Podcast

370: Trend Spor: Süper Lig'de Utanç Haftası! Arda Güler Alkış Aldı

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Süper Lig'de saha dışı olaylar bitmek bilmiyor. Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan maç sonrası olaylar çıktı. Taraftarlar sahaya indi ve Fenerbahçeli futbolcular ile Trabzonspor taraftarları birbirine girdi. Hakemin ısrarla iptal etmediği ve bitirmek için ısrarla oynattığı maç sonunda yumruklar, tekmeler havada uçuştu. Kasımpaşa deplasmanında da Galatasaray son dakikalarda bulduğu golle kazandı ve ligde son 8 haftaya girilirken zirvede değişiklik olmadı. Futbol adına yüzümüzü güldüren gelişme ise yine İspanya'da yaşandı. Genç yıldızımız Arda Güler bu hafta da İspanyol basınının gündemindeydi...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.343 kelime · ~17 dk okuma

Trenspor'dan herkese merhabalar. Türk futbolu için yine berbat bir hafta. Berbat bir haftayı konu alacağız. Fenerbahçe Trabzonspor deplasmanındaydı ve yine maçtan sonra yaşanan olaylar, maç içinde yaşanan olaylar sahanın içinden çok daha fazla sahanın dışının gündem olduğu bir hafta. Galatasaray'da Kasımpaşa'yı deplasmanda 4-3 yendi. iki ekibi kazanmaya devam ettiler. Likte bitmesi 18 hafta kala ama herkes şu lig bitse de kurtulsak modunda yaklaşıyor. Böyle bir gerilim ve böyle tamamen sahanın içinden ve sahadaki güzelliklerden uzaklaşmış bir futbol ortamı söz konusu. Bir tek güzellikle ilgili İspanya'da oynayan genç wonder kitimiz, genç yıldız adayımız Arda Güler'in her hafta yaptığı güzel hareketler yüzlerimizi gülümsetiyor.

Bu haftada orta sahadan vurduğu bir şutla gündeme geldi. Bunları konuşacağız. Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor maçları ve Ardagüleri konuşacağız. Eşiktaş'ın da çok dramatik olayları oldu. Konuşulacak çok şey var. Başlayalım.

Normalde bir konuşma hep hazırlarım içerikle ilgili ciddi bir hazırlık yaparım her hafta birkaç sayfalık metinler olur önümde ve onlar üzerinden konuşurum ama artık gerçekten o kadar sıkıldım ki hiçbir şey hazırlamadan bu kaydı almak istiyorum çünkü okuduklarım çok şey okudum bu arada maç bittiğinden beri şu anda saat 01.24 Maç işte 22.30'da bitti. 3-4 saattir sürekli bir şeyler okudum, dinledim insanların konuşmalarını vs. ve hiçbirini notallasım gelmedi. Çünkü aslında neyin ne olduğunu hepimiz çok net bir şekilde görüyoruz, biliyoruz. Üzerine konuşulacak, analiz yapılacak bir durum söz konusu bile değil. Çok çirkin bir atmosfer var ve bu çirkinlik

Transkriptin tamamını oku

Maalesef bize gökten zembille inmedi. Bir gecede olmadı. Çok uzun süredir gelen bir çirkinlik bu. Maç sonu yayıncı kuruluşta Güntekin Onay'ın bir isyanı vardı. Diyordu ki bu toplum bu hale uzun sürede geldiğinden bahsediyordu o da. Dizilerde birçok genç örnek aldığı dizilerde işte kafaya sıkmak serbest, racon kesmem, kafa keserim sözleriyle karakterlerin cirit atması serbest. Mesela ama öpüşmek yasak. Böyle bir şiddeti güzelleyen bir ortamda, bir toplumda durumun buraya gelmesi çok doğal diyor. Doğru. Çok uzun süredir devam ediyor bu konular ve artık ne olsa şaşırmayacak duruma geldik ve öyle önlenmiyor ki bir gün sahaya giren biri veya sahadaki biri öldürülecek artık. Bunu bekliyoruz. Bizim güvenlik güçlerimiz, bu konularda sorumlu olan yetkililer birilerinin ölmesini bekliyor herhalde. İnanılmaz bir müsamaha var bu konuya. Akıl almaz bir oynatma isteği var. Bir şekilde oynatalım da bir şekilde maçlar oynansın da ne olursa olsun şeyi var. Herhalde ne olursa olsun da ki sınır ölüm. Yani biri ölmedikçe ne olursa olsun oynatacaklar. Kafalara çakmaklar, bıçaklar, sahaya bıçakla giren var, korner direğinin arkasını

