
1.699 kelime · ~8 dk okuma
Fenerbahçe konferans liginde çeyrek finalin kapısını araladı. Belçika'nın lideri Sen Juloas'ı Deplasman'da 3-0 yendi. Fenerbahçe bu maçı konuşacağız. Trendspor'da haftanın gündemi tabi ki Fenerbahçe'nin bu şanlı galibiyeti oldu. Büyük bir avantajı ele geçirdik. Rovance öncesinde bu maçı konuşalım. A'dan Z'ye takımımız neler yaptı, oyuncularımız neler yaptı bunları konuşalım, başlayalım.
Şimdi bence öncelikle mükemmel bir savunma galibiyeti olduğunu söylememiz lazım. Rakip kendi sahasında oynamanın avantajıyla genç ve iştahlı bir takım olmanın avantajıyla Belçika Ligi'nin liderinin olması özgüveniyle üstümüze geleceği çok barizdi ve aynen o şekilde başladılar. Coşkulu, istekli, arzulu oynamaya çalıştılar fakat karşılarında bir duvar buldular. Bir kere bu maç mükemmel bir savunma galibiyeti Fenerbahçe adına. Çok sağlam bir savunma yapıldı. Baştan yani 0. dakikadan 90. dakikaya kadar savunma konsantrasyonu, savunma sertliği, savunma organizasyonu son derece iyiydi. Bir tek 2. yarının böyle başlarında bir offside'i bozduğu veya kolay geçildiği 1-2 pozisyon oldu. Ama onları da saymazsak mükemmel yani. Kusursuza yakın bir savunma performansı. Rakibin 10 tane şu duvar sadece ikisi kaleyi bulabilmiş. Bu kurulan duvarın ne kadar geçirilmeyen bir duvar olduğunu gösteriyor. Fenerbahçe'nin ise 8 şu duvar, 3'ü isabetli ve 3'ü de gol. Bir yandan da Fenerbahçe'nin tecrübesini, Fenerbahçe'li oyuncuların deneyimini, kalitesini
Oralarda oynama becerisini de gösteren bir galibiyet. Bu işte Dusan Tadic'in oyun zekası, soğukkanlılığı, top saklaması, top tutması, işte Fred'in buraları oynamayı bilmesi, Batu Şahin'in Belçika milli takım golcüsü olarak Belçika'ya gidip orada golünü atması. Bu gibi oyuncular deneyimli ve yakaladıkları daha az sayıda pozisyondan tam 3 gol çıkarırken Sençulu Aslılar gelip gelip duvara çarpıp geri döndüler. Tam böyle bir maç ve tüm istatistikler bunu gösteriyor. Rakip duran toplar da çok etkili.
Ve bu şekilde de tam 12 tane korner kullandılar kurdukları baskının sonucu doğal olarak. 12 tane korner kullandılar ve bu 12 kornerden de net bir pozisyon üretemediler. Karambolleler tabii ki oldu ama bir sonuç çıkmadı. Fenerbahçe'nin ise korneri yok. Sadece bir kenar duran top. Kaleye çok daha uzaktan atılmış bir kenar duran topta Batu Şah'yı oralarda olmanın faydasını kullandı. Rakipte 3 tane
Ağır, çok uzun boylu stoper var ve Batu Şuayi tam bir karambol golcüsü olmanın becerisi sayesinde buradan o golü çıkardı. Fenerbahçe bu sezon duran toplardan yeterince gol çıkaramadığı için hem ligde hem Avrupa'da eleştiriliyordu. Fakat en önemli maçta, en kritik maçta hem rakibin duran toplarını, en önemli silahını çok iyi savunan bir Fenerbahçe vardı. Hem savunma duran toplarında çok başarılıydı.
