Podcast

365: Trend Spor: Derbinin Galibi Galatasaray, Zirvede Hata Yok

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Süper Lig'de sona yaklaştıkça zirve yarışı daha da kızışıyor. Trend Spor'un bu bölümünde Galatasaray'ın Beşiktaş galibiyetini, derbinin önemli anlarını ve Fenerbahçe'nin Hatayspor galibiyetini konuşuyoruz. Keyifli dinlemeler!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.166 kelime · ~16 dk okuma

Trendspor'dan herkese merhabalar. Bir hafta ara vermiştik. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta hem Fenerbahçe'nin Kasımpaşa maçında hem de Galatasaray'ın Antalya Sporu maçında futboldan çok daha fazla hakem ve saha dışı olaylar konuşulmuştu. O yüzden biz o haftayı pas geçtik ve bu hafta hem Galatasaray'ın Beşiktaş derbisi vardı şampiyonluk yolundaki ekiplerden hem de Fenerbahçe Hatay deplasmanında çok önemli bir galibiyet aldı. Her iki takım adına da konuşacak güzel şeyler var ve şampiyonluk yolunda Süperligin finalinde son 10 haftaya

girilirken bu iki takımı değerlendirelim. Express bir bölümümüz olsun. Derbi ile başlayalım. Derbide yine Galatasaray'ın duran top silahını konuşmazsak olmaz. Zaten tek gol var. O da yine Galatasaray'ın duran top kullanma kabiliyeti sayesinde gerçekleşti. Ve yine Kerem Demirbay'ın bu duran topları çok etkili kullanması sonucu

El Musrati topu kendi kalesine göndermiş oldu. Bu artık vuruculuğun yani duran top kullanma kabiliyetinin ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. O karambolde El Musrati kendi kalesine kafa vuruşunu yaptı. Bunu bir statistikle destekleyeceğim. Bu sezonun 2. yarısında Galatasaray 16. resmi maçına çıktı. Arada 3 tane Türkiye Kupası, 2 tane UEFA Avrupa Ligi ve 11 tane de lig maçı var. Bu 16 maçın 9'unda

Transkriptin tamamını oku

Galatasaray ilk golü Durantop'la bulmuş ve Durantop'tan kastım sadece korner ve free kickler yani penaltıları Durantop olarak almıyorum. Sadece Galatasaray'ın kornerini engellemek için elini uzatıp da penaltı yapan olursa veya rakip oyuncu kornerden gol yememek için Galatasaray ile oyuncuya penaltı yapmışsa O penaltıları da Durantop olarak alıyorum. Bu İstanbul spor maçında oldu bir defa. Onu da Durantop olarak aldım. Tam 16 maçın 9'unda ilk golü Durantop'la. Yani rakipleri açmak açısından ilk gol çok önemli. Hep söylüyorum ilk gol 3. ve 4. gollerden falan çok daha önemli. Yani 3-0'ı 4-0 yapan goldense 0-0'ı 1-0 yapan goller çok çok daha değerli.

o yüzden bu ilk gol detayını üstüne basa basa vurguluyorum ve ilk golleri çıkarırsak da son 16 maçta tam 13 gol Galatasaray adına corner ve free kicklerden gelmiş yani 9'u ilk gol toplamda da 13 gol 16 maçta 13 gol acayip bir sayı bu Ve sanırım ben Türk futbol tarihinde yani yakın dönemde çeyrek asırda diyeyim. Son 25 yılı yakından takip ediyorum Süper Ligi. Bu kadar etkili bir duran top takımı pek hatırlamıyorum. Bir tek Daum dönemi Fenerbahçe bu kadar kuvvetliydi. Ama istatistik olarak bu kadar üst seviyede çıktılar mı çıkmadılar mı onu çok hatırlayamıyorum tabii ama Galatasaray bu sezon bunu çok etkili kullanıyor ve ilginç bir şekilde 1.87'den uzun oyuncusu yok. Yani öyle 1.90'lık oyunculardan kurulu bir takım da çok uzun boylu bir takım da değil Galatasaray.

