
1.624 kelime · ~8 dk okuma
Misafir Odası'nda geçen hafta. Aç karnın içi olur mu? Git etli pilavdan ye azıcık. Sakın, sakın. Ya ne olacak? Ağrı kesici işte. Ya sen dinlesene beni. Aa, yuttum gitti. Aa, ne oluyor bana ya? Herkes cüce gibi gözüksün. Efendim Zehra teyze? Aa, Emin? Durun, toplamayın amfiyi.
Beyle oturuyordu. O güzel dünya nerede hayaliye kitlen? Karışık CD'ler yaptığımız, DVX'ler izleyip birbirimize verdiğimiz, yabancı şarkı sözlerini çevirip okuduğumuz o dünya nerede? Bambaşka bir dünyanın hayalini kurarken nasıl oldu da SGK'lı bir çalışan olup, beyaz yaka İngilizcesinin sadık bir neferi haline geldik?
Evet, Yekta Bey. Ben Mevlüt için izin almıştım. O yüzden haftaya set ettik. Evet, evet babamın. Allah kabul etsin. Evet, evet. Starting içinde o datalar. Yok, yok. On beş yıl önce kaybettik babamı biz. Evet. Allah rahmet eylesin. Teşekkür ederim. Tabii, tabii. To the list'de var zaten deadline. Aynen o şekilde ilettim. Doğrudur. Evet. Kalanları nasip edesin inşallah. Doğru. Tamam. Okey. Sağ olun. İyi günler. Abla acele eder misin?
Rukiye sen de azıcık yavaş yürüsene. Çok sinirliyim abla ben. Ben de kızgınım ama bir dur bir. Ne oldu, niye durdun birden? Orada. Ne orada? Annem mi? Şurada bak, adamın biriyle çay bahçesinde. Hani hani? Aa! Rukiye ne yapıyorsun, niye durağa saklandın? Gel sen de buraya gel, çabuk. Çok izgi vermesinler. Tamam gel gidelim, niye durduk şimdi? Dur hemen olmaz abla, ben kendimi biliyorum. Şimdi oraya gidersem böyle... ...mal gibi kalırım ben.
Boş ver Ülgen, kal ya. Hadi yürü. İyisene biraz ya, ne söyleyeceğimi bir toparlayayım kafamda. Ya yine söylersin işte, futboldan falan bir şeyler sorma. Hayır, hayır, hayır. Oğlum manyak mısın, böyle köşede durup... ...senin lafları hazırlamanı mı bekleyeceğiz ya? Ablacığım böyle filmlerdeki gibi net ve güçlü olsun istiyorum. Yoksa ben yapamam. Ergenken Ülgen'le birlikte karşımızda dünya... ...yanımızdaysa tüm o büyülü filmler, diziler ve şarkılar vardı. Trainspotting'deki asi tiratlar, Fight Club'daki sistem karşıtlığı, Amelie'deki pastel dünya ve son olarak Little Miss Sunshine'da kaybetmenin asaleti. Ama işte sonra lise bitti, Beşiktaş'taki DivX'cileri polis bastı ve ben yurt dışına gitmeye çalışan biri oldum. Yani şu an stresten ne filmlerden ne kitaplardan hiçbir şey gelmiyor. Ülgen bana bak, nefes al, bana bak, gözüme bak. Ne? Filmlerdeki dünya yok artık Ülgenciğim, bitti.
Bitti. Şimdi düş önüme ve doğaçlama takılı, tamam mı? Tamam. Aa, abla adam gitmiş. Annem yalnız oturuyor. İşe bak, neyse anlarız. Hadi şimdi yürü. Tamam.
Anne. Aa, çocuklar. Nereden çıktınız siz? Ne işin var senin burada?
Yani geç kaldık Mevlüt'e, biz de bari bir tatlı yiyelim dedik. Anne sen delirdin galiba. Haber vermeden hafta sonu evden kaçıyorsun. Üstüne babamızın Mevlüt'ü varken burada oturmuş tatlı mı yiyorsun? Ay ülken gelemedim işte. Zorlandım çocuklar. Anne burada demin bir adamla gördük biz seni. Kimdi o? Ee şey Ali Bey. Emlakçı kendisi.
Al işte dedim ben sana. Annem bir tarikata girmiş işte. Beynini yıkamışlar. Şimdi de onları eve veriyor. Ay saçmalama. Ne tarikatı? Biz Ali Bey'le görüşüyoruz. Görüşüyoruz derken? Hafta sonu onun yazlığındaydık. Vay be Iştar Hanım. Bu yaştan sonra sevgili ha. Bravo. Ne varmış yaşımda? Anne sen yani elin adamıyla... ...babamın mevlütü sırasında fingirdeşiyor muydun sen?
Aa, yeter! Geç kaldık dedim ya oğlum. Pardon, niye geç kaldın anneciğim acaba? Öpüştüğün için mi? Bak vallahi yersin tokadı şimdi. Evet, ne alırdınız efendim? Hadi bak, sen buranın muhallebisini seversin. Gel sana ısmarlayayım ha? İstemiyorum muhallebi. Soğuk baklava ısmarlayayım o zaman. Hafif olur. Ya hadi yavrum, anneye küsülmez. Bir dakika ya.