Çok sivri bir ucu var korner direklerinin. O sivri ucu mızrak gibi kullanıp futbolcu üzerine saldıran gördüm bu maç sonunda. Her şey oluyor, her şey yaşanıyor. Ve ölüm olmadıkça herhalde hiçbir şey olmayacak. Çünkü bu maçı yöneten hakem biliyorsunuz 3 ay önce Halil Umut Meler Ankara gücü maçında Ankara gücü başkanı tarafından yumruklandı ve yardımcıları tarafından da yerde de tekmelendi. Yani tıpkı bugün yaşananların aynısı oldu. Ve hakeme yapıldı bu. Ve o Ankara gücü başkanı da eski milletvekiliydi zaten.

Demek ki yani yerde yumruklanmak, yerde tekmelenmek falan yeterli değil bir şeylere önlem almak için. Ölüm bekleniyor, öyle tahmin ediyorum. Ve bu hakeme bu maçta yönettiriliyor. Bu hakemin bu maçın ne şekilde yöneteceği çok bariz aslında. Psikolojik olarak çok zor durumda muhtemelen.

Ve adam bir şekilde maç bitsin de nasıl biterse bitsin modunda yaklaştı. Aslında maçı çok daha önceden 55. dakikalarda 60. dakikalarda falan 2-3 kez bitirecek olaylar fazlasıyla oldu. Yani oyunu durdurmak zorunda kaldı, su şişeleri yağarken. Özellikle yardımcı hakeminin kafasında patlayıcı madde patladı. artık torpil miydi o meşale miydi neydi bilmiyorum adamın kafasında omzunda neresine geldiyse böyle patlayıcı bir şey patladı ve yardımcı erkeme zoom yapıyor kameramanlar görüyoruz adamın durumundaki mutsuzluğu yüzünden okunuyor olayın saçmalığı

Ve orada oyun durmuyor. Nedense o maç bitirilmek zorunda. Maç 2-0 o sırada. Fenerbahçe önde. Trabzonspor'un top falan oynadığı yok. Bitirilmiyor o anda o maç. Niye bitirilmiyor bilmiyorum. Gidebilirsin soyunma odasına. Ne karar verirse TFF verir. Hükmen mağlubiyet mi verir? Kalan dakikaları seyirci size oynatma mı verir? Ne verirse versin. Niye devam ediyorsunuz ki o dakikaya kadar? Ne Trabzonspor taraftar galibiyet veya beraberlik veya bir puan isteğinde. Zaten öyle bir istekte olan taraftar takımı 2-0 mağlubken ve atak yapmak zorundayken niye oyunu durdursun ki?

Su yağdırıyorlar ve sürekli oyun duruyor. Bir şekilde Meşale'de attılar sahaya. Ve hakem Meşale'yi İsmail'in elinde gördüğü halde oyunu durdurmadı. Sonra oradan bir faal oldu ve Trabzonspor ilk golü buldu. 2-1 oldu maç. Ve bir şekilde o halhuyla bir olaylar vs. maç 2-2'ye de geldi. Sonra da 3-2 Fenerbahçe kazandı. Bir şekilde maçı bitirttiler ve bittiğinde de ne olduğunu gördük işte. Niye bu maçın iptal edilmediğini anlamak mümkün değil. Neden ısrarla oynatıldığını anlamak mümkün değil. Eğer sağ içindeyse konu mevzu sağ içinde ilk yarıda o bir sürü su şişesi oyunun içine atılana kadar sağın içine ceza sahasının içine meşale atılana kadar hakemin kafasında patlayıcı patlayana kadar oyunun oynanabildiği bir 50-55 dakikalık bölüm var. O bölümde çok net bir Fenerbahçe üstünlüğü