Burada tabii ki Okan Hoca'nın ve teknik heyetin payını vermek gerekiyor. Ama Kerem Demirbay'ın da atıcılığını da söylemek lazım. Tabii ki Davinson Sanchez, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakçı çok iyi vurucular da var. Abdülkerim Bardakçı'nın bu sezon 6 tane golü var mesela. Tüm bunlar etkili. Ama bu maçta Kerem Demirbay etkiliydi. Bence maçın adamı da, derbinin adamı da Kerem Demirbay oldu. Çok derli toplu oynadı bir kere. Çok sakin oynadı. Çok az top kaybetti. Böyle bir maçta çok az top kaybıyla oynamak çok belirleyici oluyor. Zira maç dağınık bir maçtı.

Diğer oyuncular dağınık oynadı. Kerem Demirbay'ın %95.4 pas isabet oranıyla oynadığını görüyoruz. %100'e çok yakın. Yani neredeyse hatasız oynadığını görüyoruz. Ve diğer 21 oyuncuya baktığımız zaman, sağdaki 22 oyuncudan Kerem'i çıkardığımızda, geriye kalan 21 oyuncuya baktığımızda hiçbirinin %85'i bulan bir pas isabet oranı yok. Aslında hepsi vasat pas isabet oranları veya kötü pas isabet oranlarıyla oynamış.

Kerem'in onların arasında öyle bir maçta çok yüksek pasifisabet oranıyla oynaması da bence çarpıcıydı. Bu derli toplu oyunun aynısını Kadıköy Deplasman'da da görmüştük. Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye karşı, şampiyonluk yolundaki rakibine karşı Deplasman'da aldığı bir sıfır sıfırlık beraberlik vardı. Şu anda bence Galatasaray'ı şampiyonluk yoluna bir adım öne geçiren maç o maçtı ve o maçta da Yine Kerem Demirbay'ın çok temiz, hatasız bir oyun oynadığını hatırlıyorum. İki tane çok zor deplasman, Ezhel'i rakibine karşı oynanan iki deplasmanda da Kerem Demirbay'ın bence çok sakin, olgun, kariyerine yakışır şekilde bundesliga'dan gelen çok kariyerli bir oyuncu sonuçta. O kariyerine yakışır şekilde kendinden emin bir performans sergilediğini görüyoruz.

Şimdi bu bireysel performans ve bireysel duran top kabiliyeti dışında taktiksel bir başarımı da vardı. Kerem Demirbay'ın. Şimdi biraz da bunu anlatmak istiyorum. Şimdi maçın bence en belirleyici konusu şu. Derbiyi esas buradan ele almak lazım. Rashid Zayla, Derik Kön, Beşiktaş sağ açığı ve Galatasaray sol beki sık sık karşı karşıya geldi.

ve öbür tarafta da yani sahanın çapraz simetriğinde de Galatasaray sağ kanadı Barış Alper'le Beşiktaş Solbek'i Masu Aku'nun sık sık karşı karşıya geldiğini gördük. Yani maç bu iki çekişme arasında belirlendi. Şimdi burada ilk 20 dakikada Milot Raşitsa'nın Çok da motive başladı maça tabii ki Rashid ise. Çünkü geçen sene Galatasaray'da oynamıştı ve bence hatalı bir kararla Galatasaray yönetimi bu sene kendisini transfer edemedi. Biraz da bunu göstermek için yani beni tercih etmediniz ama aslında ben nasıl bir oyuncuyum göstereceğim size motivasyonuyla başladı maça. İlk yarıda etkili oldu ama ikinci yarıda belki biraz bu isteğin de negatif dışa vurumu sonucunda sonuçta skor istediği gibi de gitmiş. İkinci yarı bence Rashica düştü oyundan ama ilk yarı ve özellikle maçın başında Rashica bu moral motivasyonla etkili bir başlangıç yaptı. Ve bu etkili başlangıçla birlikte ilk 20 dakika iki defa Deric Könen'in arkasına sarktığını ve çok etkili olduğunu görüyoruz. Özellikle 9. dakikada dışarıya çıkardığı, arka direğe çıkardığı topta Cenk boş kaleye yetişemedi ve direğe çarptı biliyorsunuz o pozisyonu. Belki orada Semih olsa daha genç Semih belki golü de yapabilirdi. İki kez Raşit Sen'in bu kadar etkili olduğunu görünce ya kenardan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ya da saha içinden oyuncular bu duruma çabucak uyandı. İlk 20 dakika sonunda sol iç pozisyonunda oynayan Kerem Demirbay'ın çok daha fazla deri körüne yardım ettiğini görüyoruz ve

