Podcast

368: Süper Lig'de Stresli Haftalar! Arda Güler'in İlk Golü

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Süper Lig'de bitime 9 hafta kala Galatasaray ve Fenerbahçe kazanmaya devam ediyor ama hem taraftarlar, hem de futbolcular üzerindeki baskı da artıyor. Türkiye'de futbol gündemi yine hakem tartışmaları üzerinden sürse de, Avrupa'daki sporcularımızdan güzel haberler var. Arda Güler, Real Madrid formasıyla ilk golünü atarken, Orkun Kökçü de Benfica'da performansı ile dikkat çekiyor. Öte yandan Fatih Terim de Play-Off turunda ilk maçını Olympiakos deplasmanında kazandı. Tüm bu konular Trend Spor'da!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.333 kelime · ~17 dk okuma

Trenspor'dan herkese merhabalar. Süper Lig'de Galatasaray ve Fenerbahçe kazanmaya devam ediyor. Skorlar da oldukça şaşalı gözüküyor. Fakat sahanın içindeki stres de her hafta daha da artıyor. Hakem konuları, takımların iç sahada yaşadığı stres konuşacağımız ana konu.

Dışından da güzel haberler geliyor. Türk futbolcu ve teknik adamlarımız güzel işler yaptı. Arda Güler Real Madrid'de ilk golünü attı. Fatih Hoca şampiyonluk turunda ilk derbisini Deplasman'da kazandı ve Orkun Kökçü'den de hem gol hem asist var. Hem Süper Ligi hem de Avrupa futbolunu biraz konuşacağız. Başlayalım.

Şimdi Fenerbahçe pazar akşamı pendik sporu 4-1 yendi fakat galibiyeti getiren golü artık 90. dakikalara yakın bir zaman diliminde 85-87. dakikalarda penaltıdan buldu Mishubat Şuay ile ve zorlansa da galibiyeti almayı bildi fakat zorlanması da beklemiyordu. Likte 19. sırada pendik ve savunma anlamında ciddi problemler yaşayan

Transkriptin tamamını oku

Hem kalesinde hem savunmasında problemler yaşayan iki tane ilk 11 oyuncusu cezalı durumda olan bir takımdı. Ve Fenerbahçe'nin galibiyeti çok daha rahat alması bekleniyordu. Yine bir iç saha maçında daha hakem ve stres faktörü çok dikkat çekiciydi. Açıkçası bunun üzerine biraz değinmek lazım çünkü sahanın içiyle ilgili çok fazla konuşulacak bir şey kalmadı artık.

Bu haftalarda ayakta kalan takımın bu stresi yönetebilecek olan takım olacağını düşünüyorum ve birinci konuşmamız gereken bence bu stres. Şimdi her iki takımda rakibinin şampiyon yapılmak için ittirildiğini düşünüyor ve iki takımda taraftarının önünde oynadığı maçlara bu şekilde çıkmaya başladı. Son haftalarda bu çok arttı ve taraftarlar bu konuda %100 bu görüşle birleşmiş durumda. Yani hiçbir ihtimal vermiyorlar böyle bir şey olmayabileceğine dair ve iki tarafta Rakibinin itildiğine %100 eminim. Şimdi bu psikoloji bence oyun oynama açısından hiç verimli bir psikoloji değil. Yani rakipler bizi durdurmaya çalışıyor. Hakemler bizi durdurmaya çalışıyor. Büyük bir güç tarafından biz engellenmeye çalışıyoruz şeklinde maça başlıyor iki takımda. Ve tabii ki bu sakin kalıp oyun oynamayı, mutlu olmayı engelliyor. Mutlu olmazsanız yaptığınız işi yaparken keyif almazsanız o işi yapma verimliliğiniz çok net bir şekilde düşer. ve Galatasaray'da biraz daha az hissediliyor bu durum ama Fenerbahçe'de son haftalarda çok daha fazla hissedilmeye başlandı ve bu durum Pendik maçında da bir kez daha ortaya çıktı. Üstelik bu Fenerbahçe'nin deplasman ve iç sağ maçlarının oyunlarına ve skorlarına bakıldığında çok çok daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Örneğin Fenerbahçe son deplasmanında Hatay'ı 2-0 çok güzel bir