2-0'u bulmuş bir Fenerbahçe var. Oyun planı Trabzonspor'un tutmamış. Abdullah Hoca'nın planları yanlış olmuş. 2-0'dan sonra bir şekilde Trabzonspor geri döndü. İşte Cikun'un hatası var. O Meşale'deki olay var vs. Maç döndü 2-2. Sonra 3-2'de bitti. Oyunla ilgili çok konuşasım gelmiyor. Her iki tarafın da haklı olduğu itirazlar var. Sağ içindeki hakem kararlarıyla ilgili haklı oldukları itirazlar var.

Trabzonspor 7-3. golden önce Osterwolde'nin foul yaptığını söylüyor. Doğru. Cico'nun hamlesinin kırmızı kart olması gerektiğini söylüyor. Doğru. Şimdi oradaki karar da çok garip. Tamamen Eyyam üzerine ve Halil Umut Meral'in bir şekilde ortamı ona da biraz bal çalayım, diğerine de biraz bal çalayım diyerek kararları nasıl eğip büktüğünü gösteren çok güzel bir anlamı var bu pozisyonun. Cico eğer orada kafasına oyuncunun tekmeyle değiyorsa

O pozisyon penaltı artı kırmızı kart olmak zorunda. Eğer Jiko rakibinin yüzüne değmiyorsa o zaman çift vuruş olmak zorunda. Ya penaltı artı kırmızı kart vermek zorundasınız ya çift vuruş vermek zorundasınız. Penaltı artı sarı kart veremezsiniz. Mümkün değil yani mesela bu. Bu sırf işte Fenerbahçe'yi de fazla üzmeyeyim, Trabzonspor'unu da fazla üzmeyeyim diye yönettiğiniz bir maç. Fenerbahçelilerin İsmail'in elinde meşali varken ve hakem bunu görüyorken oyunu devam ettirmesi ve ilk golü o şekilde yemesiyle ilgili isyanı doğru. Trabzonspor'un Osterwolde'nin foul yaptığıyla ilgili 3. golden önce kızgınlığı isyanı doğru. Doğru, Trabzonspor'un attığı penaltıdan attığı ikinci gol öncesinde İsmail'in faal yapmadığı yönünde işte Fenerbahçelerin eleştirisi var. Trabzonspor'un yediği ilk golden önce işte o Seysemuel faal yapıyor vs. demişliği var. Hakem maalesef maçı çok kötü yönetti ama en kötüsü maçın ikinci yarısının başında Trabzonspor taraftarı futbol falan izlemek istemiyorken, sahada futbol damına da bir şey oynanmıyorken, yardımcı hakeminin kafasına patlayıcı madde gelmişken, Sahaya hem kornerlerde hem taçlarda bir sürü yabancı madde atılıyorken bu maçı ısrarla oynatmak istemesinin sebebi ne? Bunu çözemiyorum, bunu aklım almıyor. Neden? Avrupa'daki herhangi bir ligde olsa şunun onda biri kadar yabancı madde atılsa bu maç iptal edilir.

Ve federasyonları da karar verir. Hükmen mağlubiyet mi yazılacak? Seyircisiz olarak tekrar mı oynatılacak? Neden? Neden bu şiddet isteniyor? Neden yaşanmasına izin veriliyor? Ya bunu mesela şeyde anlamıyorum yani üst makamlar, hükümet yetkilileri falan da yani

Yöneticiler de böyle bir şey istememesi lazım ki seçime çok kısa bir süre kaldı zaten. Seçimi de etkileyebilir, kendiniz için de negatif bir durum. Niye buna engel olmuyorsunuz yani? Kavga, gürültü. Şu an Fenerbahçeliler isyan ediyor. Takımları çok büyük bir şeye uğramış. Haklılar. Sadece Fenerbahçeliler değil, tüm Türkiye'de futbolu, sporu seven herkes isyan ediyor. Neden? Niye yani bu oyun oynanıyor tam olarak?

