciğim hadi kasaya gidelim. Merhaba. Hadi canım, hadi Ülgenciğim.

Market çok iyi geliyor bana ya, oh ya. Abla sucuk, eşantiyon sucuk. Dur, gel düşeceğim. Ya bir şey olmaz, gel sucuk yiyelim. Soru, Ülgen'in Ülgen yapan şeyler nedir tartışınız. Bir, son kullanma tarihi uzak ürünler... ...Froy diyen bir ölüm korkusu. İki, kapitalist tuzakların en büyüğü, eşantiyon sucuk. Ee teyzeciğim pardon, sıra bizim de yalnız.

Bir tane ekmek aldım oğlum sadece. İzin istesem vermeyecek miydin sanki? Yani izin istemediniz ki direkt geçtiniz. Bacaklarım ağrıyor benim. Kaç yaşındayım ben biliyor musun sen? Sıra diyor hâlâ. Yok siz bir şey deseniz ben zaten size sıramı veririm. Hiç sergi kızmamış. Bu gençler çok fena. Aa! Hayat böyledir işte. Bir yaşlının verdiği huzuru bir başkası alır.

Ülgen, onu yargılayan bakışlarla eziliyor... ...hiçbir şey diyemiyor ve altta kalıyor. Toplam 775 lira, kredi kartı nakit. Bir dakika şey, şu yoğurt bizim değildi yalnız. Onu ayırabilirsek. Ama gözünüzün önünde geçirdim hanımefendi, yani... ...sizin söylemeniz lazımdı. Evet, haklısınız. Ee, nasıl yapsak ki? Şimdi hepsini iptal edip tekrar geçirmek zorundayım. Alsamız sorun olur mu sizin için?

Yani şimdi biz bu yoğurdu tüketemeyiz. Çünkü son kullanma tarihi yarım. Yani beyefendi... ...sepetinizdeydi sonuçta ya. Evet de yani süt olsa pasta yaparım hani. Ama biz bu yoğurtla hem de bu marka yani hem de laktozlu... Ulyan uzatma, tamam. Tamam, siz her şeyi en baştan geçirin en iyisi. Tabii hanımefendi, öf! Şu an niye surat asıyorsunuz?

Asmıyorum beyefendi. Tekrar geçireceğim işte ben her şeyi. Yani sizin müşteriyi korumanız gerekmez mi? İşiniz bu sonuçta. Ya tamam, boş ver. Hayır abla ya, bir dakika. Niye herkes bize bağırıyor? Oh ne âlâ, ne güzelmiş bu ya. Bizim ne derdimiz var? Biz neyiz? Biz de dertli insanlarız yani. Yeter ya gerçekten. Beyefendi hadi tamam, lütfen. Beyefendi bakın, bu ülkede haklı çıkmak için illa yani... ...bağırmak mı lazım ya? Sizi şikayet edeceğim. Sizin müdürünüze şikayet edeceğim.

Pardon da iki haftadır izin yapmadım ben ya. Annem ayağını kırdığı için temizliğe gidemiyor. Şu an bir de acayip bir adet ağrım var ve sen... ...gidip beni bir yoğurt için şikayet mi edeceksin? Yok tabii. Yani... ...özür dilerim, doğru olmaz şimdi. Sınıfsal bir yenilgi ve elimizde istemediğimiz bir yoğurtla... ...marketten çıkmak zorunda kalıyoruz. Abla dur. Ne oldu? Sen haklısın ya. Bizim bir derdimiz yok.

Boş ver Ürgen. Hayır, hayır ya. Bu önemli. Bizim gibi küçük burcuvalar değil, günde 15 saat çalışanların derdi olur. Ne? Yani bizim gibi tuz hurlar değil... ...çocuklarına ekmek götürmeye çalışan anne babalar dertli olur. Bizim şikâyet etme hakkımız yok. Ne bu şimdi? Nazım Hikmet mi oldu başına? Mourinho. Ablacığım Mourinho, maaştan sonra söylemişti.