Oyun ve üstünlükle yendi. Yani rakibine neredeyse hiç şans tanımadan net bir skorla rahat bir şekilde kazandı. Fakat Fenerbahçe'nin son 3 iç sağ maçına baktığımızda ligde hiç de öyle bir durum olmadığını görüyoruz. Mesela Alanya ile 2-2 beraber bitirilen maç, Kasımpaşa ile yine son dakikalardaki penaltı golü ile 2-1 kazanılan maç, yine bu haftaki 4-1 olsa da skor 2-1'i getiren golün son dakikalarda geliyor olması Bunlar takımın içindeki stres halinin çok net bir göstergesi ve bu hissiyatın zarar verdiğinin de çok net bir göstergesi. Yani bu hissiyat ile çıkılmayan deplasman maçlarında çok daha net bir oyun ve çok daha üstün bir oyun çıkarken iç sahada çok daha rahat kazanmanız gereken rakiplerinize karşı hatta bir 19. olan rakibinize karşı böyle bir stres yaşıyor olmanız demek ki verimli bir şey değil.

Fenerbahçe taraftarının stresiyle ilgili konuşmuşken maçtan sonra okuduğum bir haber dikkatimi çekti. Bunu maçı izlerken yayıncı kuruluşta falan görmemiştim açıkçası duymamıştım. Ama maçtan sonra SporX'in haberine göre Fenerbahçe tribünlerinde maç öncesi Emre Belezoğlu aleyhine de tezahüratlar yapılmış. Bu tabi bu hafta yeni olan bir şey değil, geçtiğimiz haftaların da konusu. Yakın dönemde Ankara gücünün başında Emre Belazoğlu Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası'ndan elemişti. Ve o maç devam ederken de Fenerbahçe'nin depresman tribününde bulunan taraftarları Emre Belazoğlu aleyhinde tezahüratlar yapmışlardı. Maç sonunda Emre Belezoğlu, işte 150 yıl yaşasam böyle bir şeyi göreceğim aklıma gelmezdi gibi bir şeyler söylemişti. Hani yeni bir gelişme değil ama devam ediyor olması biraz bu stres haliyle de ilgili olabilir. Ama sadece Fenerbahçe taraflarının sadece bu maçla ilgili tepkiyle olduğunu da düşünmüyorum açıkçası. Çünkü maçta öyle Emre Belezoğlu çılgınlar gibi falan da sevinmedi yani Fenerbahçe'yi elerken. Yardımcıları çok daha sevindi. Emre Belezoğlu da gülümse de haklı o normal olarak.

ve büyük takım taraftarları kendiliği efsaneleri, kendi eski futbolcuları falan kaptanları daha sonra bir takım çalıştırdığında kendilerini yendi diye onlara tepki göstermez diye düşünüyorum. Biraz daha farklı konular da var işte mesela birkaç yıl önce Emre Belazoğlu'na göre Hacı'nın Alex'ten daha büyük bir futbolcu olduğu yönündeki yorumu son 10 serinin en iyi futbolcusunun Muslera olduğu şeklindeki yorumu ve son haftalarda Galatasaray'ın mevcut kadrosunun tarihin en iyi kadrosu olduğu şeklindeki yorumu biraz Fenerbahçelilere üst üste gelmiş ve onları kızdırmış gibi de geliyor. Ama işte bizim futbol iklimimiz bu yani herhangi biri herhangi bir düşüncesini pek rahat söyleyemiyor ve Emre Belazoğlu ile ilgili bu gündem bu şekilde Yani biraz ağır bir tepki olduğunu da düşünüyorum açıkçası. Çünkü yani Emre Belazoğlu böyle Ankara gücünün başında Fenerbahçe'yi yenerken şov falan yapmadı. Yani mesela ben hatırlıyorum. Bülent Korkmaz Galatasaray'dan ayrıldığında Gençler Birliği'nin başına geçtiğinde Gençler Birliği Galatasaray'ı yendi ve Bülent Korkmaz Galatasaray yönetim