Sol açık pozisyonda oynayan Kerem Aktürkoğlu'nun da çok daha fazla geriye gelerek Derik Köl'üne yardım ettiğini gördük. Ve sonraki 70 dakikada bu kadar büyük bir problem olmadı Beşiktaş'ın sağ kanadındaki etkinlik. Hatta Ernest Mucci de zaman zaman sağ kanada kaydıraşıyla ikili oyunlar yapmaya çalıştılar. Ama Galatasaray oyun içindeki hamlelerle oradaki yaraya merhem bulabildi. O yarayı sardı ve iyileştirdi. Fakat aynı etkiyi Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos'tan veya Beşiktaş'la oyunculardan göremedik. Şimdi Barış Alper de Galatasaray'ın etkili hücum silahı sağ kanatta oynuyor da. Ve o da çok fazlasıyla Masu Aku ile birebir eşleşti. 10. dakika civarında Fernando Santos da Beşiktaş Teknik Direktörü Center 4'ü Cenk ile sol açı Semih şeklinde yer değiştirdi. Yani Semih Center 4 başlamıştı. Cenk sola çıktı. Ve Center 4'a Cenk'i çekip sol açıya Semih'i koydu ki Semih daha fazla savunmaya yardım edebilsin. Hatta Okan Buruk da bunu basın toplantısında şöyle ifade etti.

Ya şöyle, asıl bizim beklentimiz bu maçla ilgili Cenk Tosun'un sol kanatta oynaması. Semih'in daha önceki son maçlarda olduğu gibi forvet olarak. Oyuna da öyle başladı aslında. Tabii ki oradaki planlarımızdan biri Cenk'in solda oynadığında sağ kanadı daha etkili bir şekilde kullanabilmek. Yine çok etkili bir şekilde kullandık sağ kanadı. Yani kendi sağ kanadımızı rakibin sol kanadında. Bence birçok oyuna hücumu oradan başlattık.

Ama Semih oraya geçince defansif olarak da Cenk'e göre daha iyi işler yaptı tabii. Yani biz Cenk'in defansif kusurlarından biraz faydalanmak, Kaan'ı daha öne doğru çıkartmak istiyorduk. Kaan bence yani Semih'e de doğru cevap verdi. Şimdi Semih daha çok savunmaya yardım etmeye çalıştı. Daha genç, daha dinamik vs. bir oyuncu. Ama bir yere kadar o yardım geldi. Kaan Ayhan'ın da ben çok etkili bir maç çıkardığını düşünüyorum. Galatasaray'da bence Kerem Demirbay'dan sonra en iyi oyuncular Kaan Ayhan ve Davinson Sanchez'di diyebilirim. Kaan Ayhan etkili oynadı, hem iyi paslar attı. Bir tane hatta direkt Kerem Demirbay'a gollük bir pasta attı. Kaan Ayhan Semih'i hem savunmada çok iyi durdurdu. Beşiktaş'ın zaten

En önemli gol silahı onu savunmada neredeyse hiç oynatmadı. Hem de hücuma da oldukça iyi destek verebildi. Ve Barış Alper'in 90 dakika boyunca Masu Aku ile birebire oynamasını bir türlü Beşiktaş engelleyemedi. Çünkü sadece sol öndeki kanat oyuncusundan destek yetmiyor böyle konularda.

Orta sahadan da iç oyuncuları aslında oralara yardıma gitmeli. Beckler'e daha çok yardıma gitmeli. Kerem Demirbay'ın Derik Kör'ünün alanını kapatmaya gitmesi gibi. El Musrati'nin de o alanı kapatmaya gitmesini bekliyordum ben. Fakat El Musrati bence çok kötü bir maç çıkardı. Çok ağır kaldı. Birçok pozisyonda ayağındaki topu geç çıkardığı için Merten Storeira gibi oyuncuların gelip Kerem Demirbay'ın da onun ayağından topu çaldığını da gördük. Ama daha ziyade savunmada da bu kaymalara çok geç kaldı.

