
1.660 kelime · ~8 dk okuma
Herkese merhaba. Uzun zamandır Instagram'ın ya da Twitter'ın sorulara cevap vermek için yeterince iyi bir mecra olmadığını farkettiğim için bir podcast üzerine düşünüyordum ve sosyal medyadan topladığımız soruları burada cevaplandırabilmek istiyordum. Bugün artık buna başlıyorum. Eğer Instagram'dan zaman zaman açtığım soru kutucuklarını takip ederseniz size sorunuzu bırakabilirsiniz ve elimden geldiği kadar zaman zaman bu sorulara cevap veriyor olacağım. Bu hafta için, başlangıç için seçtiğim konu eski sevgili konusu. Çünkü gerçekten o kadar çok eski sevgiliye dair soru aldım ki, kısaca bugün bir 10 dakika içerisinde eski sevgili konusunu masaya yatırmak istiyorum. En çok sorulan sorulardan bir tanesi, eski sevgiliyi hala seviyor olmak normal miydi? Bir başka soru, eski sevgiliyle temasını ne kadar tutmalıyımdı? Bir başka soru, üzerinden zaman geçti, ben artık eski sevgilinle bir araya gelmek istemiyorum ama onu zaman zaman hala özlüyorum, düşünüyorumdu.
Bir başka soruysa, eski sevgiliyle tekrar bir araya gelinir mi? Yani başka bir deyişle, yeni tabirlerle, ex'den next olur mu idi? Eski sevgili dediğimiz zaman, adı üzerinde eski sevgili. Yani biz bu insanı zamanında sevmişiz. Onunla çok güzel vakitler geçirmişiz. Onun yüzüne bakmışız, kokusunu içimize çekmişiz, sarılmışız, sevişmişiz. Bu insan bizim hayatımızda çok önemli bir yer kaplamış.
Bugün bu insanla birlikte değilken bile onun bizim için bir yer ediniyor olması zihnimizde hala çok normal aslında. Çünkü baktığımızda bu birlikte olduğumuz süre içerisinde tekrarlayan bütün davranışlar özellikle de bizi iyi hissettirdiklerinde zihnimizde önemli bir yer kaplamaya başlıyor. Zaman içerisinde sevgili dediğimizde o insanın adını söylediğimizde o insanın yüzündeki mimiklerden, kokusuna Gülüşünün tonundan, öfkeliyken çıkardığı sese kadar, hepsi zihnimizde bir yere kayboluyor. Ve ne kadar çok o insanla görüşürsek, ne kadar çok o insanla vakit geçirirsek, zihnimizdeki bu mental imge o kadar güçlü hale geliyor. Ve bu mental imge ayrıldıktan sonra hemen ortadan kaybolmuyor tabii ki. Hatta yıllar geçse bile üstünden hala o insana dair bir şeyler hatırlayabiliyoruz. Ben mesela 20 sene önceki sevgilimin gözlerini hatırlayabiliyorum. Çünkü 20 sene önce o gözler benim için önemliydi. Ama 20 sene önceki gözleri hatırlıyor olmam o insanın hala benim için önemli olduğu anlamına gelmiyor. Sadece benim zihnimdeki mental imgenin bir miktarda olsa hala orada olduğu anlamına geliyor.
Bu şekilde baktığımız zaman eski sevgilinin zihnimizde hala yer ediniyor olması çok normal. Bunun ne kadar güçlü olduğu, birincisi ayrılığımızın üzerinden ne kadar geçtiğiyle ilişkili, ikincisi ve bence bu haftanın sorularıyla çok ilişkili olarak eski sevgilimizle hala ne kadar temasta olduğumuzla çok ilişkili. Çünkü biz artık eski sıklıkta ve eski yakınlıkta, eski sevgilimizle görüşmesek dahi... ...onu hala görmek, onun sesini hala duymak veya sadece onun storylerine bakmak bile... ...onun mental imgesini tekrar tekrar tekrar tekrar zihnimize canlandırıyor. Ve böyle yaptığımızda aslında unutma sürecimizi sekteye uğratmış oluyoruz.