Ve sürekli aynı şey yapılıyor. Bu arada bu işin poliganizm boyutu da bunu çok yükseltiyor. Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Fenerbahçelisi hepsi birbirine girmiş durumda şu konuda. Bunu geçtiğimiz programlarda da söylemiştim. Bazı kulüplerin bazı tribünleri net bir şekilde savunulurken, korunurken bazı kulüpler için benzer olmuyor. Mesela Konya Sporlu taraftarlarının paylaşımını gördüm. Çok haklılar. Konya Sporlu taraftarı Samsun maçından sonra sahaya girmiş. Bir olay da olmamış. Sadece sahaya girmiş. Sanırım kutlama amaçlı. Sahaya girdiği için 5 maç seyircisi ceza gelmiş. Mesela ağır bir ceza.

Trabzon Spor'da ise 2-3 yıl önceki şampiyonluk maçında da, Antalya Spor maçında da biliyorsunuz birçok taraftar sahaya girmişti. Ve o dönemde bunun cezası verilmediği için taraftarlar sahaya girilebileceğine artık inanıyor. O cesarete, o özgüvene sahip oluyorlar. Bunu daha önce Ankara gücü Beşiktaş-Josef de Souza olayında da, Ankara gücü taraftarı Icardi olayında da değinmiştim. Ankara gücü taraftarı için de böyle bir imtiyaz durum söz konusu. Nereden geliyor, nasıl geliyor, neden geliyor bunları bilmiyorum. Josep de Souza olayında hatırlarsınız tribünden 5 metre falan yükseklikten bir Ankara gücü taraftarı sahaya atlamıştı. Sahanın ortasına kadar, orta sahaya kadar koşmuş ve uçan tekmeyle önüne kim gelirse ona saldırmıştı. Ve Josep de Souza kendisini, takım arkadaşlarını neyse korumak için o da ona saldırmıştı. Beşiktaş futbolcusuydu o zaman Josep de Souza. Şimdi Başakşehir'de oynuyor. Geçmişte Fenerbahçe'de de oynamıştı. ve bu olay yaşandığında Fenerbahçeli ve Galatasaraylı Beşiktaş'ın rakibi olan ve sağ doyuyla yaklaşmak yerine hooliganizm ile yaklaşan herkes, o şekilde düşünen herkes demişti ki José Pessoa ceza alsın. Halbuki futbolcular sahanın içi futbolcuların evi dışarıdan birisi sizin evinize saldırsa

Hatta sahanın ortasına kadar, orta yuvarlağına kadar gelse yani sizin evinizin yatak odasına kadar koşsa ve size uçan tekme atsa siz karşılık verebilirsiniz. Ve siz karşılık verdiğinizde siz suçlu olmazsınız. O olayda Josef de Souza suçlu olmuştu ve ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmıştı ve Galatasaraylılar, Fenerbahçeliler o zaman el birliği verip de Beşiktaş'a destek olmamıştı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş kendi içinde savaştığı için Anadolu'da özellikle kendilerine karşı yapılan Bizans muamelesine ve gerçekten böyle hani sanki şeytanın takımı gelmiş gibi yapılan muamelelere maruz kalıyorlar ve birbirlerini bu konuda destekleme gibi bir durum görmüyorlar. Şimdi aynı Ankara gücü bu senede Galatasaray maçında daha henüz birinci, ikinci dakikada Galatasaray korner kullanıyordu ve Kerem Akturkoğlu'nun kafasına bir sürü çakmak yağıyordu.

Icardi'ye küfürler, sular, çakmaklar vs. atılırken Icardi dönüp bir hareket yapmış. Bu hareket nerede var, nerede yok, telefon çekimlerinde var tribünde, yayıncı kuruluşta var mı, yok mu belli değil. Yine Fenerbahçe ve Beşiktaşlıların yarattığı infial ile birlikte Icardi'ye ceza verildi. Halbuki Icardi değildi problemi yapan.