Ve Barış Alper çoğu pozisyonda Masu Aku'yu birebir de zorladı. Ve çoğunda da başarılı oldu. Sadece Barış Alper'in final topları kullanmada iyi bir maç çıkaramadığını söylemem lazım. Mesela üç tane ortası var. Üçü de isabetsiz olmuş. İki tane şutbası var ama daha fazlasını da yapabilirdi. Çünkü o fizik gücüyle.

Net bir üstünlük kurmuştu ama gol çıkaramadı. Tabii gol çıkaramamasında Icardi'nin de sakat sakat oynamasının etkisi vardır. Icardi biraz daha stoperlerden, Necip'ten ve Koli'den kurtulabilseydi, o passları almak için biraz daha kendini boşa çıkarabilseydi, Barış'ın da asist yapma ihtimali biraz daha artardı tabii ki. 3. ve son konu olarak da ona değinelim. Icardi, Necip ve Coli arasında çok etkili olamadı. Necip'in özellikle, Necip'le daha çok birebir oynadı ve Necip ilk golden önce hatalıydı. Pas hatası ve kornerden gol yenmesindeki problemlerden biri oldu. O kornerde Coli'nin kendisini kolay yere bırakması da çok saçma bir hareketti bence. İki stoperin öyle bir problemi oldu. Fakat 2. dakikadaki o golde kalmadılar ve maç sonuna kadar Icardi ile Necip'i iyi savundular. Gerçi Coli'nin kırmızı kartındaki dalışı da

çok sıkıntılı bir dalıştı. Ama özellikle Necip'in birebir savunması Icardi ile gayet başarılıydı. Öbür tarafta Galatasaray'da da Davinson Sanchez'in, Nelson'un ve Kaan Ayhan'ın Semih Kılıçsoy ve Cenk'e karşı savunma performansları oldukça başarılıydı. Bu durumda Cenk gibi, Semih gibi ve Icardi gibi gol ayaklarının çok fazla etkili olamamasını sağladı ve bu yüzden de maç tek golle bitti. Zaten düşük skorlu bir maçta bekleniyordu açıkçası. Hem Icardi'nin sakatlık durumu, hem Cenk'in form düşüklüğü, biraz Semih'in formu vardı ama Semih de bu tip derbilere daha yeni yeni çıkan genç bir oyuncu. Bir de sol kanada atılınca daha da kaleden uzaklaşmış oldu, Galatasaray kalesinden uzaklaşmış oldu. Orada bir kısırlık yarattı tabi bu durum. Öte yandan her iki takım içinde bir penaltı beklentisi oluşan bir pozisyon da var. Galatasaray'ın Icardi ile bir pozisyonu var. Maç içindeki kamera görüntülerinde çok anlaşılmamış. Daha sonra Trio programında çıkmış. İşte ayağına basıldığı gibi bir şey. Ben de izleyemedim ama sosyal medyada yankılarını gördüm. Öbür tarafta Cenk'in de penaltı beklediği bir pozisyon var. Yani savunmacılar başarılıydı diyoruz ama hakem de her iki takım için bu pozisyonlarda oynatma kararı verdi ve biraz bu savunmacıların isteyeceği şekilde de yönetti maçı. Ama yine de Cenk'in, Icardi'nin ve Semih'in hücumda oldukça etkisiz olduğunu söylemek gerekir. Tabi bu etkisizlik devam ederken aslında 88 dakika boyunca gol arayan taraf Fernando Santos'un Beşiktaş'ı. Yani Galatasaray 1-0 devam ettirdiği sürece deplasmandaki

Golcülük adına Okan Burun veya takımın kafa yorması o kadar elzem değil. Skoru tutmak daha öncelik. O yüzden burada bir çözüm araması gereken Fernando Santos ve Beşiktaş. Ve bence Semih Kılıçsoy'u Barış'la Masuaku'ya yardım edebilsin, Okan'ı da toparlayabilsin diye sol açığa atan Fernando Santos'un başka bir çözüm üretmesi gerektiğini de düşünüyorum. Özellikle Cenk bu kadar formsuz ve güçsüzken bence sol tarafa Mulaka'yı da atabilirdi. Ve Mulaka'dan daha çok savunma yardımı isteyip Semih'i Santaford'a tutmaya devam edebilirdi.