Min'in oturduğu böyle şeref dürümüne doğru kol geçirme hareketi falan yaptı gol sevincinde yani ve yine de böyle hani taraftar Bülent Korkmaz'a o kadar şey yapmadı tabi Bülent Korkmaz'ın ağırlığı çok uzun süre sadece Galatasaray'da oynaması falan farklı durumlar olabilir ama tepkisi çok daha ağır yani çok daha sertti yönetime tabi işte onunla sözleşme imzalamayanlara veya küslü olduğu isimlere falan ama yine de tutum açısından, jenerasyon farkı açısından belki insanların bakış açısını, değişimini göstermek açısından bu örneği vermek istedim. Bakalım bu ilerleyen haftalarda nasıl devam edecek onu da göreceğiz. Mesela bir önceki iç saha maçlarından Kasımpaşa maçında Fenerbahçe ilk kornerini 51. dakikada atmıştı. Bu maçta da ilk isabetli şutunu maçın ikinci yarısında buldu. İlk yarıları da tamamen çöpe atan Alanya maçında da çok benzerdi bu durum. Yani son haftalarda ilk yarıları da tamamen çöpe atan ve ikinci yarılarda kurduğu baskıyla bir şekilde maçı çevirmeyi başaran. Ama burada da riske eden bir Fenerbahçe görüyoruz ki Alanya maçında çeviremediğini görmüştük. Yine benzer bir oyun sonrasında Fenerbahçenin. Bu duruma İrfan Can Kahveci'den de maç sonu bir açıklama gelmiş. İşte galibiyeti vesaireyi güzel bir şekilde kutladıktan sonra son cümlesi olarak takım olarak daha az stresli olmalıyız gibi bir cümle kurmuş. Tabi bu biraz takımdaki bazı oyuncu gruplarıyla da alakalı bir durum. Hakemden bağımsız yapıyorum bütün yayınlarımı. Hiçbir zaman hakem kararı konuşmuyorum. Hiçbir takım için hakem değerlendirmesi yapmıyorum. O yüzden yine hakemden bağımsız bir şey konuşmaya çalışacağım. Umarım yanlış anlamazsınız. Şimdi ilk yarada Fenerbahçelilerin kısmen haklı olduğunu düşünüyorum hakem kararlarından dolayı. Bir oyun duruyor, bir türlü ev sahibi, oyun oynamak isteyen takım oyun oynamaya fırsat bulamıyor. İşte 11 dakika uzatma verildi, 13-14 dakika uzatma oynandı ilk yarıda. Toplam 55-60 dakikaları çıktı ilk yarının süresi. Ve bunun sadece 23 dakikasında top sahadaymış. Rakipler Anadolu takımları özellikle İstanbul'a geldikleri zaman çok fazla zaman geçirmeye çalışıyorlar. Bunlar hep doğru ve bunlar Fenerbahçe'nin rakiplerine de Beşiktaş'a Galatasaray'a da olan şeyler. Rakipler hep yıllardır yani bu şekilde zaman geçirme var. Fakat bu zaman geçirme olayı oyunu oynamaya odaklansa

bir şekilde tolera edilebilecek bir durum. Çünkü sezonun ilk yarısında Fenerbahçe'nin bunu çok rahat bir şekilde tolera ettiğini ve iç sade işte Başakşehir'e 4 attı, Rize'ye 5 attı, Konya'ya 7 attı. Bu şekilde galibiyetler alabildiğini Fenerbahçe'nin biliyoruz. Bunu yapılabiliyordu. Fakat mesela maçın daha 12. dakikasında şöyle bir durum oldu. İrfan Can'ın en yakın arkadaşı Mert Hakan, Pendik kalecisi Erdem, Avut Degaj'ı gibi bir kendi ceza sahası içinden bir faul kullanacak. O topu gitti ceza yayına doğru attı. Bir 5 metre, 6 metre