Daha maçın ikinci dakikasında korner kullanmaya giden futbolcuya çakmak yağdıranlar da ceza alması gereken. Ve Ankara gücü taraftarı yine ceza almadı. Icardi ceza aldı. Niye şiddet ve hooliganizm destekleniyor? Bir ay önce Ankara gücü tribününün hooliganizmi desteklendi. Şimdi de Trabzonspor oradan da cesaret alıp yapıyor. O taraftarlar onu da görüp sahaya atlarsan bir şey olmaz diye düşünüyor. Çünkü ceza verilmiyor. Burada bölüme küçük bir ara veriyoruz. Döndüğümüzde devam edeceğiz.

Bir dönem Türkiye'deki tribün olayları azalmıştı. Ben 25 yıldır Süper Ligi takip ediyorum yaklaşık. Çeyrek asır oldu. 90'ların ikinci yarısından itibaren izliyorum. Ve bir dönem gerçekten azaltılmıştı bu tribün olayları. Mesela 90'ların sonlarında ve öncesinde, 90'lardan önce de çok fazla tribünde küfür olurdu. Organize bir şekilde küfür olurdu. Sonra küfüre anonsla uyarı geldi. Sonra küfürden dolayı saha kapatmalar geldi. Kapanan sahalara kadın ve çocuk seyirciler alalım.

gibi fikirler oldu. Nedense beğenilmedi bu ve daha sonra saha kapatma olayı kaldırıldı. İşte 10 sene önce falan. Saha kapatmayalım dendi. Ve taraftar ne yaparsa yapsın hep yanına kar kaldı son 10 senede. Ve bu şiddet tırmandırılarak, desteklenerek bu boyuta geldi ve başında da dediğim gibi artık ölüm bekleniyor. Bu holiganlara ceza vermek için birilerinin ölmesi bekleniyor.

Çünkü Ankara gücü taraftarı çakmak yağdırdığı için korner atan futbolcuların kafasına ve yeterince kızdırıp küfür ettiğinde karşılık gördüğü futbolcuya ceza verdirtti Icardi'ye. Saha içindeki oyuncu hiçbir şekilde korunmadı ve Josep de Souza bugün isyan ediyor. Diyor ki ben o gün takım arkadaşlarımı ve kendimi korumaya çalışmıştım. Ve fakat tekrar diyor ki birçok Fenerbahçe taraftarı ben takım arkadaşlarımı koruduğum için ceza almamı istemişti. Bugün onların yüzlerini görmeyi isterdim diyor. Çok haklı bu konuda. Bu Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarlarının birbirlerine yaptıkları bir ceza aynı zamanda.

İşte Icardi olayı, Josef olayı, bugünkü olay, Fener 3'ü de yaşıyor. Ve evet, Brito Samuel çok sert vuruyor. Osterbolde yerde yatan ve kendisinden 10 metre uzakta olan birine koşa koşa gidip tekme atıyor falan. Evet çok sert darbeler. Fakat 90 dakika boyunca adamlara sürekli yabancı madde attınız, sürekli küfür ettiniz. Kaleciği yerde yatarken, Libekovic ayağa basılmış, burkulmuş. Yerde yatarken

Suratına yabancı madde gelmiş, çenesinden kan akıyor. Sizin futbolcunuz, Trabzonsporlu futbolcular adamın kafasında bekliyor ona müdahale gelmesin diye. Bu oyuncular bunları görmüş. Kalecisinin alnından çenesinden akan kanı görüyor. Bütün bir 90 dakika boyunca full adrenalinle bu oyunu oynuyor. 90 dakika boyunca küfür yiyor, 90 dakika boyunca su şişesi geliyor. Yetmiyor, adamlar sevinirken bir de üstüne saldırıyorsunuz. O anki reaksiyonla

sabırlı davranamayabilir. Bazıları sakin ve sabırlı kalıp soyulma odasına koşmuş, gitmiş. Bazıları o artık dayanamamış ve kendi yatak odasına giren, kendi evine girenlere karşılık vermiş. Verdikleri karşılıklar bazı oyuncuların, Oster Wolle'nin evet çok yapmaması gereken şiddette gidip işte 15 metre, 20 metre ama önce bu değil.