Ne muhallebisi, ne baklavası? İyice anam, delirdiniz ha. Ben ne yaptım ya? Ben bir şey istedim mi şu an? Garsona ayıp oluyor.
Yavrum biz karar veremedik henüz, sağ ol. Garsona ayıp bir tek, değil mi anne? Bana bir bok olmuyor. Ya benim götümde ayı bağırıyor. Ben onca işimin gücümün arasında bütün hafta sonu Ülgen'le uğraştım. Üstüne bir de bugün işe gideceğime Mevlüt'e sandalye taşıdım ben be, sandalye. Tamam kızım, sakin ol. Nasıl sakin olayım? Benden özür dileyeceğine oğluna muhallebi yediriyorsun. E sana da alayım muhallebi. Ya aptal aptal oturup muhallebi mi kaşıklayacağız şimdi? İkiniz de bir alemsiniz ya.
Ya beni katıp durmasana şu olaya. Abartıyorsun Umay. Az bile diyorum. Ya alt tarafı iki tane sandalye taşıyıp iki gün ablalık yaptın. Ben bir ömür tek başıma büyüttüm sizi. Öyle mi oldu şimdi? Merak etme iştah hanım. İstesen de bulamazsın bu saatten sonra beni. Bir aya gidiyorum ben. Nereye? Yurt dışına. Şirket gönderiyor. Siz de ne yaparsanız yapın. Bana ne ya? Abla sen bizi terk mi ediyorsun?
Biz diye bir şey yok Gülge. Biz diye bir şey yok. Benim zaten ayrı bir hayatım var. Kızım niye gidiyorsun? Bu ülke düzelecek bak. Ben ondan gitmiyorum anne.
Tamam, git. Git, gerçekten git. Evden gittin yetmedi, ülkeden de git. Kaç bizden, git. Hayret bir şey ya. Millet bayram yapar çocuğu kardeşi yurt dışına gidiyor diye. Size kalsa ölene kadar o evden çıkmayalım. Siz? Pardon, karar verebildiniz mi acaba? Benden başka herkes kararını vermiş. Bir benim haberim olmamış. Çok pardon, ben sizi rahat bırakayım biraz. Hayır, durun.
Ben tatlı yiyeceğim. Ye tatlını işte. Ya sana ne ya? Sana ne ya? Benim tatlımdan ya. Garson, bir muhallebi alabilir miyim? Hem muhallebi istiyorum, hem de soğuk baklava istiyorum. Hepsini istiyorum. Hemen getiriyorum efendim. Oldu mu abla? Oldu mu? Çünkü istediğimi yaparım, yapabiliyorum. Sen busun işte. Şımarık, doyumsuz. Sen nesin? Sen nesin? Hep bizi küçümse zaten. Sen ezik, böyle başkalarından utanan bir eziksin. Aptal, aptal. Anne, ya senin bu oğlun uyuşturucu hap alıyor biliyor musun?
Nereden çıktı bu ülken? Senin dünyadan haberin yok, sen anca yemek yap. Oğlum, sen uyuşturucu mu kullanıyorsun? Söylesene salak, hadi. Bizi yalancılıkla suçluyordun, garip garip sinir krizleri... ...yumruk atmalar oraya buraya, kasiyere bağırmalar. Uyuşturucu değil anne onlar, doğal şeyler. Ah başıma gelenler, belli işte bağımlısın sen. Aptal aptal terapiste gidip antidepresan almaktan iyidir canım. Ya siz anneniz üzüntüden ölsün mü istiyorsunuz?
Asıl cüntüden ben ölüyorum anne, her şeyi saklamışsınız benden ya. Ülgen, ne oldu sana böyle? Hiç şaşırma anne, senin eserin bu çocuk. Sırf yalnız kalmaktan korktuğun için bu çocuğu kendine bağladın... ...ama bak beni bağlayamadın anne. Ben gidiyorum işte. Senden zaten benim böyle bir beklentim yoktu. Öyle miydi? Nasılmış İştar Hanım? Elin adamını bulunca oğlunu koyuverdin kapıya.
Terbiyesiz! Ben çok iyi anladım babamı da seninle kavgalarında neden çekip gittiğini evden. Valla bak çok iyi anladım. Bunun suçlusu da biz olduk. Sen babama hak verirsin tabii. O da seni kayırırdı zaten. Hı hı evet. Ders çalışıp mimar olayım diye. Küçükken beni değil seni maça götürüyordu ama. Sen futbol sevmiyordun ki. Baba ben oğlu değil miyim? Benim hakkımdı futbol. Sen arkamızdan ağlıyorsun diye beni de götürmeyi bırakmıştı salak. Sensin salak. Sensin. Ben babamla vakit bile geçiremedim. Sen babamla aramıza girdin aptal.