Önden kullanmaya çalıştı bu degaj gibi olan faalü. Ve Mert Hakan buna sinirlenip hemen topu aldı, hakeme itiraz etti. Topu yerine penaltı noktası civarına koydurdu vesaire ve evet bu şeyinden sonuç aldı. Bu itirazından sonuç aldı ama hiç manası olan bir itiraz değildi ve oradan mesela durup dururken bir dakika falan oyunun durduğunu görüyoruz. Yani bu kaleci Erdem'in avut atışını 5 metre önden kullanıyor olması, avut gibi olan atışı 5 metre önden kullanıyor olması bir şey değiştirmeyecek maçta. Ama 1 dakika kaybetmeniz ve maçın içindeki stresin artması, sizin de talep ettiğiniz bir şekilde yani Mert Hakan yandaşın talep ettiği bir şekilde artması ne takıma ne taraftara iyi gelmiyor.

Aksine taraflarının stresini azaltmak, baskısını azaltmak, takım arkadaşlarınızın baskısını azaltmak daha iyi geliyor. Bunu Mert Hakan üzerinde söylemiyorum. Bazı insanlar biraz farklı olabiliyor. Mert Hakan da farklı bir karakter. Bazıları baskıdan etkilenmiyor. Negatif olarak etkilenmiyor. Hatta besleniyor bile. Baskı onlara iyi gelebiliyor. Ve daha verimli bir performansa yükseltebiliyorlar baskı altında performanslarını. Kim Mert Akan'da da böyle bir durum olabilir çünkü hem bir önceki Kasımpaşa maçında freekiyi atmıştı çok stresli bir dakikada ekstra gol. Bence bu arada iki maçı da çeviren isim bir numaralı isim Mert Akan yani onun iyi oynadı kötü oynadı ondan bağımsız bir şey söylüyorum. Onun hatta ekstra golleri olmasa hem Kasımpaşa hem bu maç dönmeme ihtimali baya yüksek bence. Hem de Pendik maçında yine benzer bir noktadan bu kez Akan oyundan çok güzel bir şutla maçı beraberliğe getirdi.

Mert Hakan. Kendisi bu stres ve baskı ortamından etkilenmiyor olabilir. Fakat diğer oyuncuların çoğunluğu bundan etkileniyor. Ve negatif etkileniyor. Yani Fenerbahçe'nin oyunu işte Hatay'la buradaki arasında bu kadar fark olması biraz bu yüzden. Hani buna bence takımdaki bazı oyuncuların da dikkat etmesi gerek diye düşünüyorum. Bölüme burada küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.

Özellikle maçın ikinci yarısında bu baskıyı olabildiğince yönlendiren takımın iyiliği için yönlendirmeyi bilen oyuncu da bence Dusan Tadic'ti. Hem bir önceki bölümümüzde Saint-Gelois zaferiyle ilgili yaptığımız bölümde bundan bahsetmiştim. Takımı rakip yaralana taşıyan, stresi azaltan, takımı sakinleştiren, baskıyı kıran oyuncu Dusan Tadic'ti demiştim. Hem de bu maçta bence yine Tadic özellikle maçın ikinci yarısında ipleri eline alarak bu stresi azalttı. Yine bu ilk maçın başındaki Mert Hakan pozisyonuyla ilgili avut degajının kullanılmasının gecikmesiyle ilgili pozisyondan başka bir durum olarak. Yine pendikli oyuncuların yerde kaldığı ve oyunun durduğu bir pozisyondan sonra Mert Hakan topu aldı ve rakibe vermeme kararı verdi. Takım arkadaşlarına attı. Ceko'ya attılar topu. Kaptanları Ceko. Ve Ceko da topu Taç'a vurdu mesela. Mert Hakan ondan sonra Ceko'ya da çok hışımla, çok sert bir tepki gösterdi. Niye topu onlara bırakıyorsun, niye centilmenlik yapıyorsun diye. Bu da mesela çok abartılı ve gereksiz ve özellikle bir kaptana yapılmaması gereken bir tepkiydi bence. Bunu da söylemek istedim. Bu stresin iyi geldiğini düşünmüyorum. Bu stresi bu derecede olmasa da Galatasaray'ın da yaşamaya başladığını düşünüyorum iç sahada. Bu ama son maça Rize'ye yansımadı ya da az yansıdı. Mauro Icardi'nin de mesela itirazdan sarı kart gördüğünü izledik. Hakeme itiraz etti kararlarla ilgili olarak ve bu maçta da Galatasaray Rize maçında da stres vardı fakat bu maçlık