Evet, futbol Ülgen. Çok güzel gerçekten. Hadi ellerim ağrıdı, gidelim ya. Neymiş? Biz kanser olmayalım, kalp krizi geçirmeyelim... ...nakdoz varsa süt tüketmeyelim. Yeter be! Bize bunu yaptılar işte ya. Yeter abla, yeter. Ülgen nereye götürüyorsun ya? Şu büfeden kaşık alıp yiyeceğim yoğurdu. Ya dur, saçmalama. Eve gidince yersin, hadi. Hayır ablacığım, şimdi yiyeceğim. Karnım ağrıyana kadar yiyeceğim. Abartma artık. Ya bırak yoğurdu ya. Totem yaptım, bırak. Ya sen bırak. Bıktım senin totemlerinden artık. Kırışma bana. Çöpe atacağım ben. Atamazsın çöpe falan.

Rezil oluyoruz! Bırak şunu! Yoğurt Ülgen'in üstüne dökülüyor. İstemediğiniz bir yoğurtla sokak ortasında felsefe yaparsanız böyle olur. Mecbur aile evine, Ülgen'e temiz üst baş almaya gidiyoruz. Ablacığım eve girecek misin, girmeyecek misin? İşte istisnasız her vakit sizi anılar dünyasına götürecek o değişmez aile evi kokusu.

Ülgen ne yaptın? Ettin beni bu eve, getirdin yani. Aa! Abla... ...annem sesli mesaj atmış. Annem sesli mesaj atmayı bilmez ki. Atmış işte. Ay ben basınamayacağım. Ya kötü bir şeyse? Al, al sen bas. Başladı mı? Tamam, konuşuyorum. Ülgen, ben iyiyim. Hatta çok iyiyim.

Pazartesi Mevlü'de yetişeceğim, merak etme. Yetişiriz değil mi? Ama Ülgen yine de ablana söyle yardım etsin. Yemekler gelecek, iş çok. Öpüyorum sizi, canlarım benim. Kapattın mı? Tamam. Bu ne şimdi? Dedim sana, annem bir tarikata katılmış. Yani sesinden belli, beynini yıkamışlar kadının. Ah ya! Bana gıcıklığını mı yapıyor acaba ya?

Neyi? Beni aramıyor bile ya. Bütün hafta sonu mahvoldu, kendisi nerede belli değil. Ay abla seninle ne ilgisi var şimdi ya? Aman hemen annemi koru sen de üf! Keşke bırakmasam hiç. Neyi? Sigarayı. Aile bende sigara yapıyor yüngen. Bence sen başlamak için bahane arıyorsun abla. Hadi git değiş üstünü, hadi bekliyorum. Soru. 17 yaşında ailenizden gizlemek için zulaladığınız sigara duruyor mudur? Eve girip eski odama bakıyorum.

Evet, duruyordur. Ama aile evi tuzaklarla doludur hayali kitlem. İşte o kutu. Babamdan kalan eşyalarla dolu o kutuya gözüm takılıyor. Babam mesela. Bu kutu mudur?

Ve işte buradayım. Babamdan kalan kutuya bakıyorum. Ölümünden 15 sene sonra. Sigaraya bakıyorum. Bıraktıktan 2 hafta sonra. Soru. Sigara mı? Kutu mu? Üçüncü seçenek. Üçüncü seçenek yok. Ama bu haksızlık. Sigara mı? Kutu mu? 15 sene mi? 2 hafta mı? Hayır, başlamak için bahane falan aramıyorum. Sigara mı? Kutu mu? Kutu mu? Sigara... Siktir et sigarayı. Kutuyu açıyorum.

Kızım. Al işte. Yine oldu. Ben bu kutuya ne zaman elimi atsam içinden babamın hayaleti çıkıyor. Sigaradan iyidir. Geçmeyen deliliğim. Kutular açıp hayaletlerle konuşuyorum. Şaşırdık mı? Hayır. Çünkü bizim ailede... Irsi diyeceksin deme bir tanem. Deme. Hep annenin korkutması bu. Babanın ailesinde ırsi deyip doldurdu size hep. Yalan mı? Ya hadi konuş hayaletinle. Sev futbolu tekrardan. Ne olacak ki bir tanem? Bir tanem deme bana. Beni özlemekten mi korkuyorsun? Hayır.