Hem de hücum duran topunda da hiç korner atmadan o karambolu üretmeyi başardı ve Batuşahi karambol golcülüğünü yeniden kullanıp tavana topu çaktı ve takımı 1-0 öne geçirdi. İstatistiklerde yine Sanculas'ın o kadar baskı kurmasına rağmen büyük bir fırsatı yok, büyük bir gol şansı yok. Fenerbahçe'nin ise 3 tane var ve 3'ü de gol ve fiş de bu şekilde çekilmiş oldu. Maçın ilk 35 dakikası bence en iyi oyuncusu Çağlar Söğüncü. Çağlar maalesef sakatlandı, 35. dakikada oyundan çıktı. Ve Çağlar'ın yerine sol stopere kaymak zorunda olan Osterwolde, ki maalesef maç öncesinde Bonucci Belçika'ya götürülmesine rağmen ağrıları arttığı için yedek kulübesine yazılamadı ve yedekte stoper yoktu.
Altyapı oyuncuları haricinde ama Osterwolde geçmiş maçlarda zaten Stopper'de ne kadar iyi oynadığını göstermişti bizlere ve Stopper'e geçti. Çağları hiç aratmadı. Aksine bile çağların üzerine hücum becerisini de kattı. Olağanüstü bir gol attı. Mükemmel bir gol. Unutulmaz bir gol. Yani bundan 20 sene sonra falan bile Osterwolde'nin Stopper'den
Pekun Baharvari kendi kalesinin önünden çıkıp rakip kalenin önünde direkt dibine vurduğu muhteşem golü 20 sene sonra falan bile hatırlarız. Yani mesela bugün Revivo'nun Glasgow Rangers'ı attığı frikik golünü hatırlıyorum ben. Fenerbahçe'nin 2001-2002 yılları olması lazım. Şampiyonlar Ligi ön eleme maçıydı. Çok güzel bir goldü. Üzerinden 20 küsür sene, 20 yılında üzerinden geçti ama hala aklımda o frikik golü. Muhtemelen bir 20 sene sonra da Osterwolde'nin kendi kalesinin önünden kazandığı topla gidip rakip kalenin önünde attığı golü, yaptığı koşuyu, inanılmaz fizik kalitesini
hatırlayacağız, anlatacağız, konuşacağız. Çok özel bir goldü. Çok özel bir performanstı. Çağlar'ın üzerine koydu, beti arttırdı ve müthiş bir katkı sağladı. Tabii Çağlar'ın yerine Osterwolde'nin sol stopere geçmesi demek 35. dakikada taze güç Ferdi Kadoğlu'nun da girmesi demekti. Ferdi öyle bir dayanıklılığa sahip, öyle bir kaliteye sahip ki Osterwolde'nin yanına sol beke bir de Ferdi gelince
Orada maçın şekli şemali değişti. Sençuluaz ile oyuncuların hepsi, dikkat edin 35. dakikadan sonra sağ kanattan gelme oranı %80 falan azaldı. Sençuluaz o dakikaya kadar sağ tarafını daha çok kullanıyordu. Osterwolde sol stopere geçip sol bekede ferdi geçtikten sonra Sençuluaz tamamen sol tarafını kullanmaya başladı.
Ve ondan sonra da Cicu farkını ortaya koydu. Bence kare aslındadır. Bu maçın en iyileri, en iyi 3 oyuncusu bence Cicu Osterwolde ve önlüver o da İsmail. Yani rakip o tarafa kayınca 35. dakikadan sonra Cicu'ya inanılmaz iş düştü. Çünkü Brito Seysamuel Afrika Uluslar Kupası'ndan geldi. Biraz formasından uzak kaldı. Gerçi son maç Hatay'da golünü attı. Çok formda göründü, iyi oynadı. Ama ne olursa olsun uzun bir süredir oynamıyordu Brito Seysamuel. Ve işte ufak sakatlık makatlık, oynamama vs. bir ritim kaybettiriyor. O ritmin kaybedildiği bu maçta görüldü. Mesela 52. dakikada bir pozisyon var. Offside'ı bozdu. Orada biraz pozisyon olabilirdi. Ama orada da çok iyi stoperler, Liwaković falan çok iyi kademeye girildi ve pozisyon olmadan orası engellendi. Sonra maçın 2. yarısının başında Puertas 47. dakikada Osa'yı çok kolay bir şekilde geçti 0'a indi. Ama oraya da Ciko yine mükemmel bir kademe yaptı. Ciko...