Hem Kerem Demirbay'ın hem Derik Kör'ünün ceza sahası dışından olağanüstü gol vuruşları maçı birden farka götürdü ve o stres kendiliğinden dağıldı. Ama her zaman bu kadar çok yüksek bir bitiricilik oranı ile oynayamazsınız. Yani tam maç içerisinde 4 kez şapkadan tavşan çıktı. 4 kez olmayacak yerlerden goller oldu. Bir kez de Rize attı, 3 kez de Galatasaray attı ve farka gitti maç.

O yüzden stres kendiliğinden azaldı ama ilk 30 dakika 40 dakika biraz Galatasaraylılar içinde bu stresin yaşandığını görüyoruz. Mesela esas bir önceki maçta Antalya spor maçında da buna benzer bir durum vardı. Antalya'nın da eksik oyuncularına rağmen işte formsuz olmasına rağmen Galatasaray'a karşı aynı pending. Beklenmedik bir şekilde Fenerbahçe'ye zorluk çıkarması gibi Antalya'nın da Galatasaray'a zorluk çıkardığını gördük. Çünkü yine çok yoğun bir taraftar baskısı, taraftarın bizim önümüz kesiliyor. Hissiyatıyla çıktığı bir maç, oyuncuların benzer bir haletir içinde çıktığı bir maç. Tekmeler havada uçuşuyor, çok sert oynanıyor, hakem kararları sürekli düdükler, oyun oynanmıyor vs.

E bu kime zarar veriyor? Galatasaray'a zarar veriyor. Tabii ki çok daha iyi oyunu oynamayı bilen, çok daha kaliteli futbolculara sahip olan Galatasaray'a zarar veriyor. Ve Galatasaray ilk sahada o Antalya spor maçını zor geçebilmişti. Yani kendi kendini frenlemişti. Dediğim gibi bu Alanya, Kasımpaşa, Pendik, Samsun, Fenerbahçe'de son haftalarda biraz daha fazla olduğu için

Fenerbahçe önde bu konuda stresle ilgili sıkıntı yaşama konusunda ama Galatasaray'da da bu durumun başladığını görebiliyorum ben ve bunun bir şekilde çözülmesi lazım. Tabi bu hakem kararlarının ve stresin nereden geldiği ile ilgili nasıl oluştuğu ile ilgili de bir yorumum var. Tabi çok emin olarak yapmıyorum bu yorumu ama Her iki takımın taraftarının da rakibinin itilmesiyle ilgili ve kendi takımlarının durdurulmasıyla ilgili yorumlarının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bence her iki takım da itiliyor. Her iki takım da Fenerbahçe'de, Galatasaray'da engellenmeye çalışılmıyor bence.

Ve bunun sebebi de bence 31 Mart'taki seçimlerle de alakalı. Çünkü bu seçimlerden hemen önce iki takımdan bir tanesinin şampiyonluk yarışında haksız bir kararla geride kalması tabii ki istenmiyor. Eğer böyle bir durum yaşanırsa bu tribünlere sıçrayabilir. Tribünlerde hakim iktidara karşı tepkiler olabilir. Ve bu yüzden de bu seçimi az da olsa veya çok da olsa ne bileyim etkileyebilir diye bir çekince var bence.