O zaman mutlusun öldüğüm için. Sanki beraberken çok iyiydik de. Tek başına böyle süper değil mi? Kafanın içinde küçük oyunlar, kimseye belli etmeden oh mis gibi. Yargılama beni. Bilgende bu yüzden sende kalmasını istiyorsun değil mi? Alışırsın diye korkuyorsun. Hiçbir şeye alışmam ben. Benim kızımsın çünkü. Ya bir şeyi de kendine yontma be, bir şeyi de kendine yontma. Ben şu kutuyu atayım da görsen. Atamazsın. Atarım.

Ya. Sonra pişmanlıktan delir. Delirmeyeceğim ben. Sensin deli. Evet, deliyim. Deli diyorlar bana ya. Desinler değişemem. Desinler değişemem. Sus. Hadi. Juventus başındaki gibi gel sarılalım. Sus. Evet. Karton kutuyu atamıyorum. Sinirle ortalığa saçıyorum. İşte orta sınıfın isyanı bu kadar oluyor. Yavaşlayan zaman, beliren eşyalar.

Yurt dışından getirdiği müzik kasetleri. Küçük el radyosu. Bazen maç dinler, bazen haber. Bazen neşe, bazen keder. Bir dolma kalem. Bir polt. Astı mı var yine de içerdi. Uğur Mumcu posteri. Dergeç. Bir deri cüzdan. Fotoğraflar. Bir VHS kaset. Acaba CD'yi mi çektirseydim?

Bir forma, kılta sarayım. Bir tel oyuncak. Ben hediye etmiştim bunu. Bir hiç açılmamış gömlek. Ülgen hediye etmişti. O yurt dışındayken benim yazdığım mektuplar. Ülgenin çocukken yaptığı bir resim ve tek otel tatilimizden bir fotoğraf. Ve bir yarım parfüm şişesi. Nedense içimi en çok bu acıtıyor.

Ve en sevdiği kaza. İşte babam. Babam bu eşyalar mıydı? Hatırlamak iyi geldi mi bir tanem? Hayır. İnanmılandı. Abla.

Abla iyi misin? Buna kus tamam geçti, geçti, geçti. Tamam sakin, sakin. Abla iyi misin?

İyiyim, iyiyim. İyiyim. İlaç da... Tamam, geçti. Ülgen. Efendim ablacığım. Ben geçen bir çocuğa bağırdım metroda ya. Ağladığı için. Ee? Evim dert oldu işte bana. Korktun değil mi büyüyünce terbiyesize gidip teyzenin biri bana bağırdı diyecek diye?

Çocuğa travma yaşatmamışımdır değil mi Rügem? Ablacığım, terapiste gidince zaten her şey travmaymış gibi geliyor. Mantıklı. Eskiden deli diyorlardı, şimdi de travma diyorlar. Rügem. Efendim ablacığım. Belki de bizim derdimiz şöyle rahat rahat suçlayacak kimsemiz olmamasıdır. Nasıl yani? Ne bileyim, her şey çok yoruma açık diyorum. Şöyle net olsa... Bilmiyorum vallahi abla.

Ülgen soruyu boş bırakıyor. Ben hayaletli aile evimde misafir oluyorum. Halının üzerinde uyuyakalıyorum. Bir şarkı geliyor aklıma. Nil İpek, Sabah. Çalsın bakalım. Siz de kalemleri bırakın, kağıtları önden arkaya uzatın. Sınav süresi doldu. İyi geceler hayaliyi kitlem. Bu gece sessiz. Bu gece derin.

Bizimle oturan tüm ruhlar Bizimle beraber korkar Bu gece tuhaf Bu gece karanlık Bizimle oturan tüm ruhlar Misafir Odası bir Pod B medya yapımıdır. Ortak yapımcı Yağmur Dolkun. Yazan Volkan Çıkıntıoğlu. Yöneten Tunç Şahin. Ses tasarım ve mikser Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Proje süpervizörleri Tülin Özen, Tansu Biçer. ...Proje Koordinasyon, Şevval Balkan. Ses Tasarım Editörleri, Tolgacan Bozca... ...Cemre Dalyan, Batuhan Kösevi. Reji Asistanları, İpek Turgay, Sıla Kenan. Afiş, Onur Sipahi. Oyuncular, Umay, Aslı İnandık. Ülgen, Güven Murat Akpınar. İştar, Derya Alabora. Rıza, Serkan Keskin. Marketteki Teyze, Aslı İnandık. Kasiyer, Şevval Öztay.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)