Santos'un böyle bir değişiklik yapmamış olması da bence onun adına bir eleştiri noktası. Sonuçta işte Rashid Sen'in etkin olduğunu görünce Galatasaray oraya Kerem Demirbay'la, Kerem Akturkoğlu'yla destekler götürüp oradaki problemi çözüyor. Ama Fernando Santos hem Barış Alper'le Masuako arasındaki sorunu çözemedi hem de golcülerinin üretken olamama sorununu değişikliklerle belki daha erken yapabileceği değişikliklerle çözemedi. Mulekoy oyunu aldı ama çok geç aldı bence. ve böyle bir derbi yaşandı. Galatasaray yeniden liderliği ele aldı ve ligde son 10 maç kala avantajını sürdürüyor diyelim. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz, döndüğümüzde devam edeceğiz. Ve geçelim Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe Hatay deplasmanından çok da zorlu bir deplasman çünkü Hatay artık düşme potasında. Bundan sonraki haftalarda Anadolu'da düşme potasında olan takımların

hem Galatasaray'a hem Fenerbahçe'ye çok daha fazla zorluk çıkaracağını düşünüyorum. Hatay da bence elinden geleni yaptı ama yetmedi. Fenerbahçe de çünkü çok istekli ve arzulu bir oyun oynadı. Son haftaların aksine Fenerbahçe'de yeni transferler, özellikle Renekur'un için ilk 11'e monte edilme çabaları sırasında Orta sahanın direncinin ciddi anlamda düştüğünü düşünüyorum. Ve nihayet bu maçta Kurun hiç oynamadı. İsmail'in önünde Mert Hakan ve Simanski oynadılar. Ve Fenerbahçe orta sahada sezonun ilk yarısında olduğu gibi tempoyu arttırdı. Daha başarılı bir maç çıkardı. Özellikle son haftalarda şöyle bir durum olmuştu Fenerbahçe'de. Alanya sporu biliyorsunuz Kadıköy'de Fenerbahçe'nin sahasında ön alan baskısı yapmıştı.

ve ön alan baskısıyla kazandığı topla ilk golü de atmıştı. Savunma attığında mümkün olduğunca orta sahaya kadar çıkarmıştı ve başarılı bir oyunla puan koparmayı bilmişti. Daha sonra Kasımpaşa ile oynadı Fenerbahçe hemen bir sonraki İTİSA maçında. Baktık ki Kasımpaşa da önde baskı yapıyor ki normalde ligin diğer maçlarında önde baskıyı hiç düşünen bir takım değil. Ama Fenerbahçe'nin bu konuda bir zaafı olduğunu düşünüp Anadolu takımları önde basmaya başladı son haftalarda. Hatta çift baskıya gittiler. Hem Santrforlar'ın Nodakos'ta hem de Hayrodonovic'le çift forvet bir baskı uyguladılar. Hatta arkadan Aytac'ı da direkt Fenerbahçe'nin önlü verosuna baskıya göndermişlerdi. Bu baskı oyundan da net sonuç aldı Kasımpaşa'da. Skoru belki son dakika penaltı golüyle kaybettiler. Ama oyun olarak istediklerini aldılar. Ve Kasımpaşa savunma hattının da neredeyse orta sahaya kadar çıktığını görüyoruz.

Yine Kadıköy'de bu şekilde sonuç alan, skoru alamasa da oyunda istediklerini yapabilen sezonun ilk yarısında bir Antalya Spor vardı. Yine Samsun Spor. Samsun Spor belki çok önde basmadı ama onlar da savunma hattını olabildiğince öne çıkararak bu maçı oynadılar. Şimdi savunma hattını öne çıkarmak Fenerbahçe'ye karşı şöyle bir avantaj yaratıyor Anadolu takımları için.

Eğer Fenerbahçe gibi güçlü bir kadronuz yoksa ki Galatasaray dışında, Galatasaray ile Fenerbahçe ayrı bir yerdeler. Diğer takımlar Fenerbahçe ve Galatasaray kadar güçlü kadrolara sahip değiller. Eğer böyle Fenerbahçe ile yarışabilecek bir kadronuz yoksa, savunma hattını geride kurmak bir kere çok büyük bir problem haline geliyor. Çünkü Fenerbahçe'de Edin Dzeko'da, Dusan Tadic'de çok tecrübeli oyuncular. Ve bunlar kilit açma konusunda, set oyununu oynama konusunda çok maharetli isimler.