Neyse ki seçime kadar da artık bir maç kaldı ve bu maç da Deplasman'da oynayacak her iki takımda. Fenerbahçe Trabzon Deplasman'a gidecek. Bu yine de dikkat kesilecek bir maç olacaktır. Galatasaray'da Kasımpaşa Deplasman'da oynayacak. Sonra Milyar'a gelecek. O arada seçim bitmiş olacak. Umarım bundan sonra

daha rahat olur hem hakemler hem takımlar bu stres. Gerçi tabi şampiyonluk yolu daha şey olur ama en azından yönetim tarzıyla ilgili biraz daha gevşeme olabilir diye düşünüyorum. Hakemler bence stres altında ve Fenerbahçe'nin de Galatasaray'ın da hakemler yüzünden bir puan kaybı yaşaması bence asla istenmiyor. Bu durum bu toplumda hani biraz daha rahatlama yaratır diye düşünülüyor ama tam tersi oluyor öbür taraftan. Çünkü mesela Fenerbahçeliler Galatasaray maçını izlerken inanılmaz bir tepki gösteriyor. Galatasaraylılar Fenerbahçe maçını izlerken inanılmaz bir tepki gösteriyor. Beşiktaşlılar ve Trabzonsporlular da her iki takımın maçlarını izlerken büyük bir tepki gösteriyorlar haklı olarak. Ve diyorlar ki ya bunlar öz evlat da biz de üvey evlat mıyız? Her maçtan sonra Kadıköy'de karagece işte Rams Park'ta karagece tweetleri atılıyor. Allah belanızı versin tweetleri atılıyor. Bunlar hep trend topik oluyor ve hiç de

Düşünüldüğü gibi olmuyor Galatasaray ve Fenerbahçe'nin sürekli kazanması hadisesi. Umarız bu milli aradan sonra hakemlerin daha normal bir maç yönetmesi sağlanabilir. Bilgisayar sonuna kadar nasıl bir çözüm üretilir bilmiyorum. Belki 5-10 maçlık hakemleri de stresini azaltmak için Yabancı hakem diyeceğim, ben onun da hiçbir verimli olacağını düşünmüyorum açıkçası. Onun da altından bir dünya şey çıkar, işte yabancı hakemleri kim karşıladı, hangi otelde kaldılar, kimin otelinde kaldılar, kimin restoranında yemek yediler. Bir dünya haber çıkar ve o da çok fazlasıyla manipüle edilebilir. Önce problem kendimizde.

ve o problemle ilgili yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ama umarım bu seçimlerden ve milyardan sonra daha normal bir stresle maçlar oynanır diyeyim ve onun dışında maçla ilgili de çok fazla bir şey söyleyesim yok açıkçası. Galatasaray'daki goller çok güzel, işte Demirbay'ın golleri çok güzel, Hoyer'in golü çok güzel, Mert Hakan'ın golü çok güzel, işte Thiam'ın ortası Halil'in golü Pendik'te de Güzel. Hani bireysel olarak performanslar iyi. Özellikle Fenerbahçe'nin Saint-Gilles maçından sonra yorgunluğu ve biraz tabii ki oyuncularla ilgili rehavet hissedilebilir. Hani sonuçta Saint-Gilles'a karşı bu kadar iyi savunma yapmış bir Fenerbahçe'nin işte atıyorum Lusamba'ya karşı etkinliği bir olmayabiliyor. Konsantrasyonu bir olmayabiliyor. Fred'in mesela Saint-Gilles maçına çok daha asıldığını görmüştük bu maçta. Biraz daha sakatlıkta da yeni çıkmış bir oyuncu olarak kendini daha fazla koruduğunu da