Tam 12 ikili mücadeleye girip 8 tanesini kazandı. Çok net bir üstünlük bu. Ve biliyorsunuz Sen Julias'ın pivot Center 4'ü GQ'dan çok daha uzun bir oyuncu. Yani kendisinden daha cüsseli oyuncuya karşı da yanındaki Puertas gibi isimler de çok daha çabuk. Dribblingçi oyuncular. Onlara karşı da yani Sen Julias'da iki tarzda Center 4 da var. Her iki tarza karşı da net bir üstünlük bu. 12 ikili mücadelenin 8'ini kazanmak.
Net bir savaşçı performansı. 7 tane pozisyon uzaklaştırmış, 6 tane top kazanmış ve 3 tane de pas kesmiş. Çok dominant bir istatistik. Dediğim gibi 35. dakikadan maç bitene kadar onun alanında oynandı ve resmen oraya duvarını ördü. Çağlar ve Osterwold'e ne oynadıysa, Cico'da hiç aratmadı onları. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.
İsmail Yüksek bu senenin ilk devresinde Türk futbolunun bu seneki en önemli maçında Hırvatistan'ı deplasmanda yenerken Türk milli takımı olağanüstü bir performans sergilemişti. Türkiye'nin bu sezon Galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçları olduğu Fenerbahçe'nin Avrupa mücadelesi devam ediyor ve milli takımda Euro 2024'de lider olarak grubundan çıkarak katılma hakkı kazandı. Tabii ki takımlarımızın Avrupa mücadelesi çok önemli ama bence bu sene en büyük başarıyı Türk milli takımının dünya ikincisi ve dünya üçüncüsü olmuş Hırvatistan'ı deplasmanda yenip grup lideri olarak gruptan çıkmasıdır. Ve Hırvatistan'ı deplasmanda yenen takımın iki tane çok büyük performans veren oyuncusu vardı. Biri Barış Alper Yılmaz. Bugün Galatasaray'ı bence taşıyan isimlerden başta geliyor belki de. Ve diğeri de İsmail Yüksek. İsmail de Fenerbahçe'yi taşıyan isimlerden biri olarak görünüyor. Ve bu iki oyuncu da şundan sadece 2-3 yıl öncesine kadar TFF 1. Lig'de oynuyordu. Müthiş bir karakter örneği. Biri Bursa Spor'dan son olarak işte 2 sene önce TFF 1. Lig'de küme düşen Bursa Spor'da oynarken geldi ve buraya
Bu maçları oynuyor. İşte Barış Alperdeş de Keçiören'de falan oynuyordu. Çok büyük iş. Sezonun ilk yarısında Hırvatistan milli maçında Hırvatistan'a karşı Luka Modric, Kovacic ve Brozovic'in toplam kazanlı ikili mücadeleden daha fazlasını, üçünün toplam kazanlığından daha fazlasını tek başına kazanan bir İsmail vardı. Olağanüstü bir mücadeleydi ve bu kez
Fenerbahçe için sezonun en önemli maçında bu performansı sergiledi. Hem milli takım için hem Fenerbahçe için sezonların en önemli maçında bayrağı taşıyan isim İsmail Yüksekli orta sahanın merkezinde. O bayrağı sahanın ortasına dikti bence. Müthiş bir performans. 23 ikili mücadele yine ve 14 ikili mücadele kazanma resmen canavar gibiydi. 