Tam da bu sebeple eski sevgiliyle temasımızı mümkün olduğu kadar minimum seviyede tutmayı tavsiye ediyoruz. İlk ayrıldığımız esnada şu duyguya sahip olmak oldukça normal. Ya bir şekilde arkadaş kalabilir miyiz? Bir şekilde bu insanı ben hayatımda tutmaya devam edebilir miyim? Onunla çok güzel günlerim oldu. Ondan çok şey öğrendim. Biz çok iyiydik birlikteyken. Neden şimdi birbirimizden tamamen kopmak zorundayız ki? Düşüncesi.
O kadar anlaşılır ki. İnanın hepimiz bu düşüncelerden geçtik. Ama maalesef eski sevgiliyle arkadaş kalabilmek için ya ona birlikte olduğunuz zaman o kadar da çok büyük bir aşk duymamış olmanız gerekiyor. Ki bunu itiraf etmek zor olsa gerek diye tahmin ediyorum.
Ya da bugün artık ona hiçbir duygunuzun kalmamış olması gerekiyor. Ki bu da zaman alacak bir şey. O yüzden eğer daha yeni ayrıldıysanız, o insanla arkadaş kalabilmeniz gerçekten çok ama çok zor. Öyle bir şey ki bu, o insanla arkadaş olmaya çalıştığınız zaman onun en ufacık cümlesinden bir anlam çıkarmaya çalışıyorsunuz. Onun bize ne zaman yazdığı veya ne sıklıkta yazdığı bizim için önemli olmaya başlıyor.
Hadi sıradan bir arkadaşınızı düşünün. Ne kadar önemsiyorsunuz? Sıradan bir arkadaşınızın bir cümlenin sonuna nokta ya da iki nokta ya da üç nokta koyması sizin için ne kadar önemli? Ya da bir arkadaşınıza yazdığınızda hemen cevap vermediğinde ne kadar hakkınızdan size niye cevap vermediği geçiyor? Ama işte söz konusu olan eski sevgilimiz olduğunda onun sesinin tonundan mesajın içerisindeki kelime sayısına kadar anlam bulmaya çalışıyoruz.
Ya da mesela, aa hiç önemli değil ya, sosyal medyada birbirimizi takip edelim, ne olacak ki? İyiyiz. Kadar basit, son derece iyi niyetli bir cümle. Sosyal medyada onun çok iyi, çok keyifli olduğunu gördünüz. Ya da sizden sonraki hayatını normal idam ettirdiğini gördüğünüz seferlerde sekteye uğruyor. Çünkü... Siz hala iyi değilsiniz ama o iyi. Ya da siz öyle sanıyorsunuz. Çünkü sosyal medyada hiçbirimiz ben ölüyorum, çok mutsuzum, üzüntüden geceleri uyuyamıyorum gibi storyleri atmıyoruz. Hepimiz ne kadar iyi olduğumuzu ve ilişkimiz bittikten sonra hala ayakta olduğumuzu gösteriyoruz. Arka planda yaşanan gerçeklik bu olmasa bile sizin gördüğünüz bu oluyor. Ve öyle olduğunda canınız çok yanıyor. Bu da çok anlaşılır. Bir de arkadaş olmak demek, bu insanın artık hayatındaki yeni kararlarını da saygı duymak demek. Gerçekten eski sevgiliniz bugün yanında yeni partneriyle gelse yanınıza iyi hissedecek misiniz? Bunu normal karşılayabilecek misiniz? Yeni çifte mutluluklar dileyerek hayatınıza devam edebilecek misiniz? Eğer bunu yapabiliyorsanız ne kadar güzel. Ama bunu yapamayacak durumdaysanız kendinize niye bu eziyeti yapıyorsunuz?