Önce adamın evine giren hırsız suçlu. Bunu Ankara Gücü taraftarı için de söylüyordum. Şimdi Trabzon Spor taraftarı için de. Huliganizmi yapanlar için söylüyorum. Ankara Gücü, Trabzon, X, O, Bu, Y şehri diye değil. Türkiye'de desteklenen huliganizm yüzünden. Ve Güntekin Onay'ın dediği gibi. Bu gençler o racon kesmem, kafa keserim dizileriyle büyüdüler.

Bundan 10-15 yıl önce 20 yıldır süren diziler bugün tribünde 20'li 30'lu yaşlarında 40'lı yaşlarına gelmiş huliganları büyüttü. Ve sahaya atıyor şimdi o huliganları bu diziler, bu toplum. Söyleyecek bir şey bulamıyorum açıkçası. Çok üzücü bir durum.

Maçla ilgili konuşacak şunu söyleyebilirim. Maçın ilk yarısında Abdullah hocanın Mendy'yi orta sahada oynatacağını tahmin ettim. Hafta boyunca yaptığım yayınlarda. Çünkü çok uzun süredir Mendy ile Stoppard'ı Denzil oynuyordu. Ama Mendy'yi sezonun ilk yarısındaki Fenerbahçe maçında olduğu gibi orta sahada kullanabileceğini tahmin etmiştim. Orta sahada daha sağlam, daha sert oynayabilmek için.

Bu tahminim tuttu fakat Pepe ve Ennis'i kullandı önde. Çok uzun süredir 4-3-3 oynatan Abdullah Avcı bu maçta 4-2-3-1 gibi bir düzen denedi ve rakip stoperlere, Fenerbahçe stoperlerine ikili baskı yapmak istedi Pepe ve Ennis ile birlikte ve bu baskı hiç iyi yapamadılar. Onun yapamadıkları gibi Mendy ile Berat sürekli yerleşimlerde hata yaptı. İlk golde Fred'in önünü bomboş açıyorlar, Berat gömülüyor, Mendy kimi tuttuğunu bilmiyor. İkinci golde yine Fred'in önü, koşu yolu bomboş. Yine markaj hatası çok, paylaşım hatası çok bariz. Taktik olarak ilk yarıda yenilen bir Abdülhavcı ve Trabzonspor vardı. Taktik olarak çok net bir problem yaşadılar. Biraz overthinking gibi olmuş. Pep Guardiola'ya oluyor bazen maçla ilgili düşünceleriyle çok fazla değişiklik yaptığında düşündüklerinin hiçbiri gerçekleşmiyor gibi bir durum olabiliyor. Sanki Abdülhavcı'da da böyle bir durum olmuş. İkinci yarıda evet, Geri dönüş söz konusu ama o geri dönüş işte biraz kabul edelim ki hahu ile olmuş bir geri dönüş yani baskı yabancı maddeler işte duran top vesaireyle gelmiş bir geri dönüş ve 2-2 bulduktan sonra

Yine Trabzonspor A'a kazanacağız galiba deyip geri pas yan pas yapmaya başladı. Böyle bir problemleri var. Çok yavaş hücum ediyorlar. Çok yavaş hücum ettikleri 2-2 olduktan sonra tekrar oyun oynamaya döndüğünde tekrar Fenerbahçe üstünlüğü aldı. Bir geri pas yan pas başladı tekrar ve yapılan bir top kaybı sonrasında bir pozisyon tekrar uzun atılan bir top ve Fenerbahçe

Üçüncü golü de buldu. Bu arada üçüncü gol öncesinde Uğurcan'ın çıkamadığı yan topta da büyük bir hatası olduğunu söylemek lazım. Berat öndirekte karşılıyor. Top ta gökyüzüne kadar çıkıyor. Orada kalesasının önüne düşüyor. Ve Uğurcan oraya kollarının da avantajını kullanarak çıkıp da bir yumruk bile atamıyor topa. Orada Serdar Dursun topu indirip golü buluyor. Yani Uğurcan'ın bu seneki derviş performansı da bayağı zayıf kaldı açıkçası. Bu şekilde bir