7 tane tackle yapmış müthişti ve yine büyük bir maçta büyük oynadı. Tabii onun yanında Fred de geldi. Fred'in gelmesi onları çok derliyor, topluyor. Simanski'ye de dokunuyor, İsmail'e de dokunuyor ki Fred'in bu maça çıkması çok zor. Fred çünkü haftalar sonra tekrar dönüyor. İşte en son Samsun'da sakatlandı. Samsun'dan önce de uzun bir sakat dönemi vardı. Ve uzun sakatlıktan dönüyorsunuz. Döndüğünüz maç Süper Lig'in aksine çok tempolu bir maç. Yani çok uzun süredir oynamadığınız kadar tempolu. Yani en son Premier Lig'de oynadığınız kadar tempolu maç. Yani bir sene önce oynadı Fred bu maç seviyesinde bir maçı. Süper Lig'den çok daha farklı bir maç. Ve o yüzden bence ilk 15 dakika ayak uydurmakta da zorlandı Fred. Birleşik hareketleri yapmakta zorlandı. Tempoya ayak uydurmakta biraz zorlandı. Ama 15. dakikadan sonra da Premier Lig futbolcusu olduğunu, nereden geldiğini çok iyi hatırladı. Ne kadar büyük bir isim olduğunu çok iyi hatırladı. Ve 15. dakikalardan kendini riske etmeyip çıktığı 68. dakikalar kadar da çok büyük kalite koydu. Bence Tadic de bu kaliteyi koydu. Çünkü zaman zaman rakip yarı alanda top tutmak gerektiğinde
Zaman zaman takımı koydu ortaya. Sola kanatta kendisini baskının dışına atıp toplar aldı ve takımını çok iyi dinlendirdi. Penaltıdan golünü de attı ve çok etkili bir oyun sergiledi. Müthiş bir maçtı. Çok iyi performanslar vardı. Tek tek saymaya çalıştım ama Kareaz Stopperler, çağlar çıkana kadar çağlar. Cico müthiş. Osterwolde zaten dediğim gibi 20 yıl sonra bile unutulmayacak bir performans üstü gol yaptı. Ferdi yine çok iyiydi. İsmail yine çok iyiydi.
Fred çok iyiydi. Mert Hakan girdikten sonra etkili oldu. Batu Şuay'ı Belçika'da oyuna attı ve Tadic yine deneyimini, tecrübesini konuşturdu. Belki Cengiz, Ebray Tosay, Samuel belki onlara o kadar katılamadılar ama onlar da ellerinden geleni yaptılar. Bir ihtimal bu maçla ilgili üzücü sadece İsmail maç sonunda
Sedye ile oyundan çıkmış. Umarım bir şey yoktur. Bunları sabah öğreneceğiz. Ben hemen gece express çekiyorum bu bölümü. Umarım bir şey yoktur. Çağlar'ın sakatlığı var. İsmail'in var. Kurunuş da cezalı duruma düştü maalesef oyuna girdikten sonra. Şu maçın 3-0 bitmesi o kadar önemli ki eğer 1-0 bitseydi son Ostergolde'nin çılgın golü ve penaltı golü olmasaydı yine de bu rakipten korkulur.
Ne olursa olsun çok istekliler, çok arzulular, dinamikler ve 1-0 gidilse rövanşa hem İsmail sakat diye olmasa maazallah umarım bir şey yoktur tekrar edeyim. Hem Kur'un hiç cezalı olmasa 6 numarasız işte Stopper'de Çağlar vs hani Beka onun da sakatlığı hani yine de korkulurdu ama bu maç o fişin çekilmesi 3-0'a gelmesi o açıdan da çok çok iyi geldi Fenerbahçe'ye. ve çok çok özel bir galibiyet oldu. Fenerbahçe için sezonun en önemli maçı en güzel galibiyetiydi. Tüm Fenerbahçeli futbolcuları, teknik ekibi, taraftarları, oraya gidip takımlarını destekleyen, yalnız bırakmayan tüm taraftarları, herkesi yürekten tebrik ediyorum. Ve bir sonraki turlarda da aynısını temenni ediyorum. Görüşmek üzere, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.