Arkadaş olabilmek için içinizde bu tip soruları cevaplandırmanız gerekiyor önce. Eğer bu sorulara rahatlıkla, hayır ben sıradan bir arkadaşımı karşı nasıl hissediyorsam veya sıradan bir arkadaşıma karşı nasıl davranıyorsam ona da öyle davranabiliyorum bu noktada ya da onunla ilgili de öyle hissediyorum diyebildiğiniz noktadaysanız o zaman tabii ki arkadaş kalabilirsiniz. Ama çoğunlukla bu noktaya gelmeniz zaman alıyor. İki soru daha cevaplandırmak istiyorum eski sevgili konusuyla ilgili o soruları geçmeden önce hadi ufak bir ara verelim ondan sonra devam edelim.
Eskisiyle ilgili konusuyla ilgili gelen önemli bir başka soru da... ...eskisiyle ilgiliyle tekrar bir araya gelinir mi sorusuydu. Eskisiyle ilgiliyle tabii ki tekrar bir araya gelinebilir. Önemli olan bir önceki ilişkinizin üzerinden ne kadar zaman geçtiği. Maalesef çoğunlukla yaptığımız hata, birbirimizi çok özlediğimiz için... ...değişime, dönüşüme, farkılaşmaya hiç vakit tanımadan tekrar bir araya gelişimiz.
Halbuki bir önceki ilişkimizden bugüne kadar neler değişti? Biz bunları oturup konuşabiliyor muyuz? Diyelim ki eski sevgilinizle tekrar bir araya gelmeyi değerlendiriyorsunuz. Özleminizi bir kenara bırakıp karşılıklı oturduğunuz zaman sorabiliyor musunuz? Peki ne değişti? Bir önceki ilişkimizden bugüne sende neler değişti? Bende neler değişti? Bizi ayrılığa götüren bu sebeplerde neler değişti? Maalesef çoğumuz bu konuşmayı ihmal ediyoruz.
Ve direkt ilişkiye başlıyoruz. Halbuki bu gerçekten çok önemli. Ve bir de tabii değişim için araya anlamlı bir zamanın girmesi lazım. Maalesef insanlar gerçekten üç hafta daha, bir ay daha, hatta altı ayda o kadar büyük değişimler geçirmiyorlar. Değişim olması için hem yaptığımız hataları değerlendirip, bu hataların sorumluluklarını alabilecek bir zamana ihtiyacımız var. ...hem de sorumluluğunu aldığımız davranışlarımızı değiştirmek için bir zamana ihtiyacımız var. Ve bütün bunlar için bir ay, üç ay, altı ay aslında oldukça kısa. Aradan anlamlı bir zaman geçtiyse ve ben karşımdaki insanın yeterli miktarda değiştiğine inanıyorsam... ...ve tabii ki kendim de artık bu ilişkide daha farklı bir şekilde hareket edebileceksem... ...benim bu ilişkiye yeniden bir şans vermem gerekiyor.
Aksi takdirde bizim gelgitli ilişkiler dediğimiz bir barışık, bir ayrı, bir barışık, bir ayrı ilişkilerde... ...ilişkin içerisindeki dinamik sadece bir arada kalmaya odaklanmak oluyor. İlişkin memnuniyeti hiç önemli olmuyor. Sadece bir arada kalmaya çalışıyoruz. Halbuki ilişki dediğimiz şey bizim ilmek ilmek işlediğimiz, emek verdiğimiz, günbegün üzerine uğraştığımız bir şey olmalı. Ve bir arada kalmak zaten doğal olarak gelmeli biz. Bir arada kalmak için ekstra bir çaba harcamamalıyız biz. Birbirimizi daha mutlu etmek için, birbirimizi daha iyi hissettirmek için uğraşıyor olmalıyız. O yüzden gerçekten düşünerek tekrar eski sevgiliyle bir araya gelmemiz gerekiyor.