Derbi oynandı. Gündüz Kasımpaşa-Galatasaray maçı vardı. O da çok ilginç bir maçtı açıkçası. Ona da biraz değinmek lazım. Galatasaray 4-3 kazandı. Tam aslında beklenen bir skor. Kasımpaşa'nın çok golcü, çok ofansif olarak güçlü bir takım olmasıyla birlikte bitiriciliği de çok yüksek bir takım olmasıyla birlikte savunmada da çok problem yaşayan bir takım olduğunu biliyoruz. Pendik Spor'dan sonra açık oyunda en çok pozisyon veren, duran top savunmasında da pozisyonlar veren bir takımdı. Kasımpaşa ve yine dört tane gol yediler, üç tane de attılar. Galatasaray'da birçok oyuncu belki sezonun en kötü maçını oynadı. Mesela Fernando Müslüren kesin olarak sezonun en kötü maçını oynadı kendi açısından. İki tane golluk hata yaptı, birini atabildi Kasımpaşa. Kerem Aktürkoğlu bence sezonun en kötü maçını oynadı. Çok sayıda pas hatası ve bence savunma desteği de zayıftı. Orta saha çok yalnız kaldı Galatasaray'da. Stoperler çok geride bekledi. Nelson ve Berkan çok geriye de karşıladı rakibini.

ve hatlar arasında çok büyük kopukluklar oldu Galatasaray için. Savunma çizgisiyle forvet çizgisi arasında çok mesafe kaldı ve çok geniş bir mesafeyi Torreira ile Kerem Demirbay savunmak zorunda kaldılar. Bu da Galatasaray'ın çok fazla geri koşmasına, çok fazla atak yemesine, geçiş yemesine sebep veren olaydı. Maçın 4-3 Galatasaray'la yine bitmesi biraz oyuncuların bireysel kalitesiyle biraz da bu maç özelinde Galatasaray'da şans faktöründe yanında olduğunu düşünüyorum açıkçası.

Hem Mertensin hem Aytac'ın golleri güzel gollerdi. Icardi mesela maçın ilk yarısında çok kötü oynamasına rağmen ikinci yarıda da bambaşka bir şekilde oldukça iyi oynadı. Penaltıyı kaçırmasına rağmen ikinci yarının hemen başında da iyi başladı. Yani hava toplarını aldı daha etkili oynadı sanki devre arasında bir şey olmuş. Okan hoca belli bir konuşma mı yaptı bir şey mi bilmiyorum. İlk yarıyla ikinci yarısında çok fark vardı.

Barış Alper yine bence bir düşüş içerisinde bence kötüydü. Sağ beke geçtikten sonra üçüncü golden net bir hatası var. Nadir Galatasaray'da iyi oyuncular. Mertens yine çok iyi. Bir gol, bir asist, iki golü çok iyi. Icardi'nin iki golü oldukça iyi. Derik Kön etrafında bu kadar oyuncular kötü oynuyorken bence oldukça iyi idare etti. Ama hani bu üç isim dışında çok fazla sayamıyorum. Demirbay ve Torreira kötü oynadılar. Özellikle Demirbay çok top kaybı yaptı ama onlara mesela

Çok fazla suç yükleyemiyorum çünkü Demirbay ve Torayla bu maç inanılmaz şekilde çok yalnız bırakıldı. Çok geniş bir alanı onlar savunmak zorunda kaldı. Bir nevi takım arkadaşları onları yüzüstü bıraktı bu maçta. O yüzden onlara çok bir eleştiri getirmek istemiyorum. Sonradan oyuna girenler maç kazandırdı. Zaha'nın aldığı penaltı artı kırmızı kart. Bunu aynısını Max Lunat depresmanında da yapmıştı. Wink'e karşı orada net fiziksel üstünlük kurdu. Onu aldı. Ziyeh'in üçüncü golden önce Icardia'ya kestiği kaliteli orta söz konusu.