görebiliyoruz. Bunlar da doğal şeyler tabi. Ama ikinci, üçüncü faktörler bunlar. Oyuna dair çok fazla konuşulacak bir şey yok dediğim gibi. Ve diğer konulara geçmekte fayda var. Çünkü diğer konular çok daha fazla yüz güldüren, motive eden konular. Öncelikle Genç Wonder kitimizle başlayalım. Arda Güler. Arda Güler Real Madrid'de İspanya La Liga'da ilk resmi golünü attı. Takımını 3-0'dan 4-0'a geçiren golü attı. Evet hani golün değeri çok büyük değil ama golün şekli gayet güzel. Kaleciyi çalımlayarak topu sağ ayağına getiriyor ve sağ ayağı ters ayağı zayıf ayağı olmasına rağmen de savunmayla ön direk arasından oldukça dar bir açıdan topu çok güzel bir şekilde geçiriyor. Kalitesini gösteren bir goldü. Çok zor bir gol değildi ama net bir şekilde kaliteyle atılmış bir goldü. Çok güzel bir goldü.

Toni Kroos hemen kullandı, şimdi Seba Yos. Yerden Arda'ya! Arda gidiyor gole! Arda geçti! Arda vurdu! Arda! Arda! Arda! Arda! Arda!

Özellikle golden sonra Rudiger'in ve diğer tecrübeli oyuncuların kendisini kutlaması çok güzeldi. Bence golden daha güzeldi. Çok sevildiği takım içinde ve kendisine Wonderkid olarak inanıldığı çok belli. Yani diğer oyuncular, o tecrübeli oyuncular, Rudiger'ler falan bu adamla gelecekte güzel şeyler yaşayacağız inancına %100 sahip. Buna inandırması, antrenmanlarda buna inandırması attığı golden çok daha değerli. Gol sevincini de ekstra izleyin. Yani sadece golü izleyip kapatmayın. Gol sevincini de Real Madrid futbolcuların ona karşı yaklaşımında mutlaka izleyin diyorum. Real Madrid Sentevego'yu 4-0 yendi ve 7 puan farkla da liderliğini sürdürüyor. Arda demişken ve Real Madrid demişken eski Barcelona'nın Dani Alves'le ilgili haberleri duymuşsunuzdur bu hafta boyunca çıktı. Özellikle son 3 günde çok çıktı. Dani Alves 4,5 yıl hapis cezası almıştı cinsel saldırı suçuyla. Bu cinsel saldırı suçunu açalım.

Tecavüz mü? Bazen çok fazla bilinmiyor böyle konular ve işte cinsel istismar, taciz, cinsel saldırı vs. gibi farklı farklı haberlerde farklı farklı dillerde kullanılıyor. Fakat Daniel Wiesinki pek yumuşatılacak bir durum değil. Bildiğiniz bir tecavüz söz konusu. Hem de ispatlarıyla kanıtlanmış bir suç bu. O yüzden böyle bazen şey görüyorum hani Daniel Wess'in mükemmel futbolculuğundan dolayı ve Barcelona'da yaptıkları çok güzel işlerden dolayı Messi'lerle birlikte. Daniel Wess'e acıyan veya Daniel Wess'in durumu ile ilgili onu olumlayan tipte mesajlar atan arkadaşlar oluyor. Hapiste bulunma sebebi hiç olumlanacak bir sebep değil yani. Çok ağır bir...

suçtan hapiste bildiğiniz tecavüz suçuyla hapiste ve habere dönersek de işte intihar ettiği şeklinde bir haber yayıldı her yerde fakat bunun asılsız olduğu ortaya çıktı intihar vesaire yok kardeşi Neyal Veste açıklamalarda bulunmuş işte kardeşimi rahat bırakın vesaire demiş annem 60 yaşının üstünde babam 70 yaşının üstünde bu tip haberleri duymaları kötü vesaire gibi şeyler demiş doğrudur o açıdan böyle bir haberde okudum geçelim Yunanistan'a buradan Fatih Hoca'nın çalıştırdığı Panathinaikos şampiyonluk turuna başladı. Yunanistan'daki sistem, lig sistemi biraz farklı. Biz bunu 2011-2012 sezonunda yaşamıştık, playoff sistemi. Ve Yunanistan'da bu playoff sistemi başladı, şampiyonluk turu playoffları başladı. Ve Fatih Hoca da ilk derbisine