Gelelim son sorumuza. Eski sevgiliyle ayrıldık. Aradan az bir zaman geçti ya da çok bir zaman geçti. Ama benim hala eski sevgilime söylemek istediğim ve hala söyleyemediğim şeyler var. Ben bunları ona söylemeli miyim? Bir kapanış konuşmasına ihtiyacım var mı? Eğer bu kapanışı yapmazsam kötü hissetmeye devam edecek miyim? Eğer sizin de aklınızdan bu sorular geçiyorsa cevabım şu.
Tabii ki hepimizin bir kapanışa ihtiyacı var. Ama bu kapanışı o insanla temasa geçerek yapmanıza gerek yok. Bu kapanışı kendi kendinize yazabileceğiniz bir mektupla ya da kendi kendinize kalıp ona söylemek istediklerinizi derli toplu silninize düşünerek ya da bir arkadaşınıza anlatarak da yapabilirsiniz. Geride kalan bir insanın hayatında tekrar ortaya çıkıp ona bir zamanlar hissettiğiniz duyguları söylediğinizde çoğu zaman beklediğiniz karşılığı bulamadığınız gibi o insanın hayatına da davetsiz bir giriş yapmış olacaksınız. Ve buna ne sizin ihtiyacınız var ne de onun ihtiyacı var aslında. O yüzden de o kapanış ihtiyacının sadece sizinle ilişkili olduğunu ve bu kapanışı illa onunla yapmak zorunda olmadığınızı düşünmek eminim iyi gelecektir size. Tabii ki ayrılıklar çok zor. Ayrılıklar yer yer ölüm gibi. Ayrılık sonrası yaz tutmak çok anlaşılır.
Ayrılık sonrası hala hayatta olan bir insanla, yani aslında elinizi uzatsanız dokunabileceğinizi düşündüğünüz... ...ya da böyle çok sihirli cümleler kursanız tekrar bir araya gelebileceğinize inandığınız bir insan varken ortada... ...o insana tekrar dokunmamak, o insanla tekrar konuşmamak düşüncesi çok zor. Bunu gerçekten çok iyi anlıyorum.
Bir zamanlar, bir romantik ayrılık sonrasında, o kadar uzun süre eski sevgilimin çalıştığı yerin önündeki otobüs durağında gidip beklemeyi hayal etmiştim ki, planımda ona muhteşem cümleler kuracaktım, o benim gözlerimin içine bakacaktı ve tekrar barışacaktık. Ben bunu hiç yapmadım ama iyi ki de yapmamışım diyorum şimdi. Çünkü ayrılmış olmamızın bir anlamı vardı. Biz ilişkiye başladığımız zamanki insanlar değildik ve birbirimize iyi gelmiyorduk. Eğer bir ayrılık süreci yaşıyorsanız bunun bir anlamı var. Belli ki ilişkiniz o anki dinamikleriyle size ya da partnerinize iyi gelmiyor. Ama ilişkilerin en az iki kişilik olduğunu düşünürsek ilişkilerimizin bize iyi gelmesi gerekiyor. O yüzden eğer bugün ayrıysanız tekrar bir araya gelme ihtimali olursa bile, olacaksa bile
Biraz bu ilişki üzerine, sizin bu ilişkideki duruşunuz üzerine, partnerinizin bu ilişkideki varlığı üzerine biraz düşünmek, biraz farkındalıkları artırmak, biraz neleri nasıl farklı yapabilirdik diye düşünmek ve bu deneyimden bir hayat dersi almak, inanın ki bize sonraki zamanlar için çok daha iyi geliyor. Umarım bu bölüm ayrılıkla ilgili kafanızda oluşabilecek sorulara yanıt olmuştur. Ben bu şekilde sorularınıza cevap vermeyi çok sevdim. Umarım bana bol bol sorular göndersiniz. Çünkü bu tip bölümleri bundan sonra sık sık kaydetmeyi istiyorum. Böylece birbirimizle de daha fazla temasta kalabiliriz. Dilerseniz Twitter'dan, dilerseniz Instagram'dan bana ulaşabilirsiniz. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. İyi ki varsınız. İyi ki bu podcastler sizlere bir şekilde ulaşıyor. Çok sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.