Onların girmesi ve Carlos Vinicius'un da girip hem pozisyonlarda 2. center for olup oralarda fiziksel üstünlük kurması ve golünü dağıtmasıyla oyuna giren 3 oyuncu da Galatasaray'in maça almasında büyük katkı sağladılar. Çok garip bir maçtı bu arada. 4-3'den sonra bile Galatasaray 10 kişilik Kasımpaşa'ya kontra ataklar falan verdi. 6-7 kişi hücuma çıkıp geride eksik yakalandıkları oldu. 96-5'de 6'da falan. Garip bir maçtı ve Galatasaray 4-3 kazandı. Bu maçla ilgili de ahkem konuları konuşuldu ama bence bu maçta öyle çok ahkemlik bir şey yoktu açıkçası. Kasımpaşa iki maç üst üste hem Fenerbahçe maçında iki maç üst üste derken yakın dönemde iki büyük rakibine karşı hem Fenerbahçe'ye karşı hem Galatasaray'a karşı son dakikalardaki ahkem kararlarıyla yenik düşmekten dolayı belki biraz isyanlardı ama bence burada sağ bekleri Wink'in daha böyle bariz bir hatası yüzünden. 10 kişi kallar.

Ve sonra da savunma problemleri. Maçın bence genelinde çok iyi oynayan Porozo'nun o son gol öncesinde geçtiği ıska. Biraz işte o ıska da işte şanssızlık da aynı zamanda aynı zamanda kalitesizlik de oluyor. Ama yani Mustara da çok büyük hata yaptı. Yani Mustara da Porozo'nun Icardi'ye çarptırıp attığı golde o da ıska geçti. Ve yapmayacağı bir hata normalde o kalitede bir kalecinde ama olabiliyor. Şanssızlık Kasımpaşa. Şanssızlık demişken bu hafta tabii Beşiktaş'ın şanssızlığına da değinmezsek olmaz.

Beşiktaşlılar için gerçekten çok üzücü bir sezon. Hem Jadson Fernandes'in yaptığı penaltı akıl alır gibi değildi hem de son saniyede Milo Traşista'nın kullandığı penaltıda topun iki ayağını birden çarpması gibi büyük bir şanssızlığı yine Beşiktaşlılar yaşadı. Ama Beşiktaş'la ilgili çok uzun bir konuşma, çok uzun bir analiz reservi yapmak istemiyorum çünkü Beşiktaşlılar bile dinlemek istemiyordur şu anda bu konuları. O yüzden milyaradan sonra tekrar Beşiktaş ile ilgili daha detaylı konuları konuşuruz. Son olarak bu bölümü bitirmeden önce yine Arda Güler'e değinelim. Arda Güler'in attığı çok güzel bir şutu var. İspanya basınında da, Türk basınında da tabi ki gündeme yerleşti. Orta sahadan

Bir şut attı, Real Madrid forması giyen milli oyuncumuz ve top üst direkte patladı. Ve hem yine yedek kulübesinde takım arkadaşlarının reaksiyonunu görmelisiniz hem de maç sonu açıklamalarında Carlo Ancelotti'nin kendisi hakkında söylediklerini dinlemelisiniz. Carlo Ancelotti bizim için Goldo diyor ve 19 yaşında bir oyuncunun Bu cesaretle oradan şutu denemesi çok özel bir olaydı diyor. Arda'nın büyümesi devam ediyor. Artık süre adı almaya başladı. Gol de attı. Spektaküller hareketler de yapıyor ve gündem oluyor. Yüri 2024 öncesi bunların yaşanması gayet hoş. O açıdan umarım milli takım arasında da Arda Güler'in milli takım formasıyla yaptığı güzel işleri konuşuruz diyorum. Gelecek hafta umarım gündemimiz sahiçi olabilir diyorum. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Gelecek hafta

Yeni gündemlerde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)