Bu oyunculara karşı savunmayı geride kurup Fenerbahçe'yi üzerinize çekerseniz bir şekilde bu oyuncular o dar alanlarda iğne deliklerini buluyorlar ve sizi delikleşik edebiliyorlar. Bu şekilde Fenerbahçe'yi karşılamaya çalışan Anadolu takımlarının özellikle sezonun ilk yarısında çok sayıda gol yediğini, farklı mağlubiyetler yaşadıklarını görmüştük. Fakat son haftalarda biraz daha savunmayı önde kurmalarının şöyle bir sebebi var. Hem Duşan Tadic savunma arkasına koşu atabilecek bir oyuncu değil. 35 yaşında. Bir oyun kurucu kanadı zaten.

Hem Edin Dzeko savunma arkasına koşu atabilecek bir oyuncu değil. O da 37 yaşında pivot özellikli bir center forward. Hem de sağ kanatta Cengiz Ünder ve İrfan. Onlar da savunma arkasına koşuyu çok fazla deneyen, yapan oyuncular değiller. Bu tip hücum oyuncusu Fenerbahçe'de savunma arkasına koşu atabilen tipte hücum oyuncusu sadece Joshua King var. Ve fakat o da sürekli sakatlanıyor. Çok sık sakatlanıyor.

Batu Şuayi'yi eldeki Santer 4'lere göre daha fazla savunma arkasına koşu atan tipte bir oyuncu ve özellikle Kasımpaşa maçında Fenerbahçe'nin hatırlarsınız. Maç 1-1 olduktan sonra maç 65. dakikada 1-1 oldu. 90 artı 5'teki penaltı golüne kadar Fenerbahçe'nin sadece bir pozisyonu var. O da Tadic'in kendi yaralandan attığı savunma arkasına attığı 60 metrelik bir uzun topa Batu Şuayi'nin arkaya sarkması

Koşa atması ve kaleciyi çalınmadıktan sonra yandan auta vurmuştu. Golü yapamamıştı, yan ağlara vurmuştu topu. Orada mesela Batu Şuhayi'nin savunma arkası koşucusu vardı. Çünkü Kasımpaşa savunmasını ortasaya kadar çıkarmıştı yine. Batu Şuhayi'yi biraz daha cezalandırabiliyor bu önde kalan rakip savunmaları. Ama Batu Şuhayi de net bir savunma arkası koşucusu değil. King dışında bunu dediğim gibi çok fazla yapan bir oyuncu yok Fenerbahçe'de. Şimdi Fenerbahçe'nin bu sorunu çözmesi gerekiyordu. Kim savunma arkasına koşa atabilir? Bence Simanski atabilir. Dayanıklı, dinamik bir oyuncu. Ve ben de İsmail hocanın özellikle bu 1-2 haftadaki yaşanan problemlerden sonra bu hafta ona çalıştırdığını düşünüyorum. Özellikle ilk 20 dakika çok net çıktı bu pozisyonlar. Zaten hocaların neyi çalıştırdığını hafta boyunca en iyi ilk 20 dakikada görüyorsunuz.

Çünkü oyuncular o telkinlerle maça hazırlanıyorlar ve ilk 20 dakikada hocalarının telkinlerini çok daha fazla işletebiliyorlar. Daha maçın en 103. dakikasında Jack o geriye geliyor, onun boşalttığı alana Shymanski koşuyu yapıyor ve Ferdi'den aldığı pasla Erce'yle karşı karşıya kalıyordu. Sonra ilk 20 dakika içerisinde bir kez daha arkaya sarkıp etkili olduğunu gördük.

şimanski arkaya sarkabilen bir oyuncu ve geride oynamasına rağmen sağ bekle oynamasına rağmen osai samuel de savunma arkasına sarkabilen bir oyuncu bazen 50-60 metrelik koşularla rakip savunmanın arkasına sarkabilen bir oyuncu daha önce ankara gücü maçında biliyorsunuz yine bir deplasman maçında cekodan aldığı pasla yanılmıyorsam savunmanın arkasına sarkmış ve golünü atmıştı yine bir deplasman maçında savunmanın arkasına kadar sarktı ve kale sahasının içinde yine cekodan aldığı pasla golünü Yani sadece hücum oyuncularının savunma arkasına sarkmasını değil, beklerin de savunmanın arkasına sıfıra kadar gösterdiği koşulların bu açıdan ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Osai Samuel de bence maçın kilit oyuncularından bir tanesiydi. Perşembe günkü Senculuas maçında da Osai Samuel'in önemi büyük olacak. Maçla ilgili son olarak şu detay dikkatimi çekti.