De bu git ya. Sen de git anne. Sen Ali Bey'e git. Gidin ya. Gerçekten ya. Keşke babam olsun şu ailemizi korurdu ya. Yeter! Babanız aşka bir kadınla birlikte oluyordu. Ne? Baban seni niye maçlara götürmeyi bıraktı sanıyorsun kızım? Yengen ağlıyordu işte arkamızdan. Hayır işte. O kadınla otellerde kalıyordu.
Anne sen yani biliyorsan bunu niye bize söylemedin? Sizi korumak için çocuğum. Ailemizi korumak için. Şimdi de söylemeseydin. Söylemesem iyiydi ama söyledim. Madem beni suçlamaya, birbirinizi yemeye o kadar meraklısınız, alın işte. Bravo. Oldu mu? Herkes tüm sırrını itirafını yaptı mı? Ne kadar boktan bir aile olduğumuzu iyice anladık mı?
Sen gidiyorsun zaten. Dert mi oldu bu şimdi sana? Buyurun efendim tatlılarınız. Yok yemeyeceğim. Garson bey, geri götürür müsünüz? Durun! Ben yiyeceğim lan. Ne? Kızım, kızım yavaş boğulacaksın. Abla delirdin mi? Abla! Delirdim. Abla sakin ol. Rahat bakın beni. Abla! Hanımefendi ne yaptınız ya?
Kızım ay dur, peçete getirin lütfen. Filmlerdeki gibi olmuyor hayal ikitlem. Çay bahçesinde dram bu kadar yaşanıyor. Dağla orta sınıf ailemiz bir anlığına muhallebi kusmunda birleşiyor.
Hayatın anlamı Galatasaray. Nasıl bu kadar kaypak olabiliyorsun ya? Ya niye öyle öldürecek gibi bakıyorsun bir tanem? Ben zaten ölüyüm. Bir git ya. Anlaşıldı. Belliydi bu konunun bir gün buraya geleceği. Ya annenin boşboğazlı işte. Kıskandın mı yoksa bizi? Neyinizi kıskanacağım be?
Vallahi galiba ben de annen de becerdik bu aşk işini ha. Öyle mi? Peki o zaman o iyi aile babası kasıntılığı neydi? Yok sofrada birlikte oturacağız, yok bayram ziyareti yapacağız. Ya bir arada güzel bir aile olabilelim diye uğraşıyordum işte. Tabii tabii. Gördük o güzel aileyi otel köşelerinde. Başka türlü olabilirdi ama. Baba benim öyle büyük hayallerim falan yoktu. Basit, sıradan bir aile olsak yeterdi bana.
Nereden çıktı o paket? Bırak o sigarayı. Benim hayatım. Karışma bana. Babanım ben senin, ver şunu. Al ya, al götüne sok. Terbiyesiz. Babanla nasıl konuşuyorsun ya? Kavga etmek beni 17 yaşıma döndürüyor. Dünyayla ilgili romantik hayallerimin olduğu yaşa. Duvarıma Brad Pitt Fight Club posteri asıyorum. Bak o battar hep boyaladım arkadaşım, asma poster. Ya siz eşyaların kölesi olmuşsunuz be, kölesi.
Şeker! Hadi bakalım! Harçlık yok sana! Hayatı o dizilerdeki gibi zannediyorsunuz. Değil hayali ikitlem. Yaşadık ve gördük. Hadi kızım aç kapıyı. Daha düzgün bir hayatı hak ediyordun. Valla bu romantiklik hiç yakışmıyor sana. Öyle mi? Aşk adam. Yalan, dolan, darmadağınlık, saçma sapan bir hayat kurdun bize ya. Bunun terapisi falan da yok işte. Olmasın. Gerçek hayat, gerçek aile budur belki.
Hadi gel konuşalım. Çok geç. O filmlerin, dizilerin vadettiği dünya gitti. Ve biz rehbersiz şekilde yaşam koçlarının ve Instagram psikologlarının insafına kaldık. Bak açma kızım. O hoparlörü açma. Komşular rahatsız olacak. Açmayacağım be. Kulaklıkla dinleyeceğim.
Bilmiyorum hayali kitlem. Belki de 17 yaşına dönmek istiyorum ama imkansız. Tekrardan filmler, diziler izleyip hayaller kurmak istiyorum ama çok geç. Şimdilik Brad Pitt posterime bakıp CD çalarımı dinliyorum. Belki de biraz anı yaşamamanın kimseye bir zararı yoktur. Evet, bazen anı yaşamamalıyız. O zaman, iyi geceler.
Misafir Odası bir Podb media yapımıdır. Ortak yapımcı Yağmur Dolkun. Yazan Volkan Çıkıntıoğlu. Yöneten Tunç Şahin. Ses tasarım ve mikser Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Proje süpervizörleri Tülin Özen, Tansu Biçer. Proje koordinasyon Şevval Balkan. Ses tasarım editörleri Tolga Can Bozca, Cemre Dalyan, Batuhan Kösegi. Reji asistanları İpek Turgay, Sıla Kenar.
Afiş, Onur Sipahi. Oyuncular, Umay, Aslı İnandık. Ülgen, Güven Murat Akpınar. İştar, Derya Alabora. Rıza, Serkan Keskin.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.