Olympiakos deplasmanında çıktı ve deplasmanda 1-0 yenik duruma düşmelerine rağmen 3-1 ile ilk maçlarını aldılar ezeli rakiplerine Olympiakos'a karşı. İlk golü de eski Trabzonsporlu Bakaseta satıyor. Daha sonra iki tane de Yıldızları Ioannidis atmış ve 3-1 ile kazanmışlar. Biraz puan olarak geridelerdi ama bu galibiyet çok önemli bir galibiyet. Üçüncü sıradalar yine de bizdeki gibi puanlar ikiye bölünmüyor onlarda. Öyle bir durum var.

Yine de Fatih Hoca'nın derbi performansları ve büyük maç performansları farklıdır. Ve o yüzden puanı çok yüksek olmayan puan farkını kapatıp bu derbi galibiyetleriyle bakalım şampiyonluğu alabilecek mi? Aynı zamanda Yunanistan Kupası'nda da finale kaldı biliyorsunuz. Hem PAOK'u heledi hem Olympiacos'u heledi. Ezeli rakiplerini heledi ve finalde de Aris'le oynayacaklar. Final 18 Mayıs'ta diye yazıyor Google'da. Ona da daha var tabi. Hoca sonuna kadar götürebilecek mi? Birlikte takip edeceğiz. İspanya ve Yunanistan'da Türklere değinmişken diğer liglerdeki Türklere de değinelim. Mesela Orkun Kökçü bu hafta bir gol bir assist yaptı ve Benfica 3-1 kazandı. Türk oyuncuların ve hocaların güzel sonuçlar aldığı bir hafta sonu oldu bu hafta sonu.

Orkun'un bir gol bir asistiyle 3-1 Astor ile yendiler. Ama Sporting'in bir puan gerisinde Benfica ve Sporting'in de bir maç eksiği var. O maçı kazanırlarsa puan farkı tekrar 4'e çıkabilir. Porto'da onların bir 6-7 puan gerisinde 3. sırada kalmış durumda.

Öyle bir yarış var Portekiz'de. En iyi yarış tabi ki Premier League'de ve dün akşam itibariyle zirvede Liverpool ile Manchester City de karşı karşıya geldi. Bir bir beraber kaldılar. Yarış sonucuyla devam ediyor. Onlara Arsenal'de katılmış durumda. Arsenal ile Liverpool'un 64 puanı, Manchester City'nin de 63 puanı var.

Bu 3 takım şampiyonluk yarışında diğerlerinden biraz daha kopmuş gidiyorlar ve çok çekişmeli bir Premier League sezonu yaşanıyor son haftalara girilmeden önce. İtalya'da durum pek öyle değil. Premier League'in aksine İtalya'da en kesinleşmiş gibi gözüken puan tablosu söz konusu. Inter lider ve 2. sıradaki Milano'da tam 16 puan fark atmış durumdalar. Hani şimdiden şampiyonlukları kesin gibi. Bu geçen senede böyle olmuştu.

diğer rakiplerine çok puan farkı atmıştı. Yarış erken kopmuştu. Bu sene de Inter adına biraz öyle oldu İtalya'da. Almanya'da da Bayer Leverkusen, Bayern Münihe 10 puan fark atmıştı biliyorsunuz. Bu hafta da 2-0 kazandılar. Ve o 10 puanlık farkı onlar da sürdürüyor. Paris St. Germain'in de, Fransa'da da, 2. sıradaki Brest'te 10 puan fark attığını görebiliyoruz. Onlarda da durum öyle. 5 Büyüklüge ve diğer Yunanistan, Portekiz gibi diğer liglere de bu şekilde değinmiş olduk.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Bu haftalık benden bu kadar. Gelecek hafta yeniden tren sporda sporun dinlemiyle karşınızda olacağız. Görüşmek üzere, hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)