Ferdi Kadıoğlu az önce bahsettiğim Alanya spor maçında kendi yaralığında baskıyı yiyen Alanya sporlu Oğuz ve bir diğer oyuncu ile birlikte ikili sıkıştırmaya maruz kalmıştı ve kaptırdığı toplu da gole sebep olmuştu biliyorsunuz. Ferdi'nin hücum becerileri çok yüksek ve fakat kendi yaralığında biraz fazla topla oynadığını düşünüyorum. Bu hücum becerilerine de tabi çok güveniyor. Fenerbahçe'ye etkisi de çok büyük o yüzden kendinden emin bir şekilde oynuyor.

Fakat bu dribbling işlerini kendi yara alanında bir savunma oyuncusunun yapması o kadar iyi bir tercih olmayabilir. Yani biraz daha rakip yara alanda bu dribbling becerilerini kullansa Ferdi daha az risk alabilir diye düşünüyorum. Tabi Ferdi'nin bu oyununu Volkan Demirel de biliyor. İşte bu Alanya maçı da yine dediğim gibi diğer Anadolu takımları için örnek teşkil edebiliyor. Dikkat ediyorum ve perdinin tarafına daha böyle fizikli oyuncular koyuyorlar. İkili mücadelelerde üstünlük sağlayabilmek için. İlk yarada Delebaşiru orada oynadı. İkinci yarada da Carlos Strandberg ki kendisi çok güçlü bir forvet oyuncusu. Kenar forvet olarak onu kullandı. Ve böylece ikili eşleşmelerde, arka dileğe kesilen ortalarda felan Ferdi'ye karşı bir size avantajı yaratılması amaçlanıyor Anadolu takımları tarafından. Bir cüsse farkı oluyor tabi haliyle. Bu maçta da birkaç pozisyonda bu durum yaşandı. Hatta 2. yarının hemen başında Halil'in kaçırdığı bir gol öncesinde bunu kullandı Hatay.

Ama Fenerbahçe gol yemedi ve 2-0'lık bir galibiyet almasını bildi. Bu maçla ilgili yine Fenerbahçe adına bence güzel bir gelişme. BKO'nun sakatlığının geçmesi oldu. Ve bence ideal stoper ikilisi Fenerbahçe'nin BKO Çağlar şeklinde aylar sonra ilk defa bu maçta görmüş olduk. Tabii sezonun ilk yarısında Çağlar yoktu. Bence ilk yarıda çağlarsız senaryoda ideal stoper ikilisi Ciko BKO'ydu. Ama Çağlar'ın katılımıyla hem de yerli olmasının da avantajıyla

BK Çağlar bence Fenerbahçe'nin en kaliteli, en güçlü stoper ikilisi. Tabi maçın son bölümünde onun da bir sakatlık şeyi oldu. Acaba diye insanları korkuttu. Ama maç sonunda onun da açıklaması oldu. Geçmiş olsun. Umarız bir şey yoktur. O açıdan tedbirli olması da bence doğru. Fenerbahçelilerin çok yüreğine su serpen bir açıklama oldu diye düşünüyorum bu. Ve Perşembe günü de BK'nın Avrupa'da

Oynaması da çok çok önemli bence. Güzel bir son 10 hafta izleyeceğiz diye düşünüyorum. Güzel çekişmeli bir şampiyonluk yarışı izleyeceğiz diye düşünüyorum. Umarım yine sahanın içinde kalabildiğimiz güzel bir yarış izleriz. Ve hak eden şampiyonluğu da maçları da alır. Ve Fenerbahçe'ye de Avrupa yolunda konferans liginde başarılar dileriz. Gelecek hafta yine futbolun, sporun günlemiyle karşınızda olacağız Trent Spor'da. Görüşmek üzere, hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)